Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz. (HUCURAT SURESİ 10)

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz. (HUCURAT SURESİ 10)"— Sunum transkripti:

1

2 Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz. (HUCURAT SURESİ 10)

3 İnsanın kendine hakim olması zaferlerin en büyüğüdür.

4 İşin güç tarafı adam olmak değil.. Adam kalabilmektir.

5 Fena hülyalar, seni hayallerinde yakalayınca, ilk fırsatta hemen uzaklaşmaya çalış. Sonra götürüldüğün yerden geriye dönemezsin.

6 Gerçek dost, arkadaşının kusurunu görünce onu uyarır. Fakat bu kusurları başkalarına açıklamaz.

7 Yaşamak sanat, birlikte yaşamak büyük sanattır.

8 İnsanların en aciz’i dost kazanmada acizlik edendir. Ondan daha aciz’i ise kazandıktan sora dostunu kaybedendir.

9 Kişinin sözü, amelinden çok olursa aklı noksandır.

10 İnsan, dinlemekle akıllanır, konuşmakla pişman olur.

11 Kendini hak ile meşgul etmezsen, batıl seni işgal eder.

12 Hayatta hiçbir başarı gösteremeyenler kendilerini başkalarının başarılarını küçültmekle teselli ederler.

13 Mümin portakala benzer. Bulunduğu yere güzel koku salar. Bir de yerse tadı ile daha da büyük lezzet verir.

14 Aktarla konuşan gül yağı, kasapla konuşan iç yağı kokar.

15 Gül sunan elde bir miktar gül kokusu kalır.

16 Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. (HUCURAT SURESİ 12)

17 Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. (HUCURAT SURESİ 12)

18 O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. (HUCURAT SURESİ 12)

19 Ey iman edenler..! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. (HUCURAT SURESİ 11)

20 Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. (HUCURAT SURESİ 11)

21 Kendi kendinizi ayıplamayın.. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. (HUCURAT SURESİ 11)

22 İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir..! Kim de tövbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir. (HUCURAT SURESİ 11)

23 Allah, ayıplama manasına gelen lemz kelimesini kullanarak, “ayıplayanlara yazıklar olsun” diyor.

24 Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurur: “Allah, bir Müslüman’a, bir Müslüman’ın kanını, ırzını ve ona su-i zanda bulunmasını haram kılmıştır.”

25 Efendimiz (s.a.v.) “Hüsn-ü zan imandandır.” buyurur

26 Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?" "Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine: "Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı. (Kütüb-ü Sitte 4291)

27 Orada bulunan bir adam: "Ya benim söylediğim onda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi. (Kütüb-ü Sitte 4291)

28 Aleyhissalatu vesselam: "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda, iftirada bulundun demektir." (Kütüb-ü Sitte 4291)

29 Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü, sana Safiyye'deki şu şu hal yeter!" demiştim. Bundan memnun kalmadı ve:

30 "Öyle bir kelime saffettin ki, eğer o denize karıştırılsaydı.. Denizin suyuna galebe çalıp.. İfsat edecekti" buyurdu. (Kütüb-ü Sitte 4292)

31 Hz. Aişe ilaveten der ki: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir insanın, tahkir maksadıyla taklidini yapmıştım. (Kütüb-ü Sitte 4292)

32 Bana hemen şunu söyledi: "Ben bir başkasını, kusuru sebebiyle söz veya fiille taklit etmem. Hatta buna mukabil bana, şu şu kadar, pek çok dünyalık verilse bile!" (Kütüb-ü Sitte 4292)

33 Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı. (Kütüb-ü Sitte 4293)

34 "Ey Cebrail! Bunlar da kim?" diye sordum. "Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını, şereflerini pay imal edenlerdir." (Kütüb-ü Sitte 4293)

35 Kim bir Müslüman’ı gıybet ve şerefini pay imal etmek sebebiyle tek lokma dahi yese.. Allah ona mutlaka onun mislini cehennemden tattıracaktır. (Kütüb-ü Sitte 4294)

36 Kime de Müslüman bir kimseye yaptığı iftira, gıybet gibi bir sebeple mükafat olarak bir elbise giydirilirse.. Allah Teâla Hazretleri mutlaka, onun bir mislini cehennemden ona giydirecektir. (Kütüb-ü Sitte 4294)

37 Kim de malı, makamı olan büyüklerden bir adam sebebiyle.. Bir makam elde eder, orada salâh ve takva sahibi bilinerek, para ve makama konmak için riyakarlıklara girerse.. (Kütüb-ü Sitte 4294)

38 Allah Teâla Hazretleri Kıyamet günü onu mürâiler makamına oturtarak rezil eder ve mürailere münasip azapla azaplandırır. (Kütüb-ü Sitte 4294)

39 Ribânın en kötüsü, haksız yere Müslüman’ın ırzını, manevi şahsiyetini rencide etmektir. (Kütüb-ü Sitte 4295)

40 Kim bir mümini bir münafığa, gıybetçiye karşı himaye ederse, Allah da onun için, Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. (Kütüb-ü Sitte 4296)

41 Kim de Müslüman’a kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa, Allah onu, Kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğinin, günahından paklanıp çıkıncaya kadar hapseder. (Kütüb-ü Sitte 4296)

42 Ne fâsık ne de mücâhir, günahı açıktan işleyen, kimse için söylenen gıybet sayılmaz. Mücâhir olan hariç, bütün ümmetim affa mazhar olmuştur." (Kütüb-ü Sitte 4297)

43 Kattat, söz taşıyan cennete girmeyecektir. (Kütüb-ü Sitte 4298)

44 Bana kimse, ashabımın birinden, canımı sıkacak bir şey getirmesin. Zira ben, sizin karşınıza, içimde hiç bir şey olmadığı halde çıkmak istiyorum. (Kütüb-ü Sitte 4299)

45 Cenabı Hak, “tecessüste bulunmayın” diyor. Yani birbirinizin ayıbını araştırmayın.

46 Bir Hadis’te şöyle buyurulur: “Her kim Müslümanların ayıbını araştırırsa Allah da onun ayıbını takip eder, nihayet onu evinin içinde de olsa, rezil rüsva eder.”

47 Gıybeti isteyerek dinleyen, gıybet eden gibidir.

48 Gıybet eden veya yapılan gıybeti isteyerek dinleyen, Müslüman kardeşinin ölü etini yemiş gibi olduğundan ve

49 şerefine, haysiyetine dokunduğundan, önce, Allah’ım, bizi ve gıybet ettiğimiz şahsı mağfiret et demeli, sonra o kardeşinden muhakkak helallik dilemeli.

50 Helâlleşme bir ahlâk haline getirilmelidir. Mutlaka helâllik istenen şahsa durum olduğu gibi anlatılmalıdır.

51 Mesela: “Senden şu kadar haksız yere şunu aldım; seni gıybet ettim...” vs. gibi.

52 Ne var ki, aynen anlatma karşı tarafta derin yaralar açacaksa, o zaman mesele şerh edilmeden, mutlak olarak helâllik istenmelidir.

53 Bir zaman arkadaşlardan biri gelerek bana, “Hakkını helâl et, senin gıybetini yaptım” dedi. Tam neler söylediğini ifade edecekti ki,

54 Hemen susturdum ve hakkımı bütünüyle helâl ettiğimi söyledim. İnsanız ve zayıf taraflarımız var. Söylenen söz içimizde bir ukde ve yara olarak kalabilir.

55 Biri arkadaşını çekiştirmeye başladı mı dönüp gidin, dinlemeyin. Gıybet gıybeti doğurur.

56 Herkes yanlış yapsa, herkes gıybet etse sana düşen yapmamaktır.. Doğru olandan ayrılmamaktır. Gıybeti kendine ahlak edinen Kabe’nin içinde bile olsa, o Kabe’nin dışındadır.

57 Tenkitle hiçbir yere varılamaz. Tenkit, zayıf insanların, hiçbir şey yapmayanların, hayatta herhangi bir mefkuresi bulunmayanların işidir.

58 İnsan nefsine karşı savcı, başkasına karşı ise avukat gibi olmalıdır.

59 Eğer gıybet bir topluluk ve cemaat hakkında yapılmışsa, o topluluk ve cemaatin hepsinden teker teker helallik dilenmesi lazım gelir.

60 Aksi taktirde bu şekildeki bir gıybet, insanın iflasına sebep olabilir. Bu da gıybetin dehşet verici boyutunu gösteren bir haldir.

61 Kaş göz işareti yaparak ayıplama. Gıybet ile aynı anlama gelir. Aynı suçu işlemiş olunur.

62 Laf taşıma, ispiyonlama. Kusur bulmak, ayıbı açıklamak ve ortaya çıkarmak, gammazlamak.. Bunlarda gıybetle aynı anlama gelir.

63 Şikayet olarak bir zalimin gıybetini yaparak mazlumun hakkını almak. Gıybetin yapılabileceği haller..

64 Bir maslahat için meşveret ederek muhtemel zararı önlemek. Gıybetin yapılabileceği haller..

65 Garazsız bir şekilde tarif etmek ve tanıtmak. Gıybetin yapılabileceği haller..

66 Açıktan açığa günah işleyip, bundan sıkılmayan fasık ve mütecahir adamı gıybet etmek. Gıybetin yapılabileceği haller..

67 Her kim haya perdesini atarsa, artık onun gıybeti yoktur. Gıybetin yapılabileceği haller..

68 Hiç kimseyi büyük- küçük günahlarından dolayı kınamayın. Bazen, “daha” bile demeden, içimden geçenlerden dolayı itab gördüğüm olmuş‏tur. Artık, birine zina isnadını, küfür isnadını siz dü‏şünün.

69 Ayıplama geri tepen bir silahtı‎r.

70 Bazıları sözde gıybetten kaçınıyor görünerek, arkadaşları hakkında “Daha neleri var neleri. Ama gıybet olur diye korkuyor ve hepsini söylemiyorum.”

71 Bu söz, o kastettiği ‏şeyleri söylemekten çok daha büyük bir gıybettir. Çünkü müphem bir isnat, sarih bin iftiradan daha büyüktür.


"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz. (HUCURAT SURESİ 10)" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları