Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

PASİF KALEMLERDEN Kısa Vadeli Borçların Yönetimi Yard.Doç.Dr.Hayri BARAÇLI Yard.Doç.Dr.Mustafa İME.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "PASİF KALEMLERDEN Kısa Vadeli Borçların Yönetimi Yard.Doç.Dr.Hayri BARAÇLI Yard.Doç.Dr.Mustafa İME."— Sunum transkripti:

1 PASİF KALEMLERDEN Kısa Vadeli Borçların Yönetimi Yard.Doç.Dr.Hayri BARAÇLI Yard.Doç.Dr.Mustafa İME

2 Kısa Vadeli Borçların Yönetimi Banka Kredileri ve Yönetimi “Banka” kavramı, Türkçe karşılığı masa, banko, tezgah anlamına gelen İtalyanca “banco” deyiminden kaynaklanmaktadır. Zamanla en ideal şeklini almaya başlamış olan banka kısaca “Para kazanmak için para satan müessesedir” şeklinde tanımlanır. Ayrıca bazı iktisatçılar tarafından “Para ve kredi ticareti yapan veya kredi vermek üzere ödünç para veren kuruluşlar” olarak da tarif edilir. En gelişmiş tanımıyla da “Mevduat kabul eden,bu mevduatı en verimli şekilde çeşitli kredi işlemlerinde kullanma amacı güden veya kısaca faaliyetlerinin esas konusu düzenli bir şekilde kredi almak ve kredi vermek olan ekonomik birimlerdir

3 Sözlük anlamı "itibar" olan kredi, ekonomik ilişkilerde para vermeksizin mal ve hizmet satışı ile ödünç verme olayını ifade eder. Banka-müşteri ilişkisinde, kredi vermek denildiğinde bankanın müşterisine sağladığı bir itibar söz konusu olmaktadır. Bankanın bir firmaya (gerçek veya tüzel kişiye) itibar sağlaması, bu firma lehine nakdi veya gayri nakdi bir kredi tahsisi ile mümkün olacaktır. Bankalar Kanunu anlayışı içersinde kredinin bir tarifini yapmak gerekirse; kredi, bir mevcudun (nakdi veya gayri nakdi bir itibarın) belli bir süre için ve geri alınmak kaydı ile bir bedel (faiz, komisyon, vs.) karşılığında gerçek ya da tüzel kişi emrine verilmesi veya verilmiş bir varlığın geri ödenmesinin veya bir hizmet taahhüdünün garanti edilmesidir. Bu tanıma göre "kredi", vade (süre), güven ve bunlara bağlı olarak risk (ödememe tehlikesi) olmak üzere üç ana unsuru içermektedir.

4 Vade Bankalarca ödünç verilen paranın ve temin edilen itibarın, belirli bir süre sonra iade edilmesini ifade eder. Güven Belirli bir süre sonunda alınmak üzere mal ve hizmet satılması ile ödünç para verilmesi işlemlerinde güvenin bulunması gerekir. Güven kredinin temel unsuru olup, kredide güven olayı genelde bir teminat ile sağlanır. Risk Bankacılıkta risk, kredinin ödenmeme tehlikesini ifade etmektedir. Her kredi bir ödenmeme tehlikesini içerdiğinden açıldığı andan itibaren bütün krediler banka için bir risk oluşturur. Bu itibarla, bir kişiye veya bir firmaya nakit, mal, kefalet ve teminat şeklinde açılan kredilerin herhangi bir tarihte kullandırılan kısmının ifadesi için de risk deyimi kullanılmaktadır.

5 Kredi, eldeki para ile gelecekte ele geçecek paranın mübadelesi; başka bir deyimle, para ile ödeme vaadinin değiştirilmesidir. Kredi, tasarruf edilen paraların piyasaya akmasını, malların en yararlı biçimde kullanılmasını sağlamak suretiyle ulusal ekonomi yönünden büyük önem taşır. İnsanlar eldeki paraya, gelecekte ele geçecek paraya nazaran; eldeki mallara da gelecekte elde edecekleri mallara nazaran daha fazla verdiklerinden, böyle bir mübadelenin gerçekleşebilmesi için, ödeme vaadinin, vazgeçilen paradan bu değer farkı kadar fazla olması zorunludur. Bu fazlaya "faiz" denilmektedir., Kredi, gelecekteki gelirlere karşılık harcama olanağını vererek ekonomide satın alma gücünün artmasına ve değişim hacminin gelişmesine neden olmaktadır.

6 Banka Kredilerinin Türleri İtibarıyla İncelenmesi Kredilerin Türleri Bankalarca kullandırılan kredilerin; Bankalarca kullandırılan kredilerin; Teminatlarına göre (açık ya da teminatlı krediler), Vadelerine göre (kısa vadeli, orta vadeli, uzun vadeli krediler), Kullandırma şekline göre (nakit krediler, gayri nakdi krediler), Kullanım amaçlarına göre (yatırım, işletme tüketici kredileri gibi), Kaynaklarına göre (TCMB, Eximbank, Kalkınma Bankası, dış kaynaklı vb krediler), sınıflandırılmaları mümkündür. Burada krediler kullandırım şekline göre; "NAKİT KREDİLER”, "GAYRİNAKİT KREDİLER" ana başlıkları altında ele alınmaktadır.

7 Nakit Krediler İskonto/İştira Kredileri ve Niteliği İskonto ve iştira işlemi Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen geçerlilik şartlarını taşıyan bono ve poliçelerin vadesinden önce alacaklısından satın alınarak, faiz, komisyon ve masraflar düştükten sonra senet bakiyesinin kendisine ödenmesi şeklindeki bir nakit kredidir. Söz konusu bu işlem, ticari senet borçlusunun adresi, senedi kabul eden banka şubesinin bağlı olduğu belediye sınırları içinde ise iskonto, dışında ise iştira adını alır. İskonto ve iştira işleminde müşteri, hamili bulunduğu ticari senedin mülkiyetini, temlik cirosuyla bankaya devreder. Banka ödemeyi yaptığı anda riske girmiştir. Ticari senedin borçlusu vadede senedi ödemediği takdirde, her kredi işleminde sözkonusu olan risk gerçekleşmiş olacak ve banka alacağını tahsil etmek için yasal yollara başvurmak zorunda kalacaktır. İskonto ve iştira işlemlerinde kredi kullandırılan taraf kefil, kredi borçlu olarak imzası bulunan taraf da kredi borçlusu durumundadır. Çünkü normal koşullarda banka kredinin geri ödenmesini senet borçlusundan isteyecektir. Bu gerçekleşmez ise krediyi kullandırdığı tarafa (son cirantaya) rücu edecektir.

8 İskonto-İştira Kredisi Talebinin Söz konusu Olması Halinde Edinilmesi Gerekli Bilgiler ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Genel olarak vurgulamak gerekir ise, iskonto-iştira işleminin talebi halinde idareci tarafından öncelikle müşteriden; İskonto-iştira konusu edilecek olan senetlerin nitelikleri hakkında bilgi, İskonto-iştira konusu edilecek senetlerin ortalama vadelerinin ne olacağı, hususlarında ön bilgi alınmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli hususlar; Randıman açısından tevdi olunacak senetlerin vadelerinin uzun süreli olması, gün vadeli senetler randımanlıdır, Tevdi konusu ise senet borçlularının istihbaratlarının yapılması, Yine anılan senetlerin kambiyo senedi olma kanuni şekil ve şartlarını ihtiva etmesidir.

9 Senetlerde Aranacak Nitelikler Gerçek ticari ilişkiden kaynaklanan ticari senetler iskonto ve iştira edilmelidir. Gerçek bir ticari ilişkiye dayanmayan, hatır senedi olarak bilinen, sırf bir bankadan kredi alabilmek için hazırlanmış senetlerin işleme alınması banka açısından riskli durumlar yaratabilir. Kredi değerliliği ve moralitesi son derece düşük kişi ve firmaların çapraz imzalı senetlerle bankalardan kredi kullanma yoluna gitmeleri zaman zaman karşılaşılan olaylardır. Bu tür kredilendirme işlemlerinde riskin çok yüksek olduğu, kredinin zamanında geri ödeme olasılığının son derece düşük olduğu bilinmelidir. İskonto ve iştira kredileri, işleme alınan ticari senetlerin durumuna göre tek imzalı ya da çift imzalı olabilir. Borçlu ve alacaklının aynı kişi olması durumunda tek imzalı iskonto iştira işleminden söz edilir. Bu tür işlemler, açık kredi niteliğindeki işlemlerdir. Ayrıca muhatabın kabul şerhini taşımayan poliçelerin de tek imzalı kredi işlemi (açık kredi) olduğu bilinmelidir. Temlik cirosu, ".... Bankası emrine ödeyiniz. Bedeli nakden alınmıştır." kaşesi basılmak ve müşterinin imzası alınmak suretiyle yapılmalıdır.

10 Senetler "Masrafsız iade", "Protestosuz" ibarelerini taşımamalıdır. Çünkü bu ibareler, vadelerinde ödenmesi şüpheli bulunan ve ödenmeme halinde protestosu istenmeyen senetlerde bulunmaktadır. İskonto iştira işlemlerinde senet mülkiyeti bankaya geçtiğinden bu tür risk taşıyan senetlerin bankaya alınmaması gerekir. İskonto ve iştira edilebilecek bono ve poliçelerin TTK madde 583 ve 688'e göre düzenlenmiş kıymetli evrak niteliğini taşımaları şarttır. Poliçenin TTK madde 583'e göre taşıması gereken unsurları şunlardır: Senet metninde "poliçe" sözcüğü geçmeli, senet yabancı dilde yazılmışsa o dilde poliçe karşılığı olan sözcük bulunmalıdır. Belirli bir bedelin ödenmesi konusunda kayıt ve şart, Kimin emrine ya da kime ödenecekse (lehdar) onun adı ve soyadı, Keşide tarihi, Keşideci imzası, Muhatabın adı ve soyadı.

11 Bonoların TTK madde 688'e göre taşımaları gereken unsurlar da şunlardır: Senet hangi dilde yazılmışsa o dilde "bono" ya da "emre muharrer senet" sözcüğü, Kayıtsız şartsız belli bir bedeli ödeme vaadi, Kimin emrine ya da kime ödenecekse (lehdar) onun adı ve soyadı, Düzenleyenin imzası, Keşide tarihi. İskonto-iştira işlemlerinde dikkat edilmesi gereken hususları kısaca özetlemek gerekirse; Senedin, ihtiva etmesi gereken kanuni şartlara uygun olarak düzenlenmiş olması, Senedin hatır nitelikli olmaması, İskonto-iştira tarihinden itibaren vadelerine en çok 91 gün kalmış bulunması, Senet vadelerine, borçluların vade sonundan evvel ibraz ve ihbar edilebilmeleri için yeterli zamanın bulunması, Senedin bankaya kayıtsız şartsız temliki cirolarla devredilmesi, "Protestosuz" şerhini içermemesi, Muamele konusu senet poliçe ise, bunun kabulü ibrazdan men edilmemiş olması, Damga Vergisi Kanunu uyarınca senede geçerli nispette damga pulu yapıştırılmış ve bunların üzerine tarih ve imza atılmış olması, İmzanın elle atılmış olması, Poliçede keşide ve son cirantanın, bonoda da borçlu ve son cirantanın borçlanma ehliyetlerini haiz olmaları, Müşteri imzalarının ve özellikle son ciranta imzasının noter tasdikli imza sirkülerindeki imzaya uygun bulunması, Senetlerin tediye mahallerinde protesto keşide edecek noter teşkilatının bulunması.

12 Faiz ve Eklerin Bulunması İskonto ve iştira işlemlerinde valör, işlemin yapıldığı gün olarak verilir ve faize esas gün toplamına alınır. Ayrıca ticari senetlerin vadesini izleyen 2 iş günlük protesto süresi sonunda ödenmesinin söz konusu olabileceği de göz önünde tutularak vade sonunda bu iki iş gününe kadar olan sürenin de eklenmesi gerekmektedir. Buna göre vade sonu, tatil gününe rastlıyorsa, izleyen ilk iş gününe kadar geçecek süre de faize esas gün toplamına dahil edilecektir. Bu şekilde bulunacak faize esas gün, senet bedeli ve bankanın işlem tarihinde geçerli faiz oranı üzerinden, faiz hesaplanır. Faiz dışında müşteriden tahsil edilecek ikler, faiz üzerinden hesaplanan Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu, sadece iştira işlemlerinde alınan iştira acyosu ile faiz,fon (+acyo) toplamı üzerinden Banka ve Sigorta Muameleleri vergisidir. Faiz formülü aşağıdaki gibidir. Burada adat, senet bedelinin 100'e bölünerek faize esas günle çarpılmasıyla bulunacak tutardır. Yani; ADAT = MEBLAĞ / 100 *GÜN FAİZ = ADAT * FAİZ ORANI / 360 KKDF = FAİZ * %6 BSMV = FAİZ (+ KOMİSYON) * %5 KOMİSYON = ADAT * 2 / 360

13 Avans Krediler Bir defaya özgü olmak üzere, çoğunlukla tek kalemde kullandırılan, belirli bir vade ile ve çoğunlukla maddi bir teminat karşılığında açılan kredi türüdür. Devre sonlarında faiz tahakkuku yapılmaz, vade sonunda kredi anapara ve faizi ile kapatılır.

14 Borçlu ve Cari Hesaplar Şeklinde Kullandırılan Krediler Azami 18 ay vadeli olmak üzere cari hesap hükümlerine göre işleyen belirli bir limit içinde müşteriye para çekme ve yatırma olanağı sağlayan kredilerdir. Bankacılıkta uygulama alanı son derece geniş olan borçlu cari hesaplar, alınan teminatlara göre farklı kredi türleri oluştururlar. Örneğin teminatla senet alınması durumunda senetler karşılığı kredi, teminatına kefil imzası alınması halinde kefalet karşılığı kredi, tek imza karşılığı kullandırılması durumunda açık kredi, vb. Borçlu cari hesaplarda 31 Mart, 30 Haziran, 30 Eylül ve 31 Aralık olmak üzere 3'er aylık dönemler sonunda faiz tahakkuku yapılır. Devre faizlerinin belirtilen tarihlerde tahsili esastır. Dönem sonlarında tahakkuk ettirilen faiz, KKDF, BSMV (gider vergisi olarak da adlandırılır), kredi hesabına borç kaydedilmeyerek ayrı bir hesaba alınır ve tahsili bu hesaptan izlenir.

15 Ancak, TTKN'na göre cari hesaplarda faize faiz uygulanabilmesi için en az üç ayın geçmesi gerekmektedir. Dolayısıyla cari hesap şeklinde kredi hesabının açılışından itibaren 3 ay dolmadan devre faizi tahakkuk ettirilmişse tahsilatı üç ayın içinde kalan devre faizine faiz tahakkuk ettirilmeyecektir. Örneğin 1 Şubatta kullandırılmaya başlanılan bir cari hesaba 31 Mart tarihinde tahakkuk ettirilen devre faizinin 10 Mayısta tahsil edildiğini varsayalım. Hesabın 3 ayı doldurduğu tarih 1 Mayıstır. 31 Mart devre faizine 2 Mayısa kadar faiz tahakkuk ettirilmeyecek, 2 Mayıstan tahsil edildiği tarihe kadar (örneğimizde 10 Mayıs) faiz tahakkuk ettirilecektir. Faiz ve eklentilerine ilişkin formüller aşağıda gösterilmiştir. FAİZ = ADAT * F.ORANI / 360 KKDF = FAİZ * %6 BSMV = FAİZ (+ KOMİSYON) * %5 KOMİSYON = ADAT * KOM.ORANI / 360 (Teminatta senet alınmışsa)

16 Adat cari şeklinde çalışmayan kredilerde, kullandırılan tutarın 100'e bölünmesiyle elde edilen rakamla, kullandırılan günün çarpımıyla bulunacak değerdir. Ancak cari hesap şeklinde çalışan kredilerde birden fazla borç ve alacak hareketinin varlığı bu işlemi son derece girift hale getirir. Dolayısıyla adatın belirli bir yöntem izlenerek hesaplanması gereği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda Direk Yöntem ve Hamburg Yöntemi olarak adlandırılan iki yöntem vardır. Direk Yöntemde, cari hesapta yer alan her hareketin tutarı 100'e bölünerek, işlemin valör tarihi ile dönem sonu arasındaki farkı ile çarpılarak, borç ya da alacak hareket olmasına göre oluşturulacak tablonun ilgili bölümlerine yazılır. Borç adatlar ile alacak adatlar kolonları toplanarak farkı alındığında hesaba ait borç adat bulunmuş olur. Hamburg Yönteminde işlemler aldıkları valöre göre sınırlanarak valöre göre hesap bakiyeleri bulunur. Yeniden oluşan hesap hareketleri gün sayısı da dikkate alınarak adat hesaplanır. Borçlu cari hesaplar ve avans krediler genellikle teminatlarına göre sınıflandırılırlar.

17 Teminatsız Krediler (Açık Krediler) Teminatlı Krediler – Şahsi Teminatlı Krediler (Kefalet Karşılığı Krediler) – Maddi Teminatlı Krediler Senetler Karşılığı Kredi Vadeli Mevduat Karşılığı Kredi Hazine Bonosu ve Devlet Tahvili Karşılığı Krediler Hisse Senedi ve Tahvil Karşılığı Krediler Alacağın Temliki Karşılığı Krediler İpotek Karşılığı Krediler

18 Açık Krediler Bir kimsenin doğrudan doğruya şahsi imzasına güvenilerek başkaca bir teminat aranmaksızın açılan kredilere açık kredi ya da tek imzalı kredi denilmektedir. Banka için çok riskli bu kredi, mali durumları sağlam, tanınmış, her bakımdan güvenilir müşterilere kullandırılmalıdır.

19 Kefalet Karşılığı Krediler Kefalet karşılığı kredi, biri kredi kullanan diğeri de kefil (ya da kefiller) olmak üzere en az imza karşılığında kullandırılan bir kredi türüdür. Burada kefaletin geçerli olabilmesi için yasal açıdan iki koşulun gerçekleşmesi gerekir. Bunlardan birisi kefalet sözleşmesinin yazılı olarak yapılması, diğeri ise kefalet edilen miktarın belirtilmiş olmasıdır. Dolayısıyla, kredi kefil alınması halinde Genel Kredi Sözleşmesinin ilgili bölümüne kefilin ad-soyad ve adresi ile kefil olduğu miktar ve tarih belirtilerek kefilin imzası alınır.,Birden fazla kefil alınacaksa, bu işlemler her kefil için ayrı ayrı yapılacaktır. Kefil imzasının alınmasından önce, kefil ya da kefillerin kefalet selahiyetine sahip olup olmadıkları incelenmelidir. Bir kişinin kefalet ehliyetine sahip olabilmesi için medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmasının dışında kefalete engel bir halin de bulunmaması gerekir. Evli kadınların kendine kanuni müşavir tayin edilmiş olanlarının, veli ve vasilerin kefalet ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Kefil ikinci bir kredi borçlusu gibi düşünülmeli ve en az esas kredi borçlusu kadar değerliliğinin olması aranmalıdır.

20 Kefaleti Önerilen Kişiler Hakkında Yapılması Gereken İstihbarat ve Kredi Sözleşmesi ya da Taahhütnamenin Tanzimi Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Kefalet Akdi Hakkında Genel Bilgiler Kefalet öyle bir akittir ki, onunla bir kimse borçlunun akdettiği borcun edasını temin etmeyi alacaklıya karşı taahhüt eder. Kefalet; kredi açılmasının ve kullandırılmasının ancak kredi leh darının banka ile yapacağı bilumum kredi işlemlerinin veya kredinin kullandırıldığı sırada firmanın bankaya yapmakta olduğu kredi işlemlerinin bir veya birden fazla kefil ile takviyesi gereğinin hissedildiği hallerde söz konusu olur. Hukukumuzda kefalet; Adi kefalet ve Müteselsil kefalet olmak üzere iki şekilde düzenlenmiştir.

21 Bankacılık uygulamasında, kredi sözleşmeleri ya da taahhütnamelerinde kullanılan kefalet şekli "müşterek borçlu müteselsil kefalet"tir. Adi kefalete, kefil olunan borcun yerine getirilmemesi halinde kefile başvurulabilmesi için; Borçlunun iflas etmiş olması, Borçlu hakkında yürütülen icrai takibin semeresiz kalması, yani hakkında aciz vesikası alınmış bulunması,ya da borçlunun takibatının mümkün olmaması hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi şarttır. Diğer bir ifade ile, adi kefalette kefile başvurulabilmesi ikinci derecededir. Burada asıl borçlu olan akid firma olup, adi kefile başvurabilmesi öncelikle borçlunun takip edilmesi ve buradan bir sonuç alınmaması halinde söz konusu olabilir. Oysa, müşterek borçlu ve müteselsil kefalette ise, asıl borçluya müracaat edilmeden kefile başvurma olanağı mevcuttur. Yani, alacaklı aynı zamanda hem borçlu, hem de müteselsil kefili alacağın tamamı ya da bir kısmı için icrai takibat konusu yapabilir.

22 Konuya bankacılığın kredi işlemleri açısından yaklaşacak olursak, müşterek borçlu ve müteselsil kefalet riskin teminatı olarak kabul edildiğine göre ortaya iki husus çıkmaktadır ki, bunları; Kefile gerçekte, kefaletin söz konusu edildiği bedeli karşılayabilecek varlık ve moralite de olması, Anılan kefaletin, ileride başvurulabilecek olan yasal takibat sırasında aksiliklere sebebiyet vermeyecek şekilde yani hukuksal açıdan geçerliliğine zarar gelmeyecek şekilde realize edilmesi, Şeklinde vurgulayabiliriz.

23 Kredi Sözleşmeleri ya da Taahütnamelere Kefalet İmzalarının Alınması Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar İleride herhangi bir hukuksal soruna neden olmamak için, bu aşamada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, kefalet imzası alınacak olan kişinin imzasının sıhhati ve hukuksal bağlayıcılık yani, yetki durumudur. Bunun için de; Öncelikle kefil olacak kişinin yetki durumunun saptanması, Bilahare de temin edilecek imza sirküleri sayesinde atılacak imzaların kontrol edilmesi, gerekir. İleride olası imza inkarlarına, yani taahhütnamede bulunan imzanın kefil tarafından kendisine ait olmadığı yönündeki itirazlara sebebiyet vermemek için uygulanması gereken en sağlam yöntem kredi sözleşmeleri ya da taahhütnamelerinin "noter tasdikinden" geçirilmesidir. Bunun temin olunmaması halinde ise imzaların kesinlikle surette temin edilen sirkülere uygun olarak idarecinin huzurunda atılması gerekir. Uygulama ve deneyimler anılan sözleşme taahhütnamelerinin müşteriye gönderilerek imzalattırıldığını ve de bu durumda imzanın başkası tarafından atıldığını bilahare başvurulan icrai takibatta ise ileri sürülen imza itirazlarının bankalar aleyhine sonuçlandığını göstermiştir. Bu nedenle, kredi sözleşme ve taahhütnamelerini evvelemirde şube idarecisi huzurunda imzalanmasına gereken hassasiyet gösterilmelidir.

24 Bu arada; Kefaletin tüzel kişiler tarafından verilmesi halinde imza şirketin kaşe veya mührünün altına atılmalıdır, Sözleşmeler mutlaka mürekkepli kalemle imzalanmalı ve bunlar imza sirküleri ile karşılaştırılmalıdır

25 Kefilin Tüzel Kişi Olması Halinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Hükmi şahsın kefil olması halinde, kefaletin tüzel kişiyi bağlayabilmesi için atılan imzaların şirket statüsünde kendisine bu konuda yetki verilmiş olan kişilere ait olması gerekir. Bunun içindir ki bir hükmi şahsın kefaletinin söz konusu olması halinde öncelikle anılan tüzel kişinin statüsü ve gerekli imza sirküleri temin olunarak bu konuda kimlerin yetkili olduğu hususu belirlenmelidir. Anılan yetki sonradan alınan kararlar da belli kişilere tanınabilir. Bu durumda temsil yetkisinin sınır ve kapsamının Ticari Sicil Gazetesinde ilan edilmesi gerekir. Bu nedenle temsile yetkili kişilerin, yetkinin sınır ve kapsamının, şirketin halen faaliyette olup olmadığının ana sözleşme ve Ticaret Sicil Memurluğu'ndan belirlenmesi zorunludur.

26 Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da, şirketin statüsünde kefil olunabileceği belirtildiği gibi Ticaret Kanununun 137. maddesinde deyinildiği üzere verilen kefaletin şirketin işletme mevzuuna dahil olup, olmadığının değerlendirilmesidir. Ancak, şirket statüsünde kefalet verilebileceğine ilişkin hiçbir kayıt olmasa bile, verilen kefalet işletme konusuna dahilse Ticaret Kanununun 137. maddesine göre geçerli sayılacaktır. Şahıs şirketlerinde (Kollektif, Adi Komandit) ise, şirket konusuna girmeyen mutad iş ve muameleler dışında kalan kefalet gibi hususların geçerli olabilmesi için ortakların ittifakı gerekir. Ticaret Kanunu Madde 165'e göre "Şirketin idaresine giren hususlar şirket maksat ve mevzuunu elde etmek için icrası gereken mutad muamele ve işlerden ibarettir. Şirketi idare edenler şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde sulh, feragat ve kabul ile tahkime dahi salahiyetleri satmak, satın almak ve teminat olarak göstermek gibi mutad iş ve muameleler dışında kalan hususlarda ortakların ittifakı şarttır."

27 Bu nedenle, benzeri durumlarda şirketin belirli bir konu için kefil olmasının kabul edildiği ve şirketi temsile yetkili olan kimseye kefalet akdini yapabilmesi için yetki verildiğini belli eden tüm ortaklarının ittifakla aldıkları ve altını imzaladıkları muvafakatname, şirketten istenmelidir. Ticaret Kanunu'na göre adi ortaklıklar tüzel kişi sayılmadıklarından, bunlar lehine kredi tespiti ve dolayısıyla da kredi sözleşmesi ya da taahhütnamelerin adi ortaklık adına düzenlenmesi söz konusu olamaz. Ancak kredi kullandırılabilecek nitelikte görülen adi ortaklığa kredi tespit edilebilmesi için borçlu olarak ortaklardan birinin imzası alınmalı, diğer tüm ortakların ise taahhütnameyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak ayrı ayrı imzalamaları sağlanmalıdır.

28 Evli Kadının Kocası Lehine Kefil Olması Halinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Medeni kanun uyarınca, evli kadınların kocaları adına borç altına girebilmesi için; bu işlemlerin Sulh Hakimi tarafından onaylanması gerekir. Medeni Kanun Madde 169'a göre "Karı koca arasında her türlü hukuki tasarruf caizdir. Karının şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulüne tabi mallarına dair karı koca arasındaki hukuki tasarruflar, Sulh Hakimi tarafından onaylanmadıkça muteber olmaz. Koca menfaatine olarak, karı tarafından 3. şahsa karşı intizar olunan borçlar için dahi durum böyledir." Bu itibarla, karı tarafından koca lehine şahsi teminat verilmesi halinde behemehal Sulh Hakiminden izin alınması gerekir. Aksi takdirde kefalet geçersiz sayılır. İzin uygulamada onay şeklinde de olabilir. Eğer, söz konusu kefalet vekaletname ile yerine getirilirse, bu takdirde anılan yetkinin vekaletnamede açıkça belirtilmiş olmasının yanı sıra kefaletin yine sulh hakimliğince onaylanması gerekir.

29 Vekaletnameye İstinaden Müvekkil Namına Kefalet İmzası Atılması ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Vekaletname öyle bir akittir ki, onunla vekil kendisine verilen yetki dahilinde tahmil olunan işin idaresini veya hizmetin ifasını müvekkili nam ve hesabına şahsen yürütür. Kredi sözleşmesi ya da taahhütname borçlu ve kefillerin vekilleri aracılığıyla imzalanacak ise, bu durumda usulüne uygun olarak noter tarafından re'sen düzenlenmiş bir vekaletnamenin varlığı aranmalıdır. Titizlikle incelenmesi gereken bu vekaletnamede vekilin bu nitelikteki bir evrakı imzalamaya yetkili olduğunu açıklıkla ifade eden bir açıklama olup olmadığına bakılmalıdır. Ayrıca taahhütname veya sözleşmeye, kefalet imzasının kim tarafından, kimin namına atıldığı ve kefaletnameyi düzenleyen noterin ismi, tarih ve numarası düzenli bir şekilde not edilmelidir.

30 Kendilerine Kanuni Müşavir Atanan Kişilerin Kefil Olmaları Halinde Dikkat Edilmesi Gereken Hacir altına alınmaları için yeter sebep bulunmamakla beraber maddi hakları kullanma ehliyetinden kısmen mahrum edilmeleri menfaatleri bakımından gerekli görülen reşit şahıslara kefalet vermek, ödünç vermek ve almak, kambiyo taahhütleri altına girmek gibi işlemlerde oyu alınmak üzere bir müşavir atanır. Kendilerine müşavir tayin edilen kimseler bu muameleleri kanuni müşavirlerin oyunu almadan yaptıkları takdirde hüküm ifade etmeyeceğinden dolayı, belirtilen kişilerin kefaletleri söz konusu olması halinde müşavirin de yazılı izninin alınması gerekir.

31 Vekalet ve Vesayet Altındaki Kişilerin Kefil Olmaları Halinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Velayet; çocuğun şahsı ve malları üzerinde ana-babanın kanunen haiz olduğu yetki ve kanunun onlara yüklediği sorumluluk ve görevlerdir. Diğer bir deyişle velayet; gerek küçüklerin, gerek kısıtlıların bakım ve korunmalarını temin etmek için, onların şahısları ve malları üzerinde ana- babanın sahip olduğu yetkilerin ve hakların tamamıdır. Medeni kanunun 281. maddesine göre, velinin velayeti altındaki çocuklara ait mallar üzerinde intifa hakkına sahip olup bu sınırları aşan herhangi bir tasarrufun kanundaki bu amacı aşma olacağı tabidir. Medeni Kanunun 392. maddesi, vasinin vesayet altındaki kimsenin malını bağışlayamayacağı ve vakfedemeyeceği gibi, onun hesabına kefil olamayacağı da belirtilmiş durumdadır.

32 Kefaletin Son Bulması Ana hatları ile vurgulamak gerekirse kefalet; Kefil olunan borcun ödenmesiyle, Bankanın kefili ibra etmesiyle ve Kefilin ihbarda bulunmak suretiyle kefaletten kurtulmak istemesiyle son bulur. Borçlar Kanununun 501 ve 88. maddeleri gereğince, müteselsil kefaletten kurtulunabilmesi için borcun tamamının ödenmesi gerekir.

33 Senetler Karşılığı Krediler Senetler Karşılığı Kredi, teminatını ticari senetlerin oluşturduğu ve cari hesap şeklinde çalışan bir kredi türüdür. Kredinin nakit hareketleri TTK'nun cari hesaba ilişkin hükümlerine tabi iken teminat yönü ise Menkul Rehni'nin özel bir şekli olan Kıymetli Evrak üzerine rehin hükümlerine tabidir. Günümüzde geniş kullanım alanı olan bu kredi türü, firmalar açısından ellerindeki senetlerin muhafaza edilmesi, tahsilinin takibinin sağlanmasının yanında cari hesap şeklinde kredi kullanmanın kolaylıklarını da sağlar. Bankalar açısından da müşterinin mevcut senetlerini bankaya çekmek, senetli alacaklarının seyrini izleme, göreli olarak sağlam bir teminata dayanmak gibi avantajlar sağlamaktadır.

34 Senet Karşılığı Kredinin söz konusu Olması Halinde Edinilmesi Gerekli Bilgiler ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Müşteriden Edinilmesi Gereken Bilgiler Müşterinin, senet karşılığı kredi isteminin söz konusu olması halinde edinilmesi gereken ön bilgiler; – Kredi ihtiyacının nedeni, – İstenilen kredinin tutarı ve vadesi, – Satışların kimlere ve hangi şartlarda yapıldığı, – Satışların ne kadarının senetli, ne kadarının senetsiz yapıldığı ve yapılmakta olduğu, – Teminata tevdi olunacak senetlerin ortalama vadelerinin ne olacağı ve borçluların moralitesi ve ödeme gücü, – Diğer bankalarla olan diğer ve senet mukabili kredi ilişkilerinin boyutu, – Ve önerilen teminatın ne olduğu konularını içermelidir.

35 Bilgilerin Şube İdaresince Değerlendirilmesi Belirtilen hususlarda müşterilerden gerekli önbilgilerin yeterli bir şekilde alınmasının ardından, şube idaresince iki aşamada; Öncelikle müşterinin verdiği bilgilerin doğruluğu, Müşterinin iş durumu ile tevdi edilmesi önerilen senet borçlularının iş türü ve kapasitelerinin uyumluluğu, İstenilen kredi miktarının müşterinin senetli satışları ile olan dengesi, Gerek müşteri, gerekse önerilen kefiller ve senet borçluları hakkında genel istihbarat sonuçları titizlikle tetkik edilmelidir.

36 Senet Mukabili Kredi Tekliflerinde Özellikle Belirtilmesi Gereken Diğer Hususlar 1.Senet mukabili kredinin söz konusu olması halinde anılan kredinin teklifinde, kredi kitapçığında genel açıdan ana hatları ile vurgulanan "Kredi Tekliflerinde Belirtilmesi Gereken Hususlar"a ilaveten; 2.Kredinin ne tür senetler karşılığında kullandırılacağı, 3.Firmanın senetli alacaklarının durumu (hesap vaziyetinde de yer alan senetli alacaklar ile devre satışı arasında dengesizlik var ise, bunun sebebi ayrıca açıklanmalıdır.), 4.Senet borçlularının (borçlu ve cirantalar) ödeme güçleri, 5.Senetlerin ortalama vadelerinin ne olacağı, 6.Senetli alacakların maliyeti, neden kaynaklandıkları, 7.Uygulanacak marj oranı, 8.Hatır senedi kabul edilecekse, bu durumda kesinlikle senetlerin vade, meblağ ve borçluların ödeme güçleri, de belirtilmelidir.

37 Senet Karşılığı Kredi İşlemleri Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Senet mukabili kredi işlemlerinde öncelikle müşteri ve kefilleriyle kredi miktarına uygun "sözleşme" ya da "taahhütname" tanzim edilmelidir. Bunun ardından üzerinde durulması gereken en önemli husus riskin diğer bir teminatı olup, krediye konu teşkil edecek olan senetlerdir. Teminata kabul edilecek, karşılığında kullandırılacak olan senetlerin üzerinde yapılması gereken kontrolde, Teminatı kabul edilen söz konusu bono ya da kabul edilmiş poliçenin, gerekli yasal unsurları içermesi, Vadelerinin, sanayiciler için en çok 9 ay, diğerleri için ise 6 ay olması "bedeli rehindir" veya rehni ifade eden başka bir ibare yazılarak ciro edilmesi, Senetlerin, hakiki ticari ilişkiden kaynaklanmış olmaları ve yapılacak olan istihbarat sonuçlarının olumlu olması, hususları üzerinde durulmalıdır. Bu arada müşterilerin durumuna göre kararlaştırılmış olan marj oranının da kullanılması ihmal edilmemelidir. Riski azaltmak için uygulanan marj, genel olarak %25 tir. Bu oranın, müşterinin durumuna göre daha da indirilebileceği doğaldır.

38 Kambiyo Senetlerinin Yasal Unsurlarının Kontrolü Kısaca belirtmek gerekir ise, bir bonoda bulunması gereken şekil şartlarını aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz: – Senet hangi dilde yazılmış ise metinde o dilde "bono" veya "emre muharrer senet" terimi veya eşanlamlı kullanılan sözcük bulunmalıdır. – Kayıtsız ve şartsız belirli bir meblağın ödenme vaadi olmalıdır. – Borcun vadesi olmalıdır. – Alacaklı ve borçlunun adı ve soyadı bulunmalıdır. – Borçlunun imzası bulunmalıdır. – Evvelemirde tanzim tarihi de atılmış olmalıdır.

39 Teminata Kabul Edilecek Senetlerde Aranacak Nitelikler Teminata kabul edilecek senetlerin incelenmesindeki adımları şu şekilde sıralamak olanaklıdır: Senet borçlularının, senet tutarını ödeyecek varlık düzeyinde olmaları, diğer bir deyişle senet tutarının borçlunun ödeme gücünü aşan tutarda olmaması, Senet borçlularının kredi değerliliği, Borçlu imzasının ve ciroların düzenli olması, TTK'daki şekil şartlarının eksiksiz olması.

40 Senetteki Borçlu ve Cirantalar Hakkında İstihbarat Yapılması Senedin şekil şartını içerdiğinin anlaşılmasının ardından yapılması gereken senet riskin teminatını teşkil ettiğinden, senet borçlusu ve cirantalar hakkında gerekli istihbarat yapılmalıdır. Deneyimler, borçluların imzalarının sahte ve hatta bazen isimlerinin bile hayali olarak düzenlendiğini göstermiştir. Bu nedenle özellikle büyük montanlı olan senetlerde, senetteki isimler bilinen kişiler olsa bile istihbarattan vazgeçilmemelidir.

41 Hisse Senedi ve Tahvil, Hazine Bonosu Karşılığı Krediler Teminatına, özel sektöre ait hisse senetlerinin ya da özel sektör tahvillerinin alındığı bir kredi türüdür. Burada söz konusu edilen menkul değerlerin, değerlerinin sağlıklı bir şekilde saptanabilmesi ve gerektiğinde rahatlıkla nakde çevrilebilmesi için menkul değerler borsasında kote edilmiş kağıtlar olması gerekir.

42 Bu Tür Kredi Talebinin söz konusu Olması Halinde Edinilmesi Gerekli Bilgiler ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Kredi Talebinde Edinilmesi Gereken Ön Bilgiler Hisse senedi ve tahvil karşılığı kredi talebinin söz konusu olması halinde müşteriden öncelikle; Kredi ihtiyacının nedeni ve miktarı, İstenilen kredinin tutarı, Hisse senedi veya tahvilin nominal ve borsa değerlerinin ne olduğu, Hisse senetlerinin borsaya kota edilip edilmediği hususlarında yeterli bilgi temin edilmelidir.

43 Kredi Konusu Olabilecek Hisse Senetleri ve Tahvillerin Vasıfları Karşılığında kredi açılabilecek hisse senedi ve tahvillerin; Devlet iç istikraz tahvilleri, Borsaya kote edilmiş hisse senetleri, olması gerekir. Ayrıca; Vadesi gelmemiş kuponların tamam bulunması, Nama yazılı olanların üzerinde yazılı isim, hesap açılacak borçlunun ad ve soyadına uyması, Hisse senedi veya tahvillerin kanuni vasıf ve tanımlığı, Haczedilmiş ve muhalefet konulmuş olması, İtfa edilmemiş olması gerekir. Bu kredilerde, faizin yanı sıra rehin alınan kıymetin nominal tutarı üzerinden yılda bir defa en fazla %3 en az TL'den az olmamak koşuluyla %2 komisyon alındığı dikkate alınacak olursa, anılan kredinin randımanı uygulanan marj oranı arttıkça ve vade kısaldıkça yükselir.

44 Dikkat Edilmesi Gerekli Diğer Hususlar Her ne kadar kredinin teminatı tahvil ve hisse senedi ise de bazen rehinli kıymetlerin değerinde oluşabilecek değişiklikler tehlikeli risklerin doğmasına sebep olabilir. Bu itibarla avans verilecek müşterinin aşağıdaki özellikleri taşımasına özen gösterilmelidir: Rehin alınacak olan değerler meşru bir şekilde elde edilmiş olmalı, Nakit ihtiyacı geçici olmalı, Vadede veya icabında yapılacak ihbar süresi sonunda kanuni takip yollarına müracata gerek kalmaksızın hesabı kapatabilecek mali güce sahip olmalı, Menkul kıymetleri spekülatif amaçlarla toplanmamış olmalıdır. Bunun yanı sıra, kredi belirli bir vadeyi kapsamalı ve söz konusu olacak olan bu vade müşterinin durumu, rehin alınan değerler, borsa, iktisadi durum dikkate alınarak tespit edilmelidir.

45 Kıymetlerin Rehni Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekli Hususlar: Menkul Rehni Hakkında Genel Bilgiler Rehin; bir borcun öngörülen şartları uygun olarak ödenmesi veya alacağın tehlikeye girmesi halinde tahsilini sağlamak için alacaklıya bir şeyin karşılık gösterilmesi halidir. Rehin mürtehine (rehin alan kimse) rehnin (rehin veren kimse) verdiği merhunu (rehin verilen varlık) sattırarak yararlanmak hakkı verir. Menkul rehni; Menkul teslimi ve Mukabilinde makbuz verilmesi suretiyle tesis edilir. Yani, merhun teslim alınmadıkça ve teslim karşılığında makbuz verilmedikçe rehin hakkı doğmaz.

46 Rehin Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Menkul rehninde de gayrimenkul rehninde olduğu gibi öncelikle rehin konusu malın sağlıklı bir şekilde değer tespitinin yapılması gerekir. söz konusu ekspertiz işleminin merhunun niteliğine göre ilgili uzmanlara yaptırılacağı tabiidir. İkinci aşamada ise dikkat edilmesi gereken husus rehin işleminin yasal açıdan tam olarak yapılmasıdır ki bunun için de; Rehin işlemiyle ilgili olarak rehin edilecek menkullerin eksiksiz olarak kaydedilmesi gereken ilgili "Rehin Bordrosu"nun ileride olabilecek olası anlaşmazlıklarda rehin tarihi ve imzaları sorun yaratmaması amacıyla evvelemirde noter tasdikinden geçirilmesi, Bankanın zilyetliğine intikali hususlarına titizlikle uyulmalıdır.

47 Kredinin Kullandırımı Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Kredinin teminatı olarak, menkul ya da gayrimenkul rehin alınmış ise bu konuda söz konusu teminata; Muhafazasına özen, Bir zarara maruz kalmaması için gereken önlem ve Değerinin izlenmesi, hususlarına gereken önem verilmelidir. Bunun temini için öncelikle yapılması gereken şey merhunların sigortasız bırakılmamasıdır. Bunun için de sigorta süreleri titizlikle takip edilerek süre bitiminde gerekli uzatmaların yapılması ihmal edilmemelidir. Bunun yanı sıra hisse senedi ve tahvil söz konusu ise anılan kıymetlerin borsa değerlerinin sürekli izlenmesi ve bu konuda herhangi bir olumsuzluğun tespiti halinde derhal Ya ek teminatlar tespit edilmeli, Ya da kredi veya marj o miktardaki nakit tahsilat ile telafi edilmelidir.

48 Vadeli Mevduat (ya da DTH) Karşılığı Krediler Teminat olarak bankanın herhangi bir şubesinde açılmış bir vadeli mevduat hesabı (ya da DTH) üzerinde rehin alınması karşılığında kullandırılan kredilerdir. Döviz Tevdiat Hesabı Karşılığı Kredi Teklifinde Belirtilmesi Gereken Hususlar Döviz tevdiat hesabı karşılığı kredi tekliflerinde; Tevdiat hesabındaki yabancı paranın cinsi ve tutarı, Hesap, efektif tevdii suretiyle açılmış ise teklif tarihindeki ticari efektif alış kuru döviz veya havale gönderilmek suretiyle açılmış ise teklif tarihindeki cari döviz alış kuru, Teklif tarihindeki cari efektif veya döviz alış kurundan TL karşılığı, Açılacak kredi tutarının ne olacağı, yani marj oranı, Döviz tevdiat hesabının vadesi, Kredinin vadesi açık bir şekilde belirtilmelidir.

49 Emtia Karşılığı Kredi Tarımsal, sınai, ticari mamul ve yarı mamul emtianın rehin alınması suretiyle açılan bir kredi türüdür. Bu kredi borçlu cari hesap şeklinde işler. Emtia Karşılığı Kredi İsteminin söz konusu Olması Halinde Edinilmesi Gereken Önbilgiler ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Müşteriden Edinilmesi Gereken Önbilgiler Emtia karşılığı kredi isteminin söz konusu olması halinde müşteriden öncelikle; Kredi ihtiyacının nedeni ve miktarı, Rehni önerilen emtianın türü ve nitelikleri, Anılan emtianın dayanıklılığı, saklanabilme süresi, Malın hangi yılın mahsulü olduğu, Rehin alınan emtia ile müşterinin iştigali arasındaki uyum, Kredinin tasfiyesinin düşünüldüğü tarih, Malın hangi depoya konulmak istendiği, Marj nispeti konusundaki görüşleri, Verilecek olan diğer teminatların neler olacağı hususlarında gerekli önbilgiler alınmalıdır.

50 Rehni Önerilen Emtiada Aranılacak Özellikler Rehin olarak alınacak olan emtia veya mahsullerinin; Depolamaya uygun olan, Ambalajı kusursuz bulunan, Durmakla bozulmayan, Piyasada sürüm ve satışı kolay olan, Sık sık büyük fiyat düşmelerine maruz mallardan olmayan, Spekülatif amaçlarla toplanmış olmayan, Malı rehin verene ait olup, başkasına satılmış bulunmayan ve hacizli olmayan nitelik ve durumda olması gerekir.

51 Emtia ile İlgili Gerekli Ekspertizinin Yaptırılması Ekspertiz, rehin alınacak emtia, mahsul ve hammaddelerin; Vasıflarının, Satış yeteneğinin, Değerinin, Piyasada sürüm ve satışının, tespiti için yapılan işlem olup, bir ekspertiz raporunda; Rehin alınacak emtianın bulunduğu, ya da bulunması gereken deponun durumu ve özellikleri, Emtianın cinsi, tipi ve özellikleri, markası, ambalajı, ölçüsü ve menşei, üretildiği yıl ile Birim fiyatı hakkında bilgilere yer verilmelidir.

52 Marj Uygulamasının İçeriği Malların rehin alınması karşılığında verilen kredilerin riskini azaltmak için rehinlerin hakiki ve ekspertiz değerlerine marj uygulanır. Rehinli malların yüzde yüzü karşılığı kredi verilmez. Marj yüzde olarak ifade edilir.

53 Emtia Karşılığı Kredide Randıman Durumu Emtia karşılığı kredilerden sağlanan gelirler; Borçlu cariden alınan faiz, Faize esas teşkil eden adat yekünü üzerinden yıllık en fazla %3 en az 500 TL 'den az olmamak kaydıyla %2 muhafaza ve murakebe komisyonudur. Bunun yanı sıra; Rehinli emtianın banka depolarında saklanması halinde depo ücretleri ve Ayrıca yapılacak olan sigortalamadan dolayı sigorta komisyonları da banka için faiz ve muhafaza komisyonuna ek bir gelir ve randıman kaynağını oluşturur. Emtia karşılığı kredilerde faizin yanı sıra faize esas teşkil eden adat üzerinden ayrıca %3 - %2 komisyon alınmaktadır. Bu durumda anılan kredinin randımanı faiz + komisyon olmaktadır. Ancak, bu kredi türünün ihraç emtiası mukabilinde açılması halinde randımanın yükseleceği tabiidir. Anılan kredinin ihracat için kullanıldığı durumlarda, belirtilen gelirlere ek olarak, efektif - döviz alım komisyonunun yanı sıra genel olarak döviz girdisinin sağladığı diğer yararlar da dikkate alınmalıdır. Bilgilerin Şube İdaresince Değerlendirilmesi Belirtilen hususlarda müşteriden gerekli önbilgilerin alınması ve rahne edilmesi önerilen emtia hakkında yaptırılan değer saptamasının ardından şube idaresince ikinci aşamada; Özellikle müşterinin verdiği bilgilerin doğruluğu, Rehni önerilen emtianın değer durumuna göre istenilen kredinin dengesi ve buna göre marjın ne olması gerektiği, Müşterinin verilen süre sonunda hesabı tasfiye edebilecek mali güce sahip, iyi niyetli ve moralitesinin sağlamlığı, Kredinin teminatı olarak öngörülen diğer teminatların niteliği, Anılan kredinin vadesi genellikle ay arasında olup, daha uzun bir vade söz konusu ise rehni önerilen emtianın dayanıklılık durumu, Randımanın ne olduğu, Malların sigorta durumu hususları üzerinde durulmalıdır.

54 Emtia Kredisi Tekliflerinde Özellikle Belirtilmesi Gerekli Hususlar Emtia kredisinin söz konusu olması halinde anılan kredi teklifinin krediler kitapçığında genel açıdan ana hatlarıyla uygulanan "Kredi Tekliflerinde Belirtilmesi Gerekli Hususlar"a ek olarak; Emtianın cinsi, nitelikleri, dayanıklılığı, Rehin edilecek emtianın tutarı, Marj oranı, Emtianın bankanın depolarında mı yoksa yedieminde mi saklanacağı, İhracat mı yapılacağı, yoksa normal emtia avansı mı olacağı, Rehin edilecek emtia ile ilgili olarak yaptırılan ekspertiz raporunun sonucu şubenin kanaati, Söz konusu emtianın piyasadaki durumu ve kredi süresince olabilecek olası dalgalanmaların etkisi, Yediemin söz konusu ise anılan kişinin adı ve hakkındaki kanaatin ne olduğu hususları kredi tekliflerinde açıklıkla belirtilmelidir.

55 Spot Krediler Genel Açıklama Spot krediler; tutarı, uygulanacak faiz oranı ve vadesi kredinin kullandırıldığı tarihteki piyasa koşullarına göre saptanan firmaların kısa süreli nakit ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ve genellikle bankanın fon akışı paralelinde şekillenen, kısa ve faiz oranı diğer kredi türlerine nazaran düşük olan kredilerdir.

56 Banka Uygulaması Bu tür krediler Bölge Müdürlüklerinden ve ilgili Kredi Müdürlüklerinden işlem bazında yetki alınmak suretiyle bankalara her yönüyle faydalı olan firmalara kullandırılır.

57 Bu kredinin kullandırım amaçları; Kredi faiz oranlarının firmalar üzerinde yarattığı baskı sonucu düşen kredi taleplerini, dolayısıyla bankanın işlem hacmini arttırır, Atıl,-TL fonlara hareketlilik kazandırarak banka karlılığı ve verimliliğini yükseltmek, Sektörlerinde ön sıralarda yer alan, fiyata duyarlı, kısa vadeli büyük montanlı kredilere ihtiyaç duyan, bankaya küçük montanla çalışan veya hiç çalışmayan, kredi değerliliği yüksek firmalarla ilişkileri geliştirerek bankanın diğer hizmetlerinden yararlandırmak, şeklinde özetlenebilir. Bu tür kredilere uygulanan faiz oranı, kredinin kısa vadeli oluşu, vade sonunda ana para ve faizin defaten tahsil edilerek yeniden kullandırım olanağı sağlaması nedenleriyle diğer kredilere göre daha düşüktür. Faiz oranının belirlenmesinde, kısa vadeli kredilere uygulanan minimum faiz oranının yıllık bileşik getirisi ve piyasa faiz oranları esas alınmaktadır. Yani kısa vadeli kredinin minimum faiz oranı ile plase edilmesi ve üçer aylık dönemler itibarıyla faiz tahakkuk ve tahsili ve bu tutarların da aynı şartlarla satıldığının varsayılmasıyla yıl sonunda ortaya çıkan bileşik getirinin verilecek spot kredinin yıllık bileşik getirisine eşit olacağından hareket edilmelidir. Kredi, belirli dönemlerde bankanın sahip olduğu kaynaklara bağlı kalmaksızın da kullandırılabilmektedir.

58 Spot kredilerin diğer özellikleri aşağıda açıklanmıştır. Spot kredilerde, her yeni kredi kullandırımda yeni bir hesap açılacaktır. Kredi kullandırılmadan önce müşteriden taahhütname kesinlikle alınacaktır. Spot krediler güvence açısından diğer kredilerle aynı özellikleri taşıdığından kredi tesis şartlarına aynen uyulması zorunludur. Teminat olarak çek ve senet alındığında, vadelerinin spot kredi vadesine denk ve kredi tesis koşullarına uygun olmasına dikkat edilmelidir. Eğer teminata alınan gerçek müşteri çek ve senetleri spot kredi vadesinden önceki bir tarihi taşıyorsa, bunlar kredinin teminatını teşkil ettiğinden tahsil edilen bedeller üzerine bloke konulmakta, ancak müşterinin senet bedelini talep etmesi durumunda yine kredi vadesi tutarı ve koşullarına uygun yeni çek ve senetler teminata alınmak suretiyle, müşteriye tahsil edilen çek ve senet bedelleri ödenmektedir. Bu nedenle teminata alınacak çek ve senetler kredi hesabı dışında bir mevduat hesabı açılarak izlenecektir. Kredi, BCH şeklinde açılmakla birlikte BCH şeklinde kullandırılmamakta, yani kullandırılan kredinin vadesi içinde tahsil olunan teminattaki çek ve senet bedelleri hesaba alacak geçilemediği gibi onay alınmadan kısmi kapatma da yapılmayacaktır. Kredi faizi ve eklentilerinin (BSMV, KKDF) kesinlikle vade sonunda ana parayla beraber tahsil edilmesi zorunludur. Kredi tasdik talimatında belirtilen teminat ve diğer kullandırım şartları aynen yerine getirilecektir

59 Dövize Endeksli Krediler Kredinin Tanımı Dövize endeksli krediler (D.E.K.) bir firma lehine tespit edilen kredinin belli bir döviz cinsine endekslenerek, firmalara bu limit dahilinde ödeme tarihindeki banka döviz alış kurları üzerinden,-TL olarak ödenen kredilerdir. Dövize endeksli krediler, döviz kredilerinin (,-TL) kullandırımına benzer niteliktedir. Döviz kredileri sadece ihracat ve döviz kazandırıcı işlemlerin finansmanında kullandırılabilmesine karşın DEK'ler her türlü ticari faaliyetlerin finansmanında kullandırılabilir; ancak, DEK'ler vergi, resim, harç ve KKDV istisna ve muafiyetlerinden yararlandırılamaz.

60 Genel Esaslar DEK'ler ancak Genel Müdürlük yetkisinde tespit edilebilir. Bölge müdürlükleri ve şubeler DEK tespit edemez. Herhangi bir nakit krediden DEK'e veya DEK'ten başka bir nakit veya gayrinakit krediye dönüşüm yapılması Genel Müdürlük yetkisindedir. Yetki alınmaksızın dönüşüm yoluyla kredi kullandırılamaz. Genel Müdürlüğe yapılan kredi tekliflerinde DEK'ler TL olarak yapılacak, endekslenecek döviz cinsi ve miktarı ayrıca belirtilecektir. Dövize endekslenen kredi TL limiti hiçbir surette aşmayacaktır. DEK'ler için tesis edilecek teminatlar ile faiz ve komisyon oranlarının tespiti Genel Müdürlükçe yapılır. DEK'ler Genel Müdürlükçe belirlenecek vade ve döviz cinsi üzerinden aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde kullandırılır:

61 Kredinin Kullandırılması ve Tasfiyesi DEK'lerde Genel Müdürlükçe Tahsis edilen kredinin tutarı döviz cinsinden belirlenmekle birlikte kullandırımı TL olarak yapılır. Kullandırılacak TL kredinin tutarı tahsis edilen DEK tutarının, kredi kullandırım tarihindeki banka döviz alış kurlarıyla çarpılması suretiyle bulunur. Kredi TCMB tarafından alış ve satışı yapılan dövizlerden birine endekslenerek kullandırılır. Kredinin endekslendiği döviz cinsi Genel Müdürlükçe belirlenir. Kullandırılan kredinin TL karşılığı, teminat durumuna göre 116- Kısa Vadeli Açık Diğer Krediler veya 118- Kısa Vadeli Teminatlı Diğer Krediler Hesaplarından izlenecektir. Ödemeler bu hesaptan yapılacaktır. DEK'lerin kullandırılması ve tasfiyesinde şu esaslar göz önünde tutulacaktır: Ana para, Kur farkları, Faiz komisyon tahakkukları, Yasal yükümlülükler.

62 Zirai Krediler Yıllık Üretim Girdilerinin Karşılanması İçin Açılan Kısa Vadeli İşletme Kredileri Tarla ve bahçe ürünlerinin üretimi için gerekli olan işletme kredileri "Bitkisel Üretim Kredisi" adı altında açılmakta olup, bu konuda yapılacak tüm üretim çeşitleri bu kredilere konu teşkil etmektedir. Tahıllar, baklagiller, endüstri bitkileri, yağlı tohumlar, yem bitkileri, meyveler ve sebzelerin bir üretim döneminde ihtiyaç duydukları nakdi ve ayni (tohum, fide, gübre, zirai mücadele ilacı gibi) girdiler kredilendirilmektedir. Bu kredilerin limiti, ürün çeşidi ve ekim alanları dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Hayvansal üretim için açılan krediler ise "Hayvansal Üretim Kredileri" adı altında açılmakta olup, ülkemizde üretimi yapılan tüm hayvancılık faaliyetleri bu krediler kapsamındadır. Örneğin; Büyükbaş hayvancılık faaliyetleri (damızlık, süt, besi), küçükbaş hayvancılık (damızlık, irat, besi), arıcılık (ana arıcılık, oğul arı üretimi, bal üretimi, arı sütü, polen üretimi ve diğerleri), kümes hayvanları (damızlık, yumurta, et tavukçuluğu, keklik, bıldırcın üretimi gibi), kürk hayvanlarının üretimi için ihtiyaç duyulan üretim materyali (besi hayvanları, civciv vb. temini gibi), yem, ilaç gibi üretim dönemi için ayni ve nakdi girdiler kredi olarak karşılanmaktadır. Açılacak kredi miktarı, üretimi yapılacak hayvancılığın konusu ve kapasitesine göre hesaplanır.

63 Yıllık Üretim Girdilerinin Karşılanması İçin Açılan Kısa Vadeli İşletme Kredileri Tarla ve bahçe ürünlerinin üretimi için gerekli olan işletme kredileri "Bitkisel Üretim Kredisi" adı altında açılmakta olup, bu konuda yapılacak tüm üretim çeşitleri bu kredilere konu teşkil etmektedir. Tahıllar, baklagiller, endüstri bitkileri, yağlı tohumlar, yem bitkileri, meyveler ve sebzelerin bir üretim döneminde ihtiyaç duydukları nakdi ve ayni (tohum, fide, gübre, zirai mücadele ilacı gibi) girdiler kredilendirilmektedir. Bu kredilerin limiti, ürün çeşidi ve ekim alanları dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Hayvansal üretim için açılan krediler ise "Hayvansal Üretim Kredileri" adı altında açılmakta olup, ülkemizde üretimi yapılan tüm hayvancılık faaliyetleri bu krediler kapsamındadır. Örneğin; Büyükbaş hayvancılık faaliyetleri (damızlık, süt, besi), küçükbaş hayvancılık (damızlık, irat, besi), arıcılık (ana arıcılık, oğul arı üretimi, bal üretimi, arı sütü, polen üretimi ve diğerleri), kümes hayvanları (damızlık, yumurta, et tavukçuluğu, keklik, bıldırcın üretimi gibi), kürk hayvanlarının üretimi için ihtiyaç duyulan üretim materyali (besi hayvanları, civciv vb. temini gibi), yem, ilaç gibi üretim dönemi için ayni ve nakdi girdiler kredi olarak karşılanmaktadır. Açılacak kredi miktarı, üretimi yapılacak hayvancılığın konusu ve kapasitesine göre hesaplanır.

64 Mevcut ve Kurulacak İşletmelerde Yapılacak Yatırımların Finansmanının Sağlanması Amacıyla Orta -Uzun Vadeli Yatırım Kredileri Bitkisel ve hayvansal üretim için ihtiyaç duyulan donatım ihtiyaçları genelde orta vadeli krediler olarak açılmaktadır. Örneğin; bitkisel üretimde ihtiyaç duyulan tarım alet, makina ve ekipmanları (çeşitli tip ve güçteki traktörler, toprak işleme aletleri, tohum ekme, ilaçlama, hasat ve harman alet ve makinaları ve diğer tarımsal aletler ve araçlar). Hayvancılık üretimi için, damızlık ve besi hayvanları (büyükbaş, küçükbaş hayvanlar, arılar gibi), sağım makinaları, süt güğümleri, kovan, maske, bal süzme aletleri gibi hayvansal üretimde kullanılan her çeşit demirbaş, kredilere konu teşkil etmekte olup, açılacak kredi satın alma bedelinden üretici katkısı düşülmek suretiyle tespit edilmektedir. Bitkisel ve hayvansal üretim için yapılacak sabit yatırımlar için ise genelde projeye dayalı uzun vadeli krediler kullandırılmaktadır. Örneğin; yeterli veya hiç tarım arazisi bulunmayanlara Arazi Edindirme Kredisi, bitkisel üretimle ilgili olarak bağ, narenciye ve meyve bahçesi, yem bitkisi üretim tesisleri; hayvansal üretim için her çeşit hayvan barınağı, kaba ve kesif yem depoları ve üretimle ilgili diğer yapılar ve bunların onarımı veya kapasite artırımını amaçlayan projeler, Projeli Kredi kapsamında kredilendirilmektedir. Açılacak kredi limiti proje yatırım tutarından öz kaynak düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden tespit edilir.

65 Gayri Nakdi Krediler Teminat Mektupları Hakkında Genel Bilgi Bir Gayri nakdi kredi türü olan teminat mektupları “bankaların yurt içinde ve yurt dışında bulunan gerçek ve tüzel kişiler lehine bir malın teslimi, bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi ve benzer konularda muhatap kuruluşa hitaben verdikleri ve söz konusu yüklenimin leh dar tarafından yerine getirilememesi durumunda mektup tutarının kayıtsız şartsız ödenmesi taahhüdünü içeren Garanti Belgeleri” olarak tanımlanabilir. Teminat mektubu verilmesi durumunda bankalardan bir nakit çıkışı olmamakta, ancak riskin doğması halinde muhataba mektup tutarının ödenmesi söz konusu olmaktadır. Bu nedenle bankalar düzenledikleri teminat mektubu karşılığında müşterilerden faiz yerine yaptıkları hizmet karşılığında komisyon alırlar. Ancak, ileride mektupta belirtilen yüklenimin yerine getirilmemesi durumunda bir para borcu söz konusu olacağından, teminat mektubu verilmesi bir kredi işlemidir. Bu durumda banka, teminat mektubu tutarını muhataba nakit olarak öder ve ödediği tutarı leh dardan faiziyle birlikte geri alma yoluna gider.

66 Gayri nakdi Akreditif Kredisi Hakkında Genel Bilgiler Akreditif, bir bankanın müşterisinin talimatı üzerine, üçüncü bir kişiye, belirli bir zaman içinde belirli dokümanları kendisine iletmesi halinde, tespit edilen bir para birimi üzerinden belirli bir tutarın ödenmesinin taahhüt etmesidir. Akreditifli ödeme şeklinde, bankalar veya özel finans kurumları, ithalatçıdan akreditif talimatını aldıktan sonra on gün içinde, İthalat Rejimi'ndeki esaslar dahilinde ithal izni düzenleyerek, aynı gün uluslararası kurallar ile bankacılık teamüllerine uygun esas ve usuller çerçevesinde akreditif açarlar. Bankalar, mal bedelinin Türk parası veya döviz ile ödenmesinde; Türk Lira'larını Tahsil etmeden, Kısmen veya tamamen tahsil ederek, akreditif açacakları gibi, mal bedeli için teminat gösterilmesini de isteyebilirler. Akreditif açılırken mal bedeli dövizlerin TL karşılıklarının tamamen tahsil edilmemesi halinde açılan akreditif banka açısından bir risk oluşturacaktır. Akreditif açıldıktan sonra muhabir banka talimat çerçevesinde mal bedelini ödeme yetkisini almış bulunmakta ve uygun koşullar ortaya çıktığında satıcıya ödemeyi yapmaktadır. Akreditif açılırken, banka tarafından o günkü yabancı paranın TL karşılığı tamamen tahsil edilse de, tahsil tarihi ile transfer tarihi arasında kur farkı oluşabilecektir.

67 Kredi Maliyetleri Kredi Maliyetini Belirleyen Unsurlar Bankalar belirli bir dönemde sunulacak kredilerin faiz marjlarını planlarken kaynağın maliyetini özenle hesaplamaları gerekmektedir. Ancak kredi istemi değerlendirilirken likidite veya karlılık koşulları bakımından elverişli görüldüğünde, bankalar müşteriye değişik kolaylıklar sağlayabilmektedirler. Merkez bankasının öngördüğü ilkelere uymak koşuluyla marjlar müşteri lehine düşük tutulabilmektedir. Toplam kredi işlemlerinde aktif ve pasif faiz oranlarını belirleyen koşulların belirsizlik göstermesi böyle bir planlamayı güçleştirmektedir.

68 Gerçek pasif faiz oranlarının dışında kuşkusuz aşağıdaki faiz oranları da hesaba katılmalıdır: Personel giderleri, Bankanın kendisine ait ya da kiraladığı alanların maliyeti, Büro, tesis-donanım ve bakım giderleri, İletişim giderleri, Verilen komisyonlar, Temsilcilik ve reklam giderleri, Personel eğitim ve geliştirme giderleri, Diğer giderler. Kredilendirilen işletmenin ödeyeceği fiyat, faiz, komisyon ve diğer gider unsurlarından oluşmaktadır. Faiz gelirleri dışında bankanın en önemli gelir kaynaklarıdır. Hizmet gelirleri, kendi adına değerli kağıt, döviz ve kıymetli metal alım satımı da diğer ticari faaliyet gelirleridir. Hizmet işlemleri de iç ve dış ticaret finansmanı ve taşınır değer işlemlerine aracılık sonucu sağlanmaktadır. Bu gelir kaynakları kredi fiyatını belirlemede önemli unsurlardır.

69 Ucuz faiz politikasının temel nedeni, işletmelerin üretim maliyetlerini düşürmek, böylece firmaların dış pazarlardaki rekabet gücünü artırmaktır. Bunun yanı sıra enflasyonist baskılarla mücadelede düşük faiz politikasının etkili olduğu da belirtilmektedir. Ne var ki kredi arzının talebi karşılayacak düzeyde olmaması, oldukça büyük bir gayrı resmi piyasanın oluşması ve bankaların sabit tutulan faizlere yüksek bir komisyon eklemeleri düşük faiz politikasının beklenen sonucu vermesini engellemektedir. Soruna bankalar açısından bakıldığında faiz geliri kredi kurumu için önemli bir kaynaktır.

70 Kredi görüşmelerinin yürütülmesi için işletmenin ödemeye hazır olduğu en yüksek faiz düzeyi önemlidir. Kredi isteklisi yatırımın finansmanından vazgeçmek istemiyorsa, daha iyi bir sonuca götüren en düşük faiz oranından para bulmayı araştıracaktır. Kredi talebinin düşük olduğu durumlarda alternatif sermaye kullanımı daha olumsuz sonuçlara yöneltirse, bankalarca hesaplanan asgari fiyat sabit kalamaz. Özellikle bankanın teknik-örgütsel ve likidite-finansal alanlarında boş kapasite bulunması durumunda bu daha da önem kazanır.

71 Banka-Müşteri İlişkileri Açısından Kredi Fiyatlandırması Bankaların müşterilerini kredilendirmelerinde fiyatın ( faiz oranının ) tek belirleyici değişken olduğu kabul edilemez. Bu değişkenin yanı sıra, kredi isteklisi ve banka arasındaki ilişki de önemli bir rol oynamaktadır. Diğer pazar koşulları sabitken, küçük bir faiz farkı için uzun süreli iş bağlantılarına son verilemeyeceği gibi, yeni müşteriler kazanılmasında da fiyat esnekliği rekabet ortamında kredi kurumuna başarı sağlar. Özellikle rekabetin göreli olarak iyi işlediği bir ortamda, talebin düşük fiyat esnekliği hissedilir. Buna karşı bankaların kredi kararı sürecinde arz esnekliğinin de kredi fiyatının belirlenmesinde önemli etkisi görülmektedir.

72 Oligopol piyasalarında faaliyet gösteren bankalar faiz, komisyon ve ücret düzeyini belirlerken, diğer bankaların tepkilerini hesaba katarlar. Eksik rekabet pazarının tipik özelliği olan iletişim eksikliğinden yararlanan bankalar, fiyat belirlemede müşterilerden daha çok rakip kurumların davranışlarına önem verirler. Öte yandan mevduat müşterilerine sunulan işlemlerin fiyatı kamuya açıklanırken firma-müşterilerine uygulanan fiyat pazarlıkla belirlenmektedir. Bankaların fiyat belirlemesinde rekabetin yanı sıra müşteri durumu da önemli rol oynar. Ayrıca banka hizmetlerinin sosyal karakterinin yoğun olduğu düşünülürse bankalar fiyat dışındaki değişkenleri de göz önünde bulundururlar. Müşterilerine iyi hizmet sunan bir bankayı müşterilerin küçük bir fiyat farkı için terk etmedikleri de görülmektedir.

73 Kredi Süresinin Fiyatlandırmaya Etkisi Kredi süresi kredi maliyetlerini etkileyen bir diğer önemli unsurdur. İşletmeler gerçekte uzun süreli kredileri tercih etmektedirler. Bunun nedeni kredi süresinin uzatılamamasının işletme üzerindeki olumsuz etkilerinde aranmalıdır. Kısa süreli kredi kullanımında ise kredi isteklisine bir finansman bağlantısı sağlamak, kredi kurumu için önemli bir sorumluluk getirmemektedir. Özellikle borçlunun krediye yaraşırlığının yetersiz olduğu ya da bankaların kredi kapasitelerinin çok sınırlı olduğu dönemlerde kısa süreli kredilerin ödenmesinde ek kaynak derlenememesi tehlikesi doğmaktadır. Öte yandan uzun süreli bağlantının önemli sakıncası, gerçekte borçlunun hareket esnekliğinin sınırlandırmasıdır. Diğer bir ifade ile, kredi gereksinmesi azaldığında, kredi hacmi arzu edilen ölçüde azaltılamamakta, öyle ki aşırı bir likidite ortaya çıkarabilmektedir. İşletmenin bunu alternatif yatırım alanlarına sözgelimi taşınır değerlere yöneltme zorunluluğu karını azaltabilmektedir.

74 Kredi kurumlarının genellikle kısa kredi sürelerini tercih etmelerinin nedeni, sürenin artmasına paralel olarak kredinin geri ödeme riskinin büyümesiyle açıklanmaktadır. Bundan başka kredi kullanıcısının ödeme yükümlülüklerini yerine getirememesi durumunda gelecekteki faiz ve taksit ödemelerinin süresi uzadıkça belirsizlik artmaktadır. Bu bakımdan kredi uzmanları kredilendirmede işletmenin aşamayacakları sınırlar koyarak, bankayı güvenceye almayı uygun görürler.

75 Geri Ödeme Koşullarının Fiyatlandırmaya Etkileri Kredi fiyatının belirlenmesi banka ve işletme için kural olarak sadece süreye değil, aynı zamanda ödeme şekillerine de bağlıdır. Kredi süresi sonunda ödemenin bir kerede toplam olarak yapıldığı, özel durumda, borçlu tüm dış kaynağı ödeme anına kadar talep edebilmektedir. Ancak geri ödeme süresince ana para taksitlerinin ödenmemesi, riski arttırmaktadır. Süresinden önceki geri ödeme hakkı; kredi alana, kararlaştırılmış süre ve ödeme şekillerini değiştirme olanağı sunarak, işletmeye esneklik sağlar. Özellikle yüksek ve sabit bir faiz oranının kararlaştırıldığı ya da uzun süreli dış kaynağa azalan gereksinme kredi süresince engellenmediği zamanlarda işletme gerektiğinde, borcun şeklini değiştirerek ya da tutarını azaltarak, maliyetlerden tasarruf edebilir. Böylece diğer koşullar değişmedikçe, işletmenin kendisini kurumdan bağımsız kılması, hedef alınan sonuçların iyileştirilmesine olanak sağlar.

76 Tersine sözleşme ile kararlaştırılan vadenin sona ermesinden önce verilen kredi tutarını geri isteme hakkı bankaya da verilebilir. Böyle bir koşulun yer almasının düşünülebilecek nedenleri; sabit faiz oranının artan bir faiz oranına uyumu ya da işletmenin hizmetine sunulan kredi kaynağının azalmasıdır. İşletmenin kredi değerliliğinin kötüye gitmesi, uzun süreli olarak sunulan kredinin vaktinden önce geri istenmesine yol açmaktadır. Böyle bir sözleşme iptal hakkının her kredi sözleşmesinin tamamlayıcı unsuru olduğu da belirtilmelidir.

77 Asgari Marjların Belirlenmesi Verilen kredilerin karşılığı olan en az marjları belirleyen maliyet unsurları; bir yandan özsermaye ve likidite maliyetleri, öte yandan da kredi riski maliyetleri, parça başı maliyetleri (her krediye düşen işlem maliyetleri) ve genel maliyetler şeklinde sınıflandırılabilinir.

78 Özsermaye ve Likidite Maliyetleri Bankalar bilindiği gibi kredilerin bir bölümünü öz kaynaklardan karşılamaktadırlar. Kredi kurumlarında öz sermayenin çok yönlü kullanım alanları bulunmasına karşın yine de genel olarak sermaye bağlama burada belirli bir risk içermektedir. Ancak öz sermayenin tümünün maliyetlerinin kredilere yüklenmesi tartışma konusudur. Öte yandan banka işlemlerinde kredi riskine eşdeğer diğer riskler de söz konusudur. Bunlar sözgelimi vade dönüşümünden, ticari işlemlerden, iştiraklerden ve çeşitli yönetim hatalarından ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla soruna uzun vadeli yaklaşımda kredi dışındaki kaynakların da risk üstlenmesi gerektiği sonucuna varılabilir. Ancak kısa vadede bir kredi kararı verildiğinde bunun karşılığında öz sermayenin artması gerekmekte, bu durum kredi kurumu açısından ek maliyetlere yol açtığından asgari marjlara söz konusu maliyetlerin eklenmesi kaçınılmazdır. Zira öz sermayenin alternatif kullanım alanlarının varlığı bilinmektedir.

79 Diğer Maliyetler Öz sermaye ve likidite maliyetleri dışındaki en önemli maliyet unsurunu kredi riski maliyetleri oluşturmaktadır. Kredi riski maliyetlerinin temel özelliği, verilen her kredinin aynı ortalama risk maliyeti ile hesaplanamayacağıdır. Zira maliyetler her pazar bölümü için müşterilerin homojenliği ya da heterojenliğine göre farklılaşmaktadır. Geçmişte ortaya çıkan kredilerin ödenmeme durumunun bilinmesi risk maliyetlerinin hesaplanmasını kolaylaştırmakta, ne var ki bir pazar bölümünde riskin gelişmesine ilişkin bekleyişlerin kesin bir biçimde hesaba katılması oldukça güçtür. Ancak sigorta işletmelerinde olduğu gibi bankacılıkta da geçmişteki değerlerin ağırlıklı ortalamasının geleceğe ilişkin bir extrapolasyonu, soruna göreli bir çözüm getirmektedir. Risk maliyetleri özsermaye maliyetlerine ek olarak hesaplanmak zorundadır. Bu maliyetler bir sigorta primi şeklinde hesaplanarak beklenen geri ödenmeme değerlerinin karşılığıdır. Ne var ki beklenmeyen büyük tutarlardaki ödenmeme durumlarında prim yetersiz kalmakta, bunun için gizli yedeklerin yanı sıra öz sermaye tutumu gerekmektedir.

80 Diğer maliyetlerin bir bölümünü de parça başı maliyetleri oluşturmaktadır. Direk işlem ve pazarlama maliyetlerinin işleme sebep olma oranlarına (nedensellik prensibine) göre düzenlenebileceği, doğal olarak, sanayi işletmelerindeki gibi bir anahtar ile maliyetlerin maliyet yerine yüklenebileceği (dağıtılabileceği) düzenli bir muhasebe sisteminin varlığına bağlıdır. En az marj ya da gerçekte geçmişteki parça başı maliyetlerinden ziyade, sözgelimi planlanan kapasite ve rasyonalizasyon önlemlerini hesaba katan bir standart maliyet oranının dikkate alınması gerekir. Doğrudan ayrımı yapılmayan bir bölümünü de (toplam maliyetlerin ortalama %20-30) genel maliyetler oluşturmaktadır. Bu maliyetlerin dağıtımı için çeşitli kurallar bulunmaktadır. Ancak bankacılık alanındaki deneyimlere göre en anlamlı olanı direk yol açan personel ve maddi maliyete göre ilgili gider yerleri ile ilişkilendirilmesidir

81 Kredi Riski Kredi Riskinin Sınırlandırılması Kredi işlemlerine bağlı olan riskleri etken bir biçimde denetim altına alabilmek için çeşitli kredi riski unsurlarını özenle belirlemek gerekir. Kredi işlemlerinin sonucu olarak doğabilecek risk kaynaklarını şöylece sıralamak olanaklıdır: Kredinin kayıp (ödenmeme, geriye dönmeme) riski, Likidite riski, Sunulan güvencelerden kaynaklanan risk, Faiz değişme riski, Para değerine bağlı risk, İşletmenin yönetim hatalarının kestirilememesi, Yabancı para birimi üzerinden verilen kredilerde döviz riski ve ülke riski.

82 Sıralamada yer alan risk kaynakları içerisinde bu çalışma bakımından önemli olan kredi kaybı riski ve likidite riski aynı zamanda bir işletmenin krediye yaraşırlık riskini de vermektedir. İkinci derecede önemli olan diğer kaynakları daha ziyade kredilendirilen firma dışında gelişen olaylar belirlemektedir. Kredinin geri dönmemesi, likidite riski, güvence riski "aktif kredi riski" olarak da adlandırılmaktadır. Risk analizinde temel noktayı çeşitli kredilerin yönetimi ve bunların akışı oluşturmaktadır. Pazarlama teorisindeki ürünün yaşam eğrisine dayanılarak krediler de zaman akışı içinde bir yaşam seyri söz konusu olmaktadır. Kredi akışı ürünlerdeki kadar kesin tahmin edilemese de kredi uygulamasındaki gözlemlerden belli bir kredi kararı, kredi denetimi, problemli kredilerin kurtarılması, yasal izleme ve kredinin tahsili şeklinde özetlenebilir. Öte yandan uzun süreli yatırım mallarının (üretim tesisleri) kısa süreli işletme kredileri ile finanse edilmesi aynı sonucu ortaya koymaktadır.

83 Karar aşamasında temel oluşturan hatalı ve eksik bilgiler ya da bu bilgilerin yanlış işlenmesi sonucu işletmenin krediye yaraşırlığının hatalı belirlenmesi sonucuna yol açar. Buna göre kredi denetimi aşamasındaki temel tehlike krediyi kullanan müşterinin ekonomik durumundaki kötüleşmeyi sezinlememesi ya da çok geç farketmesinden kaynaklanmaktadır. Zira bu noktadan sonra etkin önlemler alma olanağı bulunmamaktadır. Banka uzmanlarının çabası sonuç vermeyince yasal izleme sürecine konu olan krediler ekonomik, yasal ve örgütsel türden risklerin doğmasına neden olabilir. Tüm bu olumsuz gelişmelerden bankanın etkilenme düzeyinde kurum içi organizasyon yapısı önemli bir rol oynamaktadır. Bu açıdan banka işletmesinin faaliyetlerinden kaynaklanan risklerin daha yakından incelenmesi gerekmektedir.

84 İşletme Politikası ve Yönetim Yapısı Genel davranış politikası bakımından işletme politikası ve buna bağlı olarak geliştirilen kredi politikası kredi işlemlerinde banka içi genel çerçeve koşullarını belirler. Kredi politikasının odak noktasını bir kredi kurumunun hangi kapsamda (kredi hacmi politikası) ve türde (kredi yapı politikası) aktif işlem kararlarının gerçekleştirilmesi gerektiği kararı oluşturur. Kredi yapısı politikasına dayanan tehlike kaynakları hem biçimsel ve hem de maddi alanda yer alabilmektedir. Bu alanda önemli bir tehlike kaynağı bankanın bilinçli ve sabit bir kredi politikasının bulunmaması ya da bu temel ilkelerin yazılı bir biçimde düzenlenmemesidir. Öte yandan genel hedef ve stratejileri belirleyen (sunu düzeyi, kredi değerlendirmeleri, hedef gruplarının saptanması) yazılı sabit kredi politikaları bulunsa da bu politikalardan personelin yeterince bilinçli kılınmaması halinde kredi risklerinin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Buna örnek olarak, müşteri analizlerine katılan kredi uzmanlarının ya da şube yetkilisinin karar verme ve verilen bu karara banka yönetiminin bağlı kalmasındaki belirsizlik verilebilir.

85 Biçimsel alandaki bu belirsizliklerle maddi alanda da farklı yoğunlukta karşılaşılmaktadır. Sözgelimi kredi politikasının belirlenen stratejilere banka yönetiminin uygulamada bağlı kalmaması ya da birbiriyle rekabet durumunda (çelişen) hedefler söz konusu olabilmektedir. Bu durumda da karar organının hangi işletme hedeflerine (hacim, verim, risk) öncelik vermesine ilişkin belirsizlik bulunmaktadır. Pazar payının artırılması hedefinin diğer banka hedefleriyle uyumlu bir biçimde bağdaştırılmaması da önemli bir tehlike kaynağıdır. Pazarın genişletilmesi karların düşmesi pahasına gerçekleştirilebiliyorsa, bu işletme politikasındaki bir tutarsızlığı gösterir. Öte yandan sadece tutara bağlı bir büyüme politikasının nitel kredi özelliklerini hesaba katmaması, kredi riskini artırır. Bu nedenle artan kredi hacmine paralel olarak kredilerin nitel açıdan değişiklik gerektirip gerektirmediği araştırılmalıdır.

86 Yazılı olarak belirlenmiş işletme politikası ile yönetimin somut davranışları arasında bir uyum olmaması durumunda kredi uygulamasında belirsizliklerle karşılaşılır. Böyle bir durum merkezkaç örgüt yapısında merkezdeki ve merkezkaç karar organlarının krediye yaraşırlık incelemesi, kredi denetiminin hangi kapsam ve yoğunlukta gerçekleşmesi gerektiğine de olanak vermez.

87 Organizasyon Yapısı Krediye yaraşırlık incelemesi, kredi denetimi ve kredi yönetimine uygulamada farklı örgütsel organlar katılmaktadır. En basit şekliyle bu inceleme görevi şubedeki müşteri temsilcisine verilebilir. Şube yetkisini aşan kredi istemleri için bankanın kredi analiz bölümü devreye girmektedir. Bu konuda da farklı örgütsel yapılar söz konusu olmakla birlikte, kredi kararını veren analist, şube ile sorumluluğu da paylaşmak zorundadır. Ancak bu konuda son uygulama eğilimleri şubeye yerleştirilen kredi analizi uzmanının firma kredilendirmesinde sorumluluk üstlenmesidir. Büyük kredi işlemleri ile karmaşık durumlarda ise uzmanın inceleme raporu genel merkezdeki kredi inceleme bölümüne gönderilerek özel çözüm araştırılır.

88 Kredi yönetimi bankaların değişik kademelerinde yerine getirilen çok yönlü görev alanlarını kapsamaktadır. Kredilendirme kararları gibi kredi denetiminde de bir dizi örgütsel düzenlemeye ve önleme gereksinim duyulmaktadır. Kredi işlemlerindeki örgütsel yapı alanında aşağıdaki risk kaynakları söz konusu edilmektedir: Çeşitli yerlerdeki ve bölümlerdeki görevlerin açıkça belirlenmesi, Yetki çatışmasına yol açan örtülü yetki düzenlemeleri (yetki çatışması belirli görevlerde sorumluluktan kaçınmaya yol açar.), Çifte varsayımlar tehlikesini taşıyan açık ve kesin olmayan hiyerarşik yapı, Eksik, açık olmayan pozisyon tanımları, Personelin işlevsel ayrımının yetersizliği (istemleri değerlendirme - karar organlarının belirsizliği), Yetki devrinin açıkça düzenlenmemesi (bazı durumlarda krediye karar verecek bir yetkilinin bulunmaması bile söz konusu olabilir.). Riskin azaltılması açısından bankanın organizasyon yapısı amaca uygun, personelin riske karşı bilinçli ve kredi riskini azaltıcı bir yapıda olmalıdır.

89 Krediler Örgütünde İş Akışından Kaynaklanan Riskler Bankalara gelen kredi istemlerinin önemli bir bölümü küçük ve orta büyüklükteki işletmelere ait olması, çok sayıda inceleme ve değerlendirmeyle karşılaşılmasına yol açar. Kredi organizasyonunun bu bakımdan hedefi tüm işletmelerin istemlerini içerecek şekilde en kısa sürede işlemlerin yerine getirilmesidir. Rekabetin artması ile bankalar müşterilerin kredi gereksinmelerine uyum sağlamak amacıyla örgütsel yapının değiştirilmesi gereğini duymuşlardır. Bu ortam kredi kararlarını hızlı ve ayrıntılı incelemelere dayandırmada kredi pazarlamasının önemini artırmıştır. Uygulamada, firmaların kredi fiyatının yanı sıra kredi koşullarına da önem verdiği görülmüştür. Bu pazar unsurlarının yanı sıra kredi riskinin de göz ardı edilmemesi gerekir. Kararın hızlılığı ve güvencesi uyumlaştırılarak, kredi işlemlerinin organizasyon yapısında pürüzsüz bir iş akışı sağlanır ve denetim sistemindeki ilkelere uygun olarak kredi güvenceye alınır.

90 Özellikle kredilendirme karar organlarının çok sayıda olduğu büyük bankalarda iş akışındaki örgütsel sorunların farklı biçimlerde ortaya çıkması şöylece sıralanabilir: Farklı karar organlarının değerlendirilmesindeki mantık hatalarının sistem hatalarına yol açması, Kredilendirme ile ilgili çeşitli bölümler arasındaki koordinasyon eksikliği, Rasyonelleştirme, sistemleştirme, teknik gelişme eksikliğinin yol açtığı denetim güçlüğü, Kredi kararları ile biçimsel kontrol sistemi arasında işlevlerin yetersiz ayrımı nedeniyle iç kontrolün eksikliği iş akışında aksama ve belirsizliklere neden olur. Yönetim, kredi işlemlerinde seçim ve değerlendirmeye denetimi üstlenen personelin alacağı kararlara ilişkin bir dizi düzenleme getirmektedir. Müşteriyle bağlantı kurulması ve kredi kararlarının alınması için kredi analistlerinin mesleki ve davranışsal bazı niteliklere sahip olmaları gerekir. Kredi riskini bilinçli bir şekilde sınırlandırmada meslek bilgisi önemli rol oynar. Kredi analistleri bankacılığa ilişkin genel bilgilerin (finansal ürün ve satış teknikleri) yanı sıra genel işletmecilik, hukuk, vergi, muhasebe ve icra iflas hukukuna ilişkin bilgilerle donatılmış olmalıdır. Bu alanda gerekli bilgilerle donatılmak için kredi ile ilgilenen personel iyi bir eğitimden geçirilmeli ve günün koşullarına göre sistematik, planlı bir geliştirme eğitimine de tabi tutulmalıdır.

91 Bankalarda kredi işlemlerinin satış niteliğinin artmasıyla da, bu mesleki bilgilerin yanı sıra davranışsal faktörler de önemli bir rol oynamaktadır. Bankacılık uygulaması, firma ile bağlantı kurulması ve kredilendirilmesi kararlarının türü ve kalitesi büyük ölçüde kişilik faktörlerinin belirlediğini göstermektedir. Personel açısından kredi işlemlerindeki riskler, kural olarak "kişisel gurur, yetkisiz davranışlar, otoriter uygulama, engellemeler, prestij düşüncesi, entrikalar, akraba ve arkadaşları tercih etme ya da kayırma" şeklindeki davranışlar kredi ve risk politikası hedefine ulaşmayı olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tür davranış biçimleri kural olarak iletişim sistemi ve bilgi akımını da bozmaktadır. Yukarıda kavramlarla ifade edilen davranış biçimlerini yetkili kredi karar organları bilgileri saklı tutarak ya da derlenen bilgileri yanlış aktarmakla önemli risk ve tehlike kaynağı oluştururlar. Bu nedenle kredi karar organının seçiminde kişilik yapısı faktörüne özel önem verilmektedir.

92 Riskin Ölçülmesi Bankaların ödenmeme ve kredi risklerinin hesaplanması için geçerli ölçütlerin seçilmesi gerekir. Bireysel olarak belirlenen risk sadece potansiyel ya da maksimum kayıpların düzeyini değil, aynı zamanda ortaya çıkma olasılığı ve karar organlarının sorumluluklarını da içerir. Kredi işlemlerinde risk farklılıkları borçlunun krediye yaraşırlığının farklılığından kaynaklanmaktadır. Kredilerin bonite bakımından birinci sınıf bir işletmeye verilmesi, geri ödenmeme nedeniyle uğranılan kayıpları sıfıra kadar düşürebilmektedir. Bu bakımdan bankalar özel sektör işletmelerine verilen kredilerin faiz oranını kamu kuruluşlarına verilen kredilere uygulanan faiz oranından daha yüksek tutarlar. Öte yandan sermaye ve brüt karlar açısından benzer yapıdaki firmalardan karları dalgalanma gösterenlerin risk grubunu belirlemeden önemli sorunlarla karşılaşılır. Riski sayısal olarak hesaplamadaki bu sorunlar kredilerin gözetiminde de özen gerektirir.

93 Ancak riskli kredi karları için aşağıda kısaca özetlenen risk ölçülerinden yararlanılabilmektedir. Beklenen Değer: Riskli durumlarda alınan kararlarda pratikte en çok bilinen ve en sık kullanılan beklenen değerdir. Bir bankada kredi riski beklenen değer [E(x)] ile talep edilen kredi geri ödeme tutarı [K(1+r)] arasındaki fark olarak ifade edilmektedir. Faiz oranı sabit olarak belirlenmişse, beklenen değer sadece olasılık dağılımına bağlı olarak değişmekte, geri ödeme olasılıkları ve bununla beklenen değer düştükçe bankanın riski de artmaktadır. Faiz oranının değişmesinin olanaklı olduğu durumlarda yüksek bir ödememe olasılığı nedeniyle beklenen değer tek bir ölçü aracı olarak yetersiz kalır.

94 Varyans: Riskin ölçülmesinde varyans beklenen değerden daha sık kullanılmaktadır. Özellikle olayların normal dağıldığı belirsizlik durumlarında hangi olasılıklarla belirli bir alanda ödememelerin ortaya çıkacağına ilişkin bilgi vermektedir. Tek tek kredilerin riskinin ölçülmesinde beklenen değer kadar uygun olmamakla birlikte kredi portföy riskinin ölçülmesinde ve bir ortalama değer etrafında karların dağılımının değerlendirilmesinde sık başvurulan ölçüdür. Varyansın da beklenen değer hesabında tek başına mutlak dağılma ölçüsü olarak kullanılması yetersizdir.

95 Varyasyon Katsayısı: Varyans’ın mutlak ölçü değerini nispileştirmek ve beklenen değerle bağlantısını kurmak için varyasyon katsayısı (Vk= d/m) oluşturulmaktadır. Finansman teorisine ilişkin bir çok araştırmada bu ölçüden sermaye yapısı riskinin belirlenmesinde yararlanılmaktadır. Ancak beklenen değer ve varyansda olduğu gibi kredi riskinin ölçülmesinde tek başına kullanılması sakıncalıdır. Ayrıca beklenen değere oranla hesaplanması da daha güç olmakla birlikte bazı durumlarda iyi ve yoruma elverişli sonuçlar vermektedir.

96 Kovaryans: Kredi portföyü oluşturulmasında önemli rol oynayan bir risk ölçüsüdür. Batı bankacılığında başlangıçta taşınır değer portföy bileşiminin oluşturulmasında kullanılan kovaryanstan, kredi portföyünün oluşturulmasında da yararlanılması yaygınlaşmaktadır. Kredi portföy riskinin belirlenmesinde geri ödeme tutarının olasılık dağılımı yardımıyla çeşitli kredilerin karlılıkları (re) ve beklenen değerleri bulunur. Kovaryans ayrıca kredilerin standart sapmalarıyla basitçe +1 ile -1 arasındaki değerler şeklinde yorumlanabilir ve korelasyon katsayısına da dönüştürülebilir. Bankaların karlılıkları tamamen birbirinin tersi yönünde gelişen firmalara krediler sunmaları halinde krediler arasındaki ilişki -1 ile ifade edilir ve böyle durumlarda portföy riski ortadan kaldırılmaktadır.

97 Kredi Riski Ölçme Yöntemleri Kredi riskinin ölçülmesi amacıyla kullanılan yöntemlerden bazıları aşağıdaki şekilde incelenmiştir: 1-Dun + Bradstreet’in Risk Sınıfı Oluşturması Yöntemi 2-Kredi Riskini Belirlemede 5C Yöntemi 3-Beaver’in Değerlendirme Yöntemi 4-Altman’ın Kredi Değerliliğini Analiz Yöntemi

98 Dun + Bradstreet’in Risk Sınıfı Oluşturması Yöntemi Ticari kredilerde riskin tahmini için Amerikalıların en büyük istihbarat bürosu olan Dun+Bradstreet tarafından bir taksitleme sistemi (Rating System) oluşturulmuştur. Bu büronun 2 aylık referans denilen peryodik yayımlarında işletme değerlendirilmesinde bu yöntem kullanılır. Rating’in oluşturulması iki temel kritere dayanır. Bunlardan ilki varlıkların düzeyi ile ifade edilen öz sermaye, finansal gücü göstermektedir. Diğeri de ödeme gücü ve ödeme isteğidir. İşletmelerin isimlerinden sonra harfler ve sayılarla risk sınıfları bildirilmektedir. Bu işlemin sınıflandırılmasında sözgelimi aşağıdaki kriterler kullanılır: İşletmenin yaşı, İş kolunun gelişme görüntüsü, Geçmişteki ödeme davranışları, Yönetim yetenekleri (geçmişteki yönetim başarısı), Genel finansal durum, İşletmenin hukuki yapısının sağlamlığı, Yıllık bilanço ve gelir tablosunun düzenli hazırlanması. Bu tür kredi çalışmaları için Rating sisteminin değerli bir bilgi kaynağı olduğuna kuşku duyulmamaktadır. Ancak burada yapılan analizlerle işletmenin değerlemesi subjektif ölçülere dayanmaktadır.

99 Kredi Riskini Belirlemede 5C Yöntemi Bir işletmenin kredi değerliliğinin belirlenmesi bakımından açıklığa kavuşturulması gereken en önemli noktalar kredi değerliliğini belirleyen faktörler ve bunların nasıl değerlendirilecekleridir. Özellikle Amerikan bankacılık literatüründe bu noktaların aydınlatılmasında, kredi yaraşırlılığı belirlemede önemli bir işlevi olan C ile başlayan farklı sözcüklerden yararlanılmasıdır. Character, Capacity, Capital, Conditions ve Collecteral yararlanılan sözcüklerdir. Kredi alanın borçlanma kapasitesi ve geri ödemede kullanılacak kaynakları temel alan bu incelemede, karakter, kapasite ve kapital temel unsurlar niteliğindedir. Ekonomik çerçeve koşulları ve yasal güvenceler yerine zaman zaman “Cash- Flow” kavramının da kullanıldığı görülmektedir. Bu görüşü benimseyenler, karakter öğesini olumsuz bulduklarında diğer kriterleri uygulamaya gerek görmemektedir. Kredi değerliğini belirlemede çok sayıda C’lerle gösterilen sözcüklerin kullanılması istatistiksel yöntemlere başvurmadan güvenilir sonuçlar vermektedir

100 Bir görüşe göre analizde kullanılabilecek faktörlerin bileşimi aşağıda sıralanmıştır: Karakter + Kapasite + Sermaye = İyi kredi riski Karakter + Kapasite + Eksik sermaye = Oldukça riskli kredi Kapasite + Sermaye + Yetersiz karakter = Şüpheli kredi Karakter + Kapasite - Sermaye = Sınırlı başarı Kapasite + Sermaye - Karakter = Tehlikeli risk Karakter + Sermaye - Kapasite = Düşük kredi riski değerliliği Sermaye - Karakter - Kapasite = Oldukça sınırlı başarı Karakter - Kapasite - Sermaye = Düşük riskli kredi Kapasite - Karakter - Sermaye = Hileli kredi riski Oldukça uzun bir geçmişe dayanan bu görüş günümüzde de kredilerin değerlendirilmesinde genel çerçeveyi oluşturmakta, en azından genel tanımlar ve sınırlamaları belirlemektedir. Ancak, oranlar yoluyla yapılan değerlendirmeler, daha kesin tanımlanabilmeleri nedeniyle daha aydınlatıcıdır.

101 Beaver’in Değerlendirme Yöntemi Oran analizinden yararlanarak işletme riskini belirlemede önemli bir çalışma da Beaver’a aittir. Yazar, döneminde başarısız olan 79 işletmeyi ve bu işletmelerle benzer büyüklükte aynı iş kolunda olmak üzere aynı sayıda başarılı işletmeleri seçerek incelemiştir. Daha sonra diskriminant analizini kullanarak, sonuçları test etmiştir. Beaver, analizinde aşağıdaki oranlara ağırlık vermiştir: Cash Flow / Dış Kaynak Net Gelir / Tüm Sermaye Dış Kaynak / Tüm Sermaye Döner Varlıklar / Kısa Süreli Dış Kaynaklar Kısa Süreli Döner Varlıklar - Kısa Süreli Borçlar / Amortismandan Önceki İşletme Giderleri

102 Araştırmadan beklenen yararın sağlanabilmesi için, Beaver; işletmenin ödememe durumunun ortaya çıktığı yıldan en az beş yıl önce analizin yapılmasını önermektedir. Ayrıca tüm oranların ifade gücünün aynı olmadığı, burada en yüksek tahmin gücüne sahip olan Cash Flow / Dış Kaynak olduğunu belirtmektedir. Bu araştırmada başarılı işletmelerin oranlarının değerinin başarısızlardan oldukça yüksek olduğu saptanmıştır. Diğer taraftan başarısız işletmelerin oranlarının başarısızlık dönemine yaklaştıkça hızla düştüğü de belirlenmiştir. Buna göre likit varlık akış modelinin diğer araştırma sonuçları şöyle belirtilebilir: Rezerv arttıkça ödememe olasılığı azalmaktadır. Satışlar sonucu net akışlar büyüdükçe ödememe olasılığı azalmaktadır. Dış kaynağının oranının yükselmesi ödememe olasılığını arttırmaktadır. İşletmenin giderlerinin yükselişi de yine ödememe olasılığını arttırmaktadır.

103 Altman’ın Kredi Değerliliğini Analiz Yöntemi Pek çok yazar gibi Altman da sadece oran analizini ödeme yeteneğinin tahmin edilmesinde etkisiz bir araç olarak görmektedir. Burada temel görüş oran analizinin çok değişkenli boyutlarda genişletilmesine dayanmaktadır. Pek çok oranın eşanlı tahmin gücünü kavrayabilmek için Altman diskriminant analizini kullanmaktadır. Bu analizde ağırlık verilen oranlar likidite, karlılık, verimlilik ve kaldıraç etkilerini yansıtanlardır. Altman, bu çalışmalarında rassal örnekleme yoluyla iflas etmemiş 33 işletmeyi seçmiştir. Analizlerine 22 oranla başlayan Altman, çeşitli testler sonucu çok değişkenli temelini koruyan ve kendi yargısına göre işletmenin batışı hakkında en iyi sonuç veren 5 oranı yeterli bulmuştur. Ödeme durumları iyi ve kötü işletmelerin değerlendirilmesinde başvurulan diskriminant fonksiyonu aşağıdaki gibidir:

104 X 1 = ( Döner varlıklar - Kısa süreli borçlar ) / Tüm sermaye X 2 =Açık yedekler (Kar ve zarar bakiyesi dahil)/ Tüm sermaye X 3 = Faiz ve vergiden önceki kar/ Tüm sermaye X 4 = Özsermayenin pazar değeri /Tüm sermaye X 5 = Satışlar/ Tüm sermaye Çoklu diskriminant modelinin, işletmenin ödeme yeteneğini bildirmesi, iflastan önceki yıllara göre azalmaktadır. Bununla birlikte bu analiz yöntemi iflasa iki yıl kalıncaya kadar oldukça isabetli bir şekilde başarısızlıkları kestirebilmektedir. Daha sonra, Altman, iflas etmiş ve ödeme durumu iyi işletmelerden oluşan ikinci bir örnekle test etmiştir. İlk örneklemede bulduğu parametre kestirimlerini, ikinci örnekleme ile birlikte kullandığında bu modelde önemli sayılabilecek önceden bildirme yeteneği elde edilmiştir. Beaver’ın bulgularında olduğu gibi, Altman da ödeyemez duruma düşen işletmelerin, iflas yaklaştıkça finansal oranların düşmeye yüz tuttuğunu ve en fazla düşmenin de iflastan önceki üçüncü ve ikinci yıllar arasında gerçekleştiğini kanıtlamıştır. Böylece kredi veren bankanın diskriminant analizi yoluyla kredinin geri dönme olasılığını kestirebileceği sonucuna varmıştır. Burada gerçek başarısızlık ortaya çıkmadan önce potansiyel başarısızlığın kanıtları oluşmaktadır. Aradaki zaman, kredi verenin gerekli düzeltici önlemleri almasına olanak sağlamaktadır.

105 Weibel’in Kredi Değerliliği Analiz Yöntemi Weibel bilanço kalemlerinin analizi, adından söz edilmeyen bir büyük İsviçre bankasının müşterileri olan küçük işletmelere aittir. Araştırmada 36 adet ödeyemez duruma düşen işletme ve 36 adet finansal durumu iyi olan işletmelerin karşılaştırılması yer almaktadır. Weibel, kötü ve iyi işletme çiftlerinin seçiminde kriter olarak iş kolu, işletme büyüklüğü, işletmenin yaşı, hukuki şekil, kuruluş yeri, konjuktür ve taşınmazların sahipliğinden yararlanarak, Wilcoxon testi yardımıyla 42 oranı test etmiştir. Az riskli durumlarda belirli oranların değeri sofastik olarak kötü risklerden daha büyüktür. Ya da iyi risklerde diğer oranların değeri sofastik olarak kötü risklerden daha küçüktür. Testin tutarlılık bakımından sonuçları, matematik dönüşümlerle 42 orandan sadece 20 oranının ayrıntılı test edilmesine olanak sağlamıştır. Bu orandan da 6 grup düzenlenmiştir.

106 Bu gruplar aşağıdaki gibidir: Nakit Akışı / Kısa Süreli Dış Kaynak Döner Varlıklar / Kısa Süreli Dış Kaynak Kısa Süreli Döner Varlık - Borçlar / Amortismanlardan Önceki İşletme Harcamaları Ortalama Stok Tutarı / Materyal Harcamaları Ortalama Kredi Tutarı / Alışlar Dış Kaynak / Tüm Sermaye Burada oranların seçilmesinde istatistik uygulanması tatmin edici değildir. Değişmeyen test yöntemi olarak Wilcoxon testinde çift gözlemlerden yola çıkıldığı için derlenen veriler amaç bakımından uygun değildir. Öte yandan Wilcoxon testi örneklemenin bağımsızlığını göz ardı etmekte, değişkenler arasındaki çoklu ilişkileri dikkate almamaktadır. Seçilen oran dizisinin sayısı subjektif olarak saptanmakta, ön görülen koşullarda bir başka değerlendirmeci kişisel tercihlerine göre başka sonuçlara varabilmektedir. Ayrıca sonuçların yorumu da kesin bir kurala bağlanmış değildir.

107 Kredi Talebinin Red Nedenleri Müşterilere İlişkin Red Nedenleri: Firmanın hukuken borçlanma ehliyetinin olmaması veya talebin yetkililerce yapılmaması, Firmanın likidite durumunun borç ödemeye elverişli olmaması, Firmanın öz sermayesinin yetersiz, borç / özsermaye oranının aşırı derecede yüksek oluşu, Firmanın geçmiş yıllardaki faaliyet sonuçlarının yetersiz veya başarısız bulunması (karının çok az oluşu veya zarar etmesi), Firma yöneticilerinin yeteneklerinin işi yönetmek için yeterli görülmemesi (planlama, politika saptama, organizasyon, faaliyetleri koordine etme, teknik düzeyde karar alma, kontrol, firma dışı gruplarla iyi ilişkiler kurma gibi), Firmanın gelecek yıllarda yaratacağı fonlarla alacağı krediyi geri ödeyememe olasılığının yüksek olması, Firmanın, konjonktürel hareketlerden büyük ölçüde etkilenmesi, satış hacminin ve faaliyet sonuçlarının istikrarsız olması, Firmanın geçmiş dönemlerde, borçlarını ve banka kredilerini geri ödemede gösterdiği gecikmeler, protestolar, karşılıksız çekler, Kredi için gösterilen teminatın istenilen tutar veya nitelikte olmayışı, Firmanın çok yeni, başarılarının henüz mali tablolarla saptanmamış olması, o iş kolundaki tecrübe ve başarı durumlarındaki kuşku, projesinin karlı görülmemesi, Yapılan istihbarat sonunda, firmanın sahip veya yöneticilerinin moralitelerinin düşük olduğunun anlaşılması.

108 Kredi Politikalarına İlişkin Red Nedenleri: Talep edilen kredinin vadesinin, öngördüğünden uzun oluşu, Talep edilen kredi tutarının çok yüksek oluşu, Firmanın yeterli randıman sağlayamaması veya sağlayamayacak durumda olması, Kredi talep edilen sektör veya türüyle ilgili sorunların olması. Kaynakların talebi karşılamaya elverişli olmaması.


"PASİF KALEMLERDEN Kısa Vadeli Borçların Yönetimi Yard.Doç.Dr.Hayri BARAÇLI Yard.Doç.Dr.Mustafa İME." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları