Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

MUSTAFA KAYIŞ GÜCE MÜFTÜSÜ. Haya, kişinin içinde yaşadığı toplumun dinine, örf ve adetlerine, yaşam tarzına göre şekillenir. Hayanın, değer yargılarının.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "MUSTAFA KAYIŞ GÜCE MÜFTÜSÜ. Haya, kişinin içinde yaşadığı toplumun dinine, örf ve adetlerine, yaşam tarzına göre şekillenir. Hayanın, değer yargılarının."— Sunum transkripti:

1 MUSTAFA KAYIŞ GÜCE MÜFTÜSÜ

2

3 Haya, kişinin içinde yaşadığı toplumun dinine, örf ve adetlerine, yaşam tarzına göre şekillenir. Hayanın, değer yargılarının değişmesiyle toplumdan topluma, hatta bireyden bireye farklılık göstermesi mümkün olduğu gibi, değerlerin hiçe sayıldığı bir ortamda tamamen yok olması da ihtimal dahilindedir. (Diyanet Hadislerle İslam cilt 3, s. 219)

4 K.KERİM’DE HAYANIN ANLATIMI Kur’an-ı Kerim’de üç ayette haya kelimesinin türevleri geçmektedir. 1-(Ahzap, 33/53) 2-(Kasas, 28/25) 3-(el-Bakara 2/26)

5 HİCAP AYETİNİN İNMESİNİN SEBEBİ Zeynep bnt. Cahş ile dünya evine giren Peygamberimizin düğün yemeğine gelen davetliler, kendilerine ikram edilen et ve ekmeği yiyerek oradan ayrılıyor, onların yerine yenileri geliyordu. Bütün davetliler yemeklerini bitirdiğinde Resulüllah sofranın kaldırılmasını istedi. Ancak vaktin ilerlemesine aldırış etmeyen bir grup insan evdeki sohbete devam ediyor, Allah Resulü ile eşi Zeynep'in yalnız kalmasına müsaade etmiyorlardı.

6 İnsanları kırmaktan hoşlanmayan Resulüllah ise ağırdan alan bu sahabeleri incitmek istemiyor, kah oturup kah kalkarak kah odayı terk ederek rahatsızlığını onlara haliyle anlatmaya çalışıyordu. Odasına girmek üzere geldiğinde üç kişinin hala oturmakta olduğunu gördü ve onlar gidinceye dek bekledi. Herkes dağıldıktan sonra tekrar odasına gelen Allah Resulü içeriye girer girmez hicap ayeti nazil oldu. (Müslim Nikah 92)

7 HİCAP AYETİ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ اِلَّٓا اَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ اِلٰى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِر۪ينَ اِنٰيهُۙ وَلٰكِنْ اِذَا دُع۪يتُمْ فَادْخُلُوا فَاِذَا طَعِمْتُمْ فَانْتَشِرُوا وَلَا مُسْتَأْنِس۪ينَ لِحَد۪يثٍۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ فَيَسْتَحْـي۪ مِنْكُمْۘ وَاللّٰهُ لَا يَسْتَحْـي۪ مِنَ الْحَقِّۜ Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber'i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. (Ahzap33/53)

8 Hz. Şuayb’ın kızlarından birinin Hz. Musa ile utanarak konuştuğu Kur’an’da şöyle ifade edilir. فَجَٓاءَتْهُ اِحْدٰيهُمَا تَمْش۪ي عَلَى اسْتِحْيَٓاءٍۘ قَالَتْ اِنَّ اَب۪ي يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ اَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَاۜ فَلَمَّا جَٓاءَهُ وَقَصَّ عَلَيْهِ الْقَصَصَۙ قَالَ لَا تَخَفْ۠ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, "Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor" dedi. Mûsâ onun (Şuayb'ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb, "Korkma o zalim kavimden kurtuldun" dedi. ( Kasas 28/25)

9 Müşriklerin Kur’an’da arı, karınca, sinek gibi küçük yaratıkların örnek olarak gösterilmesinin fesahatle bağdaşmadığı yolundaki iddialarına karşı, اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْـي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلاً مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَاۜ Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. (el-Bakara 2/26)

10 İslam alimleri, bu ayeti ve aynı yöndeki hadisleri delil göstererek haya kavramının Allah hakkında kullanılabileceğini, ancak bu durumda kelimenin beşeri duyguları ifade eden “utanma, sıkılma” gibi anlamlarda değil “kötü ve çirkin bir işi yapmayı zatına layık görmeme, daima iyi olanı yapma” şeklinde anlaşılması gerektiğini belirtmişlerdir (Fahreddin er-Razi, II, 132).

11 PEYGAMBERLERİN HAYASI Peygamberlerin temel vasıflarından biri olan ’’haya’’, gönderildikleri toplumlara ısrarla öğrettikleri bir sünnet olmuştur. (Tirmizi, Nikah 1) Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: إِنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلَامِ النُّبُوَّةِ الْأُولَى إِذَا لَمْ تَسْتَحْيِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ إِذَا لَمْ تَسْتَحْيِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ ’’İnsanlık, ilk günden beri bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettikleri bir söz bilir: Şayet utanmıyorsan, dilediğini yap!’’ (Buhari Edeb, 78)

12 Bu hadis bize kişi için utanç sebebi olmayacak davranışların yapılmasında sakınca bulunmadığını ifade ederken; insanın hayası olmadığı takdirde kötüyü ayıracak bir ölçütü kalmayacağını dolayısıyla dilediği gibi davranabileceğini bildiren bir uyarıdır. (Hadislerle İslam, c. 3, s. 220)

13 أَرْبَعٌ مِنْ سُنَنِ الْمُرْسَلِينَ الْحَيَاءُ وَالتَّعَطُّرُ وَالسِّوَاكُ وَالنِّكَاحُ Ebu Eyyüb'den (ra) rivayet edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Dört haslet peygamberlerin özelliklerindendir: Haya, güzel koku sürme, misvak kullanma ve nikah" (Tirmizi, Nikah, 1101 )

14 يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاساً يُوَار۪ي سَوْاٰتِكُمْ وَر۪يشاً۠ وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَيْرٌۜ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ Ey Ademoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik) (Araf, 7/26) ayetindeki ’’takva elbisesi’’ tabiriyle hayanın kastedildiği müfessirlerce bildirilmiştir. (DİA, Ahlak md.)

15 FITRATTA VAR OLAN DUYGU HAYA İslam Dini, insanın doğasında var olan haya duygusunu Allah’ü Teala’nın belirlediği ilkeler doğrultusunda şekillendirerek şahsıyla bütünleşen bir karakter özelliği haline getirmesini ister. Böylece doğruyla yanlışı ayırarak Rabbinin kötü ve çirkin görüp yasakladığı söz ve fiilleri yapmaktan haya eden kulun, haramları terk edip helallere sarılması dolayısıyla dinin gereklerini yerine getirmesi daha kolay olacaktır. (Diyanet Hadislerle İslam, c.3, s.220)

16 HAYA İMAN İLİŞKİSİ Allah Resulü (sav), haya ile imanın birbirine bağlı olduğunu, biri olmazsa diğerinin de olmayacağını şu hadisleriyle dile getirmişlerdir. الإيمان بضع وسبعون أو بضع وستون شعبة فأفضلها قول لا إله إلا الله وأدناها إماطة الأذى عن الطريق والحياء شعبة من الإيمان “İman yetmiş küsur veya altmış küsur şubedir. En üst derecesi «Allah’tan başka ilah yoktur" demek, en alt derecesi de geçenlere zarar verecek şeyleri yoldan gidermektir. Haya da imandan bir şubedir” (Müslim, İman, 58,)

17 أنَّ رَسُولَ اللَّهِ ِ)صلم( مَرَّ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَهُوَ يَعِظُ أَخَاهُ فِى الْحَيَاءِ ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ )صلم( دَعْهُ فَإِنَّ الْحَيَاءَ مِنَ الإِيمَانِ İbni Ömer (r.a)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) utangaç kardeşine bu huyunu terk etmesini söyleyen Medineli bir müslümanın yanından geçerken ona: “Onu kendi haline bırak; zira haya imandandır” buyurdu. ( Buhari, İman, 24)

18 İSLAM’DA AHLAKIN TEMELİ HAYADIR إِنَّ لِكُلِّ دِينٍ خُلُقًا وَخُلُقُ الإِسْلاَمِ الْحَيَاءُ ’’Her dinin (kendine özgü) bir ahlakı vardır; İslam Ahlakının özü hayadır.’’ (İbn Mace, Zühd,17) Ashabını hayalı olmaya teşvik eden Resulüllah, ’’Arsızlık nerede ve kimde olursa olsun çirkinleştirir; Haya ise nerede ve kimde olursa olsun zarifleştirir.’’ (Tirmizi, Birr, 47) buyurmuş ve haya sahibi kimselerden övgüyle bahsetmiştir.

19 PEYGAMBERİMİZİN ÖRNEK HAYASI Allah Resulü, müminlere söz ve fiillerinde haya üzere davranmayı emrederek, kötü söz söylemek ve gereğinden fazla konuşmak gibi edebe aykırı hallerin münafıklara has davranışlar olduğunu bildirmiş, (Tirmizi, Birr, 80) kendisi de davranışları ve tavırlarıyla inananlar için bir haya timsali olmuştur. Nitekim Sahabeden Ebu Said el-Hudri onun bu özelliğini şöyle dile getirmiştir: كَانَ النَّبِىُّ ِ)صلم( أَشَدَّ حَيَاءً مِنَ الْعَذْرَاءِ فِى خِدْرِهَا ، فَإِذَا رَأَى شَيْئًا يَكْرَهُهُ عَرَفْنَاهُ فِى وَجْهِهِ ’’Resûlullah (sav) örtünme çağına girmiş bir genç kızdan daha utangaçtı. Hoşlanmadığı bir şey gördüğünde bunu yüzüne bakınca anlardık.’’ (Buhari, Edep, 72)

20 ALLAH RESULÜ’NÜN HAYA TANIMI قَال اِسْتَحْيُوا مِنَ اللَّهِ حَقَّ الْحَيَاءِ.َ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لَنَسْتَحْيِى وَالْحَمْدُ لِلَّهِ. قَالَ لَيْسَ ذَاكَ وَلَكِنَّ الاِسْتِحْيَاءَ مِنَ اللَّهِ حَقَّ الْحَيَاءِ أَنْ تَحْفَظَ الرَّأْسَ وَمَا وَعَى وَتَحْفَظَ الْبَطْنَ وَمَا حَوَى وَتَتَذَكَّرَ الْمَوْتَ وَالْبِلَى وَمَنْ أَرَادَ الآخِرَةَ تَرَكَ زِينَةَ الدُّنْيَا فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدِ اسْتَحْيَا مِنَ اللَّهِ حَقَّ الْحَيَاءِ

21 İbni Mesud’un rivayetine göre, Hz. Peygamber, “Allah Teala’dan gerektiği gibi haya ediniz!” buyurdu. Biz kendisine, “Ya Resulüllah! Elhamdülillah; haya ediyoruz” dedik.. Bunun üzerine Allah’ın Resulü şöyle buyurdu: “O (sizin anladığınız haya) değil! Fakat Allah'tan hakkıyla haya etmek; başını ve başında yer alan organları, karnını ve karnına bağlı organları(her türlü günah ve haramdan) koruman,(dünya hayatının süsüne kendini kaptırmaman), ölümü ve (toprak altında) çürüyüp yok olmayı unutmamandır. Ahireti isteyen dünyanın süsünü bırakır. Kim bunu yaparsa gerçekten haya etmiş, yani Allah'tan gereği gibi haya etmiş olur.” (Tirmizi, Sıfatü'l-Kıyame, 24)

22 Başın korunması, düşünce gücünün iyiye kullanılmasıdır. Baştaki organların korunması, dinen yasaklanan şeylere bakmamak, kötü sözlere kulak vermemek, haram yememek ve yalan söylememekle gerçekleşir. Karnın korunması ise haramla beslenmekten sakınmakla olur. وَكَانَ النَّبِىُّ )صلم( شَدِيدَ الْحَيَاءِ “Hz. Peygamber insanların en hayalısıydı”. (Buhari, Tefsir, 4793

23 ALLAH(C.C.) HER AN BİZİMLE BERABERDİR Başkalarından utanan, tepkilerinden çekindiği için onların hoşlanmadığı söz ve fiilleri yapmaktan rahatsızlık duyan insanın aynı şekilde Allah’a (c.c.) karşı da haya göstermesi, rızasını kaybetmekten korktuğu için onun sevmediği amelleri terk etmesi gerekir. İhsan üzere, yani Allah’ı (c.c) görüyormuş gibi hareket ederek Allah’ın (c.c.) kendisini an be an gördüğü bilinciyle yaşayan kulun Allah’tan haya etmesi, onun her zaman ve mekanda takva sahibi bir mümin olmasını sağlar ki, Rahman’ın kullarından talebi de budur. وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ “..Nerede olsanız, o sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir” (Hadîd, 57/4)

24 HZ. OSMANIN HAYASI Efendimiz (sav), Ashabının faziletlerinden bahsettiği bir konuşmasında Hz. Osman’ı (r.a) ’’Ashabının en hayırlısı’’ olarak tanımlamış (Tirmizi, Menakıp, 32) ve Hz. Osman (r.a) Asr-ı Saadette, bu üstün haya duygusuyla şöhret bulmuştur. Peygamberimiz (sav), Hz. Osman’a (r.a) özel bir değer vermiş; kendisini ziyarete gelen Hz. Ebu Bekir’i (r.a) ve Hz. Ömer’i (r.a) rahat bir vaziyette karşıladığı halde Hz. Osman (r.a) geldiğinde hemen toparlanmış; bunun sebebi sorulduğunda ise: ألا استحي ممن يستحي منه الملائكة “Meleklerin bile haya ettiği kişiden haya etmeyeyim mi?” diyerek cevap vermiştir. ( Ahmed, I, 71).

25 Şeyh Sadî’nin “Yusuf ile Zeliha” adlı hikayesinde; Yusuf’u kandırmak için ona dil döken, bu arada tapındığı putu ve niyetlendiği çirkin işi görmesin diye onun üzerini örten Zeliha’ya, Yusuf şöyle seslenir: Vazgeç, benden kötülük bekleme. “Vazgeç, benden kötülük bekleme. Sen bir taştan bile utanırken, ben nasıl olur da Allah’tan (c.c) utanmam Sen bir taştan bile utanırken, ben nasıl olur da Allah’tan (c.c) utanmam?” Sâdî, Bostan, s. 319 (Tercüme, Hikmet İlaydın), Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1950,.

26 ÇEKİNGENLİK HAYA DEĞİLDİR Allah Resulü, hayanın bütünüyle hayır olduğunu vurgulamıştır. (Müslim İman 61) Ancak insanın sorumluluklarını yerine getirmesini engelleyen, onu hakkını elde etmekten alıkoyan ve iyilik yapmaktan uzaklaştıran utanma hissi, İslam Dinindeki haya anlayışıyla bağdaşmaz. Zira böylesine utangaç olmak kişinin kendisine zarar verir, onu güzel ve hayırlı amelleri işlemekten mahrum kılar. Kişiyi aciz bırakan bu hal aslında haya değil çekingenliktir. (Diyanet Hadislerle İslam, c. 3, s. 221)

27 RESULÜLLAH HER MESELEYİ CEVAPLAMIŞTIR Hz. Peygamberin Güzide ashabı, edep ve hayanın en güzel örneklerini vermişlerdir. Onlar dini öğrenme konusunda büyük gayret sarf etmişler en mahrem konuları dahi erkeğiyle kadınıyla Resulüllah’a danışmaktan geri durmamışlardır. Örneğin Enes b. Malik’in annesi Ümmü Süleym, Resulüllah’ın yanına gelerek ’’Ey Allah’ın Resulü! Şüphesiz Allah haktan haya etmez. İhtilam olan bir kadının gusletmesi gerekir mi?’’ (Buhari, Gusül, 22) Diye sormuştur. Allah Resulü de hanımları sorularından dolayı ayıplamamış mahrem konuları ayrıntılı bir şekilde cevaplamaktan da çekinmemiştir.

28 Hanımlarla ilgili meselelerde bazen Hz Aişe’den yardım almış sonuçta danışılan her meseleyi münasip bir şekilde aydınlatmıştır. Utandıkları için bazı konuları Hz.Peygambere sormaktan çekinen kimseler de bir başkası vasıtasıyla da olsa muhakkak Allah’ın Resulü’ne ulaşarak dinin söz konusu mesele ile ilgili hükmünü öğrenmişlerdir. (Diyanet,Hadislerle İslam c.3, s.222)

29 Mâverdi, hayâyı, üç kısma ayırır: 1-Allah’a karşı haya, 2-İnsanlara karşı haya ve 3-Kişinin kendine karşı hayası.

30 Allah’a karşı haya: Nefsin isteklerini terk etmekle ve dinin emirlerini yerine getirmekle olur. Nefsin istediği her şey insanın zararınadır. İnsanın nefsi kadar ahmak bir mahlûk yoktur. Nefsin istediklerini bırakıp haya eden, Allah’ü Teala’dan korkar. O’nun razı olmadığı işlerden ve sözlerden kaçınır. O’nun emirlerini harfiyen yerine getirir

31 İnsanlara karşı haya: İnsanlara eziyet etmemek, yanlarında çirkin işler yapmaktan ve çirkin sözler söylemekten kaçınmakla gerçekleşir. Zira Mü’min, başkalarını ayıplamaz, kınamaz, fahiş söz söylemez ve kimseyi kötülemez. Cennet, fahiş [çirkin, ayıp] söz söyleyenlere haramdır. Sokaklarda dolaşarak çirkin söz söyleyen kimseleri, Allah’ü Teala sevmez. Kötü ve çirkin söz, münafıklıktan bir şubedir. Müslümanların birbirlerine fahiş söz söylemesinin İslamiyette yeri yoktur.

32 Kişinin kendine karşı hayası: Kişinin kendisine karşı edep sahibi olması demektir. Yani kişinin iffetli olması ve yalnız başına kaldığında günahlardan sakınmasıdır. Hayânın bu kısmı, nefsin erdemlerinden ve ahlakın güzelliğinden ileri gelmektedir. ( Mâverdî, Edebü’d-Dünya ve’d-Dîn, s )

33 HAYASIZLIK HER KÖTÜLÜĞÜN BAŞIDIR Dünyada ne kadar kötülük varsa bunlar hep hayânın yoksunluğundan olmaktadır. Haya duygusu kaybolan insanlık, canavarlaşır. Utanmayı kaldıran toplum ise, soysuzlaşır. Nitekim Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri, bunu şöyle dile getirir: “O hayanın en büyük tecellisi Peygamberler ve Velilerdir. Her türlü kavga ve gürültünün sebebi, menşei hayasızlıktır. Hani kerem, hani ayıp örtücülük, nerde HAYA! Yüz binlerce ayıpları örterdi Enbiya...

34 BUGÜN HAYAYA NE KADAR DA İHTİYACIMIZ VAR Birçok değer ve kıymet hükmünün alt üst olduğu, kalbi ve ruhi hayatın iflas ettiği, Muhammedi bir havanın bizden uzaklaştığı günümüzde, İslam'ın bu türlü güzel esaslarına her zamankinden daha çok insanlığın ihtiyacı vardır. Nitekim Merhum Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, günümüz insanlığının içine düştüğü durumu şu beyitlerinde ne kadar güzel ifade etmektedir: Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde… Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde! Vefa yok, ahde hürmet hiç, emanet lafz-ı bi-medlul; Yalan raiç, hıyanet mültezem her yerde, hak meçhul.

35 TEMEL DEĞERİMİZ HAYADIR Diğer ahlaki prensipler gibi hayaya da gereken önem verilmeli, tertemiz zihinlere, asli bir değer olarak tanıtılmalı ve böylece temel eğitimdeki yerini almalıdır. Ahlaksız sözler söyleyen veya edebe aykırı davranışlarda bulunan masum çocukların bu hallerine gülünüp onları hayasızlığa teşvik etmek yerine, onlara hayatın her anında hayanın güzelliği aşılanmalıdır.

36 Cenab-ı Hak, cümlemizi ve bütün Ümmet-i Muhammedi hayasızlıktan, amelsiz imandan, faydasız ilim ve işlerden muhafaza buyursun. AMİN MUSTAFA KAYIŞ GÜCE MÜFTÜSÜ


"MUSTAFA KAYIŞ GÜCE MÜFTÜSÜ. Haya, kişinin içinde yaşadığı toplumun dinine, örf ve adetlerine, yaşam tarzına göre şekillenir. Hayanın, değer yargılarının." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları