Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

MARIE CURIE 7 Kasım 1867 tarihinde Polonya'nın Varşova kentinde dünyaya gelen doğduğunda adı Maria Skłodowska olan Marie Curie, ablası Brenya ile birlikte.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "MARIE CURIE 7 Kasım 1867 tarihinde Polonya'nın Varşova kentinde dünyaya gelen doğduğunda adı Maria Skłodowska olan Marie Curie, ablası Brenya ile birlikte."— Sunum transkripti:

1 MARIE CURIE 7 Kasım 1867 tarihinde Polonya'nın Varşova kentinde dünyaya gelen doğduğunda adı Maria Skłodowska olan Marie Curie, ablası Brenya ile birlikte öğretmen anne-babanın eğitimi ile yetişti. Gençlik yıllarında Varşova Rus yönetimi altındaydı. Siyasi aktifliği, Varşova'dan ayrılmasını gerektirdi. İlk olarak Krakowa giden Maria orada istediği bilimsel eğitimi alamayacağını gördü. Ailesinin parasal desteğinin az olması sebebiyle Paris Sorbonne'da tıp eğitimi alan ablası Brenya'ya eğitiminde yardım etmeye karar verdi. Ablası da karşılığında matematik ve fizik eğitimi alması için yardım edecekti yılında Paris’e ablasının yanına gitti. Küçük bir tavan arasında kötü koşullarda yaşayarak eğitimini sürdürdü. İki yılda sınıfının birincisi olarak fizik derecesi aldı yılında ikinci derecesi olan matematiği de bitirdi. Bir sonraki hedefi ise öğretmenlik diploması alıp Varsova’ya dönmekti yılında, kardeşi Jacques ile piezoelektriği (bazı malzemelere (özellikle kristaller ve belirli kristaller; kemik gibi) uygulanan mekanik stres sonucunda, malzemenin elekrik alan ya da elektrik potansiyel yaratma yeteneği) keşfeden, Endüstriyel Fizik ve Kimya Okulu laboratuvarının başkanı olan Pierre Curie ile tanıştı. Temmuz 1895’te Pierre Curie ile evlendi. Alman Fizikçi Wilhelm Röntgen,Aralık 1895’te tahta veya et dokusu içinden geçen ve canlı insanların kemik filmlerinin alınmasını sağlayan bir çeşit ışın keşfetmişti. Röntgen, bu ışınları esrarlı X- Işınları (Buradaki X harfinin anlamı, bilinmeyen demekti. ) diye adlandırmıştı. Röntgen bu buluşundan dolayı 1901 yılında ilk Nobel ödülünü aldı. Fransız fizikçi Henri Becquerel, 1896 yılı başlarında Röntgen’in buluşundan kısa bir süre sonra Fransız Bilimler Akademisine uranyum bileşiklerinin karanlıkta bile fotoğraf filmini karartan ışınlar yayınladığını bildiren bir rapor göndermişti. Becquerel’in bu enteresan buluşuna rağmen bilim komitesi dikkatini Röntgen’in X- Işınları üzerine yoğunlaştırdı ve Becquerel’in X- Işınlarından daha zayıf olan ışınlarını veya Uranyum ışınlarını ihmal etti. Marie Curie yaptığı pek çok deneyle Becquerel’in, uranyum ışınlarının elektriksel etkilerinin; uranyumun toz veya katı halde bulunmasına nemli veya kuru olmasına saf veya bir bileşik halinde bulunmasına ışığa veya sıcaklığa maruz kalmış olmasına tabi olmadan sabit olduğu hakkındaki gözlemlerini ispatlamıştır. Marie Curie ayrıca Becquerel’in içinde daha çok uranyum bulunan maddelerin daha şiddetli ışınlar yayınladıkları hakkındaki tezini de farklı uranyum bileşiklerini inceleyerek kanıtlamıştır. Çalışmasında Becquerel’in çalışmalarından gitmekle beraber uranyum bileşikleri tarafından yayınlanan ışınların uranyum elementinin atomik bir özelliği olabileceği yönündeki önemli bir hipotez ortaya atmıştır. Marie Curie’nin ortaya attığı bu hipotez bilimsel anlayışta kökten bir değişme yaratmıştır. Çok eski zamanlara dayanan atomun bölünemeyeceği fikrinin elektronun bulunması ile yanlış olduğu henüz ispatlanmıştı. Ancak atomun iç yapısı veya atomun içinde depolanmış büyük enerjinin boyutu tam olarak kavranamamıştı. Marie’ Curie’ nin gerçek başarısı, anlaşılması güç ve karmaşık gözlemlerin ortaya koyduğu kesin sonuçlarla, beklenilmeyenin de mümkün olabileceğini ortaya koymak olmuştur. Marie Curie bilinen tüm elementlerin (ender bulunan elementler de dahil olmak üzere) havanın iletkenliğini arttırıp, arttırmadığı veya Uranyumun bunu tek olarak mı başardığı konusunu da incelemiştir. Bu araştırması sonunda 1898 yılının Nisan ayında Toryum bileşiklerinin de Uranyum bileşikleri gibi Becquerel ışınları (X ışınları) yayınladığını buldu. Bu ışın yayını da bir atomik özellik olma niteliğini taşıyordu. Uranyum ve Toryumun bu özellikleri için "Radyoaktivite" sözcüğünü kullandı. Marie ve Pierre birlikte radyoaktivitenin kimyasal bir reaksiyon sonucunda meydana gelmediğini ve elementin, başka bir deyimle atomun bir özelliği olduğunu gösterdiler. Bu çalışmalar sonucunda 1898'de Marie Curie ülkesinin adıyla andığı "Polonyum" elementini buldu. Marie Curie incelediği “Pehblend”adlı uranyum mineralinin uranyumun yaydığı radyoaktiviteden daha şiddetli radyoaktivite yaydığını fark etti. Bunun üzerine Curie'ler tonlarca uranyum filiz kalıntısı üzerinde iki yıl süresince yaptıkları süzme ve arındırma işlemi sonunda (uranyumdan 300 kat daha aktif olan) az miktarda bizmut bileşiği elde ettiler. Curie'ler yılmadan, usanmadan sürdürdükleri süzme ve arındırma işinin sonunda. Eylül 1898’ de Fransız kimyacı Eugene Demarchay’ ın spekroskopi yöntemi ile tanımlanmasına yardım ettiği doğal radyoaktif element radyumu buldular. Marie Curie, 1903 yılında doktorasını vererek Fransa’da gelişmiş bilim alanında doktora unvanı alan ilk kadın oldu. Aynı yıl eşi Pierre Curie ve Henri Becquerel ile paylaştığı Nobel Fizik Ödülü’ nü alarak, Nobel Ödülü alan ilk kadın oldu. Radyum Pierre Curie’ nin 1906 yılında ölümünden sonra eşinin Sorbonne Üniversitesi’ndeki öğretim üyeliği görevini üstlenen Marie Curie araştırmalarına devam etti ve radyumu yalın biçim ile elde etmeyi başardı. Bu başarısından dolayı ikinci kez Nobel Kimya Ödülü’ ne layık görüldü. 1920′li yıllarda bilime katkısını sürdürdü. Varşova’daki Radyum Enstitüsü’nün kurulmasında önemli rol oynadı. 14 Temmuz 1934 yılında Fransa’nın Savoy kentinde kan kanserinden öldü. Hastalığı, aşırı dozda radyasyona maruz kalmasına bağlandı. Atom numarası 88, atom ağırlığı 226,05 olan, 700 °C de eriyen, soğukta suyu ayrıştıran, ışın etkinliği çok bir element olan radyum gerçekten bulunması yolunda verilen tüm emek ve zamana değen ilginç bir elementtir. Radyoaktifliği uranyumdan yaklaşık bir milyon kat daha fazladır. Radyum ışınları bugün kanserin ve bazı deri hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Marie Curie Pierrre ve Marie Curie KAYNAKLAR

2 7 Kasım 1867 – ö. 4 Temmuz 1934 Marie Curie 1896 yılında öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra P ierre,, 1897'de, daha önce Henri Becquerel’ in duyurduğu, uranyum tuzlarının yaydığı, sonraları radyoaktivite olarak adlandırılacak ışın üzerine detaylı araştırmalara başladı başlarında çalışmalarına hız veren Marie toryumun da bu ışınları yaydığını fark etti. Bu noktada eşi Pierre de kendi çalışmalarını bırakarak Marie'ye yardım etmeye başladı.. İki farklı uranyum mineralinin daha aktif olduğunu keşfeden Becquerel mineralleri çeşitli kimyasal işlemlerden geçirdikten sonra polonyum ve radyum elementlerini elde etti. Temmuz 1898'de Curie'ler yeni radyoaktif bir element olan ve uranyumun radyoaktif bozunmasından ortaya çıkan polonyumu (Marie'nin vatanı Polonya'dan esinlenerek adlandırıldı.) buldular. Eylül 1898'de de Fransız kimyacı Eugene Demarchay’ ın spekroskopi yöntemi ile tanımlanmasına yardım ettiği, doğal radyoaktif element radyumu buldular. Marie Curie, 1903 yılında doktorasını vererek Fransa’da gelişmiş bilim alanında doktora unvanı alan ilk kadın oldu. Aynı yıl kocası ve Becquerel ile paylaştığı Nobel Fizik Ödülü’ nü alarak, Nobel Ödülü alan ilk kadın oldu.


"MARIE CURIE 7 Kasım 1867 tarihinde Polonya'nın Varşova kentinde dünyaya gelen doğduğunda adı Maria Skłodowska olan Marie Curie, ablası Brenya ile birlikte." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları