Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Ergenlİk ve cİnselİk Yrd. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Hasan Kalyoncu Üniversitesi www.gunescocuk.com.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Ergenlİk ve cİnselİk Yrd. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Hasan Kalyoncu Üniversitesi www.gunescocuk.com."— Sunum transkripti:

1 Ergenlİk ve cİnselİk Yrd. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Hasan Kalyoncu Üniversitesi

2 Bir ebeveynin, bir ögretmenin ya da bir uzmanın sağlıklı bir cinsel eğitim verebilmesi için öncelikle kendisinin sağlıklı bir cinsel bilgi düzeyine sahip olması gerekir.

3 Cinsellik, bireyin karşı cinsle yakınlaşması ve bu yakınlaşmanın sonucu olarak bedensel ve duygusal anlamda doyuma ulaşması şeklinde ifade edilebilir. Dünya Sağlık Örgütü tanımına göre; fiziksel, duygusal ve ilişkilere yönelik bir kavramdır. Sadece fizyolojik gelişimle ilgili olmayıp duygusal ve zihinsel gelişimle de yakından ilgilidir.

4 Cinsiyet, “dişi” ya da “erkek” olmak. Biyolojik olarak cinsel organlar ve hormonlarla belirlenir. Üreme, canlıların soylarının devamı için kendilerine benzer yavrular meydana getirmelerine denir. Haz, bedensel temasın getirdiği doyum duygusudur. Cinsel olgunluk, insanın üreme sisteminin ve organlarının sağlıklı döl üretebilecek düzeye ulaşabilmesidir. Bedenin “büyüme” sine ilişkin bir kavramdır.

5 Sağlıklı cinsel yaşam: Bireyin fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlığını bozmayan, aksine olumlu etkileyen cinsel duygu ve eylemler olarak tanımlanabilir.

6 Ergenliğin başlamasıyla kişi üreme yeteneğini kazanır, hormonların etkisiyle bedende görülen hızlı değişime paralel olarak beyinde de belirgin değişimler oluşmaya başlar. Cinsel uyarılma ve cinsel istek artar yaşlarındaki bir ergen için dürtüler ve düşünceler bazen öyle yoğunlaşır ki genç başka bir şey düşünemez hale gelebilir.

7 Zamanla bu dürtüler ve düşünceler doğrultusunda çeşitli eylemlerde bulunur. Örneğin mastürbasyonu dener, karşı cinsle yakınlaşır. Hangi eylemi gerçekleştireceğine, hangisini engelleyeceğine karar verirken bazı etkenler rol oynar. Ergenin kültürel çevresi cinsellikle ilgili bilgi düzeyi, bireysel özellikleri gibi pek çok etken ergenin seçimlerini belirler.

8 Ergenlikte cinsel gelişimle ilgili dört farklı zorluk vardır: 1-Ergenin bedeni değişiyordur ve bu değişime yabancıdır. Gelişen bedeninde kendisini rahat hissetmeye ihtiyaç duyar. Beden yapısı, bedenin çekici olup olmadığı önemli olur. 2- Ergenin cinsel dürtü ve duygulara sahip olmanın normal bir durum olduğunu bilmeye ihtiyacı vardır. 3- Ergen cinsel eylemleri deneme konusunda özerk olduğunu, kararlarını kendisi verebildiğini hissetmeye ihtiyaç duyar. 4- Sağlıklı cinsel gelişim için güvenli cinsel eylemleri bilmek ve güvenli yöntemleri uygulamak gerekir. Bu konuda bilgilenmeye ihtiyacı vardır. Örneğin, ergen cinsel yolla bulaşan hastalıklar, ergen gebeliklerinin riskleri. (Brooks Gunn ve Paikoff 1993)

9 Bu çalılşmanın 2 önemli sonucu; 1. Cinsel eğitim vermek; cinsel eylemlerin sıklığını ve sayısını artırmamakta ya da azaltmamaktadır. 2. Cinsel eğitimimin etkin olabilmesi için erken yaşlarda ergenlik öncesinde başlaması gerekir.

10 Ergenlik öncesinde belirgin bir şekilde karşı cinsle ilişkileri azalan çocuklar özellikle ergenliğin ikinci döneminden itibaren karşı cinsle yakınlaşmaya başlarlar. Ergenliğin ilk döneminde hem cinslerle yakınlaşmanın artışının temel işlevinin; kendini tanıma ve kimlik gelişiminde uygun modeller kurma olduğu düşünülebilir.

11 Ergenliğin ikinci döneminde de karşı cinsle ilişkilerin öncelikli işlevi; benzer şekilde ergenin kendini tanıması ve cinsel kimliğini uygulama alanı olmasıdır. Karşı cinsle ilişkiler ilk başlarda derinlik taşımaz ve yakınlaşma sınırlıdır, özellikle yaşlarındaki ergenlerin karşı cinsle yakın ilişkisi “çıkmak” olarak da tanımlanır.

12 “Çıkmak” cinsel kimlik gelişimi için bir uygulama alanıdır. Ergene karşı cins tarafından beğenilen ve beğenilmeyen yönlerini güçlü ve zayıf yanlarını keşfetme fırsatını sunar. Cinsel kimlik geliştikçe özgüven arttıkça sağlıklı cinsel yakınlaşmalarda artar.

13 Aslında ergenlik yıllarında özellikle kızların büyük ölçüde erkeklerinde karşı cinsle çıkarken temel odak noktaları cinsel ilişkiden çok kendilerinin diğeri tarafından nasıl göründüğünü keşfetmek ve bağlanma sürecini yeniden sağlama çabasıdır.

14 Karşı cins, ergen için kuvvetli bir ayna işlevi görür. Kimlik gelişimi sürecinde kendini ve sınırlarını tanımakta güçlük çeken, bu bulanık dalgalanma sürecinde belki de ergenin en çok ihtiyacını duyduğu şey kendisini dışarıdan net bir şekilde görmesini sağlayacak bir aynadır. Uygun ve sağlıklı ayna işlevi ergenin özgüvenini ve özerkliğini arttıracaktır. Bu özgüven ve özerklik de sağlıklı kimlik gelişimine yardımcı olacaktır.

15 Ergenlik öncesinde, özellikle de erken çocukluk döneminde sağlıklı ebeveyn çocuk ilişkisini yaşayamamış, güvenli bağlanma kuramamış ergenler, ergenlik döneminin getirdiği hormonal bilişsel duygusal değişim bombardımanın etkisiyle güçlükler yaşayabilirler. En büyük risk de kendinden büyük biriyle yakınlaşmadır.

16 Cinsellik Bir kez konuşulup bitecek bir konu değildir Ayak üstü konuşulmaz Öncesinde sevgi, hoşgörü ve paylaşım olan ailelerde bu konuda konuşmak daha kolay olur Gelişim düzeylerine göre bilgilendirilmelidirler Onların bu konuda ne bildikleri önemlidir Aradıkları soruların cevabını vermek önemlidir

17 * İhtiyaçları olandan fazlasını söylemek kafalarını karıştırır Soruları saçma olsa da yanıtlanmalıdır Alaycı, küçümseyici, dalga geçer tarzda ve ya utanarak konuşulmamalıdır Anlayışlı ve karşılıklı konuşulmalıdır Gizlilik önemsenmelidir Tekrar sorabileceğini bilmelidir “Bilmiyorum, araştırır öğrenirim”

18 CİNSEL KİMLİK GELİŞİMİ 1. Cinsel kimlik (Gender identity): Öznel bir özdeşim duygusu olup bireyin kendisini kız ya da erkek cinsiyetine ait hissetmesidir. Çocuğun kız ya da erkek olduğunu fark edebilmesi, kendi bedenini ve benliğini bir uyum içinde kabullenmesi ve kız ya da erkek olmaktan huzur ve güven duygusu duyabilmesidir. Bireyin görünümü ve davranışları ile dışa vurulur. Anne gibi ya da baba gibi olması, kız çocuk ya da erkek çocuk olma gibi.

19 2. Cinsiyet rol davranışı (Gender role behavior) Kültürel tanım ve beklentiler ile şekillenen cinsiyet davranışlarıdır. Kadın ve erkeği birbirinden farklı kılan davranışsal özelliklerdir. Kadınsı ya da erkeksi olmaktır. Önemli ölçüde çocuğun sosyalleşmesi ile belirlenir ve toplum tarafından bireye yüklenir. Kültürel kimlik ile uyumludur.

20 3. Cinsel yönelim (Sexual orientation): Bireyin cinselliğini ya da erotik ve romantik ilgilerini herhangi bir cinsiyete yönlendirmesi ya da herhangi bir cinsiyet tarafından cinsel olarak uyarılmasıdır. Heteroseksuel, homoseksuel ya da biseksuel olabilir. Cinsel yönelim kimliği ise bireyin cinsel yönelimi ile ilişkili olarak kendini tanımlamasıdır.

21 Çekirdek cinsel kimlik (core gender identity) Stoller (1964); bir çocuğun herhangi bir cinsiyete ait olma temel inancıdır. Kohlberg (1966); çocuğun erkekler ile kadınları doğru bir şekilde ayırt edebilme yeteneğidir. Sonuç olarak; bir çocuğun cinsel kimlik kazanımı sadece bilişsel bir gelişim basamağı olmayıp duygusal bir farkındalık da içermektedir.

22 Cinsel disfori (gender dysphoria): Biyolojik konumlarından dolayı kendilerini çok mutsuz hisseden ve hormon tedavisi ya da cinsiyet değiştirme ameliyatı olmak isteyen hastaları tanımlamak amacı ile kullanılmaya başlanmıştır.

23 Cinsel kimlik gelişimi hayatın ilk yıllarında oluşmaya başlar. Cinsel kimlik duygusunun yerleşmesi 3-4 yaş dolayındadır. Erken çalışmalar cocukların kendi cinsiyetlerini ortalama 30 aylıkken anlamaya başladıklarını göstermiştir.

24 Cinsiyet sürekliliği (gender constancy); Önce çocuklar kendilerinin ve başkalarının cinsiyetlerini tanımlamayı öğrenmektedirler (cekirdek cinsel kimlik-basic gender identity/labeling). İkinci evrede cinsiyetin zaman içinde değişmediğini (stability), ve Üçüncü evrede cinsiyetin görüntüde ya da etkinliklerde yüzeyel değişiklikler ile değişmeyeceğini (consistency) öğrenmektedirler (Slaby ve Frey 1975).

25 Cinsel kimlik gelişimi; karmaşık bir süreç olup biyolojik, bireysel, ailesel, çevresel etkenler ile bilişsel ve zihinsel gelişimin etkileşimi sonucu gerçekleşmektedir.

26 Cinsel kimlik gelişiminde psikososyal etkenlerin etkili olduğuna ilişkin ilk veriler psodohermafrodit çocuklar ile yapılan çalışmalara dayanmaktadır. Bu ilk çalışmalarda çocukların biyolojik cinsiyetleri yerine doğum sonrası anne baba tarafından belirlenen cinsiyetlerine uygun bir cinsel kimlik geliştirdikleri saptanmıştır. Bu verilere göre psikolojik cinsiyetin biyolojik cinsiyete üstün ! Ancak 5-α redüktaz eksikliğine bağlı interseksualite vakalarında 4 yaşından sonra ve ergenlik döneminde yapılan cinsiyet düzeltme ameliyatlarının başarılı olması bu görüşe şüphe düşürmüştür. Sonuc olarak; çocuklarda cinsel kimlik gelişimi ile ilgili sorunların oluşumunda sadece biyolojik ya da sadece psikolojik etkenlerin rol oynadığını söylemek doğru olmayacaktır (Canat 2008).

27 Ebeveyn-çocuk ilişkisi, çocukluk cağındaki öğrenmeler, ilk ilişkiler ve özdeşimler cinsel kimliğin gelişmesini etkilemektedir (Özturk 2001). Anne baba cinsiyet tercihlerinin, aile tarafından yetiştirilme tarzının, kültürel etkenlerin ve geleneklerin cinsel kimlik ve cinsel rol gelişiminde önemli rol oynadığı düşünülmektedir.

28 Sıklıkla erken çocukluk döneminde (ve her zaman ergenlikten önce) ortaya çıkan, kendi cinsiyetinden inatçı ve şiddetli bir rahatsızlık duyma ve karşı cinsten olmaya özlem duyma (ya da karşı cinsten olduğuna ısrar etme) ile belirli bir bozukluktur. Sıklığı ile ilgili yeterli çalışma yok %2.3 ? Toplum tarama çalışmalarında kız çocuklar daha fazla karşı cinsiyet davranışı göstermelerine karşın erkek çocuklar daha yüksek oranda kliniklere getirilmektedirler.

29 CKB olan çocukların %52’sinde başta anksiyete bozuklukları olmak üzere bir ya da daha fazla psikiyatrik bozukluk komorbidite bildirilmektedir (Wallien ve ark. 2007). CKB olan çocuklarda kardeşlerine ve kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha fazla davranış sorunu saptanmaktadır (Cohen-Kettenis ve ark. 2003).

30 Psikodinamik açıdan bakıldığında, erkek çocuklarında CKB erken dönemlerde anne- çocuk arasındaki sembiozis, ayrışma- bireyselleşme ve özdeşim sorunları ile açıklanmaktadır (Fenichel 1971). Psikanalitik yazılarda transeksualizm narsisistik bir bozukluk, cinsel bir sapkınlık ya da ayrılık kaygısına yönelik bir savunma olarak tanımlanmaktadır.

31 CKB tanısı konan çocukların karşı cinsiyet davranışları göstermelerinin aileleri tarafından engellenmediği hatta desteklendiği belirtilmektedir. Anne babalar çocuklarının karşı cinsiyet davranışlarını sürdürmelerini desteklemeseler bile en azından hoş gördükleri, duyarsız kaldıkları görülmektedir. ***Annelerin gerçek saldırganlık ile fantastik saldırganlığı karıştırmaları sonucunda çocuklarında karşı cinsiyet kimliğinin gelişmesine neden oldukları belirtilmektedir (Zucker 2002).

32 Duyarlılık, ayrılık ya da kayıplar karşısında kırılganlık, olağandışı taklit yeteneği, ürkeklik, sert ve karmaşık oyunlardan hoşlanmama gibi mizaç özelliklerine sahip olan erkek çocuklarının bu davranışlarının sosyal ilişkiler ile pekiştirildiği ve cinsel kimlik gelişimini etkilediği belirtilmektedir. CKB tanısı konan çocuklarda güvensiz bağlanma görüldüğünü bildiren olgu sunumları bulunmaktadır (Michaud ve Bolvin 2009).

33 Model olma ve özdeşim cinsel kimlik gelişiminde en önemli psikososyal etkenlerden biridir. Özdeşim modellerinin yokluğu ya da niteliği, anne baba psikopatolojisi, anne baba ilişki sorunları (birbirini aşağılama, saymama), aile içi şiddet, ihmal ve cinsel istismar, kadın cinsiyetinin kötülenmesi, babanın kızını sevmemesi, oğlunu ileri derecede ürkütmesi ya da ihmal etmesi gibi nedenlerin sağlıklı özdeşimi engellediği düşünülmektedir (Öztürk 2001).

34 Kontrollü bir çalışmada CKB tanısı konan erkek çocukların annelerinde %53 oranında depresyon ya da sınır kişilik bozukluğu saptanmıştır. Ayrıca bu çalışmada annelerin çocuklarında özerklik gelişimini engelleyen ve aralarındaki sembiyotik ilişkiyi pekiştiren çocuk yetiştirme tutumları içinde oldukları belirtilmektedir (Marantz ve Coates 1991).

35 OLGU 1: BÖ 7 yaş 11 aylık erkek çocuk (başvuru yaşı: 5yaş 1 ay) Geliş: Getirilmeden önce 3 ay süre ile bir danışmanlık merkezinde takip edilmiş, “içimde iki tane ben var, biri erkek ben diğeri kız ben” demesi üzerine psikiyatriye yönlendirilmiş. Özgeçmiş: Sectio ile zamanında sorunsuz doğum. Gelişim basamakları normal Mental olarak parlak

36 Aile Öyküsü: A: Ün. Mezunu, ikinci evliliği. Çok bakımlı ve feminen bir kadın. Evde otoriter ve kontrolcü. AA sinin mal varlığı iyi ve geçimlerini o sağlıyor. B: Lise mezunu, ilk evliliği. AA nin dükkanında A ile birlikte çalışıyor. Eşinin yanında pasif ve geri planda, bireysel görüşmelerde daha kendine güvenli. Evde bayan bir bakıcı var. Öyküsü: 3 yaşlarından bu yana annesinin eşyalarını giymeye özenme, annesine hayranlık, yuvada kızlarla evcilik oynama, yürürken bazen kıvırarak yürüme, annesinin rujlarını sürme.

37 Takip: 3 hafta aralarla, sonrasında 1.5 ay aralarla takip edildi. Çocuk oyun terapisine alındı Aile görüşmeleri yapıldı AA ile görüşüldü. Şu anda özdeşim sorunu yok, tedavisi şifa ile sonlandırıldı.

38 Olgu 2: eE 9 yaş 5 aylık erkek çocuk. (başvuru yaşı: 7 yaş 10 ay) Şikayet: Kız resimleri yapıyor, erkeklerle oynamıyor, ellerini çok kibar kullanıyor, örtülerle oynayıp kız elbisesi gibi giyiniyor, erkeklerden çekiniyor. Özgeçmiş: Doğumda sorun yok. Gelişim basamakları normal. 5 kardeşin 4. cüsü. 2 abi ve 1 ablası, 1 kız kardeşi var. Hikaye: 4 yaşından bu yana çok süslü ve ayrıntılı kız resimleri yapıyor, okula başladığında öğretmenleri aileyi çağırıp durumu hakkında aileyi uyarıyorlar. Aile öyküsü; A: 48 yaşında, aktif, otoriter ve aileyi çekip çeviren yapıda bir anne, ev hanımı. B: 51 yaşında emekli, daha pasif bir rolde.

39 Takip: Değerlendirme sonrasında, çocukla önceleri 1 ay sonraları ay aralarla bireysel görüşmeler yapıldı. Aile görüşmeleri yapıldı, sonrasında babanın çocuğu getirmesi istendi, babanın çocukla olan ilişkisini arttırmaya yönelik tutumlar ayrıntılı olarak konuşuldu. Halen uzak aralarla takibi sürüyor, baba destekleniyor. Subklinik semptom devamı?

40 Vaka 3: uK Saçları özenle taranmış, gözlerine siyah kalem çekmiş, ses tonunu değiştirerek konuşan 16 yaşında bir erkek çocuğun annesi “benim çocuğum biseksüel olduğunu söylüyor ne yapacağım şimdi?” diye yakınmıştı. Çocuk annesinin arkasından “bunlar geri kafalı, benim biseksüel olduğumu kabul etmiyorlar” dedi. Daha ayrıntılı değerlendirdiğinde; çocukluğundan beri kadın olmak istediği, kızlarla arkadaşlık ettiği, hiçbir erkekten hoşlanmadığı, penisinin hiç erekte olmadığı, erkeklerle cinsel ilişkiyi bile düşündüğünde midesinin bulandığını anlattı. Görüşmelerin birinde “ben gayim” dedi. Anlamı sorulduğunda “erkeklerden hoşlanan, onlarla cinsel ilişkiye giren” diye tanımladı.

41 Görüşmelere hep annesi tarafından getirilen bu gencin annesinden; evlilik ilişkilerinin bozuk olduğu, babanın çocuğun küçük yaşlarından itibaren çoğu kez eve gelmediği, evde olduğu zamanlarda da annesine şiddet uyguladığı ve oğluyla zaman geçirmediği öğrenildi. Çocuğun gözünde annesi korumasız ve zavallı idi. Bu nedenle ona çok öfkeleniyordu. Babası ise güvenemeyeceği biriydi. Küçük yaşta yakınlaştığı, kendinden büyük bir erkeğin ona karşı cinsel arzusunu şevkat olarak algılamıştı. “O benim her şeyim, çok güçlü ve beni çok seviyor, onun yanında kendimi çok iyi hissediyorum” dedi.

42 Böyle bir gençle çalışırken öncelikle babanın gencin hayatına girmesi, onunla ilgilenmesi ve zaman geçirmesi, annenin de sosyal olarak desteklenip güçlenmesi gerekir. Ancak baba görüşmeye bir kez geldi, bir süre sonra anne baba ayrıldı ve çocuk görüşmelere devam etmedi.

43 Vaka 4: “Kızım 19 yaşında. Çocukluğunda hep erkeklerle oynardı, aklı fikri top oyunlarındaydı, hiç etek giydiremedim, geçenlerde bir kızdan sevgilisi gibi bahsetti, erkeklerden ise hiç hoşlanmadığını söylüyor?” Ergenlik döneminden genç erişkinliğe geçerken böyle bir sorundan bahsedilen gençte, yıllarca süren, kabullenilmiş bir cinsel yönelim tanımlanmaktadır.

44 Bu durumda aile öncelikle tedavi yolları yollar ve genç çoğu kez red eder. Bu sefer de aile sinirlenir, zorlar, çocuğu reddedebilir. Eğer gelişim dönemini tamamlamış bir genç erişkin, düşünerek, inanarak ailesine bunu söylüyorsa, yapılabilecek en iyi şey onu bu haliyle kabul etmektir. Çocuğu red etmek ağır depresyon ve intihar girişimi ile sonuçlanabilir. Uzmana danışılması ve destek alınması gereklidir.

45 Vaka 5: “Oğlum 15 yaşında ve kendi yaşında bir erkekle odalarında birbirlerinin cinsel organlarını ellerken onları yakaladım, çok panik oldum, ikisine de bağırdım ve diğer çocuğu evden kovdum. Babasının haberi yok, oğlum herhalde homoseksüel, ne yapacağımı bilemiyorum?” Bu gencin kadınsı davranışları yok ise ve çocuklundan bu yana erkek çocuk cinsel kimliğine uygun davranışları varsa birden bire cinsel kimlik sorunu düşünmek yanlış olur. Öncelikle ne olduğunu anlamak gerekir. Çocukları rencide edip bağırmak son derece yanlıştır. Böyle bir durumda her ikisine de toparlanması söylenip, davranışlarının uygun olmadığı sakin bir dille ifade edilmelidir. Bu gençlerin ihtiyacı olan uygun cinsel eğitimdir.

46 SONUÇ; Ön yargıdan, etiketlemekten, uzak gelecek hakkında konuşmaktan kaçınılmalıdır. Aileye sorunun ve nedeninin ne olduğu, çocuğa nasıl davranmaları gerektiği, nasıl bir tedavi uygulanacağı konularında bilgi verilmeli aile daima takip ve tedaviye dahil edilmelidir. Çocuğun gözlenen olumlu yanları aileye belirtilmelidir. Çocuğa ve gence, gelişim düzeylerine uygun takip süreci hakkında bilgilendirme yapılmalı ve görüşmenin gizliliği hakkında güven verilmelidir.

47 Psikiyatrİk Değerlendİrme ve takİpte süreç; 1. Anne baba ile görüşme 2. Çocukla görüşme 3. Ruhsal durum muayenesi 4. Psikolojik testler 5. Öğretmenden bilgi alma 6. Gerekirse diğer bölümlerden konsültasyon ve tetkik isteme 7. Formulasyon 8. Tanı ve tedavi planı çizme

48 Böyle bir gençle görüşürken;  Yüksüz sorular sormak  Yansız sorular sormak  Yargısız sorular sormak  Açık uçlu sorular sormak

49 Anne babası ile görüşürken; Çocuğun yakınmaları neler? Yakınmalar ne zaman başlamış? Yakınmaları ne başlatmış? Daha önce psikiyatriste gitmişler mi? Anne baba yakınmalara karşı ne tepki veriyor? Çocuğun öğretmeni ne tepki veriyor?

50  Çocuğun kişilik özellikleri ne?  Çocuğun arkadaş ilişkileri nasıl?  Çocuğun öğretmeni ile ilişkisi nasıl?  Çocuğun okuldaki uyumu nasıl?  Çocuğun ilgi alanları ne?  Aile içinde ilişkiler nasıl?  Aileyi etkileyen sorun var mı?

51 Tüm canlıların temel kaygısı varlığımızı sürdürme kaygısıdır. Milyonlarca sperm arasından sıyrılıp birinciliği kazanarak yumurtayı dölleyen yaşam arzusuyla dolu bir hücre diğer bir hücreyle birleştiğinde varolan insan tüm yaşamı boyunca varolma kaygısını taşımaya devam edecektir.


"Ergenlİk ve cİnselİk Yrd. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Hasan Kalyoncu Üniversitesi www.gunescocuk.com." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları