Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Şubat 2010. Bir Müslüman, yaklaşık 14 milyar yaşındaki uzayda ortalama 70 yıl dünya hayatı yaşatılmasının, sonrasında da ebedi ahiret hayatı yaşatılacağının,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Şubat 2010. Bir Müslüman, yaklaşık 14 milyar yaşındaki uzayda ortalama 70 yıl dünya hayatı yaşatılmasının, sonrasında da ebedi ahiret hayatı yaşatılacağının,"— Sunum transkripti:

1 Şubat 2010

2 Bir Müslüman, yaklaşık 14 milyar yaşındaki uzayda ortalama 70 yıl dünya hayatı yaşatılmasının, sonrasında da ebedi ahiret hayatı yaşatılacağının, neden ve niçinlerini bilmelidir… Bu 2.Bölüm’de “Kâinatın Yaratıcı” ve “özel yaratık insan” üzerinde duracağız…

3 KÂİNATIN YAPIMCISI “ATOMLAR” OLABİLİR Mİ? 1. BÖLÜM Daha önce; kâinattaki her şeyin “yapı taşının” elementler olduğunu söylemiştik. Bir diğer ifade ile; elementi oluşturan atom ve onu da oluşturan protonlar, nötronlar, elektronlar ve atom altı parçacıklar kâinatın omurgasıdır… Bunlar (proton, nötron, elektron) kâinatın ilkleri ise; kendileri nasıl meydana geldiler, bir yaratıcısı yok mu? Var sayalım ki bunlar tesadüfen oluştular, tesadüfen bir araya geldiler ve… CAN SIKINTILARINI GİDERMEK İÇİN DE AŞAĞIDAKİ KARARLARI ALDILAR(!) “Haydi birleşerek atomu oluşturalım, oradan molekülü ve maddeyi, oradan gök cisimlerini oluşturalım. Birbirimize çarpmamak için de hesapladığımız yörüngelerimizde belli bir hızla hareket edelim. Çeşit olsun diye de bazılarımız “insan”, bazılarımız “hayvan”, bazılarımız “bitki” şeklini alsın.” Başlangıçtaki sorumuza dönersek “Kâinatın yapımcısı atomlar olabilir mi?”… Cevap: Hayır…

4 İNSAN EŞYANIN YAPIMCISIDIR İNSAN, ÖNCEDEN YARATILMIŞ MADDELERİ ŞEKİLLENDİREREK EŞYA YAPABİLİR; ZAHİREN SAHİBİ DE OLUR. Örnek: Ahşap Masa İnsan doğada bulunan ağaç gövdesini işleyerek kereste haline getirir ve uygun boyutlarda keser; mevcut demiri işleyerek çivi haline getirir; daha sonra çivilerle ahşap parçalarını birleştirip masayı oluşturur… Üretici olarak masanın sahibi odur. Onu kullanır veya bir bedel karşılığı başkasına verebilir. İNSAN HADDİNİ BİLMELİ VE AÇIK – GİZLİ İLÂHLIK TASLAMAMALIDIR Ölümlü olan insan (vücudu dahil) hiçbir şeyin gerçek sahibi değildir. O, sadece takdir edilen bir zaman aralığında kâinatın kullanıcısıdır… ● ● Yıldızların birbirlerine çok uzak olduklarını, gruplar (Galaksiler) oluşturduklarını ve her gök cisminin dışının boşluk olduğunu biliyoruz. Makro sistemdeki bu yapılanma, mikro sistemdeki atomlara ne kadar da benziyor. ● ● Gezegenlerin güneş etrafındaki hareketleri, atomlardaki elektronlarının çekirdek etrafındaki hareketine benzemiyor mu? Tek elden çıktıkları ne kadar da belli… ● ● Kâinatın sırları çözüldükçe, insanın hayranlığı daha da artmaktadır. Edinilen her yeni bilgi, kâinatta tesadüflere yer olmadığını ispatlıyor. (Bir örnek: İnsanın tek bir DNA molekülünde, tam bir milyon ansiklopedi sayfasını dolduracak miktarda bilgi bulunur. Bunu hangi tesadüfler sağlayabilir?) ● ● Özetle; kâinat (makro ve mikro sistemleriyle) bir plan dahilinde oluşturulmuş ve plana uygun işletilmektedir.

5 YARATICI GÜÇ ● ● Bir atomun içindeki elektronlar saniyede km hızla hareket etmelerine rağmen birbirleriyle çarpışmıyorlar. Benzer şekilde; aynı galaksi içinde hareket halinde olan milyarlarca yıldız birbirleriyle çarpışmıyor. Hâttâ, kâinatta milyar kere milyar kere milyar adedince yıldız olmasına ve hareket halinde olmalarına rağmen, birbirleriyle çarpışmıyorlar. ● ● Güneş, dünya ile arasındaki mesafeyi biraz değiştirse; insanlar ya pişecek; ya da donacak. Ama güneş mesafeyi koruyor. ● ● Atmosferi oluşturan gaz molekülleri hareket halinde olmalarına rağmen, yerin çekim kuvveti sebebiyle dünyayı terk edemezler. Yer çekim kuvveti “biraz mola verse”; gaz molekülleri dünyayı terk ederek uzaya kaçacağından yer atmosfersiz kalır. Bu durum; tüm insanların 3 dakika içinde havasızlıktan ölmesi demektir.

6 VAHİYDEN… “Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O’nundur.” “Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz…” “Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, O’nun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.” EZELİ ve EBEDİ OLAN, SADECE YÜCE ALLAH’TIR.

7 ÖZEL CANLI 2. BÖLÜM İnsanı bitki ve hayvandan farklı kılan elementler değil, Yüce Allah’ın iradesidir. Dünyanın bilinen en büyük cüsseli yaratığı dinozor şeklinde yaratılsaydık halimiz ne olurdu? Kuş şeklinde yaratılsaydık halimiz ne olurdu? Göklerde uçmak hoşumuza gidebilirdi. Ancak yerde ne yapacaktık? Kuş vücudu üretim yapmaya değil, avlanmaya uygundur. Leş yemeye devam edecek olduktan sonra akıl ne işe yarar ki? En basitinden ayağımıza batan dikeni çıkaracak “cımbızı” üretecek ve kullanacak el yapısı yoksa; koca cüsse ne işe yarar ki?

8 İnsan “doğanın kendine lazım olacak kısmının sırrını çözerek” ve “doğayı doğru kullanarak” hayatını sürdürmekle yükümlüdür. İnsan bunu yaparken vücudunu zararlı eylemlerde kullanmamalıdır… İnsana verilen özelliklerden biri olan akıl; insana, “düşünebilme” ve “seçebilme” kabiliyeti kazandırır. Yani insan; iyi - kötü, doğru - yanlış, faydalı - zararlı olanı ayırt edebilir ve istediğini seçebilir. İNSAN İNSAN ● ● İNSAN, makro yapı uzaydan, mikro yapı atoma kadar ne varsa hepsini tanıyabilecek, bunları kullanabilecek kapasitede YARATILMIŞTIR. ● ● İnsanın yapısı (bedeni) diğer canlılardan daha üstündür. ● iman eder ibadet eder doğayı doğru kullanırsa eşrefi mahluk ● İnsan üstünlüğünü esas ruh yapısı ile kazanır. İnsan, Yaradan'ını (Allah’ı) tanır (iman eder), O’nun istediklerini yerine getirir (ibadet eder) ve O’nun kurallarına uyarsa (doğayı doğru kullanırsa) “eşrefi mahluk” (yaratılmışların en şereflisi) olur. ● ● İnsanın maddi boyutunun kâinat içindeki yeri “toz zerresi” kadar bile değilken; bu şerefin insana verilmesi Yüce Allah’ın bir takdiridir.

9 YAPAR DA YIKAR DA Radyasyonun bazı hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğini keşfeden insan; onu tıpta kullanarak, insana faydalı olmaktadır. Radyasyonun bomba yapımında kullanılabileceğini keşfeden insan; onu silah olarak kullanarak, aynı anda binlerce insanı öldürebilir. ÖRNEK İnsan özel olduğunun farkında mı? İnsanı “özel yapan” nedir ki, vahiy ona gönderildi?

10 Bir bitki genetik yapısının gereğini yerine getirir. O, meyve verir, havayı temizler, yağmuru dengeler, kereste olur, yakacak olur, mikroorganizmayı besler vs… Bir bitki tüm bunları niçin yaptığını bilmez GÖREVİ budur; yapmam diyemez YETKİSİ yoktur. Ürün veremezse SORUMLULUĞU yoktur. İNSAN NİÇİN ÖZELDİR? Bir hayvan genetik yapısının ve içgüdüsünün gereğini yerine getirir. Genelde bir diğer canlının besin kaynağıdır. Onlar, ekolojik dengeyi sağlar, mikroorganizmayı besler. Örneğin; bir arı niçin bal yaptığını bilmez GÖREVİ budur. Bir inek irade koyarak süt yapmam diyemez; YETKİSİ yoktur. Yılan ısırırsa; SORUMLULUĞU yoktur. Mikroskobik canlılar, çürütme özellikleri ile ölmüş hücreleri parçalayarak bitki köklerinin alabileceği hale getirir. Bu dönüşüm bitkiler için bir gıda temini olması yanında, doğanın “kendi çöpünü” temizlemesidir. Böylece bitkiler hayvanlara ve insanlara gıda temin ederken, hayvanlar da diğer hayvanlara ve insanlara gıda olur. Sonuçta, ölen canlılar mikroorganizmaların gıdası olarak görevlerini yapmış olurlar… Bu döngü “sünnetullah”tır (Allah’ın kanunudur) ve kıyamete kadar devam edecektir. Ya insan?

11 İNSAN NİÇİN ÖZELDİR? CANLILARGÖREVİYETKİSİSORUMLULUĞU BİTKİVARYOK HAYVANVARYOK İNSANVAR Not: Yetki, “tercih edebilme” veya “bir işi yapma niyeti” ortaya koyabilme özelliğinin olması” anlamında kullanılmıştır. ● ● İnsan, niçin var olduğunu sorgulayabilecek; kâinatın bir sahibinin olduğunu (Allah’ın varlığını) “hür iradesiyle” kabullenebilecek kapasitede bir canlıdır. ● ● İnsan, yetki kullanabilecek kapasitede bir canlıdır. ● ● İnsan, sorumluluğun ne olduğunu bilebilecek (mükafat ve cezayı idrak edebilecek) kapasitede bir canlıdır. ● ● Allah, akıl ve iradeyi yalnızca insana vermiştir. İnsan, bu özelliğiyle iyi olanı da seçebilir, kötü olanı da. İnsanın bu seçme özgürlüğüne “cüz’î irade” (kişinin bireysel isteği veya bir işi yapma niyeti) denir. ● ● Bazı insanlar, hiçbir kural tanımadan (sorumluluk taşımadan) yaşamak isteyebilir. Bu istekleri onları “sorumluluktan” kurtarmaz. ● ● Her yaratılan bir kurala göre hareket eder. İnsan için de kurallar vardır. O, sınırları belirlenmiş bir hayatı “imtihan için” yaşayacaktır (Daha geniş bilgi için “İNSAN ÖLÜR MÜ?” konusuna bakılabilir.) Çizelge: Canlıların Tasnifi

12 SINIRLARI KİM BELİRLEYECEK? İNSANIN GÖREVİ İnsan MÜMİN olmalıdır. Yani; Allah’a, Peygamber’ine ve O’nun haber verdiği şeylere gönülden inanıp, kabul ve tasdîk etmelidir. İNSANIN YETKİSİ İnsan-Yaratıcı, İnsan-İnsan, İnsan-Doğa, ilişkilerinde kendisine verilen “seçme hakkını” doğru kullanmalıdır. İNSANIN SORUMLULUĞU İnsan, tercihlerinin bu dünyada ve ahirette karşılığını (mükafat veya ceza olarak) alacağını bilmelidir. ALLAH’IN İNSANDAN İSTEDİKLERİ ● ● Kâinatı ve içindeki sayısız varlıkları yaratan Yüce Allah’ın, insanı da “özel bir canlı” olarak yarattığını söylemiştik. ● ● Yüce Allah, insana muhteşem özellikleri olan beyin ve beden vermenin yanında, mikro’dan makro’ya kadar tüm yarattıklarını da onun hizmetine sunmuştur. Karşılığında tek bir isteği vardır; “kendisine gönüllü kulluk yapılması”. ● ● Yaratıcı olarak insanı insandan daha iyi bilen Yüce Allah, insan için neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu en iyi bilendir. Yüce Allah, vahiy yoluyla Kur’ân’ı göndererek insanlara “yol haritası” çizmiş ve Peygamberini de rehber yapmıştır… İnsan, bu yolda kalarak “kulluk yapmalıdır”. KULLUK Allah’a eş koşmadan O’na iman etmek, O’nun yap dediklerini yapmak ve yapma dediklerini yapmamaktır. İNSAN KULLUK İÇİN YARATILMIŞTIR

13 Kölelik, “iradesiz itaat” kulluk “gönüllü bağlılık” olarak tanımlanırsa İNSAN KENDİ KENDİNE YETEMEZ Sana irade verilmedi; sen bir kölesin… İstesen de istemesen de iman edeceksinSana akıl, idrak, seçme hürriyeti vb. verildi; doğru yol gösterildi; iman et, kul ol, her iki hayatını da kurtarİman etmen istendi, etmedin. Bu tercihinin sonuçlarının neler olacağı sana bildirilmişken sen yine de bu yolu seçtin. Rızkın iptal edilmeden, ömrünü istediğin gibi yaşamana izin verilecek. Ama, ahirette bunun hesabını vereceksin Dini kaynaklar incelendiğinde şu sonuçlara varırız: “Sana irade verilmedi; sen bir kölesin… İstesen de istemesen de iman edeceksin” denilmiyor. Aksine; “Sana akıl, idrak, seçme hürriyeti vb. verildi; doğru yol gösterildi; iman et, kul ol, her iki hayatını da kurtar” deniliyor. İman etmemiş olanlara da; “İman etmen istendi, etmedin. Bu tercihinin sonuçlarının neler olacağı sana bildirilmişken sen yine de bu yolu seçtin. Rızkın iptal edilmeden, ömrünü istediğin gibi yaşamana izin verilecek. Ama, ahirette bunun hesabını vereceksin ” deniliyor. VAHYİN MESAJINI YORUMLAMAK Ateist (Allah’ın varlığını kabul etmeyen) insan; bu tercihi ile “Allah’a kul olmamayı” seçmiştir. Yani, isyandadır. Hem Allah’ın nimetlerinden faydalanacaksın, hem de isyanda olacaksın. Bu “iki yüzlülük” değil mi? YARATICIYI KABUL ETMEDİĞİNE GÖRE, “NİMETLERİNİ DE KABUL ETMİYORUM” DİYEBİLİR MİSİN? “EVET” Mİ DEDİN? Yüce Allah, seni dev bir cam fanus içine koyup; “Havayı sen yaratmadığına göre fanusun havasını boşaltıyorum. Yaşamak istiyorsan kendi havanı kendin yap” dese. Havasız ortamdaki halin ne olurdu?.. Sadece 3 dakika daha yaşardın…

14 ŞÜKÜR NEDİR? Mümin, Yüce Allah’ın yap dediklerini yapar, yapma dediklerini yapmaz. Bu davranış biçimi aynı zamanda bir ibadettir. Mümin, diğer insanlarla Yüce Allah’ın çizdiği sınırlar içinde doğru ilişkiler kurar. Bu tutum; “kul hakkına saygı” olup, aynı zamanda bir ibadettir. Mümin, doğanın sahibi değil; geçici kullanıcısıdır. Onu israf edemez, kirletemez. Doğayı doğru kullanmak, aynı zamanda bir ibadettir. Mümin – Yaratıcı İlişkisi Mümin – İnsan İlişkisi Mümin – Doğa İlişkisi

15 ELİNİZDE… Düşünen bir Müslüman, Allah’ın yasaklarından uzaklaşırken “yap” dediklerine de yaklaşır. Yani; Allah’ın rızasını kazanmak ister… ● ● Ahiret hayatını kabul etmeyen veya unutan kimselerde zaman içinde “kibir” oluşur. ● ● Aklı putlaştıran bu tipler, zamanla “kendi hukukunu ve ahlâk anlayışını” oluşturur. Bu aşamadan itibaren onları tümüyle nefisleri ve şeytan yönetmeye başlar. ● ● Şeytanın yönettiği akıl, kişiyi hak ve hakikatten saptırır. Sapkınlık “her an ve her konuda günah işlemeyi” kişi için meşrulaştırır ve günahı alışkanlık haline getirir. ● ● Alışkanlık haline getirilmiş “günahlar” sahibini adım adım inkâra sürükler.

16 KENDİMİZE SORALIM ● ● Yüce Allah, imtihan edildiğimiz bu dünya hayatından (sıramız gelince) bizi çekip alacaktır. Yani, hepimiz öleceğiz. Bunun aksini savunabilir miyiz? ● ● Cennet hayatının “ebedi nimetleri” yanında, dünyadaki ibadetler nasıl sıkıntı olur ki? Veya; nefis ve şeytana rağmen ibadetlere devam daha akıllıca olmaz mı?… ● ● Beni “cehennem azabına” götürecek davranışlarımın bu dünyada bana vereceği mutluluk nedir ki? Nefsimin istediği “dünya zevkleri” için “cehennem azabını” talep etmem akıllıca olur mu? HERKES KENDİ NİYET VE DAVRANIŞLARINI KENDİSİ VE TOPLUMU İÇİN YENİDEN GÖZDEN GEÇİRMELİ. “ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLÜRSE KÂRDIR” DİYEREK TÖVBE EDELİM VE HAYATIMIZIN KALAN KISMI İÇİN YENİ BİR BEYAZ SAYFA AÇALIM. UNUTULMASIN, ALLAH’TAN ÜMİT KESMEK KÜFÜRDÜR…

17 Faydalandıklarıma teşekkürlerimle... Şubat 2010


"Şubat 2010. Bir Müslüman, yaklaşık 14 milyar yaşındaki uzayda ortalama 70 yıl dünya hayatı yaşatılmasının, sonrasında da ebedi ahiret hayatı yaşatılacağının," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları