Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Türkiye’de Çevre Yönetimi Doç.Dr.Ahmet MUTLU. 1.1.Çevre Mevzuatı 1.1.1.Anayasa 1982 Anayasasının 56. Maddesinde: "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Türkiye’de Çevre Yönetimi Doç.Dr.Ahmet MUTLU. 1.1.Çevre Mevzuatı 1.1.1.Anayasa 1982 Anayasasının 56. Maddesinde: "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede."— Sunum transkripti:

1 Türkiye’de Çevre Yönetimi Doç.Dr.Ahmet MUTLU

2 1.1.Çevre Mevzuatı Anayasa 1982 Anayasasının 56. Maddesinde: "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların görevidir.« Anayasa’nın 23., 43., 44., 45., 57., 63., 168., 169. ve 170. maddeleri çevreyle ilgili. Yerleşme ve seyahat özgürlüğü 23. md. “Yerleşme hürriyeti,... sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak…amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.” Kıyılardan yararlanmayı düzenleyen 43. md. “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır...” Konut hakkıyla ilgili olan 57. md. “Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.”

3 1.1.2.Çevre İle İlgili Uluslararası Sözleşmeler Türkiye’nin çevre politikasına yön veren, imzalanıp onaylandıktan sonra kanun hükmünde sayılan önemli bazı uluslar arası anlaşma ve sözleşmeler: Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme (R.G ) Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi (R.G ) Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (Bern Sözleşmesi) (R.G ) Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Sözleşmesi - RAMSAR Sözleşmesi (R.G ) Denizlerin Gemiler Tarafından Kirletilmesinin Önlenmesine Ait Sözleşme - MARPOL Sözleşmesi (R.G ) Ozon Tabakasının Korunması Sözleşmesi(R.G ) Tehlikeli Atıkların Sınırlarötesi Taşınımının ve Bertarafının Kontrolüne İlişkinSözleşme (R.G ) Akdeniz'in Kirlenmesine Karşı Sözleşme (Barselona Sözleşmesi) (R.G ) Nesli Tehlikede Olan Yabani Bitki ve Hayvan Türlerinin Ticaretinin Düzenlemesine Dair Sözleşme (CITES Sözleşmesi) (R.G ) Karadeniz'in Kirlenmesine Karşı Korunması Sözleşmesi ve Protokolleri (R.G ) Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (Rio Konferansı) (R.G ) Cartagena Biogüvenlik Protokolü (Kabul tarihi: 2003) BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (Kabul tarihi: 2003) Kyoto Protokolü (Kabul tarihi: 2009) Türkiye’nin çeşitli ülkelerle gerçekleştirdiği iki taraflı sözleşme ve anlaşmalar da bulunmaktadır

4 1.1.3.Çevre Yasası 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır. Kanun, bazı temel ilkelere dayanmaktadır(md. 3): Herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevlidir ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler. Çevrenin korunmasına yönelik faaliyetlerde bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar, yerel yönetimler, ve sivil toplum kuruluşları birbirleriyle işbirliği yaparlar. Çevreyle ilgili her türlü karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesini gözetirler. Çevre politikalarının oluşmasında (Bakanlık ve yerel yönetimler; meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların) katılım hakkı esastır. Kirlenme ve bozulma kaynaklı kirlenmeler için yapılan harcamalar kirleten veya bozulmaya neden olan tarafından karşılanır. Çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve giderilmesi için standartlar ile ekonomik araçlar ve teşvikler kullanılır.

5 Kanun, getirilen hükümlere aykırı hareket edenlere yönelik bazı önlemler, yasaklar ve yükümlülükler getirilmiştir. Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekle yükümlüdürler. Bu hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacaklar, sorumlu yönetimlerin yapacağı yatırım, işletme, bakım, onarım ve ıslah harcamalarına katılmakla yükümlüdür. Çevre Kanunu’ndaki yasak ve yükümlülüklerin gereğini yerine getirmeyenlere karşı yetkili yönetimler çeşitli yaptırımlar uygularlar.

6 1.1.4.Diğer Düzenlemeler Çevreyle İlgili Yasalar Çevreyle doğrudan ya da dolaylı biçimde ilgili başlıca yasal düzenlemeler: Kıyı Kanunu Türk Ceza Kanunu Boğaziçi Kanunu Kabahatler Kanunu Orman Kanunu Belediye Kanunu Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Milli Parklar Kanunu Büyükşehir Belediyesi Kanunu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu İmar Kanunu Kara Avcılığı Kanunu Maden Kanunu Hayvanları Koruma Kanunu Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Organik Tarım Kanunu Sular Hakkında Kanun Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Söz konusu yasalar, çevrenin hemen her boyutunu içerir. Türkiye’de çevre yönetimi konusunda ulusal mevzuat bakımından yeterli bir yapı olduğu söylenebilir.

7 1990 yılında kabul edilen 3621 sayılı Kıyı Kanunu, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacını taşımaktadır yılında kabul edilen 5237 sayılı Ceza Yasası, kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemeyi amaçlamaktadır. Yasada, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir yılında çıkarılan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, toplum düzenini, genel ahlâkı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla çıkarılmıştır tarihli 5393 sayılı Belediye Kanunu belediyelere çevrenin korunması ve geliştirilmesi konusunda çeşitli görev ve sorumluluklar yüklemektedir.

8 Tüzük, Yönetmelik ve Diğer Düzenlemeler Çevre konusunda çeşitli düzenlemeler getirilen bazı tüzükler şöyle sıralanabilir: 1952 tarihli Gıda Maddelerinin ve Umum Sağlığı İlgilendiren Eşya ve Levazımın Hususi Vasıflarını Gösteren Tüzük; 1961 tarihli Yeraltı Suları Tüzüğü; 1983 tarihli Nükleer Tesislere Lisans Verilmesine İlişkin Tüzük; 1985 tarihli Radyasyon Güvenliği Tüzüğü.

9 Çevre Kanunu’nun uygulanmasını gösteren çeşitli yönetmelikler: Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin Azaltılmasına İlişkin Yönetmelik Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik Büyük Yakma Tesisleri Yönetmeliği Radyoaktif Madde Kullanımından Oluşan Atıklara İlişkin Yönetmelik Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği Tehlikeli Mad. Su ve Çev. Neden Olduğu Kir. Kontrolü Yönetmeliği Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik Kum Çakıl Ve Benzeri Maden. Alınması İşletil. ve Kontrolü Yönetmeliği Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü Yönetmeliği Kokuya Sebep Olan Emisyonların Kontrolü Yönetmeliği Çevre Denetimi Yönetmeliği Çevre Görevlisi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği

10 Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED); ÇED, belirli bir proje veya gelişmenin, çevre üzerindeki önemli etkilerinin belirlendiği bir süreçtir. ÇED'in amacı; ekonomik ve sosyal gelişmeye engel olmaksızın, çevre değerlerini ekonomik politikalar karşısında korumak, planlanan bir faaliyetin yol açabileceği bütün olumsuz çevresel etkilerin önceden tespit edilip, gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamaktır. ÇED, değerlendirme kapsamına giren projelerin işletmenin tüm süreçlerinin (faaliyet öncesi, faaliyet sırasında ve faaliyet sonrasında) izlenmesini ve denetlenmesini sağlayan düzenleyici bir politika aracıdır. ÇED süreci dünyada bütüncül - önleyici çevresel planlama konusunda kullanılmakta olan en etkin çevre yönetimi aracıdır.

11 2008 yılında yenilenen Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin ÇED Uygulanacak Projeler Listesi'nde yer alan faaliyetler için (EK-I) ÇED Raporu; Seçme, Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesi'nde yer alan faaliyetler için (EK-II) ise Proje Tanıtım Dosyası hazırlanmak zorunluluğu vardır. ÇED Raporu ve Proje Tanıtım Dosyası ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan “Yeterlik Belgesi” almış firmalar tarafından hazırlanabilir. ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında olduğu düşünülen faaliyetler için Bakanlık veya illerde İl Çevre ve Şehircilik Müdürlükleri'ne bir dilekçe ekinde ayrıntılı plan, proje (giren hammadde, yapılan işlem, çıkan ürün, kullanılacak kimyasal maddelerin özellikleri) eski ve yeni kapasite raporları ve iş akım şemasını içeren bir dosya sunulması gerekmektedir. Çevresel Etki Değerlendirmesi “Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça projelere ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez

12 Ulusal Çevre Stratejisi ve Eylem Planı (UÇEP) VII. BYKP’de yer alan çevre politikaları çerçevesinde çeşitli mekanizmalar öngörülmekteydi. Bu konuda Plan’da “etkin bir çevre yönetimi için Ulusal Çevre Stratejisi (UÇEP) hazırlanacak, Çevre Bakanlığı ile diğer ilgili bakanlıklar ve yerel yönetimlerin yetki ve sorumlulukları yeniden düzenlenecek, mevzuattaki karmaşıklık ve boşluklar giderilecektir” ilkesine yer verilmiştir. UÇEP, ülkemizde çevre stratejisini belirleyen bir rehber niteliğindedir. Hazırlık çalışmaları; (Eski) Çevre Bakanlığı bünyesindeki teknik destek ve Dünya Bankasının finansman katkısıyla (eski) Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından yapılan "Ulusal Çevre Stratejisi ve Eylem Planı (UÇEP)" uygulama çalışmaları DPT Müsteşarlığı ve Çevre Bakanlığı tarafından 1998’de başlatılmıştır.

13 UÇEP'in hazırlık sürecinde belirlenen ve eylem planının çerçevesini oluşturan hedefleri şunlardır: – Yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, – Çevre bilinç ve duyarlılığının geliştirilmesi, – Çevre yönetiminin iyileştirilmesi, – Sürdürülebilir nitelikte bir ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişme sağlanması. UÇEP, sürdürülebilir kalkınma ilkelerini benimsemiş bir ülke olarak Türkiye'nin uluslararası normlara ulaşmasında önemli bir adımını teşkil etmektedir.

14 1.2.Çevre Örgütlenmesi 1978 yılında Başbakanlığa bağlı bir Çevre Müsteşarlığı kurulmuştur. Çevre Müsteşarlığı’na, ülkedeki kamu kuruluşlarının çevrenin korunmasına yönelik işlevlerinin yerine getirilmesinde eşgüdüm görevi verilmiştir Anayasası’na çevreyle ilgili doğrudan bir hüküm (56. md.) konulmuştur yılında Çevre Müsteşarlığı, Çevre Genel Müdürlüğü’ne dönüştürülmüş olmakla birlikte, 1989’da tekrar Müsteşarlık olmuştur yılında Türkiye’de ilk kez Çevre Bakanlığı kurulmuştur. Türkiye’de çevre yönetimi konusunda Çevre Bakanlığı’ndan önce bu konuda geçmişten beri çeşitli bakanlıklar dolaylı biçimlerde sorumluluklara sahip olmuşlardır. Yerel yönetimler de yasal olanaklar çerçevesinde çevre sağlığının korunması bakımından çeşitli hizmetler sunmuşlardır.

15 Ayrıca çeşitli kamu kurumları da öteden beri Türkiye’nin çevre yönetim sürecinde yer almışlardır. (Eski) DPT, TÜBİTAK, TÜBA, üniversitelerin çevre sorunları araştırma ve uygulama merkezleri çevre değerlerinin korunması ve geliştirilmesi konularında katkı sağlamışlardır. Bunların yanısıra Türkiye Çevre Vakfı, TEMA, ÇEKÜL, Doğal Yaşamı Koruma Vakfı gibi sivil toplum örgütleri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin katkıları da bu kapsamda belirtilmelidir

16 1.2.1.Merkezi Yönetim Ölçeğinde Örgütlenme Ülkemizde merkezi düzeyde temel yönetim birimi bakanlık örgütlenmesidir (ilk kez Çevre Bakanlığı ). Bakanlık, 2003 yılında Orman Bakanlığı ile birleştirilerek, Çevre ve Orman Bakanlığı adını almıştır. Daha sonra 2011 yılında Çevre Bakanlığı, Orman Bakanlığı’ndan ayrılarak, o zamanki adıyla “Bayındırlık ve İskan Bakanlığı” ile birleştirilmiş ve yeni bakanlığın adı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı” olmuştur. Halihazırda çevre yönetimi konusunda merkezi düzeyde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı dışında başka bakanlıklar da görev ve sorumluluklar yüklenmiştir. – İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak sıralanabilir.

17 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakanlığın bazı görevleri şu şekilde sıralanabilir: Yerleşmeye, çevreye ve yapılaşmaya dair imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlamak, uygulamaları izlemek ve denetlemek, Çevrenin korunması, iyileştirilmesi ile çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik prensip ve politikalar tespit etmek, standart ve ölçütler geliştirmek, programlar hazırlamak; bu çerçevede eğitim, araştırma, projelendirme, eylem planları ve kirlilik haritalarını oluşturmak, bunların uygulama esaslarını tespit etmek ve izlemek, iklim değişikliği ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek. Faaliyetleri sonucu alıcı ortamlara katı, sıvı ve gaz halde atık bırakarak kirlilik oluşturan veya oluşturması muhtemel her türlü tesis ve faaliyetin, çevresel etkilerini değerlendirmek; gürültünün kontrol edilmesini sağlamak. Her tür ve ölçekteki fiziki planlara ve bunların uygulanmasına yönelik temel ilke, strateji ve standartları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak. Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında usul ve esasları belirlemek; Depreme karşı dayanıksız yapılar ile imar mevzuatına, plan, proje ve eklerine aykırı yapıların ve bunların bulunduğu alanların dönüşüm projelerini ve uygulamalarını yapmak veya yaptırmak. Küresel iklim değişikliği ve bununla ilgili gerekli tedbirlerin alınması için plan ve politikaları belirlemek.

18 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Merkez ve Taşra Örgütlenmesi Bakanlık teşkilatının en üst amiri olan Bakan, Bakanlık icraatından ve emri altındakilerin faaliyet ve işlemlerinden Başbakana karşı sorumlu olup aşağıdaki görev, yetki ve sorumluluklara sahiptir. Müsteşar, Bakandan sonra gelen en üst düzey kamu görevlisi olup, Bakanlık hizmetlerini, Bakan adına, mevzuat hükümlerine, Bakanlığın amaç ve politikalarına, stratejik planına uygun olarak düzenler ve yürütür. Müsteşar bu hizmetlerin yürütülmesinden Bakana karşı sorumludur

19 Bakanlığın hizmet birimleri şunlardan oluşur: Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü. Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü. Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü. Yapı İşleri Genel Müdürlüğü. Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü. Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü. Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü. Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı. Strateji Geliştirme Başkanlığı. Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı. Hukuk Müşavirliği. Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı. Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi Başkanlığı. Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı. Personel Dairesi Başkanlığı. Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı. Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği. Özel Kalem Müdürlüğü

20 Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün görevlerinden bazıları şunlardır: Çevre kirliliğinin önlenmesi ve kontrolü ile ilgili mevzuatı hazırlamak, standart geliştirmek, ölçüm, tespit ve kalite ölçütlerini belirlemek; alıcı ortam özelliklerine göre çevre kirliliği yönünden görüş vermek. Hava kalitesinin korunması, hava kirliliği, gürültü ve titreşimin azaltılması veya bertaraf edilmesi için hedef ve ilkeleri belirlemek; ölçüt ve standartları belirlemek. Yenilenebilir enerji kaynakları başta olmak üzere, temiz enerji kullanımını teşvik etmek, yakıtların hava kirliliğine yol açmayacak şekilde kullanılabilmesi için hedef ve ölçütleri belirlemek. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ile nükleer güvenlik konusunda işbirliği yapmak. Ulusal çevre stratejisi ve eylem planlarını hazırlamak, yürütmek ve koordinasyonu sağlamak. Küresel iklim değişikliği ve ozon tabakasının incelmesi ile ilgili tedbirlerin alınmasına yönelik plan, politika ve stratejileri belirlemek amacıyla diğer kurum ve kuruluşlarla koordinasyon sağlamak. Mahalli çevre kurullarının çalışmalarını takip etmek ve yönlendirmek. Bina vs. yapılarda görüntü kirliliğine yol açan uygulamaları önleyici tedbirler almak.

21 Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’nün görevlerinden bazıları şunlardır: Çevresel etki değerlendirmesi ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmalarını yapmak ve bu konuda gerekli kararları almak, izlemek ve denetlemek. Çevre kirliliğini önleme ve çevre kalitesini iyileştirmeye yönelik her türlü faaliyet ve tesisi izlemek, gerekli tedbirleri almak ve aldırmak, denetlemek, çevre izni ve lisansı vermek. Çevre kirliliğine neden olan faaliyet ve tesislerin emisyon, deşarj ve atıklar ile arıtma ve bertaraf sistemlerini izlemek ve denetlemek. Temiz hava merkezlerinin kurulması ve yönetilmesiyle ilgili iş ve işlemleri yürütmek. Her türlü atık bertaraf tesisine lisans vermek, bunları izlemek ve denetlemek. Çevre envanterini ve çevre durum raporlarını hazırlamak ve Avrupa Çevre Ajansı ile ilişkileri yürütmek.

22 Bakanlık bünyesinde sürekli kurul, şûra ve çalışma grupları vardır. Buna göre Bakanlığın sürekli kurul ve şûraları ise şunlardan oluşmaktadır: Yüksek Çevre Kurulu. Mahalli Çevre Kurulları. Çevre ve Şehircilik Şûrası.

23 Yüksek Çevre Kurulu. Yüksek Çevre Kurulu, Başbakanın başkanlığında, Başbakanın bulunmadığı zamanlarda Çevre ve Şehircilik Bakanının Başkanlığında; Dışişleri Bakanı, Maliye Bakanı, Kalkınma Bakanı, Orman ve Su İşleri Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı, Diyanet İşleri Başkanı, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı ve Bakanlık Müsteşarından oluşur.

24 Yüksek Çevre Kurulunun görevleri şunlardır: Etkin bir çevre yönetiminin sağlanması için hedef, politika ve strateji belirlemek, Ülkenin ekonomik ve sosyal durumunu ve taraf olunan uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükleri göz önüne alarak çevre konuları ile ilgili ilkeleri belirlemek, çevrenin korunmasına yönelik gerekli tedbirleri almak, aldırtmak, yapılan çalışmaları izlemek ve karara bağlamak, Sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde ekonomik kararlara çevre boyutunun dahil edilmesine imkân veren hukukî ve idarî tedbirleri belirlemek, Birden fazla bakanlık ve kuruluşu ilgilendiren çevre konularına ilişkin uyuşmazlıklarda nihai kararı vermek, Çevre kirliliğinin önlenmesi, çevrenin iyileştirilmesi ve geliştirilmesine ve enerji verimliliğine yönelik çalışmaları değerlendirmek, Çevrenin korunması ile çevre bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla, bakanlıklar ve ilgili kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak, Ülke genelinde çevre ve çevre dostu teknolojilerle ilgili eğitim kararları almak, Bakanlıkça re’sen veya ilgili bakanlık ve diğer kurum ve kuruluşlarca teklif edilerek gündeme alınan konularla ilgili kararlar almak.

25 Mahalli Çevre Kurulları Mahalli Çevre Kurulları her ilde valinin veya valinin görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim, Sağlık, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme, Gıda Tarım ve Hayvancılık, Kültür ve Turizm, Orman ve Su İşleri Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığının il temsilcileri, İl Jandarma Komutanlığını, İl Emniyet Müdürü ve denize kıyısı olan illerde Sahil Güvenlik Komutanlığının temsilcileri ile Ticaret ve Sanayi Odaları Temsilcisi, büyük şehirlerde büyükşehir belediye başkanlığının temsilcisi, diğer illerde ise belediye başkanlığının temsilcisinden oluşur.

26 Mahalli Çevre Kurulu’nun görevleri şunlardır: Çevrenin korunması ve iyileştirilmesi, kirliliğin önlenmesi amacıyla, Bakanlıkların mevzuatlarında belirlenen esaslar çerçevesinde gerekli kararları almak, Alınan karar ve tedbirlerin il düzeyinde uygulanması için programlar hazırlamak, Hazırlanan programların öngörülen sürelerde uygulanmasını sağlamak, İlde çevre kirliliğine neden olan veya olabilecek tesis ve işletmeleri belirlemek, yapılan iş ve işlemleri incelemek, değerlendirmek ve gerekli önlemleri almak, İl düzeyindeki çevresel faaliyetleri izlemek ve yönlendirmek amacıyla çeşitli Bakanlık ve kuruluşlarla eşgüdümü sağlamak, Çevre ve şehircilik konularında eğitsel faaliyetlerin düzenlenmesine yönelik kararlar almak,

27 Bakanın başkanlığında, Bakanlıkça belirlenen üyelerden oluşan Çevre ve Şehircilik Şûrası, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere, Bakanlık görev alanına giren konulara ilişkin olarak ve durum tespiti yaparak incelemeler yapmak, orta ve uzun vadeli stratejiler geliştirmek, uygulamadan kaynaklanan sorunları belirlemek ve buna ilişkin çözüm önerileri sunmak gibi çalışmaları yürütür. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın taşra örgütlenmesi de şu müdürlüklerden oluşmaktadır: İl Çevre ve Şehircilik Müdürlükleri Bölge Temiz Hava Merkezi Müdürlükleri

28 Diğer Bakanlıklar Çevreyle ilgili faaliyetleri olan diğer bakanlıklar: Sağlık Bakanlığı çevre ve toplum sağlığı hizmet ve görevlerinin yerine getirilmesinden öncelikle sorumlu bakanlıktır. Bakanlığın su kaynaklarının korunması, gürültü ve hava kirliliği, çöp, gübre, pestisit gibi kirleticilerin etkilerinin giderilmesi ya da azaltılması gibi görevleri vardır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da kırsal yerleşim birimlerinin yol, su, kanalizasyon, elektrik ve yerleşim ihtiyaçlarını karşılamak, buraların ekonomik ve toplumsal tesislere, sağlıklı ve modern fiziksel yerleşme olanaklarına kavuşmasını sağlamakla görevlidir. Ayrıca toprak, su, hayvan varlığı ve benzeri doğal kaynakların korunup geliştirilmesi için araştırma, inceleme, plan ve program yapmak da bu bakanlığın görevleri arasındadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ise enerji kaynaklarının üretilmesinin ve tüketilmesinin çevre açısından doğurabileceği sonuçlarla uğraşmakla görevlidir. Nitekim Bakanlık bünyesindeki Enerji Sektöründe Sera Gazı Azaltım Grubu’nun çalışmaları arasında eşgüdüm sağladığı gibi Enerji Verimliliği Yasası’nın verdiği çevreye ilişkin çeşitli yetkileri de kullanmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı da taşınır ve taşınmaz tarihsel ve kültürel varlıkların korunması konusunda önemli görevlere sahip olduğu gibi çeşitli birimleri aracılığıyla çevre değerlerinin korunmasında da rol oynar.

29 1.2.2.Yerel Yönetimler Ölçeğinde Örgütlenme Merkezi yönetimin taşra örgütlenmesi içinde yer alan İl Çevre ve Şehircilik Müdürlükleri, yetki genişliği ilkesine göre Bakanlık adına yerel düzeyde yetkileri kullanırlar. Öte yandan yerel düzeyde faaliyet gösteren bir başka taşra örgütlenmesi Mahalli Çevre Kurulları’dır. Yerel düzeyde çevreye ilişkin esas yetkilerin yerel yönetim birimleri olduğu görülür. Özellikle belediyelerin halka en yakın yönetim birimleri olmaları ve çevreyi koruma ve geliştirmenin halkın katılımıyla mümkün olması, bu konuda belediyeleri ön plana çıkarmaktadır. – 5393 sayılı Belediye Yasası’nda belediyeler, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapmak ya da yaptırmakla görevlidir

30 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Yasası’nda bu görevlerden bazıları şöyle sayılabilir: “Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak; ağaçlandırma yapmak; hafriyat toprağı, moloz, kum ve çakıl depolama alanlarını, odun ve kömür satış ve depolama sahalarını belirlemek, bunların taşınmasında çevre kirliliğine meydan vermeyecek tedbirler almak; büyükşehir katı atık yönetim plânını yapmak, yaptırmak; katı atıkların kaynakta toplanması ve aktarma istasyonuna kadar taşınması hariç katı atıkların ve hafriyatın yeniden değerlendirilmesi, depolanması ve bertaraf edilmesine ilişkin hizmetleri yerine getirmek, bu amaçla tesisler kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek; sanayi ve tıbbî atıklara ilişkin hizmetleri yürütmek, bunun için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek; deniz araçlarının atıklarını toplamak, toplatmak, arıtmak ve bununla ilgili gerekli düzenlemeleri yapmak

31 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na göre il sınırları içinde “Sağlık, tarım, sanayi ve ticaret; ilin çevre düzeni plânı, bayındırlık ve iskân, toprağın korunması, erozyonun önlenmesi” gibi hizmetler ile belediye sınırları dışındaki yerlerde İmar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım ve kurtarma, kültür, turizm, gençlik ve spor; orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri” yapmakla görevli ve yetkilidir. Bunların yanısıra belediye sınırları dışındaki gayri sıhhî müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerine ruhsat vermek ve denetlemek görevi ve yetkisi de İl Özel İdarelerine aittir.

32 442 sayılı Köy Yasası’nda sayılan mecburi ve isteğe bağlı işler arasında doğrudan çevreyle ilgili pek çok hüküm bulunmaktadır. Mecburi işlerin çevreyle ilgili olanlarından bazıları şöyle sayılmaktadır: “...köy sınırı dahilindeki su birikintilerini kurutmak; evlerde odalarla ahırları bir duvarla birbirinden ayırmak; köyün her evinde üstü kapalı ve kuyulu veya lağımlı bir hela yapmak...; evlerden dökülecek pis suların kuyu, çeşme, pınar sularına karışmayarak ayrıca akıp gitmesi için üstü kapalı akıntı yapmak; köyde evlerin etrafını ve köyün sokaklarını temiz tutmak, her ev kendi önünü süpürmek; çeşme, kuyu ve pınar başlarında gübre, süprüntü bulundurmayıp daima temiz tutmak, ve fazla sular etrafa yayılarak bataklık yapmaması için akıntı yapmak; Köy yollarının ve meydanının etrafına ve köyün içinde ve etrafındaki su kenarlarına ve mezarlıklara ve mezarlık ile köy arasına ağaç dikmek.”

33 1.2.3.Siyasal Örgütlenme Batı ülkelerinde ilk çevreci (yeşil) partiler, 1980’li yıllardan itibaren kurulmaya başlanmıştır. – Almanya, Fransa, Hollanda ve bazı İskandinavya ülkeleri, ilk çevreci partilerin kurulduğu ülkelerdir. Türkiye’de de Avrupa’ya paralel biçimde, 1980’li yıllardan itibaren bir yeşil parti kurma çabası vardır. Bu konuda önce Radikal Parti kurulmuş ve daha sonra da ilk Yeşiller Partisi kurulmuştur. Kamuoyunda Radikal Parti olarak bilinen çevre merkezli ilk siyasi örgütlenme, “Radikal Yeşiller Partisi”, “Radikal Demokrat Yeşil Parti” gibi adlarla da tanınmıştır. Yeşil partiler dışında kalan diğer siyasi partilerin de 1980’li yıllardan itibaren parti programlarında çevreye yer vermeye başladıkları görülmektedir. Bu dönemdeki parti programlarında ekonomik ya da yönetsel yaklaşımlar genellikle enine boyuna tartışılarak belirlenirken, çevre ile ilgili yaklaşımlar, üzerinde pek sorgulama yapılmadan, popülist bir eğilimle belirlenebilmektedir.

34 Ancak 2000’li yıllardan itibaren siyasi partilerin çevre programlarının, bilimsel çevre politikası ilkeleri yer almaya başlamıştır. Ancak, biçimsel olarak hemen her parti programında hem strateji hem de politika araçları bakımından çeşitli yaklaşımlar bulunmakla birlikte, bunların bütünlüğünde söz edilemez. – Örneğin; gelişmiş ülkelerde hızla yaygınlaşan çevresel maliyetler ya da çevre muhasebesi konusunda hemen hemen hiçbir öngörü yoktur. Halihazırda siyasal partiler, küresel ölçekli çevre politikalarına paralel ilke, politika ve öngörüleri içeren programlara sahip olmakla birlikte, özellikle iktidardaki partilerin çevreyle ilgili uygulamaları sıklıkla çeşitli eleştirilere uğramaktadır.

35 1.2.4.Sivil Toplum Örgütlenmesi Sivil toplum örgütleri, resmi kuruluşlarla temasa geçerek, yasaların yapılması sürecinde görüş bildirerek, mahkemelerde dava açarak, gösteri yürüyüşleri, toplantı ve protesto eylemleri gibi “sivil itaatsizlik” eylemleri ile çevreyle ilgili amaçlarını gerçekleştirmeyi hedeflerler. Türkiye’de çevreyle ilgilenen STÖ’lerin 1970’lerden itibaren sayısal olarak çoğaldığı söylenebilir. Bu dönemden itibaren STÖ’lerin özellikle kıyı alanlarının yönetimi, nesli tehlikede olan türlerin korunması, erozyon, madencilik ve nükleer enerji gibi konuları gündeme getirmek bakımından başarılı oldukları görülmektedir.

36 Ülkemizde gerek ulusal gerekse yerel nitelikli çok sayıda çevre odaklı STÖ bulunmakla birlikte, bunların ülkenin çevre politikasının biçimlendirilmesi üzerindeki etkilerinin sınırlı olduğu söylenebilir. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Bunların en önemlileri; devletle ilişkilerin sorunlu olması, örgüt içi dayanışma eksikliği, üyelerle ilişkilerde ve üyelerin harekete geçirilmesinde eksiklikler ve yetersizlikler, yönetim yapıları ve yönetmeliklerindeki sorunlar,.... – Tüberküloz ve Toraks Derneği, Ankara Hava Kirliliği İle Savaş Derneği, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği, Türkiye Ormancılar Derneği, Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu, Türkiye Çevre Vakfı, Doğal Hayatı Koruma Derneği, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA), Çevre Ve Kültür Değerlerini Koruma Ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL), Türkiye’de bu çevre merkezli olarak kurulmuş olan sivil toplum örgütünün 250 civarında olduğu ileri sürülmektedir.

37 2.Türkiye’de Çevre Yönetimi Sorunları Türkiye’de çevre yönetimiyle ilgili mevzuat ve örgütlenme bakımından belli bir potansiyelin oluştuğu söylenebilir. Öte yandan çevre sorunları konusunda bireysel ve toplumsal ölçekte belli bir bilinç düzeyine de erişilmiş durumdadır. Şüphesiz ki bu konuda kat edilen mesafeler yeterli değildir. Türkiye’de çevre yönetimi sürecindeki sorunlar esasen öteden beri dile getirilen ve toplumun hemen hemen bütün kesimlerinde ortak biçimde algılanan konulardan oluşmaktadır.

38 Yönetimde Çokbaşlılık Aynı alanı düzenleyen çok sayıda yasal belgenin varlığı, kimi zaman birden fazla kurumun aynı konuda yetki sahibi olmasına, kimi zaman sorumlulukların çakışmasına, kimi zaman da yetki boşluğuna yol açabilmektedir.

39 Planlama Süreci Ulusal ve uluslararası belgeler ışığında ortaya çıkan planların yaşama geçirilmesi için gerekli yönetsel ve akçal araçlar oluşturulamamakta, planlar yalnızca toplumsal, ekonomik, ekolojik durumu ortaya koyan, yol gösterici belgeler olarak kağıt üzerinde kalmaktadır.

40 Kamu Yönetiminin Yeniden Yapılanması Büyük ölçüde Avrupa Birliği’ne adaylık sürecinin bir yansıması olarak Türkiye ekonomisi, hukuku ve yönetimi büyük bir dönüşümden geçmektedir. “Çevre” konusu da bu değişim sürecinin içindedir. Gerçekleştirilen her yasal düzenleme, doğrudan ya da dolaylı biçimde çevresel ve kentsel değerleri etkilemektedir. Bu konuda öncelikle, kamu yönetiminde dönüşümü hızlı biçimde gerçekleştirme amacıyla, yeniden düzenleme önerileri genelde kamuoyuna yeterince tanıtılmadan, demokratik kitle örgütlerinin, üniversitelerin ve uzman çevrelerin görüşleri fazla dikkate alınmadan yasama faaliyetine geçilmektedir. Çevreyi doğrudan ya da dolaylı biçimde etkileyen yasal ya da kurumsal düzenlemelerin yeterince tartışılmadan ve olgunlaştırılmadan gerçekleştirilmesi, ilerde uygulamada çeşitli sorunların ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

41 Yönetime Katılım Türkiye’de son yıllarda kurulan çevreci STK’ların önemli bir bölümünün üç büyük kentin dışında olması; daha az gelişmiş kentlerde ve taşrada çevreci örgütlenme bilincinin gelişmekte olduğunu göstermektedir. Çalışma tarzlarına ve yaptıkları işlere bakıldığında, çevreci STK’ların çoktan aza doğru; kamuoyu oluşturma, ağaçlandırma ve protestoya yönelik eylem yapma, atık toplama, “şenlik” başlığı altında söylenebilecek eylemler düzenleme, bilimsel çalışmalar, proje çalışmaları, eğitim çalışmaları ve restorasyon çalışmaları gibi faaliyetler gerçekleştirdikleri gözlemlenmektedir. Son dönem ise STK’ların ilgi alanlarının çeşitlenerek, eyleme ve kamuoyuna ağırlık verdikleri artmıştır. Bu dönemde Türkiye’de kalkınma karşıtı eylemler, soyu tükenen canlıların, hayvanların korunması, sulak alanların, kıyıların korunması, ulusal biyogüvenlik/GDO politikalarına karşı eylemler gibi faaliyetler yaygınlık kazanmıştır. Bu gibi faaliyetler her ne kadar Türkiye’de çevre yönetiminin demokratik bir anlayış ve çaba ile gelişmesine fayda sağlıyor olsa da, STK’ların karşı karşıya olduğu temel

42 Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Süreci ÇED yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, daha önce toplam 117 gün süren ÇED süreci 35 güne düşürülmüştür. Ayrıca önceden "ÇED ön araştırması"na bağlı tutulan projeler için rapor hazırlama yükümlülüğü kaldırılmış, bu kapsamdaki faaliyetler için yalnızca "proje tanıtım dosyası"nın hazırlanması yeterli görülmüştür. ÇED için "olumlu" veya "gerekli değildir" kararı alınan etkinlikler için başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın 15 gün içinde gereken bütün izin ve onayların verileceği, bütün bu işlemlerin de üç ay içinde tamamlanacağı belirtilmiştir. Maden Kanunu, ÇED ve diğer izin işlemlerinin ilgili kuruluşlar tarafından üç ayda bitirilmesi zorunluluğunu getirmekte, bir anlamda, bu sürecin hızlıca tamamlanarak madencilik faaliyetlerinin başlatılmasını istemektedir. Öte taraftan petrol, jeotermal kaynak ve maden arama faaliyetleri, ÇED kapsamı dışında tutulmaktadır. Mera Kanunu’nda yapılan değişiklikle de mera alanlarının maden, petrol, turizm, yerleşim ve askeri amaçlar için kullanımına izin verilmiştir.

43 Çevre Kanunu’nda Değişiklik Çevre yönetimi alanındaki uluslararası sözleşmelerin ve AB ölçütlerinin gereklerini yerine getirmek üzere tasarlanan ve çevre yönetiminin temel yasasında değişiklik yapan bu düzenleme kamuoyunda yeterince tartışılmamış; getirilmesi düşünülen kurallar katılımcı bir ortamda biçimlenmemiştir. Çeşitli platformlarda düzenlemeye yöneltilen eleştiriler şöyle özetlenebilir: Tasarıya merkeziyetçi bir yaklaşım egemendir; Bakanlık ve Yüksek Çevre Kurulu arasındaki ilişki net biçimde tanımlanmış değildir; katılım hakkının nasıl yaşama geçirileceği belli değildir; stratejik çevresel değerlendirme açık biçimde tanımlanmamıştır, bu biçimiyle çevreye önemli zararlı etkilerde bulunabilecek büyük projelerin ÇED’den kaçırılması sonucunu doğurabilir;...

44 Mali Sorunlar İstikrarlı bir ortamda sürdürülebilir büyümenin sağlanması, ekonomik rekabet gücünün artırılması ve çevre yönetiminin etkin ve verimli bir biçimde çalışması için tutarlı ve rasyonel bir çevre finansman politikasının oluşturulması gerekmektedir. Etkin bir çevre finansman politikasının olmaması nedeniyle, yatırım öncelikleri sağlıklı belirlenememekte; bu durum iç kaynakların etkin olarak, zamanında ve doğru alanlara aktarılmasını engellemektedir. Dış kaynak kullanımının etkin planlanmaması, hibe ve kredilerin zamanında değerlendirilememesi kaynak kaybına yol açmaktadır. Çevre maliyetlerinin üretimden tüketime her aşamada muhasebeleştirilmemiş olması bugüne kadar çevre maliyet analizlerinin sağlıklı bir şekilde yapılamaması sonucunu doğurmuştur. Türkiye’de çevresel yatırımlarla ilgili tüm kurumların proje hazırlama kapasitesi çok yetersizdir. Bu durum gerek ulusal gerek uluslararası kaynaklardan yeterince yararlanılamaması sonucunu doğurmaktadır. AB ve diğer kredi verici kuruluşlarının destek politikalarında uluslararası ölçülerde proje hazırlama konusu önemli bir yer edinmektedir.

45 Ders bitti.


"Türkiye’de Çevre Yönetimi Doç.Dr.Ahmet MUTLU. 1.1.Çevre Mevzuatı 1.1.1.Anayasa 1982 Anayasasının 56. Maddesinde: "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları