Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla"— Sunum transkripti:

1 Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
KIYAMET SURESİ 1

2 لَا اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ ﴿١﴾
KIYAMET SURESİ لَا اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ ﴿١﴾ 1 Ötesi yok, Kıyamet Günü’ne Ben yemin ediyorum! وَلَا اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ ﴿٢﴾ 2 Yine ötesi yok, kendini kınayan nefse Ben yemin ediyorum! 2

3 اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُ ﴿٣﴾
KIYAMET SURESİ اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُ ﴿٣﴾ 3 İnsanoğlu kendisini (yeniden diriltip) kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? بَلٰى قَادِرٖينَ عَلٰى اَنْ نُسَوِّىَ بَنَانَهُ ﴿٤﴾ 4 Bilakis onu parmak uçlarına kadar yeniden diriltmeye kadiriz. 3

4 بَلْ يُرٖيدُ الْاِنْسَانُ لِيَفْجُرَ اَمَامَهُ ﴿٥﴾
KIYAMET SURESİ بَلْ يُرٖيدُ الْاِنْسَانُ لِيَفْجُرَ اَمَامَهُ ﴿٥﴾ 5 Ne var ki genellikle (inkârcı) insan, önündeki (hakikati) yalanlamaya bayılır; يَسْپَلُ اَيَّانَ يَوْمُ الْقِيٰمَةِ ﴿٦﴾ 6 O şöyle sorar: “şu kıyamet dediğiniz şey ne zaman kopacak?” 4

5 KIYAMET SURESİ فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ ﴿٧﴾ وَخَسَفَ الْقَمَرُ ﴿٨﴾
7 Bakın: o zaman gözler şimşek şimşek çakacak; وَخَسَفَ الْقَمَرُ ﴿٨﴾ 8 Ve ay sönüp gidecek; 5

6 وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ ﴿٩﴾
KIYAMET SURESİ وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ ﴿٩﴾ 9 Çünkü güneş ve ay birleştirilecek; يَقُولُ الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ اَيْنَ الْمَفَرُّ ﴿١٠﴾ 10 İnsanoğlu o gün şöyle diyecek: “Nereye kaçmalı?” 6

7 اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ ﴿١٢﴾
KIYAMET SURESİ كَلَّا لَا وَزَرَ ﴿١١﴾ 11 Yoo! Hiçbir sığınak yok! اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ ﴿١٢﴾ 12 O gün, yolların sonu Rabbinin katına çıkacak; 7

8 يُنَبَّٶُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَ ﴿١٣﴾
KIYAMET SURESİ يُنَبَّٶُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَ ﴿١٣﴾ 13 O gün insanoğluna önceledikleri ve erteledikleri bir bir haber verilecek; بَلِ الْاِنْسَانُ عَلٰى نَفْسِهٖ بَصٖيرَةٌ ﴿١٤﴾ 14 Bilakis insan kendi benliğine şahit olacak; 8

9 وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذٖيرَهُ ﴿١٥﴾
KIYAMET SURESİ وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذٖيرَهُ ﴿١٥﴾ 15 Türlü mazeretler ortaya koymuş olsa bile… لَا تُحَرِّكْ بِهٖ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهٖ ﴿١٦﴾ 16 O sebeple aceleyle dilini oynatıp durma: 9

10 اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُ ﴿١٧﴾
KIYAMET SURESİ اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُ ﴿١٧﴾ 17 Şüphesiz onun toplanması da, okunuşu da bize düşer; فَاِذَا قَرَاْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُ ﴿١٨﴾ 18 Artık Biz onu okuduğumuzda sen sadece onun okunuşunu izle; 10

11 ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ ﴿١٩﴾
KIYAMET SURESİ ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ ﴿١٩﴾ 19 Sonra elbet onu beyan etmek de yine Bize düşer. كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ ﴿٢٠﴾ 20 Yoo! Bilakis siz hemen şimdi ve burada olanı seviyor 11

12 وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَ ﴿٢١﴾
KIYAMET SURESİ وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَ ﴿٢١﴾ 21 Ve öteki dünyayı göz ardı ediyorsunuz. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ ﴿٢٢﴾ 22 O gün bazı yüzler mutluluktan ışıl ışıl olacak; 12

13 اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ ﴿٢٣﴾
KIYAMET SURESİ اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ ﴿٢٣﴾ 23 Rablerine tarifsiz bir biçimde nazar edecek. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ ﴿٢٤﴾ 24 O gün bazı yüzler umutsuzca donup kalacak; 13

14 تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ ﴿٢٥﴾
KIYAMET SURESİ تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ ﴿٢٥﴾ 25 Başlarına dehşet bir felaketin geldiğine iyice akılları kesecek. كَلَّا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِیَ ﴿٢٦﴾ 26 EVET, can boğaza gelip dayandığı zaman 14

15 KIYAMET SURESİ وَقٖيلَ مَنْ رَاقٍ ﴿٢٧﴾ وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُ ﴿٢٨﴾
27 Bir çığlık koparılacak: “Kim…şifacı?” وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُ ﴿٢٨﴾ 28 Artık ayrılık vaktinin gelip çattığına aklı iyice yatmıştır; 15

16 وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ ﴿٢٩﴾
KIYAMET SURESİ وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ ﴿٢٩﴾ 29 Ayaklar birbirine dolaşmıştır: اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ ﴿٣٠﴾ 30 O gün sürüklenip götürülüş Rabbine doğrudur. 16

17 فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰى ﴿٣١﴾
KIYAMET SURESİ فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰى ﴿٣١﴾ 31 Fakat o (insan) hakikati tasdik etmedi ve yönünü Allah’a” dönmedi; وَلٰـكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰى ﴿٣٢﴾ 32 Fakat yalanladı ve sırt döndü; 17

18 ثُمَّ ذَهَبَ اِلٰى اَهْلِهٖ يَتَمَطّٰى ﴿٣٣﴾
KIYAMET SURESİ ثُمَّ ذَهَبَ اِلٰى اَهْلِهٖ يَتَمَطّٰى ﴿٣٣﴾ 33 Sonra çalım satarak aşiretine sığındı: اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰى ﴿٣٤﴾ 34 İşte yaklaşmakta olan, hem de çok yakınında! 18

19 ثُمَّ اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰى ﴿٣٥﴾
KIYAMET SURESİ ثُمَّ اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰى ﴿٣٥﴾ 35 Tekrar (duy ey insan), yaklaşmakta olan hemen yanı başında! اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًى ﴿٣٦﴾ 36 NE YANİ, insanoğlu başıboş bırakılacağını mı sanıyor? 19

20 اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِىٍّ يُمْنٰى ﴿٣٧﴾
KIYAMET SURESİ اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِىٍّ يُمْنٰى ﴿٣٧﴾ 37 O, bir zamanlar akıtılan bir damlacık sıvı değil miydi? ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰى ﴿٣٨﴾ 38 Sonra bir parçacık pıhtı olmuş; bu safhada (Allah) onu yarattığı (gibi) şekil de vermişti; 20

21 فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰى ﴿٣٩﴾
KIYAMET SURESİ فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰى ﴿٣٩﴾ 39 Nihayet ondan erkek ve dişi cinsler var etmişti. اَلَيْسَ ذٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلٰى اَنْ يُحْیِیَ الْمَوْتٰى ﴿٤٠﴾ 40 Şu halde aynı (Allah) ölüye hayat vermeye kadir değil midir? 21

22 KIYAMET SURESİ Nuzul Sıra 33 Ayet Sayısı 40 Nuzul Yılı 4 Mushaf Sıra
SURENİN KİMLİĞİ KIYAMET SURESİ Nuzul Sıra 33 Ayet Sayısı 40 Nuzul Yılı 4 Mushaf Sıra 75

23 NÜZUL YERİ

24

25 KIYAMET SURESİ KONUSU (11)
Yeniden diriliş gerçeğine dikkat çekiş. İnsan’ın son saate ve yeniden dirilişe bakışı. Son saat’in (Kevni Kıyamet’in) Belirtileri. Son saat (ölüm) anında İmanlı İnsanların Haleti Ruhiyesi Son saat (ölüm) anında İmansız İnsanların Haleti Ruhiyesi

26 KIYAMET SURESİ KONUSU Kaçacak-gidecek tek yer var – Allah’ın huzuru.
Mahşer günü insana sunulacak belgeler. İnsanın bu belgelere tepkisi. İnsan peşin olana (dünyaya) düşkünlüğü, vadeli olana (ahirete) ilgisizliği.

27 KIYAMET SURESİ KONUSU 10. İnsan Başı Boş bırakılmamıştır.
Sorumlulukları Görevleri 11. Yeniden dirilişin ilk yaratılışla izahı.

28 Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
KIYAMET SURESİ

29 KIYAMET SURESİ لَا اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ ﴿١﴾
1 Ötesi yok, Kıyamet Günü’ne Ben yemin ediyorum! Kıyamet; Büyük kıyam” mânasına gelir ve Yeniden Diriliş’i de ifade eder. Allah’ın Yemin Etmesi; ‘’Durum sizin dediğiniz gibi değildir. Kesinlikle Gerçekleşecektir’’ demektir. 29

30 KIYAMET SURESİ لَا اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ ﴿١﴾
1 Ötesi yok, Kıyamet Günü’ne Ben yemin ediyorum! Üç Türlü Kıyamet Vardır. Bireysel (ferdi) kıyamet: Kişinin ölümü kıyamettir. Toplumsal kıyamet (içtimai): Bir yerde ahlak bozulmuşsa, fakir, fakir gibi yaşamıyorsa, ebeveyn yetkilerini evlatlarına devretmişse o toplumun çivisi çıkmış kıyameti kopmuş demektir. Hadislerde anlatılan kıyamet genel olarak bu türdendir. 30

31 KIYAMET SURESİ لَا اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ ﴿١﴾
1 Ötesi yok, Kıyamet Günü’ne Ben yemin ediyorum! Üç Türlü Kıyamet Vardır. 3. Evrensel (kevni) kıyamet: Tüm kâinatı etkileyecek olan kıyamettir. Hem kontrollü bir dağılışı hem de yeniden var oluşu anlatır. Zira kıyamet, kalkış demektir. 31

32 KIYAMET SURESİ وَلَا اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ ﴿٢﴾
2 Yine ötesi yok, kendini kınayan nefse Ben yemin ediyorum! Kendini kınayan nefis; Birinci âyetin açık delaletiyle kıyamette kaybeden insandır. Kıyamet günü; yeniden kalkış, diriliş günüdür. Her şeyin ayan beyan ortaya çıkacağı gündür. Böyle bir ana hazırlıksız giden insanın kendini kınamasından başka yapacağı bir şey yoktur. 32

33 KIYAMET SURESİ وَلَا اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ ﴿٢﴾
2 Yine ötesi yok, kendini kınayan nefse Ben yemin ediyorum! Kendini kınayan nefse Örnekler; Cehennem ortaya getirilmiş olacak, o gün insan hatırlayacak ama bu hatırlamanın faydası olmayacak ve diyeceki keşke bu hayatım için hazırlık yapmış olsaydım. (Fecr 23–24) O gün (kendini yerinden eden) zalim kişi (pişmanlığından dolayı) elini ısırarak şöyle diyecek: “Keşke Rasul ile birlikte bir yol tutsaydım”.(Furkân 27) Yazıklar olsun bana! Keşke falanca kimseyi kendime dost edinmeseydim. (Furkân 28) 33

34 KIYAMET SURESİ وَلَا اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ ﴿٢﴾
2 Yine ötesi yok, kendini kınayan nefse Ben yemin ediyorum! Tasavvufta nefs; şöyle sınıflandırılır: Nefs-i emmare (insanı kötülüğe sürükleyen nefs) Nefs-i levvame (kötülükten sonra iç huzursuzluk duyan nefs) Nefs-i Mutmainne (iyilikle kötülüğü ayırt eden, kendini kötülüklerden temizleyip kişiyi Allah’a yaklaştıran nefs) Nefs-i radiye (razı/ hoşnut/ olmuş nefs) Nefs-i merdiyye (kendisinden hoşnut olunan nefs) Nefs-i mülheme (İlham olunmuş nefs) Nefs-i zekiyye (Arınmış, temizlenmiş nefs) 34

35 اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُ ﴿٣﴾
KIYAMET SURESİ اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُ ﴿٣﴾ 3 İnsanoğlu kendisini (yeniden diriltip) kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Var mı aranızda bu şekilde düşünen? بَلٰى قَادِرٖينَ عَلٰى اَنْ نُسَوِّىَ بَنَانَهُ ﴿٤﴾ 4 Bilakis onu parmak uçlarına kadar yeniden diriltmeye kadiriz. 35

36 بَلْ يُرٖيدُ الْاِنْسَانُ لِيَفْجُرَ اَمَامَهُ ﴿٥﴾
KIYAMET SURESİ بَلْ يُرٖيدُ الْاِنْسَانُ لِيَفْجُرَ اَمَامَهُ ﴿٥﴾ 5 Ne var ki genellikle (inkârcı) insan, önündeki (hakikati) yalanlamaya bayılır; “Önündeki”; Günler, aylar, mevsimler ve yılların haber verdiği gözünün önündeki yeniden diriliş hakikatini, Önünde duran istikbalini, Fıtratına nakşedilmiş olanı, Vaktiyle önüne konulmuş hakikati” anlamlarını içerir. 36

37 KIYAMET SURESİ 37 “İnsan, Ahireti ve Yeniden Dirilişi niye yalanlar?”;
İnsanlar, aslında kıyameti ve ahireti mümkün görmedikleri için inkâr etmiyorlar. Asıl sebep, ahirete inanmakla doğacak birtakım ahlâki sorumluluklardan hoşlanmamalarıdır. Bunların isteği, tıpkı ipini koparmış bir dana gibi sorumsuzca yeryüzünde dolaşmak. İşlemekte oldukları zulüm, sömürü, fısk-fücur ve ahlâksızlara son vermek istemiyorlar. Bu yüzden ahiret olgusunu kabule yanaşmıyorlar, öyleyse ahirete inanmalarına engel olan akılları değil nefsanî şehvetleridir. (Mevdudi) 37

38 KIYAMET SURESİ يَسْپَلُ اَيَّانَ يَوْمُ الْقِيٰمَةِ ﴿٦﴾ O GÜN;…..
6 O şöyle sorar: “şu kıyamet dediğiniz şey ne zaman kopacak?” Kıyamet günü ne zamanmış sorusu, cevabı beklenen bir soru değildir. Çünkü inkârcılar bu soruyu kıyametin ne zaman kopacağını öğrenmek amacıyla sormamakta, tıpkı Yâsîn Sûresinde belirtildiği gibi, akılları sıra dalga geçerek “Hani o haber verdiğin kıyamet, hani, nerede kaldı?” demek istemektedirler. Merak mı Ediyorsunuz? O GÜN;….. 38

39 KEVNİ KIYAMETTE YAŞANACAKLAR (3) فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ ﴿٧﴾
1 فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ ﴿٧﴾ 7 Bakın: o zaman gözler şimşek şimşek çakacak; Ansızın başına gelen yok edici olayın şiddetli elem ve ıstırabıyla dehşet ve şaşkınlık içinde duyulan keskin uyanıklığı ifade eder. Bu sırada hakikat yıldırımının parıldayışı içinde insanın gözünde bütün dünya yerinden oynayıp silinmeye başlar. 39

40 KEVNİ KIYAMETTE YAŞANACAKLAR (3)
2 وَخَسَفَ الْقَمَرُ ﴿٨﴾ 8. Ve ay sönüp gidecek; Yani ışığında zevk ve sefa sürdüğü o parlak ay söner, puslanır, kararır, görünmez olur. 40

41 3 KEVNİ KIYAMETTE YAŞANACAKLAR (3) وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ ﴿٩﴾
9. Çünkü güneş ve ay birleştirilecek; (Başlangıçta o ikisi bir idi… Enbiya 30, 104) 3 Güneş ve ayın toplanmasını başlangıca dönme şeklinde anlayabiliriz BU DURUMDA NE YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSUN EY İNSAN ? 41

42 KAÇACAK YERİN VAR MI EY İNSAN
يَقُولُ الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ اَيْنَ الْمَفَرُّ ﴿١٠﴾ 10 İnsanoğlu o gün şöyle diyecek: “Nereye kaçmalı?” كَلَّا لَا وَزَرَ ﴿١١﴾ 11 Yoo! Hiçbir sığınak yok! Bu dünyada Allah’a koşmayanlar yârın O’nun hesabından kaçmak için yer arayacaklardır. Onun için bu dünyada Allah’a kaçalım اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ ﴿١٢﴾ 12 O gün, yolların sonu Rabbinin katına çıkacak; NİYE ? 42

43 يُنَبَّٶُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَ ﴿١٣﴾
DUR, ACELE ETME يُنَبَّٶُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَ ﴿١٣﴾ 13 O gün insanoğluna önceledikleri ve erteledikleri bir bir haber verilecek; Yaptıkları veya yapması gerekip de yapmadıkları. Zımnen: O gün insana dünyadaki gündemi haber verilecek. Vahyi gündemine taşıyanlarla arka plana atanlar ortaya çıkacak Haber verilmese bile….; 43

44 DUR, ACELE ETME بَلِ الْاِنْسَانُ عَلٰى نَفْسِهٖ بَصٖيرَةٌ ﴿١٤﴾
14 Bilakis insan kendi benliğine şahit olacak; Doğrusu  insan hakkında başkalarının şahitliklerine ihtiyaç yoktur. İnsan kendi aleyhine, kötü ve çirkin amellerine; kulağı, gözü, eli, ayağı ve azaları ile şahittir 44

45 KIYAMET SURESİ وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذٖيرَهُ ﴿١٥﴾
15 Türlü mazeretler ortaya koymuş olsa bile… İnsan hakikati diliyle yalanlasa ve bu inkârına tumturaklı mazeretler getirse de…… Mesela; Allah nasib etmedi. Allah dilemeseydi biz şirk koşmazdık. Kaderimiz böyle yazılmış……. 45

46 KIYAMET SURESİ وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذٖيرَهُ ﴿١٥﴾
15 Türlü mazeretler ortaya koymuş olsa bile… Yaptıklarına, yapmadıklarına ne kadar çok perde çekmeye çalışırsa çalışsın, yine de hepsi aklına, gözlerinin önüne gelecektir. Fırsatı kaçırdığından dolayı mutlaka kendi kendini yerecek, vicdan azabı çekecektir. Tüm mazeretlerini ortaya dökse bile o gün mazeret kabul edilmeyecek 46

47 KIYAMET SURESİ وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذٖيرَهُ ﴿١٥﴾
15 Türlü mazeretler ortaya koymuş olsa bile… Şu halde; İnsanın hakikati; başkasına karşı görünen, söylenen değil; onun kendi nefsinde, kendi vicdanında duyduğu ne ise odur. Ahirette Allah katında göreceği de ondan ibarettir. İnsan söylediği bir sözün yalan olduğunu kendisi bilip dururken, halka karşı kendisini doğru göstermek için ne kadar özürler sayıp dökse o kendi bilir ki kendi gözünde yalancıdır. 47

48 KIYAMET SURESİ وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذٖيرَهُ ﴿١٥﴾
15 Türlü mazeretler ortaya koymuş olsa bile… Dolayısıyla halk onu doğru da bilse Hakk'ın katında yalancıdır. Halka iyi görünmekle, şu-bu özürleri saymakla kendi vicdanında bilip durduğu hakikati değiştiremeyeceği gibi Hak nazarında hiç değiştiremez. O halde halk ne söylerse söylesin, kendisi ne kadar özür ortaya koyarsa koysun insan Hakk'ın huzurunda gerçek kimliği ile karşılaşacak, kendisi kendi aleyhine tanık olacaktır. 48

49 KIYAMET SURESİ وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذٖيرَهُ ﴿١٥﴾
15 Türlü mazeretler ortaya koymuş olsa bile… Onun için insan kendini gözetmeli, asıl itibarıyla iyi olmaya çalışmalı, kötü işler yapıp da şöyle böyle özürler saymaya kalkışmamalı, kendisini keyfinin, istek ve temennilerinin güdümüne göre değil, hak gözüyle ve vicdanının bütün samimiyetiyle dinleyip gözeterek hareket etmelidir ki, hak ile hak olmayanı, iyi ile kötüyü güzelce ayırabilsin. Kendi aleyhine şahit olmasın.(Elmalılı) 49

50 KIYAMET SURESİ لَا تُحَرِّكْ بِهٖ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهٖ ﴿١٦﴾
16 O sebeple aceleyle dilini oynatıp durma: Ağzını açma, Sicilindeki günahlardan dolayı aceleye getirilmiş geçersiz bahaneler bulmak için boşuna zahmet çekme: 50

51 اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُ ﴿١٧﴾
KIYAMET SURESİ اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُ ﴿١٧﴾ 17 Şüphesiz onun toplanması da, okunuşu da bize düşer; فَاِذَا قَرَاْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُ ﴿١٨﴾ 18 Artık Biz onu okuduğumuzda sen sadece onun okunuşunu izle; Amellerinizi toplamak da onu aktarmak da bize düşer; sen sadece sana okuduğumuz/gösterdiğimiz sicilini izle! 51

52 اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُ ﴿١٧﴾
KIYAMET SURESİ اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُ ﴿١٧﴾ 17 Şüphesiz onun toplanması da, okunuşu da bize düşer; فَاِذَا قَرَاْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُ ﴿١٨﴾ 18 Artık Biz onu okuduğumuzda sen sadece onun okunuşunu izle; Buradaki Kur’aneh isim değil mastardır ve “okunuş” anlamına gelir, ‘’Toplanan şeyler”, insanın kendi hayatında yapmış ve yapması gerekirken yapmamış olduğu şeylerdir 52

53 KIYAMET SURESİ ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ ﴿١٩﴾
19 Sonra elbet onu beyan etmek (belgelendirmek) de yine Bize düşer. Sonra o sicilde kayıt altına alınan eylemlerini belgelendirmek de bize düşer.” Beyan: Bir şeyin delilleriyle ortaya konması, ilân edilmesi demektir. Zımnen: Biz senin sabıka kaydını çıkaracağız. Sicilin ortaya dökülecek. Mazeretlerinde yersiz çünkü biz hepsini beyan edeceğiz yani belgeleyeceğiz 53

54 KIYAMET SURESİ ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ ﴿١٩﴾
19 Sonra elbet onu beyan etmek (belgelendirmek) de yine Bize düşer. Toparlarsak; Ağzını açma, Sicilindeki günahlardan dolayı aceleye getirilmiş geçersiz bahaneler bulmak için boşuna zahmet çekme: Amellerini toplamak da onu aktarmak da bize düşer; sen sadece sana okuduğumuz/gösterdiğimiz sicilini izle! Sonra o sicilde kayıt altına alınan eylemlerini belgelendirmek de bize düşer.” 54

55 كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ ﴿٢٠﴾
KIYAMET SURESİ كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ ﴿٢٠﴾ 20 Yoo! Bilakis siz hemen şimdi ve burada olanı seviyor وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَ ﴿٢١﴾ 21 Ve öteki dünyayı göz ardı ediyorsunuz. 55

56 1 2 Son Saat Anında İmanlı İnsanın Durumu
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ ﴿٢٢﴾ 22 O gün bazı yüzler mutluluktan ışıl ışıl olacak; 1 اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ ﴿٢٣﴾ 23 Rablerine tarifsiz bir biçimde nazar edecek. 2 Son Saat (Ölüm) anında İmanlı İnsanların Durumu İmanlı ölmenin verdiği mutluluk yüzlerine yansıyacak. Rablerine, imanlı kavuşmanın heyecanı içerisinde olacaklar. 56

57 1 2 Son Saat Anında İmansız İnsanın Durumu
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ ﴿٢٤﴾ 24 O gün bazı yüzler umutsuzca donup kalacak; تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ ﴿٢٥﴾ 25 Başlarına dehşet bir felaketin geldiğine iyice akılları kesecek. 2 Son Saat (Ölüm) anında İmansız İnsanların Durumu Umutsuzluk. Felakete doğru gittiklerinin farkına varacaklar. 57

58 3 4 Son Saat Anında İmansız İnsanın Durumu
كَلَّا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِیَ ﴿٢٦﴾ 26 EVET, can boğaza gelip dayandığı zaman 3 وَقٖيلَ مَنْ رَاقٍ ﴿٢٧﴾ 27 Bir çığlık koparılacak: “Kim…şifacı?” 4 Son Saat (Ölüm) anında İmansız İnsanların Durumu Ölüm anları çok zor olacak. Kurtarıcı, yardımcı arayışına girecek. 58

59 5 6 7 Son Saat Anında İmansız İnsanın Durumu
وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُ ﴿٢٨﴾ 28 Artık ayrılık vaktinin gelip çattığına aklı iyice yatmıştır; 5 وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ ﴿٢٩﴾ 29 Ayaklar birbirine dolaşmıştır: 6 7 اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ ﴿٣٠﴾ 30 O gün sürüklenip götürülüş Rabbine doğrudur. Son Saat (Ölüm) anında İmansız İnsanların Durumu Ayakları birbirine dolaşacak. Kaale almadığı Rabbine doğru götürülecek. 59

60 Son Saat Anında İmansız İnsanın Durumu
Son Saat (Ölüm) anında İmansız İnsanların Durumu Can ümüğe gelip de kişinin çevresindekiler 'bunu kim kurtarır, kim tedavi eder' diye doktor, ilâç arama derdine düşünce; Kişi tüm umutların bittiğini kabullenip artık ayrılık vakti olduğunu anlayınca; Sıkıntılar üst üste binip de bacak bacağa dolaşınca; İşte o gün sevk sadece Allah'adır. Durmak, beklemek başka yere gitmek mümkün değildir. Mecburî istikamet sadece Allah'adır 60

61 İmansız İnsanın Yaptığı 5 Yanlış
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰى ﴿٣١﴾ 31 Fakat o (insan) hakikati tasdik etmedi ve yönünü Allah’a” dönmedi; وَلٰـكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰى ﴿٣٢﴾ 32 Fakat yalanladı ve sırt döndü; ثُمَّ ذَهَبَ اِلٰى اَهْلِهٖ يَتَمَطّٰى ﴿٣٣﴾ 33 Sonra çalım satarak aşiretine sığındı: Kasıla kasıla, ölmeyecek ve hiç hesap vermeyecek gibi, kendinden emin bir eda ile ehlinin, ailesinin ve arkadaşlarının yanına gitti 61

62 اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰى ﴿٣٤﴾
KIYAMET SURESİ اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰى ﴿٣٤﴾ 34 İşte yaklaşmakta olan, hem de çok yakınında! ثُمَّ اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰى ﴿٣٥﴾ 35 Tekrar (duy ey insan), yaklaşmakta olan hemen yanı başında! Ey İnsan! Tüm bu hakikatler, gözünün önünde cereyan ederken, her an ölüm sana doğru bir adım daha yaklaşırken, halen gaflet içerisinde olmaya devam mı edeceksin. 62

63 KIYAMET SURESİ اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًى ﴿٣٦﴾
36 NE YANİ, insanoğlu başıboş bırakılacağını mı sanıyor? Kâfir insan, öldükten sonra dirilme, hesap ve ceza olmaksızın emir ve yasak konmayacağını, herhangi bir ibadeti yapmakla yükümlü kılınmayacağını ve mesuliyet olmaksızın, bu dünyada salıverilmiş hayvanlar gibi başıboş bırakılacağını mı sanıyor? 63

64 KIYAMET SURESİ اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًى ﴿٣٦﴾
36 NE YANİ, insanoğlu başıboş bırakılacağını mı sanıyor? Ey İnsan! Sakın, Yeniden dirilinmeyeceği ve bu hayatın hesabının sorulmayacağı gibi bir düşünceye sahip olma. Neyine güvenerek, hakikatten yüz çeviriyorsun. Neyine güvenerek, bu hakikati yalanlıyor ve ona sırt çeviriyorsun. Aşiretine mi? Dostlarına mı? Arkadaşlarına mı? Parana mı? Gücüne mi? Dahası Ey İnsan! Sen kendini ne sanıyorsun? 64

65 KIYAMET SURESİ اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِىٍّ يُمْنٰى ﴿٣٧﴾
37 O, bir zamanlar akıtılan bir damlacık sıvı değil miydi? 65

66 ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰى ﴿٣٨﴾
KIYAMET SURESİ ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰى ﴿٣٨﴾ 38 Sonra bir parçacık pıhtı olmuş; bu safhada (Allah) onu yarattığı (gibi) şekil de vermişti; 66

67 فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰى ﴿٣٩﴾
KIYAMET SURESİ فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰى ﴿٣٩﴾ 39 Nihayet ondan erkek ve dişi cinsler var etmişti. اَلَيْسَ ذٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلٰى اَنْ يُحْیِیَ الْمَوْتٰى ﴿٤٠﴾ 40 Şu halde aynı (Allah) ölüye hayat vermeye kadir değil midir? Her türlü noksanlıktan tenzih ederiz O'nu. Kendini ister-istemez kabul ettiren bu gerçek karşısında insanın yapabileceği tek şey titreyip aklını başına toplamaktır Ta yürekten iman ve tasdik ettik ya Rab: elbette kadirsin! 67


"Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları