Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

 Sanatçı, Handan romanında kahramanlarının birbirlerine yazdıkları mektuplarla gelişen olayları anlatır. Eser mektuplarla oluşması bakımından önemlidir.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: " Sanatçı, Handan romanında kahramanlarının birbirlerine yazdıkları mektuplarla gelişen olayları anlatır. Eser mektuplarla oluşması bakımından önemlidir."— Sunum transkripti:

1

2  Sanatçı, Handan romanında kahramanlarının birbirlerine yazdıkları mektuplarla gelişen olayları anlatır. Eser mektuplarla oluşması bakımından önemlidir. Ateşten Gömlek romanında Milli Mücadele yıllarında yaşananları,İzmir’in İşgali sırasında kocası ve çocuğu düşman tarafından öldürülen Ayşe’nin etrafında gelişen olaylarla anlatır. Vurun Kahpeye’de Batı Anadolu’ya öğretmen olarak atanan Aliye’nin yaşadığı sıkıntılar işlenir. Sanatçı,en önemli romanlarından biri olan ve olgunluk dönemi eseri olarak kabul edilen Sinekli Bakkal’da, II.Abdülhamit Dönemi toplumunu bir aşk hikayesi etrafında tahlil eder.

3

4

5

6  Bir başka toplumsal tahlili ise Tatarcık romanında yapar. Bu eserde Cumhuriyet dönemi gençliğinin durumu anlatılır.  Halide edip’in eserleri üç dönemde toplanabilir. Bunlardan ilki Seviye Talip ve Kalp Ağrısı gibi daha çok bireysel konuları ve kadın psikolojisini incelediği eserlerdir. Bu dönem eserlerinde özellikle psikolojik tahliller ön plandadır. İkinci Dönem Milli Mücadele yıllarını işlediği, Ateşten Gömlek ve Vurun Kahpeye gibi eserlerini yazdığı dönemdir. Bu dönem eserlerinde milli duygular ön plandadır. Üçüncü dönem ise Kurtuluş Savaşı sonrasında toplumsal ve sosyal konulara yöneldiği ve bu anlayışla Sinekli Bakkal,Tatarcık ve Sonsuz Panayır gibi romanları yazdığı dönemdir.

7

8

9

10

11

12  Milli Edebiyat Döneminin tanınmış ilk kadın romancısı ve hikayecisidir.  İngiliz dili ve edebiyatı profesörüdür. Bazı eserlerini İngilizce yayımlamıştır.  Fatih ve Sultan Ahmet’te yaptığı mitingleriyle tanınır.  Tasvir ve tahlilde başarılıdır. Tasvirleri realist nitelik taşır.  Karakterleri bulunduğu çevreye göre konuşturur. Romanlarında gözlem önemlidir.  Konuşma diline bağlı kalmıştır.

13  Dili özensizdir,eserlerinde basit dil yanlışları vardır.  İlk romanlarında aşk konusunu işlemiş,kadın psikolojisi üzerinde durmuştur. Bu romanlarının kahramanları genellikle Batılı bir anlayışla idealize edilmiş,güçlü ve kültürlü kadınlardır.  Sonra Türkçülük akımını benimsemiştir, Milli edebiyat akımının tanınmış ilk kadın romancısı olmuştur.  Kurtuluş Savaşı yıllarında milli duyguları öne çıkaran romanlar yazmıştır.

14

15  Rabia: Çocukluğu dedesi İmam ve annesi Emine’nin terbiyesinde geçmiştir. Çocukluğunu yaşayamamıştır. Dedesi tarafından sürekli olarak cehennem tasvirleriyle büyütülmüştür. On bir yaşında hıfzını dedesine dinletmiştir. İstanbul’un en küçük fakat üslubuyla ve sesiyle en meşhur hafızı olmuştur. On bir-on iki yaşlarında Vehbi dededen ders almaya başlar;kısa sürede tef,ud,kanun gibi alaturka sazları süratle ve kabiliyetle öğrenir. Alaturka pek çok şarkıyı da güzel bir şekilde söyleyebilmektedir. Daha sonra Peregrini’den de batı müziği dersleri almaya başlar ve bunda da başarılı olur. Hatta doğu ve batı müziğini kendi üslubuyla birleştirir. Babasıyla kalmaya başladıktan sonra ise neşeli ve sanatkar yönü daha baskın bir şekilde ortaya çıkar.

16  Karar verdi mi peşini bırakmayan; kendisine ihtiyacı olanlara yardımseverdir. Sinekli Bakkal’a her şeyiyle bağlıdır. Aynı zamanda “giydiği her kıyafete şahsiyetinden bir şeyler katan” bir özelliği vardır. Uyuşamadığı noktalarda, tartışma esnasında, inatçı ve kesinlikle cevap vermeyen bir yapıya sahip; aynı zamanda kabullenmediği şeyleri asla yapmayacak kadar inatçı ve güçlüdür. Açıklayamadığı ve gücünün yetmediği konularda kadere, alınyazısına son derece bağlıdır. Olumlu özelliklerin çoğunu kendinde toplamış bir kadın tiplemesidir. Eserde diğer bütün hayatlar onun hayatı etrafında ortak bir şekilde anlatılmaktadır.

17  Peregrini,Osman:Peregrini, Batı müziğinin üstadı olan, kulağı çok hassas bir müzik hocası. Ateşli ve heyecanlı bir yapıya sahip. Felsefeyi, fikri tartışmaları ve konuşmayı çok seviyor. Gençlik döneminde ise zevklerin hepsini tatmış olarak, yirmi dört yaşında manastıra çekilir. Buradan usanınca dinini bırakarak tekrar dünya hayatına döner. Daha sonra Osmanlı milliyetine geçer, ismini değiştirir ve müzik hocalığı yapmaya başlar. Kendisinin üç şahsiyeti olduğuna inanır; birincisi dimağı, ikincisi ruhu, üçüncüsü de kalbi.

18  Rabia’yı tanıştıklarından itibaren en çok tahlil eden kişi. Sürekli soru soran ve öğrenmeye hevesli bir yapısı var. Rabia’yı gerçekten seviyor ve ona saygı duyuyor; çok zengin ve asil bir aileden olsa bile sırf bu sevgisinden dolayı her şeyi geride bırakıp Rabia’nın istediği hayatı kabul ediyor. Zaman zaman alıştığı yaşantının çok dışındaki bu hayattan dolayı sıkıntı çekse de Rabia’ya olan bağlılığıyla ve çevresindekilerin ona gösterdiği alaka ile bu yeni hayatına uyum sağlıyor. Yeni evlerine taşındıktan sonra ancak kendine özel bir çalışma odası ayırıp,orada yapmak istediği beste ile uğraşabiliyor. “Tılsımlı kuyu” operası da aynı zamanda Rabia ile Osman sentezinin canlı bir göstergesi oluyor.

19  Vehbi Dede:Romanın hemen hemen her anında karşımıza çözüm olarak çıkıyor. Rabia onun sayesinde yumuşayıp, kendini her yönde geliştirir. Peregrini’nin Osman’a dönmesinde alt yapı olarak onun katkısı çok büyüktür. İnsani özelliklerden soyutlanmış bir karakter değildir. Aksine hayatın her alanında olan bir karakterdir. Felsefenin dışında pek çok telli saz ve neyi kullanabilen bir alaturka musiki hocasıdır. İnsanların kızını, bütün ailesini güvenerek teslim ettiği, emanet ettiği bir güven kapısıdır. Ayrıca insanların rahatlıkla sırlarını, dertlerini de paylaştığı bir kişidir. Her olaya daima yumuşak bir tavırla yaklaşır. İnsana huzur veren bir yapısı vardır; hem iç alemiyle hem de dış görünüşüyle. Sakin ve telaşsız bir yapıya sahiptir

20  Tevfik:Karagöz ve Ortaoyunu sanatçısı. Çocukluğundan itibaren hem fiziki özellikleriyle hem de sanatçı yönüyle ön planda olmuş. Çocukluğu yeğeni olduğu İstanbul Bakkaliyesi sahibi Mustafa Efendi’nin yanında geçiyor. Paraya önem vermiyor ve mahallenin daha ziyade fakirleriyle arkadaş. Tembel ve çocuk ruhlu, neşeli, oyunu seviyor. Elleri kağıt parçalarına can veren bir çevikliğe sahip. Sesini, mimiklerini kullanma da oldukça usta. Tevfik’in dinle ilgisi ve bağlantısı yok; içki içen, ilk sürgününde eğlence hayatını yaşamış birisi. Paraya hiç kıymet vermiyor. Sevdiği kişi,arkadaşı,dostu için cezaya ve canını bile vermeye razı olacak kadar sadık ve cesaretli bir yapıya sahip.

21  İmam:Mahallenin imamı. Mahalle sakinleri tarafından pinti ve çıkarcı olarak biliniyor. Paraya düşkün; para için ispiyonculuk yapabilen biri. Görünüşünde ve konuşmasında heybet var. Vaazlarında cehennemi daha parlak ve canlı olarak anlatıyor. Eğlenceye ve sevince karşı bitmeyen bir kin ve düşmanlığı herkese öğretmeye çalışıyor. Hiç gülmeyen biri. Yeni olan şeylere karşı. Bütün katılığına rağmen Vehbi Dede’ye evliya olarak bakıyor; ona saygı duyuyor. Kinci ve inatçı. Yaşlılığında bile rahmet, şefaat vadeden surelere bile kinini, insanları hiç affetmeyen nefretini karıştırıyor. Bütün mahalle halkını “cehennemlik” olarak görüyor. İmam karakteri olarak olumsuz ve korkutucu bir tip.

22  Emine:İmam’ın kızı, Tevfik’in karısı ve Rabia’nın annesi. Çocukluğundan itibaren hamarat, titiz, mahalle çocuklarıyla oynamaya tenezzül etmeyen biri. Suratsız ve gülmeyen bir kişi. On yedi yaşında Tevfik’e kaçıyor; Tevfik’e oyunculuğu bırakacağına dair söz verdirttiği için onunla evleniyor. Kalbi kuru, kafası dar ve dilinin zehir gibi olmasının yanında kinci ve gururlu. İdeal olarak babasını düşünüyor. O da babası gibi paraya önem veriyor. Kendine göre olan namus anlayışı çok önemli. Tevfik’ten ayrıldıktan sonra ona sürekli beddua eden ve onu kötüleyen biri. Tevfik’ten ne kadar nefret etse de onu kendi malı gibi görüyor ve ona döneceğini düşünüyor. Asla affetmiyor. Kini ve üzüntüsüyle günden güne çöküp vefat ediyor.

23  Selim Paşa:Hükümdarın Zaptiye Nazırı. İyi bir aile babası ve karısına bağlı. Paşa,tamamen eski zaman adamı. Samimi ve kendi ölçüleriyle namuskar.  Sabiha Hanım:Selim Paşa’nın karısı. Bir yönüyle hayır sahibi, merhametli, bağış seven; sağ elinin verdiğini sol elinin duymadığı biri; diğer yönüyle de saza söze düşkün, bir dalda durmayan bir kadın. Hükmeden, meraklı; emri altındaki her ferdin ne yaptığını, ne düşündüğünü öğrenmezse içi rahat etmez. Bunların yanında sır saklayan, ağzı sıkı biri. Ailesine düşkün; eşinin ikinci bir hanımı ve ondan çocuğu olduğunu bildiği halde bunu saklamış, hanım ölünce de kızlarına bakmış. Bunun yanında oğlunu çok seven bir anne.

24  Hilmi:Selim Paşa ile Sabiha Hanım’ın oğlu. Jön Türk. Genç ve devrimci aydınları temsil ediyor. Giyimine dikkat eder ve zevkinde diğer “paşazade” çocuklarından onu ayıran bir başkalık, durgunluk vardır. Gözleri ve bakışının manası ile ağzı ve dudaklarının ifadesi onun ince düşünceli bir mizaca sahip olduğu havasını vermektedir. Annesine derin bir sevgi ve hürmeti vardır; bunu davranışlarıyla da gösterir.

25  Rakım Amca,Cüce:Tevfik’in oyuncu arkadaşlarından. Rabia’ya sözünü geçirebilen, çıkışabilen yegane kişilerden biri.  Neşeli, taklit yeteneği olan bir oyuncu. Dindar değil, zaman zaman içki içiyor; Ramazan’da oruç tutmuyor ve namaz kılmıyor; Vehbi Dede’ye ve dindarlara saygılı.

26

27  İmam’ın kızı Emine ile Tevfik çocukluktan beri birbirlerine aşıktırlar. Emine sonunda Tevfik’e kaçar ve İmam Emine’yi evlatlıktan reddeder. Fakat bir süre sonra araları bozulur. Emine bir gece Tevfik’i arkadaşlarına kendi taklidini yaptığını görünce terk eder.. Tevfik bir süre sonra yaptığına pişman olur ve Emine’nin kapısında dolanmaya, derdini mahalleli kadınlara anlatmaya başlar. Mahalleli Tevfik’i komisere şikayet eder. Şikayet padişaha kadar gider. Tevfik Gelibolu’ya sürülür.  Emine hamiledir. Tevfik ve Emine’nin bir kızları olur. Adını Rabia koyarlar. İmam ve Emine Rabia’nın sesinin çok güzel olduğunu fark eder. İmam, torununu hafız yapmaya karar verir. Rabia’nın ünü çabuk yayılır. Zaptiye Nazırı Selim Paşa’nın karısı Sabiha Hanım Rabia’yı dinlemek ister ve kandilde Kuran okuması için çağırır.

28  Selim Paşa, Sabiha Hanım’dan kendisi gibi bir erkek evlat ister. Oğlu Hilmi ise çelimsiz, peltek bir oğlandır. Ayrıca Hilmi ileride babasının hiç tasvip etmediği bir şekilde Jön Türkler’e katılır. Sabiha Hanım başka çocuk doğurmayınca Paşa da gizlice bir buğday tüccarının kızıyla evlenir. Fakat ikinci karısı da Hilmi’den daha çelimsiz bir kız doğuruken ölür. Selim Paşa daha bu durumu karısıa anlatamadan Sabiha Hanım her şeyi bildiğini söyler. Selim Paşa’nın anasız kalan kızını da yanına alıp büyütmeyi teklif eder.

29  Sabiha Hanım, Rabia’nın eğitiminin kendi konaklarında devam etmesini ister. İmam da bu teklifi kabul eder. Bir gün Rabia, Selim Paşa’nın uşağı Şevket Ağa’yla İmam’ın evine dönerken, Tevfik’in evinde ışık görür. Rabia babasının döndüğünü anlar. Öğleden sonraları konak yerine Tevfik’in evine gitmeye başlar. Bu durum fark edilince Emine konağa gider. Selim Paşa, İmam ve Emine’ye çocuğun seçme hakkı olduğunu söyler. Rabia Tevfik’le yaşamayı tercih eder. İmam tüm kazancını Rabia’dan elde ettiği için bu durumu kabul etmez. Tevfik, İmam’a Rabia’nın tüm gelirini vermeyi teklif eder. İmam bu durumda Rabia’nın gitmesini kabul eder. Aylar sonra mahalle kadınları Tevfik’e Emine’nin kötü durumda olduğunu, Emine ile Rabia’yı barıştırmak gerektiğini anlatırlar. Tevfik, Rabia’yı Emine’ye gönderir. Bunu zaten istemeyen Rabia, Emine’nin evinde hiç iyi karşılanmaz. Emine onu istemediğini söyler ve evinden kovar. Bu Rabia ile annesinin son görüşmesi olur.

30  Selim Paşa’nın bahçıvanının yeğeni Bilal, Manastır’dan İstanbul’a gelir. Bir gün Sinekli Bakkal’dan geçerken Rabia’yı görür. Onunla tanışmak ister. Fakat Rabia ona pek iyi davranmaz ama sonra araları düzelir.  Tevfik haftada üç gün mahalle kıraathanesinde Karagöz oynatmaya başlamıştır. Bu arada Rabia büyümüş, güzel, genç bir kız olmuştur. Etrafındakiler de bunun farkındadırlar. Rabia ile Bilal yakınlaşmaya başlar. Bilal hep gelecekte nasıl büyük ve zengin bir insan olacağından bahsetmektedir. En büyük hayali ise Selim Paşa gibi bir zorba olmaktır. Rabia bu durumu öğrenince Bilal’e küser. Bilal de Rabia’nın kendisini kıskanması için Selim Paşa’nın kızı Mihri’yle evlenmeye karar verir. Fakat amacına ulaşamayacaktır.  Tevfik hastalanmıştır. Bu sırada Rabia hutbe okumaya gitmediği için İmam’a para gitmez. Emine yoksulluk içinde ölür.

31  Tevfik ortaoyunlarındaki Mirasyedi karakterini değiştirmiş, gizliden gizliye onun yerine Dahiliye Nazırı Zati Bey’i oynatmaktadır. Zati Bey bu durumu bir şekilde duyar ve Tevfik’i konağına çağırıp uyarır. Bu arada Selim Paşa padişahın gözünde gittikçe düşmekte Zati Bey ise gittikçe yükselmektedir. Padişah, Selim Paşa’ya Hilmi ve arkadaşlarını araştırması vazifesini verir. Hilmi Beyrut’a gider. Selim Paşa Hilmi’nin peşine adam gönderir. Beyrut’tan gelen haberler olumsuz değildir. Hilmi’nin hiçbir yabancı evrak almadığı ve hiçbir olaya karışmadığı haberi gelir.  Bir gece Tevfik kadın kılığında Fransız Postane’sine gider. Çıkışta yakalanır ve Selim Paşa’nın karşısına çıkarılır. Şam’a sürülecektir. Bu arada Hilmi de Şam Vali Muavinliğine atanır.  Peregrini’nin annesi ölür ve Peregrini ülkesine döner. Bir sene kadar sonra dönünce Rabia’ya evlenme teklifi eder. Müslümanlığı kabul eder. Yeni adı Osman olur.

32  Rabia ile Osman evlenir. Fakat evlilikleri bekledikleri kadar mutlu sürmez. Aksine Vehbi Dede’nin söylediği gibi kültürler arası fark ortaya çıkar. Mutsuzluk dışında kavgalar da başlar. Fakat ettikleri kavgalar hiçbir zaman uzun sürmez. Çünkü birbirlerini hala sevmektedirler.  Rabia hamiledir. Doktorlar, bebeğin sezeryanla alınması gerektiğini bunun az da olsa tehlikeli olduğunu söylerler. Osman bebeği aldırmak ister. Rabia’yı kaybetmek istemiyordur. Rabia ise bebeğini doğurmak istemektedir. Rabia doğumu sağ salim atlatır.  Bu arada 1908 ihtilali olmuş, padişah devrilmiştir. Tüm sürgünler evlerine geri dönerler. Bunların içinde Tevfik de vardır. Tevfik ve diğer sürgünler bir anda halkın kahramanı olmuşlardır. Torun sahibi olduğunu Tevfik damadından öğrenir. Gözlerinden iki yaş yanaklarına damlar.


" Sanatçı, Handan romanında kahramanlarının birbirlerine yazdıkları mektuplarla gelişen olayları anlatır. Eser mektuplarla oluşması bakımından önemlidir." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları