Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

GENÇ YETİŞKİNLİKTE PSİKOLOJİK OLGUNLAŞMA

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "GENÇ YETİŞKİNLİKTE PSİKOLOJİK OLGUNLAŞMA"— Sunum transkripti:

1 GENÇ YETİŞKİNLİKTE PSİKOLOJİK OLGUNLAŞMA

2 Araştırma Görevlisi Merih Toker’in katkılarıyla.

3 Olgunlaşmada Güçlükler
Genç yetişkin; Kimlik oluşumunun son basamaklarındadır, Kendi kimliği ile toplumsal sistem arasında bağ kurmaya çalışmaktadır, Yakınlık kurmadaki ilk adımlarıyla başkalarını özel, biricik ve cinsel varlıklar olarak keşfetmeye başlamıştır. .

4 Genç yetişkinlik; bireyin kendini yetişkin olarak gördüğü, başkalarının da ona yetişkin muamelesi yaptıkları, böylece bireyin benliğinin alıştığının dışında değişimler gösterdiği bir dönemdir

5 Toplumsal karmaşıklığın ve değişimin daha az olduğu toplumlarda bu gelişmeler ergenlik döneminde yer alır ve orada sonuçlanır. Bu dönemde karşılaşılan ilk sorunu Keniston "bireyselleşmeye karşı yabancılaşma" olarak adlandırmaktadır

6 a) Yabancılaşma. Genç yetişkin kendi kimliği ile toplumsal rolleri arasındaki bir uzlaşma sağlamadığı zaman yabancılaşma duyacaktır. Kim olduğuna ilişkin duyguları ile toplumun beklenti ve istekleri arasında, toplumdaki meslek, evlilik, anababalık rolleri arasında bireysel bir uygunluk kurulamadığında yabancılaşma tehlikesi ortaya çıkar.

7 Bireysellik duygusunun oluşumunda kişi hem kendi iç dünyasına, hem de dışarıdaki toplumsal dünyaya yönelir. İçe dönmede bireyin topluma yabancılaşması, Dışa dönmede bireyin kendisine yabancılaşması söz konusu olabilir

8 b) Uyuşturucu. Genç yetişkinlikte uyuşturucu kullanımı,
etkin bireyselleşme ve yoğun bireysel yaşantı arama yoludur. Özellikle gelişmiş toplumlarda uyuşturucu - geleneksel toplumdaki alkol ve tütün gibi- bir yetişkinlik simgesi olarak görülmektedir.

9 Ayrıca uyuşturucu bir alt-kültür simgesi ya da başkaldırma aracı olarak da algılanmaktadır..
Uyuşturucu kullanımı, kültürel normların baskısından kurtulmuş bir bireysel kimlik duygusu edinme çabası ile yabancılaşma sürecinin bir yönünü yansıtmaktadır.

10 c) Cinsellik Ergenlik ve genç yetişkinliğin en zor sorunlarından biride, toplumun erinlik ile yetişkinlikteki evlilik arasındaki dönemi bir "cinsel moratoryum" dönemi olarak görmek istemesidir. Buna göre; genç kadınlar cinselliği hiç düşünmez ve istemezler; genç erkekler ise düşünebilir, ama sınırlamak zorundadırlar.

11 Oysa gerçekte durum çok farklıdır.
Sorenson'un Birleşik Devletler'de çok geniş bir örneklem üzerinde gerçekleştirdiği bir araştırma, yaşlar arasındaki deneklerin yarısının (erkeklerde % 59, kızlarda % 45) cinsel etkinliğe girdiğini göstermiştir. Ergenlikte artış gösteren bu cinsel ilişki oranı genç yetişkinliğe de uzanmaktadır. Ancak bu artışla birlikte birtakım sorunlar da çıkagelmektedir: Ortalama evlenme yaşı yükselmekte, Evlilik geciktirilmektedir, dolayısıyla diğer yetişkinlik rolleri de ileriye bırakılmaktadır. Bu noktada, geleneksel normlara mı yoksa çağdaş normlara mı uyulacağı sorunu genç yetişkinlerin en önemli sorunudur

12 Bireyin, kendi standartlarını seçme
özgürlüğü ile katı kurallara boyun eğme zorunluluğu arasında kalması gerilime yol açmaktadır.

13 Bireyselleşme süreci içinde olan genç insan, bu süreç içerisinde cinsel kimliği ile ne yapacağı sorusuna da bir yanıt bulmak zorundadır. Seçeneklerin çokluğu, seçim yapma ve seçiminin sorumluluğunu üstlenme zorunluluğunu da birlikte getirmektedir (Kimmel).

14 4. Gelişim Görevleri "gelişim görevleri" kavramıdır.
Havighurst'ün gelişim psikolojisine en önemli katkılarından biri "gelişim görevleri" kavramıdır. Gelişim görevleri kavramı, insanın yaşamının özel dönemlerinde sahip olması gereken belirli beceriler, yetenekler ya da görevleri dile getirir.

15 Bu görevlerin yerine getirilmesi bireyin yaşamının
bir sonraki dönemindeki ya da evresindeki gelişimi için önemlidir. Aslında Havighurst gelişim görevlerinin birbiri ardına başarılmasının mutlaka olgun bir birey yaratacağını söylemez, ama bu kavram olgun bir birey olmaya ilişkin diğer kavramlar kadar dikkate değerdir.

16 Havighurst'e göre gelişim görevi, "bireyin yaşamında belirli bir dönemde ya da o dönem konusunda, başarılması bireyin mutluluğuna ve sonraki görevleri başarmasına rehberlik eden, başarılmaması bireyde mutsuzluğa, toplumca onaylanmamaya ve sonraki görevlerde güçlük çekmeye yol açan bir görevdir."

17 Gelişim görevleri; devinimsel (motor), zihinsel (intellectual), PSİKOSOSYAL duygusal (emotional) toplumsal (social) olabilirlerse de, hepsi de sonunda "psikososyal" alana yönelirler.

18 Yetişkinlikte Gelişim Görevleri
Genç Yetişkinlik; 1. Eş seçimi. 2. Eşle birlikte yaşamayı öğrenme. 3. Bir aile kurma. 4. Çocuk yetiştirme. 5. Bir evin işlerini yürütme. 6. Bir uğraş başlatma. 7. Yurttaşlık sorumluluğunu üstlenme. 8. Uygun bir toplumsal gruba katılma.

19 Orta Yaşlar; 1. Yetişkinliğin yurttaşlık ve toplumsal sorumluluğunu başarma. 2. Yaşamak için ekonomik bir standart oluşturma ve sürdürme. 3. Yetişkinliğin boş zaman etkinliklerini geliştirme. 4. Ergen çocuklara sorumlu ve mutlu yetişkinler olmada yardım etme. 5. Bir eşle bir kişi olarak ilişki kurma. 6. Orta yaşın fizyolojik değişimlerini kabul etme ve bunlara uyum sağlama. 7. Yaşlı anababaya uyum sağlama.

20 İleri Yaşlar; 1. Fiziksel güçteki ve sağlıktaki düşüşe uyum sağlama.
2. Emekliliğe ve gelir azalmasına uyum sağlama. 3. Eşin ölümüne uyum sağlama. 4. Yaş grubuyla açık bir bağlılık kurma. 5. Toplumsal ve yurttaşlık yükümlülüklerini yürütme. 6. Yaşamın doyumlu fiziksel düzenlemelerini yapma. Kaynak: R.J. Havighurst. Human Development, aktaran Liebed ve Wicks-Nelson,1981.

21 5. Bireysel Gelişim a) Fiziksel değişimler Genç yetişkinler fiziksel gelişimlerinin doruğundadırlar. 25 yaş ile 50 yaş arasındaki fiziksel biyolojik gerileme derece derece ortaya çıkar ve çok yavaştır. *** Birçok erkek yetişkin en yüksek boya aşağı yukarı 21 yaşlarında ulaşır. ***25-30 yaşlarında yetişkinler kas gücü'nün en üst düzeyine ulaşırlar, *** yaşlarında da güçlerinin % 10'unu yitirirler. ****60-70 yaşları arasındaki en üst güç 20'lerdeki gücün ancak % 80'i kadardır. Fiziksel dayanma ya da uzun süre çalışma gücü de yaşla birlikte azalmaktadır; ancak, çok zorlu olmayan işlerdeki fiziksel dayanma düşüşü kas gücü azalmasından daha yavaş olmaktadır; öte yandan, fiziksel dayanma gücündeki düşüş hareketli insanlarda durgun ve uyuşuk olanlara göre daha azdır.

22 Yetişkin insanlar çevrelerini örgütlemede ve uyum sağlamada duyusal yeteneklerine bağımlıdırlar. Yaşlı yetişkinler uyaranların yoğunluğunun az olduğu (hafif ses, hafif koku, az ışık) durumlarda güçlük çekerler. Görme ve görme uyumu 20 yaşında en üst düzeydedir; bu yaş aynı zamanda ilk özürlerin ve kalıtsal bozuklukların ortaya çıktığı yaştır.

23 1) Sinir sisteminin işleyişinde ileri yaşlara kadar belirgin olarak ortaya çıkmayan yavaş bir düşüş vardır; bu düşüş görme de içinde olmak üzere bütün davranışı etkiler ve hemen hemen bütün işleyiş ve süreçlerde bir yavaşlamaya neden olur. 2) Ayrıca gözbebeği çapında yaşla ortaya çıkan daralma nedeniyle göze giren ışık miktarı da azalır, bu yüzden yaşlılar iyi aydınlatılmamış yerlerde görme güçlüğü çekerler. 3) Yaşlı yetişkinin ışığa uyum sağlaması da genç yetişkinden daha fazla zaman alır.

24 4) Göz karanlığa uyum sağladığında (yaşlılarda daha fazla zaman alır) görülebilen en az ışık yoğunluğunda yaşla birlikte bir düşüş vardır. Bu en az ışık yoğunluğunun yetişkin tarafından görülebilmesi için 20 yaşından sonra her on üç yılda iki kat artması gerekmektedir. 5) Görme keskinliği çocukluk ve ergenlikte artar, yaşlar arasında kararlılık gösterir, elli yaşından sonra yavaş fakat artan bir düşüş gösterir. 6) Göz merceğinin kas hareketi ve esnekliğibimgenin retinaya düşmesini sağlar. Ergenlikte mercek uyumunda çok az değişiklik vardır yaşları arasında mercek esnekliğinde azalma başlar, 50 yaşından sonraki mercek uyumunda düşüş daha yavaştır. 7) Yaş ilerledikçe yetişkinler gördükleri nesne ile arka planı arasında daha fazla zıtlığa (kontrast) gereksinme duyarlar. Sonuç olarak, görmeyle ilgili özelliklerde genç yetişkinlikte çok az değişim vardır.

25 Genç yetişkinlikle yaşlılık arasında tepki süresi'nde dereceli bir artış vardır. Çocuklukta bu süre çok kısadır, genç yetişkinlikte bir platoya ulaşılır. Tepki süresi yirmi yaşın hemen öncesinde en üst düzeye çıkar, orta yetişkinlikte ve yaşlılıkta gittikçe artar. Genç yetişkinlikte etkinlik kısıtlanması, yetersizlik, ölüm gibi olgular öncelikle ani (akut) koşullardan doğar.

26 Yaşam döngüsünde, genç yetişkinliğin ani ya da işlevsel koşullarından, orta yetişkinliğin ve yaşlılığın müzmin (kronik) ya da dejeneratif (geri çevrilemez) koşullarına doğru bir değişim söz konusudur. Kırk yaşından önce ölümlerin çoğu bulaşıcı hastalıklardan ve kazalardan, kırk yaşından sonra ise kronik koşullardan kaynaklanır (Schiamberg ve Smith, 1982).

27 b) Zihinsel yetenekler
Yetişkinlerin öğrenme yeteneğini değerlendirmek için henüz elimizde gerçekten yeterli araçların ya da testlerin olmadığı kabul edilmektedir. Knox'a göre bunun en azından üç nedeni vardır: 1- Geniş bir biçimde kullanılan yetişkin zeka testleri (örneğin WAIS), yetişkinin yaşantısını gerçekten anlamaya çalışmaktan çok, çocuk ve ergen testleriyle karşılaştırma yoluyla elde edilmişlerdir;

28 2-çocuk ve yetişkin zeka testleri birtakım tartışmalı sayıltılara
dayanmaktadır (çocuklar, ergenler ve yetişkinler aynı bilgi ve deneyim olanağına sahiptirler, daha zeki insanlar daha etkin ve yeterli öğrenirler ve yetenek testlerinde daha başarılıdırlar gibi); 3- çok az sayıda zeka testi maddesi yetişkinlerin edindiği ve gerçek yaşam koşullarında kullandığı beceri ve uzmanlığa uygun düşmektedir. Öğrenme yeteneği testleri ve diğer değerlendimme yolları bireyin "tavan" kapasitesiniv ölçmeye yöneliktir, oysa günlük yaşamda bu tavanın altında da sorunsuz yaşanabilmektedir. Dolayısıyla, testlerde puanlar yaşla düşse bile bunun günlük yaşama hiçbir etkisi olmayabilir.

29 Öte yandan, daha az yetenekli bireyler öğrenmede
Araştırmalar, zihinsel bakımdan çok yetenekli bireylerin çocukluk ve ergenlikte öğrenmede çok hızlı olduklarını ve sonra genç yetişkinlikte bir platoya ulaştıklarını göstermektedir. Öte yandan, daha az yetenekli bireyler öğrenmede çok daha yavaştırlar, platoya daha erkenden ulaşıyorlar ve sonra daha hızlı bir düşüş gösteriyorlar (Schiamberg ve Smith, 1982).

30 Öte yandan, yetişkinlikte pratik zekanın başarılı bir yaşam sürdürmede ne denli önemli olduğu da dikkati çekmektedir. Araştırmacılar, bir kişinin zekice seçimler yapma yeteneği ile (süpermarkette benzer maddelerin boyutlarıyla fiyatlarını kıyaslamak gibi), aritmetik işlemler içeren soyut testlerdeki puanları arasında ilişki olmadığını bulmuşlardır.

31 Baltes'in iki sürekli model kuramında zekanın işleyişi mekanik ve pragmatik süreçlerden ibarettir.
-- Mekanik zeka, bilgi işlemede ve sorun çözmede kullanılan temel düşünce işlemlerini içerir. Bu tür zeka tam gelişimine büyük olasılıkla ergenliğin sonlarında ulaşmakta ve bundan sonra görece sabit kalmaktadır. Zekanın bu boyutu ZB testlerindeki ölçeklerle ölçülebilmektedir.

32 -- Pragmatik zeka ise, biriken bilgilerle, uzmanlıkla, gündelik yaşamdaki temel bilişsel becerilerle (mekanik zeka) ilgili yöntemleri içerir. Bu işlevler ve yetenekler yetişkinlik dönemi boyunca gelişmeyi sürdürmektedir. ZB testlerinin sözel ölçekleri ya da birikimli zeka testleri pragmatik zekanın bazı yönlerini ölçebilmektedir. Pragmatik zeka birikimli zekaya üstbilişi, uzmanlığı, yorumsal bilgiyi (bilgeliği) eklemektedir.

33 Cattel'in akılcı zeka kuramı; Akıcı zeka (fluid intelligence) insan fizyolojisi ile insanın ilk deneyimlerinin etkileşiminin sonucu olan temel bir yetenektir.

34 Bu zeka biçimi, kavramlar oluşturma, soyut usavurmalar yapma ve karmaşık ilişkileri kavrama yeteneğini İçerir. Akıcı zeka, eğitimden ve deneyimden bağımsızdır; geniş bir zihinsel etkinlikler alanına uygulanabilir oluşu da buradan gelir. Bu zeka türünü ölçmede kullanılan testler,harfleri ya da sayıları gruplama, benzer sözcükleri eşleme, sayı dizilerini anmısama gibi etkinlikleri içerir.

35 Birikimli zeka (crystallized intelligence) ise,
soyut usavurmanın, soyutlamanın ve karmaşık ilişkiler kavramının öğrenilmiş görevlere uygulanmasını içerir. Birikimli zeka, eğitime ve deneyime bağımlıdır; genel bilgi, sözcük dağarcığı, aritmetik usavurma ya da toplumsal durum testleriyle ölçülür.

36 Her iki zeka türü de yetişkinlerin düşünmede ve sorun çözmede kullandıkları yeteneklerdir. Bir birey yaşam süresi boyunca "bilişsel bir üslup" geliştirir ve sorunları zeka parlaklığı (akıcı zeka) ya da bilgelik (birikimli zeka) yoluyla çözer. Her iki zeka türü de çocukluk ve ergenlikte artış gösterir. Akıcı zeka yetişkinlikte derece derece azalmaya başlar, buna karşılık birikimli zeka yetişkinlikte derece derece artmayı sürdürür. Ancak, birikimli zekanın sürekli artışı eğitim, bilgi edinme, düşünme, kültürel katılma etkinliklerinin sürmesine bağlıdır (Schiamberng ve Smith, 1982).

37 Zihin gelişiminin evrelerinin ergenlikte tamamlandığı bilinmektedir.
Yetişkin düşüncesinin daha az kendine dönük, daha akılcı, daha pratik olduğu kabul edilir. Yetişkinlikte ortaya çıkan bilişsel örüntülerin bireyin yetişkin yaşamında üstlendiği sorumlulukların ve bağlantıların sonucu olduğu düşünülmektedir. ( Warner Schaie,1982)

38 Schaie yetişkin bilişinde toplumsal vurgulara ve bağlantılara denk düşen dört evrenin varlığından söz etmektedir.

39 Schaie'ye Göre Bilişsel Gelişim Evreleri
Çocukluk ve ergenlik: Kazanım (Piaget'in dört evresi) Genç yetişkinlik: Başarma (amaca yönelik öğrenme) Orta Yetişkinlik: Sorumlu (başkalarına ilgi) Yapıcı (toplumsal sisteme ilgi) İleri yetişkinlik: Yeniden bütünleştirici (bilgelik) Kaynak: Aktaran K.S. Berger, 1988

40 Warner Schaie'nin yetişkin zekasına yaklaşımı biliş ile gelişim görevleri arasında bağlantı kurmaktadır. Bu kuramda yetişkinliktenönceki bilişsel değişimler gitgide daha etkili olan yeni bilgi edinme yollarını yansıtır; yetişkinlik sırasındaki değişimler ise bilgiyi kullanmadaki farklı yolları yansıtır

41 Bu nedenle Schaie'ye göre çocukluk ve ergenlik tek bir evrede yer alır: Kazanım evresi (acquisitive stage) Bu evrede genç insanlar yeni beceriler öğrenmeye ve bilgi biriktirmeye çalışırlar. Başarma evresi (achieving stage) Genç yetişkinlik Bu evre yıllar içinde toplanmış bilginin uygulanması evresidir. Genç yetişkinler bilgilerini hem mesleki amaçları doğrultusunda, hem de özel yaşamlarında uygulamaya başlarlar.

42 Orta yetişkinliğin bilişsel evreleri şunlardır:
Sorumlu evre (responsible stage) ve yapıcı evre (executive stage) Bu iki evre zekayı toplumsal olarak sorumlu biçimde uygulama özelliğini getirir. Sorumlu evrede kişiler aile üyelerine ve birlikte çalıştıkları insanlara karşı yükümlülüklerini tanırlar; yapıcı evrede ise sorumluluk aileden ve iş çevresinden topluma doğru genişler.

43 İleri yetişkinlikte yeniden bütünleştirici evre (reintegrative stage) gelir. İleri yaşlardaki yetişkinler meslek, aile, toplum ya da ulus sorunlarına yönelmek yerine tek bir alana odaklanırlar. Aşağıda ayrıntıları açıklanan bu evrelerden geçişi belirleyen nokta, yaş değil gelişim görevleridir.

44 Schaie, bilişsel açıdan çocukluğun ve ergenliğin bir kazanım evresi oluşturduğuna inanmaktadır; bu evrede bilgi kazanılmakta ve sorun çözme teknikleri öğrenilmektedir, bunların genç kişinin yaşamındaki güncel önemine çok az bakılmaktadır. Genç insan bir konuyu "öğrenmek için öğrenir". Yirmili yılların başlarında bilginin bir ayırım gözetmeden kazanılması evresi aşılır ve başarma evresi'ne girilir; Bu evrede kişi bilgiyi kendini dünyaya yerleştirmek için "kullanır".

45 Orta yetişkinlikte bir sorumlu evre gelir; bu üçüncü evrede kişisel amaçların ailesel amaçlara uygunluğu sağlanır; artık zengin ve güçlü olmak, iyi yetişmiş, mutlu çocukları olmak kadar önemli görünmez. Yine bu evrede bazı yetişkinler yapıcı evre denilen yeni bir özel evreye girebilirler: Bu evredeki kişi geniş toplumsal sistemle ilgilidir. Firma, okul ya da kent yöneticisi olarak aldığı yükümlülükler sorumlu evredeki kişininkinden çok daha fazla ve derindir. İleri yetişkinlikte yeniden bütünleştirici evre gelir, burada yaşama bir bütün olarak anlam vermek söz konusudur. Bu evrede kişi, içe doğru dönerek kendi yaşamı üzerine ya da dışa doğru dönerek evren üzerine odaklanır.

46 Zekanın üç ayrı düzeyinin birleştirildiği (bütünleştirici bir model) yaklaşıma Perlmutter üç katlı model (three-tier model) adını vermekedir. Bu modelde; birinci kat "işleme" (processing), ikinci kat "bilme" (knoving), üçüncü kat"düşünme"dir (thinking)

47 Piaget'in kuramı üçüncü kat üzerinde odaklaştığı halde, faktör analizine dayanan yaklaşımlar ilk iki kat üzerinde yoğunlaşırlar. Birinci kat işlev görmeye doğumda başlar, ikinci kat çocukluk sırasında ortaya çıkar, üçüncü kat daha sonra belirir ve yetişkinlik boyunca gelişimini sürdürür. Her yeni kat eklendikçe sistem daha güçlü ve etkili olur.

48 Biyolojik temelli olan birinci kattaki işlemler yaşamın ileri yıllarında ya
bozulan sağlık ya da biyolojik yaşlanma nedeniyle bozulabilir. Psikolojik temelli olan ikinci ve üçüncü katlar ise yaşlanmadan pek etkilenmezler. Çünkü akıcı zekanın temelini oluşturan biliş mekanizmaları ileri yetişkinlikte, çocukluk, ergenlik ve genç yetişkinliktekinden çok daha az önemli olmaktadır.

49 Üç Katlı Biliş Modeli Kat I (Mekanik beceriler) Temel mekanizmalar; birincil zihinsel işlevler; akıcı yetenekler Kat II (Birikimli beceriler) Sözcük bilgisi; birikimli yetenekler Kat III (Bileşimli beceriler) Mantıksal-matematiksel yapılar; stratejiler; yüksek zihin işlevleri Kaynak: Perlmutter, Aktaran Perlmutter ve Hall, 1992.

50 Perlmutter'e göre Kat I (işleme), dikkat, algı hızı, bellek ve akılyürütme gibi temel bilişsel süreçlerden oluşur (Baltes'in mekanik zekası); bunlar aynı zamanda akıcı zekayı yaratan yeteneklerdir. Bu katta bebeklikte ve ilk çocuklukta gelişim olur, daha sonra bilişsel süreçlerde kararlılık görülür. Kat II (bilme) dünyaya ilişkin bilginin birikmesinden oluşur (Baltes'in pragmatik zekası). Bilme dış deneyimlerle gelişir ve uyum göstermeye olanak veren temel bilgiyi sağlar; bunlar aynı zamanda birikimli zekayı yaratan yeteneklerdir. Bu kat dışsal deneyimlere bağlı olarak yaşam boyunca gelişir (kimi yazarlar, orta ve ileri yetişkinlikte yavaşlamasına karşın, bu kattaki gelişimi yetişkin zekasının başat özelliği sayarlar).

51 Kat III (düşünme) yalnızca üst bilişin
ortaya çıkmasından sonra gelişir. Bu kat bilgiyle uğraşma stratejilerinden ve yüksek düzeyde uyum göstermeye olanak veren yüksek zihinsel işlevlerden oluşur. Bu kat Piaget'in soyut işlemlerinin özelliği olan mantıksal-matematiksel düşünceyi, aynı zamanda G. Labouvie-Viefin önerdiği soyut-sonrası düşünceyi içerir (Perlmutter ve Hall, 1992).

52 Piaget'in bilişsel gelişim evreleri soyut düşünce ile son bulmaktadır: Soyut işlem evresinde kişi varsayımlı-tümdengelimli akıl yürütmeyi başarabilmektedir. Ancak bu evreye ulaşabilmesi için ergenin olgunlaşması ve eğitim deneyimini tamamlaması gerekmektedir. Soyut düşünme yeteneği ortaya çıktıktan sonra kişi mantıksal kanıtlar üzerinde düşünebilir ve mantık süreçlerini çeşitli sorunlara (özellikle matematik ve fizik ilkelerini içeren problemlere) uygulayabilir.

53 Soyutdüşünme yeteneği tam anlamıyla geliştiğinde kişiyi mantıksal ilişkileri kurmaya, belirli bir mantıksal sistemin bütün varsayımlı olasılıklarını görmeye yetenekli kılar. Ancak bu noktada önemli bazı sorular ortaya çıkmaktadır.

54 G. Labouvie-Viefe (1985) göre, geleneksel olgun düşünce modelleri nesnel, mantıksal düşünceyi vurgulamakta, buna karşılık öznel duygulara ve kişisel yaşantıya daha az önem vermektedirler. Oysa gerçek olgun, uyumlu düşünce, soyut, nesnel düşünme biçimleri ile duruma duyarlılıktan doğan öznel, anlatımcı biçimler arasındaki etkileşimi içerir. Yetişkinin bu bileşimi gerçekleştiren düşünce biçimine uyumsal düşünce (adaptive thought) adı verilmektedir.

55 Kimi kuramcılar da bilişin en ileri biçimi olarak diyalektik düşünce'yi (dialectical thought) önermektedirler. Diyalektik düşünce, bir fikrin iki kutbunu da aynı anda düşünmeyi ve sonra bunları bir bileşim içinde birleştirmeyi, böylece özgün düşünce ile onun karşıtını bütünleştirmeyi sağlar. Dünyada yaşanan sistemler kapalı olmaktan çok açık oldukları ve sürekli değişimler kaçınılmaz olduğu için diyalektik süreç de süreklidir.

56 Gündelik yaşamda diyalektik düşünce bir insanın inançlarının ve yaşantılarının, karşılaştığı bütün çelişkilerle ve bağdaşmazlıklarla sürekli bütünleşmesi demektir.

57 Zihin gelişiminde soyut işlem yeteneği kişiyi yetişkinlerin dünyasına girmeye hazırlayan en önemli etkendir. Ancak soyut işlem yeteneği gelişirken bireyin kişilik yapısını da geliştiğini unutmamak gerekir; bu bağlamda, kişinin kendini algılayışından ahlak anlayışına kadar pek çok şey de değişmektedir..

58 Yetişkinlikte, hem çocukluğun tümevarımcı usavurma (inductive reasoning) biçimi, hem de ergenlikten itibaren kazanılan tümdengelimci usavurma (deductive reasoning)biçimi kullanılır. Başka bir deyişle, en gelişmiş toplumlarda bile bireylerin hepsinin soyut düşüncenin en ileri düzeylerine ulaşamadıkları görülmektedir

59 Bunun temel nedeni, bireyin toplum tarafından yeterince uyarılmaması, toplumdan yabancılaşma nedeniyle bu düşünme biçiminden isteyerek ya da istemeyerek uzaklaşmasıdır. Günümüzde yoğun çevre sorunları kimi bireyleri kent ve sanayi yaşamından uzaklaştırırken, doğal ve somut olana yaklaşma bağlamında, soyut düşünme biçimlerinden de kaçmaya yol açabilmektedir.

60 Prof. Dr. BEKİR ONUR Prof. Dr. BEKİR ONUR ( 1994). Gelişim Psikolojisi (3. baskı) Ankara. Kimmel Douglas C.(1974) Adulthood and Aging, John Wiley and Sons Inc., New York Perlmutter Marion ve HALL Elisabeth(1992) Adult Development and Aging, John Wiley and Sons, New York R.J. Havighurst.(1953) Human Development,.( aktaran Liebed ve Wicks- Nelson. 1981). Schiamberg L.B ve Smşth J.U. (1982) Human Development, MacMillan Publication,New York.


"GENÇ YETİŞKİNLİKTE PSİKOLOJİK OLGUNLAŞMA" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları