Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

APİTERAPİ Engin DEREBAŞI Ziraat Yüksek Mühendisi Engin DEREBAŞI Ziraat Yüksek Mühendisi

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "APİTERAPİ Engin DEREBAŞI Ziraat Yüksek Mühendisi Engin DEREBAŞI Ziraat Yüksek Mühendisi"— Sunum transkripti:

1 APİTERAPİ Engin DEREBAŞI Ziraat Yüksek Mühendisi Engin DEREBAŞI Ziraat Yüksek Mühendisi

2 Apiterapi, arı ürünlerinin bir ya da birden fazla hastalığın önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılması şeklinde tanımlanabilir. Her geçen gün sonuçlanan araştırmalar toplumların dikkatini bu konu üzerine çekmekte ve özellikle Uzakdoğu ülkelerinde başlayan ve dünyada hızla gelişen arı ürünleri ile tedavi yöntemleri hızla yaygınlaşmaktadır. Hatta, başta Japonya, Doğu Asya ülkeleri, Amerika, Kanada gibi ülkelerde apiterapi merkezleri kurulmuştur. APİTERAPİ

3 BAL VE APİTERAPİ

4 Balın besin içeriğinin insan sağlığına etkisinin yanısıra olağanüstü bir özelliği de vardır ki, bu özellik antimikrobiyal aktivitesidir. Balın bu özelliği nedeniyle Hipokrat zamanından beri hastalıklarda tedavi edici bir araç olarak kullanıldığı bilinmektedir.

5 Balların antimikrobiyal aktivitesi için farklı mekanizmalar ileri sürülmüştür. İleri sürülen mekanizmalardan biri, balın sahip olduğu yüksek şeker konsantrasyonudur. Bir diğer sebebi de balda enzimsel olarak üretilen H 2 O 2 ’dir. Üçüncü olarak da balın düşük pH’sıdır (ort ).

6 Balın Antimikrobiyel Aktivitesi Balda mikrop üreyemez çünkü; Şeker konsantrasyonu çok fazladır. Balın pH sı civarındadır. Baldaki enzimler inhibin (H2O2) oluşmasına neden olur. Glukoz oksidaz GLUKOZGlukonik asit + H2O2 Not: Isıtılmış ballarda antimikrobiyel aktivite görülmez veya yok denecek kadar azdır

7 BAL VE APİTERAPİ Eski Mısırlıların; cerrahi pansumanda, göz iltihaplarının tedavisinde, Çinlilerin ve Hintlilerin de; çiçek hastalığının yayılmasını önlemede hasta vücudunu bal ile kapladıkları bilinmektedir. Orta çağda, yara ve yanıkların bal ile tedavi edilmesi, kulak iltihabında; kulağa balın akıtılması, difteri vakalarında; çocukların ağız ve boğazlarına içten balın sürülmesi ilginçtir. Bazı Nijerya yerlileri balı halen öksürük kesici olarak kullanmaktadırlar.

8 İnsan vücuduna etki eden çoğu mikroorganizma balda yaşamını sürdürememektedir. Bal, temas ettiği mikroorganizmaları öldürdüğü gibi içerisinde de barındırmamaktadır. Öyle ki Mısır piramitlerinde bulunan ve Postum’da M.Ö. 6. asra ait çömlekler, içindeki balların biraz katılaşmakla beraber vasıflarını hiç kaybetmemesi, balda mikroorganizmaların yaşayamadığını tarihi bir gerçek olarak göstermektedir.

9 BAL VE APİTERAPİ Tıbbi literatürde, İngiliz ve Amerikan hastanelerinde birinci sınıf mikrop öldürücü olarak bal kullanıldığını, Almanya’da yara ve soğuk algınlıklarından kaynaklanan hastalıklarda, baldan bu yönü ile istifade edildiğini görmekteyiz. Alman Dr. Zaiss’in mikrop öldürücü olarak balı tentürdiyot ‘a tercih ettiğini belirtmesi de ilginçtir. Balın yaraların ve enfeksiyonların iyileşmesini sağlamak için kullanımı 1981 yılında Dünya Sağlık Forumu tarafından da önerilmiş olup, Pharmaceutical Journal’da apse, çıban, göz yangıları, ishal, üriner sistem enfeksiyonları, dizanteri etkeni, deri ve ağız içi enfeksiyonlarına antimikrobiyal etkisinin olduğu rapor edilmiştir.

10 Balın çeşitli hastalıklara karşı tedavi edici özelliğini incelemek amacıyla birçok araştırma yapılmıştır. Bu konuyla ilgili ilgi çekici çalışmalardan birisi 1991’de King Suud Üniversitesi tarafından yapılanıdır. Yapılan bu çalışmanın sonunda gastrit ve oniki parmak bağırsağı ülserine sahip hastalara, alternatif bir tedavi olarak balın tek başına veya antimikrobiyal bir ajanla uygun bir bileşiminin kullanılması önerilmiştir.

11 Lavanta, karahindiba, ve kolza balları yüksek antimikrobiyal aktiviteye sahipken orman gülü, okaliptus ve portakal nispeten düşük aktivite göstermektedir.

12 Balın antimikrobiyal etkisini destekleyen bir başka bildirişte, eşit miktarda bal, çavdar unu ve zeytin yağı karışımı ile hazırlanan kremin günde üç kez kullanımı ile inek ve atlarda görülen ve kangrene dönüşen yaraları dahi tedavi ettiği sonucuna varan Lucke’nin bildirişidir

13 Bal, karaciğer rahatsızlıklarında da başarı ile kullanılmaktadır. Bu başarıda balın antimikrobiyal etkisinin yanında, fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliği de önemli sayılabilir. Balın çeşitli araştırmalar sonucunda, doku oluşmasını hızlandırdığı, yara ve yanık izlerini azalttığı (Arman, 1980; Dumronglert, 1983), bazı ülkelerde doktorlar tarafından katarakt ve kojuktivit ile bazı kornea rahatsızlıklarında başarı ile kullanıldığı bildirilmektedir (Mikhailov, 1950). Ayrıca kornea ülserinin de saf bal ile veya vazelin yerine bal ile hazırlanan % 3 lük sulphidine pomadı ile başarılı bir şekilde tedavi edildiği görülmüştür.

14 BASINDA BAL Türk doktor tümörü balla tedavi etti İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. İsmail Hakkı Hamzaoğlu'nun, kolon kanserini balla tedavi yöntemi dünyada yankılandı. Doç. Hamzaoğlu ve ekibi, kalınbağırsak ameliyatından sonra yaraya bal sürerek o bölgede tümör oluşumunu önledi. AP, başarıyı tüm dünyaya duyurdu. ABD Tıp Birliği de tedaviyi yayınladı

15 BASINDA BAL Diş çürümesine karşı bal Yeni Zelandalı araştırmacılar, antiseptik özellik içeren bazı bal cinslerinin diş çürümelerini önlediğini, diş eti iltihabına iyi geldiğini ileri sürdüler. Yeni Zelandalı araştırmacılara göre bu olumlu etki, balın içinde bulunan bir enzimin ürettiği oksijenli sudan kaynaklanıyor

16 Şeker Hastalığı ve Bal: Zaman zaman hakiki (!) balın şeker hastalığına iyi geldiği şeklinde yazılar çıkmakta veya söylentiler duyulmaktadır. Bunun bilimsel bir dayanağı yoktur ve yanlıştır. Bal da kan şekerini yükseltir ve fazla alındığında şeker hastalarını komaya sokabilir. Ancak eşit miktarda alınan bal, kan şekerini çay şekerine oranla daha az yükseltmektedir. Bu nedenle şeker yerine az miktarda bal kullanılabilir.

17 POLEN ve APİTERAPİ

18 1960 ‘lı yıllardan itibaren Isveç’li bilim adamları bu çiçek üreme organlarının çok yüksek bir besin ve ilaç özelliğinde oldugunu kesfedip dünyaya duyurmasından sonra polen botanik yönden ögretildigi kadar tıbbi yönden de bilim adamlarına ve kullanıcılara tüm özellikleriyle tanıtılmaya ve dünyada bilinçli kesim tüketiciler tarafından yogun sekilde kullanılmaya baslanmıstır. POLEN VE APİTERAPİ

19 Polenin insanlar tarafından ilk kullanımı Eski Çin, Pers, Mısır ve Yunanistan’da olmuştur. Hurmanın poleninde gonatotropik hormonların bulunması, Bedevilerin kısırlık tedavisinde bu bitkinin polenini kullanmalarını doğrulamaktadır. Polenin, doğal bir besin kaynağı olması nedeniyle Avrupa’da insan beslenmesinde kullanımı hızla artmaktadır. Avrupa ülkelerinde son 30 yılda yapılan bilimsel çalışmalar ve klinik test sonuçları, polenin prostat, alerjik hastalıklar ve kanser türlerine etkisi üzerinde yoğunlaşmıştır.

20 Polen insanlar tarafından günlük olarak protein, vitamin ve mineral madde gereksinimini karşılamak için doğrudan doğruya kullanılabilmektedir. Ayrıca besleme amacıyla az miktarda alınan polenin sinerjik etki yaparak pek çok yarayışlı maddenin karşılıklı etkileşmesi ile metabolizmayı ve sindirimi iyileştirmekte olduğu bildirilmiştir( Krell, 1966 ).

21 Polende B vitaminleri çok yüksek orandadır. B vitaminleri, bilindigi gibi “uzun ömür vitaminleri” dir. Dıs etkenlere karsı hücreyi, bagısıklık sistemini uyararak korur, sürekli hücre yeniler, hemoglobini çogaltarak hücreye bol oksijen gelmesini saglar. Polen arastırmacılarından bilim adamı Alain Callas,100 gram karısık çiçek poleninden günde alınacak 1 gram, insana yeterli B vitaminlerini sağlıyor demektedir.

22 Tablo 4. Polenin İyileştirici ve Tedavi Edici Özellikleri Artırıcı etkiİyileştirici etki Atletik performansKanser (Hayvanlarda) Sindirim kolaylığıSoğuk algınlığı Doku yenilemeAğrı-apse Genel canlılıkErkekte kısırlık a Cilt canlılığıAnemi b İştah b Yüksek tansiyon b Hemoglobin miktarı b Sinirsel ve endokrin rahatsızlıklar b Seksüel etkiÜlserler Performans(Yarış atları) a Ridi et al., 1960 b Sharma and Singh, 1980

23 POLEN VE APİTERAPİ Bu sonuçlar, hastalık belirtilerinin polen kullanımı ile kaybolduğuna tanık olan bazı doktorların ve ilgililerin bilimsel anlamda tam olarak kanıtlayamadıkları hususlar olup üzerinde önemle durdukları bilgilere dayanmaktadır(Tablo 4).

24 Polenin sağlık konusunda en önemli etkisi kronik prostat hastalığı ile ilgilidir. Polenin prostat rahatsızlığı sonucu oluşan ateşi düşürdüğü rapor edilmiştir ( Dennis, 1996 ). Polenin prostat hastalığını tedavide tam olarak neye yaradığı bilinmemektedir. Ancak polenin yüksek seviyede çinko içermesi ve prostat salgılarının çıkmasında çinkonun anahtar element olması dikkat çekicidir. Yapılan bir denemede, kronik prostat vakalarında 3 ay süreyle denenen polen % 92 başarı sağladığı görülmüştür.

25 Polenin bir diğer etkisi X ışınlarına karşı koruyucu etkisi olmasıdır. (Wang,1984 ). Bu konuda yapılan çalışmalar polenin radyasyonun olumsuz etkilerini azalttığını göstermektedir. Polenin aynı zamanda lösemi vakalarında oldukça etkili olduğu rapor edilmiştir. Polenin kansere karşı olumlu etkisinin nedeni, yapısında bulunan yüksek seviyedeki karotenoidlere bağlanmaktadır.

26 POLEN VE APİTERAPİ Arılar tarafından toplanan polenin değişik oranlarda antibiyotik içermesi, bağırsak ve kan hemoglobini üzerinde olumlu etkiler sağlamaktadır. Bazı raporlar da polenin cinsel hormonları beslediği ve uyardığı belirtilmiştir. Bu nedenle özellikle gençlerin gelişme çağında beslenmesinde polen tüketimi büyük yarar sağlayacaktır.

27 Polenin solunum sistemi üzerinde de olumlu etkisi vardır ki; 110 mg polen extraktı ve 100 mg aspirinden oluşan fluaxin ticari isimli preperatın soğuk algınlığı ve gribe karşı başarılı sonuçlar verdiği bildirilmiştir. ( Hanssan, 1979 ).

28 Polonya’ da 8-12 yaş grubu çocuklarda yapılan araştırmalara göre günde 20 g polen verilen öğrenciler ile polen verilmeyen öğrenciler arasında önemli derecede farklılıklar meydana gelmiştir. Polen alan öğrencilerin kan ile ilgili bütün değerlerinde artış saptanmış ve organizmada genel fizyolojik durum ile vücut direncinde iyileşme görülmüştür. Sinir sistemi üzerinde ki etkileri de dikkate değer bulunmuştur. Yine Polonya Farmakoloji ve Toksikoloji Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalar sonucu polenin lipit (yağ) metabolizması bozukluğunda, kan serumunda ki trigliserit düzeyinin düşürülmesinde oldukça etkili olduğu belirlenmiştir.

29 Polen; dağcılık yapanlar, pilotlar, yüksek rakımlarda bulunanlar için uygun bir gıda maddesidir. Çünkü polen yüksek irtifa hastalığının semptomlarını azaltmakta ve uyumu arttırmaktadır.

30 Polenin apiterapik kullanımından başka bir çok kullanım alanı vardır.  Bambusların beslenmesinde,  Polen evcil hayvanların, özellikle yarış atlarının beslenmesinde ve laboratuar böceklerinin yemlerine eklenerek büyüme hızını artırmakta kullanılmaktadır.  Arılar tarafından peteklere depo edilen ve arı ekmeği olarak bilinen polen özellikle çocukların beslenmesinde kullanılmaktadır.  Kozmetik sanayiinde, deriyi yenileyici ve besleyici olarak kullanılmaktadır.  Polinasyon çalışmalarında kullanım.  Hava kirliliğini belirlemede

31 ARI SÜTÜ ve APİTERAPİ

32 Arı sütü genel olarak vücutta hücre yenilenmesi, üretimi (hücre) ve metabolizması üzerinde etkili olduğundan organizmanın bütün dokularında canlılık ve bunun sonucunda sağlık, enerji, bağışıklık ve dinçlik meydana getirir. Bu yönüyle akla gelebilecek bütün sağlık problemlerinde önemli düzeyde motivasyon sağlar. Arı sütü kalp rahatsızlıklarından kansere kadar bir çok hastalıkta vücudu güçlendirmek, bağışıklık sistemini uyarmak amacıyla kullanılmaktadır. Özellikle yoğun antibiyotik kullanan radyoterapi ve kemoterapi olan hastalarda muhtemel karaciğer ve böbrek zararlarını önlemekte, fonksiyonlarını korumaktadır.

33 Arı sütünün insanlar üzerinde etkilerini belirlemek amacıyla bir çok çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışmalardan bazıları şunlardır; Japonya’da 54 farklı hastalık üzerinde yapılan uygulamalarda ortalama % 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirmektedirler. Aynı araştırıcılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellediğini de belirtmektedirler.

34 Çin’de yapılan başka bir denemede, deney hayvanlarına tümör oluşumuna neden olan antijen verilmiş ve iki gruba ayrılmıştır. Grubun birine arı sütü verilmiş diğerine verilmemiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldüğü halde arı sütü alan gruptaki hayvanlarda ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlayıcı niteliktedir.

35 Yine Arjantin’de yapılan bir başka araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren diyet uygulanmış ve iki gruba ayrılarak grubun birine arısütü verilmiştir. Deney sonucunda kontrol grubunun kanındaki kolesterol düzeyi ortalama % 1,37 olarak belirlenirken arı sütü verilen grupta bu değer ortalama % 0,68 bulunmuştur. Ayrıca aynı denemede kroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arısütü alan bu grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

36 Çukurova Üniversitesi Ziraat ve Tıp Fakültelerinde, Kaftanoğlu ve Tanyeli tarafından yapılan bir araştırmada “lösemi, lenf bezi kanseri ve karaciğer kanseri” olan ve 4-7 yaşları arasındaki sekiz çocukta, tedavi ile beraber l g/gün olarak kahvaltıdan önce ağızdan verilen arı sütü ile yapılan takipte, kanda lökosit (beyaz küre), parçalı lökosit ve lenfositlerin dikkati çekecek derecede arttığı, çocukların genel durumlarının düzeldiği ve kilo aldığı bildirilmiştir

37 ARI SÜTÜ VE APİTERAPİ Arı sütünün çeşitli iltihabi hastalıklarda başarı ile kullanılabileceğini destekleyen bir çalışma da Bulgaristan’da yapılmıştır. 125 iltihabi hastalık üzerinde yapılan araştırmada arı sütünün organizmada immino-biyolojik aktiviteyi arttırarak hastalığın önlenebileceği sonucuna varılmıştır

38 Arı sütünün karaciğer yağlanmasını önleyebileceği destekleyen unsur yapısında bol miktarda asetil kolinin bulunmasıdır. Çünkü asetil kolin ile yağlanma arasında negatif korelasyon vardır. Arı sütünün mg dozu bile total kolesterol düzeyinde % 14 lipit düzeyinde ise % 10 azalma sağlanmıştır. Ayrıca arı sütünün yüksek dozlarda kullanımı antiviral etki oluşumuna neden olduğundan gribe karşıda oldukça başarılı sonuçlar alınmıştır.

39 İnvitro (laboratuar) çalışmalar, arı sütünün yapısında bulunan 10 HDA ‘nın antibiyotik etkiye sahip olduğunu desteklemektedir. Bu antibiyotik etki E.coli, Salmonella, Proteus, Basillus suptillis ve Saureus mikroorganizmalarına karşı kanıtlanmıştır. Bu konuda yapılan bir çalışmada arı sütünün 0,5 mg ve 1 mg miktarları bakteri gelişimini inhibe ettiği görülmüştür. Ayrıca bazı antibiyotiklere kıyasla bakteriler üzerinde daha etkili olduğu gözlenmiştir (Mercan, 2000).

40 ARI SÜTÜ VE APİTERAPİ Arı sütü kozmetik sanayiinde de doku ve cildi yenileyici, deriyi gerdirici, derinin yağ sekrasyonunu düzenleyici etkisi göz önünde bulundurularak kullanım alanı bulmaktadır. Yanıklarda kullanılan dermatolojik krem ve merhemlere genellikle % oranında arı sütü katılmaktadır.

41 Arı sütünün apiterapik etkisini inceleyen çok sayıda çalışma hayvanlar üzerinde de yapılmıştır.. Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Ziraat Fakültesi’nde geliştirilen bir proje ile tüp inek üretiminde kullanılan yumurtaya serum yerine arı sütü verildiği, çalışmanın embriyo üretimi aşamasından başarılı sonuç alındığı bildirildi. Tavşanların normal besinine arı sütünün mg/kg (vücut ağırlığı) eklenmesi embriyo gelişimi ve fertilitenin artmasını sağlamıştır. Japon bıldırcınlarının besinlerine 0,2 g dondurulup kurutulmuş arı sütünün eklenmesi cinsel olgunluğa daha kısa sürede erişmelerine ve daha fazla yumurtlamalarını sağlamıştır. Tavuk besinlerinin her bir kilogramına 5 mg arı sütü ilavesinin yumurta verimini ve kuluçka çıkış ağırlığını artırdığı belirlenmiştir.

42 PROPOLİS ve APİTERAPİ

43 Propolis, sağlık için vücut yoluyla alınması gereken 22 besini bünyesinde taşıması açısından içinde bulunduğumuz yüzyıl da keşfedilen mükemmel doğal ilaç olarak kabul edilmiş ve önem kazanmıştır. Propolis çok eski çağlarda ilk kez Yunanlılar tarafından keşfedilerek doğal bir antibiyotik olarak kullanılmıştır. Yaşadığımız yüzyılda bu değerli ürünün antibakteriyel, antifungal, antiviral özellikleri yanında antiinflamatuar, antiülser, lokal anestezik, antitümör, bağışıklık uyarıcı gibi biyolojik aktivite özelliği göstermesi; tıp, apiterapi, beslenme ve biyokozmetik alanında kullanımını yaygınlaştırmıştır

44 Propolisin vazelinle karıştırılarak, hazırlanan merhemlerin Boer savaşları arasında kullanıldığı, yaraları iyileştirdiği belirtilmektedir. Propolis Mısır Uygarlığında ölülerin mumyalanmasında kullanılırdı. Hipokrat propolisin deri ülserlerinin ve sindirim sisteminin tedavisinde kullanıldığını söylemiştir. Anadolu’da da geleneksel olarak insanlarda ve çiftlik hayvanlarında ayak ve deri problemlerinde, yaraların iyileştirilmesinde, çıbanlarda kullanıldığı bildirilmektedir. Propolis, günümüzde ise artan bir popülerlik kazanmıştır. Arılar propolisi milyonlarca, insanlarsa binlerce yıldır kullanmaktadır..

45 Propolisin yapısında bulunan ve büyük önem taşıyan flavonoidler ve terpenler oldukça kuvvetli antioksidan, antisteril etkili birleşiklerdir. Özellikle flavonoidlerin kalp damar sistemi üzerine olumlu etkileri olduğu, kan dolaşımını düzenlediği, kılcal damar çatlamalarını azalttığını, mide mukozasını ülsere karşı koruduğu, mide yaralarını küçülttüğü, iç salgı sistemini düzenlediği ve halsizliğe karşı olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Bir çok kaynakta propolisin düzenli ve sürekli alınması durumunda sindirim, solunum ve dolaşım sisteminde ve tüm vücuttaki hastalık etmenlerine karşı etkin bir savunma gerçekleştirildiği bildirişlerine de rastlanmaktadır. Sentetik antibiyotiklerin aksine uzun süre propolis kullanımı zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri de olumsuz etkilememektedir.

46 Arıcılar, propolisi kovandan kazıyarak toplar. Bu toplama işini genellikle kovandaki balı hasat ettikten sonra yaparlar. Toplama sırasında propolise bir miktar mum karışır. Propolis işlenmek üzere fıçıların içerisinde işletmelere gönderilir ve önce değerlendirilmeye alınır. Eğer çok fazla mum ihtiva ediyorsa, yıkanmak için soğuk suya konur, böylece propolise karışmış mumlar giderilir. Geride kalan propolis paslanmaz çelikten yapılmış kafesler üzerinde açık havada kurutulur. Eğer propolisin içindeki mum az ise, propolis doğrudan doğruya % 95'lik etil alkol içerisinde çözülür. Böylece arıların kopmuş vücut parçaları, tahta yongaları ve diğer yabancı maddeler giderilir. Çok sayıda kimyevî maddeden yapılmış propolisin içindekileri birbirinden ayırmak oldukça zordur. Onun için propolis önce alkolde çözülür, çözünen maddeler alkole geçtikten sonra alkol uzaklaştırılır. Alkolde çözünen şekline 'propolis balsam'ı adıverilir. Mumlu kısım alkolde çözülmez. Propolisin kullanılır hâle getirilmesi

47 Propolisin en yaygın olduğu ülke Brezilya olmakla beraber, bu madde Brezilya,Uruguay,Çin, Tayland, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de önemli miktarlarda üretilmektedir. Propolisin yıllık üretim miktarı ile ilgili net rakamlar mevcut değildir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri'nde yılda kg satışının yapıldığı tahmin edilmektedir. Ticarî olarak tablet, toz, konsantre sıvı ve sakız formları mevcuttur. Propolis, Amerika'da yaklaşık 50 mg'lık kapsüller şeklinde satılmaktadır.

48 Propolisin insanlar üzerinde olumlu etkisini gösterdiği hastalıklar; beriberi, deri ülseri, ağız yaraları, diş ağrısı, burun iltihabı, mide ülseri, böbrek bozuklukları İYE iyi huylu tümör, kist, damar sertliği, diabet, kemik erimesi, kırıkların kaynaması, sedef, sinir ucu iltihabı, sivilce, egzama, vajinal ve rahim iltihaplanması, şeker hastalığı, nefes darlığı, çeşitli yaralar, cilt kanseri, menopoz dönemi kemik erimesi, astım, bronşit, romatizmal ağrılar, tiberküloz, mikrobik rahatsızlıklar, parkinson, hemeroid, akciğer kanseri, grip, uçuklar, gastrit, oniki parmak ülseri, orta kulak iltihabı, ÜSYE, baş ağrısı, güneş yanıklığı, akne olarak sıralanabilir.

49 Propolisin oldukça güçlü bir anestezik özelliği vardır ki kokainden 10 kat daha güçlü olduğu kabul edilir. Bu nedenle Rusya’da uzun zamandır diş hekimliğinde anastezik olarak önerildiği ve kullanıldığı bilinmektedir.

50 Propolisin bazı kanser türlerinde kullanımı yapısındaki cynamic asit ve terpenoidlerin sitotoksik activitesi ile ilgilidir. Bu yönüyle propolis, bağırsak, böbrek, meme, burun ve pharynx kanserinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Uruguay menşeili propolisle yapılan bir çalışmada meme kanserini yavaşlattığının bulunması bu yargıyı güçlendirmektedir ( Novatny et al, 1999).

51 İnsan kullanımında güvenli doz 1,4 mg/kg vücut ağırlığı/ gün veya 70 mg/gündür (Burdock, 1998).

52 ARI ZEHRİ ve APİTERAPİ

53 Arı zehirinin birçok rahatsızlığa iyi gelmesi nedeniyle üretimi ve tıpta kullanımı her geçen gün artmaktadır. Farmokolojik olarak arı zehiri kan dolaşımını artırıcı, bakteri öldürücü, radyasyona karşı koruyucu, tansiyon düşürücü etkileri ve bağışıklık sistemini aktive edici etkilere sahiptir. Arı zehiri ile herhangi bir tedaviye başlamadan önce mutlaka arı zehiri alerji testi yaptırılmalıdır. Arı zehiri tedavisi, tüberküloz, bel soğukluğu, endokardit rahatsızlıklarında ve hamilelikte kullanılmamalıdır

54 İnsanların tedavisinde arı zehirinin toplanarak kullanımı yerine, ergin işçi arıların doğrudan hastayı iğnelemesi yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemde; arılar kovan önünden, kuluçkalık veya ballık bölümünden açılan küçük bir delikten kavanozla toplanabilirler. Toplanan adet işçi arı, yaklaşık iki hafta şeker şurubuyla beslenir ve hasta üzerinde günlük sokma işleminde kullanılır.

55 Bugün için arı zehiri tedavisi Çin, Japonya, Güney Kore, Rusya, Bulgaristan, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Romanya, Avusturya, Almanya, İsviçre ve Fransa’da kullanılmaktadır. Günümüzde 9 Avrupa ülkesinde arı zehiri içeren 22 farklı ürün kullanılmaktadır.

56 Dünyada bir çok araştırmacı arı zehiri ile, özellikle köpek, kedi, at gibi hayvanlar üzerinde deneyler yapmışlar ve başarılı sonuçlar elde etmişlerdir. Özellikle arthritis(eklem iltihabı) ve romatizma, M.S., kronik ağrılar, depresyon, tümörler, böbrek problemleri, kas spazmları, göz hastalıkları, meme hastalıkları, bademcik, vajinitis, ürtiker ve prostat rahatsızlıklarında başarıyla kullanıldığı belirlenmiştir. Multiple sklerosis hastalığı bugün dünyada tıp otoritelerince tedavi edilemez hastalıklar arasında gösterilmektedir. Arı zehiri ile 1500 MS hastası üzerinde yapılan ve 6 ay süren bir çalışmada tedaviye alınan 4 değişik grupta % arasında bir başarı elde edilmiştir. Bu sonuç MS için gelecekte umut vericidir.

57 Arı zehirinin etkili olduğu kabul edilen MS, arthritis (eklem iltihabı) ve romatizma rahatsızlıklarından başka epilepsi( sara ), migren, Sinüzit, bazı kanser türleri, damar tıkanıklıkları, astım ve AİDS’te kullanılmakta ve başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Çağın vebası olarak nitelendirilen AİDS üzerinde yapılan çalışmada arı zehirinin HİV virüsünün bağışıklık sistemini çöktürücü etkisini kişinin bağışıklık sistemini güçlendirerek önce yavaşlattığı sonra da gelişimini durdurduğu ortaya konulmuştur (Tolon,B. 2002). Kanser vakalarında ise arı zehirinin merhem, tablet veya iğne yoluyla vücuda uygulanmasıyla umut verici gelişmeler kaydedildiği belirtilmektedir.

58 APİTERAPİ UYGULAMALARI

59 MIELE O.L. Sesso : M.Anni : 48. Frattura esposta del piatto tibiale mediale sinistro con perdita di sostanza cutanea ed infezione da Stafilococco epidermidis e Pseudomonas Aeruginosa. 4/11/1999 : medicazione con miele d’acacia e zucchero.

60 MIELE Medicazione del 21 / 11/ 1999 con miele e zucchero. Completa cicatrizzazione il 7/1/2000

61 MIELE V.A. Sesso : F. Anni : 64 Frattura esposta dell’estremo prossimale della gamba sinistra. Medicazioni con miele d’acacia per evitare l’infezione e stimolare la cicatrizzazione.

62 MIELE Guarigione a 60 giorni.

63 MIELE S.B. Sesso: M. Anni : 28. Ulcera da decubito al malleolo mediale sinistro in esiti di frattura del malleolo tibiale, contaminata da Staphilococcus Aureus. Medicazioni a giorni alterni con zucchero e miele millefiori.

64 MIELE Guarigione a 60 giorni.

65 P.L. Sesso : M. Anni :38. Frattura esposta gamba sinistra con necrosi massiva dei muscoli peroneali. Infezione da Staphilococcus Aureus e Pseudomonas aeruginosa. Medicazioni con miele di melata.

66 Guarigione a 90 giorni.

67 F.A. Sesso : M. Anni : 56. Frattura esposta gamba destra. Dopo l’intervento di riduzione e sintesi della frattura con fissatore esterno residua lesione nei tessuti cutanei e muscolari, attraverso la quale è fuoriuscito il frammento prossimale della tibia.

68 Medicazioni con zucchero e miele d’acacia. (Non si somministrano antibiotici per gravi problemi renali ed allergici)

69 Guarigione a 60 giorni.

70 PAPPA REALE

71 VELENO Il veleno d’api si trova in commercio in forma grezza disidratata, sotto forma di granuli omeopatici, liquido, pronto per essere iniettato, ed in preparati farmaceutici.

72 VELENO Ma la forma generalmente più utilizzata è la puntura diretta dell’ape.

73 Chinese Clinic Using live Bees. © Apimondia Commission of Apitherapy & AAS

74 Chinese Clinic Bees & Acupuncture. © Apimondia Commission of Apitherapy & AAS

75 Chinese Clinic BVT is done in a relationship © Apimondia Commission of Apitherapy & AAS

76 VELENO C.P. Sesso : M Anni : 64. Gravissima arteriopatia all’arto inferiore destro con ulcera alla gamba ed al dorso del piede. Ricoverato per essere amputato di gamba, il paziente rifiuta. Lo sottopongo così ad apiterapia e medicazioni dell’ulcera con miele di acacia.

77 VELENO

78 Trattamento dell’ulcera con punture d’api : inizia a sanguinare dopo 12 giorni di terapia.

79 VELENO Guarigione dopo 70 giorni di terapia.

80 Nel trattamento delle infezioni la propoli grezza o in soluzione alcolica ha dimostrato una straordinaria efficacia, sia da sola, sia, nei casi più gravi, in associazione con il miele, acqua distillata, acqua ossigenata ed aglio.

81 Sesso: M. Anni : 64. Infezione da Staphilococcus aureus MRSA di impianto protesico all’anca destra. Dopo 30 giorni di terapia antibiotica nessun risultato. Inizio medicazioni con miele e acqua bidistillata.

82 Infiltrazione della fistola residua Guarigione a 70 giorni dall’inizio con propoli in soluzione alcolica. del trattamento.

83 A 5 mesi dal 1° intervento si esegue nuova pulizia chirurgica senza ottenere la risoluzione dell’infezione. Sospendo tutta la terapia antibiotica ed inizio ad infiltrare le fistole fino all’interno del femore con propoli alcolica (2 volte al dì per 21 giorni).

84 Guarigione dopo 30 giorni dall’inizio del trattamento con propoli.

85 B.L. Sesso : M. Anni : 58. Grave frattura esposta settica di avambraccio. (Contaminazione da Staphilococcus aureus e Acinet. Lwoffii)

86 Medicazioni cotidiane con propoli alcolica. (Nessuna terapia antibiotica)

87 Guarigione a 28 giorni.

88 S.M. Sesso : F. Anni 43. Si punge accidentalmente il 1° dito della mano sinistra con una spina di pesce. Questa è la situazione dopo 7 giorni. (Infezione da Staphilococcus aureus)

89 PROPOLI Dopo 7 giorni di terapia antibiotica il quadro clinico è nettamente peggiorato ed inizio infiltrazioni locali con propoli alcolica ed impacchi di miele.

90 PROPOLI La lesione è guarita dopo 35 giorni di terapia con propoli e miele. Questo è il quadro clinico dopo un anno.

91 PROPOLI Utilizzo la propoli grezza per trattare lesioni infette ampiamente esposte, come in questo caso :O.L. Sesso : M. Anni : 39. Frattura esposta gamba sinistra contaminata da Staphilococcus aureus e Pseudomonas aeruginosa.

92 PROPOLI Dopo venti giorni di terapia antibiotica senza beneficio, ho iniziato ad applicare sulla lesione della propoli grezza per 3 settimane.

93 PROPOLI Risoluzione dell’infezione dopo 20 giorni ed inizio della cicatrizzazione.

94 PROPOLI Controllo a 4 mesi dal trauma.

95 Sonuç Antibiyotiklerin etkisini yitirdiği günümüzde arı ürünleri, insanları çeşitli hastalıklara karşı koruyan en iyi doğal savunma yöntemi olarak kabul edilebilir. Arı ürünlerinin tek kullanımının yanında tümünün belirli oranlarda karıştırılarak kullanımının daha yararlı olduğu ve her hangi bir sağlık probleminin çözülmesinde tıbbi tedavi yöntemleri ile birlikte kullanılabileceği bildirilmektedir. Bu yönüyle arı ürünleri tıbbın alternatifi değil destekçisi olarak görülmelidir.

96 Ancak bu gerçek ülkemiz doktorları tarafından da kabul edilmelidir. Dünyanın hemen her tarafında tıp tarafından dikkatle izlenen ve hatta doktorlar tarafından ele alınan apiterapi konusu ülkemizde büyük bir ihmal ve hatta bazı kimseler tarafından da muhalefet ile karşılanmaktadır. Oysa uygulanacak tıbbi yöntemlere ek olarak arı ürünlerinin kullanılması ile elde edilecek tedavi öncelikle doktorun başarısı olacaktır.

97 ÖNERİLER Türkiye ‘de destekleyici tıp önündeki mevzuat engelleri gözden geçirilmelidir.Türkiye ‘de destekleyici tıp önündeki mevzuat engelleri gözden geçirilmelidir. Üniversitelerde ve araştırma kuruluşlarında konuyla ilgili daha çok araştırma yapılmalı, sonuçları kamuoyuna duyurulmalıdır.Üniversitelerde ve araştırma kuruluşlarında konuyla ilgili daha çok araştırma yapılmalı, sonuçları kamuoyuna duyurulmalıdır. Altyapısı uygun Tıp ve Eczacılık Fakültelerinde; destekleyici tıp hatta arı ürünleriyle tedavi ( apiterapi) klinikleri ve laboratuarları kurulmalı ve müstakil uzmanlık alanı olmalıdır.Altyapısı uygun Tıp ve Eczacılık Fakültelerinde; destekleyici tıp hatta arı ürünleriyle tedavi ( apiterapi) klinikleri ve laboratuarları kurulmalı ve müstakil uzmanlık alanı olmalıdır. Konuyla ilgili kuruluşlar, uluslararası projelerde yer almalıdır.Konuyla ilgili kuruluşlar, uluslararası projelerde yer almalıdır. Apiterapi konusu medya ve sivil toplum örgütlerine iyi anlatılmalı, ciddi tartışmalar yapılmalıdır. Halk bu konuda bilgilendirilmeli böylece yanlış uygulamaların önüne geçilmelidir.Apiterapi konusu medya ve sivil toplum örgütlerine iyi anlatılmalı, ciddi tartışmalar yapılmalıdır. Halk bu konuda bilgilendirilmeli böylece yanlış uygulamaların önüne geçilmelidir. Unutulmamalıdır ki; sentetik ilaçlarda olduğu gibi destekleyici ve ya alternatif doğal ürünlerde de dozaj çok önemlidir. Uygulamalar mutlaka uzman denetiminde olmalıdırUnutulmamalıdır ki; sentetik ilaçlarda olduğu gibi destekleyici ve ya alternatif doğal ürünlerde de dozaj çok önemlidir. Uygulamalar mutlaka uzman denetiminde olmalıdır

98 TEŞEKKÜR EDERİM


"APİTERAPİ Engin DEREBAŞI Ziraat Yüksek Mühendisi Engin DEREBAŞI Ziraat Yüksek Mühendisi" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları