Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TOPLUMUN MANEVİ MİMARLARI MUALLİMLER. İLİM İLİM BİLMEKTİR-1 İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır? Okumaktan.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TOPLUMUN MANEVİ MİMARLARI MUALLİMLER. İLİM İLİM BİLMEKTİR-1 İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır? Okumaktan."— Sunum transkripti:

1 TOPLUMUN MANEVİ MİMARLARI MUALLİMLER

2 İLİM İLİM BİLMEKTİR-1 İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır? Okumaktan mani ne? Kişi Hakkı bilmektir. Çün okudun bilemedin, Ha bir kuru emektir. Okudum bildim deme, Çok taat kıldım deme. Eri hak bilmez isen, Abes yere yelmektir

3 İLİM İLİM BİLMEKTİR-2 Dört kitabın manası, Bellidir bir elifte. Sen elifi bilmezsin, Bu nice okumaktır? Yiğirmi dokuz hece, Okursun uçtan uca. Sen elif dersin hoca, Mânâsı ne demektir? Yunus der ki: Ey hoca, Gerekse var bin Hacca. Hepisinden iyice, Bir gönüle girmektir. Yunus Emre

4 İNSANLIK MUALLİMSİZ OLMAZ ADEM ALEHİSSELAM: İlk insan, ilk peygamber, dolayısıyla ilk muallimdi. Muallimsiz mektep olamayacağı gibi, muallimsiz insanlık da olamazdı. Yaratılışın neden ve niçinlerine cevap verebilmek, geliş ve gidiş sırlarını anlayabilmek için, en büyük muallimler olan peygambere muhatap oldu.

5 İLİM ALLAHI TANIMAYI GEREKTİRİR قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ “ “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?“ (Zümer, 39/9 ) buyrulmak suretiyle de ilim sahibi olan insanların en önemli özelliği olan Yaratanı bilme özelliği zikredilmiş, bilgili olanların bilgili olmayanlardan üstünlüğü vurgulanmıştır. Davranış ve uygulama planında olumlu sonuçlar doğurmayan veya kötülüklere alet edilen bilgi, kıymeti bilinmemiş, şükrü yerine getirilmemiş bir nimet olup, ayrıca bilgiyi bilene de sorumluluk gerektirmektedir. (Kuran Yolu, Türkçe Meal ve Tefsir, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, c.IV, s.604)

6 ALLAHIN İNSANLIĞA GÖNDERDİĞİ EN BÜYÜK MUALLİM كَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪يكُمْ رَسُولاً مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكّ۪يكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَۜ “Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.” (Bakara, 2/151)

7 “BEN MUALLİM OLARAK GÖNDERİLDİM” Rasûlullah (sav) buyurdular: “Ben ancak bir muallim olarak gönderildim.” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 17)

8 SUFFA OKULUNUN ÖĞRETMENİ Enes (ra), üvey babası ebu Talhanın (ra) şöyle dediğini naklediyor: “Bir gün mescide gittiğimde peygamberimizin ayakta Suffe ehline Kur’an okuttuğunu ve açlıktan karnına taş bağladığını gördüm. (Ebu Nuaym. El-Hilye 17342)

9 EN BÜYÜK MUALLİM En büyük muallim Sevgili Peygamberimizdir. Onun dizini dibinde yetişen her bir sahabe de öğretmen olarak yetişmiştir. Rasulüllah (sav) onları bir bakışta nebevi bir nazarla bütün aleme muallim tayin etti. Medeni milletlere de üstad etti.

10 RASULÜLLAH (SAV) İLİMLE MEŞGUL OLANLARI TERCİH ETTİ Abdullah bin Amr (ra)’nın anlattığına göre Rasûlullâh (sav) bir gün mescide girince halka hâlinde oturmuş iki grupla karşılaştı. Gruplardan biri Kur’an-ı Kerim okuyor ve Allah Teâlâ’ya duâ ediyordu. Diğeri ise ilim öğreniyor ve öğretiyordu. Bunu gören Nebiyy-i Muhterem (sav) Efendimiz: “Bunların hepsi hayır üzeredirler. Şunlar Kur’an-ı Kerim okuyor ve Allah Teâlâ’ya duâ ediyorlar. Allah dilerse onlara (istediklerini) verir, dilerse vermez. Şunlar da ilim öğrenip öğretiyorlar. Ben de ancak bir muallim olarak gönderildim.” buyurdu ve hemen ilimle meşgul olanların yanına oturdu. (İbn-i Mâce, Mukaddime, 17)

11 RASULULLAH (SAV) KADINLARIN YETİŞMESİNE ÖNEM VERİRDİ Kadınlara belli bir gün ayıran Sevgili Peygamberimiz onlara ders vermiş onların sorularını cevaplamıştır. (Buhari, İlim 36) Peygamber Efendimiz zamanında birçok bilgin hanım yetişmiştir. Eşi Hz. Aişe, kızı Hz. Fatıma, ümmü Seleme, Hafsa, Ümmü Habibe, Esma, Safiye, Ümmü Eymen, Zeynep binti cahş, ve Ümmü Derda gibi hanımlar devrinin önde gelen bilginleri arasındaydılar. (Örneklerle peygamberimiz, Prof. Dr. Abdurrahman Çetin, Ensar Neşriyat, s. 299) Ayrıca yine o devirde kadın öğretmenler de vardı. Şifa (Ümmü Süleyman b. Hayseme) bunlardan biridir. (Hz. Peygamberimizin çağımıza Mesajları, Prof. Dr. İbrahim Sarıçam. TDV. Yayınları, s.60)

12 İLİM SAHİBİ OLANLAR ALLAHTAN KORKANLARDIR إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء Allah'tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar." (Fâtır, 35/28)

13 ALLAH KATINDA DÜNYA DEĞERSİZDİR ANCAK ŞUNLAR HARİÇTİR Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) eğitim ve öğretimin iki temel unsuru olan öğretmen ve öğrenci için şöyle buyuruyor. الدُّنْيَا ملْعُونَةٌ ، ملْعُونٌ ما فِيهَا، إلاَّ ذِكرَ اللَّه تَعَالى ، وما والاَهُ ، وعَالماً ، أوْ مُتَعلِّم "Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allah'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundan müstesnadır.“ (Riyazü’s-salihin Hadis No: 1387)

14 ALİM ÜSTÜN KİŞİDİR Sevgili Peygamberimiz alimin üstünlüğünü şöyle ifade ediyor: فَضْلُ الْعَالِمِ عَلى الْعَابِدِ كَفَضْلِي عَلى أدْنَاكُمْ “ “Âlimin âbide üstünlüğü, benim sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir“ Tirmizî, İlm 19)

15 İLİM HER YERDE ÖNCELİK VE SAYGI SEBEBİDİR وعن جابرٍ رضي اللَّهُ عنه أَنَّ النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم كَانَ يَجْمَعُ بيْنَ الرَّجُلَيْنِ مِنْ قَتْلَى أُحُدٍ يَعْني في القَبْرِ ، ثُمَّ يَقُولُ : « أَيُّهُما أَكْثَرُ أَخْذاً لِلْقُرْآنِ ؟ » فَإِذَا أُشِيرَ لَهُ إلى أَحَدِهِمَا قَدَّمَهُ في اللَّحْدِ. رواه البخاريُّ. Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Uhud Gazvesi’nde şehid düşenleri her mezara iki kişi konacak şekilde toplattı ve sonra: “Bunların hangisi daha çok Kur’an bilirdi?” diye sordu. Şehidlerden hangisi gösterilirse, önce onu kıbleden yana kordu. Buhâri, Cenâiz 72, 75, 78, Meğâzî 26.

16 İLİM BAŞKASINA ÖĞRETİLMELİ لا حَسَد إلاَّ في اثْنَتَيْنِ : رَجُلٌ آتَاهُ اللَّه مَالاً فَسلَّطهُ عَلى هلَكَتِهِ في الحَقِّ ، ورَجُلٌ آتاهُ اللَّه الحِكْمَةَ فهُوَ يَقْضِي بِهَا ، وَيُعَلِّمُهَا "Yalnız şu iki kimseye gıbta edilir: Allah'ın kendisine ihsân ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse; Allah'ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimse.“ (Riyazü’s-Salihin, Hadis No:1380)

17 HALKA HAYIRLI ŞEYLER ÖĞRETENLERE DUA EDİLİR Eğitim ve öğretim işiyle meşgul olmak sadece dünyevi getirisi olan bir görev değildir. Bu görevi yerine getiren insanlar için dünyada kendilerine ilim öğrettikleri insanların yanı sıra, bütün yaratılanlarda kendilerine hayır duada bulunmaktadırlar. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde bu hususu şöyle dile getirmektedir. إنَّ اللّهَ تَعالى وَملَئِكَتَهُ وَأهْلَ السَّمَواتِ وَأهْلَ ا ‘ رْضِ حَتّى النَّمْلَةَ فِى جُحْرِهَا وَالْحِيتَانَ فِي الْبَحْرِ يُصَلُّونَ عَلى مُعلِّمِ النَّاسِ الخَيْرَ "Allah Teâlâ Hazretleri, melekleri, semâvat ehli, deliğindeki karıncaya, denizindeki balıklara varıncaya kadar arz ehli, halka hayrı öğretene mağfiret duasında bulunur.“ (Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, İbrahim Canan, Hadis No:4103) Bu sebeple tekrar ifade edelim ki, eğitim ve öğretim işiyle meşgul olanlar kutsal bir görevi de icra ediyor demektir.)

18 İLK ÖĞRETMEN Birinci Akabe bî'atında Müslüman olan Medîneliler, Resûlullah efendimize: "Yâ Resûlallah! İçimizde, İslâmiyet açıklandı ve yayılmaya başladı. Halkı Allahın Kitâbına da'vet edecek, Kur'ân-ı kerîmi okuyacak, İslâm dînini anlatacak, İslâmın sünnet ve emirlerini aramızda ikâme edecek, yerleştirecek, namazlarımızda bize imâmlık yapacak bir kimse gönder" diye mektup yazdılar. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz Mus'ab bin Umeyr'i, Medine'ye gönderdi ve ona: "Medînelilere Kur'ân-ı kerîm okumasını, İslâmiyetin emir ve yasaklarını öğretmesini, namazlarını kıldırmasını" emretti.

19 İLK ÖĞRETMEN Mus'ab bin Umeyr kısa zamanda Medîne'ye vardı. Orada kendisini büyük sevinçle karşıladılar. Es'ad bin Zürâre'nin evine yerleşti. Ev sâhibi Medîneli ilk Müslümanlardan idi. Orada insanlara dinlerini öğretmeye başladı. Mus'ab bin Umeyr'in büyük gayretleri ve hizmetleri netîcesinde İslâmiyet, Medîne'de sür'atle yayıldı. Öyle ki, İslâmiyet her eve girmiş, îmân etmeyen kalmamıştı. Mus'ab bin Umeyr, Medîne'de Es'ad bin Zürâre'nin evinde Kur'ân-ı kerîm öğretiyor ve İslâmiyet'i anlatıyordu.

20 KADINLIK ALEMİNİN MUALLİMİ Hz. Aişe validemiz, “kadınlık aleminin en büyük muallimesi”dir. O Peygamberimizin rahle-i tedrisinde yetişmiş ve Efendimizden aldığı dinimize ait emir ve yasakları anlatılması gerektiği şekilde kadınlık alemine intikal ettirmiştir. Bu yönüyle de Peygamberimiz tarafından taltif edilmiştir.

21 HAYATIMIZIN HER ANINDA İZLERİ BULUNANLAR İnsanın, doğumundan ölümüne kadarki bütün hayatının her anında izleri bulunanlar muallimlerdir. Muallimlerine değer veren, hürmet ve saygı duyan milletler hep yükselmiş, değer vermeyen milletler tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir.

22 MEDENİYETLER MUALLİMLERLE KURULDU Yunan’dan Osmanlıya; Çin’den, Selçuklu’ya kadar medeniyet kuran her kavmin tarih sahifeleri muallimlerin imzasını taşır.

23 BÜYÜK DEVLET ADAMLARINI MUALLİMLER YETİŞTİRMİŞTİR Büyük devlet adamları, büyük muallimlerin dizleri önünde büyümüştür. Osmanlı, Avrupa’yı ordusunun kılıcından önce, muallimlerinin kafa ve kalemleriyle fethettiler. Askere muallimlik ruhu aşıladılar. Dünyaya söz geçiren hükümdarlar, ellerinde kılıcı, gözlerindeki yaşla beraber taşıdılar. Cesaret ve şecaat, rahmet ve merhametle beraber oldu.

24 MALLİM MUALLİM MAKAMINDA OLMALIDIR Şu zamanda birbirine düşman, hisleri dumura uğramış, merhametsiz bir cem’iyyet halinde isek, bunda en büyük pay muallime düşer. Evet, muallime değer vermedikçe, değerli bir millet olamayız. Daha öte mevcut değerlerimizi de kaybederiz. Millete hizmet edecek bütün meslek erbabının yetiştiricisi muallim, muallim makamında olursa, hepsi olur. Olmazsa, olmaz. Rüşvetçi memurun, hırsız mühendisin, kasap doktorun eline düşmek istemiyorsak, muallime saygı duyalım ve gerçek mevkiine oturtalım.

25 NASIL BİR MUALLİM? Muallim, ilmiyle amel eden olmalıdır. Muallim, doğru ve dürüsrt bir hayat yaşayarak model olmalı. Özüyle sözü uyum içinde olmalı. Mum gibi etrafına ışık saçmalı. Kendini bal arası gibi görmeli.

26 KAYBEDİLEN DEĞERLER MUALLİMLARLE YENİDEN BULUNACAKTIR Kaybedilen değerlerin, yitirilen ölçülerin tekrar kazanılması, hakiki terakkimizin teminatıdır. Bundan sonra en büyük vazife gelen neslin muallimlerine düşmektedir ve onlardan beklenmektedir.

27 ŞU ZAMANIN MUALLİMLERİ GEÇMİŞTEKİ VELİLER GİBİDİR “Üstadımız, muallimler ziyarete geldiklerinde onlarla çok fazla alâkadar olurdu. ‘Şu zamanın dindar bir muallime eski zamanın velileri nazarı ile bakıyorum, çünkü eski zamanda dinî terbiye ebeveyne verilmişti, bu zamanda o vazife muallimlere verilmiş, muallimin iyisi çok iyi, fenası da çok fena. Çünkü masum çocuklar muallimlerine çok dikkat ederler, âdeta mıknatıs gibi hocalarından ne görürse iyiyi de fenayı da çekerler.

28 ÖĞRETMEN SEVEN VE DEĞER VEREN OLMALIDIR Muaviye b. Hakem es-Sülemi adlı sahâbî, şunları söylemiştir: "Ben Resûlüllah'tan daha güzel eğitim veren bir öğretmen görmedim. Beni ne azarladı, ne dövdü ve ne de hakaret etti.” (İbnHanbel, V, ; Müslim, I, 381; Dârimî, s ),

29 ZEYD B. DESİNE VE HUBEYB Adâl ve Kâre kabilelerine mensup bir heyet, Peygamberimizle görüşerek kendilerine ve içinde bulundukları topluma İslâm’ın esaslarını öğretecek muallimler göndermesini istediler. İstekleri reddedilmedi. On sahâbî, Allah Resûlü tarafından görevlendirildi. Ashâb-ı Suffe’de yetişen bu sahâbîler, Âsım bin Sâbit’in önderliğinde Medine’den, bir daha oraya dönmemek üzere ayrıldılar. Aralarında Zeyd bin Desîne ve Hubeyb bin Adiy de vardı.

30 RASULULLAHIN MUALLİMLERİ ŞEHİT EDİLİYOR Ebû Süfyân şöyle diyordu: “Şimdi siz, çocuklarınızın yanında olsanız, Muhammed sizin yerinize burada olsa ne güzel olurdu, değil mi?” Hz.Hubeyb şöyle haykırıyordu: “Muhammed aleyhisselamın, değil burada bizim yerimizde olmasına, bulunduğu yerde ayağına diken batmasına bile gönlümüz razı olmaz.” Bu sevda, Ebû Süfyân’ı bile kıskandırarak: “Ben o kadar kral, hükümdar gördüm. Ama hiç birinin Muhammed kadar sevildiğini görmedim.” demesine sebep oldu.

31 ALİM Alim, haramı, helali bilen değildir; alim, bildiği ile amel edendir. Süfyan bin Uyeyne Alim ol ki ölmeyesin, çünkü insanlar ölür, fakat alimler diridir. Hz.Ali r.a. Bir alimin, devlet adamlarının kapısına gitmesi, Allah'ın en kızdığı şeydir. İmam Evzai Bir cemaatin ölümü, bir alimin ölümünden daha hafiftir. Hadis-i Şerif “Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, fakat onlara ancak alimler akıl erdirir. Ankebut, 43 Cahiller içinde bir alim, ölüler içinde bir diri gibidir.Hadis-i Şerif

32 ALİM Kıyamet gününde insanların en çok pişman olanı, ilmi ile büyüklük yaslayan alim olacaktır. İbrahim bin Utbe Kıyamet gününde alimlerin mürekkebi, şehidlerin kanı ile tartılır. Hadis-i Şerif Kişi bildiği ile amel etmedikçe alim olmaz. Hadis-i Şerif Nice alimler vardır ki, sultanın yanına dini ile birlikte girer de, çıkarken dininden hiçbir şey kalmaz. Fudayl bin İyaz Şu ümmet için en çok korktuğum şey, dili ve sözleri ile alim, kalb ile cahil olan kimselerdir. Hz.Ömer r.a.

33 HOCAYA SAYGI Reşat Nuri Güntekin'in, Anadolu Notları'ndan: "Vilayetlerden birinde İstanbullu bir bildikte misafirim. Aralık kapıdan on dört on beş yaşlarında sevimli bir çocuğun bakıp bakıp çekildiğini görüyorum. Ev sahibi bir aralık dışarı çıkıp girdikten sonra gülerek: - Komşumuzun bir oğlu var, diyor. Zeki bir şey. Orta mektebe gidiyor. Kitap okumaya meraklı. Sizin de bir kitabınızı okumuş. Sizi yakından görmek istiyor. İzin verir misiniz? Ben gülerek: - Bu ne tekellüf! Gelsin, diyorum. Fakat çocuk içeri gireceği yerde sokağa fırlıyor. Ben de ev sahibi de şaşırıyoruz. Biraz sonra bunun sebebi anlaşılıyor. Orta mektep talebesi çocuk, benim yanıma başı açık girmenin ayıp olacağını düşünmüş, evden şapkasını almaya gitmiş. Mektepte başı açık ders okuduğuna hiç şüphe olmayan çocuk, benim yanıma kulaklarına geçmiş bir kasketle giriyor ve karşımda oturuyor."

34 İLMİN İZZETİ KORUNMALI Fatih, bir gün veziri Mahmut Paşa'yı yanına alarak hocası Akşemseddin'i ziyarete gitmişti. Akşemseddin, Padişah içeri girdiği halde ayağa kalkmamıştı. Bir süre geçtikten sonra Akşemseddin, Fatih'in huzuruna gitti. Padişahın yanında Mahmut paşa'da bulunuyordu. Fatih hemen ayağa kalkarak hocasına yer gösterdi. Bu iki olayı kıyaslayan Mahmut Paşa dayanamayıp sordu: - Hünkârım, hocanız geldiğinde siz ayağa kalktınız. Hâlbuki siz onun yanına gittiğinizde o ayağa kalkmaz. Sebebi ne ola? Fatih şöyle cevap verdi: - Hocam Akşemseddin'e saygı göstermemek elimde değil. O yanıma geldiğinde gayri ihtiyari bir heyecan kaplar ve farkında olmadan kendimi ayakta bulurum. O ise, ilmin izzetini korumak için bana ayağa kalkmaz, buyurdu.

35 HOCAYA - ÖĞRETMENE SAYGI HOCAYA - ÖĞRETMENE SAYGI Fâtih Sultan Mehmed Hân Hazretleri, fetihten sonra İstanbul'a giriyordu. Rum kızları padişah zannedip ellerindeki çiçekleri Akşemseddin Hazretleri'ne uzattılar. Akşemseddin, Fâtih'i işaret ederek: — Padişah O'dur! dedi. Fâtih Sultan Mehmed Hân Hazretleri de: — Pâdişâh benim ama, o benim hocamdır. Çiçekleri ona götürün, diyerek kızları geri çevirdi.

36 HOCAYA - ÖĞRETMENE SAYGI HOCAYA - ÖĞRETMENE SAYGI yılları... Yavuz Sultan Selim Hân ın Mısır seferi... Şeyhülislâm İbn-i Kemalpaşa, Yavuz'un yanındadır. Dönüş yolunda atbaşı giderlerken, Kemâlpaşazâde'nin atının ayağından bir parça çamur, Yavuz'un kaftanına sıçrayıverir. O büyük âlim telaşlanır. Ne yapacağını şaşırır... Onun bu telaşlı hâline karşılık, Yavuz Sultan Selim Hân'ın tarihe geçen şu sözleri pek manidardır: — Âlimin atının ayağından sıçrayan çamur parçası, bizim için şereftir. Öldüğümde şu çamurlu kaftan üzerime örtülsün!

37 HOCAYA - ÖĞRETMENE SAYGI HOCAYA - ÖĞRETMENE SAYGI Napolyon Paris'ten geçerken, kalabalığı yarıp kendisine ulaşmaya çalışan bir adam görülür. Askerler caddeyi kordon altına almışlardır. Adama mâni olmaya çalışırlar. O esnada iyice hırpalanmış olan adam, Napolyon'un gözüne ilişir. Napolyon heyecanlanır ve: — Bırakın gelsin! emrini verir. Kendisine doğru yürüyen adama sevgi ve saygıyla bakarken, şeref kıtasına seslenir: — Dikkat!.. Hazır ol!.. Fransa geçiyor! Bu adam Napolyon'un öğretmenidir. Evet, hocaya-öğremene saygı, O milletin kıymet hükümlerine, ideallerine-mefkûresine saygıdır.

38 EĞİTİM VE ÖĞRETİM OLMASI GEREKENLER Eğitim, insanı insan yapan değerlere önem vermelidir. Milletin huzur ve ahengi, ilim ve ahlakın birlikte tekamülüyle mümkündür. Müfredatın dışında öğrencinin terbiyesi ile özel olarak ilgilenmek gerekir.


"TOPLUMUN MANEVİ MİMARLARI MUALLİMLER. İLİM İLİM BİLMEKTİR-1 İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır? Okumaktan." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları