Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Bir paragrafta hakkında söz edilen şeye konu denir. Her şey (duygu, düşünce, olay...) paragrafın konusu olabilir. "Bu parçanın bütününde neden söz edilmektedir?"

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Bir paragrafta hakkında söz edilen şeye konu denir. Her şey (duygu, düşünce, olay...) paragrafın konusu olabilir. "Bu parçanın bütününde neden söz edilmektedir?""— Sunum transkripti:

1

2 Bir paragrafta hakkında söz edilen şeye konu denir. Her şey (duygu, düşünce, olay...) paragrafın konusu olabilir. "Bu parçanın bütününde neden söz edilmektedir?" sorusu o paragrafın konusunu verir.

3 ÖRNEK (ÖYS – 1995) Roman, insana gerçeklerin arkasındaki gizleri an¬latma olanağı veriyor. İnsan günlük yaşamının sı¬kıntıları içinde geriye dönüp baktığında, birçok şeyin zihninden silinip gittiğini görüyor ya da genel bir dağınıklığın içinde buluyor kendini. Yaşamın belirli bir anını yakalamakta güçlük çekiyor. Roman bu dağınıklığı derleyip toparlıyor, insanın kaybolmasını engelliyor. Ayrıca insanlar birbirlerine karşı açık olamıyorlar. Roman, insanların birbirlerinden gizlemek gereğini duydukları gerçekler, önce yazarın kendisine sonra da okura iletebiliyor. Bu parçanın bütününde neden söz edilmektedir? A) İnsan zihninin güçsüzlüğünden B) İnsan ilişkilerinin sınırlılığından C) Yaşamı anlamanın zorluğundan D) Romanlarda sırların anlatıldığından E) Romanların sağladığı yararlardan

4 ÖRNEK (ÖSS – 1998) Sanatın amacı, kişinin düşüncesini, duyarlığını ge¬liştirmek; ona, dünyaya ve insanlara insanca bak¬ma, sezme, kavrama gücü kazandırmaktır. Sanat ürünlerine ilgi duymayan, hayali işlemeyen, başka¬larının acılarına, dertlerine ortak olmayan bir bilim adamı, bir yargıç, bir yönetici düşünelim; ne yararı olur bunların toplumlarına, insanlığa? İnsanın, in¬san sevgisiyle yoğrulmadığı toplumlarda bütün yönleriyle ilkellik egemen olmaz mı? Yukarıdaki parça için en uygun başlık aşağıdakilerden hangisi olabilir? A)Sanat ve Düş Gücü B) Sanat ve İnsan C) Sanat ve Yaratıcılık D) Sanatın Gelişimi E) Sanatın Doğuşu

5 ÖRNEK (ÖYS-1994) İslamiyet'in kabulünden önce Türklerin, başka hiç¬bir toplumun etkisinde kalmamış bir dilleri ve edebiyatları vardı. Her ilkel edebiyatta olduğu gibi bu edebiyatta da şiirle büyü birlikte yürümekte ve dinsel törenler, önemli bir yer tutmaktaydı. Bunun yanı sıra ozan, baksı, şaman gibi adlarla anılan şairlerde olağanüstü güçler bulunduğuna inanılırdı. Çoğu ortak ve sözlü ürünlerden oluşan bu edebiyatın en önemli bölümünü destanlar oluşturmaktaydı. Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisi¬dir? A)Türk dilinin en eski ürünleri B) Eski Türk şiirinin özellikleri C) Eski Türklerde edebiyat D) Edebiyat ve dinsel törenler E) Türk toplumunda şairlerin yeri

6 ÖRNEK (ÖSS-1994) Kemeraltı şimdi olduğu gibi o zamanlar da kentin canlı, hareketli merkezlerinden biriydi. Ancak bu¬günkü gibi değildi. Denizin hemen kıyıcığından başlardı. Küçük bir meydan... Ortasında süslü, narin yapısıyla saat kulesi... Yanı başında soyluluğunu çinilerinden alan minik cami... Gerisinde hükümet konağı... Ve sağına düşmüş Sarıkışla... Şimdi bunların çoğu yok. Saat kulesi ve cami, yerinden edilip başka bir yere taşınmış gibi. Bu parçada, Kemeraltı'yla ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A)Mimari özellikleri B) Eski görünümü C) Doğal güzellikleri D) Yapılarının bakımsızlığı E) Tarihsel değeri

7 Uzun bir yazının bir anlamda küçük bir örneği sayılabilecek paragraf, anlatılmak istenenleri belirli bir plana göre yansıtır. Uzun bir yazıda olduğu gibi, bütün unsurları bulunan bir paragrafta da giriş, gelişme, sonuç bölümleri bulunur. Şimdi bu bölümlerin özelliklerini ve bu konuda ÖSS'de çıkabilecek soru tiplerini inceleyelim.

8 Paragrafın ilk cümlesi olan giriş cümlesi, üzerinde söz söylemeye, açıklama yapmaya uygun ve genellikle konunun tanıtıldığı ya da yazarın sonraki cümlelerde örnekleyerek açıklayacağı kişisel kanısını vurguladığı cümledir. ÖRNEK (ÖSS – 1987) Aşağıdakilerden hangisi bir yazının ilk cümlesi olmaya en uygundur? A) Yeni öykücüler arasında Türkçeyi bütün güzelliği ile kullananlar var. B) Başka öykülerini de dergilerde okumuştum, ama bunu hepsinden güzel buldum. C) Bunda, tiplerin çok canlı, öykülerinin otobiyografik olmasının da etkisi var. D) Bir bakıma, bu son iki kitabı birer dil olayı olarak değerlendirilmelidir. E) Birçok yeni öykücünün, buna gereğinden fazla önem verdiğini gördük.

9 ÖRNEK SORU Aşağıdakilerden hangisi bir yazının ilk cümlesi olmaya en uygundur? A) Bugün birçok bakımdan bir çıkmaz içinde olan günümüz aydınının, edebiyatla tarihi yeniden uzlaştırmaya çalışmasının nedeni de budur. B) Yoksa hep beraber başladığımız bir yaşayış macerasında silik birer iz olarak kalacağız. C) Çünkü edebiyatçı, önce kendisini yaşatan ve sonsuza kadar yaşatacak olan insanları tanımalıdır. D) Bu güç, yaşadığımız topraklardan alınır ve yine o topraklar üzerinde harcanırsa parlayabilir. E) İnsanlık tarihi, ışık alan değil; ışık saçan varlıkların tarihidir.

10 ... Onlardan hep ağır, oturaklı kişiler olmaları istenmiştir. Sanki öyle davranınca saygın olunacakmış gibi! Bir çocuk, öğreniminin ancak ilk yıllarında gülebilir. Daha büyük sınıflarda hiç gülebilir mi? Adı hemen "sırıtık"a çıkar. İş yaşamında, müdür memura gülmez; memur vatandaşa gülmez. Neden bu asık yüzlülük? Nereden kaynaklanıyor bu gülme korkusu? Bu parçanın başına, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir? A) Kimileri, beğenilen insanların, az gülen insanlar arasından çıktığı görüşünü benimser. B) Büyükler, küçükleri eleştirip onlardan kendileri gibi düşünmelerini beklerler. C) Çok gülenlerin, kimi zaman çevresindekileri rahatsız edebileceklerini düşünmeleri gerekir. D) İnsanlarımızın gülmeye yatkınlığı vardır; ama buna sürekli engel olunmuştur. E) Toplumumuzda, genellikle, ağırbaşlı kişiler öne çıkmıştır.

11 ... Hiçbir zaman çevresinde olup bitenlere kayıtsız kalamaz; ama bu, şairin, gününün tarihçisi olduğu anlamına gelmez. Şair güllerle ilgili bir şiir yazar, biz ondan birtakım olayların olup bittiğini anlarız. Yani şairin politikayı doğrudan etkilemek, yansıtmak gibi bir görevi yoktur. Bu parçanın başına, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir? A) Yaşanmış olayları olduğu gibi yansıtma, şairin temel görevidir. B) Şair, çevresine yeni duygular, yeni düşünceler aşılayan kişidir. C) Yaşanan her olay, şiirde kendine belli bir yer bulabilir. D) Şair toplumsal yaşamın içinde, toplumsal sorunlarla iç içedir. E) Şair gerçeklere sırt çeviren bir duygu adamıdır.

12 Paragrafın giriş ve sonuç cümlelerinin dışında kalan, ele alınan konunun genişletilip açıklandığı, örneklendiği cümlelerdir. ÖRNEK (ÖSS – 2001) Yazın değeri taşıyan bir roman, bir öykü, bir oyun, yaşam çevremizi genişletir; içinde bulunduğumuz gerçek dünyanın dışına çıkarır bizi.... Tam tersine gerçekleri değişik bir gözle görmemizi, olaylara farklı açılardan bakmamızı sağlar. Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? A) Bu, elbette, bir kaçış ya da kendi gerçeklerimizden kopuş değildir. B) İç gerilimlerimizden, sıkıntı ve bunalımlarımızdan büyük ölçüde kurtarır. C) Okuma, insanı her türlü tutkudan kurtararak özgürleştirir. D) Okuyan bir kişi, bütün bilgi eksikliklerini giderebilir. E) Okunan her kitap, iç zenginliğini artırır, duyguları harekete geçirir.

13 Yaşamı değiştirmek, sanatın sürekli yönelimidir. Dünyanın, Van Gogh'un deyişiyle "tamamlanmamış bir taslak" olduğu görüşü olmasaydı sanattan da geriye pek bir şey kalmazdı. Sanat, kesinlikle salt iç dünyaya yönelik, olup bitenleri öylece kabullenen ya da kendini edilgen bir tutumla onların akışına bırakan bir tutumun ürünü değildir. Tersine... amaçlayan bir davranışın sonucudur. Düşüncenin akışına göre bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur? A) geçmişteki güzelliklere dönmeyi B) kişinin iç dünyasını çözümlemeyi C) yaşamla ölüm arasındaki benzerlikleri okura sunmayı D) kişinin eksikliklerini, gözler önüne getirmeyi E) var olanı sorgulamayı, değiştirmeyi

14 Paragrafta iletilmek istenenlerin açıklanıp geliştirildik­ten sonra sonuca bağlandığı cümledir. Ana düşüncenin de verilebileceği sonuç cümlesinde özetleyici ve sonuç bildirici sözcükler (bu nedenle, özetle, demek ki, sonuç olarak vb.) bulunabilir

15 ÖRNEK (ÖSS – 2002) O, okurlarını bilgilendirmekle birlikte onları kendi düşüncelerine göre yönlendirmekten kaçınan bir eleştirmendir. Ele aldığı kitabın niteliklerini sıralar; fakat onunla ilgili öznel yorumlardan kaçınır. Daha doğrusu, yapıtla ilgili kesin bir yargıya varmayı okuruna bırakır. Bu tutum.... Bu parçanın son cümlesi, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanabilir? A) bilinçli bir okur kitlesinin oluşmasını sağlar. B) onun, bilgilerine güvenmediğini gösterir. C) yazarın, geniş okur kitlelerince anlaşılmamasına neden olur. D) okurun, okuma zevkini köreltir. E) onun, kişiliğine olan saygıyı azaltır.

16 ÖRNEK (ÖSS – 1999) Hiç ummadığımız bir şiir, günü gelince bizim için söylenmiş izlenimini verir. Çünkü şiir eskimez, durur bir yerde, okurunu bekler. Bekler ve bir gün bulur onu. Dahası, en kötü, en sığ, en basit bir şiirden bile bir gün başka bir anlam, başka bir güzellik fışkırabilir. Bu nedenle,... Düşüncenin akışına göre bu parçanın son cümlesi aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanabilir? A) iyi şiir her okuyucuda aynı duyguları, aynı çağrışımları uyandırabilmelidir. B) pek çok şiir kitabı ancak şairlerinin ölümünden sonra değer kazanmıştır. C) sanat değeri taşıyan şiirler eskimiş olanlardır. D) eleştirmenler, okuyacakları şiir kitabını seçmede okurlara yol göstermelidirler. E) şiir değerlendirmelerinde olumsuz ve kesin yargılardan olabildiğince kaçınmak gerekir.

17 ÖRNEK (ÖSS – 1998) (I) Doğanın korunması, bizim için önemli bir nokta olmanın da ötesinde temel hedeftir. (II) Bu nedenle konutlar, kenttekine benzer bir dokuda değil, tamamen çevredeki ormanla uyum sağlayacak biçimde yapıldı. (III) Bir başka konu da bitkilendirme. (IV) Son zamanlarda bitkiyle haşır neşir olma eğilimi yaygınlaştı; elbette bu durum, biz çevre tasarımcılarını sevindiriyor. (V) Ancak yabancı kökenli bitkiler yerine kestane, erguvan, kızılağaç, fıstık çamı tercih edilmeli; böyle bir tercih yörenin ruhuna da uygun olur. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisin¬de parçanın ana düşüncesi belirtilmiştir? A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V. Bir yazar, hangi konudan söz ederse etsin, mutlaka okuyuculara bir düşünceyi iletmek, bir mesaj vermek ister, yazan, paragrafı yazmaya yönelten, bir paragrafın yazılma nedenini oluşturan, okuyucuya iletilmek istenen temel düşünceye ana düşünce denir.

18 ( I) Kişi, karşısında duran bir ağaca baktı mı, yanındakilerin de onu kendisi gibi gördüğünü sanır. (II) Oysa iş, hiç de öyle değildir. (III) Çünkü her kişi, baktığı nesne ya da varlıkta farklı şeyler görür, farklı şeyler algılar. (IV) Aynı doğa parçası karşısında ressamların yaptığı resimlerde hiçbir benzerlik bulunmaması bundandır. (V) Bu, aynı konuyu, aynı temayı işleyen iki romancı, iki şair için de böyledir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen düşünce, numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilmektedir? A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

19 ÖRNEK (ÖSS – 1996) (I) Türk ulusu Batı'ya hiç benzemeyen bir topluluk­tur. (II) Anadolu insanının tarihi, Batılıların tarihleri­nin geçtiği aşamalardan geçmemiştir. (III) Bu ne­denle insanlarımızın olaylar karşısındaki davranış­ları, iç dünyalarını açığa vuruşları Batı insanınınkine hiç benzemez. (IV) Bu açıdan bakılırsa, Türk roma­nının, gerek öz gerek biçim bakımından Batı roma­nından farklı özellikler taşıması kaçınılmazdır. (V) Bu gerçeğin, eleştirmenlerce göz ardı edilmemesi gerekir. Bu parçada anlatılmak isteneni içeren en genel yargı, numaralanmış cümlelerden hangisidir? A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

20 ÖRNEK (ÖSS – 2002) Romanda, uzun süre yurdundan ayrı kalmış iki kişinin geri dönüşü anlatılır. İkisi de geri döndüklerinde vatanlarına yabancılaşmıştır. Çocukluklarına, gençliklerine ait anılar, zaman içinde belleklerinde korunmadığı için yok olmuştur. Tekrar kavuşulan resimler günlükler, evler, sokaklar da anlamlarını çoktan yitirmiştir. Çünkü, bambaşka bir yerde yaşam sürerken, anıları çağrıştıran mekânlardan uzakta bellek beslenmez, dolayısıyla boşalır. Belleği canlı tutan, karşılıklı ilişkilerle bu anıların tazelenmesidir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Geçmişte yaşananların canlı kalması, onların aynı ortamda anımsanmasına, paylaşılmasına bağlıdır. B) Memleketinden yıllarca ayrı kalmış kişiler, geri geldiklerinde çevrelerine uymakta sıkıntı çekerler. C) Koşullar değiştikçe eski izlenimlerin yerini yenileri alır. D) Olayların insanlar üzerinde yaratacağı etki ortamdan ortama değişir. E) Üzerinden zaman geçtikçe eski yaşantılar unutulur.

21 ) ÖRNEK (ÖSS-1998) Kasım gelince tatil yapılan yöreler boşalır. Giden gider, kalanların başı dinçtir. Yaz günlerinin o şen şakrak havası, yerini dingin güzelliklere bırakır. Güneş hâlâ bedenleri ısıtır. Büyük kentlerin gürültüsünden kaçıp bu kıyılara yerleşen insanların en sevdiği zamandır kış ayları. Böyle bir günde bisikletinizi tahta iskelenin başına bırakıp oltanızı denize sallandırabilirsiniz. Balık çıkmasa bile baş başa kaldığınız doğanın sessiz müziği ruhunuzu dinlendir­meye yeter. Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Tatil yörelerinin yazın daha kalabalıklaştığı B) Kışın balık avlamanın insana ayrı bir tat verdiği C) İnsanların dinlenmek için kıyı kentlerini seçtiği D) Her mevsimin kendine göre güzelliklerinin oldu­ğu E) Tatil yörelerinin kışın daha dinlendirici olduğu

22 PARAGRAFTA YARDIMCI DÜŞÜNCELER Ana düşünceyi açıklayıcı, destekleyici nitelik taşıyan yargılara yardımcı düşünce denir. Bir ana düşüncenin/konunun daha iyi anlaşılması için paragrafın özellikle gelişme bölümünde kullanılan karşılaştırmalar, örneklemeler, tanık göstermeler vb. yardımcı düşünceleri taşıyan yargılardır. ÖSS'de çıkan yardımcı düşünceyle ilgili sorularda genellikle bir yazar, eser ya da durumla ilgili çeşitli bilgiler verilmekte, olumsuz ifadeler (Hangisi çıkarılamaz, hangisine değinilmemiştir)kullanılmaktadır.

23 ÖRNEK (ÖSS – 2002) Tarihçilere göre, günümüzden binlerce yıl önce Anadolu'da, Çatalhöyük'te insanlık tarihinin en eski uygarlıklarından biri yaratılmıştır. Bu uygarlığı yaratanlar, tarihin ilk çiftçileri sayılmaktadır. Bu insanlar, tarımla uğraşmayı, evcilleştirdikleri hayvanlarla, yetiştirdikleri bitkilerle beslenmeyi öğrendiler. Bu¬günkü aile ve kent düzenini dünyada ilk kez onlar kurdular. Daha sonra Kibele ve Artemis adlarını alacak olan ana tanrıça ve bereket tanrıçasına tapınma ilk kez burada ortaya çıktı. Tarihte ilk kez, evlerini sanat eseri sayılacak güzellikte duvar resimleriyle, kabartmalarla onlar süslediler. Bu parçaya göre, Çatalhöyük'teki uygarlığı yaratanlar için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? A) Kimi dinsel inançlara öncülük etmişlerdir. B) Toprağı işlemede, kendilerinden sonraki topluluklara örnek olmuşlardır. C) Toplumsal yaşamın gerektirdiği kurumları oluşturmuşlardır. D) Anadolu tarihi onlarla başlamıştır. E) Ev içi düzenlemelere estetik boyutlar katmışlardır.

24 Evimin penceresini tümüyle kapatan kiraz ağacı, önceki sabah birden duvağını takıp pencereden içeri uzandı. Ak çiçekleriyle el öpmeye geldi sanki. Nedendir bilmem, her yıl içimde bahar sevinçleri tutuşturan kiraz ağacı, bu yıl beni yalnızca kederlendiriyor, yalnızca hüzün veriyor bana. Duvak takmış kiraz ağacına gülümsemek nedense bir türlü gelmiyor içimden. Bu parçadan, kiraz ağacıyla ilgili olarak nasıl bir sonuç çıkarılabilir? A) Bu yıl daha erken, daha çok çiçek açmıştır. B) Duyguları etkileme gücü azalmıştır. C) Çiçeklerindeki renk zenginliği şaşırtıcıdır. D) Evin dış dünyayla bağlantısını engellemektedir. E) Olumsuz çağrışımlar uyandırmaktadır.

25 PARAGRAFTA KİŞİLİK - DURUM TAHLİLİ ÖSS'de çıkan bazı paragraf sorularında kişilerin ruhsal durumlarına ya da edebiyat, sanatla ilgili görüşlerine yer verilmekte ve bu durumları ifade eden sözcükler sorulmaktadır.

26 Akşam yemeğinde sessizlik vardı. Büyükler, yemek yer gibi görünüyorlardı; ama pek bir şey yedikleri yoktu. Biz çocuklara, bir an önce yemeğimizi bitirip masadan kalkmamız söylendi. O günden sonra yaşamımız değişmişti. Babaannemin eğlenceli tekerlemeler söylediği, annemin zarafet ve güzellikle renklendirdiği, lezzetli yemeklerin sohbet ve kahkaha ile yendiği o akşamlar nerede kalmıştı? Bu parçada anlatılan aile üyelerinin içinde bu­lunduğu durum, aşağıdakilerden hangisiyle ni­telendirilebilir? A) içekapanık – gururlu B) kırgın – görgülü C) tedirgin – sıkıntılı D) huysuz – kaderci E) saygılı – utangaç


"Bir paragrafta hakkında söz edilen şeye konu denir. Her şey (duygu, düşünce, olay...) paragrafın konusu olabilir. "Bu parçanın bütününde neden söz edilmektedir?"" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları