Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Bakara Sûresi: 144-147 Kur’ân Buluşmaları: 57 ÜMİT ŞİMŞEK.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Bakara Sûresi: 144-147 Kur’ân Buluşmaları: 57 ÜMİT ŞİMŞEK."— Sunum transkripti:

1 Bakara Sûresi: Kur’ân Buluşmaları: 57 ÜMİT ŞİMŞEK

2 قَدْ نَرٰى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَٓاءِۚ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضٰيهَاۖ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ Yüzünü semâya çevirip durduğunu görüyoruz; Biz seni hoşnut olacağın bir kıbleye yönelteceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o yöne çevirin. Kendilerine kitap verilenler, bunun Rablerinden gelen hakkın tâ kendisi olduğunu elbette bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir. Bakara: 144

3  Resulullah’ın hoşnut olmadığı durum:  Yahudilere veya Hıristiyanlara tâbi olmak / insanları onların kıblesi etrafında birleştirmek  Yüzünün semâya çevrilip durması:  Vahiy beklentisi + teslimiyet  «Yüzünü çevir»  Cüz – küll alâkası: «Mescid-i Haram’a dön» Bakara: 144

4  «Nerede olursanız olun»  Yeryüzünün her tarafı  Mescid şartı yok  «Yüzünüzü çevirin»  Hepiniz o tarafa dönün  Bütün ümmet bir kıble etrafında saf tutsun Bakara: 144

5  «Kendilerine kitap verilenler, bunun Rablerinden gelen hakkın tâ kendisi olduğunu elbette bilirler»  Muhalefetleri cehaletten değil  Kur’ân’ın ve Resulullahın (s.a.v.) hakkaniyeti onların meçhulü değil  Şeriatlarda nesih cereyan ettiğini de bilirler  «Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değil»  Allah huzurunda herkesin hesabı görülecek, herkes lâyık olduğu karşılığı bulacak Bakara: 144

6  Kıbleteyn mescidi:  Öğle namazı kılınırken âyet nâzil oldu; namazın ortasında kıbleye dönüldü  Kuba mescidi:  İnsanlar namaz kılmaktayken (muhtemelen ikindi) gelen kişi durumu haber verdi; namaz esnasında kıbleye dönüldü Bakara: 144

7  Zalimlerin yaptıklarından Allah’ı habersiz sanma. Allah onların hesabını gözlerin donup kalacağı bir güne erteliyor.  İbrahim, 14:42  Allah insanları zulümleriyle cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde tek bir canlı bırakmazdı. Fakat Allah onların hesabını belirlenmiş ecellerine erteler. Ecelleri geldiğinde de onu ne bir an geri bırakabilir, ne de bir an öne alabilirler.  Nahl, 16:61 Bakara: 144

8  Eğer Rabbin tarafından verilmiş bir söz ve belirlenmiş bir ecel olmasaydı, azap hemen yakalarına yapışıverirdi.  Tâhâ, 20:129  Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyleri din diye kendilerine yasallaştıran ortakları mı var? Hükmün ertelenmesine dair söz olmasaydı, onların aralarında iş çoktan bitirilirdi. Çünkü zalimlerin hakkı acı bir azaptır.  Şûrâ, 42:21 Bakara: 144

9  Rabbin çok bağışlayıcı bir rahmet sahibidir. Eğer O kazandıkları günahlar yüzünden insanları cezalandırsaydı, azaplarını hemen gönderiverirdi. Fakat onlar için vaad edilmiş bir zaman vardır; vakit eriştiğinde, ondan kaçıp sığınacak bir yer bulamazlar.  İşte zulmettiklerinde helâk ettiğimiz beldeler! Hepsinin helâkleri için Biz birer vade belirlemiştik.  Kehf, 18:58-59 Bakara: 144

10 وَلَئِنْ اَتَيْتَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ بِكُلِّ اٰيَةٍ مَا تَبِعُوا قِبْلَتَكَۚ وَمَٓا اَنْتَ بِتَابِـعٍ قِبْلَتَهُمْۚ وَمَا بَعْضُهُمْ بِتَابِـعٍ قِبْلَةَ بَعْضٍۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ اِنَّكَ اِذاً لَمِنَ الظَّالِم۪ينَۢ Kendilerine kitap verilenlere her türlü delili getirsen, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Aslında onlar birbirinin kıblesine de uymazlar. Sana gelen ilimden sonra sen onların heveslerine uyacak olursan, işte o zaman zalimlerden olursun. Bakara: 145

11  «Her türlü delili / mucizeyi de getirsen…»  İnkâr ehlinin özelliği: Delillere itibar etmemek / inat  Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. Zaten onlar her türlü delili görseler de iman etmezler. Doğru yolu gördüklerinde o yolu tutmaz, azgınlık yolunu gördüklerinde ise o yola giriverirler. Bu, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan habersiz davranmaları yüzündendir.  A’râf, 7:146  Onlara her türlü âyet gelecek olsa bile, o acı azabı görmedikçe sana inanmazlar.  Yunus, 10:97 Bakara: 145

12  «Sen de onların kıblesine uyacak değilsin»  Nehiy: Onların kıblesine uyma!  Onların kıblesine uymak / onları taklit etmek size yaraşmaz / siz «en hayırlı ümmet»siniz  Ehl-i Kitap da artık sizden ümidini kessin  «Onlar birbirinin kıblesine de uymazlar»  Hakkı tekzipte ittifakları, onların birlik olduğu mânâsına gelmez  Onlar müstahkem şehirlerde veya surların ardında olmaksızın sizinle toplu halde savaşamazlar. Kendi aralarındaki çatışmaları ise pek çetindir. Sen onları birlik içinde sanırsın; halbuki kalpleri darmadağınıktır. Çünkü onlar akılları ermeyen bir topluluktur.  Haşir, 59:14 Bakara: 145

13  «Sana gelen ilimden sonra sen onların heveslerine uyacak olursan, işte o zaman zalimlerden olursun»  İlim  Din, şeriat, İslâm, Kur’an  Zulmedenler, hiçbir bilgiye dayanmaksızın, heveslerinin peşine düştüler. Allah’ın saptırdığını kim yola getirebilir? Onların hiçbir yardımcısı da olmaz.  Rum, 30:29 [Tafsilât: Bakara, 2:120 (46. bölüm)] Bakara: 145

14  «Zalimlerden olursun»  Muhatap: Peygamberin şahsında ümmeti  Peygamber «zalim» olmayacağına göre:  Asıl tehdidin muhatabı ümmet  Hak’tan gelen ilim karşısında hevâyı terk etmenin lüzum ve önemi / bu emre muhalefetin vahameti Bakara: 145

15 اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۜ وَاِنَّ فَر۪يقاً مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Yine de onlardan bir zümre var ki, bile bile hakkı gizliyor. Bakara: 146

16  Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, oğullarını tanır gibi tanıyorlar. Kendilerini hüsrana sokanlar ise iman etmezler.  En’âm, 6:20  Onlar Allah’ın nimetini tanıyor; buna rağmen onu inkâr ediyorlar. Onların çoğu böyle nankördür.  Nahl, 16:83 Bakara: 146

17  [Firavun ve adamları] Gözleriyle gördükleri âyetlerimiz kendilerine geldiğinde, onlar yine “Bu apaçık bir büyü” dediler.  Vicdanları bu âyetleri kesin bir şekilde doğruladığı halde, zulüm ve kibirleri yüzünden onları inkâr ettiler. Fakat bak, o bozguncuların sonu nice oldu!  Neml, 27:13-14 Bakara: 146

18  “İbrahim,” dediler. “Tanrılarımıza bunu yapan sen misin?”  İbrahim “Hayır, onu yapan şu büyükleridir,” dedi. “Konuşabiliyorlarsa kendilerinden sorun.”  Vicdanlarının sesini dinlediklerinde, “Gerçekten zalim olan biziz” dediler.  Sonra yine eski kafalarına döndüler. “Bunların konuşmayacağını sen de biliyorsun” dediler.  Enbiyâ, 21:62-65 Bakara: 146

19  «Onu» tanırlar  Kıbleyi / Kâbe’yi  Âhirzaman Peygamberini  «Oğullarını tanır gibi tanırlar / bilirler»  Sadece bilmek kâfi değil  Hakkı gizlememek, ikrar etmek, teslim olmak gerekir Bakara: 146

20  Hz. Ömer (r.a.), Hz. Abdullah b. Selâm’a (r.a.):  «Muhammed sallâllahu aleyhi ve sellem’i, oğlunu tanır gibi tanıyor musun?»  «Evet, hattâ daha fazla. Çünkü Allah, semâsının Emîn’ini, arz’ının Emîn’inin sıfatlarıyla gönderdi; ben de oradan biliyorum. Halbuki oğlumun annesinden olup olmadığını bilemem.  Kurtubî, 2:146 tefsiri Bakara: 146

21  «Bile bile hakkı gizliyorlar»  Hakkı bâtıl ile karıştırmayın; bile bile hakkı gizlemeyin.  Bakara, 2:42  Biz onları kitapta insanlara açıkladıktan sonra, indirmiş olduğumuz delilleri ve hidayeti saklayanlara gelince: Allah onları rahmetinden uzak tutar; lânet edebilecek olanlar da onlara lânet eder.  Bakara, 2:159 [Tafsilât: Bakara, 2:42 (19. Bölüm) / Bakara, 2:140 (56. Bölüm] Bakara: 146

22 اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ۟ Hak, Rabbinin katındandır; sakın şüpheye düşenlerden olma. Bakara: 147

23  Bu, Rabbinden sana gelen hakkın tâ kendisidir; sakın şüpheye düşenlerden olma.  Sana gelmiş olan ilimden sonra kim seninle tartışmaya girerse, onlara de ki: Gelin, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağırıp toplanalım; sonra dua edelim de Allah’ın lâneti yalancılar üzerine olsun.  Âl-i İmrân, 3:60-61 Bakara: 147

24  «Hak Rabbinin katındandır»  Hak: genel ve şümullü bir kavram  «Kıble» üzerinden önemli mesajlar veriliyor  Doğru bilginin kaynağını gösteriyor  «Sakın şüphe edenlerden olma»  Ümmete hitap  Müslümanların hakkı başkalarından öğrenmeye / başka kaynaklardan değer iktibas etmeye ihiyacı yoktur Bakara: 147

25  Şüphe: مرية  Kâfirlerin sıfatı  İnkâr edenler ise, ölüm ânı ansızın gelip çatıncaya, yahut kısır günün [kendisinden sonra başka bir gün olmayan kıyamet günü] azabı başlarına gelinceye kadar ondan şüphe etmekten geri durmazlar.  Hac, 22:55 Bakara: 147

26  Yakında onlara hem âlemin ufuklarında, hem de kendi benliklerinde âyetlerimizi göstereceğiz — tâ ki Kur’ân’ın hak olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin herşeye şahit olması yetmez mi?  Heyhat, onlar Rablerine kavuşmaktan şüphe içindedirler. Ama şunu da iyi bilin ki, O herşeyi her haliyle kuşatmıştır.  Fussılet, 41:53-54 Bakara: 147

27  Sana indirdiğimizden şüpheye düşecek olursan, senden önce gelen kitabı okuyanlardan sor. And olsun ki Rabbinden sana hakkın tâ kendisi geldi; onun için, şüphe edenlerden olma.  Yunus, 10:94  Dünya hayatını isteyen kimse, Rabbinden bir delil üzere bulunan kimse gibi olur mu? Üstelik onu, bir de Rabbi tarafından bir şahit okumakta; onun öncesinde de bir rehber ve rahmet olarak Musa’nın kitabı bulunmaktadır. Rabbinden bir delil üzere bulunanlar, ona inanırlar. Hangi bir güruh onu inkâr ederse, ona vaad edilen yer ateştir. Bundan şüphen olmasın; çünkü o Rabbinden gelen hakkın tâ kendisidir; fakat insanların çoğu inanmıyor.  Hûd, 11:17 Bakara: 147

28  Onlar sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilene de. Âhirete de onların yakîni vardır.  Bakara, 2:4  O Allah ki, gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükseltti, sonra da Arş üzerine kuruldu, Güneşi ve Ayı emrine boyun eğdirdi. Onların hepsi de belirlenmiş bir vakte kadar akıp gitmektedir. O herşeyi yerli yerince tedbir ve idare eder; Rabbinize kavuşacağınızı kesin olarak bilmeniz için de âyetleri iyice açıklar.  Ra’d, 13:2 Bakara: 147

29  Mü’minin sıfatı: yakîn  Kesin bilgi  Zan, şüphe, cehalet, taklit gibi şaibelerden uzak  Tartışılmayan ve aksi düşünülemeyen  Tasdik mertebelerinin en üstünü  Yakîn X şüphe | ilim X cehalet [Tafsilât: Bakara, 2:118 (45. Bölüm)] Bakara: 147

30  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Bakara Sûresi: 144-147 Kur’ân Buluşmaları: 57 ÜMİT ŞİMŞEK." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları