Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KONTROL İZLEYİCİDE Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır, ne ağaç, ne kuş sesi, ne toprak kokusu vardır. Gündüz güneşin, gece yıldızların altında kayalardır.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KONTROL İZLEYİCİDE Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır, ne ağaç, ne kuş sesi, ne toprak kokusu vardır. Gündüz güneşin, gece yıldızların altında kayalardır."— Sunum transkripti:

1

2 KONTROL İZLEYİCİDE

3 Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır, ne ağaç, ne kuş sesi, ne toprak kokusu vardır. Gündüz güneşin, gece yıldızların altında kayalardır. Ve şimdi gece olduğu için ve dünya karanlıkta daha bizim, daha yakın, daha küçük kaldığı için ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten evimize, aşkımıza ve kendimize dair sesler geldiği için kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe'den dünyanın en yıldızlı karanlığını. Nazım Hikmet Ran Kuvvay-i Millîye Destanı BAŞKOMUTANLIK MEYDAN SAVAŞI

4 Düşman üç saatlik yerdedir ve Hıdırlık tepesi olmasa Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek. Kuzeydoğuda Güzelim dağları ve dağlarda tek tek ateşler yanıyor. Ovada Akarçay bir pırıltı halinde ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var: Akarçay belki bir akar su, belki bir ırmak, belki küçücük bir nehirdir Akarçay Dereboğazı’nda değirmenleri çevirip ve kılçıksız yılan balıklarıyla Yedişehitler kayasının gölgesine girip çıkar. Ve kocaman çiçekten eflatun kırmızı beyaz ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki haşhaşların arasından akar.

5 Ve Afyon önünde Altıgözler köprüsünün altından gün doğuya dönerek ve Konya tren hattına rastlayıp yolda Büyükçobanlar köyünü solda ve Kızılkilise'yi sağda bırakıp, gider. Düşündü birdenbire kayalardaki adam kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri. Kim bilir onlar ne kadar büyük, ne kadar uzundular? Birçoğunun adını bilmiyordu, yalnız, Yunan'dan önce ve Seferberlik'ten evvel Selimşahlar çiftliğinde ırgatlık ederken Manisa'da geçerdi Gediz'in sularını başı dönerek.

6 Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar. O, saati sordu Paşalar: 'Üç', dediler. Sarışın bir kurda benziyordu Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkla akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı.

7 Solda, ilerdeydi Ali Onbaşı, Kan içindeydi yüzü gözü. Bir süvari takımı geçti yanından dörtnala. Kaçanı kovalamıyordu yalnız ulaşmak da istiyordu bir yerlere ve sadece kahretmiyor yaratıyordu da. Ve kılıçların, nalların, ellerin ve gözlerin pırıltısı art arda çakan aydınlık bir bütündü.

8 Ali Onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü ve şu türküyü duydu: 'Dörtnala gelip uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benziyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşçesine bu hasret bizim...'

9 Ordular İlk hedefiniz Akdenizdir İLERİ...

10 Sonra. Sonra, 9 Eylülde İzmir’e girdik ve Kayserili bir nefer yanan şehrin kızıltısı içinde gelip öfkeden, sevinçten, Ümitten ağlaya ağlaya, Güneyden Kuzeye, Doğudan Batıya, Türk halkıyla beraber seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz'i. Ve biz de burda bitirdik destanımızı. Biliyoruz ki lâyığınca olmadı bu kitap, Türk halkı bağışlasın bizi, onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar, korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardır, kitabımızda yalnız onların maceraları vardır...

11 9 EYLÜL İZMİR

12 Yüreğinde “YA İSTİKLÂL, YA ÖLÜM !” taşıyordu. İşte böyle başladı bugünümüz. “YA İSTİKLÂL, YA ÖLÜM!” günümüz. “Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir İleri!” günümüz. “Bilim orduları, ilim bilim Akdenizlerine. Kültür sanat orduları, kültür-sanat Akdenizlerine. Ekonomi - sanayii - ticaret orduları, ekonomi-sanayi-ticaret Akdenizlerine. Cumhuriyet ordusu, en ileri ilim, bilim, bilinç silahlarıyla donatılarak egemenlik Akdenizlerine. Sevgi-barış orduları birlikten doğan güç Akdenizlerine” günümüz “Kutlu olsun”. Sonsuza dek sürecek, çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkma yarışının başlaması günümüz. “Türkçe Türkiye’dir, Türkiye Türkçedir” günümüz. Tüm yurdumuzda bir daha kimsenin söndüremeyeceği yapıda bilim ışığının yakılması; dinin siyasetten kurtarılması günümüz. Kutlu olsun !

13 “Akın var güneşe akın! Güneşi zapt edeceğiz Güneşin zaptı yakın!” günümüz Kutlu olsun! “Ateşi ve ihaneti gördük Dayandık, dayanmaktayız.” Hepimiz Atatürk olmaktayız. Kutlu olsun!

14 Rüzgârlarla atbaşı yarış etti bu akın, Şimdi yakınlar uzak, şimdi uzaklar yakın! Akdeniz, ayakları altında ordumuzun, Mavi bir atlas gibi serilmişti upuzun. Çekti Kadifekale albayrağını yine, Güzel İzmir büründü yine eski rengine. Süngüler ilk amaca tam on dört günde vardı, O gururlu alınlar yere düşüp yalvardı. Yusuf Ziya ORTAÇ Akdeniz'e 26 Ağustos, gece sabaha karşı,Topların çelik ağzı çaldı bir hücum marşı. Bu ölüm bestesinin içinde yandı dağlar, Altüst oldu siperler, eridi demir ağlar. Fırtınadan yeleli, yıldırımdan kanatlı, Alevlerin içinden geçti binlerce atlı. Çığlıkla, iniltiyle sarsıldı, köşe bucak, Savruldu gök yüzüne: kafa, kol, gövde, bacak!

15 Biz her görüş açısından medenî insan olmalıyız. Çok acılar gördük. Bunun sebebi dünyanın vaziyetinin anlamayışımızdır. Fikrimiz, düşüncemiz, tepeden tırnağa kadar medenî olacaktır. Şunun bunun sözüne ehemmiyet vermeyeceğiz. Bütün Türk ve İslâm âlemine bakın; düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve yükselmeye uyduramadıklarından ne büyük felâket ve ıstırap içindedirler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız, en nihayet son felâket çamuruna batışımız bundandır. 5-6 sene içinde kendimizi kurtarmışsak zihniyetlerimizdeki değişmedendir. Artık duramayız. Mutlaka ileri gideceğiz; çünkü mecburuz. Millet açıkça bilmelidir, medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder. İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde lâyık olduğumuz yeri bulacak ve onu koruyacak ve yükselteceğiz Mustafa Kemâl ATATÜRK

16 Elbette 'Kuvvay-ı Millîye ruhu' dendiği zaman, kimse başına kalpak giyip, göğsüne fişekler takıp cephelere koşmayı amaçlamıyor. Bu kavram, günümüzde, demokrasi için örgütlü halk gücünün gerekliliğini anlatıyor, halkın IMF ipotekli bu kapitalist sisteme karşı, demokrasinin verdiği hakları kullanıp bu hakları daha da genişletmek için savaşmasını öngörüyor. Hem bunları anlatıyor hem de devrimci görüşünün bu toprağın derinliklerine dayandığını anlatmak istiyor. Mustafa Kemal Atatürk’e göre, tam bağımsızlık demek; siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik, kültür gibi her alanda tam bağımsızlık ve tam özgürlük demektir. Uğur MUMCU

17 30 AĞUSTOS 2011 TAM BAĞIMSIZ BİR TÜRKİYE’DE, ULUSAL BAYRAMLARIMIZI KUTLAMAK ÜMİDİ İLE SAYGILAR SUNARIM...


"KONTROL İZLEYİCİDE Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır, ne ağaç, ne kuş sesi, ne toprak kokusu vardır. Gündüz güneşin, gece yıldızların altında kayalardır." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları