Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ATATÜRK’ÜN MALİ OLAYLAR HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ. Kurtuluş savaşı bütün hızıyla sürerken Ankara Hükümetinin en önemli sorunu ülkenin bütün gelir kaynaklarını.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ATATÜRK’ÜN MALİ OLAYLAR HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ. Kurtuluş savaşı bütün hızıyla sürerken Ankara Hükümetinin en önemli sorunu ülkenin bütün gelir kaynaklarını."— Sunum transkripti:

1 ATATÜRK’ÜN MALİ OLAYLAR HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

2 Kurtuluş savaşı bütün hızıyla sürerken Ankara Hükümetinin en önemli sorunu ülkenin bütün gelir kaynaklarını kullanarak savaşı finanse etmektir. Mustafa Kemal, bu konudaki çabalarını 1 Mart 1922 tarihli Meclis açılış konuşmasında Maliye politikasına ilişkin temel görüşlerini açıklayarak belirtmiştir.

3 Mustafa Kemal burada ülkenin en önemli sorunlarından biri olan maliye konusuna değiniyor ve az çok denk bir bütçe hazırlanmasını başarı sayıyordu. Ülkenin gelir kaynaklarına sahip olmak için yasalar çıkarılması gerektiğini belirtiyor. Mondros Ateskesi’nden sonra yabancıların ülkenin gelir kaynaklarına tümüyle el koymaya çalıştıklarını anlatıyordu. Ülkenin tüm zenginlik kaynaklarına sahip olarak, dış ticaret dengesinin sağlanmasına malların dışarıya satılabilmesi için gerekli olan yolların iyileştirilmesine çaba gösterildiğini açıklıyordu.

4 –Devletin tüm işlerinde olduğu gibi ulaştırma işlerinde de olumlu sonuçlara ulaşılması mali güçle ilgilidir. Mali kaynakların harcanacağı yerlerin seçiminde içinde bulunulan koşullar ve yapılan işlerin önemli etkisi vardır. Her şeyden önce ulusal amacın, yaşam ve bağımsızlığın sağlanmasını düşünmek gerekmektedir. –Bu nedenle, önemli olan nokta mali kaynakların buna yetip yetmeyeceğidir ve 1921 yıllarının deneyimlerine, olumlu hesaplama ve bu günkü iç duruma, ekonominin geçen iki yıla oranla kıyaslanamayacak derecede iyi olmasından doğan kesin umutlara dayanarak, Mustafa Kemal, ülkenin gelir kaynaklarıyla ulusal amaçların güvenle gerçekleştirilebileceğini söylemektedir.

5 Mali gücün, bu güne dek olduğu gibi dışarıdan borç almadan yoksul olmakla birlikte ülkeyi yönetmeye ve ulusu amacına ulaştırmaya yeteceği konusunda kesin bir düşünceye sahiptir.” Mustafa Kemal, devlet yaşamı ve ülke refahı açısından mali bağımsızlığa büyük önem veriyor, bağımsız maliye politikası konusundaki bakış açısını şöyle açıklıyor; “Bu günkü uğraşımızın amacı tam bağımsızlıktır.

6 Tam bağımsızlık ise ancak mali bağımsızlıkla sağlanabilir. Bir devletin maliyesi bağımsızlığını yitirince o devletin bütün bölümlerinde bağımsızlık felce uğrar. Çünkü devletin her kolu ancak mali güçle yaşar. Mali bağımsızlığın korunabilmesi için ilk koşul, bütçenin ekonomik yapıyla uyumlu, orantılı ve denk olmasıdır. Devlet kuruluşunun yaşatmak için dışarıya başvurmaksızın eldeki gelir kaynaklarıyla ülkeyi yönetmenin yolunu bulmak gerekmektedir ve bu sağlanabilir

7 Atatürk zamanın maliye politikasını en büyük başarısı; Türk parasının iç ve dış değerini korumak alanında gerçekleşmiştir.

8 “Vatandaşa hazineye karşı yükümlülüğünün, en mühim vazifesi olduğunu anlatmak için, yorulmamak lazımdır. Şüphe yoktur ki; özellikle devletçi ve halkçı olan bir idare ve ekonomi hayatında, hazinenin kudret ve düzeni başlıca dayanaktır. Cumhuriyetin kudreti de, her sahada ve milli savunma sahasında ihtiyaçlarını, karşılayan hazinenin düzenindedir.” (l936)

9 “Vatandaş olan bir insanın, devlet kurmuş bir topluluğa mensup bir ferdin verginin kalkabileceği hakkında fikir edinmesi ve buna sevk edilmesi, bu toplumun çökmesini ve devletin batmasını istemekle birdir. Askerlik nasıl bir vatani vazifeyse vergide vatandaşın mutlaka yerine getirmeye mecbur olduğu bir borçtur. Vatandaşın millete karşı, milletin gelişmesine ve ayakta durmasını temin edecek tedbirlere karşı koyması en büyük bir ihanet işlemektir.”

10 1-Kurtuluş Savaşı Dönemi ( ) 2-Liberal Dönem ( ) 3-Devletçilik Dönemi ( )

11 1-Kurtuluş Savaşı Dönemi ( )

12 Erzurum Kongresi ( 23 Temmuz 1919) 23 Temmuz 1919’da Mustafa Kemal başkanlığında Erzurum Kongresi toplandı. Erzurum Kongresi’nde yayımlanan beyannamenin 7. maddesi mali içerikliydi: “…. Ulusumuzun iç ve dış bağımsızlığı saklı kalmak koşulu ile …. ülkemize karşı istila emeli olmayan devletin teknik, sınai ve ekonomik yardımını hoşnutlukla karşılarız…” Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tüzüğünün gelir kaynağı hükmünde; “…. Gelir, bağımsızlığın önemini kavrayan her kişinin vereceği paralardan oluşur.” dernek siyasal örgüt yardım vergileme

13 Sivas Kongresi ( 4-13 Eylül 1919) 4-13 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas Kongresi yapıldı. Manda sorunu tartışıldı. Mali kaynakların kıtlığı nedeniyle bazı delegeler yabancı ülke desteği-mandası önerdi. Mustafa Kemal ise gerekli mali kaynağın yine ulusumuzdan sağlanabileceğini savundu. Kongre Başkanı olarak şu öneriyi getirdi: “…. Kuvayı Milliye Kumandanları bulundukları yerlerdeki mal sandıklarına el koyarak İstanbul’a gönderilmesinin engellenmesi, varlıklı yurtsever kişilerden bağış istenmesi….” Bu öneri kongredeki üyeler tarafından kabul edildi. Rumeli ve Anadolu’daki ulusal örgütler birleştirildi: Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti.

14 1919 yılı sonunda mali sıkıntı Ege bölgesinde en yüksek düzeye ulaşmıştı: - Halktan toplanan bağışlar yetersizdi. - Halkın Osmanlı Hükümeti’ne vergi olarak verdiği tahıl ürünlerine el kondu. - Bazı bankaların paralarına el kondu. - Şehirlere dışarıdan gelen mallara Oktruva Resmi ( iç gümrük vergisi) getirildi.

15 Amasya Protokolü ( Görüşmesi) – Ekim 1919 Heyeti Temsiliye başkanı Mustafa Kemal ile İstanbul Hükümeti temsilcisi Bahariye Nazırı Salih Paşa arasında görüşmede; Sivas Kongresi'nce kabul edilmiş bulunan esaslar üzerinde anlaştılar: 1- Türk illerinin düşmana şu veya bu suretle terk olunmaması, hiçbir himaye ve manda kabul edilmemesi, Türk vatanının bütünlüğünün ve bağımsızlığının korunması 2- Müslüman olmayan topluluklara Türk memleketlerinin siyasi egemenlik ve sosyal dengesini bozacak biçimde ayrıcalıklar verilmemesi 3- ARMHC’nin hukuki bir kurul olmak üzere İstanbul Hükümeti tarafından tanınması Amasya'da varılan anlaşma ile İstanbul Hükümeti Temsil Heyeti'ni resmen tanımış oluyordu.

16 Misak-ı Milli (Ulusal Ant) ve Mali Kaynaklara El Konulması 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan son Osmanlı Meclisi Mebusanı'nda Hatta Müdafaa-i Hukuk grubu yerine de Felah-ı Vatan adlı bir grup ortaya çıktı. Sivas Kongresi kararları onaylandı. 17 Şubat 1920’de oybirliği ile altı maddelik Misakı Milli’yi, "Hatt-ı Mütareke dahil ve haricinde"ki Türklerle meskun toprakları bölünmez bir bütün olarak kabul etmiş, Arap topraklarından, bağımsız bir Türkiye için feragat edeceğini dünyaya ilan ederek Misakı Milli de kabul edildi. Ulusal hedefe bir adım daha yaklaşılmış oldu.

17 İtilaf Devletleri bu gelişme karşısında tedirgin oldular ve Sevr Antlaşmasını Osmanlı hükümetine kabul ettirmek amacıyla 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ettiler. Meclis buna rağmen 18 Mart’ta son bir kez daha toplandı. Heyeti Temsiliye alınacak mali önlemleri belirtti: - Osmanlı Bankaları, Düyun-u Umumiye ve Reji İdareleri (osmanli imparatorlugu'nun dis borclarina karsilik olarak imparatorlukta tütün islenmesini düzenlemek üzere Fransızlarin kurmuş oldukları tekel idaresi) nin işlemleri ve paraları denetim altına alındı, - İstanbul’a para göndermeleri yasaklandı. - Anadolu’nun mali kaynaklarıyla ilgili kesin bir tavır vardır.

18 TBMM’nin Açılışı (23 Nisan 1920) ve ilk Yasa 24 Nisan 1920’de kabul edilen ilk yasa Vergi Yasası’dır: Ağnam vergisi (hayvanlardan alınan vergi) 4 kat alınacaktır. İstanbul Hükümeti ve yabancılar arasında yapılan tüm anlaşmaların yok sayılmasına dair 7 Sayılı Yasa çıkarıldı. 8 Kasım 1920 tarih ve 338 Sayılı Kararname ile hükümet tarafından özel izin verilmedikçe halka bağış salınması ve toplanması yasaklanmıştır. Böylece Kuvayi Milliye birliklerinin mali bağımsızlığına son verilmiştir.

19 Ulusal Vergi Buyrukları ve Bağımsızlık Anlayışı Bütün yetkileri Büyük Millet Meclisi’nde toplayan 1921 Anayasası’nda vergilendirme ile ilgili hüküm yoktur. Kütahya-Eskişehir muharebesinin kaybedilmesinin ardından Mustafa Kemal Paşa Başkonutanlığı üzerine aldı. 5 Ağustos 1921 ve 144 Sayılı Kanun ile bütün yetkiler bir kişiye 3 ay süre ile devredildi. Ordunun, Yunan taarruzunu karşılayacak mali gücü yoktu. O günün şartlarında, yeni vergiler geliştirilmesi, iç dış borçlanma, dış yardım, emisyon gibi mali kaynakları kısa süre içinde uygulama imkanı yoktu. Türk milletinin hürriyeti ve istiklali için bütün varlığını ortaya koymaktan çekinmeyeceğini bilen Mustafa Kemal Paşa 7-8 Ağustos 1921’de on adet emir yayınladı: Tekalifi Milliye Emirleri (Ulusal Vergi Buyrukları) :

20 Bir numaralı emir: Her ilçede kaymakamın başkanlığında komisyonlar kurulacak, Tekalifi Milliye Emirlerinde belirtilen malların toplanması ve halka hizmet yükleyen emirlerin yerine getirilmesiyle bu komisyonlar görevlendirilecektir. İki numaralı emir: İşgallerden artakalan topraklardaki her ev bir kat çamaşır, bir çift çorap ve bir çift çarık hazırlayarak komisyona teslim edecektir. Üç numaralı emir: Tüccar ve halk elinde bulunan çamaşırlık bez, patiska, pamuk, yün, kumaş, kösele, deri, çarık, ayakkabı, kundura çivisi ve ipliği, nal, yular, semer gibi savaşçıların ve atlarının donatılması için gerekli malzemenin yüzde kırkını komisyonlara teslim edecektir. Bunların bedeli sonradan ödenecektir.

21 Dört numaralı emir: Halkın ve tüccarın elinde bulunan buğday,un, saman, arpa, kurufasulye, bulgur, nohut, pirinç, mercimek, koyun, keçi, kasaplık sığır, şeker, gazyağı, sabun, zeytinyağı, tuz,çay ve mumun yüzde kırkma ordu adına el koyulacaktır. Bunların bedeli daha sonra ödenecektir. Beş numaralı emir: Halk elindeki at arabası, yaylı, öküz arabası,kağnı, at, eşek, katır, deve, deniz motoru, taka ve benzeri taşıt araçlarıyla,ayda bir defa olmak ve yüz kilometreyi geçmemek şartıyla orduya ait malzemeyi istenen yere kadar parasız taşıyacaktır.

22 Altı numaralı emir: Ülkeyi terk edenlerin hazineye geçmiş olan mallarından ordunun işine yarayacak olanlara el koyulacaktır. Yedi numaralı emir: Halk elinde bulunan savaşta yararlanılabilecek her türlü silah ve cephaneyi 3 gün içinde komisyona teslim edecektir. Sekiz numaralı emir: Halkın, tüccarın ve nakliyecilerin elinde bulunan benzin, gres, makine yağı, otomobil ve kamyon lastiği, buji, telefon, kablo, pil, sülfirik asit ve benzeri malların yüzde kırkına ordu adına el konulacak ve bedelleri sonra ödenecektir.

23 Dokuz numaralı emir: Demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci, saraç ve at arabası yapan esnaf ile imalathaneler savaş araç ve gereci üretim ve onarımı ile görevlendirilecektir. Ayrıca süngü, kılıç, mızrak ve eğer yapan zanaatkarlar bunların üretim ve onarım işlerinde çalıştırılacaktır. Görevlendirilen imalathanelere, esnafa ve zanaatkaklara geçimlerine yetecek ücret ödenecektir. On numaralı emir: Halkın elinde bulunan dört tekerlekli at ve öküz arabaları, binek atı, top çekebilecek hayvanlar, yük beygiri,katır, eşek ve develerin yüzde yirmisine el konulacak, bunların bedelleri sonradan ödenecektir..

24 Bu vergi emirleri ordunun kurtuluş mücadelesini yapabilmesi için ihtiyaç duyduğu her şeyi halktan sağlama amacını güdüyordu. Mükellefiyet; - mal veya hizmet teslimi şeklinde yerine getirilmekteydi. - bedelleri sonradan ödenmek üzere halkın elindeki mallara el konulması şeklindeydi. - vergiden ziyade, “devletin mal şeklinde zorunlu borçlanması” dır. - vergilendirme yetkisi Meclis’e aittir, TBMM devrettiği yasama yetkisinin süresini uzatmamış, ard arda yetkinin devrini tekrarlamıştır.

25 1 Mart 1921 tarihli Meclis açılış konuşmasında mali bağımsızlığın önemi Mustafa Kemal Paşa tarafından şöyle dile getirilmiştir: “…bugünkü uğraşımızın amacı tam bağımsızlıktır. Tam bağımsızlık ise ancak mali bağımsızlıkla sağlanabilir. Bir devletin maliyesi bağımsızlığını yitirince, o devletin bütün bölümlerinde bağımsızlık felce uğrar. Çünkü devletin her kolu ancak mali güçle yaşar…”

26 Lozan Antlaşması ve Vergilendirme Yetkisi 1923 yılında Lozan’da toplana konferansta, Türk heyeti İsmet (İnönü) Paşa tarafından temsil edilmiştir. Türk heyeti Osmanlı borçlarını kabul etti ancak kapitülasyonların koşulsuz kaldırılmasını önerdiler. 24 Temmuz 1923’te 7 aydan fazla süren müzakereler sonucunda anlaşma imzalandı: - Kapitülasyonlar her bakımdan kaldırıldı. - Vergi idare ve tahsil yetkisi bulunan Duyun-u Umumiye kaldırıldı. - “Yerleşme ve Yargı Yetkisine İlişkin Sözleşme” 7 yıllık süre için vergilendirme yetkisini sınırladı.

27 “Yerleşme ve Yargı Yetkisine İlişkin Sözleşme” 7 yıllık süre için vergilendirme yetkisini sınırladı: sözleşmeye taraf olan ülke vatandaşlarına Türk uyrukluların tabi olduğu vergi, resim ve mali yükümlerden daha fazlası konulamayacaktı. Vergi muaflıkları açısından da vatandaş-yabancı ayrımı yapılmayacaktı. - Gümrük tarifeleri bakımından 1916 tarihli tarife geçerli olacaktı. Karşılıklı olmak koşuluyla Türkiye’nin sözleşmeye taraf olan devletlerin ithal mallarını üzerine, yerli üretim üzerinden alınandan daha fazla özel tüketim vergisi koyamaz. Türkiye’nin tam bağımsızlığı ve mali egemenliğine uluslar arası alanda kavuşması Lozan ile gerçekleşti. (kapitülasyonlar ve Duyun u Umumiye kaldırılması ile)


"ATATÜRK’ÜN MALİ OLAYLAR HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ. Kurtuluş savaşı bütün hızıyla sürerken Ankara Hükümetinin en önemli sorunu ülkenin bütün gelir kaynaklarını." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları