Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

11.01.20151 ÖZEL EĞİTİME İHTİYACI OLAN ÇOCUKLAR VE ÖZELLİKLERİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "11.01.20151 ÖZEL EĞİTİME İHTİYACI OLAN ÇOCUKLAR VE ÖZELLİKLERİ."— Sunum transkripti:

1 ÖZEL EĞİTİME İHTİYACI OLAN ÇOCUKLAR VE ÖZELLİKLERİ

2 Kimler özel eğitime ihtiyaç duyar?

3 ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ Özel öğrenme güçlüğü duygusal ve bilişsel zekası normal yada normal üstü olan herhangi bir nörolojik, fiziksel ve kültürel özrü olmayan bireylerde, okuma yazma, matematik kendini ifade etme, düşünme, zaman ve mekanda yönelme alanlarından biri yada birkaçında yetersizliğe yol açan bir bozukluktur. Dinleme, konuşma, okuma, yazma akıl yürütme ve matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren heterojen bir bozukluktur. Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların genellikle okul başarıları düşüktür.

4 Okuma yazmayı kolay öğrenemedikleri için aile ve öğretmen çocuğun zekasından kuşku duyar. Öğrenme güçlüğü gelişimsel bir sorundur ve yaşam boyu sürer. Bireyin dil gelişimini, dinleme, düşünme, okuma, yazma ve matematik becerilerini yoğunlukla etkileyen bir sorun olduğu için, bireyin eğitimini, sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelerini ve benlik saygısını etkiler. Özel öğrenme güçlüğü olan çocukları, farklı öğrenen çocuklar olarak görmek ve güçlük çektikleri alanlara göre eğitim verildiğinde öğrenebileceklerini unutmamak gerekir.

5 BELİRTİLERİ Bir çok alanda zeki görünmesine karşın okul başarısı düşüktür. Başarı durumu günden güne hatta saatten saate değişiklik gösterir. Bazı ders/alanlarda başarısı normal hatta normalin üstünde iken,bazı ders/alanlarda düşüktür. Okuması yaşıtları seviyesinin altındadır. Okumayı sevmez.

6 Yaşıtlarından daha yavaş okur. Bazı harflerin seslerini öğrenemez[harfin şekli ile sesini birleştiremez] Sessiz yada sesli okurken kelimeleri parmağıyla izler. Sınıf düzeyinde bir parça okurken satır,kelime yada harf atlar yada tekrar okur. Okurken anlamı bozacak kelimeleri parçadakilerin yerine koyar.[ne zaman yerine,nerede gibi]

7 Kelimeleri hecelerken yada harflerine ayırırken zorlanır. Sınıf düzeyinde bir parçayı okuduğunda anlamakta zorlanır[eğer başka birisi okursa daha iyi anlar.] Okurken bazı harf yada sayıları karıştırır,ters okur[b-d,b-p,6-9 vb.) Gördüğü şeyleri aklında tutmakta zorlanır.(görsel belleği zayıftır.) Nesnelerin boyutlarını,şekillerini,uzaklıklarını kavrayamaz(uzaklık,derinlik,boyut algısı zayıftır.)

8 Eşyaları,resimleri,şekilleri eşleştirmekte güçlük çeker,belirli bir şeklin benzerini bulmakta zorlanır. Bazı harf,sayı ve kelimeleri yanlış duyar,karıştırır(m-n,f-v,b-m,kaş- koş,soba-sopa,bavul-davul gibi) Sözle verilen yönergeleri anlamakta güçlük çeker(ne söylediğini anlamaz) Söyleneni dinliyormuş gibi görünür(başkaları söyleneni yapmaya başladığı halde o yönergelerin tekrarlanmasını ister) Birkaç şey birden söylendiğinde en az birini unutur[işitsel belleği zayıftır)

9 Aynı zamanda işittiği 2-3 sesten birini duymaz(müzik dinlerken telefon sesini,kendisine seslenildiğini duymaz) Yaşıtlarına oranla el yazısı okunaksız ve çirkindir. Yazı yazmayı sevmez. Sınıf düzeyine göre yazı yazması yavaştır. Yazarken bazı harf ve sayıları ters yazar,karıştırır(b-p,m-n,ı-i,2-5,d-t,g-ğ,g- y,gibi) Yazarken bazı harfleri atlar yada harf ekler. Sınıf düzeyine göre yazılı imla ve noktalama hataları yapar(küçük harf-büyük harf,noktalama hataları). Yazarken sayfayı düzenli kullanamaz(gereksiz satır atlar,boşluk bırakır,sayfanın belirli bir kısmını kullanamaz.). Yaşıtlarına oranla çizgileri kötü,dalgalıdır. Yaşıtlarına oranla insan resmi çizimleri kötüdür.

10 Aritmetikte zorlanır(dört işlemi yaparken yavaştır,parmak sayar,yanlış yapar.) Sınıf düzeyine göre çarpım tablosu öğrenmede yaşıtları seviyesinin altındadır. Bazı aritmetik sembolleri öğrenmekte zorlanır,karıştırır(+,*,-) Ev ödevlerini almaz,eksik kalır. Ev ödevlerini yaparken yavaş ve verimsizdir. Ders çalışırken sık sık ara verir,çabuk sıkılır. Ders çalışmayı sevmez. Ödevlerini yalnız başına yapmaz. Odası,çantası ve eşyaları,giysileri dağınıktır. Defter,kitaplarını kötü kullanır,yırtar. Defter,kalem ve diğer araçlarını kaybeder.

11 Zamanını ayarlamakta zorluk çeker(bir işi yaparken ne kadar zaman geçirdiğini tahmin edemez). Üzerine aldığı işleri düzenlemekte zorluk çeker,nereden başlayacağını bilemez. Sağ-sol karıştırır. Yönünü bulmakta zorlanır[doğu-batı,kuzey- güney,kavramlarını karıştırır). Burada,şurada,orada gibi işaret sözcüklerini karıştırır. Alt-üst,ön arka gibi kavramları karıştırır. Zaman kavramlarını karıştırır.(dün-bugün,önce- sonra gibi). Yıl,ay,gün,mevsim kavramlarını karıştırır(hangi mevsimdeyiz denilince ocak diye cevap verir). Saati öğrenmekte zorlanır. Gözü kapalı iken avucuna çizilen sayı,harfi anlayamaz.

12 Gözü kapalı iken hangi parmağına dokunulduğunu anlayamaz. Dinlediği,okuduğu bir öyküyü anlatması istendiğinde öykünün başını sonunu karıştırır. Haftanın günlerini yada ayları sırayla sayabilir ama karışık sorulduğunda bir sonrakini bilemez. Okulda öğrendiklerini yada çalıştıklarını çabuk unutur. Duygu ve düşüncelerini sözel olarak ifade etmekte zorlanır.

13 Serbest konuşurken düzgün cümleler kuramaz. Kalabalıkta konuşurken heyecanlanır,takılır,şaşırır. Bazı harflerin seslerini doğru olarak telaffuz edemez,(r,ş,j gibi harfleri söyleyemez,yanlış söyler). Konuşması yabancılar tarafından zor anlaşılır. Top yakalama,ip atlama gibi işlerde yaşıtları seviyesinin altındadır. Sakardır,düşer,yaralanır,istemeden bir şeyler kırar.

14 Çatal,kaşık kullanmakta zorlanır. Ayakkabı,kravat bağlamayı beceremez. El becerilerine dayalı işlerde zorluk çeker(düğme ilikleme,makas kullanma,boncuk dizme gibi). Düşünmeden aniden aklına eseni yapar. İstedikleri yapılmadığında aşırı tepki gösterir,öfkelenir.

15 Eleştirildiğinde aşırı tepki gösterir,öfkelenir yada dikkate almaz(eleştiriye toleransı azdır). Daha çok yalnız olmayı tercih eder,fazla arkadaşı yoktur. Arkadaş ilişkileri iyi değildir. Yaşıtları yerine daha çok yetişkinlerle yada kendinden küçüklerle birlikte olmaktan keyif alır. Hayal kurar,dalgındır,sınıfta uyur.

16 Yaşıtlarına oranla sınıf yada okul kurallarına uymakta zorluk çeker. Değişikliklere zor uyum sağlar. Duygu durumu çok sık değişir.(neşeli iken aniden öfkelenebilir). Kendisine güveni azdır. Gergin yada huzursuzdur(dudaklarını ısırır,sık tuvalete gider,saçıyla oynar). Kendisini fiziksel olarak beğenmez. Hızlı hareket eder,hızlı konuşur.

17 Aşırı hareketlidir.(eli ayağı oynar,kıpırdanır,mırıldanır). Uzun süre yerinde duramaz. Yoğun görsel dikkat gerektiren işlerden kaçınır. Dikkatini ayrıntılara veremez,dikkatsizce hatalar yapar. Dikkati kolayca dağılır(başkasının sesinden,hareketinden dahi dikkati dağılır). İşlerini bitirmede yavaştır,oyalanır,nadiren başladığı işi bitirir. Başarılı olamadığı zaman çok çabuk vazgeçer. Okulla ilgili yada başka faaliyetlere katılmak istemez Okulda hevessizdir.Çok az çaba gösterir.

18 NEDENLERİ Özel öğrenme güçlüğünün nedenleri tam olarak bilinememekle birlikte araştırmalarla desteklenen bazı nedenler söylenebilir. 1. Doğum Öncesi Nedenler Annenin yetersiz beslenmesi Annenin alkol yada ilaç kullanması Annenin geçirdiği kızamıkçık, suçiçeği gibi hastalıklar ve enfeksiyonlar Kan uyuşmazlığı 2. Doğum Sırasındaki Nedenler uzun ve zor doğum Plesenta ve göbek kordonu anomalileri Doğum aletlerinin yol açtığı yaralamalar Doğum sırasında kullanılan ilaçlar Doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması

19 Doğum Sonrası Nedenler Doğumdan sonra nefes alana kadar geçen sürenin uzunluğu Küçük yaşta geçirilen ateşli hastalıklar Beyin hasarı oluşturan kazalar, çarpmalar ve tümör 4. Genetik Yatkınlık Ailede öğrenme bozukluğu olan başka kişilerin olması Kardeşlerde, özellikle de ikizlerde özel öğrenme güçlüğü olma olasılığı yüksektir.tek yumurta ikizlerinde bu olasılık daha da yüksektir. 5. Beyindeki Yapısal İşlev Farklılıkları Beynin her iki yanında bulunan işitsel algılama bölgesinin diğer kişilerin tersine her iki yanda da eşit yada sağda daha büyük olması. Okuma sırasında dil ve görsel algılamayla ilgili alanlarda daha az aktivasyon ve daha az kanlanma olması

20 ÖĞRETMENE ÖNERİLER Özel öğrenme güçlüğünün tedavisi eğitimdir. Çocuk normal eğitime devam ederken bireysel yada grup halinde özel eğitime alınır. Ancak normal eğitiminde de öğretmenin bu çocukların özelliklerine dikkat ederek onlara uygun eğitimi ve desteği vermesi gerekmektedir. Çocuğa karşı anlayışlı ve sabırlı davranın.Bu durumun beynindeki yapısal ve işlevsel bir sorundan kaynaklandığını,çocuğun zeka düzeyinin düşük olmadığını unutmayın.

21 Öğrencinin kuvvetli ve zayıf yönleri ile yapabildikleri ve yapamadıklarını tanıyın.Öğrenciye özgü bir programla öğretimi gerçekleştirin. Öğrencinin normal eğitimin yanı sıra bireysel ve/veya grup eğitimi alması gerekmektedir.Öğrencinin özel eğitimden yararlanmasını sağlayın.Çalışmalarınızı verilen özel eğitime paralel yürütün,bu eğitimi veren uzmanlarla işbirliğine girin. Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar normal sınıflarında kaynaştırma uygulamasıyla Bireysel Eğitim Programı (BEP)düzenlenerek eğitim-öğretim görmelidirler.

22 Öğrencilerin sınıf içinde kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacak güvenli bir ortam yaratılmalı,diğer öğrencilerin de bu çocuğa karşı anlayışlı olmaları ve farklılığına saygı göstermeleri öğretilmelidir. Öğrencinin yapabildikleri ile yapma çabaları ve girişimleri desteklenmeli, takdir ve teşvik edilmelidir.

23 Öğrencinin ailesi ile sürekli iletişim ve işbirliği içinde olarak okulda yapılan çalışmaların evde aile tarafından da desteklenmesini sağlayın. Öğrencilerinizin gelişim dönemi özelliklerini iyi bilin. Sınıf içinde öğrencinin kendine güvenini kazanmasını sağlayıcı çalışmalar yapın, ödüllendirin. Okul içinde bir sosyal faaliyete yönlendirerek başarı duygusunu tattırın.

24 Yaramaz, tembel, dikkatsiz, aptal gibi olumsuz etiketlemelerden kaçının. Ön sıralarda oturtun ve derse katılımını sağlayın. Sınıfta öğrenme etkinliklerine katılmalarını sağlayıcı sorumluluklar verin. Başaramayacağı ödevler ve sorumluluklar vermekten kaçının. Yönergelerinizin basit, kısa ve net olmasına özen gösterin. öğrenci bir yönergeyi yerine getirdikten sonra bir diğerini verin.

25 Öğrenmenin kalıcı olmasını sağlamak amacıyla birden çok duyuya hitap edecek şekilde eğitim verilmesine özen gösterin. Öğrenciyi diğer öğrenciler ile kıyaslamaktan kaçının. Okuma ve yazmada güçlük yaşadıklarından, tahtaya yazdığınız yazıların büyük ve düzgün olmasına dikkat edin. Tahtadakileri deftere geçirmesi için öğrenciye ek süre verin.

26 Öğrencinin hangi öğrenme kanalında zorluğu olduğunu, hangi öğrenme kanallarını daha iyi işlediğini bilin. Bu herhangi bir konuyu kavratırken hangi öğrenme metodlarını kullanacağınızı belirleyecektir. Bu çocuklara önemli sınavların sözlü olarak yapılması, yazılı yapılacaksa çoktan seçmeli test yapılması daha uygun olacaktır. Öğrenciye bilgi verilirken kısa aralıklarla bilgileri özetleyin.

27 Öğrencinin öğrendiği bilginin detaylarına odaklanmasını sağlayın. Ona ayrıntıları sorgulatacak ve öğrendiklerinin kalıcı olmasını sağlayacak sorular sorun. Okuma çalışmaları yapılırken okumaya başlamadan önce, okuma parçasını gözden geçirmesine izin verin, kısa ve kolay okuma parçalarından başlayın.

28 Çocuğa noktalama işaretlerine dikkat ederek okuma çalışmaları yaptırılabilir. Okurken konunun önemli yerlerinin altını renkli kalemlerle çizerek okuması yararlı olabilir. Harfleri ters yazıyorsa harflerin yazılı olduğu bir kart hazırlayın, kartlara bakarak doğru yazmasını ve sonradan hatalarını düzeltmesini sağlayın.

29 Geniş kapsamlı ödevleri yada görevleri küçük parçalara ayırarak yapmasını sağlayın. Yazma çalışmalarında cümleleri gruplara ayırarak, önce belli bir grubu yazarak sonradan hatalarını kontrol etmesini sağlayın. Okurken parmağıyla takip etmesine izin verin.

30 Çocuğa verdiğiniz ödevleri alıp almadığını ve sonra da yapıp yapmadığını kontrol edin. Çok zor ödevler vermekten kaçının. Zorlandığı konularla ilgili çocukla çalışın. Matematik işlemlerinde parmaklarını kullanmasına izin verin. Sınıf içinden bir arkadaşının ona çalışmasında yardımcı olmasını sağlayın. Ancak bu öğrenci sınıfın çalışkan bir öğrencisi olmaktan çok çocuğun güvendiği ve sevdiği biri olmalıdır. El yazısı için öğrenciyi cezalandırmayın, kullandığı herhangi bir yöntemi kabul edin. Grup oyunlarına katılımını yüreklendirin. Zorlandığı durumlarda hatırlatıcı ip uçları verin.

31 OTİZM Otizm;bireyin dış dünyadaki uyarıcıları algılamasını, aldığı uyarıcıları düzenleyip anlamlandırmasını etkileyen, yaşam boyu süren gelişimsel bir bozukluktur. Yunanca`da `autos` kelimesinden gelip `kendi` anlamına gelmektedir. Günümüzde dünya ile ilişkiyi kesmek anlamında kullanılmaktadır.

32 ÖZELLİKLERİ Otistik bireyleri tanımlayan pek çok davranış özellikleri vardır. Ancak genellikle hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü bir arada bulunmaz ve çoğu zaman hepsi aynı anda görülmez. Her kişi içinde 4-5 kişi tipik otistiktir. Tüm otistiklerin 1/1000`i üstün zekalıdır. Otizmin görülme sıklığı erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla 2-4 kat daha fazladır.

33 Otistikler diğer çocuklarla birlikte oyun oynamada, paylaşmada zorluk çekebilirler. Görme ve işitme konusunda sorun yaşıyorlarmış gibi davranabilirler. Farklı şeyleri öğrenmeye karşı direnç gösterebilirler. Gerçek korku ve tehlikeler karşısında duyarsız davranabilirler.

34 Beden dilini, jest ve mimikleri kullanamazlar aynı zamanda kullanılan vücut dilini anlayamazlar. Ses tonunu, hızını ve vurgusunu ayarlamakta sorun yaşayabilirler. Yaşamlarındaki rutinlerin değişmesine veya değiştirilmesine aşırı tepki gösterebilirler. Zamansız ve anlamsız gülmeleri ve ağlamaları olabilir. Dokunmaya karşı aşırı hassas olabilirler, kucaklandıklarında bile sarılmayabilirler. Göz kontağı kurup, devam ettiremezler. Boşluğa bakıyorlarmış gibi görünebilirler. Objelere karşı aşırı bağımlılık geliştirebilirler. Nesneleri çevirmekten ve döndürmekten zevk alabilirler. Bütünden çok parçalara, ayrıntılara takılırlar. Örneğin; bir arabanın bütünüyle değil sadece tekerleğiyle ilgilenebilirler. Dikkatlerini en iyi görme ile kullanırlar.

35 Parçaları birleştirmeleri, genelleme yapmaları, bilgiyi transfer etmeleri çok zordur. Somut düşünürler. Sahip olma duygusuna yeterince sahip olamadıklarından cömerttirler. Beklenmeyecek kadar becerileri ve yetersizlikleri olabilir. Belli bir ortamda öğrendiklerini başka bir ortam gerçekleştiremeyebilirler. Elleri çırpma, kafasını sağa sola sallama gibi Stero tip ( tekrarlı)hareketler görülebilir. Otizmli kişilerin yaptıkları tekrarlı hareketlerin, onların diğer insanların varlığını fark etmedikleri anlamına geldiği sanılmaktadır. Aynı zamanda stero tip hareketler sıklıkla zeka düzeyi düşük otistiklerde görülebilir.

36 İlgi duyup, takıldıkları bir şeyi sürekli tekrar etmek isterler. Hep aynı yemeği yemek isterler veya hep aynı oyuncakla oynamak isterler.resimlerinde bile hep aynı figürleri kullandıkları görülmektedir. Otistik çocukların ilgileri sınırlıdır. Var olan ilgi ve zevklerini de başkalarıyla paylaşmazlar. Örneğin; sevdiği bir oyuncağı anne yada babasına göstermezler. Otistik kişiler etrafındaki kişilerin dillerini, davranışlarını değerlendiremedikleri ve olaylara nasıl tepki vereceklerini bilemedikleri zaman paniğe kapılıp, hırçın davranışlar gösterebilirler.

37 Bazı otistik çocuklarda bazen geçici bir süreliğine bazen ise sürekli olabilecek şekilde parmak ucunda yürüme davranışı görülür. Bazı otistiklerde diş gıcırdatma (Bruksizm) görülebilir. Kendilerinden 3. kişi olarak söz ederler, başkalarından bahsediyorlarmış gibi isimlerini söyleyerek veya `sen` diye bahsederler.örneğin;Ali uyuyacak der. Otistik çocukların yaklaşık yarısında, konuşma anlamlı bir iletişim aracı olarak gelişmez, bu yüzden anlamaları konuşmalarına göre daha iyidir.

38 Bazı otistik çocuklarda ise konuşma hiç olmayabilir. Buna Mutizm denir. Bazen öğrendikleri bir sözcüğü bir daha hiç söylemeyebilirler veya hiç konuşmazken bir gün aniden çok karmaşık bir cümle söyleyebilirler. Bazı otistikler ağrıya, acıya, ısıya, soğuğa karşı daha dayanıklıdırlar. Bunun nedeni; otistiklerde `oproit sistem` denilen vücudun kendi morfin sisteminde görülen bir bozukluktan kaynaklandığı düşünülmektedir. Otistiklerde okuduğunu anlamadan okuma yetisi (Hiperleksi) görülebilir

39 Ekolali, söylenilenlerin tekrar edilmesi, görülebilir. Ayrıca bazı otistiklerde gecikmiş ekolali de görülmektedir. Böyle durumlarda otistik kişi aylar önce duyduğu bir cümleyi aynen tekrar edebilir. Bir yetişkinin eli yardımıyla ihtiyaçlarını anlatır. Parmakla değil el ile gösterirler. Otistiklerin çoğunda, beslenme, uyku gibi temel gereksinimler için gerekli olan davranışların yapılmasında sorun yaşanılır.

40 NEDENLERİ Bu bozukluğun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Doğum öncesi, doğum sırasında ve sonrasında oluşan tıbbi sorunlar önemli olabilmektedir. Başlıca nedeni genetik olmakla birlikte kimi araştırmacılara göre son dönemlerde otizmin görülme sıklığındaki artış, radyasyon, virüsler, çevre kirlenmesi, gıda alışkanlıkları ve hızlı teknolojik gelişim gibi çevresel faktörlere de bağlı olabileceğini düşünülmektedir.

41 Beyindeki bazı bölgelerin gelişimini tamamlayamaması, beyincikteki bir takım hücrelerin gelişmemesi veya görevlerini yerine getirmemesi gibi nedenler otizme sebep olabileceği düşünülmektedir. Beyindeki serotonin, dopamin ve endorfinler gibi bazı kimyasal maddelerin miktarlarındaki değişimlerde sebep olabilir. Otistik özellikleri olan çocuklarda, sinir hücreleri arasında kurulan bağlantılar, diğer çocuklara göre nicelik olarak daha az ve niteliksel olarak da ince, kırılgan ve sağlıksız özelliktedirler.

42 Bazı uzmanlar, otizmde hastalık yapan genin anne tarafından taşındığını, kız çocukların da bu geni taşıdığını ancak hastalığa yakalananların erkek çocuklar olduğunu düşünmektedirler. Genlerdeki yapısal bozukluk kuşaklar öncesinden geliyor olabildiği gibi gebelik sırasında kullanılan ilaçların, virüs ve radyasyon gibi etkenlerinde genlerin işleyişlerini bozdukları düşünülmektedir.

43 Kardeşi otistik olan bir çocuğun otistik olma olasılığı ortalama %5`tir. Tek yumurta ikizlerinden biri otistikse diğerinin otistik olma olasılığı ortalama %35-70 arasındadır.çift yumurta ikizlerinde ise bu oran düşmekte ve %0-23 arasında görülmektedir.Otizmin tek yumurta ikizlerinden, çift yumurta ikizlerine kıyasla daha sık görülmesi otizmin genetik bir hastalık olduğu tezini desteklemektedir. Ancak, otizm yalnız genetik faktörlerden kaynaklanan bir hastalık olsaydı, tek yumurta ikizlerinden biri otistikse diğerinin de daima otistik olması gerekirdi. Sonuç olarak sadece genetik değil bilinmeyen bazı faktörlerinde otizme neden olduğu araştırılmaktadır.

44 ÖNERİLER Otizm dendiğinde iletişimin olmamasından değil farklı bir iletişim tarzının olmasından bahsedilmelidir. Erken teşhisin otistik çocukların eğitiminde çok önemli bir yeri olduğundan aileler tanı ve tedavi için olabildiğince en erken zamanda bir uzmana başvurmalıdırlar. 2,5 yaş dönemi, otistik özelliklerin en belirginleştiği tanı için oldukça önemli bir dönem olduğu unutulmamalıdır. Otistik bireyin en çok ihtiyaç duyduğu aile desteği olduğundan, aile otizm hakkında bilgilenmeli, neler yapacağı konusunda uzmanlardan yardım almalıdır.

45 Otistik çocuğun eğitimindeki amaç;onlara iletişim becerilerini ve öz bakım becerilerini kazandırmaktır. Verilen eğitimde bunlar göz önünde bulundurulmalı ve aile ona göre davranmalıdır. Otizmli çocukların eğitimi evde de devam etmelidir. Eğitimin başarılı olması için ailenin eğitim sürecine katılımı çok etkin, sürekli ve bilinçli olmalıdır.Aynı zamanda yakın çevre de bu konu hakkında bilgilendirilmeli, nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilgi verilmelidir.

46 Anne ile çocuk arasında kurulan duygusal bağın kuvvetliliği, çocuğa verilen eğitimden sonuç alınmasını kolaylaştıracaktır. Aileler çocuğun içine kapanmasına izin vermemeleri ve uyaranları çocuğa düzenli ve ısrarlı bir şekilde sunmaya özen göstermelidirler. Eşyaları tanıtmak, onunla konuşmak ve güçlü bir duygusal bağ kurmak önemlidir.

47 Otistik bireye karşı güven vermek, her zaman dürüst ve tutarlı olmak gerekir. Yavaş yavaş tane tane konuşulması söylenilenleri anlaması adına daha uygundur. Konuşurken olumlu cümleler kurulmalı, çift anlamlı, soyut kelimelerden kaçınılmalıdır. Fikirler tam olarak ifade edilmeli ne yapmaması gerektiğinden ziyade ne yapması gerektiği söylenmelidir.

48 Otistik çocukların dikkatleri kolay bir şekilde dağıldığından, dikkati dağıtan unsurları belirleyip, gerekli çevre koşullarının düzenlenmesi sağlanmalıdır.Dikkat kontrolünün geliştirilmesi konuşma dilinin kazanılmasında çok önemli rol oynadığı da unutulmamalıdır. Yaptıkları iyi şeyleri fark edip ödüllendirmek gerekir. `hayır` `yapma` yada `yanlış` gibi sözcüklerden kaçınılmalıdır. Çünkü; bunlar açıklayıcı ve bilgi verici kelimeler değildirler. Kendilerine zarar verebilecekleri düşünülerek etrafta sivri uçlu, keskin ve sert nesnelerin bulunmamasına dikkat edilmelidir.

49 Yaşı büyüyen otistik kişilerde depresyon riski yetersizliklerinin farkına vardıklarından dolayı yüksektir. Bu dönemlerde kişiyi iyi hissettirecek davranışlar sergilemesine olanak sağlanmalıdır.Spor veya resim gibi farklı faaliyetler yapması için teşvik edilmelidir. Otistik bir çocuk için en uygun ortam sakin, telaşsız, kalabalıktan uzak, doğayla içi içe bir aile hayatıdır. Ailenin içinde bulundukları zor dönemden daha kolay çıkmaları için aile terapisi almaları ruh sağlıkları açısından uygun görülmektedir.

50 Otizmin pek çok belirtisinin zamanla hafifleyebilmesi, otistik çocukların, hele bir de uygun eğitim alabilirlerse, toplumsal uyum yetilerinin artmasıyla otistik çocuk, giderek ailenin daha uyumlu bir parçası haline gelir ve zaman zaman ortaya çıkan depresyon, saldırgan ve huzursuz davranışlar dışında yaşamın genel akışında ciddi bir sorun oluşturmaz. Her şeyden önce otistik bir çocuğun da bir birey olduğunu ve kendine özgü bir kişilik yapısına sahip olduğunu unutmamalıyız.

51 DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dikkat bilişsel bir süreçtir. Bir işe başlama, devam ettirme, sonlandırma, uyanık olma vs. süreçler söz konusudur. Dikkat süresi, dikkat yoğunluğu her yaşta farklıdır. Dikkat eksikliği, kişinin dikkat süresinin yaşından beklenenden az olmasıdır.

52 Kişi dikkatini belli bir süre devam ettirmede güçlük yaşar. Bir kişide DEHB var diyebilmemiz için belirtilerin 7 yaştan önce başlaması, belirli bir süre devam etmesi ( en az 6 ay) ve an az iki ortamda görülmesi gerekir. Diğer patolojik rahatsızlıklarla birlikte görülmez. Evrensel bir bozukluktur, yaşam boyu sürer.Çocuklar okula başladığında, onlardan beklentiler arttığı için genelde çocuk okula başladığında bu durum anlaşılmaktadır.

53 BELİRTİLER: DEHB`nun 3 temel belirtisi vardır. Bunlar; 1. Dikkat eksikliği 2. Aşırı hareketlilik 3. Dürtüsellik Dikkat Eksikliği: Dikkat eksikliğinde yaşanan durum bu kişilerin dikkat edememeleri ile ilgili değildir, sadece dikkatlerini bir noktaya odaklayamamaları ile ilgilidir. Aynı anda bir çok uyarana dikkat ettikleri için bir işle uğraşırken başka bir uyarıcı, dikkatinin dağılmasına neden olur.Daha çok,kalabalık, gürültülü ve uyaranın fazla olduğu ortamlarda dikkatlerini odaklamaları zor olur. Zihinsel işlevleri yerine getirmekte güçlük yaşarlar. Ev ödevlerini unuturlar. Eşyalarını kaybederler vs. ancak sakin ortamlarda yada ilgisini çeken bir konu olduğunda daha uzun süre odaklanabilirler, saatlerce bilgisayar başında oyun oynayabilirler. Televizyon seyredebilirler.

54 Aşırı Hareketlilik: Kişinin kendi yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketliliğidir. Örneğin; uzun süre yerinde oturamaz, sürekli hareket halindedir. Çok konuşur. Çok hareket eder.otururken dahi eli ayağı kıpır kıpırdır. Dürtüsellik:Kişinin kendisini kontrol etmesinde soru yaşamasıdır.Acelecidirler, soru bitmeden soruya cevap verirler, konuşurken sözün bitmesini beklemeden söze karışırlar, içlerinden geldiği gibi davranırlar.

55 DEHB yaşam boyu sürebilen bir bozukluktur. DEHB olan kişilerin ergenlikte de belirtileri devam eder. (yaklaşık %80`inde ) %30-65`i erişkinlikte bu tanıyı alırlar. Belirtiler aynı olmakla birlikte bu dönemlerde belirtilerin görülme biçimleri farklı olur. DEHB genetik bir durumdur ve çocuk doğduğu andan itibaren bir takım belirtiler göstermeye başlar ancak bebeklikte görülen bu belirtiler ( az uyuma, kolay ağlama, huzursuzluk) başka durumlara da bağlı olabileceğinden bu dönemde tanı konması mümkün değildir.

56 Çocuklar okula başlamadan önce de normal olarak hareketlidirler ve dikkat süreleri kısadır bu nedenle okul öncesi dönemde de tanı konulması zordur. Ancak çocuktaki dikkat eksikliği ve hareketlilik yaşıtlarına oranla önemli ölçüde farklılık gösteriyorsa o zaman bu tanı düşünülebilir.sıklıkla çocuklar ilkokul döneminde iken bu tanı konulur. Ergenlikte ise daha fazla akademik başarısızlık yaşarlar ancak dikkat süreleri daha fazladır.Yetişkin dönemde, arkadaş ilişkilerinde, evliliklerinde, iş hayatlarında sorunlar yaşayabilmektedirler.

57 Bu kişilerin de olumlu özellikleri söz konusudur. Ancak önemli olan bu özelliklerinin açığa çıkartılması, bunun için ortamların sağlanması, gerekli önlemlerin alınması gereklidir. Bu özellikler şunlardır. Yaratıcıdırlar ancak potansiyellerini ortaya koymakta zorluk yaşarlar. Enerjik, canlı ve keyiflidirler. Risk almaktan hoşlanırlar. Hayal güçleri gelişmiştir. Kolayca birilerine güven duyabilirler. Sıcakkanlı ve hoşgörülüdürler. Espri yetenekleri gelişmiştir.

58 DEHB`ne eşlik eden bir takım sorunlarda eşlik edebilir. Bu kişiler düşük benlik algısına sahip olabilir, akademik sorunlar yaşayabilirler.( okuldan atılma, okulu bırakma, sınıf tekrarı yapma vb.) Ayrıca dağınıklık, unutkanlık, zihinsel olarak organize olamamalarından kaynaklanan düzensizlik, koordinasyon bozukluğu, sosyal beceri sorunları, tutarsızlık vb. gibi sorunlarda görülebilir.

59 NEDENLERİ: DEHB nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı etkenlerden söz edilmektedir. Bunlar; Genetik nedenler Çevresel nedenler Beyindeki yapısal ve işlevsel farklılıklar Yapılan çalışmalardan elde edilen bilgilere göre DEHB olan çocukların anne ve babalarında da benzer belirtilerin görülme oranı; normal çocukların anne babalarına oranla 2-8 kat daha fazladır, kardeşlerinde ise yine normal çocuklara oranla 2-3 kat fazla DEHB vardır. Çevresel faktörler ise direkt olarak DEHB`ye neden olmamaktadır. Ancak genetik yatkınlık söz konusu ise bu DEHB olma riskini arttırır.

60 Örneğin, Doğum öncesi (gebelik döneminde hastalanma, madde kullanımı) Doğum sırasında ( erken doğum, doğum komplikasyonları) Doğum sonrası( bazı hastalıklar) vb. Beyinde ise ön bölge bazal gonglionlar ve serebellum bölgeleri dikkat yoğunlaştırma, sürdürme, davranışların kontrol edilmesi ve planlama yapılmasında etkili olmaktadır. Yapılan incelemelerde DEHB olan kişilerde bu alanların daha küçük olduğu yada farklı bir simetride olduğu tespit edilmiştir.bu bölgelerde oksijen kullanımı, kan akımı normal bireylere göre daha azdır. Fakat tüm bunlar tanı olarak kullanılmamaktadır

61 TEDAVİSİ Genellikle ilaç ile tedavi yoluna gidilmektedir.İlaç kullanılıp, ilacın etkisinin görüldüğü sürede hareketlilik azalabilir, dikkat süresi artabilir ve dürtü kontrolü sağlanabilir. Ancak ilaç doğru davranışı sağlayamamaktadır, motivasyonu arttıramamakta, kişiye duyguları ile başa çıkmayı öğretememektedir. Yani davranışlardaki değişikliği sağlayamamaktadır.Ayrıca ilacın yan etkileri de görülebilmektedir(sık sık idrara çıkma isteği vb.)

62 İlaç+psiko eğitimsel müdahaleler (anne- baba eğitimi, öğretmen eğitimi, çocuğun bireysel terapisi) +davranışsal tedaviler birlikte kullanıldığında etkili sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Öğrenmenin temelinde bir uyarıcıya dikkat etme, dikkati belirli bir süre aynı uyarıcı üzerinde devam ettirebilme vardır. Fiziksel temas kurarak, dokunarak, zıplayarak, dans-drama etkinlikleri, deneme-yanılma yolu ile öğrenme, lego, oyun hamurları yani kısacası kinestetik öğrenme DEHB olanlar için son derece faydalı olacaktır

63 ÖĞRETMENE ÖNERİLER Çocuğun okulda ve sınıfta yaşadığı bu durum hakkında ( aşırı hareketlilik, dürtüsellik, dikkat eksikliği, eli ayağı kıpır kıpır, söz dinlememe, unutkanlık vs. ) eğer okulda rehberlik servisi varsa rehberlik servisine ve bununla birlikte aileye bilgi verilmesi gerekmektedir. Ailenin bu durumu ciddiye alması amacıyla okul idaresi ve rehberlik servisi ile işbirliğine girmek gerekmektedir.

64 Çocuk psikiyatristi ile düzenli olarak işbirliği halinde olmak ve çocuğu objektif olarak gözlemleyip değerlendirerek bu konuyu psikiyatriste anlatmak, tedavi sırasında çocuğu sürekli değerlendirmek önemlidir. Sınıf içerisinde çocuğu olumsuz yönde damgalamalardan, etiketlemelerden uzak durmak gereklidir. Çocuğu etiketleyici isimler kullanmak yerine sınıfta okul arkadaşları tarafından kabulünü sağlamak amacıyla çocuğun yaşadığı durumu anlatan hikaye ve öykülerden (örneğin Zıp Zıp Kaplumbağa) yararlanmalıdır.

65 Sınıf içerisinde çocuğun hareketleneceği hissedildiği anda çocuğa birtakım sorumluluklar verilerek yada çocuğun hareket etmesine olanak sağlanarak çocuğun sınıf içinde daha iyi kontrol edilebilmesi sağlanabilir. Arkadaşları tarafından sevilmeme, dışlanma, alay edilme vs. davranışlara maruz kalmasını engellemek amacıyla her türlü çabayı göstermek gerekmektedir. Çocuğun sınıf içinde saygınlığını azaltmamak amacıyla sık sık uyarmak yerine çocuk ile bir işaretleme şifresi bulup bunu kullanmak daha faydalı olabilir.

66 Çocuğun sınıf içinde kabulunü sağlanmak amacıyla, çocuğa yönelik `kabul edici`, `hoşgörülü`, `anlayışlı` tutumların sergilenmesi önemlidir. Çocuğa sorumluluklar verilmelidir. Çocuğun başarılı olma duygusunu yaşaması açısından ödüller vermek, bu çocukların okula ve derse olan ilgilerini de arttıracaktır. Bu çocukların dikkatleri kolay dağılabildiği için sınıf içinde pencereden uzakta ve ön sıralarda öğretmen masasına yakın yerlerde oturtulması yararlı olacaktır. Böylelikle öğretmenin de çocuğun hareketliliğini kontrol etmesi kolay olacaktır.

67 Bu çocuklar verilen görevleri önem sırasına koyamadıkları için aynı anda birkaç görev verildiğinde bunları yerine getiremeyebilirler. Bunun için önce tek bir görev, tek bir komut verilmeli, çocuk bunu gerçekleştirdikten sonra diğer komuta geçilmelidir. Örneğin, çocuğa `ödevlerini yap, odanı topla` demek yerine. İlk önce ödevini yap demek ve çocuk ödevini yaptıktan sonra da odanı topla denilmesi daha uygundur. Ayrıca sınıf öğretmeninin diğer öğretmenlerle de DEHB olan çocuk ve bu çocukla nasıl iletişim kurduğu, onu nasıl kontrol ettiği ile ilgili bilgi verilmelidir. Sınıf içinde sessiz olma alıştırmaları ve nefes alma egzersizlerinin yapılması çocuğun dikkat toplamasını arttıracak, çocuğun yaratıcılığını ve değer duygusunu geliştirecektir.

68 İŞİTME ENGELLİ ÇOCUKLAR NEDENLERİ: Doğum Öncesi Nedenler: Annenin geçirdiği enfeksiyonlar ve hastalıklar Annenin röntgen ışınlarına maruz kalması Annenin ilaç ve alkol kullanması Annenin geçirdiği kazalar ve travmalar Kan uyuşmazlığı Genetik yatkınlık

69 Doğum Sırası Nedenleri: Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı Doğum sırasında meydana gelen kazalar ve zedelenmeler Kordon dolanması,bebeğin oksijensiz kalması Doğum Sonrası Nedenler: Orta veya iç kulak yapılarında zedelenme Havale,menenjit,kızamıkçık gibi çocukluk hastalıkları Kazalar,yaralanmalar ve zedelenmeler Çok yüksek sese maruz kalma 3 aydan fazla süren kronik orta kulak iltihabı

70 İŞİTME ENGELLİ ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ Motor gelişimleri yaşıtlarının seviyesindedir.Ancak merkezi sinir sistemine bağlı olarak vücut koordinasyonunu sağlama ve denge alanlarında problem yaşarlar. Bilişsel gelişimde dilin önemli bir rolü vardır.İşitme engelli çocuklarda işitsel girdinin az olması yada olmaması dil gelişimini dolayısıyla bilişsel gelişimi olumsuz etkiler.

71 Erken tanılandıklarında ve eğitime erken başlandığında bilişsel gelişimleri desteklenebilir. Doğuştan işitme engelli çocuklar hiç ses duymadıkları için konuşamazlar. İletişim kurmada sorun yaşarlar. Duygusal ve sosyal gelişimleri de bu durumdan olumsuz yönde etkilenir. Engellenme yaşadıklarından dolayı zaman zaman sinirli yada saldırgan olabilirler. İçekapanık ve kendilerine güvensiz olabilirler.

72 ÖĞRETMENE ÖNERİLER İşitme engelli çocuklar sınıfta ön sıraya oturmalıdır. Öğretmen öğrenciyle sürekli göz teması kurmalı ve konuşurken öğrenciye arkasını dönmemeye ve kısık sesle konuşmamaya özen göstermelidir. Uzun cümlelerden kaçınmalı,kısa ve anlaşılır cümleler kurmaya çalışmalıdır. Sınıfta fazla gürültü olmamasına dikkat edilmelidir. Diğer çocuklar işitme engelli çocuk hakkında bilgilendirilmeli ve farklılığına saygı göstermeleri ve çocuğun zorlandığı durumlarda arkadaşlarının desteğini alması sağlanmalıdır. Sınıftaki diğer çocuklar işitme cihazını merak edeceklerdir,onlara işitme cihazı tanıtılmalı,gerekirse incelemeleri sağlanmalıdır.

73 İşitme engelli çocukla iletişim kurarken dinlemesi ve anlaması için zaman tanımak,anlayıp anlamadığını kontrol etmek gerekir. Ona kendini ifade edebileceği fırsatlar yaratmak ve zaman vermek gerekir. Değerlendirme sürecinde sözlü sınavlar yerine yazılı sınavlar bu çocuklar için daha sağlıklı olmaktadır. Bu çocukların sosyal gelişimlerini destekleyecek faaliyetlere katılmaları teşvik edilmelidir. Yapamadıklarından çok yapabildiklerini ön plana çıkarmak,çocuğu takdir ve teşvik etmek önemlidir. Bu çocukların sınıfta dikkatle dinlemek ve izlemek zorunda kaldıklarından çabuk yorulabilecekleri bilinmelidir. İlgi ve yeteneklerini ön plana çıkararak ona uygun eğitim programı uygulamaya çalışın.

74 GÖRME ENGELLİ ÇOCUKLAR GÖRME ENGELLİ ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ Görsel uyaran eksikliğinden dolayı zihinsel gelişimleri olumsuz etkilenir. Yaşıtlarına oranla işitme ve dokunma duyularını daha iyi kullanırlar. Dil gelişimleri yaş seviyesindedir.`Verbalizm` yani aşırı sözcük kullanma görülür. Alana ilişkin öğrenmelerde güçlük çekerler.

75 Görme engelli çocuğun zekasının yaşıtlarının gerisinde olduğu söylenemez. Duygusal ve sosyal gelişimleri de bu durumdan olumsuz yönde etkilenir. Engellenme yaşadıklarından dolayı zaman zaman sinirli yada saldırgan olabilirler. İçekapanık ve kendilerine güvensiz olabilirler. Eğitimle desteklendiklerinde engellerine rağmen başarılı bireyler olabilirler.

76 ÖĞRETMENE ÖNERİLER Sınıf içinde hiç görmeyen çocuklar olmasa bile görme güçlüğü yaşayan çocuklar olabilir.Bu çocuklar sınıf içinde kendilerini aynı noktaya uzun süre bakarak,ilgilerini çekecek şeyleri fark edemeyerek,sık sık bir yerlere çarparak,gözlerini farklı bir şekilde döndürerek belli ederler. Nesneleri gözleriyle takip edemez,renkleri ayırt edemez,kitap okumakta zorlanır,başlarını bir tarafa eğerek ve parmaklarıyla takip ederek okurlar.Eğik ve karmaşık yazarlar. Bu çocuklar sınıfta ön sıralara oturtulmalı ve öğretmeni duyabilmesi için sınıfta fazla gürültünün olmaması sağlanmalıdır.

77 Sınıf içinde sıralar ve diğer eşyalar çocuğun takılıp düşmeyeceği şekilde yerleştirilmelidir.Evde olduğu gibi sınıfta da eşyaların yerleri değiştirilmişse çocuğa mutlaka haber verilmelidir. Öğrenciye okul gezdirilmeli,okulun bölümleri,okul bahçesi vb. tanıtılmalıdır. Arkadaşları öğrencinin engeli konusunda bilgilendirmeli ve öğrenciye anlayışla yaklaşmaları,gerektiğinde yardımcı olmaları sağlanmalıdır. Öğrenci az da olsa görüyorsa bu görme kalıntısından yararlanarak bilgi ve beceri kazandırılmaya çalışılmalıdır. Çocuk hiç görmüyorsa diğer duyularını geliştirmeye ve bu duyularını kullanarak bilgi ve beceri kazandırmaya çalışılmalı,diğer duyu organlarını etkili bir şekilde kullanabileceği eğitim ortamları hazırlanmalıdır.

78 Öğretmen tahtaya yazdığı yazıları görme engelli öğrenci için sesli olarak söylemelidir. Değerlendirme sürecinde yazılı sınavlardan çok sözlü sınavlar yapılmalıdır. Öğrencinin arkadaşlarını seslerinden tanıyabilmesi için öğretmen sınıfta söz alıp konuşan öğrencilere isimleriyle hitap etmesi önemlidir. Öğretmen sözel ifadeleri anlaşılır şekilde kullanmalıdır.

79 Öğrenciye bilgi ve beceriler basamak basamak kazandırılmalı,bir bilgi ve beceri tam olarak kazandırılmadan diğerine geçilmemelidir. Öğrenciye yapacağı çalışmalar için ek süre verilmelidir. Öğrenci engelinden dolayı sosyal faaliyetlerden mahrum bırakılmamalı,ilgi ve yetenekleri belirlenerek ona uygun bir sosyal faaliyete katılımı sağlanmalıdır. Öğrencinin beden eğitimi dersine yardımla katılımı sağlanmalıdır. Çocuğun iletişim becerileri geliştirilmeye çalışılmalı,kendine güvenini kazanmasına yardımcı olunmalıdır.

80 ORTOPEDİK ENGELLİ ÇOCUKLAR Çeşitli nedenlerle bir organını veya organın fonksiyonunu kaybetmiş, kemik,eklem ve kaslarında anormallikler şeklinde oluşan engele `ortopedik engel` denir.

81 ORTOPEDİK ENGELLİ ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ Bu çocuklarda denge bozuklukları görülür. Sık sık düşerler. Motor koordinasyonları zayıftır. Yazı yazmada zorlanabilirler. Çabuk yorulurlar. Yürüme,koşma,tırmanma gibi hareketlerden kaçınırlar. İçe kapanık ve kendilerine güvensizdirler. Ağrılardan şikayetçidirler.

82 ÖĞRETMENE ÖNERİLER Bu çocuklar normal sınıfta akranlarıyla birlikte eğitim görme hakkına sahiptirler. Sınıfta ortopedik engelli bir öğrenci bulunuyorsa sınıfın okulun giriş katında olmasına dikkat edilmeli,çocuk kapıya en yakın sıraya oturtulmalıdır.Tekerlekli sandalye kullanan çocuklar için sınıfa özel bir sıra da yaptırılabilir. Bedensel engelli öğrenciler için okul içinde rampa gibi düzenlemeler yapılmalıdır.

83 Bu öğrencilere çalışmalarını tamamlamaları için ek süre verilmelidir. Değerlendirme sürecinde ellerini kullanamayan öğrenciler için sözlü sınavlar yapılmalı yada öğrencinin söylediklerinin başka biri tarafından yazılması sağlanmalıdır. Bu çocukların normal eğitimin yanı sıra özel eğitimden yararlanmaları sağlanmalıdır.

84 Öğrenci engelinden dolayı sosyal faaliyetlerden mahrum bırakılmamalı,ilgi ve yetenekleri belirlenerek ona uygun bir sosyal faaliyete katılımı sağlanmalıdır. Diğer çocuklar ortopedik engelli çocuk hakkında bilgilendirilmeli ve farklılığına saygı göstermeleri ve çocuğun zorlandığı durumlarda arkadaşlarının desteğini alması sağlanmalıdır.

85 DİL VE KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ OLANLAR Özellikleri: Kısıtlı sözcük dağarcıkları vardır. Ya hiç konuşmazlar ya da zor anlaşılan birkaç sözcük kullanabilirler. · Yutma, çiğneme, salya akıtma sorunları olabilir. · Düşünce ve isteklerini anlatmada zorlanabilirler · Jest, mimik, işaret kullanmaya yönelebilirler. · İletişim kurmaya karşı isteksiz davranabilirler. · Çevrelerindeki seslere, konuşmalara ilgisiz davranabilir, dinlemez görünebilirler.

86 Anlaşılmaz sesler çıkarabilirler. Çevreleriyle ve girdikleri yeni ortamlarda uyum güçlükleri gözlenebilir. Yalnız kalmayı tercih edebilirler. · İsteklerini, düşüncelerini dile getirirken hoş olmayan (vurma, çarpma, ağlama, bağırma gibi) tepkilerde bulunabilirler. · Dikkat süreleri kısa ve dağınık olabilir. · Kavramları geç ve uzun zamanda öğrenebilirler. · Bellekleri zayıf olabilir. · Öğrendikleri bilgileri transfer edemeyebilirler.

87 Eğitimleri Dil ve konuşma güçlüğü olan çocuklar; özel eğitim önlemleri alınarak normal okullarda kaynaştırma uygulamalarıyla eğitimlerine devam etmektedirler. Alınan özel eğitim önlemleri ile anlatmak istediğimiz rehberlik ve araştırma merkezlerinin öğretmene, kurum idaresine, aileye yönelik çocuğun bireysel ve gelişim özellikleri dikkate alarak sağladığı bilgilendirme toplantıları, eğitim öğretim ortamını bozmadan sınıf-okul ve ev ortamında alınması gereken tedbirler hakkında yönlendirmeler, öğretmenlerinin ve ailelerinin bu konuda hizmet-içi eğitim seminerlerinden yararlandırılmaları gibi hizmetler sayılabilir.

88 Bu öğrencilere rehberlik ve araştırma merkezlerinde uygun terapi hizmetleri de sunulması amacıyla bir proje kapsamında Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi ile bir protokol imzalanarak “dil ve konuşma terapisti” yetiştirilmesi yoluna gidilmektedir. Ülke genelini kapsayan bu proje okul öncesi dönemden başlayarak erken tanılama, müdahale ve iyileştirmeyi içermektedir.

89 DOWN SENDROMU DOWN SENDROMU NEDİR ? Down Sendromu, kromozomları ilgilendiren genetik bir hastalıktır. Hastalık L. Down tarafından tanımlandığı için onun adı ile anılmaktadır. Nasıl oluşur ? Hastalığın nedeni, hücrelerdeki 21. kromozomun fazlalığıdır. Anneye ait yumurta ve babaya ait spermin her birinde 23 kromozom bulunmaktadır. Böylece bebeği oluşturan ilk hücre 23 çift yani 46 kromozoma sahiptir. Bu ilk hücreden oluşacak olan tüm hücrelerdeki kromozomlar ve DNA dizilimi birbirinin kopyaları olup yaşamın sonraki dönemlerinde değişmeyecektir. Down Sendromunda hücrelerdeki kromozom sayısı 47'dir.

90 Hastalığın Tanısı Down Sendromunda klinik tabloyu oluşturan bir çok özellik bulunmakla birlikte kesin tanı kromozom analizi ile yapılır. Çocuklarda kromozom analizi için koldan alınan kan hücreleri kullanılır. 35 yaş ve üzerindeki tüm gebeliklerde, önceki çocuklarında Down Sendromu görülen annelerin sonraki gebeliklerinde ve 35 yaşın altında olup tarama testlerinde artmış risk saptanan gebeliklerde doğum öncesinde tanı konulabilmektedir. Bu amaçla amniosentez işlemi uygulanmakta ve ailelere genetik danışmanlık verilmektedir.

91 Fiziksel Özellikler Down Sendromuna özgü yüz görünümü, kaslarda güçsüzlük, uzamış sarılığın olması, ensedeki cilt kalınlığında artış, avuç içi ve parmaklara ilişkin bulgular yeni doğan bir bebekte Down Sendromunu akla getirir. Bebeğin başını dik tutması, oturma ve yürümesi gecikir. Hastalıktaki zihinsel problemler en önemli klinik bulgudur. Zihinsel problemlere sahip okul çocuklarının yaklaşık 1/4'ü Down Sendromlu çocuklardır. Doğumsal kalp anomalileri, barsak anomalileri, katarakt, epilepsi, hipotroidi ve lösemi klinik tabloya eşlik edebilir.

92 DOWN SENDROMLU ÇOCUĞUN EĞİTİMİ Down Sendromlu çocukların büyüme ve gelişimleri, diğer çocuklarda olduğu gibi genetik yapı, çevre koşullan ve çocuğun duyu-hareket gelişimi, kişilik oluşumu ve öğrenme alanlarındaki yetenekleriyle değerlendirilir.

93 Hareket Gelişimi Down Sendromlu çocuklarla normal çocuklar arasındaki en belirgin gelişimsel fark; gelişim hızı ve düzeyiyle ilgilidir; yani aynı gelişim basamakları farklı hızla tırmanılır. Örneğin hareket gelişiminin temel göstergelerinden olan emekleme, ayakta durma, sıralama ve yürüme gibi aşamalara, Down Sendromlu çocuklarda daha uzun sürede ulaşılır. Başka bir organik sorunu olmayan Down Sendromlu çocuklar, 2 ya da 3 yaşında yürüyebilirler.

94 Zihinsel Gelişimi Down Sendromlu çocukların zihinsel gelişimi, genelde 2-7 yaşındakilerin gelişim düzeyindedir. Ancak, erken başlanan sürekli eğitim, bu yaş sınırını daha üst basamaklara taşıyabilmektedir. Bu çocukların dikkat süreleri kısa, bellekleri zayıftır. Soyut kavranılan öğrenmede çok zorluk çekebilirler. Yürüdükten bir-iki yıl kadar sonra konuşurlar. İlk sözcükleri 3 yaş civarında kullanmaya, cümle kurmaya 6 yaş civarında başlarlar. Alıcı dil gelişimleri (kendisine söylenenleri anlama), ifade edici dil gelişim düzeyinden (bağımsız konuşabilme) daha yüksektir. Sosyal gelişimleri, zihinsel gelişimlerinden genellikle iki-üç yıl öndedir.Bu nedenle çoğu kez olduklarından zeki görünebilirler. Çevreleri ile uyumlu ilişkiler kurabilirler. Problemlerine özgü karakteristik özellikler gösterirler.

95 Sosyal Gelişimi Sevimli, neşeli, dünyayla barışık, karşısındakilerin yaşı-konumu ne olursa olsun hemen yakınlık kurabilen, ama buna karşın inatçı, istemediği buseyi yapmayan, kendi yapabileceği bir işi başkasına yaptırmaya eğilimlidirler. Bunun için anne ve babanın çocuğu aşırı bir biçimde koruması, adeta onun eli-ayağı olması gelişimini yavaşlatacaktır. Gerektiğinde fırsatlar vererek, eğitimciyle paralel bir şekilde uygulamaları evde tekrar etmek yararlı olacaktır. Anne ve babanın tutarlı olması, alınan kararların uygulanması çocuğun kişilik gelişiminde çok önemli bir yer tutmaktadır.

96 Beceri Gelişimi Down Sendromlu çocuklar sağlık sorunları olmazsa, eğitimde çok alıcı olabilen çocuklardır. Ödül kullanma eğitimlerinde çok etkili olabilir. Büyük kas becerileri, öz bakım becerileri, algı- dikkat-taklit-kavram becerileri ve sosyal becerileri sistemli ve uyumlu bir çalışmayla belirli bir seviyeye getirilebilir. Ama, dil gelişimleri geç ve zor ilerleyecektir. Bu konuda aile üyeleri sabırlı, hoşgörülü olmak, çok ısrarcı olmamalıdır.


"11.01.20151 ÖZEL EĞİTİME İHTİYACI OLAN ÇOCUKLAR VE ÖZELLİKLERİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları