Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Dr.Muhammed Şahin.  Paraneoplastik semptomlar; tümör invazyonu veya metastazına bağlı olmaksızın tümoral doku kaynaklı hormon, peptid, antikor, sitotoksik.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Dr.Muhammed Şahin.  Paraneoplastik semptomlar; tümör invazyonu veya metastazına bağlı olmaksızın tümoral doku kaynaklı hormon, peptid, antikor, sitotoksik."— Sunum transkripti:

1 Dr.Muhammed Şahin

2  Paraneoplastik semptomlar; tümör invazyonu veya metastazına bağlı olmaksızın tümoral doku kaynaklı hormon, peptid, antikor, sitotoksik lenfosit ile otokrin ve parakrin salgıların etkileri sonucu gelişir.

3  RA, SLE, Sc, Dm gibi sistemik inflamatuar romatizmal hastalıklar lenfoproliferatif bozukluklar başta olmak üzere malignitelerin gelişim riskini arttırır.  İmmunsupresif ajanlar ve diğer biyolojik ajanlar da karsinojen etkilere sahiptir.  Otoimmun bozukluklarda, devam eden inflamatuar aktivite malignite gelişimi için primer risk faktörü olarak görülmektedir.

4  RA ve diğer otoimmun hastalıklarda inflamatuar hücrelerden kaynaklanan tümor bağımlı antjenlerin üretimi artar.

5  Romatolojik hastalıklar ve malignite birlikteliği birkaç şekilde görülebilir; Malignite seyri sırasında kas-iskelet semptomları ve sendromları şeklinde gelişen paraneoplastik hastalıklar Sistemik inflamatuar ve otoimmün hastalıkların insidansını arttırdığı maligniteler DMARD’ları içeren bazı immünsüpresif ajanların riskini arttırdığı kanserler

6  Otoimmün hastalıklar genç hastalarda gelişmesine rağmen, maligniteler yaşlı hastalarda hastalığın uzun dönemde seyri boyunca gelişir.

7  Bağ Dokusu Hastalıkları  Vaskülitler  Artropatiler  Kemik Hastalıkları  Deri ve Kas Hastalıkları

8

9  Polimiyozit, dermatomiyozit, amyopatik Dm ve inklüzyon cisimcikli miyozit çeşitli kanser tipleri ile birlikte görülebilir.  Yakın zamanda yapılan bir kohort çalışmasında; Takipleri boyunca 154 Pm hastasının hiçbirinde malignite gelişimi olmazken, 63 Dm hastasının 12’sinde malignite gelişimi görülmüştür.

10  Akciğer, meme, over, nazofarinks kanseri ve lenfoma ile paraneoplastik miyozitler birlikte görülebilir.  Paraneoplastik Dm vakaları ciddi deri lezyonları ve diyafragmatik tutulumla ortaya çıkar ve konvansiyonel immünsupresif tedavilere yanıt vermez.

11  Kanser hastalarında görülen Lupus- benzeri sendrom Poliserozit Raynaud Fenomeni Pozitif ANA testi bulguları ile gelir. Over Ca, Meme Ca, Mezotelyoma, Hairy Cell Lösemi ile birlikte görülür.

12  Skleroderma benzeri hastalık Akciğer, deri, meme, over kanseri ile birlikte görülür. Anti-topoizomeraz tip-1 antikoru, birçok paraneoplastik vakada saptanmıştır.

13  Geç başlangıçlı Raynaud Sendromu Gastrointestinal tümörler, akciğer, over, renal karsinom ve lenfoproliferatif hastalıklarla birlikte görülür. Semptomlar yaşlı hastaların parmaklarında asimetrik tututum gösteren digital nekroz halinde gelişir. Kryoglobulinemi, İmmün-kompleks bağımlı vazospazm, Hiperkoagulopati ve Vaskulitler tetikleyici faktörler olarak sıralanabilir.

14  Paraneoplastik polimyaljia romatika unilateral semptomlar < 50mm/hr veya 100mm/hr sedimentasyon değerleri kortikosteroitlere cevap vermeme gibi atipik özelliklerle ortaya çıkar. kolon, böbrek, akciğer Ca ve multipl myelom ile birliktelik gösterir.

15  Paraneoplastik eritema nodosum 6 haftadan fazla devam eder. Kortikosteroid ve NSAİİ tedavisine cevap vermez. Sadece altta yatan tümörün tedavisi ile remisyona girer.

16  Poliarteritis nodosa, wegener granülomatozu, temporal arterit ve churg-strauss sendromu gibi vaskülitler myelodisplaziler, hairy cell lösemi ve lenfoproliferatif hastalıkların seyrinde gelişir. Paraneoplastik vaskülitler bozulmuş retiküloendotelyal fonksiyonun sonucu dolaşan antijen ve immünkomplekslerin temizlenmesinin azalması ile oluşur.

17  Karsinomatöz poliartrit RA nın atipik prezentasyonu Genellikle yaşlı hastalarda Tutulum daha çok alt ekstremitelerde Şiddetli başlangıçlı seronegatif asimetrik hastalıktır. Tutulan eklemlerde tümör invazyonu görülmez. Ayrıca direkt grafileri normal olma eğilimindedir.

18  RA-benzeri paraneoplaziler Meme, kolon, akciğer, over, mide, özefageal Ca ve lenfoproliferatif hastalıklarla birlikte görülür.

19  Hipertrofik osteoartropati Parmaklarda clubbing Ağrı Şişlik Gerginlik şeklinde bulgu verir. Akciğer kanseri, akciğer metaztazı ve plevral mezotolyoma ile sıklıkla birliktedir.

20  Tümör bağımlı HOA patogenezinde, vasküler endotelyal ve trombosit türevi büyüme faktörü rol oynar.  Tümörün tedavisi ile dolaşımdaki büyüme faktörleri azalır ve HOA semptomları çözülür.

21  Rekürren polikondirit Burun, kulaklar, trakeobronşial bölge ve eklem kıkırdağının inflamasyonu ile seyreder. Myelodisplastik sendrom ile birliktelik gösterir. Tip 2 kollajene karşı oluşan otoantikorlar patogenezinde rol alır.

22  Relapsing seronegatif simetrik sinovit ile pitting ödem (RS3PE) Çoğu yaşlı erkek hastalardan oluşur. T hücreli lenfoma, myelodisplazi, kolon, akciğer, mide, prostat, endometrium Ca ile birlikte görülür.

23  Palmar fasiit ve poliartrit Sıcaklık artışı ve eritemle seyreden globüler şişliklerden Dupuytren kontraktürüne kadar değişen klinik şekilleri vardır. Romatoid faktör ve antinükleer antikorlar negatiftir. Over, endometriyal, mide, meme, prostat Ca, kronik lenfositik lösemi ve Hodgkin hastalığı ile birliktelik gösterir.

24  Hiperürisemi ve gut Yaygın karsinom ve lenfoproliferatif hastalıklarla birlikte görülür. Malignitelerin sitotoksik tedavileri sırasında hiperürisemi meydana gelebilir. Gut’un şiddeti malignitenin boyutu, karaciğer tutulumu ve hiperkalseminin varlığı ile artar.

25  Refleks sempatetik distrofi Akciğer, intestinal, over, pankreas Ca ve kronik myeloid lösemi ile birlikte görülür. Altta yatan travma, inme ve MI gibi bir durum yoksa malignite için tarama yapmak gerekir.

26  Eozinofilik fasiit Skleroderma benzeri Periferik eozinofili Ani başlangıçlı ve açıklanamayan el ağrısı İnflamatuar fasiit Dijital kontraktürün eşlik ettiği palmar fibromatozis şeklinde bulgular verir. Özellikle lenfoproliferatif hastalıklarla birlikteliği vardır.

27  Pannikülit Subkutan yağ dokusunun inflamasyonudur. Pankreatik adenokarsinom ile birlikte görülür.  Pankreatik Artrit Sendromu Fibrojenik büyüme faktörü ve sitokinlerin etkisi ile Periartiküler yağ nekrozuna sekonder Tripsin, lipaz ve serbest yağ asitlerinin lokal reaksiyonu patogenezde rol alır.

28  Eritromelalji Eritem Yanıcı ağrı Ekstremitelerde sıcaklık artışı Myeloproliferatif hastalıklarla birliktedir. Patogenezde arteriovenöz şantlar Lökosit, trombosit ve hemoglobin artışları Tedavide Aspirin’in etkinliği yüksektir.

29  Genetik faktörler, virüsler (EBV, Retrovirus..) ve sigaranın neden olduğu doku nekrozunu gibi ortak etyolojik etkenler otoimmun romatolojik hastalıklar ile malignitelere neden olur.  Ancak hangisinin primer etken olduğunu belirlemek zordur.

30  Sjögren sendromuna sekonder gelişen lenfoproliferatif hastalıklar, kronik otoimmün hastalıklardaki malignite risk artışının ön önemli örneğidir.  Lenfoma riski 44 kat artar.

31  Bu bir paraneoplastik sendrom değildir. Aksine tükrük ve lakrimal bezlerin kronik ve aşırı artmış B hücre stimülasyonu ile bozulmuş apopitozisine bağlı tümörogenez ve klonal B hücre artışı nedeniyle olur.  Epstein-Barr virüsü, kronik B hücre proliferasyonu ve lenfoma gelişiminden sorumlu tutulmaktadır.

32  Ayrıca, SS hastalarındaki kromozomal translokasyonlar da lenfoma riskini arttırır.  Primer SS vakalarının %4-10 unda non-hodgkin lenfoma düşük dereceli B hücreli lenfoma MALT lenfoma Waldenström makroglobulinemisi Kronik lenfositik lösemi Multipl myelom gelişir.

33  Primer SS-MALT lenfoma birlikteliği olan 7 hastanın 3 ünde B hücre inhibitörü anti-CD20 antikoru olan “Ritüksimab”ın etkin olduğu gösterilmiştir.

34  RA’da lenfoproliferatif bozukluklar ve akciğer kanseri riski artarken, kolorektal malignite riski azalır.  Tümör riski, RA’da artmış inflamatuar aktivite varlığında, düşük hastalık aktivitesine göre daha fazla bulunmuştur.  Ayrıca RA’da kanser riski yaş ve uzun süreli hastalıkla ilişkili bulunmuştur.

35  Yeni yapılan bir kohort çalışmasında; RA’lı hastalarda lenfoma riski 1,5-4 kat yüksek bulunmuştur.  Felty Sendromlu hastalarda lenfoma riski 12 kat artmış bulunmuştur.  Ayrıca, B hücre stimülasyonuna neden olan kronik EBV enfeksiyonu da RA veya SS ile birlikte olan lenfoma patogenezinde rol alır.

36  Takipte olan 516 RA’lı hasta üzerinde yapılan çalışmada, 13 kişide malignite gelişimi görülmüş. Ortalama kanser tespit yaşı 61,8 Takipte ex olan 5 hastadan 4’ü altta yatan maligniteye bağlı Ortalama survi 4,7 yıl

37 6 hastada akciğer Ca, 2 hastada folliküler tiroid Ca, diğerleri kutanöz B hücreli lenfoma, meme Ca, bilier Ca, kolorektal Ca ve over Ca Akciğer Ca olan RA’lı 6 hastadan 5’i sigara kullanımı + Karsinojen ajan kullananlardan 1 tanesi siklofosfamid, 8 tanesi metotreksat veya anti- TNF ajan kullanımı +

38  SLE’de lenfoma, sarkomlar ve çeşitli kanser tiplerinde artış görülür.  Non-Hodgkin lenfoma, akciğer, deri, hepatobilier CA riskleri artar. Buna karşın genital sistem maligniteleri azalır.  Malignite riski SLE’nin klinik aktivitesi ve organ tutulumlarından bağımsızdır.

39  EBV, SLE’ye bağlı malignitelerde de risk faktörü olarak kabul edilir.  İleri yaş ve uzun süreli hastalık seyri artmış kanser riski ile ilişkili olabilir.

40  SLE’li 860 hastanın seneleri arasında takibiyle yapılan çalışmada, 37 hastada malignite gelişmiş. Lupus’un ilk 5-10 yılında kanser prevelansı en yüksek Meme Ca, kolorektal Ca, serviks Ca, lenfoproliferatif hastalıklar ve akciğer Ca gelişimi Non-Hodgkin lenfoma riski en yüksek Kansere bağlı mortalite %11

41  Sklerodermalı hastalarda organ, doku ve B hücre maligniteleri riski fibrozis nedeniyle artmıştır.  Akciğer, özafagus, deri, meme Ca ve non-Hodgkin lenfoma ile birliktelik görülür.  Skleroderma hastalarında 1,5-10,7 kat malignite riski artışı görülmüştür.

42  İleri yaşta tanı konulması ve uzun hastalık süresi SSc’li hastalarda malignitenin major risk faktörüdür.  218 SSc’li hastanın takip edildiği çalışmada 3 vakada B hücreli lenfoma gelişimi görülmüş. Lenfoma insidansı 1,9-2,5 kat artmış B hücreli lenfoma, SSc’un başlangıcından sonra 2 sene içinde

43 SSc’nin diffüz kutanöz subtipinin görüldüğü 10 hastada kanser gelişimi + Ortalama malignite tanı yaşı 61,5 SSc tanısı sonrası malignite gelişimine kadar geçen süre ortalama 6,6 yıl 5 hasta altta yatan malignite nedeniyle ex Ortalama survi 4,9 yıl

44 3 hastada non-Hodgkin lenfoma, 2 hastada akciğer Ca, 2 hastada meme Ca, 1 hastanın bacağında leimyosarkom, 1 hastada serviks Ca ve 1 hastada deri Ca Sadece 1 hasta siklofosfamid tedavisi +

45  Artrit ve otoimmün hastalıkların tedavisinde birçok immünsüpresif ilaç ve biyolojik ajan kullanılır.  Bu ajanlardan bazılarının direkt veya dolaylı yolla malignite gelişimi ile birlikteliği bulunmuştur.  Siklofosfamid’in mesane üzerine toksik hasarı malignite gelişiminden sorumludur.

46  Uzun süreli tedaviler de tümör gelişimi için risk faktörü teşkil eder.  Tüm immünsüpresif tedaviler ve biyolojik ajanlar arasında sadece Siklofosfamid’in kesinlikle kanserojen olduğu bulunmuştur.  Metotreksat, Azathiopurin ve Anti-TNF ajanlar hakkında ise ihtilaf sözkonusudur.

47  RA tedavisinde kullanılan eski ilaçlardan Siklofosfamid ve Klorambusil’in malignite riskini arttırdığı görülürken, yeni ilaçlardan Metotreksat ve Leflunomid için aynı risk artışı görülmemiştir.

48  RA’da Siklofosfamid kullanımı ile mesane, deri Ca ve lenfoproliferatif hastalıkların gelişim riski 1,5-4 kat artar.  Yüksek total doz, uzun süreli tedavi, sigara kullanımı da ek risk faktörleridir.  Siklofosfamid’in RA’daki karsinojen etkileri SLE ve SSc’de görülmemiştir.

49  Metotreksat, RA’daki altın standart tedavilerden biridir.  Mtx’ın solid tümör gelişim riskini arttırdığına dair güçlü kanıtlar olmamasına rağmen, lenfoma riski artışına neden olabileceği düşünülmektedir.  RA’nın kendisi de az da olsa lenfoma riskini arttırdığından Mtx kullanımının ne kadar faydalı olduğu tartışmalıdır.

50  RA’da Azathiopürin kullanımı ile lenfoma ve solid tümör gelişimi riski artışı olduğu düşünülmekteydi. Ancak yeni çalışmalar bunu doğrulamamaktadır.  Benzer şekilde SLE’de Azathiopürin kullanımının da lenfoma riskini arttırmadığı görülmüştür.

51  1980’lerden bu yana RA tedavisinde kullanılan Siklosporin A’nın, takipte olan hastalarda kullanımı yeterli sayıda olmadığı için malignite gelişimine etkisi gözlemlenememiştir.  Leflunomid kullanan vakalarda da hiçbir malignite gelişim riski görülmemiştir.

52  TNF inhibitörleri başta olmak üzere birçok biyolojik ajanın lenfoma gibi malignitelerin riskini arttırdığı düşünülmektedir.  Eski çalışmalarda anti-TNF ajanların hematolojik malignite riskini hafif şekilde arttırdığı görülmüştür.  Biyolojik ajanlar ileri derecede aktif RA’lı hastalara uygulandığından, direkt etkileriyle malignite riskini arttırıp arttırmadığı anlaşılamamıştır.

53  RA hastasının takip edildiği çalışmada 6604 hasta yılları arasında biyolojik ajan verilerek takip edilmiş. 26 vakada lenfoma gelişimi + Biyolojik ajan kullanan RA’lı hastalarda lenfoma gelişim riski DMARD kullananlara göre daha yüksek

54  Bununla birlikte yılları arasında Anti-TNF tedavisi alan RA’lı hastalarla karşılaştırıldığında tedavi süresinin artması ile birlikte anlamlı lenfoma riski artışı olmamıştır.  Böylece lenfoma riskinin çoğunlukla erken döneme dayandığı söylenebilir.

55  Son yıllarda; RA’da Anti-TNF kullanımının, lenfoma oluşumunda major risk artışı ile birlikteliği olmadığı söylenmektedir.  Böylece Anti-TNF tedavisinin değilde RA’nın kendisinin lenfoma riski artışından sorumlu olduğu söylenebilir.

56  Diğer biyolojik ajanlardan Abatacept’in de lenfoma veya diğer kanser riskini arttırdığına dair bulgular yoktur.  Rituksimab gibi bazı biyolojik ajanların malignite riskine faydalı etkileri vardır. Rituksimab, MALT lenfoma gelişim riskini azaltır.

57  Tocilizumab, golimumab ve certolizumab pegol’un kanser riski ile bağlantılı olduğuna dair veriler bulunmamaktadır.

58  İnflamatuar hücre yüzeyinde kanser hücrelerinden bağımsız olarak bazı tümör bağımlı antijenler üretilir.  Nötrofil ve makrofajların üzerinde CEA bağımlı antijenler (CD66b ve CD66c) tespit edilmiştir.  RA’da sinovyal dokuda normale göre artmış CD66 üretimi görülür.

59  Tümör bağımlı antijenlerden CEA, kolorektal ve gastrik karsinomlarda CA 15-3, meme Ca’da CA 19-9, pankreas Ca’da CA 125, over Ca’da CA 72-4, gastrik ve over musinoz Ca’da artar.

60  CD66 ailesi, CA19-9, CA125, CA15-3 gibi tümör bağımlı antijenlerin karbonhidrat parçaları ile hücre yüzeyine bağlanır.  Böylece tümör hücrelerine olduğu gibi inflamatuar lökositlere de tutunma özelliği gösterir.

61  RA’da CEA ve CA 19-9 üretimi artışı tespit edilmiştir.  SSc ve SLE’li hastalarda ise CA 125, CA 15-3, CA 19-9 üretimi artışı tespit edilmiştir.

62  RA, SLE ve SSc’li hastaların tümör bağımlı antijenler yönünden incelendiği araştırmada, RA’lı hastalarda CA125, CA19-9 ve CA15-3 seviyelerinin anormal yüksek olduğu RA’da serum CEA ile IgM RF’nin anlamlı birlikteliği SSc’li hastalarda CA19-9, CA125 ve CA15-3 seviyelerinin anormal yüksek olduğu SLE’li hastalarda CEA, CA19-9, CA125, CA72-4 seviyeleri anlamlı yüksek görülmüştür.

63  SSc’li hastalarda serum CEA, CA15-3 ve CA19-9 seviyeleri ile böbrek tutulumu arasında anlamlı birliktelik görülmüştür.  Serum CA15-3 seviyeleri eklem tutulumu, ANA pozitifliği ve CRP seviyeleri ile ilişkilidir.  SLE’de serum CA72-4 seviyeleri santral sinir sistemi tutulumu ve SLEDAİ kompozit aktivite indeksi ile ilişkilidir.

64  Hasta bakımı ve modern tedavilerdeki gelişmeler, otoimmün romatizmal hastalıkların surveyini arttırmıştır.  Böylece takip süreleri uzayan hastalarda oluşan kronik ko- morbiditeler ve maligniteler major sorun haline gelmektedir.

65  Malignitelere sekonder gelişen birçok paraneoplastik romatoid bozukluk olduğu gibi; Romatolojik hastalıklara sekonder gelişen birçok malignite birlikteliği de gösterilmiştir.  Genetik etkenler, virüsler, B hücre aktivasyonu gibi patojenik faktörler otoimmün hastalıklara bağlı karsinogenezden sorumlu tutulmaktadır.

66  Bunun yanı sıra romatolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan ajanların bir kısmı da malignite gelişiminde sorumlu tutulmaktadır.  Tüm bu bilgiler doğrultusunda, malignite gelişim riski taşıyan romatoloji hastalarında agressif tedavi sıkı hasta takibi erken tanı araçlarının kullanımı önem kazanmaktadır.


"Dr.Muhammed Şahin.  Paraneoplastik semptomlar; tümör invazyonu veya metastazına bağlı olmaksızın tümoral doku kaynaklı hormon, peptid, antikor, sitotoksik." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları