Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Yrd. Doç. Dr. Şenay ÇETİNKAYA Çukurova Üniversitesi Adana Sağlık Yüksekokulu 1 11. Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne. 29.11.2012.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Yrd. Doç. Dr. Şenay ÇETİNKAYA Çukurova Üniversitesi Adana Sağlık Yüksekokulu 1 11. Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne. 29.11.2012."— Sunum transkripti:

1 Yrd. Doç. Dr. Şenay ÇETİNKAYA Çukurova Üniversitesi Adana Sağlık Yüksekokulu Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

2 Besinlere bağlı ilk beklenmeyen reaksiyon 2000 yıl önce inek sütüne karşıdır, Hipokrat tarafından tanımlanmıştır. 1950’de ilk kez tek kör plasebo kontrollü (hasta yüklenen besin içeriğini bilmez, doktor bilir), 1976’da çift kör plasebo kontrollü (doktor ve hasta yüklenen madde içeriğini bilmez) besin yüklemesi çalışmaları yayınlanmıştır. Dünyada son elli yılda alerjilerin görülme sıklığı endişe vericidir. Bunun sebeplerinin neler olduğu birbirinden ayrı bilim dallarının araştırma konusu olmakla birlikte, günümüzde adeta epidemik halini almış böyle bir durumu doğru tanılamak ve halkı bilgilendirmek büyük önem kazanmıştır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

3 İngiltere’de bu konudaki kamu bilinci 1990’lı yılların başında ancak gelişti. O yıllarda sebebi gıda alerjisine dayandırılan bir takım ölümlerin peşi sıra gelmesi medyanın ilgisini çekti. Aynı tarihlerde yaklaşık bin kişi, birkaç ay içerisinde, tecrübelerini paylaşmak ve birlikte çareler aramak üzere Anaphylaxis Campaign isimli kuruluşta bir araya geldi. O günkü kayıtlara göre hastaların çoğunluğunu 15 yaşını geçmemiş çocuklar (%80), en sık şikayet edilen gıda maddesini ise yer fıstığı (%85) oluşturuyordu. Bu rakamlar karşısında İngiliz yetkililer, ilgili bakanlık ve devlet kurumlarını araştırmalar yapmak ve önleyici programlar başlatmak üzere harekete geçirdi. O dönemde kurulan sivil toplum örgütlerinin tuttuğu kayıtlar ve günümüze değin yürüttüğü anket çalışmaları bizlere bu rahatsızlıkların seyri konusunda bilgi vermektedir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

4 Gıda alerjisinde, vücudun savunma sistemi, gıda maddelerinde bulunan proteinleri ”tehlikeli” yabancı maddeler gibi algılayarak aktif hale geçer. Tolere edilemeyen gıda maddelerin en ufak miktarı bile, alerjik bir reaksiyona sebep olabilir. Tepkiler genelde gıda maddesinin tüketilmesinden kısa bir süre sonra ortaya çıkar ve bazı durumlarda ciddi olabilir. Diğer tür gıda maddesi hassasiyetinde, vücudun savunma sistemi devreye girmez. Ancak, ortaya çıkan belirtiler alerji tepkilerine benzeyebilir. Belirtiler oldukça yavaş şekilde ortaya çıkar, daha az tehlikelidir ve tüketilen gıda maddesinin miktarına bağlıdır. Hem kalıtım hem de çevre, alerji gelişiminde rol oynar. Aile içinde ne kadar çok alerji varsa, çocuklarında alerji olması için bir o kadar daha yüksek risk vardır. Ancak genetik eğilim çocuğun neye karşı alerji geliştireceğini etkilemez. Laktoz intoleransı ve Çölyak hastalığında kalıtım büyük önem taşımaktadır. Çocuğun hem astım hem de alerji olma riskini yükselten çevre faktörleri arasında hamilelik esnasında sigara kullanımı ve pasif sigara içimi iyi belgelenmiştir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

5 Beslenme de alerji riskini etkileyebilir. İlk dört ile altı aylarda biberon maması yerine tam emzirmenin, önleyici bir etkisi var gibi görünüyor. Besinler bazen öldürücü olabilen çok çeşitli istenmeyen reaksiyonlara, hastalıklara neden olabilir, sık görülür. Toplumun yaklaşık %20’si besinlere karşı gelişen istenmeyen bir reaksiyon nedeniyle diyetlerini değiştirirler. Bu istenmeyen reaksiyonlar besin proteinine karşı immünolojik yanıt (örn. besin alerjisi), metabolik hastalık (örn. laktoz intoleransı, galaktozemi), farmakolojik yanıt (örn. kafeine bağlı sinirlilik, peynirde tiramine bağlı başağrısı) veya toksik reaksiyonlar (örn. bakteriyel besin zehirlenmesi) nedeniyle ortaya çıkar Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

6 Besin alerjisi, besin proteinlerine karşı immünolojik mekanizmalarla oluşan zararlı besin reaksiyonları olarak tanımlanır. Avrupa Allerji ve Klinik İmmünoloji Akademisi (EAACI) 2001 yılında besinlere bağlı hipersensitivite reaksiyonlarını patogenezlerine göre yeniden sınıfladı. Besinlerin alımından sonra gözlenen toksik olmayan tüm zararlı besin reaksiyonları besin hipersensitivitesi olarak adlandırıldı. Reaksiyon bir immünolojik mekanizmayla oluşmuşsa besin allerjisi terimi, eğer IgE varlığı gösterildiyse IgE aracılı besin alerjisi terimi kullanıldı. Önceden besin intoleransı olarak tanımlanan reaksiyonlarda alerji dışı besin hipersensitivitesi olarak isimlendirildi Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

7 Çocuklarda ortak olan en muhtemel allerjenler;  süt,  yumurta,  soya,  buğday,  fıstık, fındık vb. ağaç yemişleri,  deniz ürünleri (örneğin karides, alabalık, tuna, morina, yayın balığı) ve  kabuklu deniz ürünleri (örneğin, karides, yengeç, istakoz).  susam tohumu alerjide giderek kabul edilecek gibi görünüyor Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

8 Besin alerjenleri: Çok sayıda ve çeşitli besinlerin tüketilmesine karşın besin alerjilerine neden olan etkenler genellikle sayıca sınırlıdır. Besin alerjenleri 2 sınıfta gruplandırılır. Birinci sınıf alerjenler: Esas sensitize eden alerjenlerdir. En önemlisi besin alerjenleri bu gruptadır. Besin allerjenleri suda eriyen, glikoprotein yapısında maddelerdir, molekül ağırlığı kD'dur, ısı, asit ve proteaza dayanıklıdırlar. Bu besinlere allerjik tepki besin ağız yoluyla alındıktan sonra gelişir. İnek sütü, yumurta, fıstık, soya, karides, lipid transfer proteinleri (elma, kayısı, şeftali, erik, mısır) bu gruptadır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

9 İkinci sınıf alerjenler ise daha çok bitkisel kaynaklı proteinlerdir (profilinler). Isıya dayanıksız yapıları kolayca bozulabildiğinden izole edilmeleri ve uzun süre saklanabilmeleri güçtür. Bu gruptaki bitkisel kaynaklı alerjenlerin çoğu polenlerdeki patojenlerle ilişkili proteinler, profilinler, peroksidazlar ve peroksidaz inhibitörleri ile yapısal benzerlik gösterirler Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

10 Besin alerjisinin, pediatri kliniklerinde yükü giderek artmaktadır. Çocukların %6’sında erişkinlerin %3-4’ünde görülür. Çocukluktaki prevelansı yaşamın ilk yılında en yüksek insidansla ortaya çıkar. Adana’da bir yaşa kadar inek sütü alerjisi sıklığı %1.5 olarak bulunmuştur. Atopik egzemalılar arasında ise besin alerjisi sıklığı %35 oranlarındadır. Çocuklarda besin katkı maddesi duyarlılığı ise %0.5-1 arasında belirtilmiştir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

11 Besin alerjilerinin prevelansı son yıllarda sürekli artmaktadır. Bir çalışma; ABD’de çocuklarda fıstık alerjisinin beş yıl içinde iki kat arttığını gösterdi. İngiltere’de rutin hastane kayıtlarına göre son 10 yılda anaflaksi görülme sıklığı 7 kat, besin alerjisi 5 kat arttı. Avustralya’da acil servislerde tedavi edilen anaflaksilerin %56’sının besin alerjisinden kaynaklandığı gösterildi. Günümüzde batı ülkelerinde besin alerjilerinin bir halk sağlığı sorunu olduğu kabul edilmektedir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

12 Ciddi veya fatal besin anaflaksisi her yaşta, hatta besinle ilk karşılaşmada bile görülebilmektedir. Ancak fıstık, fındık, deniz ürünlerine alerjisi olan astımlı adölesan veya genç erişkinler fatal besin anaflaksisi için büyük risk taşır. Besin alerjilerinin görülme sıklığı yaşla ilişkilidir. ABD’de 3 yaşın altındaki çocukların %8’inde, okul çağındaki çocukların %6’sında, erişkinlerin %3.7’ sinde besin alerjisi saptanmıştır. En sık alerji yapan besin çeşitleri de yaşla ilişkilidir. ABD’ de küçük çocuklarda en sık inek sütü (%2.5), yumurta (%1.3), yer fıstığı (%0.8), buğday (%0.4), soya (%0.4), ağaç fındıkları (%0.2), balık (%0.1) alerjisi saptanmıştır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

13 HÜTF Çocuk Allerji ve Astım Ünitesine tarihleri arasında başvuran besin alerjili çocukların epidemiyolojik çalışmasında bir yaşından küçük çocuklarda en sık inek sütü ve yumurta alerjisi; bir yaş ve daha büyük çocuklarda fındık-fıstık-ceviz, et, bakliyat (nohut, mercimek, bezelye) ve balık alerjisi saptanmıştır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

14 İnek sütü, yumurta, buğday, soya gibi erken çocukluk besin alerjilerinin büyük kısmı (yaklaşık %80’i) okul çağına kadar geçerken yer fıstığı, balık, kabuklu deniz ürünü alerjilerinin %80’i hayat boyu devam eder Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

15 Besine karşı toleransın gelişmesinde besinin tipi önemlidir, yanı sıra ailede atopik hastalık olması gibi genetik risk faktörleri ile çevresel ve kültürel beslenme alışkanlıkları gibi etkenler besin alerjilerinin ortaya çıkmasında ve kliniğinde rol oynarlar. Atopi riski olan bebekler; anne, baba veya kardeşlerinden en az birisinde astım, alerjik rinit, atopik dermatit gibi atopik hastalık öyküsü olan bebeklerdir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

16 Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

17 Besinler IgE aracılı ve IgE dışı (hücresel) mekanizmalar yoluyla deri, gastrointestinal ve solunum sisteminde çeşitli semptomlar oluştururlar. Halen normal oral toleransın bozulup nasıl besin alerjisinin ortaya çıktığı anlaşılmaya çalışılmaktadır. Besin alerjilerinin gelişiminde gastrointestinal sistemde yer alan mukozal bariyer, enzimler, barsak duvarında yer alan peyer plakları, antijen sunan hücreler, T ve B hücrelerin önemli yeri vardır. Diğer taraftan besin alerjilerinin gelişimini engelleyen barsak bariyeri ve oral tolerans olarak isimlendirilen barsakta besin antijenlerine immün yanıt gelişimini engelleyen mekanizmalar vardır. Barsak florası hayatın ilk 24 saatinde oluşur ve yaşam boyu stabil kalır; maternal flora, genetik ve yerel çevreye bağımlıdır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

18 Besin alerji reaksiyonları Gell ve Coombs aşırı duyarlılık reaksiyonu ile açıklanmaktadır fakat besin aşırı duyarlılık reaksiyonu daha da komplike bir reaksiyondur. Tip I aşırı duyarlılık reaksiyonu IgE yoluyla gelişmektedir. Oral toleransın bozulması veya gelişmemesi sonucu besine spesifik IgE antikorları yapılır. Bunlar mast hücresi ve bazofillerde bulunan yüksek afiniteli reseptör FCeR1 veya monosit, makrofaj, lenfosit, eozinofil üzerinde bulunan düşük afiniteli reseptörlere bağlanırlar. Besin allerjenleri mukozal bariyeri geçip bağlanan antikora ulaşırlar, bu antikora fab kısmına bağlanır. Bu bağlanma sonucu mast hücresi aktive olur, histamin, prostoglandin, lökotrienler salınır, salınan bu mediyatörler değişik doku ve organlarda vazodilatasyon, düz kas kasılması ve mukus sekresyonuna sebep olur. Bu reaksiyon erken aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Dakikalar içinde oluşur. Aktive olan bu mast hücresinden değişik sitokinler örneğin IL-4, IL-5, IL-6, IL- 13 ve PAF salınır ve bunlar IgE orjinli geç alerjik reaksiyonu oluştururlar. Nötrofil, eozinofil olay yerine 4-8 saattte gelir, PAF dahil mediatorler, peroksidaz. ECP, EBP salınımına sebep olur. Lenfosit ve monositler saatte oluşan kronik inflamasyondan sorumludurlar. Besinle meydana gelen reaksiyonların bir kısmı non-IgE orjinli besin aşırı duyarlılığıdır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

19 Soyer Ö.U., Adalıoğlu G. Besin Allerjileri. Güncel Çocuk Sağlığı 2007;1(2): Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

20 BESIN ALERJISI KLINIĞI Besinlerle değişik organlarda alerjik reaksiyon oluşur. En ağır form anaflaksidir. Deride atopik dermatit, ürtiker, anjiyoödem, kırmızılık ("flushing"), kaşıntı, gastro intestinal sistemde; dudak, dil ve damakta şişme, kırmızılık, orofaringeal ödem, larinks ödemi, kusma, ishal, üst ve alt solunum yolu problemleri, whezing, öksürük, nazal konjesyon görülebilir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

21 Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

22 Besin alerjisinde tanı Besin reaksiyonlarında kullanılan tanı yöntemleri: 1.Öykü 2. Diyet günlüğü 3. Skin prik test 4. Radyoallergosorbent test (RAST) 5. Bazofil histamin salınım testi 6. İntestinal mast hücresi salınım testi 7. Endoskopik İntragastral provokasyon (IPEC) 8. Çift kör plasebo kontrollü besin yükleme (DBPCFC) 9. Allerjen eliminasyonu ve yüklenmeden sonra intestinal biyopsi. Bu yöntemler hekimin şüphelendiği mekanizmaya göre seçilmelidir. 5 ve 6 genellikle araştırmalarda kullanılırken 7 ve 9 intestinal bulgu var ise düşünülür. 1, 2, 3, 4 ve 8 rutin uygulanmalı fakat her hastaya özel öncelik sırasına konulmalıdır. Örneğin; öykünün açık ve anaflaksi oluşan olgularda yükleme kontrendikedir. Ağır egzemada deri testi yapılamayabilir direk eliminasyon verilir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

23 Sorunlu besin, hikaye, fizik muayene ve yardımcı laboratuvar yöntemleri ile saptanır. Öykü çok önemlidir. Besin alerjisinin teşhisinde, tıptaki çoğu hastalıkta olduğu gibi, tecrübeli sağlık bakım sağlayıcı tarafından detaylı bir tıbbi öykü elde etme, besin alerjisinin teşhisine ulaşmada önemlidir. Öykü alırken hastanın hangi besini aldıktan sonra yakınmalarının başladığı, semptomların özellikleri, şiddeti, sıklığı, zamanı, semptomların başlama yaşı, kişisel ve ailevi atopik hastalıkların varlığı sorgulanmalıdır. Besinlere eklenen gizli alerjenlere de dikkat edilmelidir. Kronik, inatçı besin reaksiyonlarında bu saklı alerjenler önemlidir. Süt, soya gibi maddeler protein içeriğini artırmak amacıyla besinlere eklenmektedir. Fıstık, yumurta da besinlere eklenmektedir. Bunlar gizli allerjenlerdir, gözden kaçabilirler Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

24 Besinin ev dışında yenilip yenilmediği, yutulduğu zamanı bulmada ipuçları olabilir. Örneğin, bir Asya restoranında yumurta ruloları, yumurta, yer fıstığı ve/veya karides içerebilir. Büfelerde tüketilen gıdalar, dondurma topları ve fırınlar/ pastaneler çapraz bulaşma potansiyeli yüksektir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

25 Yumurta alerjisi çocuklarda ikinci en sık görülen alerjidir ve süt allerjisine yaklaşık şekilde bir çoğunun büyüdükçe kurtulacağı bir alerjidir. Tolerans sınırı değişir, ama bazıları o kadar duyarlıdır ki buharda yumurtaya ve temizlenmiş kaplarda yumurta proteini kalıntılarına reaksiyon gösterir. Hem yumurta beyazı hem de yumurta sarısı reaksiyon verebilir. Bir kaç kişi yumurta bazlı katkı maddesi lyzosyme de (E-1105) reaksiyon gösteriyor. İçerik listesini okumaya ek olarak, ikram edilen pasta/böreğin yumurta ile fırçalanmamış olduğuna emin olmak önemlidir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

26 Asıl Hastalığa Eklenen İkinci Bir Hastalık: Atopik dermatitli genç çocuklarda besin alerjisi gelişmesinin riski daha büyüktür, özellikle bebekler ve toddler dönemindeki deri reaksiyonu olanlardan, daha ciddi veya tedaviye inatçıdır. Genelde, daha genç hastalar ve daha ciddi atopik dermatitlilerde, besin alerjisine neden olabilecek faktör daha olasıdır. Özellikle kronik hastalarda besin günlükleri hikayeye yardımcı olur. Hastaya diyet günlüğü tutturulmalıdır. Bu günlüklerde, hasta yediği ve içtiği her şeyi ve alım zamanlarını yazmalıdır. Belirtilerin de türünü, ne zaman ve ne sıklıkta olduğunu eklemelidir. Eğer birçok farklı problemler oluşursa, belirtilerden en kötü algılanan iki, üçünü seçmelidir. Genellikle bunu bir ile iki hafta süreyle yapmak gerekli olabilir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

27 Akut besin reaksiyonlarında (anaflaksi, ürtiker gibi) klinik öykü çok değerlidir. Atopik dermatit, astım ve eozinofilik gastroenterit gibi kronik olgularda ise öykünün değeri düşüktür. Fizik muayenede deri, gastrointestinal ve solunum sistemine odaklanmalı ve atopi bulguları aranmalıdır. Tanı koymak için önce dikkatle bir hikaye alındıktan sonra laboratuar çalışmaları, eliminasyon diyetleri ve sonra besin provokasyon testleri ile tanı kesinleştirilir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

28 Gerçekte, IgE aracılı besin alerjisinin teşhisinde; çift-kör, plasebo-kontrollü düzen kurularak besin yükleme (DBPCFCs) kullanıldığında, geçmişte çok çeşitli olabilen besin kaynaklı reaksiyonların, yaklaşık %40’ının tanısı doğrulanabilir. Pozitif deri testinin hastada besin alerjisi olduğunu gösterme olasılığı %50'den az iken, negatif besin testinin besin alerjisi olmadığını gösterme olasılığı %95'dir. RAST ve ELİSA dahil diğer benzer invitro çalışmalar serumda allerjenlere özgül IgE orijinli reaksiyonları tespit için önemli bir tarama yöntemidir. Deri testinden daha az duyarlıdır. Dermografısmi pozitif olanlarda, antihistaminik almayı bırakamayan hastalarda ve ağır deri hastalığı bulunanlarda RAST testi deri testine tercih edilmelidir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

29 Eliminasyon diyeti tanı ve tedavi amacı ile kullanılmaktadır. Besinle oluşan akut bir reaksiyon (ürtiker, anaflaksi gibi) olduğunda diyetten o besin hemen uzaklaştırılmalıdır. Reaksiyonun gerilemesi, deri testinin o besinle pozitif olması besinin bu reaksiyonda rol aldığını gösterir. Eliminasyonda bebeğin büyümesi dikkatle izlenmelidir. Süt eliminasyonunda diyetle düzelme olduğunda laktoz intoleransı da düşünülmelidir. Oral besin yükleme testi besin alerjisi tanısında çok önemli bir tanı yöntemidir ve üç şekilde yapılır. 1) Açık; doktor ve hasta yüklenen besin içeriğini bilir. 2) Tek kör; hasta yüklenen besin içeriğini bilmez, doktor bilir. 3) Çift, kör plasebo kontrollü; doktor ve hasta yüklenen madde içeriğini bilmez Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

30 PROGNOZ Klinik tolerans, bazı gıdalara (süt, yumurta, soya, buğday) diğerlerine (fıstık, ağaç yemişleri, deniz ürünlerine) göre daha sık gelişebilir. Daha eski çalışmalarda süt ve yumurta için 3 ile 5 yaşlarında tolerans oranı %80 oranında söylenilirdi. Daha yeni retrospektif çalışmalar, John Hopkins Pediatrik Allerji kliniğinden gelen çalışmada; 16 yaşında inek sütü alerjisi olanların %79 ve 16 yaşındaki yumurta alerjisi olanların %68’i çözülme oranlarını ortaya koydu. Hastalığa daha dirençli ve daha ciddi hastaların olduğu akademik merkezler olduğundan bu genel topluma yansıtıcı olmayabilir. Buna karşılık küçük çocukların yaklaşık %20’si fıstığa tolerans geliştirir ve %10’dan daha azı ağaç yemişleri allerjisinden kurtulur Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

31 TEDAVİ Besin alerjisi tedavisinde en önemli yöntem eliminasyondur. Eliminasyon dietleri malnutrisyon, beslenme ve yeme bozukluklarına neden olabilir. Bu konuda dikkatli olunmalı, elimine edilecek besinin yerine uygun besin konulmalıdır. Fakat birden çok besin alerjisi olduğunda problemler yaşanmaktadır. Antihistaminikler (H1, H2), ketotifen, kromalin sodyum, kortikosteroidler, prostoglandin sentetaz inhibitorleri tedavide kullanılmaktadır. Gerektiğinde adrenalin hayat kurtarıcı olmaktadır. Oral kortikosteroid kronik IgE orjinli reaksiyonda (atopik dermatit, astım) ve IgE orjinli olmayan gastroenteritte (alerjik eozinofilik özefajit, gastroenterit, diyetle oluşan enteropatilerde) kullanılır. Oral kromolin IgE kaynaklı besin alerjisi ve alerjik eozinofilik gastroenterittte kullanılmaktadır ancak etkinliği tam olarak gösterilememiştir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

32 Yürürlülükteki yasalar ticari olarak ABD hazırlanan gıdalarda yaygın alerjenleri tanımlama yeteneğini kolaylaştırmıştır. Gıda Allerjen Etiketleme ve Tüketici Koruma Yasası (Ocak 2006 itibariyle) (süt, yumurta, soya, buğday, fıstık, ağaç yemişleri, balık ve kabuklu deniz ürünleri) yaygın alerjik kaynaklardan türetilen maddeleri İngilizce etiketlemeleri zorunlu tutmaktadır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

33 Kendi Kendine Enjekte Edilebilen (AutoInjektable) Epinefrin (Adrenalin) Endikasyonları Besin alerjisi tanısı alan çocuklar, alerjik besine yeniden maruz kaldıklarında acil reaksiyon riski vardır. Allerjen maruziyeti sonrası anaflaksi gelişebileceğinden hastalara kendi kendine yapmaları için epinefrin otoenjektörü reçete edilmesi önerilir, çünkü antihistaminikler sistemik reaksiyonu engellemez. Özellikle, öldürücü besin anaflaksisi gelişme riski yüksek olanlara, astım ve/veya fıstık veya fındık vb ağaç yemişleri alerjisi olanlara verilmelidir. EPİPEN 0.3mg / 0.3ml Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

34 EPİPEN JR 0.15 mg / 0.3ml Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

35 Kuşkusuz, hipotansiyon belirtileri olan (hatta eşlik eden belirtiler olmaksızın), özellikle besin alerjisi bilinen bir çocukta epinefrin uygulaması bir endikasyondur. Endike olduğu zaman, epinefrin tercihen uyluğun lateralinde intramusküler olarak enjekte edilir. Epinefrin/Adrenalinin yüksek peak (doruk/tepe) değeri plazma konsantrasyonu deltoid ile karşılaştırıldığında vastus lateralise enjeksiyon ile gösterilmiştir. Dahası, adrenalin plazma pik zaman konsantrasyonu intramusküler enjeksiyon sonrası 8±2 dakikadır, ancak subkutan enjeksiyon sonrası çok uzundur (34±14 dakika). Epinefrinin hızlı verilmesi esastır çünkü besinin tetiklediği anaflaksi olan kişilerde solunum veya kardiyak arrest zamanı 30 dakikadır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

36 EpiPen ve Twinject iki doz halinde her ikisi de kullanılabilir. Pediatrik kullanım için önerilen doz 0.01 mg/kg vücut ağırlığıdır. 30 kg yakın ve üzerindeki hastalar için 0.3 mg doz uygundur. 15 kg civarındaki çocuklar için 0.15 mg gösterilir. Çok küçük çocuklar (<10kg) için ve 15 kg ve 30 kg arası ağırlığında olanlar için, hekimin klinik kararı yerine getirilmeli. Epinefrin reçete edildiğinde kullanılmayacak gibi görünebilir. Demostre etme/gösterme veya eğitim, epinefrin otoenjektörlerin kullanımında cesaretlendirmede önemli bir faktördür. Doktorlara bu otoinjektörlerin kullanımı (tercihen bir plasebo cihazı ile) sözlü olarak olduğu gibi göstermesi de tavsiye edilir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

37 EpiPen® and EpiPen® Jr 25°C saklanır 15°C-30°C arasında taşınabilir Latex içermez Işıktan korunmalıdır BUZDOLABINDA SAKLANMAZ Çok sıcak veya çok soğukta tutulmaz Arabanın torpido gözünde saklanmaz ! Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

38 Alışıldık/her zamanki epinefrin dozu 0.01 mg/kg, en fazla 0.5 mg (eğer gerekli ise) 5 ile 30 dak sonra tekrarlanabilir. Ağırlığın bilinmediği durumda yaklaşık doz 50 mcg (0.05 mL) 6 aydan daha küçük çocuklar için 120 mcg (0.12 mL), 6 ay ve 6 yaş arasında 250 mcg (0.25 mL) 6 ile 12 yaş arasında ve 12 yaşın üzerinde 500 mcg (0.5 mL) uygun dozdur. Enjeksiyon uyluktan intra musküler olarak yapılmalıdır. Sağlık personeli ve öğretmenlerin eğitimini aynı zamanda yetersiz/eksik kullanımından kaçınma için gereklidir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

39 Besin alerjisinde, ABD’de anaflaksi yılda , 2000 hastaneye yatış ve yılda 200 ölümden sorumlu olduğu tahmin edilmiştir. Anaflaksinin çocuklar için riski besinden nüks/rekürrens olasılığı her 2 yılda birdir, atakların %0.6 ile %5 mortaliteyle seyreder. Besin alerjisinin teşhisiyle, çocuklarda gelişen anaflaksi önlenebilir. Besin anafilaksisinden ölümler ağırlıklı olarak evden uzakta olur, soruna ilişkin halkın farkındalığının artmasıyla sorun azalacaktır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

40 Olası ölümcül anaflaksi tanısı konulduğu zaman pediatrist 4 eylem yapmalıdır: Epinefrin otoenjektör reçete etmeli ve nasıl ve hangi durumlarda kullanılması gerektiğini açıklamalıdır. Hastaya, bakım verenlere ve okulda, spor veya diğer topluluk faaliyetlerinde acil bir durumda eylem planı sağlamalıdır. Reaksiyonların meydana gelme olasılığı ve uygun kaçınma ve kurtarma önlemleri hakkında bilgilendirmelidir. Tıbbi uyarı için kimlik etiketi takması önerilmelidir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

41 Antihistaminikler, beta-agonistleri, ve sistemik kortikosteroidler, anaflaksi için adjuvan tedavi olarak kullanılabilir. Fakat, onlar epinefrin yerine uygulanmamalıdır, solunum veya kardiyovasküler belirtileri tersine çevirmesi kanıtlanmamıştır. Antihistaminikler başlangıçta denenebilir, belirtiler sadece cilt (oral mukoza dahil) içeriyorsa, çocuk ilgili semptomların gelişimi açısından daha yakından takip edilmelidir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

42 Kardeşlerde veya Çocuklarda Atopinin Önlenmesi Aileler sıklıkla gelecekte çocuklarında alerjiyi nasıl önleyebileceğini sorabilir. Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) 2008’ de yayınlanan atopi gelişmesi yüksek riskli olan çocuklar için bir klinik rapor yayınladı. Allerji gelişme riski yüksek olan çocuklar, “çocukların en az birinde birinci dereceden akraba (ebeveyn veya kardeş) alerjik hastalıklı olması” olarak tanımlandı. Bu öneriler besin alerjisi ve atopik dermatit önlemede bilimsel ve kanıta dayanır: En az 4 ay sadece anne sütüyle beslenme inek sütü proteini formülüyle beslenmeyle karşılaştırıldığında yaşamın ilk 2 yılında inek sütü alerjisi ve atopik dermatitin insidansını azaltır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

43 Atopik dermatit, erken çocuklukta yaygın olarak hidrolize kullanımı ile ya da kısmen hidrolize formüllerin kullanımıyla içinde inek sütü formülü ile karşılaştırıldığında; gecikebilir veya önlenebilir. Yaygın hidrolize formüller kısmen hidrolize olanlardan önlemede daha etkili olabilir ama ekonomik maliyeti önemli olarak daha yüksektir. Allerji önlemede soya bazlı formülün herhangi bir rolü yoktur, ve amino asit formülleri atopiyi önleme açısından çalışılmamıştır. Katı gıdalar 4-6 aydan önce alınmamalıdır. Bu yaştan önce müdahalede diyet desteği için yeterli kanıt eksiktir. Bu öneriler zaten böyle atopik dermatit veya besin alerjisi gibi atopik hastalığı gelişmiş hastalar için geçerli değildir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

44 Diyet tedavisinde birkaç problem var: Çocuk yiyeceğin önemsiz miktarına son derece hassas olabilir, diğer bulaşmalara dikkat gerekir, diğer gıdalarda yaygın olarak kullanılan bir madde tetikleyici olabilir. Yutmaya ek olarak, deri teması ve inhalasyon şiddetli tepkilere sebep olabilir; dış temas ve inhalasyondan kaçınma genellikle gereklidir. Pişirme özellikle endüstriyel gıda ışıl işlem içeren süreç, bir gıdanın pişmemiş şeklinden duyarlı bireyin tolere edebileceğinden, böylece pişmiş gıdalardan kaçınma birçok durumda gerekli olmayabilir. Bir eliminasyon diyetinin basit olması (suçlu besin bazen tüketildiğinde çoğu alerjik tetikleyiciler ve besinsel değerli proteinler her yerde bulunabildiğinden) göreceli olabilir. BESİN ALLERJİSİNİN DİYET YÖNETİMİ Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

45 Şaşırtıcı şekilde, eliminasyon diyetinin etkilerini değerlendirmek için az sayıda klinik çalışma var. Pediatristlerin ana endişesi alerjili çocukların özellikle atopik dermatitli olanların, gelişimsel gecikmesi olabilir. Bir hipoteze göre bebeklikte büyümenin bastırılması daha sonraki yıllarda, olumsuz sonuçlara işaret edebilir. Bununla birlikte, hastalığın kendisi, sınırlanan/kısıtlanan diyet, genetik faktörler veya bazı kombinasyonunun neden olup-olmadığı hala açık değildir. Ne olursa olsun, besin alerjili bebekler ve çocuklar için diyeti şekillendirme, bireysel bazda besinsel yönün daha dikkatli değerlendirilmesini gerektirir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

46 Besin alerjisi literatüründe bir görüş birliği var o da : “kapsamlı eliminasyon diyetleri, kısa bir süre için sadece tanı aracı olarak kullanılması gerekir” ve “protein, kalori, eser elementler ve vitaminleri içeren dengeli bir diyetin sağlanması çok önemlidir”. Bu özellikle inek sütü alerjisi olan bebekler için uygundur, onların besin gereksinimleri dengeli bir kalori-protein oranı, aminoasit bileşimi ve yeterli kalsiyum alımı sağlanmalıdır. Çoğu bebekte, toddler yıllarına geldiklerinde gıdaya klinik olarak reaksiyon sonlanır. Böylece 3. yıllarının sonlarında inek sütü alerjisi olan bebeklerin %90’ı sütü tolere edebilirler, yumurtaya alerjisi olan akranlarının yarısı aynı yaşa ulaşamayacaktır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

47 Fıstık veya morina alerjisi olan hastaların %80’inden fazlasında alerji devam ediyor. Alerji veya anne-babanın algıladığı besin alerjisi, aynı zamanda sağlıklı besin alışkanlıklarının gelişiminde etkili olabilir. Klinik olarak, bu geçiş, hastanın anne babasıyla kaçınma stratejileri ve dönemsel olarak klinik olarak yeniden değerlendirme ve tüm diyet müdahalelerini gözden geçirmeyi gerektirir. 11. Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

48 2006 Amerikan Allerji Astım & İmmunoloji Koleji Yiyecek Allerji Uygulama Parametreleri besin alerjisi için immunoterapiyi “deneysel” olarak nitelendirir ve bir klinik seçenek olarak kabul edilmemelidir der. Ancak, araştırmalar devam etmektedir ve insanlarda dezensitizasyon için rekombinant alerjenler veya sentetik peptitler daha umut verici görünüyor Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

49 İşlenmiş Gıdaların Etiketlenmesi Etiketleme, besin alerjisiyle ilgili bir konudur, işlenmiş bir besinin paketleme öncesinde alerjenleri yanlışlıkla almasıyla modifiye olan risk faktörüdür. Avrupa Birliği’nde son zamanlara kadar yasalar, etiketlerde listelenen karışık içeriklere tüm ürünlerin %25’ ini aşmıyorsa izin veriyordu. Böylece bir aperatif/sandwich bir bileşimi olarak açıkça yumurta göstergesi olmaksızın etikette “krema” sözü olabilirdi. Eylül 2001 de etiketleme direktifini yayınlamayı takiben 2005 de bu madde çıkarıldı. Oniki besin maddesi içerikleri etikette görünmesi yasa tarafından istenilmektedir: Yumurta, fıstık ve ağaç yemişleri, soya, inek sütü (laktoz içeren), hardal, susam tohumları; kereviz ve 10 mg/kg daha fazla miktarlarda ki sülfitler Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

50 Benzer yasalar şimdi ABD’yı etkiler. Ocak 2006 başlarında Gıda Allerjen Etiketleme ve Tüketici Koruma Yasası, tüm gıda ürünlerinin bileşim tariflerini istemekte/zorunlu tutmaktadır. Gizli alerjenler önceden etiketlenmiyordu çünkü onlar içeriklerde bulunan/spesifik etiketleme (örneğin renk ve aroma) dan muaf katkı maddeleriydi, eğer onlar, şu andan itibaren bu sekiz gıdadan birini içeriyorsa açıklanmaya ihtiyaç duyacaktır. Böylece besinlerde etiketlenmeyen/gizli alerjenler ile ilgili sorunların çoğu artık ortadan kalkacaktır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

51 SONUÇ Gıda maddelerinin besinden çıkarılması hem pratik açıdan hem de beslenme ile ilgili çok zor olabileceğinden, tanının doğru temeller üzerine konması önemlidir. Gıda maddelerine karşı olan alerjik reaksiyonlar ve gıda bileşenlerine karşı gösterilen aşırı hassasiyet arasında ayırım yapılmalıdır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

52 Yaygın gıda alerjenleri yer fıstığı ve ağaç yemişleri, yumurta beyazı, susam, inek sütü, baklagiller, soya, balık, kabuklu deniz ürünleri ve buğday sayılabilir. Doğrudan olmasa bile bu gıdaların katılmış olduğu başka ürünlerin tüketimi, ya da o gıdaların işlenmiş olduğu bir üretim hattından çıkan ürünler alerjik açıdan temiz, hasta açısından da güvenli sayılmazlar. Bu yönde bazı ülkeler politika geliştirmektedir. Gıda alerjisi, dünyada büyük bir toplum sağlığı sorunu halini almıştır. Farkındalığın da gelişmesiyle birlikte görülme sıklığındaki artış kaçınılmazdır. Bunun yanı sıra batıda okul öncesi kreşler, ilkokullar, orta öğrenim kurumları ve kamu kuruluşları, bu sorunla baş edebilmek üzere özel programlar ve yönetmelikler oluşturmuştur Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

53 Ailenin Sorumlulukları: Okulu öğrencisinin alerjik durumundan haberdar etmek okul yönetimi ile çalışıp sınıf içerisinde, kafeteryada, hastalık sonrası tedavisinde, okul aktivitelerinde, okul servisinde vb. öğrencinin gereksinimlerini karşılayacak bir plan geliştirmek sağlık belgeleri, reçeteli ilaçları ve kullanım izahatlarını sağlamak, ilgili dosyaya çocuğun fotoğrafını koymak doğru etiketlenmiş ilaçlar temin etmek, kullanımlarını veya miadını doldurmalarını müteakip bunları yenilemek Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

54 Çocuğu taşıdığı gıda alerjisi hakkında aşağıdaki konularda eğitmek güvenli ve riskli gıdalar rizikolu gıdalara erişimi engelleyici çareler alerjik reaksiyon belirtileri gelişmekte olan alerjik bir durum hakkında yakında bulunan bir yetişkini nasıl ve ne zaman haberdar etme gıda etiketlerini okuma Eğer bir reaksiyon meydana geldi ise mevcut yönetmeliği veya kuralları okul yönetimi, çocuğa bakan hekim ve çocuğun kendisi ile birlikte gözden geçirmek Acil durumda kontak bilgisi temin etmek Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

55 Okulun sorumlulukları: İlgili kanun ve yönetmelikleri iyi bilmek, doğru şekilde algılıyor ve uygulayabiliyor olmak ailelerden ve hekimlerden gelen sağlık dosyalarını incelemiş olmak gıda alerjisine sahip öğrencileri okul aktivitelerine dahil etmek okul hemşiresi, öğretmen, okul müdürü, yemek ve beslenme hizmetleri idarecisi ve rehber danışmanlardan oluşan bir çekirdek kadro oluşturup öğrenci ve ailesi ile birlikte gıda alerjisi yönetimine dahil ederek “önleyici plan” oluşturmak Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

56 Öğrencinin sorumlulukları: Diğer öğrenciler ile gıda değiş tokuşu yapmayacak İçeriğinde alerjen bulunan veya içeriği bilinmeyen gıdaları tüketmeyecek Gıda alerjisinin yönetilmesi ve tedavisi sürelerinde iş birliği gösterecek Alerjik olduğu bilinen bir gıda tükettiğini fark ettiği anda ailesini bu konuda derhal haberdar edecek Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

57 Sonuçta, allerjist ve diyetisyen rehberliği, alerjili hasta derneği, geribildirimi, alerjili çocuk ve ailesinin her ikisinin yaşam kalitesini arttırır. Çocukları eğitim yoluyla güçlendirme, besin alerjisinde bir besinin diyetten çıkarılmasının uzun dönem etkinliğini araştıran çalışmalara ihtiyaç vardır. Pediatristin rolü, bir diyetisyenin tavsiyesi ile bu merkezde tamamlanmış olacaktır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

58 HEMŞİRENİN ROLÜ Hemşirelik uygulaması, hemşirenin anahtar rolü; danışma, bilgi ve güvence sağlamaktır. Hemşire, çocuğun ya da gencin allerji odaklı klinik öyküsüne dayanarak, şüphelenilen alerji türü, şiddeti, alerjik reaksiyon riski ve şüpheli alerjenin olası etkileri, aşıları da dahil olmak üzere diğer sağlık sorunlarıyla ilgili, çocuğa, gence ve ailesine yaşına uygun olarak bilgi sunar. Hemşire, anne-babaların, aynı zamanda, olası bir planla deri testleri ve spesifik IgE antikor testi takiben bir eliminasyon diyeti prosedürlerini içerebilen kesin tanıya ulaşmada sonraki adımlar hakkında bilgi eksikliğini karşılayabilir. Bebekler ile annenin, yeterli beslenmesinde, alternatif kaynaklar için ihtiyacın farkında olmasını sağlamak önemlidir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

59 Alerji tanısı ve yönetimi ile ilgili, hemşire ve/veya doktorun, sağlanan eğitim azlığı ile bu konuda bir gecede uzman olması beklenemez. Bununla birlikte, besin alerjisinden şüphelenilmesi gereken durumların farkında olmak ve gereken önlemlerin alınması önemlidir. Alerji çok yaygın, ciddi alerjik tepkiler daha az, anaflaksi ise nadir, ama hemşireler anafilaksi 'olduğu anda' anaflaksiyi yönetmede, (nasıl yöneteceğinde) farkında olmalıdır. Daha sık, birincil bakım hemşireleri şüpheli alerji veya alerjik bir bileşeni olan koşullarda çocuklarla karşılaşacaktır. Alerjik hastalığı olanların çoğunluğu birinci basamakta tedavi edilebilir, karşılaşabilirsiniz, ancak hemşirelerin ve hastaların, bu başvurularda yerel sevk yollarını bilmesi, farkında olması önemlidir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

60 Primer bakım sağlayıcıları, bir besin alerjik reaksiyondan şüpheleniyorsanız bu çocukların bir allerjiste başvurmalarını tavsiye ediniz. Yaklaşık olarak ABD çocukların %6’sı besin alerjisi olmasına rağmen, birçok anne-baba besin kaynaklı durumun ilgisiyle, daha fazla anne-baba endişelerini sunacaktır. Atopik dermatitli küçük çocuklarda risk daha yüksektir. Genellikle, daha güçlü test yanıtında (sIgE konsantrasyonu ve iz) klinik alerji olma olasılığı daha olasıdır. Bununla birlikte test yapma mantıklı olarak uygulanmalıdır. En önemlisi tıbbi geçmişi uygun test sonuçlarını yorumlamak için dikkate alınmalıdır; besin alerjisinden kaçınma, istenmeyen reaksiyonları önlemede bugünlerde tek yoldur Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

61 Maruziyet ve reaksiyonlar, beklenmedik şekilde meydana gelebileceğinden, hastalar ve aileleri lateral uyluğa intramusküler epinefrin ile hızla belirtileri tedavi etmeye hazır olmalıdır. Umarım, ilave/ek tedavi seçenekleri, günlük bazda hasta ve annelerin karşılaştığı anksiyete ve korkuyu dindirir. O zamana kadar, sağlık bakım sağlayıcıları, plasebo cihaz kullanarak epinefrin otoenjektörü doğru kullanımı/yönetimi sürekli olarak göstermek için teşvik edilmektedir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

62 HASTA VE/VEYA AİLE EĞİTİMİ İnek sütü alerjisi küçük çocuklarda en sık görülen alerji türüdür. İnek sütü alerjisinde reaksiyona sebep olan sütteki proteinlerdir. Süt alerji tedavisi inek sütünün tamamen kaldırılması anlamına gelir. Keçi, bizon ve benzerlerinden gelen sütten de kaçınılmalıdır. Klasik süt ürünleri diye adlandırdığımız ürünlerin dışında çok gıda maddesinde süt proteini bulunmaktadır. Bu nedenle ürün açıklamasını, hangi ürünlerin güvenli olduğunu anlamak için her zaman dikkatlice okumak önemlidir. Dikkat edilmelidir ki süt proteini içerik listesinde bazen kazein veya kestirilmiş süt suyu (myse) olarak tanımlanır. Süt yerine geçebilecekler, yüksek dereceli hidrolize (parçalanmış) süt proteini bazlı ürünlerdir. NAN HA süt proteini içerir ve inek sütü alerjisi olanlara uygun değildir. Dikkat edilmelidir ki süt yerine geçebilecek birçok madde kalsiyum içeriği açısından tam değerli değildir. Kalsiyum takviyesi genellikle gereklidir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

63 Daha büyük çocuklarda kalsiyum ile zenginleştirilmiş soya içeceği veya yulaf içeceği süt yerine geçebilecek uygun içeceklerdir. Bunlar marketlerden alınabilir. Pirinç içeceği besin açısından daha az değerlidir. Krema, peynir, yoğurt, dondurma, tereyağı vs. yerine geçebilecek birçok, soya, yulaf, pirinç veya palmiye yağı bazlı ürünler bulunmaktadır. Bunlar yemek pişirmekte pratik çözümlerdir, ama besin açısından değerleri değişir. Et, kümes hayvanları, balık ve yumurta gibi başka hayvansal gıdalar sütün genelde sağlamış olduğu yüksek değerli proteini sağlayabilir. Laktoz intoleransı, süt şekeri içeriği zengin ürünlerin alımını kısıtlama anlamına gelir. Bunlar özellikle kesilmiş süt suyu bazlı ürünler, dondurma, tatlı süt, krema ve taze peynirdir. Normal kaşar peyniri, tereyağı ve düşük laktoz içerikli/laktozsuz süt, ve yoğurt, çok az laktoz içerir ve normal olarak kullanılabilir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

64 Kefir, Biola ve yoğurt gibi diğer fermente ürünler laktoz içerir, fakat süt asidi bakterilerinin kendileri laktoz parçalayabildikleri için, genellikle tatlı sütten daha iyi tolere edilir. Ayrıca, laktaz sıvı ve tablet formunda eczaneden alınabilir. Bu ürünler, özel durumlarda kremalı pasta ve dondurma gibi laktoz içeriği zengin gıdalar yenilebilmesini sağlar. Birçok süt ürünleri laktoz intoleransında kullanılabildiğinden, kalsiyum takviyesi genellikle gerekli değildir. Yumurta allerjisinde besin açısından yumurtayı ortadan kaldırmak az önem taşır. Ancak, tamamen pratik olarak iyi pasta ve börek yapmak zor olabilir. Kabartma tozu veya soda miktarını arttırmak, ve renk için biraz mısır unu, genellikle problemi çözmeye yeterli olacaktır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

65 Balık alerjisi gıda alerjisinin şiddetli bir formu olabilir. Bazı balık alerjisi olanlar her tür balığa karşı reaksiyon gösterirken bazıları morina balığına reaksiyon gösterebilir, ama somonu, alabalığı veya uskumruyu tolere edebilir. Bazı balık alerjisi olanlar balık haşlama yaparken çıkan buhara da reaksiyon gösterir. Balık alerjisi olanlar genellikle balık yağını, protein açısından saflaştırılmış olduğu için tolere eder. Balık yağı genellikle balık alerjisi olanlara, uzun zincirli omega-3 yağ asitleri, D vitamini ve iyot içerdiği için tavsiye edilir. Balık bunlara önemli bir kaynaktır. Balık yağına reaksiyon gösteren çok az kişiye fok balığı yağı ve krili yağı bir alternatif olabilir. D vitamini ilave olarak alınmalıdır. Süt ürünleri kullanımı iyot ihtiyacını korur. Birçok hazır ürün malzeme olarak balık içerir. Tüm alerjilerde olduğu gibi ürünlerin açıklaması kontrol edilmelidir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

66 Karides, yengeç, kerevit, ıstakoz ve diğer kabuklular, alerjik ve non-alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Genellikle, gıda veya buhar yoluyla, küçük miktarlar ciddi reaksiyonlara neden olmaya yeterlidir. Kabuklu deniz ürünlerinde bulunan temel alerjen, salyangoz, kalamar ve midye gibi yumuşakçalarda da bulunduğundan, farklı türler arasındaki çapraz reaksiyonlar yaygındır. Baklagiller alerjisi: Bezelye, soya fasulyesi, acı bakla unu ve yer fıstığı aynı bitki ailesine mensuptur. Bu nedenle bu türler arasında çapraz reaksiyonlar oluşabilir. Örneğin acı bakla unu bazı yer fıstığı alerjisi olanlarda alerjik reaksiyona neden olabilir. Acı bakla unu bazı tam- ve yarım pişmiş pasta/börek ürünlerine eklenir. 11. Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

67 Yer fıstığı en sık, ciddi alerjik reaksiyonlar tetikleyen gıda maddeleri arasında olmasına rağmen, tüm yer fıstığı alerjisi olanların ciddi reaksiyonlar geçirmesi söz konusu değildir. Fıstığa reaksiyon göstermek alınım sonrası mümkündür, toz şeklinde veya dokunmayla. Çoğu yer fıstığı alerjisi olanlar başka ağaç fıstıklarını tolere etseler bile, bunların genellikle gıdalarda, birlikte görüldüğünü dikkate almak önemlidir. Pek çok kişi alerji testlerinde soya için pozitif gösterir. Bunun nedeni soyanın çimen poleni ve başka baklagiller ile çapraz tepki gösterebilmesidir. Bu nedenle, soyanın klinik belirtiler verdiğine, besinden çıkarmadan önce emin olunmalıdır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

68 Soya alerjisinde soya proteininden kaçınılmalıdır. Ancak soya sıvı yağı ve soya lesitin bir çok kişi tarafından soya fasulye yağ fraksiyonuna dayalı oldukları için, kullanılabilir. Katı bitkisel yağ etiketli ürünler özellikle beyan olmadıkça soya proteini içermez. Kabuklu ağaç yemişleri arasında fındık, ceviz, cashews, antep fıstığı, badem ve Brezilya kestanesi gibi yemişler bulabiliriz. Kişi bir ya da daha fazla fındık türüne reaksiyon gösterebilir. Susam tohumu, ayçiçeği çekirdeği ve haşhaş tohumu alerjik reaksiyon verebilen tohumlara örneklerdir. Fındık ve tohum alerjisi şiddetli reaksiyonlara sebep olabilir. Fındık birçok gıda maddesinde ve tozda bulunur. Reaksiyon genellikle bir kaç dakika içinde görülür. Bu nedenle ürün açıklamasını dikkatlice okumak ayrıca önem taşır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

69 Birçok ürün “fındık izleri içerebilir” diye etiketlenmiştir. Bunlar kullanılabilir, ancak daha önce anafilaktik reaksiyonlar geçirmiş kişiler tarafindan dikkatlice kullanılmalıdır. En hassas olanlar, fındık ve tohumdan üretilmiş yağlardan kaçınılmalıdır, keza soğuk preslenmiş yağlar önemli ölçüde protein artıkları içerebilir. Ancak fındık alerjisi olan birçoğu sıvı yağları tolere edebilir. Birçok kişi, fındık ve bademe tepki sadece huş ağacı polenlerine karşı çapraz reaksiyon olarak gösterir. Bu gibi çapraz reaksiyonlar genellikle hafif belirtiler verir, ve bunlar genellikle fındık ısıl işlem gördüğü zaman tolere edebilir. Buğday alerjisinde, buğday, çavdar ve arpadaki bir veya daha fazla protein, alerjik belirtileri tetikleyebilir. Pozitif allerji testleri genellikle buğday için, buğday alımından bir gıda alerjisi olmaksızın görülür. Bu yüzden klinik bir alerji söz konusu mu, veya örneğin çimen poleni alerjisi nedeniyle sadece pozitif test sonucu olup olmadığını doğrulamak özellikle önemlidir. Bazıları un solunduğunda buğday alerjisi vardır, ama buğdayın bir madde olarak kullanıldığı yiyecekleri yemeyi iyi tolere edebilir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

70 Çölyak hastalığı, IgE aracılıklı hızlı alerjiden farklı olarak, buğday, çavdar ve arpa proteinlerine immünolojik bir reaksiyon içerir. Çölyak hastalarında besindeki gluten, bağırsağın düzlenmesi ve beraberinde besinlerin yeterli derecede alımı sağlanmadığı bir iltihap reaksiyonu tetikleyecektir. Her iki durumda da, tek tedavi, buğday, arpa, çavdar, spelt, çavdar buğdayı, Mısır buğdayı, kirli yulaf ve bunlara dayanıklı tüm ürünleri komple elemektir. Çölyak hastalığında glutensiz diyet kesinlikle ömür boyu takip edilmelidir. Buğday proteini alerjisinde eleme tek olarak alerji mevcut olduğu sürece korunur. Gluten içeren tahılları kaldırdığınızda, aynı zamanda lif, B vitaminleri ve iz maddeleri için önemli kaynaklar kaybolur. Bu nedenle, günümüzde marketlerde bulunan glutensiz tahıl ürünleri kullanılması tavsiye edilir. Glutensiz yulaf, darı, karabuğday ve tohumlar, özellikle besleyici alternatiflerdir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

71 Meyve ve sebze alerjileri genellikle çapraz alerji nedenidir. Çapraz alerji, proteinleri birbirine benzediği için, vücudun temelde alerji olduğu maddelerle diğer besinlerde olan proteinler arasında bir fark görmediği anlamına gelir. Genellikle bu rahatsızlık, kaşıntı, ve ağız, burun, dudaklar ve boğazda şişkinlik olarak (oral alerji sendromu) algılanmaktadır. Bu rahatsız edici bir durum, ama nadiren tehlikelidir. Karın/bağırsak ve ciltte de belirtiler meydana gelir. Huş ağacı alerjisi olan kişiler, örneğin çiğ havuç veya elma yenmesi ile ağızda kaşıntı olur. Ancak çoğu zaman, meyve/sebze, haşlanmış, kızartılmış veya konserve edilmiş ise yine de tolere edilir. Bazıları da meyveye/sebzeye sadece polen mevsiminde tepki gösterdiklerini algılayabilirler Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

72 Akar alerjisinde bazı zamanlar, kabuklu deniz ürünleri ve yumuşakçalarla çapraz reaksiyonlar meydana gelir. Lateks alerjisinde kişide, kivi, avokado ve muz ile çapraz reaksiyonlar olabilir. Çimen poleni alerjisinde, alerji testleri genellikle buğday ve bakliyat üzerinde pozitif sonuç gösterir, ama bu nadiren alerji belirtileri ile bağlantılıdır. 11. Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

73 Egzama durumunda meyve intoleransı Bazı meyveler atopik egzama olan kişilerde cildi tahriş edebilir. Bu özellikle histamin serbest bırakıcı, örneğin turunçgiller, çilek, domates, ananas ve fındık gibi besinlerdir. Ayrıca çikolata, domuz eti, baharat ve benzoik asitin de böyle bir etkisi olabilir. Meyve ve sebzeler kaldırılınca beslenme Birçok çeşitli meyveyi ve sebzeyi beslenmeden kaldırırsak, bu C vitamini, antioksidanlar ve lif alımı düşük olabilir anlamına gelir. Bu nedenle, bu gıda grubunda yer alan, tolere edilebilecek başka alternatifler bulmak önemlidir. Deneyimlere göre çilek, ahududu, frenk üzümü, kuşburnu ve yaban mersini hem egzama olan çocuklar hem de polen alerjisi olanlar tarafından iyi tolere edilir. Papaya, mango, şalgam, çeşitli lahana türleri ve patates, C vitamini ve antioksidanlar için iyi ve güvenli kaynakların diğer örnekleridir. Ayrıca, çilek ve meyve özü bazlı, benzer meyve suları ve besin takviyeleri bulunmaktadır Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

74 Satın alma ve hazırlama (pişirme) Ürün açıklamasını okuyun Gıda alerjisinde gıdaların içindekiler listesini, söz konusu olan alerjen bulunmadığından emin olmak için, dikkatlice okumak önemlidir. Üreticinin ambalaj değişikliği olmadan gıda içeriği değiştirdiği olmaktadır, bu nedenle açıklama her defasında kontrol edilmelidir. Yasal bildirim kurallarına göre, aşağıdaki gıda alerjenleri daima içindekiler listesinde, miktarları çok küçük olmasına rağmen, işaretle belirtilecektir. Bunlar: Gluten kaynaklı tahıl, süt, kabuklu deniz ürünleri, yumuşakçalar, balık, fındık, yer fıstığı, kereviz, hardal, soya, susam, susam tohumu, acı bakla ve sülfür dioksit / sülfit Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

75 ” Izleri..”- işaretleme Bunun yanı sıra birçok ürün, fındık veya benzeri ”izleri içerebilir” diye işaretlenmiştir. Böyle bir ürün, madde olarak, küçük miktarlarda bile, fındık ekli değildir, ama ürün bir şirket veya ayrıca fındık ürünleri de işleyen bir makine da yapılmıştır. Böylece fındık kirliliği riski olabilir. Ancak, bu şekilde işaretlenmiş ürünler, çoğu alerjisi olanlar için güvenlidir. Sadece çok ciddi reaksiyonlarda böyle bir işaretleme dikkate alınmalıdır. E-maddeleri Katkı maddeleri/E-maddeleri, gıdaya raf ömrünü artırmak, belirli bir lezzet, doku veya renk vermek için eklenir. Katkı maddeleri sentetik imal ya da doğal olarak diğer gıdalardan izole edilebilir. Bunlar her zaman, ya kendi isimleri ile veya bir E-numarası ile bildirilmiştir. Katkı maddeleri, süt, laktoz, gluten, fındık, balık veya kabuklu deniz ürünleri asla içermez Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

76 Lyzosym (E1105), yumurta proteini içerebilen tek e-maddesidir. Katkı maddelerine alerjik reaksiyon göstermek normal değildir. Bazı boya maddeleri ve koruyucular, özellikle benzoik asit bileşikleri (E ), mevcut egzamayı, büyük miktarlarda alınırsa, rahatsız edebilir. Alerji yemeğinin hazırlanması Yemek hazırlarken, önemli olan yemeğin kaçınılması gereken gıda ile temasını önlemek, buna dahil olarak kesme tahtalarının, kepçelerin ve çatal, bıçak ve kaşıkların iyi temizlenmesini sağlanmaktır. Mutfak eşyaları soğuk suda kullanımdan sonra durulanır. Sonra her zamanki gibi yıkanır. Soğuk su proteinlerin yapışmasını engellemeye yardımcı olur. Birkaç yumurta- veya balık alerjisi olanlar için, kendi tencere, tava ve sadece gıda alerjisi olan kişi için gıda hazırlanmasında kullanılan kepçe vs sağlamak gerekli olabilir Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

77 Hemşire, risk altındaki bebeklerde/çocuklarda; anne sütünü özendirmeli, diğer koruyucu yaklaşımları öğretmeli, besin alerjisi oluşmuş bebeklerde/çocuklarda; olabildiğince erken tanı ve doğru tedavi için farkındalık yaratıp yönlendirebilmeli, konu ile ilgili güncel bilgilerle kendisini geliştirmelidir. Özellikle sağlıklı bir yaşam için atılacak ilk adımda bebeklerin anne sütü almaları konusunda teşvikleri, destekleri ve çalışmalarını arttırmalıdır. Hemşirelerin alerjik hastalıklarda uygun tedavi ve bakımın başlanmasında ve sürdürülmesinde önemli sorumlulukları vardır. 11. Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

78 11. Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne

79 Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne Sabrınız için teşekkürler


"Yrd. Doç. Dr. Şenay ÇETİNKAYA Çukurova Üniversitesi Adana Sağlık Yüksekokulu 1 11. Milli Çocuk Hemşireliği Kongresi-Girne. 29.11.2012." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları