Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KENT NEDİR? NÜFUS BÜYÜKLÜĞÜ, SEKTÖREL DAĞILIMI, ÖRGÜTLENME ve UZMANLAŞMA DERECESİ, KENTLEŞME NEDİR? KENTLERDE YAŞAYAN NÜFUSUN ARTMASI MI? KRİTER/LER NEDİR.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KENT NEDİR? NÜFUS BÜYÜKLÜĞÜ, SEKTÖREL DAĞILIMI, ÖRGÜTLENME ve UZMANLAŞMA DERECESİ, KENTLEŞME NEDİR? KENTLERDE YAŞAYAN NÜFUSUN ARTMASI MI? KRİTER/LER NEDİR."— Sunum transkripti:

1

2 KENT NEDİR? NÜFUS BÜYÜKLÜĞÜ, SEKTÖREL DAĞILIMI, ÖRGÜTLENME ve UZMANLAŞMA DERECESİ, KENTLEŞME NEDİR? KENTLERDE YAŞAYAN NÜFUSUN ARTMASI MI? KRİTER/LER NEDİR ? BİR TOPLUMUN EKONOMİK, KÜLTÜREL ve TOPLUMSAL YAPISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER!.... Nüfus artışı,büyüme, yoğunluk artışı, heterojenleşme, Üretim biçiminde farklılık, Örgütleşme, İşbölümü, uzmanlaşma, Nüfus ,(Belediye yasası)

3 KENT NEDİR YÖNETİM BİRİMİ OLARAK KENT :Belirli br yönetsel örgütün sınırları içinde (belediye) kalan alandır. Bu tanımda yönetsel sınır ölçüt olarak tanımlanırken küçük büyük belediyeler arasında bir fark tanımlanmamaktadır. Yönetsel sınırlar içinde bütün il ve ilçe merkezleri nüfus büyüklüğüne bakılmaksızın kent olarak kabul edilmektedir. NÜFUS BÜYÜKLÜĞÜNE GÖRE KENT: Belirli bir nüfus büyüklüğüne ulaşmış yerleşmelere kent, diğerlerine ise köy denmektedir. DPT:Nüfusu yerleri kent olarak tanımlamaktadır. İsveç 200 Fransa 2000 Nijerya Danımarka 200 Küba 2000 İspanya Güney Afrika 5000 Amerika 2500 Türkiye Avustralya Meksika 2500 Kanada

4 KENT NEDİR KENT İnsanların Yaşamlarını Sürdürdükleri Mekan Belirli Bir Yönetsel Sınır İçinde Kalan Yerler Belirli Bir Nüfus Düzeyini Aşmış Yerleşmeler EKONOMİK YAKLAŞIM: Mal ve hizmetlerin üretim dağıtım tüketim sürecinde toplumun sürekli değişen ihtiyaçlarını karşılamak için ortaya çıkan mekanizmadır. TOPLUMBİLİM YAKLAŞIM: Yerine ve zamana göre geniş sayılabilecek şekilde bir araya gelmiş birtakım ayırıcı özellikleri bulunan yapılar ve insanlar topluluğu KENT: İnsan ilişkileri açısından belirli bir nüfusa sahip toplumlarda, fizyolojik ekonomik sosyal ve kültürel gereksinmelerin belirli düzeylerde karşılandığı her ülkenin sosyal refah düzeyinin ve özelliklerine bağlı olarak kriterlerin belirlerindiği yerleşme alanlarıdır.

5 Kent : Tarımsal olmayan üretimin egemen olduğu, hem tarımsal, hemde tarımdışı üretimin dağıtım ve denetim işlevlerinin toplandığı, örgütleşme-bütünleşme-türdeşlik derecelerinin yüksek düzeyde bulunduğu bir nüfus odağıdır. Kentlerde nüfusun % 70 üzeri( ticaret endüstriyönetim, bilişim) tarım dışı faaliyet alanlarında çalışır. Fiziksel açıdan kent: işlevsel öğelerin çok ve kendi içinde çeşitli olduğu mekandır. Konut üretim, alışveriş, yönetim sağlık, eğitim, ulaşım, savunma, eğlence, konaklama, gibi işlevlerde yoğunluk ve nitelik farklılaşmaları, kentlere özgü özelliklerdir. FİZİKİ AÇIDAN ŞEHİR Kentsel işlev öğelerinin kendi içinde çeşitlilik sunduğu İşlevlerde yoğunluk ve nitelik farklılaşmalarının olduğu Yerleşme nüfus yoğunluklarının arttığı Sokak ve caddelerin genişlediği Belediye hizmetlerinin bulunduğu Genellikle iş ve iskan alanlarının ayrıldığı Kentsel peysaj veren yerlerdir.

6 ULUSLARASI İSTATİSTİKLER AÇIDAN: Nüfusu aşan yerleşmeler kent olarak tanımlanmaktadır. Sosyolojik araştırmalarda ise: Nüfusu arasında olan pek çok yerleşme soyal ortam olarak yeterince gelişmemeleri nedeniyle büyük kasaba olarak tanımlanmaktadır. Nüfusu olan yerleşmeler kent tanımlamasına uygun özellikler gösterirken nüfustan büyük yerleşmeler kent olarak tanımlanmaktadır. Toplum bilim ölçütlerine göre kent: Yerine ve zamanına göre geniş sayılabilecek biçimde bir araya gelmiş ve birtakım ayırt edici özellikleri olan insanlar yapılar topluluğudur. Toplum Bilimci Wirth’e göre: Kent toplumsal bakımdan benzerlik göstermeyen bireylerin oluşturduğu nispeten geniş, yoğun nüfuslu ve mekanda süreklilik niteliği olan yerleşmelerdir. Ortak özellik: Nüfus çokluğu, yoğunluk, iş bölümü, uzmanlaşma, ve türdeş olmamalarıdır.

7 Sosyal olgu olarak: Bireysel ve toplumsal etkileşimi ön plana çıkaran tanımlarda kentler sosyal etkilerin yüzleşme ve diyalogla gerçekleştiği ve değerlerin, toplumda yaşam hakkında öğrenme, haklar ve tartışmalarla politik bir yapıdır. Kent aynı zamanda toplumsal bir sistem ve insan-insan gereksinmelerinin karşılanması ve insana en iyi yaşam koşullarının sağlanmasına yönelik işlevsel bir bütündür. Kentte sosyal mesafeler en aza inerken ilişki yoğunlukları en üst düzeye ulaşır ve kent bir kurumsal yapı kazanır. EKONOMİK ÖLÇÜTLERE GÖRE KENT: Mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı tüketim sürecinde toplumun sürekli değişen gereksinmelerini karşılamak için ortaya çıkan bir ekonomik mekanizmadır. SOSYO EKONOMİK AÇIDAN ŞEHİR Tarım dışı faaliyetlerin, Ticaret, eğitim, kültür, sağlık ve sosyal faaliyetlerin toplandığı, Merkezileşme ve örgütleşmenin kurulduğu, Rasyonel çalışma ve standardizasyon düzenin kurulduğu, Okuma yazma oranının arttığı, Doğurganlığın azaldığı, Suçluluk oranlarının çoğaldığı, Her türlü ulaştırma, haberleşme hizmet ve tesislerin bulunduğu,

8 KENTLEŞME Kentleşme olgusu nüfusa bağlı bir büyüme, ekonomik sosyal ve kültürel yapıda sürekli bir değişimin ve devingenliği ifade etmektedir. Kentleşme basit nüfus büyümesinin ötesinde ekonomik, sosyal ve politk oluşumlarla ilişkilidir. Ancak kentsel nüfus artışı kentleşme sürecinin dağılım ve boyutuna temel oluşturmaktadır. NÜFUS AÇISINDAN KENTLEŞME: Kentsel büyümede değişim oranlarını ölçme, bu büyümenin bileşenleri ve değişen kır kent nüfus oranlarını içermektedir. Kentleşme olgusu sadece nüfus hareketi değil, ekonomik ve toplumsal yapıdaki değişmeleride kapsar. WEBER: Nüfus yığılması sürecidir. Yığılma noktalarının artışı veya bazı yığılma noktalarındaki büyüklüklerin artmasıdır. Kentler büyüdükçe ve sayıları artıkça kentleşme devam eder ve kentleşme bir olgudur. Daha az yığılma drumundan daha çok yığılmaya doğru bir harekettir. CASTELLS: Kentleşme iki düzeyde büfus yığılmasıdır. Yığılma noktalarının çoğalması ve yığılma noktalarının her birinin büyüklüklerined artmadır, Kentleşme sınırlı mekanda etkinliklerin ve nüfusun önemli derecede yığılması ile karekterize edilen insan topluluklarının özel mekansal formlar oluşturulması olarak tanımlanmaktadır

9 KENTLEŞME ORANI: Ülke yada bölgede nüfusun belirli bir zaman kesitinde, belirli bir tanıma/ölçüte göre kent sayıları ve bu kentlerde yaşayanların ülke/bölge nüfusuna oranıdır. KENTLİLEŞME: Kentlerde yaşayanların kent kültürü olarak, adlandırılan değerler davranışlar ve tutumları benimsemesi dir. Kentlileşme ile kentleşmiş bireyler Bireyselleşme, Anonim ilişkiler geliştirme, Akılcı davranma Katılımcı olma topluma çevreye duyarlı olma, İnsanların birbirleriyle sosyal ilişkilere girdikleri ve ilişkileri biçimlendiren mekan çok önemlidir. Mekanın sosyal ve fiziksel nitelikleri kentle bütünleşmede, kentlileşmede belirleyici bir rol oynamaktadır.

10 KENTLEŞME = KALKINMA MI?.... AZ GELİŞMİŞ ÜLKE ve KENTLEŞME GELİŞMİŞ ÜLKE ve KENTLEŞME KENTSEL NÜFUS ARTIŞI KENTSEL YAŞAM KALİTESİ

11 Modern dünyada ise kentler; ekonomilerine göre yüksek derecede uzmanlaşmış ya da çeşitlenmiştir. Kentlerin hızla büyümesi ve sanayi devrimi ve onunla birlikte gelen teknolojik değişikliklerle nüfusun kentlileşmesinin, kentlerin uzamsal ve özdeksel yapılarında derin etkileri olmuştur. Sonuç kentleşmiş toplumun baskın yerleşme biçimi olan metropoliten kenttir. Metropoliten topluluk, her biri kendi etkinliklerinde ve kurumlarında az çok uzmanlaşmış birden çok özeğin(merkezin) ve yerleşim yerinin bulunduğu bir yerdir. Kentleşme, kentlerin ve kentlerde yaşayan nüfusun fazlalaşması kalkınma ve gelişmeyle eş anlamlı mıdır? Veya kalkınmanın ön koşulu mudur?

12 Evrimci kuramların gelişmeyi doğal gören ve her ülkede farklı zaman dilimlerinde de olsa kendi iç dinamikleriyle yaşanacak bir süreç olarak da betimleyen yaklaşımına karşılık, Modernleşme kuramında (iç dinamiklere ek olarak) yayılmacı kuramların da katkısıyla dış dinamiklere de yer verilmekte ve kalkınma sürecini hızlandıracak etmenler olarak bakılmaktadır. Bu paradigmaya göre; Sanayileşme ve toplumsal modernleşmenin 3.ayağını kentleşme oluşturmaktadır Modernleşme kuramcıları ülkedeki kentleşme düzeyi ile toplumsal modernleşme arasında çok sıkı bir ilişki olduğu görüşündedir. Herhangibir toplumda modernleşmenin başlayabilmesi için ülkedeki kentleşme düzeyinin belirli bir asgari büyüklüğe ulaşması zorunludur. Çünkü modernleşmenin içeriğini oluşturacak olan tüm toplumsal değişimler ancak kentlerde filiz verip boy atabilir.

13 Modernleşme kuramlarına göre Batı’da yaşanan süreç (çağdaşlaşma, gelişme...) farklı zaman ve mekanlarda da olsa çevre ülkelerde de benzer biçimde yaşanacaktır. Çevre ülkelerin kentlerinde bugün sıkça yaşanan bazı önemli sorunlar (işsizlik, enformel sektör, gecekondu, yetersiz altyappı ve konut vb) bu ülkelerin Batı’nın birkaç yüzyılda başarabildiklerini birkaç on yıla sığdırma çabalarının bir sonucudur. Ancak bunlar geçicidir, iktisadi kalkınma ve toplumsal modernleşme süreci içinde zamanla bu sorunlar da aşılacaktır. Bağımlılık okulunun kentlere ilişkin yaklaşımı;Frank’ın dünya ölçeğinde modellendirdiği sömürü zinciri içinde metropol kentlerin konum ve işlevlerini yorumlayan tezlerinden büyük ölçüde etkilenmiştir.

14 Azgelişmiş ülkelerin büyük kentleri gelişmiş ülkelerle en yoğun değişim ilişkilerinin yaşandığı merkezlerdir. Bu nedenle de merkez ülkelere kaynak aktarımının gerçekleştiği mekanlar bu ülkelerin en büyük kenti/kentleri olmaktadır. Azgelişmiş ülke açısından metropoliten kentler gelişmeye engel birimler olarak değerlendirilmektedir. Gerekçesi ise; bu kentlerin büyümeleri için zorunlu olan kaynakları ülke içindeki diğer bölgelerden aktardıkları sosyal maliyetleri büyük ölçüde artırdıkları uluslararası kapitalist sistemle ulusal alt sistemlerin bütünleştikleri merkezler olarak bağımlılık ilişkilerini yoğunlaştırmaktadır. Modernleşme kuramları kentleri iktisadi gelişme ve toplumsal modernleşmenin merkezleri görüp yüceltirken Bağımlılık Okulu kentleri bu ilişkilerin ulusal ve uluslararası düzeylerde yarattığı sömürü zincirinin en önemli halkaları olarak görmektedir.

15 Geçmiştede dünya sistemi içerisinde küresel kentler ortaya çıkmıştır. Ancak bugün ortaya çıkan dünya kentlerinin farklı olduğu ileri sürülmektedir. Birincisi; dünya ekonomisi geçmiştekinden çok daha fazla eklemlenmiştir ve biribirine bağımlı ekonomilerden oluşmaktadır. Günümüz dünya kentleri böylesi karmaşık bir yapının parçasıdır. Bugünkü dünya kentlerini farklı kılan birbaşka neden ise, dünya ekonomisinin geçmişe göre çok daha genişlemiş ve uç noktalara kadar uzanmış olması, çok daha iyi örgütlenmiş ve merkezileşmiş denetim ve eşgüdüm noktalarını gerekli kılmaktadır. Bir başka neden olarak da ulus devletin çözülüş sürecinde bu eşgüdüm ve denetim süreçlerinin daha yerel düzeylere kaymasıdır. Ayrıca iletişim teknolojisinde ortaya çıkan başdöndürücü gelişme de dünya kentlerinin önemini sadece bu bilgilerin toplandığı değil yorumlandığı merkezler olarak ön plana çıkarmaktadır.

16 KENTLEŞMENİN NEDENLERİ? EKONOMİK NEDENLER (itici ve çekici faktörler), Tarımda makineleşme, (nüfus, toprak yetersizliği, iklim, sosyal kültürel yetersizlikler, tarımda teknoloji kullanımı) iş Verim düşüklüğü, olanaklarında mülkiyetin bölünmesi, çeşitlenme iklim ve toprak koşulları, Çekici Nedenler: (sosyal ve politik faktörler) Kırsal yoksunluğa karşılık kensel alanların zenginliği/çeşitliliği, Gelir, Kentsel hizmetlere erişilebilirlik, teknolojik nedenler (buhar makinesi),”sanayi kentleri” Ulaşım altyapısı ve ulaşım teknolojisindeki gelişmeler ( insan ve mal hareketindeki kolaylıklar. siyasal nedenler (kentleşmeyi özendirici politikalar), sosyal-politik nedenler, Yeni kentler kurmak, iç savaşlar (ırak afgan rejim), terör

17 KENTLEŞMENİN EKONOMİK ÜSTÜNLÜKLERİ (Googhall) Uzmanlaşma ( gelir artar üretim maliyeti düşer) Dışsalbirikimler/ekonomiler ve kentleşme birikimleri/kazanımları kentin büyüklüğü oranında artar. Ucuz ve kullanışlı ulaşım sistemi, uygun arazi, yardımcı hizmetler, eğitim olanaklarına erişmede kolaylıklar, Emek üretim etmenlerinin kentlerde ucuz oluşu, kolay bulunuşu, Yüksek verimliliğe ulaşma, evlenme yaşının yükselmesi, doğurganlığın azalması, Kentte çok sayıda yetenikli ve yetenekli işgücü, kadın işgücünü bulma kolaylığı,sendikalar, ücretler, emeğin fiyatında artış, kırda bulunmayan mal ve hizmetlerden yararlanma, kentleşmenin ekonomik üstünlükleridir.

18 Kamu yatırımlarındaki dışsal ekonomiler Altyapı hizmetleri Ulaşım Haberleşme Elektrik enerjisi Endüstriyel kullanma ve içme suyu kanalizasyon ve atık arıtılması (katı, sıvı) Sosyal konutlar, Mesleki kuruluşlarca sağlanan hizmetler Yerel vergi ve özendirme önlemleri, modernleşme yoluyla sosyo kültürel yapılar OLUMSUZ DIŞSAL EKONOMİLER Yoğunlukların aşılması/üretim giderlerinde artış Ulaşım Haberleşme, elektrik, su, kanal yetersizliğ, Aşırı kalbalık, gürültü, çevre kirliliği, ev-işyeri ulaşım masrafı ve zaman artışı, Gelir eşitsizliği, Kültürel kimlik kaybı,

19 Kentleşmenin yayılmasının olumsuzlukları ile yöre ekonomisine zarar, arazi kullanım denetiminde zayıflama, kent merkezine yakın tarımsal alanlar üzerinde ekonomik baskı, banliyölerde yüksek su ve enerji tüketimi, artan sınıf ayrımı, daha az açık yeşil alan, azalan zemin suysu seviyesi, artan maliyetler ve acil servisler Az gelişmiş ülkelerde kentleşme derecesini etlileyen aktörlerin ve birincil kentlerin önemli rolleri vardır. Bunlar: Ana kentin ülke nüfusu içindeki payı, Ana kente net göç, Ana kent alanının yeniden belirlenmesi, Ana kent ve ülkenin diğer alanlarında doğal nüfus artışı farkları, Bu faktörler kentsel gelişme düzeyini, kent büyüklük dağılımlarını ve kent sayılarındaki artış, kentleşmenin niceliksel boyutlarını oluşturmaktadır.

20 KENTLEŞME = KALKINMA MI?.... AZ GELİŞMİŞ ÜLKE ve KENTLEŞME GELİŞMİŞ ÜLKE ve KENTLEŞME KENTSEL NÜFUS ARTIŞI KENTSEL YAŞAM KALİTESİ Tarımsal nüfusta düşme Kensel nüfus kişi/gelir artar Kentli nüfus oranı en yüksek düzeye ulaşır İşsiz/gizli işsiz ve marjinal sektör Kişi başı gelir düşük ve dengesiz Düşük yaşam kalitesi Kentleşme politikaları: Üretim faliyetleri ve nüfusun ülke genelinde dengeli dağılımı Yerleşme politikaları göç- Endüstri yer seçimi Kentsel büyüme – bölgesel gelişme

21 “HIZLI, ÇARPIK, DENGESİZ” KENTLEŞME; ! KENTSEL NÜFUS ARTIŞI, SANAYİLEŞME – KALKINMA İLİŞKİSİ ZAYIF, BÖLGELER ARASI DENGESİZLİK, EKSİK İSTİHDAM ve MARJİNAL SEKTÖR, KENTLİ NÜFUSUN TEMEL GEREKSİNMELERİNİN KARŞILANAMAMASI (konut, eğitim, sağlık, kültür, yeşil alan, teknik altyapı…), KENTSEL SUÇ EĞİLİMİNİN ARTMASI…..

22

23 Ülkemizdeki kentleşme sürecini 3 ana dönem olarak tanımlamak mümkündür; Ulus devletin kentleşmesi ( ) Emek gücünün kentleşmesi ( ) Sermayenin kentleşmesi (1980 sonrası)

24 I.DÖNEM ULUS DEVLETİN KENTLEŞMESİ ) Ulus devletin oluşum sürecinde gerçekleşen ve başını devletin çekmiş olduğı ilk kentleşme dönemi. Osmanlı döneminin imparatorluk temelli topraksal düzeninden, ulus devlet merkezli bir düzene geçişi içermektedir. Bu dönemde mekansal yapıyı oluşturan etmenler; Devletin merkezileşme ve siyasi otoritesini ulusal devlet sınırları içinde kurması, Vatandaşlık merkezli bir toplumsal oluşumu gerçekleştirme çabaları Olarak tanımlanabilir.

25 Söz konusu ulus-devlet oluşturma stratejisinin izlerini dönemin sosyo- mekansal politikalarının üç önemli alanında gözlemlemek olanaklıdır; Başkentin İstanbul’a karşı önemli bir gelişme odağı olan Ankara’ya aktarılması, Kamu iktisadi teşebbüslerinin yerseçim kararları, Anadolu’ya görece önem veren ulaşım ağının yaratılması. Bu politikalar sonucunda; söz konusu dönemde nüfusun ülkesel ölçekteki coğrafi dağılımı öncesine göre daha dengeli hale gelmiştir yılında ikisi gelişmiş bölgelerde olmak üzere nüfusu ’i aşan 5 adet kent varken, 1950 yılında bu sayı 11’ e yükselmiştir ve 6’ sı Marmara Bölgesi dışındadır. Modern kent, aynı zamanda ulus devletin inşasının temel yapı taşı olarak vurgulanmıştır. Aynı zamanda siyasal otoritenin üzerinde belli bir kontrol kurduğu bir kent yaratma kaygısı da bulunmaktadır.

26 kent Göç Zengin-Fakir ………… Ülke- Birey kır Yönetim… Fizik mekan… Bina nitelikleri-yapı yoğunluğu…. Ölçek….Yoğunluk.. Ulaşım Donatı alanları… Sektörel yapı… İnsan ilişkileri… Uzmanlaşma.. Örgütleşme Sosyal güvence.. Gelir düzeyi.. Yaşam doğruları Kentleşme-kentlileşme Çekici unsurlar İtici unsurlar farklılık

27 Bu bağlamda belediyeler siyasal olmayan hizmet kuruluşları olarak tanımlanmıştır. Merkezi yönetim tarafından atanan valiler de kentlerde ikinci bir yönetsel birim olarak merkezin belediyeler üzerindeki denetimini sağlamak işlevine sahip olmuştur tarihli yasa ile imar planı hazırlamak ve uygulamak belediyelerin zorunlu görevi olarak tanımlanmıştır. Nüfusu 2000’in üstündeki yerleşmelere plan yaptırmak zorunluluk olarak belirlenmiştir. Mali kaynak yetersizliği sonucu bu sayı ’ e çıkarılmıştır. Yasa ile birlikte belediyeler pek çok kentsel hizmetin sağlanmasından sorumlu tutulmuşlardır. Ancak mali kaynak ve personel yetersizdir. 1950’lerin sonlarında belediyelerin %58,5’i plan yaptırabilmiştir. Ancak pek çoğu uygulanamamıştır.

28 Başkentin Ankara’ya taşınması ve kentin imarı, inşası kendi başına bir siyasi projedir. Ancak kaynak sorunu ve daha da önemlisi kentin geleneksel ve yeni orta sınıflarının planlı gelişmeye karşı rant paylaşma kaygısıyla verdikleri siyasal mücadele nedeniyle, modern ve planlı bir kentin yaratılmasına yönelik çabalar kısa sayılabilecek bir sürede etkisizleşmiş, dönemin sonlarına doğru planlı ve modern bir kent yaratma ideali büyük ölçüde terk edilmiştir. Bunun temelinde, 1930’lu yılların başından itibaren devletin ekonomik aktör olarak yatırımlara yön vermesi, kaynakların ülkesel ve mekansal dağılımını belirlemesi ve kentlere kaynak aktarımında ise oldukça cimri davranması yatmaktadır. Devlet ülkesel ölçekteki mekansal işbölümünü belirlemedeki başarısını kentsel düzeyde gösterememiş, kent mekanının küçük ölçekli çıkarlarca şekillendirilmesi olgusu yapısal hale gelmeye bu dönemde başlamıştır. Bu dönem boyunca çıkarlarını en iyi savunun ve kentsel gelişmeye damgasını vuran kesim orta sınıflar olmuştur.

29 II.DÖNEM: EMEK GÜCÜNÜN KENTLEŞMESİ ( ) Tarım sektöründe Marshall yardımı ile başlayan modernleşme politikaları ve tarım temelli ihracata dayanan gelişme stratejisinin bir yansımasıyla kırsal alanda hatırı sayılır büyüklükte bir nüfus ortaya çıkmıştır. Tarım temelli politikalar, kırsal alanlarda yarattığı etkiden daha dramatik sonuçlarını büyük kentlerde yaratmıştır. Tarım sektöründe modernleşme bu sektörde ihtiyaç fazlası emeğin ortaya çıkmasına neden olurken, özellikle büyük kentler, 1950’lerin başından itibaren, ve 1960’lar ve 1970’lerde hızlanarak süren bir biçimde, bu fazla nüfusun hedefi olmuşlardır. Köylülerin büyük şehirlere, büyük ve yoğun emek havuzları oluşturacak biçimde hızlı göç ve kentleşme, 1950’ler ile 1980’li yıllar arasındaki kentleşme sürecinin en önemli belirleyici özelliği olmuştur.

30 Önceki döneme kıyasla artan kentleşme hızına rağmen devletin kentler üzerindeki minimalist politikası değişmemiştir. Devletin kentsel alanlara sınırlı müdehalesi sonucunda kentleşme süreci daha fazla yerel toplulukların insiyatifinde olmuştur. Bir anlamda devlet ve orta sınıf merkezli bir kentsel gelişme döneminden (yerel) topluluk merkezli bir kentleşme dönemine geçilmiştir. Küçük toprak mülkiyetinin varlığı, konut kesiminde de küçük üreticiliğe dayalı konut sunumlarının gelişmesini desteklemiş, planlama sisteminde küçük mülkiyete dayalı arsa piyasasının işleyişini kolaylaştıracak düzenlemelere gidilmiştir. Bu nedenle hızlı kentleşmenin yarattığı yüksek rantlar 1980 öncesi dönemde oldukça geniş bir kitle tarafından paylaşılabilmiştir.

31 Kentin yeni yoksullarının konut sorununa yanıtları; işgal ettikleri alanlarda kurdukları gecekondular, işsizlik sorununa yanıtları ise; kentin formel ekonomisinin dışında enformel ekonominin yaratılması olmuştur. Kırsal nüfusun mevcut formel kanallar dışında, kentsel toprakları işgal edip, sınırlı olanaklarla yaptıkları gecekondular, bir yandan özel mülkiyetin koruyucusu siyasal otoriteyi tehdit ederken, diğer yandan önceki dönemde kentlerde belirleyici konumdaki orta sınıfın hegemonyasına da son vermişt ir. 1960’lı yılların başından itibaren, iç pazara dayanan ithal ikameci bir sanayileşme modelinin de etkisiyle gecekonduların ekonomiye yapabileceği olumlu katkılar üzerinde durulmaya başlanmış, Sanayileşmenin gerektirdiği işgücünün yeniden üretimine, devlet ve sermayeden kaynak çekmeden, katkıda bulunduğu için gecekonduların olumlu bir gelişme olarak görülmesi gerektiği düşüncesi resmi çevrelerde de destek bulmuştur.

32 Hangisi İyi Yerleşme? Kentte yaşamanın-tutunmanın koşulları Örgütleşme-İşbölümü-Uzmanlaşma Sosyal ve Ekonomik Dönüşüm kalkınma

33 1950’lerde Eminönü Meydanı Kalabalık - Yoğunlukİkili Yapı Sorunu-Yoğunluk-Uyumsuzluk Yeni kentliler

34 Dengesiz gelişme-metropolleşme süreçleri Ulaşım sorunları

35 Donatısız kentsel mekan örüntüsü Açık alanlar-kamusal alan

36 Kent Kimliği-Prestij-Yoğunluk-Arazi Değerleri Çevre Sorunları Kentsel Toprağın Akılcı Kullanımı Ekonomik Kaynakların Kullanımı Bireyin Yaşadığı Çevrede Mutlu Olması / Aidiyet

37 Gelecek kuşaklar yeni nesiller yetiştirme

38 Sağlıksız Yapılaşma Şantiye Şehir Yasadışı Yapılaşma Sınıflaşma

39 Böylece 1960’lı yıllar boyunca gecekondulaşmanın özendirilmesi resmi bir politika haline getirilmese de gecekondu karşısında takınılan tavrın giderek yumuşadığı, gerek siyasal gerekse de ekonomik düzlemde bu kesimlerle formel kesimler ve yapılar arasında karmaşıklaşmış bir ilişki ve eklemlenme biçiminin gelişmeye başladığı gözlemlenmektedir. Gecekondu yerleşmelerinin yasallaştırılması ile elektrik ve su gibi temel hizmetlerin sağlanması, bir düzeyde devlet ve gecekondular arasındaki ilişkinin belli bir uzlaşmaya varması olarak görülebilir. Öte yandan ithal ikameci sanayileşmenin güvence altına aldığı tekelci rantlardan vazgeçmeyen büyük burjuvazi de rantların esas olarak küçük ve orta girişimcilere dağıtılmasına dayanan çözümü kabul ederek kentsel alanlara yatırım yapmaktan uzak durmuştur. Gecekondulu kesimin tüm kazanımlarına rağmen 1960’lı yılların kentleri bu kesimlerin aleyhine ikili yapının izlerini taşımaktadır. Bu durum sadece mekansal değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel boyutlarıyla çarpıcı biçimde ortadadır. Bütün etkileşim ve eklemlenmelere karşın, kentlerin sosyo- mekansal yapısı gecekonduluları kentli vatandaş yapmaktan çok uzaktır.

40

41

42

43 Bu nedenle gecekondularda yaşayanlar belli hakları kazandıktan sonra beklentilerini bir yeni bir düzeye yüksetmektedirler. 1970’li yılların sonlarına doğru Türkiye genel bir kriz yaşarken, büyük kentler bu krizin merkezinde yer almaktadır. Bir yandan ithal ikameci endüstrileşme modelinin kriz ve bu krize bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar, diğer yanda siyasal istikrarsızlık büyük kentleri de giderek artan bir biçimde karmaşa ve kaosa sürüklemiştir. 1980’lerin başında söz konusu krizi çalışan sınıfın aleyhine çözmeye yönelik olarak iki temel müdehale gerçekleştirildi; Ekonomik krizin çözülmesine yönelik olarak alınan kararlarla IMF talepleri çerçevesinde ithal ikameci strateji sona erip, dışa açık büyümeyi öngören bir stratei uygulamaya sokuldu, Siyasi kriz ise askeri darbe ile çözüldü.

44 III. DÖNEM SERMAYENİN KENTLEŞMESİ (1980 SONRASI) Askeri Müdehale ikinci dönemde emek gücünün kentleşmesinde koşut olarak yükselen toplumsal muhalefeti bastırırken, 24 ocak kararları ithal ikmeci sanayileşme stratejisinden ihracatın teşvik edildiği bir kalkınma stratejisine koşut olarak, kentleşme dinamikleri açısından merkezi konumda bulunan sermaye birikim süreçlerinin birinci çevrimiyle ikinci çevremi arasındaki ilişkiyi de radikal bir biçinde değiştirmiştir. Sermaye birimkimlerinin çevrimleri arasındaki dengenin yeniden tanımlanmasının önemli sonuçlarından birisi büyük kentlerin özel ve devlet yatırımlarının giderek artan biçimde ana hedefi haline gelmesi olmuştur.

45 1980 sonrası dönem; kentsel alanlarda oluşan rantın paylaşımı açısından önemli değişiklikler olmuştur. Bu dönemde ithal ikameci sanayileşmenin sağladığı kolay birikim olanaklalarından yoksun kalan büyük sermaye de kentsel rantlardan pay alma uğraşı içine girmiştir. Devletin başını çektiği bu yeni yönelim büyük miktarlardaki kaynakları başta altyapı, ulaşım, konut gibi ithal ikameci politikaların uygulandığı sürece ihmal edilmiş alanlara yatırımları yönlendirirken, kentleri de artık sadece küçük ölçekli çıkarların ve sermayenin alanı olmaktan çıkarmaktadır.

46 Başlangıçta bu sürece devlet ihaleleri çerçevesinde giren orta ve büyük ölçekli sermaye grupları kentsel alanlarda elde edilen rantların giderek artan cazibesinin bir sonucu olarak 1990’lı yıllarda belirginleşen bir biçimde kentlere yatırım yapmaya başlamışlardır. Büyük ölçekli sermayenin büyük kentlere yönelişi yalnızca devlet ihaleleri ile kısıtlı kalmamıştır. Kentler sermaye birikiminin merkezine yerleşip, kentsel rantlar sermaye birikimi için önemli bir kaynak haline geldikte sonra, özel sermaye yapılı çevrede de doğrudan yaptığı yatırımlarla da yer almaya başlamıştır. Özellikle 1990’lı yılların başından itibaren, alışveriş merkezleri, beş yıldızlı oteller ve iş merkezleri büyük kentlerin ufuklarını daha önce görülmemiş bir hızla işgal etmeye başlamış, bu gelişmelerle birlikte ilk dönemlerden beri spekilatif karların aracı olan kent stratejik bir meta olarak herzamankinden daha merkezi bir konuma gelmiştir.

47 Bazı gelişmeler ise bu yapının daha da güçlenmesini sağlamıştır. Bunlardan en önemlisi; yerel yönetimler ilişkin yapılan düzenlemelerdir. Yerel yönetimlerin merkez karşısındaki özerkliğini artırıcı adımlar atılmış, yeni mali olanaklar yaratılmıştır ve en önemlisi 1984’de çıkarılan 3194 sayılı imar kanunu ile imar planı yapma yetlisi belediyelere verilmiştir sayılı yasanın verdiği yetki ile birlikte yerel yönetimler önemli birer güç odağı haline gelmekle kalmamış, rantların oluşumu ve yeniden dağıtımı konusunda eskisinden çok daha güçlü kurumlar haline gelmişleridir.

48 Sadece kentler değil kıyı alanlarına yönelik girişimler ve kıyıların yazlık siteler ve turizm tesisleri kanalıyla imara açılması sağlanmıştır yılında çıkan turizmi teşvik yasası kentsel alanları da etkilemiştir. 1980’li yıllarda çıkarılan yasalar gecekondu alanlarında çarpıcı bir dönüşümün başlamasına neden olmuştur. Bu sayede tek katlı kaçak yapılardan çok katlılara dönüşüm sağlanmıştır. Mart 1984 de çıkarılan 2981 sayılı yasa mevcut gecekondular ıslah imar planları aracılığıyla apartmanlaşmışlardır.

49

50 Kullanıcılarına sağladığı yüksek rantlar nedeniyle gecekondular artık kırdan kente göçün bir sonucu olmak yerine neredeyse nedeni haline gelmiştir. Kentlerdeki gecekondu alanları, kent kültürüne uzak giderek daha çok içine kapanan grupların yerleştiği mekanlara dönüşmektedir. Ülkemiz kentlerinin imarlı olarak adlandırılan kesimlerinde de, özellikle 1980 öncesi dönemde faaliyet gösteren sermaye grubu küçük sermaye grubudur. Yaygın terimiyle yapsatçılık olarak adlandırılan bu kesim, kentlerin ruhsatlı alanlarını dönüştürerek kentlerin büyük bir bölümüne damgasını vurmuştur sonrası dönemde tıpkı gecekondu olgusunda olduğu gibi orta sınıfların da kent mekanını kullanma biçimlerinde de önemli değişiklikler yaşanmış ve kısaca çeşitlenme olarak adlandırlabilecek bu süreç bu kesimde de etkili olmuştur.

51 1980 sonrası dönemde (ruhsatlı) konut sektöründe gözlenen en belirgin dönüşüm küçük üreticilerin üretimden aldıkları payın düşmesidir. Buna karşılık kooperatiflerin konut üretiminden aldıkları pay artmıştır. 1990’lı yıllarda kentlerin imarlı kesimlerinde inşa edilen konutların 1/3ü koopertifler eliyledir. Burada önemli rol 1984 de kurulan TOKİnin sağladığı kredi olanaklarıdır. Kooperatiflerin ölçeklerinden dolayı gereksinim duyduğukları büyük alanlar kentin çeperlerindendir. Bu da kent çevresindeki ucuz arsaların yüksek rantlarla imara açılmasına neden olmuştur. Büyük kentlerde son yirmi yıl içinde gelir dağılımının önceki dönemlere göre çok daha fazla bozulduğu ve bunun da kentlerde ortaya çıkan kutuplaşmaya önemli katkısının bulunduğu açıktır.

52

53

54

55 Kent merkezleri çeşitlenip dağınıklaşarak büyürken, plazalar ve iş ve alışveriş merkezleri kent merkezlerini tanımlayan önemli öğeler haline gelmiştir, Migros Carrefour gibi uluslararası nitelikte olanlar da dahil olmak üzere büyük kentlerin merkezlerinde ve çevresinde hipermarket adaları ortaya çıkmaya başlamıştır. Sermaye kentleşirken sınıf ilşkilerine ve bu ilişkilerin mekansal ögelerine de yeni boyutlar kazandırmıştır. En genel tanımıyla, bu etki bir yandan sınıfsal kutuplaşmaları en uç noktasına iterken, sadec e işçi sınıfı değil, aynı zamanda orta sınıflar açısından da kent mekanında daha karmaşıklaşmış bir sınıfsal harita oluşmaya başlamıştır.

56 Büyük kentlerin orta sınıflarının tanımladığı, apartmanlaşmış kentsel alanlar hala kent stokunun önemli bir kısmını oluşturmakla birlikte, ekonomik yapıdaki değişimin önemli hale getirdiği hizmet sektörüne bağlı olarak ortaya çıkan yeni orta sınıflar ile rant ekonomisi sayesindekısa sürede zenginleşen kesimler bu yapılanmadan farklı konut alanının doğmasına neden olmuşlardır. “zengin gettoları” olarak adlandırılabilecek bu yeni konut alanlarının temel özelliği “sağlıksız, güvenliği olmayan ve kirli” kentin içinde ve çevresinde kalarak kendisini soyutlamasıdır.

57

58

59

60

61

62

63

64

65

66

67

68

69

70

71

72

73

74

75

76

77

78

79

80

81


"KENT NEDİR? NÜFUS BÜYÜKLÜĞÜ, SEKTÖREL DAĞILIMI, ÖRGÜTLENME ve UZMANLAŞMA DERECESİ, KENTLEŞME NEDİR? KENTLERDE YAŞAYAN NÜFUSUN ARTMASI MI? KRİTER/LER NEDİR." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları