Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1 WWW. HİCKİZMAYANOGRETMEN.COM MUALLİMLER YA KULENİN BAŞINDADIR YA KULENİN DİBİNDEDİR ASLA İKİSİNİN ORTASINDA DEĞİL… www.hickizmayanogretmen.com.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1 WWW. HİCKİZMAYANOGRETMEN.COM MUALLİMLER YA KULENİN BAŞINDADIR YA KULENİN DİBİNDEDİR ASLA İKİSİNİN ORTASINDA DEĞİL… www.hickizmayanogretmen.com."— Sunum transkripti:

1

2 1 WWW. HİCKİZMAYANOGRETMEN.COM MUALLİMLER YA KULENİN BAŞINDADIR YA KULENİN DİBİNDEDİR ASLA İKİSİNİN ORTASINDA DEĞİL…

3 2

4 3 SAKİN OL BERNARD Genç baba, küçük oğlunu bebek arabası ile gezdiriyordu. Bebek arabada hiç sakin durmuyor, aşağı inmek için çabalıyor, arabadaki oyuncakları yere atıyor, sonra da babasına onları geri vermesi için sesinin çıktığı kadar bağırıp ağlıyordu. Baba, oyuncakları kaldırımdan toplayıp tozlarını sildikten sonra tekrar bebeğe veri­yor, ama bebek oyuncakları alır almaz tekrar yere fırlatıyordu. Kim bilir kaçıncı kez oyun­cakları bebeğe veren baba, sakin bir sesle konuştu: "Sakin ol, Bernard!" dedi. "Sessizliği elden bırakma oğlum." Onları uzaktan izleyen bir kadın, hoşgörüsü nedeniyle babayı kutlama ihtiyacı duydu: "Siz çocuklarla anlaşma sanatını kavramışsınız efendim!" dedi. "Sizi kutlarım" Kadın arabanın üzerine eğildi ve çocuğun kafasını sevgi dolu dokunuşlarla okşarken, bir yandan da sordu: "Demek bu tatlı yaramazın adı Bernard, öyle mi?" Genç adam yüzünde utangaç bir gülümseme ile cevapladı kadını: "Hayır efendim!" dedi. Onun adı Anrdre, Bernard benim adım!"

5 4 CANIM ÖĞRETMENİM Gülüşünü ezgin görsem, Ar olurdu öğretmenim... O gün dünya başımıza Dar olurdu öğretmenim... Aydınlık seninle başlar Gerçek olur sahte düşler Kanatları kesik kuşlar Hür olurdu öğretmenim... Çıralandın yakışlara Yol gösterdin alkışlara Şiir,senli bakışlara Yer olurdu öğretmenim... Telaş bizde,acı sende Beğ arının gücü sende Umudun gür ucu sende Var olurdu öğretmenim... Nefesleri tutmuş gibi Kendin sele atmış gibi Sensiz gemi batmış gibi Zor olurdu öğretmenim... Mehmet Zeki AKDAĞ 1929

6 5 SEVGİ İLE ANLAYIŞ İki arkadaş balık tutmak için tekneyle denize açıldılar. Bir süre ilerledikten sonra oltalarını sahilde unuttuklarını fark ettiler. Genç olanı bir çırpıda yüzerek oltayı kıyıdan almayı teklif etti. Yaşlı olanı beklemesini istedi. Ellerini açtı. Genç arkadaşının da duyduğu kısa bir dua okudu. Sonra suyun üzerine bastı, ilk adımı biraz tereddütlüydü. Sonra ikinci adımını attı. Biraz daha kendinden emin yürümeye devam etti. Suyun üzerinde yürüyerek kıyıya gitti, oltayı aldı ve yine yürüyerek döndü. Genç arkadaşı hayretler içindeydi. Oltalarını suya daldırdılar. Bir süre sonra yemleri tükendi. Yeniden kıyıya gitmek gerekiyordu. Bu defa genç olanı yaşlı arkadaşının duasını tekrarladı. Suyun üzerine uzattı ayağını. Batmamayı umuyordu ama battı. Arkadaşı suya düşen arkadaşının yüzerek tekneye dönmesini bekledi. Yüzünde muzip bir gülümseme vardı, iyiden iyiye ıslanmış arkadaşına küçük bir öğüt verdi: "Dua etmesini bildiğin kadar denizdeki kayaların yerini de bilmelisin." Anlamıştı ki, arkadaşı denizdeki kayalara basarak yürümüştü. *** Sevgi, öğrencilerimizden olağanüstü şeyler umdurur bize. Su üzerinde yürümek gibi, öğrencilerimizin de bizi kalplerinin üzerinde uçurmasını, sevgi ateşiyle bize verebileceğinden fazlasını vermesini bekleriz. Bu isteğimiz ne kadar hakkımızsa, anlaşılmak da öğrencilerimizin o kadar hakkıdır. Tıpkı suyun altındaki kayaları bilmek gibi onların kalplerinde olan acıları, hüzünleri, sevinçleri, kederleri, heyecanları ve kıpırtıları görmeliyiz. Anlayışımız olduğu sürece sevgimizle umduğumuzu alırız. Anlayışımız öğrencilerimizin kalplerinin dibinde saklı acıları görmeli ki, sevgimiz kalplerinin üzerinde zahmetsizce yürüyebilmeli. Anlayışımız sevgisiz olmamalı. sevgimiz anlayışsız olmamalı.

7 6 Öğrenme, öğrencilerin fikri katılımını ve uygulamasını gerektirir. Kendi başına açıklama ve gösterim, uzun süreli öğrenmeyi sağlamaz. Aktif öğrenme bunu sağlayacaktır. Öğrenmeyi aktif yapan nedir? Öğrenme etkin olduğunda, işin çoğunu öğrenciler yapar. Beyinlerini kullanırlar, fikirleri düşünürler, problemleri çözerler ve ne öğrendilerse uygularlar. Aktif öğrenme hızlıdır,eğlencelidir,destekleyicidir. Öğrenci sıklıkla sırasından uzakta, hareketli ve yüksek sesle düşünür.

8 7 Öğrenme neden aktif olmalıdır? Bir şeyi iyi öğrenmek için, onu duymak, görmek, onunla ilgili sorular sormak, görüş alış verişinde bulunmak gerekir. Biliyoruz ki,öğrenciler en iyi, yaparak öğrenirler. O halde sınıfınızı canlandırarak, Öğrencilerinizi neşelendirerek ve ferahlatarak Öğrenmeyi aktif duruma getirmeniz gerekmektedir. Bu amaçla ilk olarak öğrenmenin nasıl gerçekleştiğinin anlaşılması gerekir NASIL ÖĞRENİYORUZ? Yaklaşık 2400 yıl önce Konfiçyus ; Ne duyduysam, unuttum. Ne görürsem, hatırlarım. Ne yaparsam, anlarım, demiş.

9 8 Bu söylemi aktif öğrenmeye uyarlayacak olursak Ne duyduysam unuttum. Ne duyar ve görürsem,biraz hatırlarım. Ne duyar, görür ve onunla ilgili soru sorar veya birisi ile tartışırsam, anlamaya başlarım. Ne duyar, görür, tartışır ve yaparsam, bilgi ve beceri kazanırım.

10 9 Anlattığınız dersin unutulmasının en önemli nedeni, Öğretmenin konuşma hızı ile öğrencilerin dinleme hızı arasındaki farklılıktır. Çoğu öğretmen dk‘da yaklaşık kelime kullanarak konuşmaktadır. Öğrenciler, bütün dikkatleri ile dk.’da 50 veya 100 kelime dinleyebilmektedir

11 10 Öğrenciler dinlerken daha çok düşünmektedirler. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki,Öğrenciler ilk on dk’da dikkatlerini %70 oranında toplayabildikleri halde bu oran son on dk’da %20’ye düşmektedir.

12 11 Sonuç olarak Anlatılan konu ne kadar ilgi çekici olursa olsun, Öğrenciler ne kadar dikkatli dinlerlerse dinlesinler ve Öğretmen bilgiyi ne kadar sıralı ve yavaş anlatırsa anlatsın Dinleyerek öğrenme sınırlı kalmaktadır.

13 12 TER VE GÖZYAŞI Fizik dersi sınavında soruları fazla ağır bulan öğrenci, sıkıntıdan terlemeye başlamıştı. Derse gerektiği kadar çalışmadığı belliydi. Soruların altından kalkamadığı için, zayıf not alacağı kesin gibiydi. Sınavın bitmesine dana yarını saat vardı, ama aklına bir şey gelmiyor, sıkıntıdan boncuk boncuk terliyor, ter damlaları kâğıdın üzerine düştükçe de can sıkıntısından bunları çerçeve içine alıp "ter damlası" diye yazıyordu. Böylece öğretme­nine soruları cevaplandırırken ne büyük sıkıntı çektiğini anlatmak istemişti. Öğretmen, kâğıdı okuduğunda, hiçbir soruya doğru cevap veremeyen bu öğrenciye sı­fır verdiği gibi, imtihan kağıdına eklenmiş yeni ıslak lekelerden birinin etrafını kırmızı ka­lemle çizerek altına şunları yazdı: Gözyaşı

14 13 Aktif Öğrenmenin gerçekleşemediği anlatım yönteminin sürekli olarak kullanılmasının ortaya çıkardığı sorunlar: Öğrencilerin dikkati her geçen dakika azalmaktadır. Sadece dinleyerek öğrenen öğrencilere hitap etmektedir. Ezbere öğrenmeyi desteklemektedir. Bütün öğrencilerin aynı bilgiye ihtiyaç duyduğu ve hepsinin aynı hızda öğrendiği varsayımına dayanmaktadır. hepsinin aynı hızda öğrendiği varsayımına dayanmaktadır. Öğrencilerin hoşuna gitmemektedir. Anlatıma görsel unsurların eklenmesi, akılda kalıcılığı %14’ten %38’e yükseltmektedir. Resim kullanılarak yapılan anlatım sadece kelimeler kullanılarak yapılan sadece kelimeler kullanılarak yapılan anlatımdan üç kat daha fazla etkilidir. anlatımdan üç kat daha fazla etkilidir. Hem görsel,hem işitsel unsurlar birlikte kullanılırsa daha çok öğrencinin öğrenmesine yardımcı olunacaktır.

15 14 Beynimiz aşağıdaki soruları sorarak gelen bilgiyi sorgular. Bu bilgiyi daha önce duydun mu? Veya gördün mü? Bu bilgi nereye uyar? Bununla ne yapabilirim? Bu bilginin dün, geçen ay veya yıl duyduğum düşünce ile aynı olduğunu farz edebilir miyim? Beyin sadece bilgiyi almaz onu işler. Bir bakıma bilgisayar gibi çalışır. Bilgisayarın girilen verileri daha sonra kullanabilmesi için onları saklaması yani kaydetmesi gerekir. Beynimizin hafızaya kaydetmesi için yeni bilgiyi test etmesi, özetlemesi gerekir. Öğrenme pasif olduğunda beynimiz yeni bilgiyi kaydedemez.

16 15 HALDEN, DİLDEN ANLAMAK Adamın biri, yola düştü ve yolda karınları acıkmış, dört kişi görüp bir miktar para verdi. "Bu parayla bir şeyler alıp karnınızı doyurun" dedi. Adamlardan biri Acem'di: "Bu parayla engür alalım" dedi. Arap olan itiraz etti:”Ben ineb isterim”. Üçüncüsü bir Rum’du. "Bana sorsanız, İstafil alalım derim.” Türk olan dördüncüsü karşılık verdi: "Vallahi ben ne İstafil isterim, ne ineb, ne de engür. Benim canım üzüm çekiyor." Derken, önce seslerini yükselttiler, sonra taşırmaya taşladılar, nihayet kavga başladı. O mu alınacak, bu mu derken, kıyasıya vuruşmaya taşladılar. Nihayet akıllı bir adam kavgayı görüp geldi, onları durdurdu, dördünü de tek tek dinledi ve sonra tutup onları bir manavın Önüne götürdü. Dördüne birden üzümü gösterdi. "Dördünüz de bunu istiyorsunuz, değil mi?" Hepsi de başlarını sallayıp: ' Evet! Dediler. Böylece kavga sona ermiş oldu. Mevlana

17 16 Eğer öğrenciler aşağıda belirtilenleri yaparlarsa daha iyi öğrenirler: 1- Bilgiyi kendi kelimeleriyle yeniden ifadelendirmek. 2-Örneklendirmek. 3- Çeşitli biçimlerinin ve durumlarının neler olduğunu ayırt etmek. 4- Bilgi ile diğer faktörler ve fikirler arasında bağlantı kurmak. 5-Bilgiyi çeşitli biçimlerde kullanmak. 6- Bazı sonuçlarını önceden görmek. 7- Bilginin karşıtını veya tersini ifadelendirmek.

18 17 Öğretmen öğrencilerinin yerine onların beyinlerinde bilgiyi işleyemez ama onların bu işi yapmalarını kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleyebilir Öğrenmek bilgiyi bir bütün olarak yutmak değil, çiğnemektir.

19 18 Örneğin; Öğrencilere yeni bilgiyi birbirleri ile tartışma fırsatı vererek, yeni bilgi ile ilgili hem kendisine hem de diğer öğrencilere soru sorma yolunu açarak, uygulatarak öğretme fırsatı oluşturarak öğrenmeye rehberlik yapabilir. Öğrenme kısa süreli bir olay değildir. Bir zaman dilimi içerisinde aşamalarla gerçekleşir. Bu süreçte tekrar yetmez

20 19 Örneğin; Matematik gibi soyut konuların öğrenilmesinde somut araçları kullanmak ve günlük yaşamla bağlantılı örnekler vermek gerekir. Öğrenme, öğrencinin kendi öğrenmesinde başrolü oynaması ile gerçekleşir. Öğrenme aktif olduğunda, öğrenci bir şeyler ister, bir problemi çözmek için bilgiler ister, bir işi yapabilmek için yol bulmaya çalışır.

21 20 Kısaca öğrenci; - Arar - Sorar - Sorgular A.S.S.

22 21 KİM FARK EDER? Kralın biri halkından, sarayın bahçesindeki havuzun süt İle doldurulmasını istemişti. "Herkes yarım kova süt getirse, havuz dolar" diyordu. "Fazla bir şey istemiyorum. Ye­ter ki iş yarın sabaha kadar bitmiş olsun." Bu emir üzerine süt doldurmaya giden yaşlı adam: "Hava nasıl olsa karanlık" diye düşündü. "Süt yerine su koysam, kim fark eder ki?" Sabahleyin bahçeye çıkan kral, havuzu süt yerine su ile doldurmuş vaziyette buldu. Çünkü herkes, o yaşlı adam gibi düşünmüştü... Doğu Klâsiklerinden

23 22 ÖĞRENME ÜZERİNE BİR DENEY İkinci sınıf öğrencileri arasında öğrenme üzerine yapılmış bir deneyde izlenen adımlar ve sonuçlar;

24 23 Uygulama Adımları: 1- Öğretmen tahtaya aşağıdaki işlemleri yazar; ______ -_____ -_____ -_____ -_____

25 24 Uygulama Adımları: 2- Öğrenciler tahtadaki işlemleri defterine yazarken; Öğretmen sözlü olarak “çıkartma işlemine başlamadan önce tahtadaki işlemleri büyükten küçüğe yeniden sıralayınız” talimatını verir.

26 25 Uygulama Adımları: 3- Öğrenciler işlemi tamamlayıp cevapların kontrolüne geçildiğinde Öğretmen sözlü olarak vermiş olduğu işlemlerin büyükten küçüğe yeniden sıralanması talimatının öğrencilerin çoğu tarafından anlaşılmamış olduğunu görür.

27 26Sonuç Bu olayda öğrenciler aynı anda görsel ve işitsel olmak üzere iki farklı türde duyumsal girdi almışlardır. Bu girdiyi kısa süreli hafızaya kaydetme potansiyelleri olmasına rağmen, o sırada tahtada gördükleri işlemleri deftere yazmakta oldukları için sözlü olarak verilen talimat kısa süreli hafızada işleme sokulmamıştır.

28 27 Sonuç olarak öğretmenin talimatı anlaşılmamış ve yerine getirilmemiştir. DİKKAT!!! Çoğu insan özellikle de çocuklar, iki farklı kaynaktan gelen duyumsal girdileri aynı anda işleyemezler. ÇÖZÜM Öğretmen, öğrencileri tahtadaki işlemi defterlerine geçirinceye kadar bekleyecek ondan sonra ikinci talimatı verecektir.

29 28SEMERCİ Köyün yaşlı semercisi Bekir Usta ölmüştü. Tüm eşekler köy meydanında toplandılar, tepinmeye, oynamaya başladılar. Yaşlı, hasta bir eşek duvar dibinde düşünüyordu. Ona geldiler. "Haberin yok herhalde, semercimiz öldü" dediler. "Ne olmuş öldüyse?" "Artık sırtımız yara bere olmayacak, özgür olacağız!" "Nasıl bir özgürlükmüş bu?" "Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılmayacak. Böylece sahiplerimiz bizimle yük taşıyamayacak. Kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız...“ Yaşlı eşek gülmüş: "Şaşarım aklınıza" demiş. "Bugün sevinçle tepineceğinize, aslında yas tutmalısınız. Be­kir Usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyor, bizi rahatsız etmeyecek semerler yapmaya çalışıyordu. Yarın bir acemi semerci getirirler, sırtınız yaradan kurtulmaz, iyisi mi, siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Eşek kaldıkça, sırtınıza bir semer yapan bulunur." Anadolu Halk Hikâyesi

30 29 DÜŞÜNMEYİ ÖĞRETMEK Düşünmeyi bilmek, iyi bir eğitimin öğrencilere kazandırdığı bir beceri olmalıdır. Düşünme becerimiz, yeni bilgiyi ne kadar iyi alabilmemiz ve işleyebilmemiz üzerinde etkilidir. Bunun için sorgulama ve düşünmeyi sağlamak için zamanın bir bölümünü kullanmak gerekir. Özellikle zor öğrenen öğrencilerin bu zamana daha fazla ihtiyacı vardır.

31 30 NASIL? Düşünme üzerinde kendi düşüncenizi gözden geçirin. “Zeki çocuklar otomatik olarak daha iyi düşünür” fikrini benimsemeyin Çünkü, zeki çocuklar çabuk cevap verebildikleri için düşünme alışkanlığı geliştiremezler. Ayrıca, nasıl okunacağını bilmek, matematik kuramlarını ezberlemek gibi akademik beceriler düşünme becerisi ile aynı şey değildir.

32 31 Erken Başlayın: Düşünmeyi öğrenmek ve hayal gücünü genişletmek mümkün olduğunca erken hatta okul öncesi döneme kadar inen bir yaşta başlamalıdır. Öğrencilere düşünecekleri bir şeyler verin.

33 32 Öğrencileri sanat ile tanıştırın, onları müzelere ve konserlere götürün. Onları gördükleri ve duydukları şeyler hakkında düşünmeye teşvik edin. Onlara çok sayıda “Eğer olsa ne olurdu?, ya ise” gibi sorular sorarak düşündürün.

34 33 Şaka yapın Şakalar, kelime oyunları ve nükteler, kelimelerin ve durumların farklı perspektiflerden değerlendirilmesi olduğu için düşünmeyi sağlar. Öğrencilere bütün yönlerden bakmayı öğretir.

35 34 Apaçık görülen cevap her zaman en iyi cevap değildir. Örneğin, çocukların her zaman “harçlığını arttırmamızı ister misin? Sorusuna verdikleri “evet” cevabı, bu durumun kendi sorumluluklarını arttırdığını anladıkları an’ a kadar en iyi cevaptır.

36 35 Öğrencileri eğilimleri ve kalıpları bulmaları ve bağlantılar kurmaları için teşvik edin. “Bu bilgi ile geçen hafta öğrendiğim bilgi arasında nasıl bir bağlantı kurabilirim?” sorusunun cevabı ile bağlantılar kurma becerisi öğrenmenin anahtarıdır.

37 36 Alışılmadık sorular sorun “Bütün arabaları sarıya boyarsak ne olur?" “İnsanlara uçma becerisi nasıl kazandırabiliriz?” “ Dünyanın bir tarafı daima gece diğer tarafı daima gündüz olsa neler olur?” gibi tek cevabı olmayan ve ilginç fikirler üretmeye yönelten sorular düşünmeyi geliştirir.

38 37 Öğrencilere ne anlama geldiğini söylemeyi öğretin. Dikkatlice seçilmiş kusursuz kelimeler fikirleri kesinleştirir. “Ahbaplık ve arkadaşlık kavramları arasındaki fark nedir?” ahbap -bı çokluk, isim (ahba:bı) Arapça 1.Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse:"Ben yeni tanıdım ama, kızın eski ahbapları imişler!"- O. C. Kaygılı. 2. ünlem, teklifsiz konuşmada Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü: "Baksana ahbap!"-. arkadaş isim 1. Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, yaren.2. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik:"Nedret'in arkadaşları bizi nezaketen davet ettiler."- M. Yesari.

39 38 “Bir kişiyi esrarengiz olarak tanımlarsanız ne demek istemişsinizdir?” gibi sorular kavramların ve kelimelerin taşıdıkları anlamların ortaya konması ve kişilerin ne düşündüğünün açıkça ortaya konması açısından çok yararlıdır.

40 39 Öğrencileri diğer bakış açılarını dikkate almaları için teşvik edin. Farklı bakış açılarını dinlerken görüş açımız genişler. Aynı olay üzerine yazılmış farklı kitapların olayı ne kadar farklı yorumlar ile ele aldığını örneklerle gösterin.

41 40Yazın-Yazdırın Yazmak çok okumuş, bilgili kişilerin yaptığı bir etkinliktir. Yazmak sistematik düşünmeyi kazandırır. Düşüncelerimiz,kağıt üzerine dökmeye geçinceye kadar net değildir. Öğretmen, öğrencilerini okudukları kitap üzerindeki görüşlerini yazmaları için, o gün öğrendiklerini geçmiş bilgileri ile nasıl yorumladıklarını ve güncel olaylar üzerindeki düşüncelerini yazmaları için teşvik etmelidir. Günlük tutturunuz. Öğrencilerin kendilerini başkalarının yerine koymasını isteyin.(Empati)

42 41 EMPATİ Başkalarının nasıl düşündüğünü ve hissettiğini anlamaya çalışma alışkanlığını geliştirin. Bunun için bir konuyu başkalarının perspektifine göre yazmak veya bir öyküdeki karakterin bakış açılarını ve olayı açıklamaktır.

43 42 ÜCRET LİSTESİ Küçük çocuk, mutfağa girdiğinde annesi akşam yemeğini kazınıyordu. Annesine tir kağıt uzattı. Kadın ellerini kuruladıktan sonra, kağıdı aldı ve okumaya taşladı. Kağıtta bir liste vardı: Bahçeyi temizlediğim için 5 dolar. Odamı düzenli tuttuğum için 1 dolar. Bakkala gittiğim için 50 dolar. Sen alışverişteyken kardeşimle oynadığım için 25 dolar. * Çöp kovasını çıkarttığım için 1 dolar, iyi karne getirdiğim için 5 dolar. Çimleri kestiğim için 2 dolar. Kadın, oğlunu sabırsızlıkla dinledi, kağıdın diğer yüzünü çevirdi ve şunları yazdı: "Seni dokuz ay karnımda taşıdım: Bedava Geceler boyu seninle uyudum, iyileşmen için uğraştım ve sana dua ettim: Bedava Yıllarca harcadığım zaman, gözyaşları ve çaba: Bedava Geceleri geleceğin için duyduğum korku ve endişeler: Bedava Sana verdiğim tavsiye ve bilgiler: Bedava Oyuncakların, yemeğin, elbiselerin: Be­dava Sümüklü burnunu temizlemek: Bedava Oğlum, tütün tunları topladığında, sevgimin toplam ücretinin bedava olduğunu göreceksin." Çocuk bu listeyi okuduğunda, gözlerinde kocaman yaşlar birikmişti. Başını kaldırıp annesine baktı ve şöyle dedi: 'Anneciğim, seni çok seviyorum." Sonra da kendi yazdığı listenin altına büyük harflerle şunu ekledi:. "Tamamı ödenmiştir."

44 43 DOĞRU SORULAR SORARAK Eğitimciler, Sokrat’ın öğrencilerini düşündürmek ve onların fikirlerini analiz etmeleri için 2200 yıl öncesinden günümüze doğru soru sorma stratejilerinin öneminin farkındadırlar. Doğru soru Düşünmeyi başlatır,öğrencilerin yaratıcılıklarını ve kendi görüşlerini geliştirmelerinde, ihtiyaçlarına uygun pratik yapma fırsatı verir.

45 44 İlköğretim ve ortaöğretimde öğretmenler bir derste onlarca soru sormasına rağmen bu soruların %90’nın cevabı ezberlenen bilgilerdir. Düşünmeyi sağlayacak sorular sormak için doğru soru sorma stratejileri olarak şunlar önerilmektedir;

46 45 Strateji 1 : Evet, Ama Neden? Öğrencilere bir cevabın neden doğru olduğunu sorun. Örnek: 6x (9 - 4) = 30 cevabı neden doğrudur? Kristof Kolomb Amerikayı keşfettiği için neden meşhur olmuştur? Her iki soruda temel bilgilerin bilinmesinin yanı sıra sorular bu bilgilerin kullanılmasını gerektirir.

47 46 Strateji 2 : Faydası Nedir? Bilginin kullanılmasına odaklanmış sorular sorun. Örnek: Bitkilerin büyümesi üzerinde ışığın etkisini bilmemizin faydası nedir? Öğrenciler bitkileri nereye dikeceğimize veya hangi bitkilerin ışığın gelişine göre daha uygun olduğuna karar verebilmemiz için gibi cevaplar verebilirler. “Neden” sorularının bir başka yararı da, öğrencilerin kısa süre sonra sadece cevap vermenin dışında kendi kendilerine soru sormalarını da sağlar.

48 47 Strateji 3 : Şimdi Fark Nedir? Bir yeniliğin veya değişimin uygulanmasıyla ilgili sorular sorun. Uyarlamak. Bir fikri farklı bir biçime çevirerek sorun. Örnek: Bazı hayvanlar gibi insanlar da kış uykusuna yatsalardı neler olurdu?

49 48Değiştirmek Bir olay, Bir öyküyü vb. Biraz değiştirerek sorun. Örnek: Eğer Hansel ve Gratel ormanda yanlarına bir harita almış olsalardı neler olurdu? Yerine Geçirmek Bir şeyi bir başka şeyin yerine geçirerek sorun. Örnek: Ekmeğin arasına elma koyarak tost yaparsak tadı nasıl olur? Büyütmek Bir konuyu eklemeler yaparak,çoğaltarak genişleterek sorun. Örnek: Newton’un dördüncü yasası ne olacaktı?

50 49Küçültmek Bir konuyu küçülterek, parça lara bölerek veya bazı bölümlerini iptal ederek sorun. Örnek: Yerçekimi ortadan kalksa Dünyada yaşam nasıl olur? Yeniden Düzenlemek Sıralamaları değiştirerek sorun. Örnek: A harfi en son Z harfi ilk harf olsaydı alfabedeki sıralama nasıl olurdu?

51 50 Ters Çevirmek Olayları tam tersinden sorun. Örnek: Sabah yatıp akşam kalkarsak neler olur? Birleştirerek İki veya daha fazla şeyi birleştirerek sorun. Örnek: Her kıta bir devlet olsa neler olur?

52 51 Strateji 5 : Doğru, Yanlış veya Hiçbiri? Ezberlenmiş bilgi ile cevaplandırılan sorular arkasından neden bu şekilde olduğunu sorun. Örnek: Türkiye’de kaç ilin olduğunu sorduktan sonra illerin neden 1,2,3, gibi sayılar ile adlandırılmayıp ta her birine ayrı isim verildiğini sorun.

53 52 Strateji 6 : Nedir? Yerine Neden? Öğrencileri dikkatli bir analize yönelten birden fazla doğru cevabı olan sorular sorun. Bu strateji öğrencilere temel becerilerin kazandırılmasında etkilidir. Örnek: Sıfatın tanımını yaptırmak yerine bir cümle içerisinde uygun yerdeki boşluğun bir kelime ile doldurulmasını isteyin ve neden bu kelimeyi kullandığını sorun.

54 53 Strateji 7 : Benzer veya Farklı Kavramları, olguları, olayları değerlendirerek karşılaştırmayı gerektiren sorular sorun. Örnek: Atatürk ile Fatih Sultan Mehmet’in yaptıklarının benzerliklerini ve farklılıklarını sorun.

55 54 Strateji 8 : Sıra dışı Bağlantılar Sıra dışı ve yaratıcı fikirler gerektiren sorular sorun. Örnek: Kavramları öğretirken bunların alışılagelmiş eylemler ve alışkanlıklar ile bağlantısının dışında kullanımını isteyin.

56 55 ÖĞRENCİLERİN SORDUĞU SORULARLA Öğrenciler sordukları sorularla bilgi almak, diğer öğrencilere farklı bir bakış kazandırmak veya onlara fikir vermek için soruları kullanırlar. Öğrencilerin sorduğu sorular, öğretmenin yanlış anlaşılan ve karıştırılan yerleri belirlemesine yardımcı olur.

57 56 Soru sormak riskli bir iştir Sınıf arkadaşları arasında aptal yerine düşme, Öğretmeni zor durumda bırakmak için soru sormak gibi yanlış anlaşılma riski vardır. Bu nedenle,herkesin birbirine güven duyduğu ortamda öğrenciler rahatlıkla soru sorabilirler.

58 57 Rahat soru sorabildiği bir ortam onları nasıl düşündükleri,düşünmeyi bilip bilmedikleri konusunda öğretmenlere ipuçları vereceği için teşvik edilmeli ödüllendirilmeli alışkanlık durumuna getirilmelidir.

59 58 Yaratıcılık Teşvik Edilerek Yaratıcılık,”İnsanların bilişi,duyguları,eylemleri ve sezgilerini de kapsayan tüm fonksiyonlarının sentezidir “ Düşünmeyen Beyin Sorgulamaz.” “ Yaratıcı kişiler farklı bakış açısına sahiptir. Problemlere ne olması gerektiğinden çok nasıl olması gerektiği konusunda odaklanırlar Öğrencilerde yaratıcılığın desteklenmesi için; Öğrenmek bilgiyi bir bütün olarak yutmak değil, çiğnemektir.

60 59 Öğretmen, öğrencilerinin yerine onların HAYAL GÜCÜNÜ GENİŞLETEREK Hayal gücü doğal akıcılığı olan bir düşünme biçimidir ve çok hassastır. Küçümsendiğinde veya eleştirilerek, ilgisizlikle dinlendiğinde hemen durur. Hayal gücü, yaratıcılığın aracı olduğu için hassasiyetle dinlenmeli ve önemsenmelidir. Örneğin : Buzul çağında donmuş topraklar üzerinde insanlar yaşasaydı nasıl tarım yaparlardı? Bu çağda yaşayan bir ailenin yaşayışı nasıl olurdu? Aile fertlerinin sorumlulukları nasıl olurdu? Hatta bu çağdaki okul nasıl olurdu? Gibi öğrencilere sorulacak sorular ile öğrencilerin hayal güçleri harekete geçirilebilir. Dolayısıyla düşünmeye yönlendirilebilirler.

61 60 ÖDEVLER NE OLMAMALI? Öğrenciler sadece güçlük çeksin diye bir iş, Öğrencilere sınıfta tamamlayamadıkları çalışmaları tamamlama fırsatı, Öğrencileri sınıfta oyalama, Öğrencilere ceza, Öğrencilerin kendi kendilerine öğrenme yöntemi, Veli de iyi öğretmen imajı yaratmak için, Not vermek için, Olmamalı!

62 61 ÖDEVLER NE OLMALI? Amacı ve tamamlamanın neden önemli olduğu açıklanmalı, Öğrencinin zamanına ve emeğine değmeli, Velileri, öğrenciye uygun çalışma ortamı hazırlamak için teşvik etmeli, Öğrencinin emeğinin dikkate alındığını göstermek için toplanmalı,kontrol edilmeli ve üzerinde tartışılmalı, Öğrencilerin kişiliklerini ortaya koymalarına fırsat vermeli, Öğrencilerin yaratıcılıklarına fırsat sağlayarak öğrenme deneyimlerini zenginleştirmeli, Öğrencileri araştırmaya yöneltmeli.

63 62 OKULA GİTMEK İSTEMİYORUM! Sabah erken saatlerde, oğlunun odasına giren anne, onu uyandırmaya çalışıyordu: "Haydi, oğlum, uyan artık! Okula geç kalacaksın!" Oğlu, yarı açıkgözlerle annesine taktı ve uykulu bir sesle: "Ama anne, bugün okula gitmek istemiyorum!" dedi. Anne kaşlarını çattı ve sert bir şekilde sordu: "Neden okula gitmek istemiyormuşsun bakayım?" dedi. "Bana geçerli bir mazeret gösterebilir misin?" Oğlu bir yandan gerinirken, bir yandan da bir değil iki neden söyleyebilirim! dedi ve devam etti: "Okuldaki öğretmenler beni hiç sevmiyorlar, bu bir. Okulda hiçbir öğrenci de beni sevmiyor, bu iki. Bu iki neden yetmez mi anne?" Annesi başını sağa sola salladı: "Bunlar okula gitmemen için mazeret değil. Şimdi hemen kalk ve çabuk hazırlan!" Ama oğlu da vazgeçecek gibi değildi. Yorganı burnuna kadar çekerek bu defa o sordu: "Şimdi sen bana okula gitmemi gerektirecek iki geçerli neden söyle bakalım anne!" Yaşlı kadının sabrı tükenmek üzereydi. Oğlunun üzerindeki yorganı hızla çekti : "Sen 45 yaşında koca bir adamsın, bu bir" dedi. "Ve sen o okulun müdürüsün bu da iki. Haydi, okula, marş marş!"


"1 WWW. HİCKİZMAYANOGRETMEN.COM MUALLİMLER YA KULENİN BAŞINDADIR YA KULENİN DİBİNDEDİR ASLA İKİSİNİN ORTASINDA DEĞİL… www.hickizmayanogretmen.com." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları