Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Permiyen (298-250 milyon yıl arası) Memeli benzeri sürüngenler devri Kurak karasal iklim ve Pangaea kıtası oluşumunun tamamlanması Bataklık ormanlarının.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Permiyen (298-250 milyon yıl arası) Memeli benzeri sürüngenler devri Kurak karasal iklim ve Pangaea kıtası oluşumunun tamamlanması Bataklık ormanlarının."— Sunum transkripti:

1

2

3 Permiyen ( milyon yıl arası) Memeli benzeri sürüngenler devri Kurak karasal iklim ve Pangaea kıtası oluşumunun tamamlanması Bataklık ormanlarının yok oluşu, açık tohumluların yaygınlaşması Sürüngenlerin yükselişi Büyük yok oluş

4 Mesozoyik (2. Zaman) Triyas ( milyon yıl) Dinozorların ayak sesleri İlk mercanların ve belemnitlerin görülmeleri Jura (203 – 144 milyon yıl) Dev sürüngenler devri Pangaea kıtasının parçalanmaya başlaması. Ekvatoral ve nemli olan iklim devir boyunca gittikçe yumuşaması Denizlerde sürüngenler devri başlaması Sürüngenler uçmaya başlaması Belemnitler denizlerde yaygınlaşıp çeşitlenmesi Bitkiler dünyasında “Sikatlar” yükselmesi Kuşlar ilk defa görülmesi Kretase (144 – 65 milyon yıl) Dinozorların yükselişi ve hazin sonu

5 340 Mil. Yıl Önce Sürüngenler Ve Reptiller Omurgalıların suda ya da karada yaşayan, sürünerek ya da yürüyerek ilerleyen sınıfı. Karada yaşayan biçimlerin evrim tarihinde en önemli yerlerden birini tutan sürüngenlerin kökenleri, diğer tüm biyolojik soylar gibi, hala tam açıklığa kavuşturulamamıştır. Sürüngenlerin, memeliler ve kuşların türediği bir grup olduğu sanılır, ama evrim olayları ölçüsüzce yalınlaştırılmamalıdır ve ikiyaşayışlıların balıkların soyundan geldikleri ve bir sürüngenin ortaya çıkmasına neden oldukları biçimindeki klasik taslak “kullanışlı bir imge”den başka bir şey değildir.

6 Kabuklu Yumurtalar Günümüzde eldeki bilgilerin ışığında, Karbon devrinin başlangıcından beri, üremelerini sağlamak için suya bağımlı kalmış olan ikiyaşayışlıların yanı sıra, bunların yakın akrabası olan, ama kabuklu yumurtalar yumurtlayan ve yumurtadan çıkan yavrularının hemen suya gereksinimi olmayan bir grubun var olduğu anlaşılmaktadır. İyi korunmuş kabuklu yumurtalar yumurtlama yeteneği, embriyoların yumurtalar içinde gelişmesi ve buradan çıktıklarında bulundukları ortama uyum sağlama yetenekleri, sürüngenleri ikiyaşayışlılardan ayıran başlıca özelliklerdendir. Yaklaşık 250 milyon yıl önce, ikiyaşayışlılarla ortak ataları olan canlılar, bu döneme özgü yetkinleşme yolunda bulunabiliyordu. Kısa süre içinde dört ayaklı omurgalılar suda yaşama zorunluluğundan kurtulmuş ve Karbon devrinin bitkisel yayılımını izleyen kuru ortamda gelişebilmişlerdir.

7 Kimi araştırmacılar, sürüngenlerin atalarını oluşturan biçimlerin Seymuriyamorf arasında yer aldığını ileri sürerler. Seymouria cinsi ve buna akraba olan cinsler, anatomileri bakımından, hem ikiyaşayışlıları, hem de ilkel sürüngenleri anımsatırlar, ama bazı belgeler, bunların suda yaşayan kurtçukların görünüşünde geliştiklerini ve sürüngenliğe olan eğilimlerine karşın, hala ikiyaşayışlı olduklarını kanıtlamaya yöneliktir. Kafataslarıysa zırhlıbaşlara ait iki yaşayışlılara ve balıklara özgü bir yapıdadır. Bununla birlikte, Seymuriyamorf’un yapılarının inceliği nedeniyle hiç fosilleşmiş izler bırakmayan ama Karbon devrinde, bir yandan döl bırakmaksızın çabucak ortadan kalkmış olan Diadectes’e ve öte yandan Kotilozorları oluşturan küçük boydaki “ilksürüngenler”le ortak atalara sahip oldukları düşünülebilir

8 Kotilozorlar ve Dölleri Uzmanlar, sürüngenlerin kökenini kotilozorlarda aramak gerektiği konusunda görüş birliğine varmışlardır. Bu, Orta ya da Alt Karbon devrinden başlayarak türemiş olan kimi kotilozor biçimlerinin bilinen tüm sürüngenlerin ataları oldukları anlamına gelir. Bu sürüngenler şöyle sıralanabilir: a) Kaplumbağalar ya da Chelonia:Günümüze kadar ulaşır; b) Synapsida:Takımlarından biri olan Therapsida memelilerin kökenidir; c) Pleziyozorlar: Tebeşir devrinde döl bırakmaksızın ortadan kalkmışlardır; d) İhtiyozorlar: Denizlerde yaşayan büyük sürüngenlerdir. Tebeşir devrinde döl bırakmaksızın ortadan kalkmışlardır; e) Lepidozorların ataları: Günümüzde yaşayan yılanlar, kertenkeleler ve kalakbaşlılar f) Arkozorlar: Triyas’ta ortadan kalmış olan tekodontların atalarıyla ilgili biçimleri vermiştir; g) Tebeşir devrinin sonunda ortadan kalmış olan dinozorlar; kuşların daha doğrudan eski ataları olan, aynı biçimde Tebeşir devrinde ortadan kalmış olan pterozorlar; hala var olan timsahların ataları.

9 Gizli boyunlular karada ya da suda yaşayan ve bütün kıtalara yayılmış olan az ya da çok eski tüm kaplumbağalardır; bunlarda boyun, kabuk içine yana bükülmeden, geriye doğru S harfi biçiminde kıvrılarak çekilir. Dönerboyunlular, birkaçı dışında, Güney yarıkürede yaşarlar; boyunlarını, kabuk içine çekerken, yana bükerler. Kalça kemeri, bağa ve karın zırhı ile kaynaşmıştır. Kaplumbağalar Kaplumbağalar Anapsida altsınıfını oluştururlar. Bunların, Güney Afrika Permiyeni’ne ait, gövdesinde yalnızca on omur bulunan küçük sürüngen Eunotosaurus’a benzer biçimlerden türemiş oldukları sanılır. Fransa’da Saint-Affrique Permiyeni’nde gerçek bir kaplumbağa olan Archaeochelis pougeti bulunmuştur. Triyas kaplumbağaları, günümüzde yaşayanlardan daha karmaşık yapıdaydılar. Başlıca özellikleri, bir sırt ve bir karın zırhından oluşan bağalarıdır. Her iki bölüm, kenarlarıyla birbiriyle kaynaşmış ve üstderiden oluşmuş boynuzsu plaklardan meydana gelmiştir. Kabuğa asıl sertlik ve dayanıklılığını veren, bu boynuzsu plaklar ve derinin altında bulunan kemik plaklardır. Bunlar iskelete ait olan omurlar ve kaburgalarla kaynaşmış durumdadır. Kemik plakların düzeni ve sayısı, üstteki boynuzsu plaklarınkine uymaz. Kabuk plaklarının düzen ve sayıları türlere göre değişir. Günümüzde yaşayan kaplumbağalar iki alttakıma ayrılır. Biri gizliboyunlular, öbürü de dönerboyunlulardır.

10 Pleziyozorlar ve İhtiyozorlar Pleziyozorlar, notozorlarla birlikte, tümü fosil olan Sauropterygia takımını oluşturur. Notozorlarda hala, foklar gibi güçlükle ilerlemelerine olanak veren üyeler bulunmsına karşılık, pleziyozorlarda yalnızca yüzgeçler vardır. Bunlar deniz sürüngenleridir, ama biçimleri bakımından ihtiyozorlardan ayrılırlar; bunlarda beden geniş, kuyruk ve boyun uzundur. Pleziyozor cinsini boyu, çapı 1 metreyi biraz geçen bedeniyle 5 metreye erişebiliyordu. Tümü fosil olan ihtiyozorlar Parapsida altsınıfının iki takımından birini oluşturur. Bunlar, çenelerin uzaması nedeniyle dar bir burun bölgesi olan ve böylece kafatasları öne doğru uzanmış olan deniz sürüngenleridir; bedenleri aoerdinamiktir. Yalnızca etçildirler. Kimilerinin boyu 8-10 metreye erişmiştir; yılan biçiminde olan Tylosaurus ve Mosasaurus’un boyu 15 metreye ulaşmıştır.

11 Yılanlar ve Kertenkeleler Günümüzde yaşayan pullusürüngenlerin, kökenini oluşturan lepidozorların atalarına ilişkin fazla bilgi yoktur. Kuşkusuz burada söz konusu olan, küçük biçimlerdir. Pullusürüngenlerin en eski kalıntıları İsviçre’nin ve Kuzey İtalya’nın Orta Triyas devrine aittir. Askeptosaurus ve Macrocnemus günümüzde yaşayan kertenkelelere çok benziyordu, ama bedeni bir kertenkeleninkinden çok farklı olmayan Tanystropheus’un bacakları, her biri aşırı derecede uzamış on iki boyun omurundan oluşan çok uzun bir boynu ve gerçek bir yılan kuyruğu vardı. Böylece boyu 4 metreye yaklaşıyordu ama asıl bedeni yaklaşık 50 cm boyundaydı. Pullusürüngenler takımı, kertenkeleler ve yılanlar olmak üzere iki alttakıma ayrılır. Kertenkeleler alttakımı şunları içerir: Gekogiller; iguanagiller; bukalemungiller; skingiller; özkertenkelegiller; varangiller; agamagiller; köryılansıgiller; boncuklukertenkelegiller. Yılanlar alttakımıysa üç üst aileye ayrılabilir: Boagiller; suyılanıgiller; Köryılanlar ailesi.

12 Arkozorlar, Türevleri ve Dölleri Arkozorlar (tümü fosil), Permiyen’den beri çok çeşitli biçimlerde gelişmiştir. Bu, olası en büyük çeşitliliği gösteren gruplardan biridir. Ancak Triyas’tan beri var olan tekodontlar, iki alttakımı içinde son derece çeşitlidir. Bu alttakımlardan biri, küçük boyda timsah görünümünde ve en eski olan Proterosuchidae ve iki ayaklı Ornithosuchidae ailelerini kapsayan Pseudosuchia, öbürü timsahlara benzemekle birlikte onların atası olmayan Phytosauria’dır. Pseudosuchia dinozorların atası olabilir.

13 Dinozorlar İkinci Zaman’da yaşamış olan dev Diapsida’lardır, ama her ikisi birlikte dinozorları oluşturan Saurischia ve Ornithischia, orta boyda hatta nispeten küçük olabilir. Saurischia’nın normal kertenkeleninkine benzer üç dallı bir kalça kemerinin bulunuşuyla nitelenmesine karşılık, Ornithischia kuşların kalça kemerini anımsatan dört dallı bir kalça kemeriyle donanmıştır. Bununla birlikte, Ornithischia, kuşlara ileten filuma ait değildir. Bunlar yalnızca bu filumun ve pterozorlarınkinin yan kısımlarıdır. Saurischia ve Ornithischia dinozorların atası olan ve tekodontlar takımı içinde yer verilen Coelophysis, iki ayakla yürümeye uyarlanmanın bir başlangıcını göstermiştir. Hayvan uzamış ve güçlenmiş olan arka üyelerinin üzerinde durabiliyordu. Buna karşılık ön üyeleri kısalmıştı, avları yakalamaya ya da dallara tutunmaya yarıyordu. Bu sürüngenin bedeninin ağırlığı uzun ve güçlü bir kuyrukla dengeleniyordu. Kalça eklemi, çevresinde bedenin mil üzerindeymiş gibi döndüğü, bir eksen oluşturuyordu. Saurischia içinde bu iki ayaklı biçime doğru yönelen aileler bulunur. Kimi Ornithischia da aynı biçimde iki ayak üstünde yürüyordu. Birkaç yıl önce, kimi dinozorların, en azından kısmen beden sıcaklıklarını sabit tutmayı başarmış, yani az çok yetkin bir biçimde beden sıcaklıklarını düzenleme özelliği kazanmış olabilecekleri düşünülmüştür. öte yandan, dinozorların fosilleşmiş kalıntılarının ayrıntılı incelemesi ve bunların yürüme ayaklarıyla günümüzde yaşayan türlerin yürüme ayakları arasında belli anatomi karşılaştırmaları, dinozorların hantallıklarına karşın, belli bir çevikliğe ve uzun atlamalı “hızlı koşma”ya uyarlanmış olabilecekleri kanısını uyandırmıştır.

14 Pterozorlar ve Kuşların Ataları Pterozorların fosilleşmiş kalıntılarının en eskileri Liyas’a, yani Jüra’nın başlangıcına, en yenileriyse Tebeşir devrinin sonuna aittir. Bu fosillere göre pterozorlar, sürüngenlerinki gibi uzun kuyruklu ve iyi gelişmiş dişli Rhamphorhynchoidea ile çok kısa kuyruklu ve dişlerin yerini alan boynuzsu gagalı Pterodactyloidea olmak üzere iki alttakıma ayrılabilir. Bunların tümünün kuşlarda olduğu gibi bedenin hafifleşmesini sağlayan, içi hava dolaşıma olanak verecek biçiminde oyuk kemikleri vardı. Kanatları çok büyüktü. Bu hayvanlar büyük olasılıkla yükselebilmek için hava akımlarından yararlanıyorlar, az ya da çok büyük uzaklıkları aşarken de süzülerek uçuyorlardı. Fosilleşmiş kalıntıları, Bavyera’nın Jüra tabakasında bulunmuş olan arkeopteriksin pterozorla aynı atalardan geldiklerine pek kuşku yoktur. Arkeopteriksin sürüngenler gibi, koni biçimli dişleri, tırnaklı parmakları olan bir “el”i, karinasız bir göğüs kemiği, görme lopları beyin yarıküreleriyle beyincik arasına giren bir tümbeyni, vb. özellikleri vardı. Ama daha birçok özellik bakımından da tam bir kuştu.

15 Therapsida ile Memelilere Doğru Permiyen’den beri dünyada geniş çapta yayılmış olan Synapsida altsınıfı iki takıma ayrılır: a) İlkleri kertenkelelerin görüntüsünde olan ama sonradan yarar sınırını aşarak çeşitli çıkıntılarla donanmış bulunan Pelycosauria b) Çok erken tarihlerde memelilerin eğilimlerini gösteren Therapsida’dır; Bunların, küçük türleri, memelilerin doğrudan türediği biçimlerin dölüdür. Her durumda Therapsida evriminin sonuna doğru, ikincil bir damakla donanmıştır. Böylece ağız boşlukları yalnızca burun ve soluk almayla ilgili bir üst bölümle hem beslenme hem de soluk almaya yarayan bir alt bölüme ayrılmıştır. En çok memeli eğilimi, öbür çene kemiklerinin zararına dişlerin gelişmesindedir. Çeşitli Therapsida, üstün derecede bir memeli özelliği olan iki artkafa kemiği lokmasına sahiptir. Bazılarında dişler “köpek dişleri”, “kesici dişler”, “azı dişleri” denebilecek derecede farklılaşmıştır. Bedene yaklaşma eğiliminde olan üyelerin yönlenmesine ilişkin çok önemli bir başka dönüşüm, dirseğin geriye doğru yönelmesine karşılık, dizin öne doğru yönelmesidir. Beden yerin üstünde yükselmiştir. Hareket daha kolaylaşmıştır ve daha hızlıdır. Eller ve ayaklar özelleşmiştir.

16 Therapsida takımı, her biri birçok cinsi kapsayan beş alttakıma ayrılırlar: a) Çok eski olan ve büyüklüğü cinslere göre, birkaç santimetreyle birçok metre arasında değişen ve önemli bir grup olan Dicynodontidae’yi veren Anomodonta alttakımı; b) Birçok grubu memelilerin özelliklerinden yana zengin olan etçil Theriodonta alttakımı; c) Sürüngenler ve memeliler arasındaki gerçek geçiş biçimlerinin bulunduğu, ama özelleşmelerinin bunları, memeliler sınıfından doğrudan ataları olarak saymaya engel olduğu iktidozorlar alttakımı; d) Memeli soylarından daha çok uzaklaşan Titanosuchia ve Gorgonopsia alttakımı; e) Bütün olarak özellikleri memeli anatomisini anımsatan Cynodontia alttakımı.

17 Sürüngenlerin Özellikleri 1. Üstderinin boynuzsu tabakasının kalınlaşması ve deriyle ilgili salgı bezlerinin hemen hemen tümüyle indirgenmesi; bu değişiklikle sürüngenler su yitimine büyük bir dayanıklılık kazanmışlar ve karadaki kuraklığa kendilerini uyarlamışlardır. 2. İlk omurlar ve kafatasının arkasındaki kasların değişikliğe uğraması; bir boyun bölgesinin oluşmasına yol açmış; baş gövdeye göre daha hareketli bir hale gelmiş ve böylece gözlem ve tepki gösterme olanakları artmıştır. 3. Ağız boşluğunun tavanını oluşturan ikinci bir kemik damağın oluşması; iç burun delikleri, yutağa açılacak biçimde geriye itilmiş ve hayvan, ısırırken ve çiğnerken de solunum yapabilir hale gelmiştir. 4. Karın tarafının ortasında iyi gelişmiş bir göğüs kemiğinin oluşmasıyla göğüs kafesinin kapanması. 5. Akciğerlerin karmaşıklaşması ve soluk borusunun bunlar içinde dallanan bronşlara ilerlemesi. 6. Kirli kanın ve temizkanın birbirinden ayrılmasında yetkinleşme olması. 7. Beyin yetkinleşmesi; bir yeni kabuk oluşumu, daha karmaşık reflekslere olanak vermiştir.

18 8. Omurilik sinirlerinin birinci çiftlerinin baş içine girmesi; çeşitli organların eşgüdümü bu sayede yetkinleşmiştir. 9. Böbreğin yetkinleşmesi; atılacak maddelerin dışarı atılmasını daha etkili kılan metanefroz tipinde yetkinleşmiştir. 10. Erkeklerde üreme tekniğini yetkinleştiren ve dikleşebilen içi oyuk iki çiftleşme organının gelişmesi. Sürüngenler, çoğunlukla akciğerleri aracılığıyla havayla solunum yapan hayvanlardır; derileri pullar, pulsu plaklar ya da bağayla örtülüdür; deri her zaman kurudur, ama sözgelimi, kertenkelelerin uylukları boyunca bulunan salgı bezleri gibi, birkaç kural dışı durum vardır. Kaplumbağaların dışındaki sürüngenlerin dişleri vardır, ama bir çok grupta bu bakımdan kimi ayrılıklar olduğunu belirtmek gerekir. Sürüngenlerin beden sıcaklığı değişkendir. Bunlar, memeliler ve kuşlar gibi sabit sıcaklıklı hayvanlar (homeoterm) değil de ikiyaşayışlılar, balıklar ve omurgasızlar gibi değişken sıcaklıklı hayvanlardır. (poikiloterm)

19 Sürüngenlerin Genel Yapısı Sürüngenlerin kafatası, kafatasının şakak bölgesinin ve arka bölgesinin kemiklerinin çoğu kez bulunmayışıyla nitelendirilir. Bu hayvanların kafatasında, yeri değişebilen bir ya da iki şakak çukuru oluşur; bu özellikten, yani şakak çukurlarının bulundukları yer ve sayısından sistematikte yararlanılır. Damağın yapısı önemli değişikliler gösterir. İlkel yapı, kertenkeleler gibi, kimi sürüngenlerde korunur ama kaplumbağalarda ikincil bir damak ortaya çıkar ve bu, timsahlarla memeli sürüngenlerde daha da gelişir. Çene eklemi, dörtköşemsi kafatası kemiği ve squamosus kemikleri arasında oluşur. Dişler, genellikle koni biçimlidir. Dişlerin değişik biçimlerde olması özellikle memeli biçimlerinde görülür. Eksen iskeletinde, kaplumbağalar ve yılanlarda göğüs kemiği yoktur. Omurların gövde kısımlarının ya yalnız arka tarafları ya da yalnız ön tarafları çukurdur. Sürüngenlerin üyeleri bir dört ayaklı üyesinin temel yapısındadır, ama kimi kez çok değişikliğe uğrar ve pterozorlarda olduğu gibi uçmaya ya da pleziyozorlar ve ihtiyozorlarda olduğu gibi yüzmeye uyarlanma gösterir; kimi dinozorların ön üyeleri gibi çok indirgenmiş de olabilir; son olarak ayaksız kertenkeleler ve yılanlarda hiç üye bulunmaz.

20 Birçok sürüngende, bağırsak başlıca iki bölüt içerir: Bunlardan biri, dar olan ince bağırsak ve öbürü bir boğumlu ince bağırsaktan ayrılmış olan daha uç tarafta bulunan kalın bağırsaktır. Kalın bağırsağın başlangıç bölümünde çıkıntılar vardır. Yılanların ve boncuklu kertenkelelerin tükürük bezleri, zehir bezlerine dönüşmüştür. Akciğerler, birçok kertenkelede ve noktalı kamadişte az gelişmiştir: Kimi türlerde yalnızca sağ akciğer gelişme göstermiştir. Sürüngenlerin kalbi genelde iki kulakçık ve bir karıncık kapsar: Yalnızca timsahların iki karıncığı vardır. Kalbin bölmelere ayrılmış olması sayesinde, toplardamar kanı (kirli kan) ve atardamar kanı (temiz kan) birbirinden iyice ayrılmıştır. Kalpten çıkan ana atardamarın başlangıcındaki şişkin bölüm uzunlamasına üçe, yani bir akciğer atardamarı ile iki ana atardamar yayına ayrılmıştır. Sürüngenlerin böbreği; çok lopçuklu olması nedeniyle kertikli bir görünümdedir. Sidik borusunun her kolu bu lopçukların birine denk düşer. Kimi sürüngenlerde bir sidik torbası vardır. Üreme aygıtı amniyonluların üreme aygıtıyla aynı genel yapıdadır. Erkekte bir çiftleşme organı vardır. Tiroit bezinin yapısı yalındır. Dinozorların çok büyük boyutlu olmalarının nedeni, hipofizin aşırı çalışmasına bağlanmıştır.

21 Sinir sistemi, sürüngenlerde beyin kabuğu özellikle koku alma sinirlerini içerir; bu bir rinansefaldir. Üç köşeli bir bağ, beyin yarıkürelerini birbirine bağlar; beyincik indirgenmiştir. Sürüngenlerde görme oldukça gelişmiştir. Fosil biçimlerde ortada tek bir göz vardı. Sürüngenlerin koku alma duyusu da aynı biçimde gelişmiştir. Yılanların dilinin ucu ortamdaki kokuya karşı duyarlıdır. İşitme, sürüngenlerin yaşamında ancak küçük bir rol oynar. Çıngıraklı yılanın yüzünde, kızılaltı ışınları algılamaya yarayan bir yüz çukuru vardır. Kimi sürüngenler özellikle, birçok yılan ve Kuzey Amerika’nın ıssız yerlerinde yaşayan boncuklu kertenkele gibi birkaç kertenkele zehirlidir. Yılanların zehir bezleri kulakaltı bezlerinden türemiştir. Demek ki zehir, değişikliğe uğramış bir tükürüktür. Bu bezler bir kanalla üstçenedeki dişlerle bağlantılıdır. Boncuklu kertenkelelerde, zehir tersine, altçene dişleriyle akıtılır. Dünyada zehirli yılanlar yüzünden yılda yaklaşık ölüm olayı görülür.

22 Yerleşim ve Beslenme Yılanlar, kertenkeleler ve kaplumbağalar, aralarında ılıman bölgeler de olmak üzere dünyada geniş bir alana yayılmışlardır. Timsahlarsa tropikal bölgelere özgüdür. Kalakbaşlılarsa Yeni Zelanda’da yaşayan noktalı kamadişe indirgenmiştir. Birçok sürüngen türü adalarda birbirinden ayrı olarak yerleşmişlerdir: Komodo’nun dev varanı, Aldabra ve Galapagos’un deniz iguanası buna örnek oluşturur. Çok sayıda sürüngen ağaçlarda, timsahlar, kaplumbağalar ve özellikle anakonda gibi yılanlar da tatlı sularda yaşarlar. Günümüzde yaşayan çok az tür gerçekten deniz biçimidir, bunlar yalnızca deniz kaplumbağaları, deniz yılanları ve daha az ölçüde Galapagos’un deniz iguanası ve deniz timsahıdır. Kimi sürüngenler dağlarda oldukça yükseklerde yaşarlar; Himalaya’da agamalar 5000 metreye bile erişebilirler. Skingiller gibi toprak kazıcı ve Küba’da yaşayan bir iguana ve Malezya’da yaşayan bir tür su yılanı gibi mağaralarda yaşayan iki renksiz tür de vardır. Sürüngenlerin tür sayısı, enlemler arttığı oranda, yani ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe azalır. Bu, Avrupa’da çok açık bir biçimde görülür. İskandinavya’da çok az tür yaşar. Norveç açıklarında kimi kez dev deniz kaplumbağası yakalanır. Antarktika’daysa sürüngen bulunmaz. Sürüngenlerin çoğu etçildir, yalnızca bazı kaplumbağalar ve kertenkeleler otçuldur. Kimi türler özel bir beslenme rejimi gösterir. Agamagillerden Avusturalya dikenli şeytan ve uçan agama karıncalarla beslenir, pek çok yılan yalnızca termitleri yer. Sürüngenler, çok kilo kaybetmeksizin uzun zaman aç kalabilirler. Büyük yılanlar kimi zaman besin almadan bir yıldan uzun süre yaşayabilirler.

23 Sürüngenlerin Yaşam Özellikleri Günümüzde yaşayan sürüngenler arasında bazı cinslerin, erkeğin koruduğu bir yaşam bölgesi vardır. Aligatorda durum böyledir; geko, bölgesinin sınırını dışkılarıyla belirler. Yılanlar ve kaplumbağaların sınırlı yaşam yerleri yoktur. Gerçek koloni oluşturan sürüngen sayısı azdır ama çoğu, özellikle kışı geçirmek için oldukça büyük topluluklar oluştururlar. Bazı türler, karınca ya da termit yuvalarında yaşarlar. Bu durum özellikle ikiyönlü kertenkelegillerde görülür. Cinsel farklılık az belirgindir; sırt yüzgeçleri ve baş boynuzları erkeğe özgüdür. Eşler çiftleşmek için dışkılıklarını birbirine yaklaştırırlar. Erkek, dişinin sırtına dişleriyle yapışarak ata biner gibi biner. Döllenmede gecikme olabilir, spermatoyit uzun süre canlı kalabilirler: Yılan son çiftleşmesiden beş yıl sonra yumurtlayabilir. Sürüngenler, çoğunlukla, ovipardır. Yumurtayı toprağa gömer; yavru, yumurtadan çıktığında erişkinin küçük halidir. Dişi aligator, bitki kalıntılarıyla bir yuva yapar. Kimi kertenkeleler ve yılanlar, sözgelimi engerek ve doğurgan kertenkele doğurucudur. Sürüngenlerin deri değiştirir. Üstderinin boynuzsu tabakası yaklaşık her ay parçalar halinde düşer. Büyüme, beslenme, sıcaklık gibi çeşitli iç ve dış etkenler bu olayın kaynağı olabilir. Yılanlar derilerini tek bir parça halinde bırakırlar. Sürüngenler, yüz yaşına, hatta kaplumbağalar bunun iki katı yaşlara erişebilirler. Tropikal bölgelerde yaşayan sürüngenlerin bolluğuna karşın, kimi türlerin seyrekleşmiş veya yok olmuştur. Rodriguez adası kaplumbağasının soyu, XVIII. yy’a doğru tükenmiştir.

24 İkiyaşayışlılar Dört ayaklı amniyonsuz (Anamniota) omurgalılar sınıfı. Yaşamlarının büyük bir bölümü, özellikle başkalaşım geçirene kadar suda geçer. İkiyaşayışlıların, zehirli salgı bezleri içeren, pulsuz, çıplak derileri vardır, ama zehir organlarının olmaması, savunmasız kalmalarına neden olur. Solunum, geniş çapta deriyle yapılır. Bununla ilişkili olarak, yani deri solunumunun önemi nedeniyle, akciğerler çoğu kez küçülmüştür. Kalbin iki kulakçık ve bir karıncığı vardır. Sinir sisteminde, uçbeyin tümüyle koku alma duyusuyla ilgilidir. İkiyaşayışlılar genellikle, su birikintilerine yumurtlayarak ürerler: bu yumurtalardan iribaş ya da tetar adı verilen kurtçuklar çıkar. Bunlar, başlangıçta küçük bir balık görünümündedir. Önce dış solungaçlarla, sonra bir solungaç kapağıyla örtülmüş iç solungaçlarla solunum yaparlar. Daha sonra, iribaş başkalaşım geçirir: İç solungaçların yerini akciğerler alır, önce ön, sonra arka ayaklar gelişir. Bazı ikiyaşayışlılar suda yumurtlamazlar ve kendilerine köpük, reçine vb’lerinden yuvalar yaparlar. Hatta kimi kez, yumurtalar erişkinin sırtı ya da karnı üzerinde gelişir; doğurucu (vivipar) ikiyaşayışlılar da vardır. Sözgelimi, Gine’de yaşayan Nectophrynoides cinsinden küçük kara kurbağası böyledir.

25 Eski Devirlerde Yaşamış İkiyaşayışlılar Bazı saçakyüzgeçlilerden türemiş ikiyaşayışlılardan olan Rhipidistia Devonyen’de ortaya çıkmıştır. Önce zırhlıbaşlarla temsil edilmiş, sonra Jüra’da bunlardan kuyruksuz kurbağalar türemiştir. Daha sonra, Tebeşir devrinde kuyruklular ortaya çıkmış, ama kökenleri aydınlatılamamıştır. Daha yaygın bir sınıflandırmaya göre ikiyaşayışlılar, zırhlıbaşlılar, kurbağalar, kuyruklular ve ayaksızlar (Apoda) olmak üzere dört takıma ayrılırlar. Görünümleri büyük semenderlerinkini anımsatan zırhlıbaşlılar, tümüyle fosil biçimler kapsar. En eski olanı, Grönland’da Üst Devonyen’e ait tabakalarda bulunmuş olan Ichthyostega’dır. Bu balıklar ve ikiyaşayışlılar arasındaki ilişkiyi gösteren en iyi örneklerden biridir. Çünkü Ichthyostega, ataları olan saçak yüzgeçlilerin birçok niteliğini taşır ama gerçek ayakları vardır. Bu ayaklar, Rhipidistia’nın yüzgeçleriyle aynı embriyo kökeninden gelirler. Bir başka deyişle, hemen hemen yürüme organı biçimini almış olan bu ayaklar, çok fazla değişikliğe uğramamıştır. Ichthyostega’nın daha çok suda yaşamış olduğu sanılır: Gerçekten de, onun kuyruğu tek bir yüzgeçle çevrilmiş olup, bir yan çizgi sistemi bulunur. Grönland’ın Devonyen tabakalarında, yakın akrabası olan ama kafatası biraz daha farklı bir yapıda bulunan cins bulunmuştur. Öbürzırhlıbaşlardan olan labirentodontların boyları 3-3,5 metreye erişmiştir. Sistematik durumu kuşkulu olan iki küçük grup daha vardır: Biri Lepospondyli, öbürü belki de diğer zırhlıbalşlıların kurtçukları olan Branchiosaurus’dur.

26 Petekli Kurbağa ve Semender Günümüzde yaşayan ikiyaşayışlılar kurbağalar, kuyruklular ve ayaksızlardır. Birinciler, karakurbağaları ve su kurbağalarıyla temsil edilirler; erişkin halde kuyrukları yoktur. Bunlar dilsiz ve dilli kurbağalar olmak üzere iki gruba ayrılır. Dilsiz kurbağalar, peteklikurbağa giller ailesinden oluşur ve şu iki cinsi önemlidir: Laboratuar hayvanı olan, Afrika’nın pençe tırnaklı kurbağası ve dişisi yumurtalarını yavrular çıkıncaya kadar sırtında taşıyan, Güney Amerika’nın petekli kurbağası. Her yumurta hayvanın sırtında bir çeşit petek gözü içinde gelişir. Dilli kurbağalar; tekerdillikurbağagiller, karakurbağasıgiller, Leptodactylidae, çamursalkurbağagiller, ağaçkurbağasıgiller ve sukurbağasıgilleri kapsar. Ağaçkurbağasıgillerden ağaç kurbağası 4 cm uzunluğunda, ağaçlara benzeşme gösteren ve parmaklarında yapışkan diskler bulunan bir türdür.

27 Kuyruklular, sürekli solungaçlılar ve geçici solungaçlılar olmak üzere iki alttakıma ayrılırlar. Bunlardan birinciler, ikincilerin tersine, erişkin halde dış solungaçlarını korurlar. Perennibranchia, denizkızısemenderigiller ve mağarasemenderigiller ailelerini kapsar. Caducibranchia, semenderleri ve tritonları kapsayan semendergiller ailesiyle, akciğersizsemendergiller, Amphiumidae, gizlisolungaçlıgiller ve Amblystomidae ailelerine ayrılır. Amphiumidae, A.B.D’nde yaşayan ve bacakları çok küçülmüş olan Amphiuma cinsini kapsar. Gizlisolungaçlıgiller tüm ikiyaşayışlıların en büyükleridir. Bunlar, Çin ve Japonya’nın 1,5 metre uzunluğundaki dev semenderleridir. Son olarak kütağızlıgiller, neoteni gösteren, yani daha erişkin hale geçmeden üreyebilmeleriyle dikkati çeken aksolotiları içerir. Küçük bir grup olan ayaksızlar takımı, iri bir toprak solucanı görünümünde ve toprak altında yaşama alışkanlığında olan bacaksız hayvanlardır. Genellikle tropikal bölgelerde yaşarlar. En iyi tanınan türü, Güney Amerika’da yaşayan ve 50 cm boyunda olan Typhlonectes cinsidir. SON

28


"Permiyen (298-250 milyon yıl arası) Memeli benzeri sürüngenler devri Kurak karasal iklim ve Pangaea kıtası oluşumunun tamamlanması Bataklık ormanlarının." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları