Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

AYRIMCILIĞA KARŞI DERSLER Prof. Dr. Ülkü Doğanay TEMEL KAVRAMLAR: Ayrımcılık, ırkçılık, nefret suçu, nefret söylemi İLGİLİ KAVRAMLAR: milliyetçilik, cinsiyetçilik,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "AYRIMCILIĞA KARŞI DERSLER Prof. Dr. Ülkü Doğanay TEMEL KAVRAMLAR: Ayrımcılık, ırkçılık, nefret suçu, nefret söylemi İLGİLİ KAVRAMLAR: milliyetçilik, cinsiyetçilik,"— Sunum transkripti:

1 AYRIMCILIĞA KARŞI DERSLER Prof. Dr. Ülkü Doğanay TEMEL KAVRAMLAR: Ayrımcılık, ırkçılık, nefret suçu, nefret söylemi İLGİLİ KAVRAMLAR: milliyetçilik, cinsiyetçilik, homofobi Tartışma: Medyaya düşen rol: İfade Özgürlüğü mü Nefret Söylemi mi? Önemli duyuru: Bu ders notları yalnızca ders malzemesi olarak kullanılabilir. Başka bir amaçla alıntı yapılamaz, atıf vererek veya vermeyerek kullanılamaz.

2 KAYNAKLAR: Melek Göregenli- Hrant Dink Vakfı Nefret Söylemi ve Medya Dersi Müfredat Geliştirme Projesi Ders Notları Ulaş Karan, Nefret Söylemi ve Yakından İlişkili Diğer Kavramlar. Ayrımcılık, Nefret Suçu ve Hakaret, içinde Mahmut Çınar (der.) Medya ve Nefret Söylemi, Hrant Dink Vakfı, 2013 Ulaş Karan, Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı: Hukuksal Çerçeve, içinde Kenan Çayır, Müge Ayan Ceyhan (der.), Ayrımcılık Çok Boyutlu Yaklaşımlar, İstanbul Bilgi Üni. Yay., 2012 Kenan Çayır, Gruplararası İlişkiler Bağlamında Ayrımcılık, içinde Ayrımcılık Çok Boyutlu Yaklaşımlar Hatice Çoban Keneş, «Biyolojik Mitten Kültürel mite: Yeni Irkçılık Nedir», Dipnot, sayı 9, 2012 Balibar, Irkçılık ve Milliyetçilik, içinde Balibar ve Wallerstein, Irk Ulus, Sınıf, Metis, 2007 İdil Işıl Gül, Ulaş Karan, AYRIMCILIK YASAĞI Kavram, Hukuk, İzleme ve Belgeleme, 2011, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları onemlidir/ onemlidir/ Sınar, Hasan, Türk Hukukunda Nefret Suçlarına İlişkin Yasal Düzenleme Çalışmaları

3 Ayrımcılık Nedir? Gruplararası eşitsizliğin sürdüğü modern toplumlarda bazı gruplar diğerlerine oranla daha baskın, hakim, güçlü. Bu baskın gruplar azınlık, madun, alt konumlu olarak adlandırılabilecek zayıf grupları damgalayabilir, tanımlayabilir, etiketlendirebilir. Damgalamayla birlikte baskın grup madun gruplarla ilgili kalıpyargılar üretir. Kalıpyargıların bir kısmı doğruluk payı taşıyabilir. Ancak kalıpyargılar bir grubun tüm üyelerini aynılaştırır, insanları bireysel niteliklerinden soyutlayarak damgalanmış bir grubun üyesi haline getirir. Bu da bir çok alanda ayrımcılığa neden olur.

4 Damgalanmış gruplar kendileriyle ilgili kalıpyargılara ya da kendilerine yüklenen rollere uygun davrandığında ayrımcılık gibi sorunlar toplumsal bir mesele haline gelmez. Ancak bu kalıpyargılara uygun olmayan bir role talip olduğunda sorun çıkar. Baskın grupların kaynaklar üzerindeki hakimiyetini ve konumlarını meşrulaştıran birçok «meşrulaştırıcı ideoloji» mevcut. Cinsiyetçilik, erkeği ve kadını bir hiyerarşi içinde belirli rollerle tanımlar. Heteroseksizm eşcinselliğin sapkınlık olduğunu ileri sürer. Fitizm «fit» olmayan insanların sağlıksız, iradesiz ve alt statülü olduklarına dair kalıpyargılar üretir.

5 Bu yargılar ders kitapları, medya, gündelik oyunlar, öyküler vb. aracılığıyla sürekli yeniden üretilir. İnsanların birden fazla gruba aidiyeti vardır. Baskın ve alt konumlu gruplararası ilişkiler tek boyutlu değildir. Bir grup karşısında baskın olan biri, başka bir grup karşısında alt konumda olabilir. Ya da kendisi de ayrımcılığa uğrayan birisi başka bir gruba karşı ayrımcılık üretebilir.

6 Ayrımcılık: Etnik köken ve cinsel yönelim gibi yasaklanan temellerde bir kişiye veya gruba yönelik, aleyhe sonuç doğuran ve hukuken haklı kılınamayan herhangi bir fark gözetme…. «Kamusal veya özel yaşamda, insan haklarının eşitlik temelinde tanınmasını, haklardan yararlanılmasını veya hakların kullanılmasını ortadan kaldırma veya zayıflatma amacını taşıyan veya böyle bir etki doğuran, herhangi bir ayrımcılık temeline dayanan, herhangi bir fark gözetme, dışlama, sınırlama veya kısıtlama ya da öncelik tanıma».

7 AYRIMCILIK Sadece kendi grubunun avantajını düşünen ve/veya diğer grubun dezavantajını görmezden gelen ya da pekiştiren «adaletsiz ve diğerine acı verici» tutum ve davranış KADINLAR FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ NEDENİYLE ENGELLENENLER ÇOĞUNLUKTAN FARKLI DİNİ İNANCA SAHİP İNSANLAR ÇOĞUNLUKTAN FARKLI DİNİ MEZHEBE MENSUP İNSANLAR FARKLI TEN RENGİNDEKİLER HETEROSEKSÜELLİKTEN FARKLI CİNSEL YÖNELİME SAHİP OLANLAR FARKLI ETNİK KÖKENLİ İNSANLAR MUHALİFLER

8 Ayrımcılık, önyargılardan beslenen, bir dışlama ve tahakküm mekanizması; teorik olarak kökeninde tanımlama olan bir tür yerleştirme mekanizmasıdır. İnsan ilişkileri hangi dışlama- dışlanma formlarında kurulmaktadır ? Ayrımcılık hangi tür sistematik tanımlamalar içerisinde oluşturulmaktadır? Hak sorunu mudur? Adalet sorunu mudur?

9 AYRIMCILIĞIN SOSYALİZASYONU BEN BİZ BEN: Zeka, kişilik, yetenek, cinsiyet vb. BİZ: Din, etnik köken, toplumsal cinsiyet rolleri, takım vb. GRUP “BİZ OLMAYAN” GRUP “ONLAR” “FARKLILIKLARIMIZ AYRIMCILIĞA YOL AÇMAZ.”

10 Ayrımcılık: Ayrımcı nitelikte taciz, bir başkasına yönelik ayrımcılık yapılması talimatı, engellilik veya din veya inanç gibi temellerde herhangi bir kişinin ya da kuruluşun, bir hükmün, ölçütün veya uygulamanın beraberinde getirdiği dezavantajların ortadan kaldırılması için uygun tedbirlerin alınmaması… Karşılaştırılabilir durumda olan kişiler arasında makul ve nesnel bir nedene dayanmaksızın farklı muamele veya aynı muamele…

11 Ayrımcılık: Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’ne göre ayrımcılık şöyle tanımlanır: «Ayırma, dışlama, kısıtlama veya ırk, renk, cinsiyet, dil, din, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum, siyasi ve diğer görüşlere dayalı olarak gerçekleştirilen, bütün hak ve özgürlüklerin herkes tarafından tanınmasını ve kullanılmasını engelleyecek, sınırlandıracak ayrım»

12 AB Irk Ayrımcılığı ve İstihdamda Eşit Muamele Direktiflerine göre ayrımcılık: Irk, etnik köken, din, inanç, yaş, engellilik, cinsel yönelim gibi nedenlerle bir kişinin diğerine zarar vermek ve aşağılayıcı, düşmanca, onur kırıcı, hakaret edici veya saldırgan bir ortam yaratmak amacıyla bir fiilde bulunması, kişinin görünüşü, kıyafeti, kişisel özellikleri nedeniyle alay, utandırıcı şakalar, yorumlar, düşmanca hareketler, fiziksel temas, cinsel amaçlı talepler, fiziksel saldırıda bulunması…

13 Ayrımcılık, isteyerek veya istemeyerek, icrai veya ihmali biçimde, bir hukuk sisteminde eşit durumda olduğu düşünülen kişilere, bir hak veya yükümlülükle ilgili olarak aralarında geçerli bir neden olmaksızın eşit davranılmaması olarak tanımlanabilir. Ancak, bir hukuk sisteminde eşit durumda olmadığı düşünülen kişiler arasında bir hak ve yükümlülükle ilgili olarak geçerli bir neden olmaksızın eşit davranılması da ayrımcılık oluşturabilir. Eşit durumda olanlara eşit davranmamak veya farklı durumda olanlara eşit davranmak ayrımcılıktır.

14 Doğrudan ayrımcılık: aynı veya benzer konumda olan kişiler arasında fark yaratılmasıdır. Bir kişi veya kişi grubunun insan hak ve özgürlüklerinden, aynı veya benzer konumda olduğu diğer kişilerle eşit bir şekilde yararlanmasını engelleme niyet ve etkisine sahip her türlü fark, dışlama, sınırlama, tercih, farklı muameleyi kapsar. (Bir Çingenenin kamuya açık bir restorana girmesine izin verilmemesi, bir engelli çocuğun engelli olduğu gerekçesiyle bir okula kaydının yapılmaması…)

15 Dolaylı ayrımcılık: Farklı muamele kadar, aynı muamelenin de eşit olmayan sonuçlar yaratması… Ayrımcı etkileri doğuran aynı muamele… Farklı durumdakilere aynı muamele, eşitsizlik yaratabilir, ya da eşitsizlikleri pekiştirip artırabilir. Herkes için aynı ve görünüşte tarafsız olan, ancak bazı kişiler ve gruplar üzerinde diğerleri üzerinde yarattığından farklı veya daha olumsuz etkiler yaratan yasal düzenleme, uygulama, tedbirler…

16 Dolaylı ayrımcılık, sadece farklı muamelelerin değil, herkes için aynı şekilde geçerli ve görünüşte tarafsız olan, ancak bazı kişi ve gruplar üzerinde diğerlerinden farklı veya diğer gruplardan daha fazla olumsuz etkiler yaratan yasal düzenleme, uygulama ve tedbirler olarak kabul edilmektedir. Burada farklı muamele kadar aynı muamelenin de eşit olmayan sonuçlar yaratabileceği dikkate alınmakta ve muamelenin sonuçları üzerinden bir değerlendirme yapılmaktadır. Doğrudan ayrımcılığın tersine farklı muamele değil, ayrımcı etkiler doğuran aynı muamele yasaklanmaktadır. Dolaylı ayrımcılığın üç unsuru vardır: İlk olarak ortada görünüşte tarafsız bir uygulama, tedbir ya da kuralın bulunması gerekmektedir. İkincisi, bu tarafsız uygulama, tedbir ya da kuralın olumsuz sonuçlar doğurması veya böyle bir ihtimali yaratması durumudur. Son olarak ise tarafsız uygulama, tedbir ya da kuralı meşru kılacak bir nedenin bulunup bulunmadığı değerlendirilmektedir.

17 Doğrudan ayrımcılıkla, dolaylı ayrımcılık arasındaki en temel fark, birincisi farklı muameleyi yasaklarken, ikincisinin ayrımcı etkileri olan aynı muameleyi yasaklamasıdır. AB hukuku cinsiyet, ırk veya etnik köken, din veya inanç, engellilik, yaş, cinsel yönelim ve vatandaşlık temelinde dolaylı ayrımcılığı yasaklamaktadır.

18 Dolayısıyla Ayrımcılık Hukuka aykırı bir doğrudan ayrımcı muamele, genellikle bir kişinin karşısındakine, benzer konumda olan diğer bir kişiye göre farklı muamele etmesiyle ortaya çıkmaktadır. Dolaylı ayrımcılık ise herkes için aynı şekilde geçerli ve görünüşte tarafsız olan, ancak bazı kişi ve gruplar üzerinde diğerlerinden farklı olarak veya diğer gruplardan daha fazla olumsuz etkiler yaratan yasal düzenleme, uygulama ve tedbirler şeklinde tanımlanmaktadır. Bazı ayrımcı muamelelerde ise yine doğrudan bir ayrımcılık söz konusudur; ancak burada kişi kendisi ile ilgili değil, yakın ilişkide olduğu bir başka kişinin bir özelliği nedeniyle ayrımcılığa uğramaktadır. Bu duruma beyaz bir bireyin, siyah biri ile evli olmaktan kaynaklı olarak, çalıştığı işyerinde ayrımcılığa uğraması örnek olarak verilebilir. Burada doğrudan ve ırk temelinde ayrımcı bir muamele söz konusudur. Ancak, ayrımcılığa uğrayan kişinin değil, onunla bağlantılı bir başka kişinin nitelikleri nedeniyle ayrımcılık söz konusu olmuştur. Dolayısıyla ayrımcılık: Bir kişinin, kendisiyle bağlantılı bir başka kişinin nitelikleri nedeniyle ayrımcılığa uğraması.

19 Taciz Ayrımcılığın, insan onurunu ihlal eden bir muamele olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Günümüzde taciz, ayrımcılığın özel bir türü olarak kabul edilmektedir. Tacizin ayrımcılığın özel bir biçimi olarak yasaklanmasıyla korunmak istenen menfaat sadece hak ve özgürlüklerden yararlanılmasının sağlanması değil, bu yararlanmanın insan onuruna yaraşır bir ortamda gerçekleşmesidir. Taciz: Irk veya etnik köken, din veya inanç, yaş, engellilik ve cinsel yönelim gibi nedenlerden herhangi birisiyle ilgili olarak bir kişinin onurunu zedelemek ve gözdağı veren, düşmanca, aşağılayıcı, küçük düşürücü ya da saldırgan bir ortam yaratmak amacı veya etkisiyle o kişi için istenmeyen bir fiil gerçekleştirilmesi.

20 AB hukukunda, Irk Eşitliği Direktifi ve İstihdamda Eşitlik Direktifleri ırk veya etnik köken, din veya inanç, yaş, engellilik ve cinsel yönelim gibi nedenlerden her hangi birisiyle ilgili istenmeyen fiil, bir kişinin onurunu zedelemek ve gözdağı veren, düşmanca, aşağılayıcı, küçük düşürücü ya da saldırgan bir ortam yaratmak amacı veya etkisiyle gerçekleştiğinde tacizin söz konusu olduğunu belirtir. Bu şekilde taciz olarak değerlendirilen davranışların da ayrımcılık oluşturduğu kabul edilmektedir.

21 Taciz ile ilgili konular genellikle işyerlerinde söz konusu olmaktadır. Taciz, kişinin görünüşüyle, kıyafetiyle veya özellikleriyle ilgili alay, utandırıcı ya da hoş karşılanmayan şakalar veya yorumlar, mağduru ayrı tutma amaçlı düşmanca hareketler, istenmeyen fiziksel temas, cinsel amaçlı talepler, fiziksel saldırı vb. fiillerden oluşabilmektedir. İşyerleri dışında ise bir iş, hizmet veya profesyonel ilişki içerisinde olunan bir kişi, örneğin bir öğretmen ya da doktor tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Yine benzer şekilde polis veya diğer yetkililerce ırk, cinsel kimlik veya engellilik temelinde istismar veya haksız müdahale gibi davranışlar da taciz olarak değerlendirilmektedir.

22 Pozitif ayrımcılık: Bir kişinin ırk veya etnik kökeni, yaşı, cinsiyeti vb. özelliklerinden ötürü farklı muamelelerle karşılaştığı durumlarda bu kişinin bu özelliklerinden kaynaklanan dezavantajlarının ortadan kaldırılmasına yönelik önlemler.

23 Irkçılık AB 2000/43/EC sayılı Konsey Direktifi: Irk Ayrımcılığı Direktifine göre ırk ayrımcılığı: Bir kimsenin, karşılaştırılabilir durumlarda ırk veya etnik kökene dayalı olarak bir diğer kişiye göre daha az tercih edilir bir muameleye tabi tutulmasıdır.

24 BM Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına Dair Uluslararası Sözleşme md.4’e göre: Taraf devletler, bir ırkın veya belli bir renge veya etnik kökene mensup bir grubun üstünlüğü fikirlerine ya da teorilerine dayanan ya da her ne şekilde olursa olsun ırkçı nefreti ve ayrımcılığı haklı çıkarmaya ya da yüceltmeye çalışan tüm propaganda ve tüm örgütleri kınarlar ve bu tür ayrımcılık faaliyetleri ile ayrımcılığı teşviki ortadan kaldırmaya yönelik acil-olumlu önlemler almayı üstlenir. Irkçı üstünlüğe ya da nefrete dayalı tüm fikirlerin yayılmasını ırk ayrımcılığını teşviki, herhangi bir ırka ya da başka bir renk ya da etnik kökene mensup bir gruba yönelik şiddet eylemlerini ya da bu tür eylemleri teşviki … yasayla cezalandırılacak suç olarak ilan edeceklerdir.

25 Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu (ECRI) 7 No.lu tavsiye kararı: Ayrımcılık, nefret ya da şiddete yönelik kamusal kışkırtma, kamusal hakaret, aşağılama, tehditler, bir grup insanı ırkçı bir amaçla, ırk, renk, dil, din, milliyet, milli veya etnik köken gibi temellerden dolayı aşağılayan, kötüleyen veya üstün sayan bir ideolojinin kamusal ifadesinin yasa tarafından yasaklanmasını ister.

26 IRKÇILIK Irkçılığın geniş tanımı, «biyolojik kuramlaştırmaları olsun olmasın, tüm dışlama ve azınlıklaştırma biçimlerini hesaba katar… Özellikle de farklılıkların doğallaştırılmasında kullanılan ortak mekanizmayı inceleyebilmek için, biçimsel olarak eşitlikçi bir toplumda toplumsal grupların (etnik grupların, fakat aynı zamanda kadınların, farklı cinsel yönelimlerin, akıl hastalarının, proleteryanın altındakilerin vb.) «ırklaştırılması» görüngülerine yol açan azınlıkların ezilmesi görüngüleri ırkçılıktır. Bu, ırksız ırkçılıktır. Baskın tema biyolojik soyaçekim değil, kültürel farklılıkların aşılmazlığıdır. Balibar, bunu yeni ırkçılık olarak adlandırır. Bireyleri ve grupları, bir doğa gibi algıladığı kültüre hapseder.

27 Robert Miles’a göre ırkçılığın temelinde kapitalist toplum yapılarının gereklilikleri yatıyor: 1.Irkçılık, ideolojik olarak sosyal eşitsizliği doğallaştırma işlevi görüyor. Ekonomik ve siyasal dezavantajı doğaya yerleştiriyor. 2. Kapitalist ve evrenselleştirici üretim ilişkileri açısından kültürel farklılıklar bir engel teşkil etmekte. Irkçılık, kültürel vb farklılıkları doğallaştırarak bunları belli toplumsal grupların ikincilliğinin nedeni olarak işaretliyor. 3. Kapitalist dünya ekonomisine uygun bir ideoloji olarak evrenselcilik doğuyor. Ancak aynı zamanda ulus devletler temel birim. (Miles’tan akt. Çoban Keneş, 2012). Bu çelişki de Wallerstein’a göre ırkçılığı güçlendirmekte:

28 «Yayılan bir kapitalist sistemin bulabildiği bütün emek gücüne ihtiyacı vardır, çünkü daha çok sermayenin üretilmesini, paraya çevrilmesini ve biriktirilmesini sağlayan malları üreten bu emektir. Sistem dışına atmak anlamsızdır. Fakat eğer, sermaye birikimini en üste çıkarmak isteniyorsa, aynı zamanda üretim maliyetlerini (bu yüzden de emek gücü maliyetlerini) en aza indirmek ve siyasal rahatsızlığın maliyetlerini en aza indirmek (bu yüzden de emek gücünün protestolarını –saf dışı etmemek, çünkü bu yapılamaz- en aza indirmek) gereklidir. Irkçılık işte bu hedefleri bir araya getiren sihirli formüldür» (Wallerstein’dan aktaran Çoban Keneş, 2012) Irkçılık, kapitalist sistem içinde ayrımcılığa dayalı sömürünün meşrulaştırılmasının kolay yoludur.

29 «ırkçılık, belirli bir yer ve zamanda en düşük ücretli ve iktisadi olarak en az ödüllendirici rolleri alabilecek olanların ayısını o günkü ihtiyaçlara göre genişletmeye ya da daraltmaya olanak sağlar. Çocukları uygun rolleri oynamaları için bilfiil toplumsallaştırır, toplumsal cemaatleri ortaya çıkarır ve onları sürekli olarak yeniden yaratır. Ve eşitsizliğin haklı çıkarılması için meritokratik olmayan bir temel sağlar» Wallerstein kapitalizmin ucuz emek gücünü sağlamak için daima ‘zenci’ olan birilerini bulacağını, eğer ortada sömürülecek hiç siyah yoksa ya da bu rolü oynamak için gerekli sayıda değillerse «beyaz zenciler»in mutlaka icat edileceğini ileri sürer. (Wallerstein’dan akt. Çoban Keneş, 2012).

30 Eski Usul Irkçılık Yeni Bir Irkçılık Biçimi; SEMBOLİK IRKÇILIK: (Modern Irkçılık) IRKÇILIK  Psikologlar ırkçılık terimini çoğu zaman “ırksal önyargı” olarak açıklamışlardır. Sosyologlar ise bu terime daha belirli bir açıklama getirip; ırksal üstünlüğü ve inançları içeren bir ideoloji olarak açıklamışlardır.  Irkçılığın en geleneksel açıklamaları bu iki fikri içerir fakat günümüzde “sembolik” veya “modern” ırkçılık diye adlandırılan ve geleneksel iki fikrin üstünde boyutlar da içeren ırkçılığın yeni bir boyutu ortaya çıkmıştır. Ayrımcılığın ve şiddetin politik olarak mahkum edildiği “gelişmiş” yaşama biçimleri içinde “normalleştirilmiş” yeni biçimleriyle yer almaktadır.

31 Pettigrew ve Meertens (1995): SEMBOLİK IRKÇILIK Geleneksel değerlerin korunması Kültürel farklılıkların abartılması Olumlu duyguların inkar edilmesi

32 “Kürtler zaten, eşit haklara sahip Cumhurbaşkanı bile oldular”, “Sadece kürtler mi fakir” “büyük şehirleri işgal ettiler” “kapkaç, töre cinayetleri vb. olguları Kürtlükle birleştirmek” “Yoksullar yeteri kadar çaba sarf etse çalışsa çabalasa bu durumda olmazlardı.” “Eşcinsellere karşı olumsuz bir düşüncem yok, sadece yolda kıvırta kıvırta yürümesinler adam olsunlar”

33 Meta ırkçılık, gruplar arasındaki farklılıkları ve eşitsizlikleri tarihsel ve kültürel değişmezlere bağlar. Bunu yaparken sürekli kendisine referans verip ırkçı olmadığını, çünkü farklılıkları biyolojik değil, kültürel ya da dilsel olarak kurguladığını savunur (Murat Ergin, 2009). Bir yandan dil, gelenek, yaşam biçimi gibi kültürel öğelerin etrafına aşılmaz duvarlar örerken, bir yandan kendisini ırkçılık karşıtı bir düşünce olarak gösterir.

34 Göçmenleri ve yabancıları hedef alan dışlamayı ifade etmek üzere kullanılan «yeni ırkçılık», insanların «kendi cinsleri» ile bir arada yaşamayı tercih etmelerinin ve bu ortak topluluğun bir parçası olmadığını düşündüklerine karşı ayrım yapmalarının doğal olduğunu iddia eden bir politik söylemle desteklenir. Klasik, «eski» ırkçılık ırksal üstünlüğe dayalı davranış kalıpları ile kurulurken bugünün ırkçılığı kültüre odaklanır. Irk yerine kültürün hiyerarşik olarak sınıflandırılması söz konusudur ve gruplararası eşitsizliklerin nedeni olarak aşağılık ve alttaki grupların çalışma ahlakı, kendine güven, kendini disipline etme ve bireysel başarı gibi değerler konusundaki yetersizliği gösterilir.

35 Kültürel ırkçılığın temelinde «kurbanı suçlamak» yatar. Azınlıkların konumunun daima aynı kalması onların gayretlerinin yetersizliği ile, aile yapılarının gevşekliği ile, uygunsuz değerlere sahip olmaları ile açıklanır. Bir diğer yaklaşım ise yine kültürü odağa alır ancak kültürel hiyerarşiyi reddeder; birbirine benzemeyen, birbirinden farklı olan grupların barış ve uyum içinde bir arada yaşamasının mümkün olmadığını iddia eder. Bu durumda asimilasyon tek çözüm gibi görünmektedir. Aksi halde bir arada yaşamak mümkün değildir.

36 Irklar hiyerarşisinin gizlenmesine ya da reddedilmesine dayanan bu yeni söylem, Martin Barker tarafından «yeni ırkçılık» olarak adlandırılır. Taguieff, farklı kültürlerin bir arada yaşamaya engel oluşturduğu savından hareket eden kültürel ırkçılık biçimine «farkçı ırkçılık» adını verir. Böylece, biyolojik çağrışımları olan ırk kavramı yerine etnisite/kültür, eşitsizlik yerine farkçılık ve heterofobi yerini heterofili almıştır. Balibar da farklı kültürler arasındaki sınırları kaldırmanın, farklı yaşama biçimlerinin ve göreneklerin bir arada olmasının mümkün olmadığı savı üzerinden meşrulaştırılan bu ırkçılık biçimini «yeni ırkçılık» olarak adlandırır.

37 İsim, deri rengi, dinsel ibadet gibi farklılık görünümlerinden yola çıkan yeni ırkçılık, «biz» kimliğini her türlü melezleşme, karışma ve istiladan korumaya dayalı söylemlerde, temsillerde ve şiddet, hor görme, hoşgörüsüzlük, aşağılama sömürü biçimlerini içeren pratiklerde açığa çıkar. (Çoban Keneş, 2012:16)

38 Günümüzde ırkçılık, dilde temellenir, kültür odaklıdır, söylemsel bir nitelik kazanmıştır. Kültürel ırkçılık, alt grupların çalışma ahlakı, kendine güven, kendini disipline etme ve bireysel başarı gibi değerler konusunda küçümsenmesine dayanır. Kurban suçlanır; azınlıkların konumunun daima aynı kalması, onların gayretlerinin yetersizliği, aile yapılarının gevşekliği, uygunsuz değerlere sahip olma gibi kültürel özelliklerle açıklanır. Bu bakış açısıyla asimilasyon zorunludur. Ötekilerle, onların farklılıklarını kabul ederek bir ara ya yaşamak mümkün görünmemektedir.

39 Farklı kültürlerin bir arada yaşamaya engel oluşturduğu düşüncesinden yola çıkan kültürel ırkçılık, farkçı ırkçılık olarak da adlandırılır. Yeni ırkçılık, özellikle öteki olarak nitelenen gruplara karşı duyulan önyargının örtük olarak yapılandığı bir ırkçılıktır. Geleneksel değerleri savunmak, kültürel farkları abartmak ve bu farkları mahkum etmek, bu türden ırkçılığın dayanaklarıdır. Daha çok söylemsel olarak işler.

40 İsim, deri rengi, dinsel ibadet gibi farklılık görünümlerinden yola çıkan yeni ırkçılık «biz» kimliğini her türlü «melezleşme, karışma ve istiladan» korumak için şiddet, hor görme, hoşgörüsüzlük, aşağılama, sömürü biçimlerine başvurabilir. Kültürel üstünlüğü öne çıkarmaz, ama üçüncü dünyadan gelenlerin yerli kimliği bozduğunu iddia eder. Biyolojik üstünlüğü savunmaz ama kültürel ayrımcılığı hedefler.

41 Böylece, ırkçılık, milliyetçilik ve cinsiyetçilik birlikte, birbirine eklemlenerek işler. Van Dijk, bugünkü ırkçılığın en önemli özelliğinin onun taşıdığı geniş anlamla ilişkili olduğunu söyler.

42 Nefret Suçu AGİT nefret suçunu şöyle tanımlar: Mağdurun, mülkün ya da işlenen bir suçun hedefinin, gerçek veya hissedilen ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim vb. faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağlantısı, ilgisi, bağlılığı, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği kişilere veya mala karşı işlenen her türlü suç.

43 Nefret suçunun oluşması için iki unsurun gerçekleşmesi gerekiyor: Suç ve nefret Fiziksel saldırı, şiddet ya da saldırı tehdidi, taciz, mülke ya da eşyalara zarar verme, ırkçı nefret içerikli, saldırgan duvar yazıları, kundaklama, saldırgan broşürler ve posterler, okulda ya da işyerinde zorbalık… Nefret suçunu diğer suçlardan ayıran en önemli fark, bu suçların diğer suçlardan farklı bir önyargı ile işlenmiş olması. Dolayısıyla fail, kurbanını kurbanın belirli bir gruba üyeliği ya da bunun böyle algılanmış olması nedeniyle seçmektedir. Aynı şekilde şayet suç oluşturan fiil bir mülke yönelik gerçekleşmişse, söz konusu mülk, bir grup ile olan bağıntısı nedeniyle seçilmiştir. Bunlar ibadet yerleri, cemaatin veya grubun buluşma alanları, araçlar ya da konutlar olabilir.

44 NEFRET SUÇLARI:  Bir kişi ya da gruba, ait olduğu kimliği, inancı, politik görüşü, cinsiyeti ya da cinsel yönelimi gibi nedenlerle, farklı biçimlerde zarar verme amacıyla saldırılması sonucunda oluşan suçlar genel olarak nefret suçları olarak adlandırılmaktadır.  Nefret suçları, suçun kurbanlarının herhangi bir eylemi nedeniyle yani gerçekleştirilen bir edim sonucunda değil, gerçek ya da algılanan renkleri, milliyetleri, cinsel yönelimleri, görünümleri, etnik kökenleri, bir başka söyleyişle “eylemleri değil var oluşları nedeniyle” maruz kaldıkları saldırganlık içeren davranışlardır.

45 Nefret Suçu (yanlılık suçu) Nedir? Bir kişi ya da gruba kimliği inancı dini inancı cinsiyeti cinsel yönelimi politik görüşü etnik kökeni Sözlü taciz ırkı rengi yaşı fiziksel engeli zihinsel engeli Tehdit edici davranış Ad veya lakap takma Postayla, telefonla, mesajla rahatsız etme Fiziksel saldırı Duvar yazısı soygun hırsızlıkgasp taciztecavüz sarkıntılıkcinayet Aile içi şiddet kundakla ma Mülke ya da eşyalara zarar verme Saldırgan broşür ve posterler El-kol hareketleri Gözdağı (Göregenli, 2009; Halis, 2009)

46  “Nefret suçu”, bir kavram ve bir suç türü olarak, Amerika’da ırk, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim konularında artan farkındalık düzeyinin bir sonucu olarak 1980’li yılların ortalarına doğru ortaya çıkmıştır.  Nefret Suçları terimi John Conyers, Barbara Kennelly ve Mario Biaggi ’ye aittir.  1985 ’te “Nefret Suçları İstatistikleri Hareketi” adlı bir tasarı hazırlayan yazarlar, bu tasarı ile ABD Adalet Bakanlığı’ndan “ırk, din ve etnik önyargı” temelli gerçekleştirilen suçların sayısıyla ilgili istatistikleri toplamasını ve yayınlamasını talep etmişlerdir.  1985 ’ten günümüze kadar, kavramın kullanımı, günlük gazetelerde de kullanılmaya başlanmasıyla birlikte giderek artmıştır. Amerika’da 1985’te ulusal gazetelerde 11 nefret suçu makalesi yayınlanmış, bu sayı 1993’de, 1000 ’e ulaşmıştır.

47  ABD’de nefret suçlarıyla ilgili istatistikler ırksal önyargı ve ayrımcılıktan kaynaklanan ve nefret suçları kapsamına giren saldırıların ilk hedefinin siyahlar olduğunu göstermektedir.  Türkiye’de benzer istatistikler olmamasına hatta henüz bu tür saldırıların “nefret suçu” olarak teşhis edilmesinde bir söz birliği bulunmamasına karşın, medyada yer alan haberlerden ve insan hakları örgütlerinin verilerinden hareketle, nefret suçlarının mağdurlarının en büyük sıklıkla, cinsel yönelimleri ve etnik kökenleri nedeniyle bu saldırıların hedefi olduğunu söyleyebiliriz.

48 Irkçı saikle işlenen suçlar, halkın bir kısmına karşı kin ve düşmanlığa tahrik fiilleri ve “namus” saikiyle işlenen cinayetlerin de bu bağlamda nefret suçları kapsamına girdiği düşünebilir. Nefret suçlarının özelliklerini iyi kavramak, bu suçlara karşı verilecek mücadele açısından son derece önemlidir.

49 Nefret suçu örneklerinden bazıları şunlardır: Fiziksel saldırı, Şiddet ya da saldırı tehditleri, Taciz, Mülke ya da eşyalara zarar verme, Irkçı, nefret içerikli ya da saldırgan duvar yazıları, Kundaklama, Saldırgan broşürler ve posterler, Okulda ya da iş yerinde zorbalık yapma vb. Önyargı, genel anlamda peşin hükümlere dayanan olumsuz fikirler, hoşgörüsüz

50 Önyargı, genel anlamda peşin hükümlere dayanan olumsuz fikirler, hoşgörüsüzlük ya da belirli bir gruba yönelmiş olan nefret olarak tanımlanabilir. Saldırganın hedefindeki kişiye yönelik nefret veya önyargı besliyor olması, söz konusu suçun tek başına nefret suçu kapsamına girmesi için yeterli değildir. İşlenen suçun doğrudan, somut bir şekilde önyargılı bir motivasyonla işlenmiş olması esastır. Kuşkusuz çok sayıda önyargı saiki söz konusu olabilir. Yaygın önyargılar etnik veya ulusal kökene, din veya inanca, cinsel yönelime, engellilik durumuna yönelik olanlardır. Ancak zenginlere, yoksullara, uzun saçlı ve kulağı küpeli gençlere, içki içenlere, AİDS’lilere, rock’çılara, vb. yönelik önyargılar da söz konusudur. Nefret suçları, saldırganın hedefine yönelik önyargılarının yanı sıra, aynı zamanda söz konusu suçun neden olduğu etkiyle de önem kazanmaktadır. Saldırgan, hedefini o kişinin ait olduğu grup nedeniyle seçmektedir. Dolayısıyla burada asıl olan hedefteki kişi değil, onun belirli ortak karakteristikleri paylaştığı gruptur. Yani, saldırgan açısından böyle bir suçun işlenmesi için aynı nedenle herhangi bir başkası da seçilebilirdi. Bir başka deyişle, saldırgan açısından mağdurun kim olduğu değil, ne olduğu, neyin parçası olduğu önemlidir.

51 Burada verilmek istenen mesaj sadece doğrudan saldırıya uğrayan kişiye yönelik olmayıp, o kişinin ait olduğu tüm gruba yöneliktir. Aynı şekilde saldırgan belli bir kurbana karşı özel bir nefret veya önyargı beslemiyor olsa da, o kişinin sahip olduğu özelliklere ve aidiyetlerine yönelik beslediği önyargılarla hareket etmiş olmalıdır. Nefret suçları kapsamında saldırgan, hedefine şu nedenlerle saldırmış olabilir: Fail kurbanına içerlediği, kıskandığı ya da kendisini kanıtlamak için saldırmış olabilir. Fail, hedefindeki kişiye yönelik özel bir duygu beslemiyor olabilir, ancak hedef aldığı kişinin ait olduğu gruba yönelik düşmanca düşünceler veya duygulara sahip olabilir. Fail, kendisini içinde gördüğü grubun dışında kalan tüm kişilere karşı düşmanca duygular besliyor olabilir. Daha soyut bir düzeyde, kurban, saldırganın zihninde olumsuzluk ifade eden, örneğin göç veya mülteci gibi bir kavramı temsil ediyor olabilir.

52 Nefret Söylemi Nefret Suçu Kişilerarası İlişkiler Medya Geleneksel ve sosyal medya Şaka ve fıkralar DilDüşünceDuyguDavranış

53 Nefret Söylemi Bir kişiyi ya da grubu ırkı, cinsiyeti, yaşı, etnisitesi, milliyeti, dini, cinsel yönelimi, cinsel kimliği, engelliliği, ahlaki ya da politik görüşleri, sosyoekonomik sınıfı, mesleği ya da görünüşü, zihinsel kapasitesi vb. özelliği nedeniyle küçük düşürmeye, yıldırmaya, onlara karşı şiddet veya önyargıyı kışkırtmaya niyet eden söylemler.

54 Nefret söylemi Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu’nun 1997 tarihli tavsiye kararına göre «nefret söylemi, ırkçı nefret, yabancı düşmanlığı, Yahudi düşmanlığı ve hoşgörüsüzlük temelli diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her türlü ifade biçimi»dir. AİHM nefret söylemini «demokratik bir toplumda hoşgörüsüzlüğe tahrik eden, hoşgörüsüzlüğü yayan, savunan veya mazur gösteren her türlü ifade» olarak tanımlar. (Karan, 2013:95). Hoşgörüsüzlük temelli nefret, saldırgan milliyetçilik ve etnik merkeziyetçilik, ayrımcılık ve azınlıklara, göçmenlere, göçmen kökenli kişilere karşı düşmanlık yoluyla ifade edilen hoşgörüsüzlüktür.

55 Avrupa Konseyi, nefret söyleminin medya aracılığıyla yayılmasının daha da zararlı olabileceğini vurgular tarihli Parlamenter Meclisi kararı kişi ya da gruplara yönelik nefret, ayrımcılık ve şiddete tahrik eden açıklamaların yasalarla suç olarak tanımlanması gerektiğini söyler.

56 Nefret söylemi örneği: manset-leeds-galatasaray/

57 TC hukukunda nefret suçu: TCK’da var olan 122. maddede yapılan değişiklikle bir malın devrini, bir hizmetten yararlanmayı, işe alınmayı, olağan ekonomik bir etkinlikte bulunmayı, dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan “nefret nedeniyle” engelleyen kimselere bir ila üç yıl arasında hapis cezası öngörülüyor. Ancak bu yeterli görünmeyince 2014’te «nefret yasası olarak bilinen» Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kabul edildi.

58 Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Bu yasayla Siyasi Partiler Kanunu, Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, Yabancı Dil Eğitim ve Öğretimi ile Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve Lehçelerinin Öğrenilmesi Hakkında Kanun, Özel Öğretim Kurumları Kanunu yanında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) zaten var olan iki maddesine ilaveler yapıldı: TCK 115. maddede ‘İbadet özgürlüğü’nün sadece toplu olarak değil bireysel olarak da kullanılabileceği, yaşam tarzına ilişkin müdahalelerin suç sayılacağı ve bu suçlara bir ila üç yıl arasında hapis cezası verilebileceği öngörüldü. TCK 122. maddede ise yine var olan “taşınır veya taşınmaz malın devrinin, bir hizmetten yararlanmayı, bir işe alınmayı, olağan ekonomik bir etkinlikte bulunmayı”, dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan “nefret nedeniyle” engelleyen kimselere de altı aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmekteyken bu ceza bir ila üç yıl arasına çıktı. Bu maddedeki değişiklik hapis cezasının artırılmasına ek olarak “ayırım yaparak” yerine “nefret nedeniyle” teriminin kullanılmasıdır.

59 Yapılan bu düzenlemeyle belki bir adım daha atılmış ancak yeterli bir gelişme sağlanmamıştır. Ayrımcılığa uğrayan, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören kesim detaylı bir nefret yasası beklerken TCK’da zaten çok az uygulaması olan iki madde biraz değiştirildi. Bunun yanında gerçek ve yakın tehlike aradığı için uygulanma alanı bulamayan, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve teşvik” suçunu düzenleyen TCK 216. maddeye dokunulmadı.

60 Türkiye’de Ayrımcılık, Irkçılık ve Nefret Suçlar ve Nefret Söylemi ile İlgili Mevzuat Örnekleri

61 İfade özgürlüğü mü nefret söylemi mi? AİHM politikacıların hoşgörüsüzlüğü alevlendirecek bir dil kullanmama sorumluluğu olduğunu belirtir. Gazeteci başkalarının yaptığı açıklamaları bildirebilir, ancak gazetecinin kendisinin böyle bir dil kullanması kabul edilemez.

62 Medya Derneği: Türkiyeli Gazeteciler için Etik İlkeler (2011) Kamu yararı: Haberler hiçbir şekilde kışkırtıcı veya ayrımcı bir dil kullanmamalıdır. Saldırgan görüşleri aktarmada görevlerine bağlı kalmayı sürdürürken zararı en aza indirebilecek seçenekler bulmalıdır. Takipçilerine, büyük resmi anlamalarını sağlayacak bilgiyi vermelidir. … Kamuoyuna bağlamı da sunma sorumluluğumuz vardır. Nefret suçu içeren ifadelerin veya diğer malzemelerin kullanılmasına, ancak haber değeri olduğuna hükmedildiğinde, bir meseleye veya olaya ışık tuttuğunda, kamusal yarar söz konusu olduğunda izin verilebilir.

63 Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti) 2009 Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri: 3. MADDE: Gazeteci, başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır.

64 Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını (veya inançsızlığını) doğrudan saldırı konusu yapamaz. Kimlik veya özel durum: Açık kamu yararı olmadıkça ve olayla doğrudan ilgisi, bağlantısı bulunmadıkça, bir insanın davranışı veya işlediği suç, onun ırkına, milliyetine, dinine, cinsiyetine, cinsel eğilimine, hastalığına veya fiziksel, zihinsel özürlü olup olmamasına dayandırılmamalıdır.

65 11379 RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN Yayın hizmeti ilkeleri MADDE 8 – Yayın hizmetleri; …. b) Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz. e) Irk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasî ve felsefî düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınları içeremez ve teşvik edemez

66 ğ) Çocuklara, güçsüzlere ve engellilere karşı istismar içeremez ve şiddeti teşvik edemez. s) Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez

67 İLGİLİ KAVRAMLAR MİLLİYETÇİLİK TOPLUMSAL CİNSİYET HOMOFOBİ

68 MİLLİYETÇİLİK  Bir akademik terim olarak milliyetçilik; "ideoloji", ulus devletlerin oluşumunda bir "süreç", bir "siyasi hareket" ve bireysel düzeyde cereyan edişi anlamında "politik yönelim" gibi farklı anlamlar taşır. Milli kimliklerin nicelik ve nitelik olarak yapısı Kimliğinden hoşnut olma Ait olduğu etnik grubun diğer tüm gruplardan üstün olduğunu düşünme  Sosyal psikoloji literatürü, insanların içinde yaşadıkları coğrafyada, etnik köken olarak benzerlik taşıdıkları diğer insanlarla paylaştıkları, milliyetle ilgili duygu, düşünce ve tutumlarını farklı düzeylerde ele alır:

69 Milliyetçilik, doğal olarak şekillenen, herkesin ülkesi ya da etnik kökenine karşı geliştirdiği olumlu duygular değil, milli kimlikler üzerinden geliştirilen açık bir ayrımcılık ideolojisidir. Dolayısıyla milliyetçilikten beslenen her politik davranış, doğası gereği bir başka milliyetten olan insanlara zarar verme potansiyelini içinde taşır. Bölgesel - Milli Tutumlar: Dünyanın özel coğrafyalarına, insanlarına, dünyaya ve insanoğluna ilişkin uluslar arası tutumlar da ayırt edilebilir Örneğin;  AB duygusu, AB sevgisi, AB tercihi, AB üstünlüğü ve giderek Avrupa Milliyetçiliği  Arap ülkeleriyle ilgili tutumlar (Arap olma duygusundan Araplığa ya da Arap düşmanlığına)

70 Irkçılık ve Milliyetçilik Balibar, ırk ve ulus söylemlerinin bir inkar biçimi altında da olsa hiçbir zaman birbirlerinden çok uzak olmadıklarını belirtir. Irkçılık, kuramsal söylem ve kitle görüngüsü olarak modern çağda her yerde var olan «milliyetçilik zemininde» gelişmiştir. Milliyetçilik ırkçılığın tek nedeni değilse de ortaya çıkışının belirleyici koşuludur. Irkçılık, tarihsel ya da kültürel bir üründür. 70

71 Irkçı hareketleri hesaba katmadan, bunlara yol açan çağdaş milliyetçilikten ayrılamayacak olan toplumsal ilişkilere uzanmadan milliyetçiliği tanımlamak mümkün değildir. Irkçılık, milliyetçilikle aynı zemine yerleşir. Ancak bu, ırkçılığın milliyetçiliğin kaçınılmaz bir sonucu olduğu anlamına gelmez. Her zaman bir iyi, bir de kötü milliyetçilik vardır: bir devlet ya da bir cemaat oluşturmaya çalışan ile boyun eğdirmeye, yok etmeye çalışan; hukuğa başvuran ile kuvvete başvuran; diğer milliyetçiliklere tahammül gösteren ile emperyalist ve ırkçı bir bakış açısıyla onları kökten dışlayan. 71

72 Irkçılık, bütün milliyetçiliklerde ya da onların tarihlerinin her anında belirgin değilse de, kurulabilmeleri için gerekli bir eğilimi temsil etmektedir. Son çözümlemede bu çakışma durumu, tarihsel olarak tartışmalı topraklar üzerinde kurulu ulus devletlerin nüfus hareketlerini kontrol etmeye ve hatta sınıfsal bölünmelerden üstün siyasal bir cemaat olarak «halk» kavramını üretmeye çabaladıkları durumlarla bağlıdır. 72

73 Milliyetçiliğin tarihsel zemininde milliyetçilik ve ırkçılık arasındaki belirlenimde her zaman karşılıklılık vardır. Bu karşılıklılık kendini öncelikle milliyetçiliğin gelişiminin ve devlet tarafından resmen kullanılmasının, uzlaşmazlıkları ve başka bir kökenden olana yapılan zulümleri modern anlamda ırkçılığa dönüştürmesi biçiminde gösterir. 73

74 Bu karşılıklı belirlenim kendini, çok sayıda etnik gruptan oluşan bir devletin heterojenliğine, bir ulusun siyasal ve kültürel birliğini kazandırmayı hedefleyen tüm 19. ve 20. yüzyıl «resmi milliyetçiliklerinin» antisemitizmi kullanma biçimlerinde gösterir. 74

75 Az çok kurgusal olarak birleşmiş bir kültür ve milliyetin (Rus, Alman, Romen) asimilasyona mahkum olan, hiyerarşize edilmiş çeşitli «azınlık» kültürler ve etnik gruplar üzerindeki tahakkümünü telafi etmek, aynada yansıtmak için, tahakküm altındaki tüm kültürlerin, tüm halkların ortak iç düşmanı gibi gösterilen, kendi toprağı, ulusal dili olmayan, tekil bir sahte etnik grubun ırkçı bir zulme uğratılması... İster ilk sömürgeleştirmenin eski imparatorluklarına karşı, ister hanedanlara dayanan çokuluslu devletler ya da modern sömürge imparatorluklarına karşı olsun, tüm ulusal kurtuluş savaşlarının tarihinde bu belirlenim kendini gösterir. 75

76 Örn. Yerli soykırımı, ABD’nin bağımsızlığının hemen ertesinde sistematik hale gelmesi rastlantı değildir. Bağımsız Cezayir’in sömürgeciliğin çok kültürlü mirasıyla çatışıp «Berberiler»i asimile edip Araplaştırması... İç ve dış düşmanlarına şiddetle saldıran İsrail Devleti’nin bir «İsrail ulusu» kurmak için hem doğulu Yahudilere hem de topraklarından sürülen ve sömürgeleştirilen Filistinlere karşı geliştirdiği ırkçılık... 76

77 Bütün bunlar, bize milliyetçilikten sürekli olarak ırkçılık çıktığını göstermektedir. Sadece dışarı doğru değil, aynı zamanda içeri doğru da... ABD’de ilk yurttaşlık hakları hareketini engelleyen ırk ayrımının sistematik olarak kuruluşu, Amerikalıların emperyalist dünya rekabetine girmeleri ve Kuzey ırklarının hegemonyacı misyonu düşüncesine katılmalarıyla aynı zamana denk gelir. Fransa’da »toprak ve ölüler»in geçmişine kök salan bir Fransız ırkı» ideolojisinin hazırlanışı, yoğun göçün başlangıcıyla, Almanya’dan öç alma hazırlıkları ve sömürgeci imparatorluğun kurulmasıyla aynı zaman denk düşer. 77

78 Milliyetçilik ırkçılıktan çıkar. Siyonizm antisemitizmden ve üçüncü dünya milliyetçilikleri de sömürgeci ırkçılıktan ileri gelir. Ancak, ırkçılık ve milliyetçiliğin temsilleri ve pratikleri arasındaki mesafe her zaman var olagelmiştir. Irkçılık milliyetçiliğin bir dışavurumu değil, milliyetçiliğe bir ektir. Ona oranla her zaman aşırıdır; ama onun inşası için her zaman gereklidir ve bununla birlikte onun projesini tamamlamakta her zaman yetersiz kalır. 78

79 Milliyetçilik kuramları, stratejileri her zaman için evrensellik ve yerellik çelişkisini barındırır. Gerçekte milliyetçilik rasyonelleştirici, tekleştiricidir. Her türlü dağılmadan korunması gereken, kökenlerden gelen bir ulusal kimliğin fetişlerini geliştirir. Irkçılık, bu çelişkiyi gözler önüne serer. Irkçılık hem evrensel alanda hem de yerel alanda temsil edilir. Milliyetçilikten fazla yanı, milliyetçiliğe getirdiği ek, hem onu evrenselleştirmeye, ondaki evrensellik eksiğini kapamaya, hem de yerelleştirmeye, özgüllük eksiğini kapamaya yatkın olmasıdır. 79

80 Irkçılık ek bir özellik olarak önce bir üst-milliyetçilik şeklinde ortaya çıkar. Sadece siyasal bir milliyetçilik, rekabet ve sürüp giden bir savaş evreninde uzlaştırıcı bir pozisyon olarak algılanır, yetersiz görülür. Irkçılık, «eksiksiz» bir milliyetçilik olmayı arzular; bu milliyetçiliğin de ancak ulusun dışarıya ve içeriye karşı bütünlüğü üzerine kurulduğu takdirde bir anlamı olacaktır. 80

81 Kuramsal ırkçılığın «ırk» ya da kültür» olarak adlandırdığı şey, ulusun sürekli bir kaynağı ve «sadece» yurttaşlara ait olan niteliklerin yoğunlaşmış bir şeklidir. Ulus, kendi kimliğinin saf halini, «çocuklarının ırkı»nda görebilecektir. O halde ulus ırkın etrafında toplanmak zorundadır. Ulus, kendisi olabilmek için ırksal ya da kültürel olarak saf olmak zorundadır. Öyleyse «sahte», «dış», «melez», «kozmopolit» unsurları saf dışı etmeden ya da bunları dışarı atmadan önce kendi içine dönmesi gerekmektedir. 81

82 Bu ister hayat tarzı, ister inanış, isterse etnik köken açısından olsun, birleştirici özellikleri dıştalık ve katışıklığın izleri haline getirilen toplumsal grupların ırklaştırılmasından sorumlu olan bir zorunluluktur. İlke olarak, görünüş ya da davranışa bağlı bazı güvenilir ölçütlere dayanarak kimin «gerçek bir yurttaş» ya da «esas yurttaş» olduğunu keşfedebilmek gerekir. 82

83 «Bu noktada ırkçılık aynı anda hem milliyetçiliğe eklemlenir, hem de onunla çelişir. Bir elitizmi yeniden yaratmayı değil, bir popülizm oluşturmayı, halkın tarihsel ve toplumsal heterojenliğinden kuşkulanmayıp onun esas birliğini ortaya koymayı hedefleyen milliyetçi amaçla ters istikamete gider. 83

84 Burada ırkçılık ve milliyetçilik arasında kurulan ilişki aracılığıyla: Gerçek yurttaşların, ırksal-kültürel kimliği görünmez kalır, fakat bu kimlik kendisini «sahte yurttaşlar»ın (sözde vatandaşların) yarı hayali, sözde görünürlüklerinin karşıtı olarak ortaya çıkarır ve kendini güvenceye alır. Sahte yurttaşlar, Yahudiler, göçmenler, yerleşik yabancılar, yerliler, siyahlar vb.dir. 84

85 Ne var ki, sahte olanın fazla görünür olması, gerçek olanın yeterince gerçek olduğunu garanti etmez. Böylece ırkçılık, yurttaşların ortak özünü sınırlamaya çalışırken, bulunması mümkün olmayan bir bozulmamışlığın çekirdeğini aramaya başlar. Uç noktasında ırksal-ulussal saflık bulunamadığından, bu saflığı bir üst-insan idealine uygun olarak imal etmeye girişecektir. Nazi soyarıtımı bunun örneğidir. Aynı yönelim tüm toplumsal insan seçme ya da ayıklamak tekniklerinde, örneğin eğitim geleneğinde, pedagojik uygulamalarda ortaya çıkar. 85

86 TOPLUMSAL CİNSİYET: Cinsiyet, kişinin doğuştan getirdiği, doğumdan önce ve doğumdan sonra erişkinliğe kadar geliştirdiği biyolojik özelliklerine göre tanımlanmaktadır. Toplumsal cinsiyet, kadın ya da erkek olmaya toplumun ve kültürün yüklediği anlamları ve beklentileri ifade etmektedir. Bireyi kadınsı ve erkeksi olarak karakterize eden psikososyal özellikler olarak tanımlanmaktadır. Toplumsal cinsiyet rolü, kadına ve erkeğe uygun bulunan kişilik özellikleri ve davranışları olarak ifade edilir ve kültürel beklentileri içerir. Cinsiyet Rolü Teorisi Toplumsal yapıyı kişiliğin oluşumuyla birleştirir. Bireylerin toplumsal ilişkilere yerleştirilmesini betimlemek üzere basit bir çerçeve önerir. Temel görüş, bu sürecin “rolün öğrenilmesi” “toplumsallaştırma veya içselleştirme” aracılığıyla gerçekleştiğidir. Bu argüman ile “toplumsallaştırma etkenleri”ne yönelik bir ilginin uyanmasına yol açmıştır. Bu etkenler; anne, aile, öğretmenler, arkadaş gurupları ve medya dır.

87 Açık Cinsiyetçilik Örtük Cinsiyetçilik Düşmanca Cinsiyetçilik Korumacı Cinsiyetçilik Klasik Cinsiyetçilik Modern Cinsiyetçilik Geleneksel Cinsiyet Rolleri Sembolik Cinsiyetçilik Doğru….Kadınlar genelde pek yetenekli değillerdir….!!! Kadın yerine erkek müdürü tercih ederim!!! Kadınlar el üstünde tutulmalı ve korunmalıdır!!! Türkiye’de kadına karşı ayrımcılık artık bir problem değildir !!! CİNSİYETÇİLİK: kadının ekonomi, sosyal ve politika gibi birçok alandan dışlanması, adından uzaklaşma ve erkeğin üstünlüğünün abartılması olarak ele alınır ve erkeği norm olarak yapılandırır.

88 HOMOFOBİ dış grup Eşcinseller

89 Hastalık’tan ideoloji’ye homofobi kavramı Olgu, zihinsel bir düzensizlik olarak, eşcinseller veya eşcinselliğe ilişkin irrasyonel korkularla ilişkilendirilerek anlaşılmaya çalışılmıştır. Diğer fobi türleri gibi bireysel düzeyde cereyan eden bir düşünce bozukluğu olarak ele alınmıştır. İlk çalışmalardaGünümüzde Kültür ve anlam sistemleriyle, kurumlar ve sosyal geleneklerle ilişkili olarak ele alınması gereken, politik bir alanda oluşan, gruplar arası bir sürece işaret etmektedir.

90 Eşcinselliğe yönelik tutumların dinsel arka planları Cinsiyete dayalı ötekiler yaratma süreçleri Heteroseksüellikten farklı cinsel yönelimlere sahip olan insanların bazı yurttaşlık haklarının inkar edilmesi Konuya toplumun politik düzenlenişiyle ilgili birtakım boyutlar eklemektedir; dolayısıyla bu konuda söylenebilecek her söz politiktir ve sadece eşcinsellerle ilgili olamaz.

91 HOMOFOBİ IRKÇILIK SEKSİZM Sosyal psikologlara göre; Homofobi, bu anlamda seksizmin önemli bir silahıdır. Heteroseksüellikten farklı cinsel yönelimlere sahip insanlara karşı şiddet, bir anlamda cinsiyetçi kullanımıyla “insanlığın korunması ve kontrolü” için bir mekanizma haline gelmektedir.

92 Heteroseksizm - Heteronormatiflik Anti-gay ve lezbiyenlere yönelik önyargının yaradılışının en iyi nasıl kavramsallaştırılacağına ilişkin önerilen alternatifler; “HOMONEGATİVİZM “HETEROSEKSİZM” Önyargılı bireylerin değer ve inanç sistemine daha net olarak odaklanan çok boyutlu bir inşa olan “HOMONEGATİVİZM” (Hudson ve Rickets, 1980) ve gay ve lezbiyen literatüründe genişçe yer alan ve heteroseksüelliğin cinselliğin üstün veya doğal/normal/kabul edilebilir biçimi olduğu inancının temelini oluşturmaya gönderen “HETEROSEKSİZM” terimlerini içerir.

93 Heteronormatiflik: Psikolojik bir zihin durumuna vurgudan çok durumun kültürel ve sosyal kökenleri ve politik yanlarına vurgu yapmaktadır. Heteroseksizm: Bir tür ırkçılıktır. Kadınlara yönelik ayrımcılık olan seksizmin (cinsiyetçilik), heteroseksüel olmayanlara yönelik halidir. Heteroseksizm, heteroseksüelliği bir zorunluluk olarak görme ve biricik varoluş biçimi olarak dayatma halidir.

94 ERKEKLİĞİN KORUNMASI İNSANLIĞIN KORUNMASI HETEROSEKSİZM SEKSİZM HOMOFOBİ > >


"AYRIMCILIĞA KARŞI DERSLER Prof. Dr. Ülkü Doğanay TEMEL KAVRAMLAR: Ayrımcılık, ırkçılık, nefret suçu, nefret söylemi İLGİLİ KAVRAMLAR: milliyetçilik, cinsiyetçilik," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları