Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Birinci Söz Birinci Söz www.risalecocuk.com By Hamra.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Birinci Söz Birinci Söz www.risalecocuk.com By Hamra."— Sunum transkripti:

1 Birinci Söz Birinci Söz By Hamra

2

3 Ey karde ş ! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker oldu ğ un için, askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü, ben nefsimi herkesten ziyâde nasihate muhtaç görüyorum. Ey karde ş ! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker oldu ğ un için, askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü, ben nefsimi herkesten ziyâde nasihate muhtaç görüyorum.

4 Vaktiyle sekiz âyetten istifade etti ğ im "Sekiz Söz"ü, biraz uzunca, nefsime demi ş tim. Ş imdi, kısaca ve avâm lisânıyla nefsime diyece ğ im. Kim isterse beraber dinlesin. Vaktiyle sekiz âyetten istifade etti ğ im "Sekiz Söz"ü, biraz uzunca, nefsime demi ş tim. Ş imdi, kısaca ve avâm lisânıyla nefsime diyece ğ im. Kim isterse beraber dinlesin.

5 Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin ismini alsın ve himâyesine girsin -tâ ş akîlerin ş errinden kurtulup, hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa, tek ba ş ıyla, hadsiz dü ş man ve ihtiyacâtına kar ş ı peri ş an olacaktır. Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin ismini alsın ve himâyesine girsin -tâ ş akîlerin ş errinden kurtulup, hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa, tek ba ş ıyla, hadsiz dü ş man ve ihtiyacâtına kar ş ı peri ş an olacaktır.

6 İş te böyle bir seyahat için iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevâzi idi; di ğ eri ma ğ rur. Mütevâzii, bir reisin ismini aldı; ma ğ rur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kâtıü't-tarîka rast gelse, der: "Ben filân reisin ismiyle gezerim." Ş akî def' olur, ili ş emez. Bir çadıra girse, o nâm ile hürmet görür. İş te böyle bir seyahat için iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevâzi idi; di ğ eri ma ğ rur. Mütevâzii, bir reisin ismini aldı; ma ğ rur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kâtıü't-tarîka rast gelse, der: "Ben filân reisin ismiyle gezerim." Ş akî def' olur, ili ş emez. Bir çadıra girse, o nâm ile hürmet görür.

7 Öteki ma ğ rur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. Dâimâ titrer, dâimâ dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezil oldu. Öteki ma ğ rur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. Dâimâ titrer, dâimâ dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezil oldu.

8 İş te, ey ma ğ rur nefsim, sen o seyyahsın. Ş u dünya ise bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Dü ş manın, hâcâtın nihayetsizdir. İş te, ey ma ğ rur nefsim, sen o seyyahsın. Ş u dünya ise bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Dü ş manın, hâcâtın nihayetsizdir.

9 Mâdem öyledir, ş u sahrânın Mâlik-i Ebedîsi ve Hâkim-i Ezelîsinin ismini al. Tâ bütün kâinatın dilencili ğ inden ve her hâdisâtın kar ş ısında titremeden kurtulasın. Mâdem öyledir, ş u sahrânın Mâlik-i Ebedîsi ve Hâkim-i Ezelîsinin ismini al. Tâ bütün kâinatın dilencili ğ inden ve her hâdisâtın kar ş ısında titremeden kurtulasın.

10 Evet, bu kelime öyle mübârek bir defînedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabt edip, Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir ş efaatçi yapar. Evet, bu kelime öyle mübârek bir defînedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabt edip, Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir ş efaatçi yapar.

11 Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet nâmına hareket eder. Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun nâmına, devlet nâmına der. Her i ş i yapar, her ş eye kar ş ı dayanır. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet nâmına hareket eder. Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun nâmına, devlet nâmına der. Her i ş i yapar, her ş eye kar ş ı dayanır.

12 Ba ş ta demi ş tik: "Bütün mevcudât lisân-ı hal ile, "Bismillâh" der." Öyle mi? Evet. Nasıl ki, görsen; bir tek adam geldi, bütün ş ehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren i ş lerde çalı ş tırdı. Ba ş ta demi ş tik: "Bütün mevcudât lisân-ı hal ile, "Bismillâh" der." Öyle mi? Evet. Nasıl ki, görsen; bir tek adam geldi, bütün ş ehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren i ş lerde çalı ş tırdı.

13 Yakînen bilirsin, o adam kendi nâmiyle, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet nâmına hareket eder, bir padi ş ah kuvvetine istinad eder. Yakînen bilirsin, o adam kendi nâmiyle, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet nâmına hareket eder, bir padi ş ah kuvvetine istinad eder.

14 Öyle de, her ş ey Cenâb-ı Hakkın nâmına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, ba ş larında koca a ğ açları ta ş ıyor, da ğ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek her bir a ğ aç "Bismillâh" der; hazîne-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor. Öyle de, her ş ey Cenâb-ı Hakkın nâmına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, ba ş larında koca a ğ açları ta ş ıyor, da ğ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek her bir a ğ aç "Bismillâh" der; hazîne-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.

15 Her bir bostan, "Bismillâh" der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çe ş it çe ş it pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pi ş iriliyor. Her bir bostan, "Bismillâh" der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çe ş it çe ş it pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pi ş iriliyor.

16 Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübârek hayvanlar "Bismillâh" der, rahmet feyzinden bir süt çe ş mesi olur. Bizlere Rezzâk nâmına en latîf, en nazîf, âb-ı hayat gibi bir gıdâyı takdim ediyorlar. Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübârek hayvanlar "Bismillâh" der, rahmet feyzinden bir süt çe ş mesi olur. Bizlere Rezzâk nâmına en latîf, en nazîf, âb-ı hayat gibi bir gıdâyı takdim ediyorlar.

17 Her bir nebat ve a ğ aç ve otların ipek gibi yumu ş ak kök ve damarları "Bismillâh" der, sert olan ta ş ve topra ğ ı deler, geçer. "Allah nâmına, Rahmân nâmına" der; her ş ey ona musahhar olur. Her bir nebat ve a ğ aç ve otların ipek gibi yumu ş ak kök ve damarları "Bismillâh" der, sert olan ta ş ve topra ğ ı deler, geçer. "Allah nâmına, Rahmân nâmına" der; her ş ey ona musahhar olur.

18 Evet, havada dalların inti ş ârı ve meyve vermesi gibi, o sert ta ş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle inti ş âr etmesi ve yer altında yemi ş vermesi; hem ş iddet-i hararete kar ş ı aylarca nâzik, ye ş il yaprakların ya ş kalması, tabiiyyunun a ğ zına ş iddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parma ğ ını sokuyor. Evet, havada dalların inti ş ârı ve meyve vermesi gibi, o sert ta ş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle inti ş âr etmesi ve yer altında yemi ş vermesi; hem ş iddet-i hararete kar ş ı aylarca nâzik, ye ş il yaprakların ya ş kalması, tabiiyyunun a ğ zına ş iddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parma ğ ını sokuyor.

19 Ve diyor ki: "En güvendi ğ in salâbet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki, o ipek gibi yumu ş ak damarlar, birer asâ-i Mûsâ (a.s.) gibi, Ve diyor ki: "En güvendi ğ in salâbet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki, o ipek gibi yumu ş ak damarlar, birer asâ-i Mûsâ (a.s.) gibi, emrine imtisâl ederek ta ş ları ş akk eder. emrine imtisâl ederek ta ş ları ş akk eder.

20 Ve o sigara kâ ğ ıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer âzâ-yı İ brâhim (a.s.) gibi, ate ş saçan hararete kar ş ı, Ve o sigara kâ ğ ıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer âzâ-yı İ brâhim (a.s.) gibi, ate ş saçan hararete kar ş ı, âyetini okuyorlar."

21 Mâdem her ş ey mânen, "Bismillâh" der, Allah nâmına Allah'ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi, "Bismillâh" demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gàfil insanlardan almamalıyız. Mâdem her ş ey mânen, "Bismillâh" der, Allah nâmına Allah'ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi, "Bismillâh" demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gàfil insanlardan almamalıyız.

22 Suâl: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba, asıl mal sahibi olan Allah ne fiat istiyor? Elcevap: Evet, o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istedi ğ i fiat ise, üç ş eydir: Biri zikir, biri ş ükür, biri fikirdir. Suâl: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba, asıl mal sahibi olan Allah ne fiat istiyor? Elcevap: Evet, o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istedi ğ i fiat ise, üç ş eydir: Biri zikir, biri ş ükür, biri fikirdir.

23 Ba ş ta "Bismillâh" zikirdir. Ahirde "Elhamdülillâh" ş ükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad, Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti oldu ğ unu dü ş ünmek ve derk etmek fikirdir. Ba ş ta "Bismillâh" zikirdir. Ahirde "Elhamdülillâh" ş ükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad, Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti oldu ğ unu dü ş ünmek ve derk etmek fikirdir.

24 Bir padi ş ahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın aya ğ ını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip Mün'im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir. Bir padi ş ahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın aya ğ ını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip Mün'im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.

25 Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah nâmına ba ş la, Allah nâmına i ş le, vesselâm. Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah nâmına ba ş la, Allah nâmına i ş le, vesselâm.


"Birinci Söz Birinci Söz www.risalecocuk.com By Hamra." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları