Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1 FATMAGÜL BERKTAY ve ANDREW WERNICK’DEN ÖZET LİBERALİZM.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1 FATMAGÜL BERKTAY ve ANDREW WERNICK’DEN ÖZET LİBERALİZM."— Sunum transkripti:

1 1 FATMAGÜL BERKTAY ve ANDREW WERNICK’DEN ÖZET LİBERALİZM

2 2 TANIM Liberal sözcüğü Latince liber’den türetilmiş. 18. y.y. Sonuna kadar «özgür insana yaraşan» anlamında.  Liberal sanatlar, liberal uğraşlar, liberal eğitim...  Liberal: entelektüel açıdan bağımsız düşünceli, geniş görüşlü, cömert, hoşgörülü kişi anlamındaydı. Liberalizm, devletin merkeziyetçiliğine ve mutlakiyete karşı bir eğilim ya da siyasal bir sistem.  Liberalizm, erken modern Avrupa’da otoriter yönetime karşı politik tepkiden kaynaklanır.  Temel kaygısı, devletin müdahalesine karşı bireylere sivil özgürlüklerini kazandırmak.

3 3 TANIM İdeoloji olarak liberalizm endüstrileşmiş batıya özgü; feodalizmin çöküşünün ve bir piyasa ekonomisinin ortaya çıkışının sonucu. Erken liberalizm yeni oluşan endüstriyel orta sınıfın beklentilerini yansıtıyor. Bu yönüyle liberalizm ve kapitalizm yakın ilişkide. Erken formunda, mutlakiyetçilik ve feodal ayrıcalıklar karşısında anayasal yönetimi savunan bir politik doktrin.

4 4 TANIM Genel bir tanımı: Aydınlanma geleneğine dayanan ve siyasal iktidarı sınırlandırarak bireysel hak ve özgürlükleri tanımlayıp savunmaya yönelen siyasal ve ekonomik felsefe.  Felsefi düzlemde özgürlük, eşitlik, bireysellik ve rasyonellik ilkelerine dayalı. Max Lerner’a göre:  «Liberalizm, bir yönetim metodu ve siyasası olarak toplumu örgütleyen bir ilke ve birey ile topluluk için bir hayat tarzı olarak özgürlüğü savunan inanç, felsefe ve hareket»

5 5 TANIM Irene Collins’e göre:  «İnsanlığı nihai mükemmelliğe götürecek olan ilerlemenin, özgür kurumlar aracılığıyla gerçekleşebileceğine duyulan inanç» 19. y.y liberalleri için «birey» kavramı kilit önem taşıyor. J. S. Mill’e göre «devletin uzun vadede değeri onu oluşturan bireylerin değerine bağlı» John Locke: her insanın özgürlük, eşitlik ve mülkiyet «doğal hakları»na sahip olduğu görüşü ve hükümetin temelinin «toplum sözleşmesi» olduğu fikri.

6 6 TARİHSEL ARKAPLAN Farklı liberalizmler var: Klasik-neo klasik liberalizm ve çağdaş sosyal liberalizm. Kendi içinde değişimler geçirmiştir.  Örneğin erken liberaller (John Locke, Adam Smith)ekonomik girişim özgürlüğüne merkezi bir yer vermişlerdir.  19. ve 20. y.y.’da ise «siyasal özgürlük» fikri güçlüdür.

7 7 TARİHSEL ARKAPLAN Batı düşünce tarihi içindeki kökenlerini pre- Sokratik filozoflarda bulabiliriz:  insan bireyinin önemini vurgulayan ve bireyin topluluğa kayıtsız şartsız itaatten, gelenek, yasa ve otoritenin cenderesinden kurtulmasını savunan filozofların düşüncelerine dayanır. Magna Carta’da bile bazı liberal düşünceler ifade edilmiştir. Modern liberalizm düşüncesi ise genellikle 17. ve 18. yy.ların bir ürünü olarak kabul edilir.

8 8 TARİHSEL ARKAPLAN 16. ve 17. yy. Modern bilimin yükselişi, feodal üretim tarzının yıkılması, din savaşları liberal bireyciliğin oluşmasında önemli rol oynadı.  Din savaşları, liberalizmin rasyonalizme ve bireylerin eşitliğine duyduğu inancın ardında yatan dinsel hoşgörü talebini canlandırdı.  Bu talep vicdan özgürlüğü ilkesine, buradan da kanaat ve ifade özgürlüğü fikrine yol açtı.  1688 devrimi, İngiliz monarşisinin iktidarını kısıtladı. Anayasalcılık, dinsel hoşgörü ve ticari etkinlik liberaller için de model oluşturdu.

9 9 TARİHSEL ARKAPLAN  John Locke’un doğal haklar felsefesi: bireyin doğuştan özgürlük hakkı olduğu; yurttaşların yaşam, özgürlük, mülkiyet hakkını çiğneyen iktidara başkaldırı hakkı düşüncesi y.y.dan itibaren «birey» düşüncesi: insanı bir topluluğun üyesi olarak değil kişisel seçimlerini kendisi yapabilen özerk bir varlık olarak görme fikri doğuyor.

10 10 TARİHSEL ARKAPLAN  1789 Fransız devrimi, aristokrasinin özel ayrıcalıklarını ortadan kaldırıyor ve yasa karşısında eşitliği savunan liberal ideali gerçekleştiriyor.  İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile bireyin haklarını ve saygınlığını güvence altına alıyor. Kralın iktidarını sınırlandırıyor.  Mülkiyeti doğal bir hak olarak görüyor; erkek bireyi özgür kılarak toplumun temeli haline getiriyor.  Her iki devrim de mülkiyet haklarına saygı gösterilmesini talep ediyor.

11 Amerikan ve Fransız devrimlerinin liberalizmin tarihinde kritik bir önemi var.  Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, Locke’un doğal hukuk teorisini dillendiriyor. ABD anayasası, Montesquieu’nün güçler ayrılığı ilkesini içeriyor.  İngiliz Bill of rights, bireyin kişiliğini ve haklarını güvenceye alıyor. 11

12 12 EKONOMİK VE POLİTİK BİLEŞENLER yy. Klasik ekonomistleri ve günümüz neo- klasik muhafazakar ekonomistleri, neyin üretileceği ve nasıl bölüşüleceği konusunun serbest piyasada fiyat mekanizması yoluyla çözüleceğini savunur:  Arz-talep mekanizması  Fırsat eşitliği  Serbest rekabet

13 13 EKONOMİK VE POLİTİK BİLEŞENLER 18. yy ortalarında Fransız Fizyokratlar merkantilizmi eleştirirken zenginliğin gerçek temelinin ticaret ya da imalat değil, tarım olduğunu savunuyor. Zenginliği artırmanın yolu, kısıtsız ya da serbest girişim. Hükümetler kısıtlayıcı düzenlemeleri kaldırmalı; insanların piyasada serbestçe rekabet etmelerine izin vermeli:  Bırakınız yapsınlar; bırakınız geçsinler. 18. ve 19. yy. Liberalizmi: eğer bireyler işbölümüne dayanan bir değişim ekonomisinde kendi çıkarlarının peşinde koşmakta özgür bırakılırlarsa, bir bütün olarak topluluğun refahı da zorunlu olarak artar.  Adam Smith, Milletlerin Zenginliği (1776)

14 14 EKONOMİK VE POLİTİK BİLEŞENLER 19. yy. Liberalleri piyasaya müdahale edilmediği takdirde ekonomide her şeyin yolunda gideceği düşüncesinde.  İlerlemenin özgür bireyi ekonomik ve politik alanda serbest bırakarak gerçekleşeceği fikri.  Doğal hukuk ve insan aklının politik özgürlüğü ve ekonomik refahı getirecek.  Devlet ise ülke içinde düzeni ve güvenliği sağlamakla yükümlü.

15 18. y.y.da liberal düşüncenin köşe taşı, bir bütün olarak toplumun iyiliğini sağlamanın yolunun bireylerin kendi çıkarları peşinde koşmalarına izin vermek gerektiği fikridir. 19. yy liberalizminin ardında homo economicus olarak insanın rasyonel davranma yeteneğine inanç var. 15

16 16 EKONOMİK VE POLİTİK BİLEŞENLER Faydacılar, en büyük sayının en büyük mutluluğunun gerçekleşmesini insanın faydacı ve haz peşinde koşan doğasına bağlıyor. Rasyonel insan kendi çıkarını herkesten iyi bildiğine göre, bu konuda hükümetin müdahale etmesi yanlış.  Doğal haklar öğretisi de özel mülkiyeti meşrulaştırmak için kuruluyor.

17 17 EKONOMİK VE POLİTİK BİLEŞENLER Politik düzlemde de liberalizmin temelleri «toplum sözleşmesi» fikri ve aydınlanmanın dinsel hoşgörü ve düşünce özgürlüğüne; insan aklına ve ilerlemeye yaptığı vurgu ile ilişkili.  Locke: yönetimin meşruluğunun kaynağı toplum sözleşmesinde ifadesini bulan yönetilenlerin rızası.  Montesquieu: güçler ayrılığı

18 18 EKONOMİK VE POLİTİK BİLEŞENLER  Kant: Her insanın kendi içinde bir amaç olduğu ve başkaları tarafından keyfi bir şekilde araç olarak kullanılmaması gerektiği:  her insanın kendi kararlarını kendisi verebilen özerk bir varlık olması.  İnsanlar kendi kararlarını verebildikleri gibi başkalarının haklarına da saygı gösterebilirler.  J.S. Mill: Birey kendi bedeni ve zihni üzerinde egemenlik sahibi.... Ancak başkalarına zarar vermesini önlemek üzere özgürlüğüne müdahale edilebilir.

19 19 EKONOMİK VE POLİTİK BİLEŞENLER 19. yy liberallerinin temel meselesi: devlet otoritesi ile bireysel özgürlük arasındaki ilişki.  Kralların mutlak otoritesine karşı söz, ifade, basın, din ve vicdan özgürlüğü;  keyfi olarak tutuklanmama hakkı ve mülkiyet hakkı savunuluyor.  Siyasi otoritenin kötüye kullanılmasını önlemek için serbest seçimle oluşturulan parlamentoları ve iktidarın farklı güçler arasında paylaştırılmasını savunuyorlar.

20 20 EKONOMİK VE POLİTİK BİLEŞENLER (Thomas Jefferson: en iyi yönetim en az yöneten yönetim) Liberalizmin kalbinde «devlet ile sivil toplum arasındaki net ayrım» yatmakta.

21 21 Liberal ideolojinin öğeleri Bireycilik, temel prensibi.  Bireyin diğer her türlü toplumsal grup ya da kolektif bedene önceliği var.  İnsanların eşit ahlaki değere sahip olduğu ve kendilerine özgü varlıkları/kimlikleri olduğu fikri.  Başlıca liberal hedef bireyin içinde serbestçe oluşup gelişebileceği bir toplum yaratmak.

22 22 Liberal ideolojinin öğeleri Özgürlük temel değeri. Eşitlik, adalet ya da otoriteye göre önceliği var. Her birey istediği ya da tercih ettiği şekilde hareket edebilmeli. Ancak bu yasa altında bir özgürlük.  Bir kişinin özgürlüğü diğerlerinin özgürlüklerine karşı tehdit oluşturmamalı. Bireyler herkes için benzer düzeyde bir özgürlükle uyumlu olabilecek maksimum özgürlüğe sahip olmalılar.

23 23 Farklı Liberalizmler... Bireysel özgürlük, bağımsız bireyler arasında (hukuksal) sınırlar oluşturularak sağlanır.  Yönetimin ya da toplumun bireye karşı gayrı meşru müdahalesi önlenmelidir. Bireysel haklar hukukun üstünlüğü yoluyla garanti altına alınır.  Toplum sözleşmesi, bu hukukun kaynağı olarak görülür. Yönetim, meşruluğunu bir toplum sözleşmesinden alır ve bu nedenle sınırlı ve nötr olmalıdır.

24 24 Liberal ideolojinin öğeleri Akıl: liberaller dünyanın rasyonel bir yapısının olduğuna ve bunun insan aklı ve eleştirel inceleme yoluyla anlaşılabileceğine inanırlar.  Bireyler, kendileri için doğru olan kararları alabilirler; kendi çıkarlarının en iyi yargıcıdırlar.  Bu ilke, liberallerin ilerlemeye ve insanın savaş ve kan dökme yerine tartışma ve anlaşma yoluyla ayrılıkları çözebileceğine olan inancı körükler.

25 25 Liberal ideolojinin öğeleri Eşitlik. Bireycilik temel bir eşitlik fikrini barındırır. Bireyler en azından ahlaki değer açısından eşit doğmuşlardır. Bu düşünce eşit haklar ve yetkiler, özellikle de yasal ve politik eşitlik konusundaki liberal inançta da ortaya çıkar:  “yasalar önünde eşitlik” ve “bir kişi, bir oy; bir oy, bir değer” ilkesi.

26  Ancak bireyler aynı yetenek düzeyine ya da çalışma isteğine sahip olmadıkları için liberaller sosyal eşitlik ya da sonuç eşitliği prensiplerini öne sürmezler.  Bunun yerine her bireye kendi eşitsiz potansiyelini gerçekleştirme konusunda eşit şans veren fırsat eşitliğini savunurlar. 26

27 27 Farklı Liberalizmler... Liberal eşitlik herkesi aynı olarak görmek değil, bütün insanların eşit ahlaki değere sahip olduğuna inanmaktır.  Bu, sonuç eşitliği demek değildir.  Hiçkimsenin doğal olarak bir başkasına bağımlı olmadığı fikri temeldir. Böylece, bireye topluluk karşısında ahlaki bir üstünlük atfedilir.

28 28 Liberal ideolojinin öğeleri Hoşgörü. Hem bireysel özgürlüğün güvencesi hem de toplumsal çeşitliliğin bir aracı olarak görülür. Moral, kültürel ve politik çeşitlilik anlamında çoğulculuğun doğru ve istenir bir şey olduğunu düşünürler:  bu sayede tartışma ve entelektüel ilerleme ortaya çıkar;  her inancın fikirlerin serbest pazarında test edilme şansı ortaya çıkar.

29 29 Liberal ideolojinin öğeleri Rıza. Liberal görüşe göre, otorite ve toplumsal ilişkiler rızaya ya da gönüllü anlaşmaya dayanmalıdır. Yönetim, yönetilenlerin rızasına dayanmalıdır.  Bu da liberallerin temsili ve demokrasiyi savunmasını sağlar.

30 30 Liberal ideolojinin öğeleri Anayasacılık. Liberaller yönetimi düzen ve istikrarın temel güvencesi olarak görürler. Ancak yönetimin birey karşısında tiranlaşabilme tehdidinin de farkındadırlar. Bu nedenle sınırlı yönetime inanırlar.

31  Bu amaç yönetimin güçlerinin parçalanması ile gerçekleştirilebilir.  Yönetimin farklı kurumları arasında bir güçler dengesi oluşturulmalıdır.  Ve haklar bildirgesini içeren ve devlet ile birey arasındaki ilişkiyi tanımlayan bir anayasa gereklidir. 31

32 32 Klasik liberalizm Bireyciliğin aşırı bir biçimine bağlıdır. İnsanlar egoist, kendi çıkarının peşinde koşan varlıklardır. Kendi kişilik ve kapasitelerinin sahibi olarak görülürler ve diğer bireylere ya da topluma bir şey borçlu değildirler. Negatif özgürlükler, birey üzerinde dışsal sınırlamaların olmaması, müdahalenin olmaması esastır.

33 33 Klasik liberalizm Devlet gerekli fakat kötücüldür.  Gereklidir, çünkü son kertede sözleşmeleri güvenceye alır, düzeni ve güvenliği sağlar.  Ancak kötücüldür, çünkü toplum üzerinde bir ortak iradeyi dayatır ve böylece bireyin özgürlük ve sorumluluklarını sınırlar. Klasik liberalizminde gecebekçisi devlet idealdir.  Yurttaşların diğer yurttaşlar tarafından “boğazlanmasını” önlemekle yükümlüdür bu devlet.

34 34 Klasik liberalizm Ekonomik liberalizmde, serbest piyasa mekanizmalarına derin bir inanç vardır.  Ekonominin başıboş bırakıldığında daha iyi işleyeceğine inanılır.  Laissez-faire kapitalizmi bireysel özgürlüğün garantisi olarak görülür ve bu da bireylerin sosyal adaleti sağlayacak biçimde hakettikleri yere gelmelerini sağlar.

35 35 LİBERALİZM VE DEMOKRASİ İLİŞKİSİ Uzun süre liberalizm halk egemenliğini gerçekleştirmekten çok halkı yöneticilere karşı korumakla ilgilendi.  Temel sorunu serbest piyasa ekonomisinin gerekleriyle geniş kitlelerin eşitlik talebini bağdaştırmaktı.  Bunun için mülksüzlere ve kadınlara oy hakkını uzun süre kabul etmediler. Oy hakkının eğitim ve mülk sahipliğine bağlanmasını savundular. Örneğin Fransa’da Louis Phillippe döneminde 30 milyonluk nüfus içinde 200 bin kişi oy hakkına sahipti.

36 Liberalizmin yaşam, mülkiyet, özgürlük hakkını savunduğu birey, özel mülk sahibi ve aile reisi (beyaz) erkekti. 36

37 37 LİBERALİZM VE DEMOKRASİ İLİŞKİSİ Liberal eşitlik düşüncesi: Kişilerin haklar ve çıkarlar açısından yasa önünde eşit olduğunu savundular.  Doğal hak eşitliğinden söz edilmesi, köleliğin kaldırılması, kadınların ve mülksüzlerin mülk sahibi erkekler ile aynı haklara kavuşması taleplerinin de yolunu açtı.  1880’lerde Jemery Bentham ve diğer faydacılar, demokrasinin her yurttaşa kendi çıkarlarını koruma fırsatı verdiğini savunmaya başladı.

38 38 LİBERALİZM VE DEMOKRASİ İLİŞKİSİ 19. yy.ın sonlarında genel oy hakkının ve genel seçimin, her yurttaşa kendi çıkarını kollama ve geliştirme fırsatı veren bir mekanizma olduğu kabul edilmeye başlandı.  İşçi sınıfının örgütlü mücadelesi de liberal demokratik kurumların oluşturulmasında rol oynadı.  «Batı dünyası önce liberaldi ve ancak büyük mücadelelerden sonra genel oy hakkını tanıyarak liberal demokratik oldu».

39 39 Temsili Demokrasi Modern liberal teorilerin ve liberal demokrasinin önemli açmazı: Sürekli olarak bir yandan devlet egemenliğinin kendisini, bir yandan da bu egemenliğin sınırlandırılmasını meşrulaştırmaya çalışırlar.  Hem ticaretin, sanayinin özel yaşamın güvenceye alınması için devletin zorlayıcı gücüne ihtiyaç vardır; hem de bu güç karşısında yurttaşların siyasal ve toplumsal haklarının korunması gerekir. Temsili demokrasi, bu ikilemi çözebilmek için geliştirilmiştir.

40 40 Temsili Demokrasi  Temel vurgu devletin bekçi devlet konumunda kalmasınadır.  Mill, demokrasinin geniş siyasal katılım sağlaması ile bireyin entelektüel ve ahlaki kapasitesinin gelişeceğini ileri sürer. Başka liberaller, demokrasiyi daha pozitif biçimde, ortak iyiyi tartışabilmenin bir aracı olarak da değerlendirirler.

41 Görüşlerin ve siyasaların rasyonel biçimde tartışılabileceği bir kamusal alana vurgu yapılır.  Ancak halk egemenliği (çoğunluk yönetimi) bireysel hakları ve özgürlükleri tehdit etmeye başlarsa, liberaller buna karşı önlem alınmasını isterler. 41

42 42 Temsili Demokrasi David Held: «Liberalizm, devletten bağımsız bir özel alanın tanımlanması ve dolayısıyla devletin kendisinin de yeniden tanımlanması çabası, sivil toplumu – kişisel, ailesel ve iş yaşamını- siyasal müdahaleden kurtarma ve aynı anda devletin otoritesini sınırlandırma çabasıdır.»

43 43 Farklı Liberalizmler yy. ilerledikçe liberal doktrinler kendilerine yöneltilen eleştirileri dikkate almak zorunda kalıyor ve laissez faire politikalarını gevşetiyorlar. Hızlı sanayileşmenin yarattığı felaketlere karşı yoksulları koruma sorumluluğu kabul ediliyor.

44 44 Farklı Liberalizmler...  arasında başlıca iki liberal strateji ortaya çıkıyor:  Neo-klasik liberalizm (İtalya, Almanya, Avusturya)-Negatif özgürlük anlayışına bağlı, piyasanın kendine yeterliğini vurguluyor  Devleti zorunlu bir kötülük olarak görmeyi sürdürüyorlar  Sosyal Darwinizm’le yakın ilişkili.

45 45 Farklı Liberalizmler... Devlet Müdahalesinin Sosyal Darwinist Reddi- Herbert Spencer: Devlete Karşı Birey (1884)  «Aşağıdakiler»in durumu kendi suçları. Yeni (sosyal) liberalizm insanları devlete muhtaç kılarak tembelliğe yöneltir ve işçi sınıfını ahlaken geriletip çocuklaştırır. Yoksulların koşullarının iyileştirilmesi için getirilen her türlü reforma karşı. Yoksullar yeteneksiz, basiretsiz, zayıf ve tembel: hayatta kalma mücadelesinde yenik düşmeye mahkum.  Devlet müdahalesi zararlı ve doğa yasalarıyla oynanması anlamına geliyor.

46  Sosyal liberalizm (İngiltere, Fransa, ABD)- daha pozitif bir özgürlük anlayışı, ekonomi yönetimi ve sosyal reform alanında daha geniş devlet müdahalesi  Sosyal refah (devleti) liberalleri Liberalizmin sola kayışında 19. yy işçi sınıfının ve feministlerin örgütlü mücadelesi önemli rol oynuyor.  Oy hakkının genişletilmesi, toplumsal felaketler karşısında devlet müdahalesinin gerekliliği düşüncesi  Emekçilerin refahını artırma kaygısı 46

47 47 Farklı Liberalizmler... Hümaniter reform hareketleri ortaya çıktı.  Çocuk emeğinin yasaklanması, eğitim, tutukluların ve akıl hastalarının insanca koşullara kavuşturulması, kadınlar için hak eşitliği, köleliğin kaldırılması talepleri yy. Başında sosyal liberalizm yaklaşımı laissez faire politikasının yerini alıyor.

48 48 ÇAĞDAŞ TOPLUMDA LİBERALİZM Sosyal liberalizm: Sosyal refah devletinin doğuşu, Avrupa’daki oy hakkının genişlemesiyle aynı dönemde.  İngiltere’de arasındaki reformlarla oy hakkı hemen hemen bütün yetişkin erkekleri içine alacak kadar genişletiliyor; işçi sınıfı daha güçlü bir politik kuvvet haline geliyor.  Bu sınıfın temsilcileri 20. yy.da sosyal refah liberalizminin egemen olmasına yardımcı oluyorlar.

49 49 ÇAĞDAŞ TOPLUMDA LİBERALİZM Bireysel özgürlük, onlar için de temel; ama yönetimin zorunlu bir kötülük olduğu fikrinde değiller.  İyi bir siyasal yönetimin fırsat eşitliğini sağlayarak bireysel özgürlüğü geliştirmek açısından oynayabileceği olumlu bir rolü var.

50 50 Farklı Liberalizmler... Temsili demokrasi bu şekilde pekişiyor. John Stuart Mill: Özgürlük Üzerine  Düşünce ve ifade özgürlüğü, hoşgörü  Ne devletin ne de halkın çoğunluğunun başka birisine zarar vermeyen bir bireyin özgürlüğüne mühadale hakkı yok  Bir görüşü susturduğumuz zaman hem bugünkü hem de gelecekteki kuşaklara zarar vermiş oluruz; çünkü susturulan görüş doğruysa, yanlışı doğruyla değiştirme fırsatını yitiririz; eğer söz konusu görüş yanlışsa, bu sefer de «doğrunun yanlışla çatışmasından doğacak berraklığı ve etkiyi yitirmiş oluruz».

51 51 Farklı Liberalizmler...  Yönetimin iktidarını sınırlamak gerekir; otoriter bir devlette yurttaşlar ahlaki ve zihinsel potansiyellerini geliştiremezler.  Ama devletin bireyin kendini gerçekleştirmesi yönünde müdahale etmesi de gereklidir.  Devlet, çocukların eğitimi, çalışma saatlerinin düzenlenmesi, halk sağlığı, emeklilik sigortası gibi konularda müdahaleci önlemler almalıdır. Mill, bu görüşleriyle 19. ve 20. yy liberaizmleri arasında köprü oluşturur.

52 52 Farklı Liberalizmler... Thomas Hill Green ( )- sosyal refah liberalizminin ilk savunucularından: negatif-pozitif özgürlük ayrımı  Laissez faire politikası ekonomik bakımdan güçlü sınıfların çıkarını koruyor; ulusun bütünsel refahını dikkate almıyor.  Hiç müdahale etmeyen devlet, yurttaşların çoğunluğunu yoksulluğa, cehalete, umutsuzluğa sevk eder.  Devletin bir yandan bireysel özgürlüğü korurken bir yandan da nüfusun çoğunluğunun durumunu iyileştiren reformlar yapması gerekir.  Yönetim, bireylerin kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmalıdır.

53 53 Farklı Liberalizmler... Böylece, devletin müdahale etmemesine dayanan negatif özgürlük anlayışından, devletin bireylerin özgürlüğünü korumak, geliştirmek ve potansiyellerini gerçekleştirmelerini sağlamak için müdahale etmesine dayanan pozitif özgürlük anlayışına geçiliyor.

54 54 Farklı Liberalizmler...  Neo-klasik liberaller, bu tür reformların yapılmasına karşı:  bunun aslında vergiler yoluyla kendi özel mülkiyetlerinin başkalarına aktarılması anlamına geldiğini düşünüyorlar. Green, bu eleştiriye her bireyin gerçek özgürlüğüne ancak «ortak iyi»ye hizmet etmesi ölçüsünde kavuşabileceği yanıtını verir.  Negatif anlamda özgür olmak, kişinin bedeninin zihninin ve mülkiyetinin tecavüzden, gasptan ya da kısıtlayıcı müdahalelerden azade olması demek.

55 55 Farklı Liberalizmler... Pozitif özgürlük, bir şeyi yapabilmek ya da bir şeye ulaşabilmek özgürlüğüdür.  Hedeflenen bir şeyi gerçekleştirmek için gerekli olan araçlara sahip olmaktır.  Yurttaşların yönetime katılmasını içeren ve bunun için gerekli olanakların sağlanmasını da kapsayan, «kamusal» bir özgürlüktür.

56 56 ÇAĞDAŞ TOPLUMDA LİBERALİZM 19. yüzyıldan itibaren ortaya çıkan gelişmeler, klasik ekonominin gerçek hayatta çok sınırlı geçerliliği olan bir bilim olduğunu ortaya koydu. Pazarlık güçleri teoride söylenene hiçbir zaman uymayan büyük çoğunluk için seçme hakkı ve fırsat eşitliği sözde kalan bir şeydi. Yeni gelişmeler, karmaşık bir Pazar ekonomisinde karmaşık alım satım ilişkilerini ortaya koymuştu.

57 57 ÇAĞDAŞ TOPLUMDA LİBERALİZM Örgütlü emeğin yükselişi, liberal hegemonyaya karşı önemli bir meydan okumayı ifade ediyordu. Kar sistemi, zenginliğin az sayıda elde toplanmasına yol açmış, geniş halk kitleleri zengin bir toplumda daha da göze batan bir şekilde yoksullaşmıştı.  Tüketici olması gereken kitleler alım gücünden yoksundu. Bu da depresyon denilen durgunluk dönemlerine yol açıyordu. 19. yy.da yönetimin çekildiği alanı özel çıkarlar doldurmuş durumdaydı.

58 58 ÇAĞDAŞ TOPLUMDA LİBERALİZM 20. yy.da kapitalist rekabet çok farklı bir görünümde. Tek başına iş yapan girişimcinin yerini korporasyonlar, tröstler, tekeller almış.  Pek çok liberal, devletin piyasaya müdahale ederek tekelleşmeye karşı önlem almasını ister hale gelmiş.  Doğa yasasını yansıttığı ve adil bir topluma yol açtığı savunulan serbest piyasa fikri, ardarda ekonomik krizlerle sorgulanmaya başlıyor.

59  Sosyal Liberaller devlet müdahalesini savunuyorlar, ancak sosyalistler gibi devletin üretimin planlanması ve yürütülmesine doğrudan karışmasından yana değiller.  Kapitalist sistemin ortadan kaldırılmasını değil, düzeltilmesini ve denetlenmesini savunuyorlar. 59

60 60 ÇAĞDAŞ TOPLUMDA LİBERALİZM Piyasanın artık fırsat eşitliğini sağlamadığı ve dezavantajlı konumda olanları göz ardı ettiği saptamasından yola çıkıyorlar.  Kaynaklar yapay ihtiyaçlara ayrılırken temel ihtiyaçlar (okul, konut, toplu taşıma, altyapı) göz ardı ediliyor.

61 61 C.B. Macpherson ( ): Sahiplenici Bireyciliğin Eleştirisi The Political Theory of Possessive Individualism: Hobbes to Locke: Katılımcı demokrasi- liberal demokratik teorinin Marksizm ışığında revize edilmesi. Modern Batının gurur duyduğu liberal demokrasinin gerçekte tarihsel ve toplumsal köklerinin sahiplenici bireycilik olması yüzünden sorunlu olduğunu iddia ediyor.

62 62 C.B. Macpherson ( ): Sahiplenici Bireyciliğin Eleştirisi Macpherson’a göre Hobbes, sahiplenici bireycidir.  Bu yaklaşıma göre «Birey, kendi kendisinin ya da kapasitelerinin esas sahibidir ve onlar için topluma hiçbir şey borçlu değildir.»  Bu birey, «sahiplenici piyasa toplumu»na denk düşer.  Hobbes’un insan doğasına ilişkin görüşü (insan insanın kurdudur) aslında gerçek insan doğasını değil, sahiplenici piyasa toplumundaki insan doğasını, sahiplenici bireyler olarak insanın doğasını temsil eder.

63 63 C.B. Macpherson ( ): Sahiplenici Bireyciliğin Eleştirisi John Locke da sahiplenici bireycilik düşüncesini sürdürür. Özel mülkiyeti bireysel bir doğal hak olarak tanımlamaya çalışırken sahip olma hakkını «sınırsız» bir hakka dönüştürmüştür:  «Locke’un şaşırtıcı başarısı, mülkiyet hakkını doğal hakka ve doğal hukuka dayandırmak ve sonra da bu hakka ilişkin bütün doğal hukuk sınırlarını kaldırmakta yatmaktadır»

64 64 C.B. Macpherson ( ): Sahiplenici Bireyciliğin Eleştirisi 18. yy.da sahiplenici bireycilik David Hume ve Adam Smith’in yapıtlarında pekiştirilmiş, faydacı bir nitelik kazanmıştır. Macpherson, kapitalist piyasa ekonomisinin ve onun yarattığı açgözlü sahiplenici bireyin acımasız bir eleştirisini yapar. Liberal geleneğin değerli yanlarının kapitalist piyasa ekonomisinin tehlikelerinden korunabileceği kanısındadır.

65  Batı toplumunda liberalizm demokrasiden önce, sahiplenici bireycilik de liberalizmden önce var olmuş ve liberalizmi şekillendirmişti.  Oysa sahiplenici bireycilik ile demokrasi birlikte var olabilecek şeyler değil.  Günümüzdeki sentez, liberal demokrasi, bu yüzden istikrarlı değil. Liberalizm, demokrasiyi zayıf bırakmakta. 65

66 66 C.B. Macpherson ( ): Sahiplenici Bireyciliğin Eleştirisi Demokrasi, kendi çıkarı peşinde koşan politikacıların kendi çıkarı peşinde koşan tüketicilerin oyu için rekabeti değildir: «Açgözlü tüketiciler olmaya devam edebiliriz. Eksiksiz bir yaşam sürme talebimiz, yalnızca daha fazla tüketim maddesi talep etmekle sınırlı olabilir. Ama öyle olmak zorunda değildir. Çok eski bir fikir olan, piyasa ekonomisi hepimizi birer tüketiciye dönüştürmezden önce varolan, yaşamın «sahip olmak» için değil, «yapmak/var etmek» için olduğu fikrine yeniden sarılabiliriz.»

67 67 Neo-klasik liberalizm/ Liberter Yeni Sağ Liberter Yeni Sağ (muhafazakar liberalizm) Neo- Klasik Liberalizm ile muhafazakarlığın bir karışımı.  1970’ler ve 80’ler Margaret Thatcher ve Ronald Reagan hükümetleri  Muhafazakarlar yeni liberallerin sosyalizme fazlasıyla ödün verdiği kanısındalar.  Yeni liberaller ise muhafazakarların artık liberalizmin amaçlarına hizmet etmeyen eski liberal dogmalara takılıp kaldıklarından yakınıyor.

68 68 Neo-klasik liberalizm/ Liberter Yeni Sağ 1950’lerde bazı liberal aydınlar liberalizmin ideolojik olmadığı için totaliter rakiplerinden üstün olduğunu ve ideolojinin sonunun geldiğini savunuyorlar. Neoliberaller ise sosyal refah devletinin yıkılması gerektiğini savunuyorlar. Neo-liberalizmin temelini Avusturya okulu oluşturmakta: Carl Menger ( ), Ludwig von Mises ( ) ve F. A. Hayek (1930’larda geliştirilmiş ancak 1970’lerde geniş bir kamuoyuna ulaşmış):

69 69 Neo-klasik liberalizm/ Liberter Yeni Sağ Ekonomiye her türlü devlet müdahalesine karşı.  Sosyalist planlı ekonomi ideali hem pratik değil, hem de baskıcıdır.  Belli üretim ve tüketim kalıplarını empoze eder.  Politikacıları ve bürokratları hesabı sorulamayan güçlerle donatır  ve bireyleri refahları için devlete bağımlı kılar.  Aynı zamanda güçlü bürokratik engellemeler ve ekonominin aşırı büyümesi yüzünden de çökmeye mahkumdur.  Devlet müdahalesi hem bireysel özgürlüğe karşı olduğu için gayrı meşrudur, hem de yaratıcılığı önler.

70 70 Neo-klasik liberalizm/ Liberter Yeni Sağ Yalnızca fiyat mekanizmasıyla arz ve talep güçlerine cevap veren bir piyasa sistemi, ürünler arasında adil bir değişim oranı belirleyebilir ve bireylerin performanslarını artırmaları için gerekli teşviki sağlayabilir. Yakın dönem liberal teoriler kendi aralarında sosyal demokrasi ile yeni sağ arasında bölünmekte.

71 71 liberteryanizm Robert Nozick: Sosyal Refah Politikalarının Eleştirisi- “Anarşi, Devlet ve Ütopya” (1974) muhafazakar-yeni sağın temsilcisi.  Piyasayı ve minimal devleti savunmakta.  Ekonomiye müdahale çabaları insanları zorla kendi benimsemedikleri sosyal hedefleri gerçekleştirmek için kullanmaktır.  Piyasanın kerameti iyinin ne olduğu konusunda bir tercihte bulunmaması.  Hiçkimse emeğini ya da malını satmak konusunda zorlanmıyorsa; işe girme ya da malını satma konusunda yasal engeller yoksa liberal özgürlük kıstasları gerçekleşmiş demektir.  Bu işleyişin sonucu olan eşitsizliklerin tesadüf dışında kesin bir örüntüsü yoktur.

72 72 liberteryanizm Hayek ve Friedman da benzer görüşleri savunuyor. Ancak Nozick de Hayek de muhafazakar etiketini benimsemiyorlar. İnsanların kendi farklı iyi nosyonlarına uygun yaşayabilecekleri çoğulcu bir çerçeve öngörüyorlar. Hayek de 19. yy klasik liberallerinin savunduğu piyasa toplumunun kendiliğinden planlanmamış ve planlanamaz düzenini temel alır.  Böyle düzenler çok karmaşık olduğu için insan aklı onları anlayamaz ve denetleyemez.  Spencer gibi Hayek de evrimci bir açıklamaya başvurur. Bireysel kararlar, kimsenin önceden tasarlamadığı bütünsel değişimlere yol açmaktadır.

73 73 liberteryanizm Onların görüşleri Thatcher ve Reagan’ın muhafazakar ekonomik politikasına temel oluşturdu. ABD’de minimal devleti savunan bir Liberter parti ortaya çıktı. Bazı liberterler için bekçi devlet bile fazla. Devletin tümüyle ortadan kalkmasını savunan “liberter anarşizm” liberalizmin aşırıya götürülmüş bir versiyonu.  Devletin zorlaması olmayınca birey istediği gibi yaşamakta özgür olacak; devletin yaptığı her şeyi özel sektör daha iyi yapacak.

74 74 Rawlscu sosyal liberalizm Faydacılığın bireysel haklara saygı da dahil olmak üzere liberal ilkeler açısından bir temel sağlayıp sağlamadığı sorunlaştırılıyor. Faydacılar bireysel hakları, onlara saygı göstermenin uzun vadede faydalı olacağı gerekçesiyle savunuyorlar. Ancak bu, liberal ilkeler için sağlam bir temel oluşturmuyor. Kant, fayda türünden ampirik ilkelerin ahlaki yasanın temeli olamayacağını belirtiyor.  Özgürlüğün ve hakların tümüyle araçsal bir savunusu bu hakları zayıflatır ve insanın içkin onuruna da saygı göstermez.  Faydacı yaklaşım insanları kendileri için birer amaç ve saygı duyulacak varlıklar olarak değil, başkalarının mutluluğunun aracı olarak ele alır.

75 75 Rawlscu sosyal liberalizm Çağdaş Kantçılar da faydacı yaklaşımı reddederek hakları daha fazla ciddiye alan bir etiği savunurlar.  Bazı haklar o kadar temeldirler ki genel refah ya da ortak iyi adına bile çiğnenmeleri mümkün değildir. Hak ile iyi arasında  bir temel haklar ve özgürlükler çerçevesi ile bu çerçeve içinde insanların seçebileceği iyi yaşam tasavvurları arasında ayrım yapmayı önerirler. Devletin hakça bir çerçeveyi desteklemesi başka şeydir, belirli amaçları desteklemesi başka bir şey.

76 76 Rawlscu sosyal liberalizm Kantçı liberaller için hak iyiden önce gelir:  Bireysel haklar genel iyi adına feda edilemez  Bu hakları belirleyen adalet ilkeleri herhangi bir iyi yaşam tasavvuruna dayandırılamaz. Hakları meşru kılan onların genel refahı, ortak iyiyi ençoklaştırmaları değil, bireylere ve gruplara içinde kendi değerlerini ve amaçlarını seçebilecekleri adil bir çerçeve sağlamalarıdır. Böylece faydaya dayalı bir etiğe karşı haklara dayalı bir etik anlayışı çıkar. Bu anlayışın gelişmesinde John Rawls önemli rol oynar.

77 John Rawls: A Theory of Justice (1971) (Bir Adalet Kuramı) Bu kitap 20.yüzyılın siyaset felsefesi alanında hazırlanmış en önemli kitap olarak görülmektedir. Siyasal Liberalizm (1993) 77

78 78 Rawlscu sosyal liberalizm John Rawls, A Theory of Justice’de  “her insanın adalete dayanan ve bir bütün olarak toplumun refahı/iyiliği adına çiğnenemez hakları vardır… adaletin güvenceye aldığı haklar, siyasal pazarlığa ya da toplumsal çıkar hesaplarına bağlı değildir” Liberal bir sorumluluk ideali ile yeniden bölüştürücü bir sosyal adalet kavramını uzlaştırmaya çalışır.  Bireylerin kendilerini geliştirme ve gerçekleştirme hakları olduğu görüşü ile J. S. Mill’e yaklaşır.  Her türlü müdahaleyi reddeden klasik liberallerden ise uzaktır.

79 79 Rawlscu sosyal liberalizm Rawls’a göre modern toplumlarda bireyler arasındaki ilişkileri düzenlemeye hizmet edecek temel adalet ilkesi:  Adil düzenleme, her türlü verili toplumsal koşuldan soyutlama yoluyla elde edilir. Amaç sadece akla uygun olanın egemen olmasını sağlamak.  Bunun için kendimizi bir ilksel pozisyonda varsaymalıyız. Burada toplumsal koşulların üzerinde bir bilmezlik perdesi örtülü.  Bu perdenin arkasında kendi sınıf konumumuz ve toplumsal statümüz, ırkımız, dinimiz, yeteneklerimiz, doğal zayıflıklarımız ya da güçlü yanlarımızın ne olduğunu bilmeyiz.  Bu durumda kendi çıkarımıza olacak şeyleri değil “herkes için” en iyi olanı seçeriz.

80 80 Rawlscu sosyal liberalizm Kişi, toplumdaki yerinin-statüsünün ne olduğunu bilmediği zaman herkes için mümkün olan en adil toplumsal sözleşmeyi gerçekleştirecektir.  Kişi toplumdaki yerinin/statüsünün ne olduğunu bilmediği zaman, toplumun üyeleri arasında herhangi bir temelsiz ayrımcılık da yapılmayacak, seçilen düzenleme adil olacaktır. “Hakçalık olarak adalet” teorisine böyle ulaşılır.

81 81 Rawlscu sosyal liberalizm Böyle bir ilksel pozisyonun varlığından da iki ilke türetir: 1. Devletin mümkün olduğu kadar geniş bir bireysel hak ve özgürlükler sistemi oluşturması ve herkesin bundan eşit olarak yararlanması. 2. Toplumda kişinin rengi, ırkı, cinsiyeti vb.den bağımsız olarak pozisyon ve statü sahibi olabilmesi.  Buna erişmek için fırsat eşitliği sağlanmalı, temel ihtiyaç maddeleri adil dağıtılmalı; her birey refahtan eşit pay almalıdır.  İstisnai olarak eşitsiz bir dağılım yapılmasının tek gerekçesi, bunun toplumda en yoksul olanın yararına olması koşuludur. Bu durumda karlı çıkan gene toplumun bütünü olacaktır. (distributive justice)

82 82 Rawlscu sosyal liberalizm Bunun gerçekleşmesi için önlemler, teşvikler ve karmaşık bir vergilendirme sistemi gerekir. Sonuç olarak Rawls, liberal özgürlük ve eşitlik değerleri ile sosyal adalet kaygısını birleştirme çabasındadır.

83 83 Modern Liberalizme Toplulukçu (komüniteryen) eleştiriler Hak temelli etik anlayışı da başka yönlerden eleştirilmektedir. Toplulukçu (komüniteryen) akım, yurttaşlık gereklerine ve topluluğun ihtiyaçlarına, liberal tasavvurun ötesinde değer vermekte. Modern liberalizmi, Kant’a karşı Hegel’in argümanlarıyla eleştirirler.  Hakların “iyi” karşısındaki önceliğini ve bu anlayışın dayandığı “özgür seçim yapan birey” tablosunu eleştirdiler. Aristoteles’i takip ederek ortak amaçlara gönderme yapmadan siyasal düzenlemelerin meşrulaştırılamayacağını,  kendimizi ancak ortak bir yaşama katılan yurttaşlar olarak tarif edebileceğimizi savundular.

84 84 Modern Liberalizme Toplulukçu (komüniteryen) eleştiriler Bu eleştirilere göre, hak temelli etik, insanları birbirinden kopuk, bağımsız benlikler olarak görmektedir.  Bu nedenle tarafsız bir çerçeveye, farklı amaçlar arasında bir seçim yapmayı reddeden bir çerçeveye ihtiyaç duymaktadır.  Eğer benlik, amaçlarından önce geliyorsa, hakların da iyi tasavvurundan önce gelmesi gerekmektedir. Toplulukçu eleştiriler, kendimizi böyle bağımsız, amaçlarımızdan ve ilişkilerimizden soyutlanmış benlikler olarak göremeyeceğimizi savunur.

85 85 Modern Liberalizme Toplulukçu (komüniteryen) eleştiriler Liberal teorinin sorunu, fazla yalıtılmış bir benlik anlayışına dayanması ve modern toplumların dayanışmacı ihtiyaçlarını göz ardı etmesidir. M. Sandel, Rawls’u bu açıdan eleştirir.  Liberalizmin adalete öncelik verirken arzularından ve amaçlarından önce oluşmuş, başkalarından kopuk bir benlik varsaydığını; bunun ise gerçekdışı olduğunu ileri sürer. Bunun yerine, başkalarıyla paylaşılan bir kimlik, dışsal olmayan değerlerin ve amaçların ürünü olan bir benlik nosyonu geçirilmelidir. Bizi, büyük ölçüde içinde bulunduğumuz topluluklar tanımlar. (Ülkemiz, davamız, üyesi olduğumuz hareket vb.) Bu nedenle, ortak iyi belirleyicidir.

86 86 Moden liberalizmin Çağdaş Cumhuriyetçi Eleştirilei Bu noktada, toplulukçu yaklaşımlar, çağdaş Cumhuriyetçi eleştiri ile ortaklaşır. Onlara göre de ortak iyiyi temel almayan yaklaşımlar, kamusal yaşamı zayıflatır, ortak katılım ruhunu yok eder; bu da totaliter kitle politikalarının egemen olmasına yol açar. Cumhuriyetçi yaklaşım için en önemli ahlaki ve siyasal proje, gelenekte varolan ama zamanımızda iyice aşınan cumhuriyetçi yurttaşlık değerlerinin ve olanaklarının yeniden canlandırılmasıdır. Hannah Arendt’e göre, batı demokrasileri  çıkarları temsil edebilmekte, ama yurttaşlık ahlakını geliştirememektedir.  Sivil hakları korumakta ama cumhuriyetçi anlamda ortak bir kamusal yaşam içinde özgürlüğü gerçekleştirememektedir.

87 87 Çağdaş liberalizmin feminist eleştirileri Birçok feminist teorisyen, liberalizmin köklerinin toplumsal sözleşmeye dayanmasını onun erkekcil taraflılığını gözler önüne serdiğini belirtir. Liberal sözleşme bireysel hakları ve bireyin özerkliğini yüceltirken birbirinden kopuk ve rekabet içinde benlikler tasavvur eder. Kadınların önem verdiği ilişkisellik ve topluluğun sürdürülmesi kaygısı bu tasavvur içinde yer bulamaz. Rawls’un teorisini, ilksel pozisyondaki bireylerin birbirlerinin özgürlüğünden korkan rakipler olarak birbirleriyle pazarlığa giriştiklerini  ve doğa durumundaki bireyler gibi düzenli bir toplumsal yaşamın güvencesi karşılığında özerkliklerinin bir kısmından vazgeçtiklerini varsayması nedeniyle eleştirirler.

88 88 Çağdaş liberalizmin feminist eleştirileri Myra Marx Ferree’ye göre, “Sözleşme ilişkilerine ve bağımsız bireylerin yaptığı seçimlere teorik öncelik tanımak, ancak birbirleriyle ilişkisiz yetişkinlerden oluşan bir ‘doğa durumu’ tasavvurunu temel alırsanız mümkündür. Halbuki hiç kimse öyle doğmaz. İnsan varlıkları olarak birincil ve temel ilişkimiz çocukluk durumunun güven ve bağımlılık ilişkisidir. Ve kendisini yeniden üretmek isteyen her toplum, bu türden yükümlülüklere yanıt veren koşulları yaratmak zorundadır. Eğer temel insan birimi olarak yetişkin erkek yerine anne-çocuk kabul edilirse, ne topluluk oluşturmak o kadar zorlukla dolu ne de rekabet duygusu belirleyici insan niteliği olarak görülür.”

89 89 Çağdaş liberalizmin feminist eleştirileri İnsanları bir doğa durumunda birbirleriyle sürekli mücadele eden bağımsız bireyler olarak görmesi nedeniyle liberal perspektif sorunludur. Feministler, bu eril yaklaşım yerine insanları birbirlerine karşı yükümlülükleri olan kişilerin oluşturduğu toplulukların mensupları olarak görürler. Liberalizm, erkeklerin dünyasıdır. Liberal dünyada bir yer edinebilmek için kadınların erkekler gibi birbirinden bağımsız, kopuk bireyler olarak davranması gerekir. Liberal teorinin bu bedensizleştirilmiş rasyonel bireyi, kadınları kamusal alandan dışlar. Kamusal/özel ayrımı eşitsizlikleri özel alanın dünyasına taşıyarak görünmez kılar.

90 90 Liberalizmin eleştirisi Tutarsızlıklar ve gerilimler barındıran liberal teori, klasik liberalizmi başka teorilerle birleştirebilmesi ve değişebilmesi sayesinde 20. yy.da egemen ideoloji haline gelmiştir. Liberal ideoloji ile liberal teori arasında da bir ayrım yapmak gerekir. Politik bir ideoloji olarak liberalizm başarılı olmuştur; içinde bireyciliği de toplulukçuluğu da, plancıları da serbest piyasacıları da, değer kuşkucularını da mükemmelliyetçileri de barındırmıştır. Ama bir ideoloji olarak başarısı, bir teori olarak tutarsızlıklarından arınmada başarısız olmasına yol açmıştır. Liberalizmin değişen koşullara ayak uydurulmasının nedeni budur.

91 91 Çağdaş liberalizmin eleştirisi Çağdaş liberalizme yöneltilebilecek en önemli eleştiri ise günümüz demokratik toplumlarının daha fazla siyasal ve sosyal katılım talebine yeterince yanıt verememesi ve politik bir teori olmaktan çok etik bir teori niteliği taşımasıdır. Liberal düşünce demokrasinin, insanların kendi kendilerini yönetme haklarının bulunduğu fikrinin ideolojik temelidir.  Kişisellikten arınmış bir kamu iktidarı yapısı,  Hakları güvence altına alacak ve koruyacak bir anayasa,  Devletin içinde ve dışında farklı iktidar odaklarının varlığı,  Alternatif siyasal platformlar arasında tartışma ve rekabeti teşvik edecek mekanizmalar Bunlar, aynı zamanda bir başka liberal ilkeden, devlet-sivil toplum ayrımından kaynaklanır.

92 92 Ancak liberalizm, formel hak ve özgürlükler ile fiili hak ve özgürlükler arasında ayrım yapmakta yetersizdir.  Erkekler ile kadınlar, emekçi sınıflar ile orta ve üst sınıflar, beyazlar ile siyahlar, çeşitli etnik gruplar vb arasındaki ilişkilerde formel olarak tanınan özgürlüklerin pratikte de var olduğunu saymaktadır.


"1 FATMAGÜL BERKTAY ve ANDREW WERNICK’DEN ÖZET LİBERALİZM." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları