Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TÜRKİYE’DE SERMAYE PİYASASI Bir ülkenin kalkınabilmesi sermaye birikiminin sağlanmasına bağlıdır. Sermaye birikimi ise tasarruf eğiliminin güçlülüğü ve.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TÜRKİYE’DE SERMAYE PİYASASI Bir ülkenin kalkınabilmesi sermaye birikiminin sağlanmasına bağlıdır. Sermaye birikimi ise tasarruf eğiliminin güçlülüğü ve."— Sunum transkripti:

1

2 TÜRKİYE’DE SERMAYE PİYASASI Bir ülkenin kalkınabilmesi sermaye birikiminin sağlanmasına bağlıdır. Sermaye birikimi ise tasarruf eğiliminin güçlülüğü ve büyüklüğü ile doğru orantılı bir gelişme gösterecektir. Ancak, yapılan tasarrufların ölü yatırımlar dediğimiz atıl alanlara yönelmesi tasarruflardan beklediğimiz sermaye birikimi katkısını gerçekleştiremeyecektir.

3 İşte, tasarrufların doğru alanlara, yatırımlara akmasında, banka sistemi ile birlikte sermaye piyasalarının da büyük etkisi vardır. İleri ülkeler düzeyine ulaşabilmek için sanayileşme çabaları veren ülkemizin sermaye piyasası alanında geçirdiği aşamalar incelenmiş ve özet itibariyle sunulmaya çalışılmıştır.

4

5 II - SERMAYE PİYASASI VE FONKSİYONLARI Sermaye piyasası, dar anlamıyla hisse senedi, tahvil ve benzeri menkul değerlerin alınıp satıldığı; geniş anlamda ise, orta ve uzun vadeli kredi arzıyla talebinin karşı karşıya geldiği bir piyasadır. Dar anlamıyla sermaye piyasası kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Yeni çıkarılan menkul değerlerin satıldığı birincil piyasa, daha önceden çıkarılmış menkul değerlerin alınıp satıldığı ikincil piyasa

6 Bu tanımların ışı ğ ı altında sermaye piyasalarının ortak noktalarını şöyle sıralayabiliriz Sermaye piyasaları, sermaye arz ve talebinin karşılaştı ğ ı piyasalardır. Sermaye piyasalarında yatırımlara finansman kayna ğ ı olabilecek kıymetli evraklar alınıp satılmaktadır. Sermaye piyasasında tasarruflar, genellikle de ferdi tasarruflar işlem görür. Sermaye piyasasında gelir, faiz, dividant, kar payı ve katılma payı olarak ortaya çıkmaktadır.

7 SSermaye piyasası ile ilgili gelişmeler Osmanlı İmparatorluğuna 1874 fermanıyla geldi. Fakat bu geliş Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi, endüstrileşme sürecinin zorlamasıyla doğan bir gelişmeden kaynaklanmıyordu. Zaten ekonomisi tarım, küçük zanaat ve el sanatlarından ve ithalattan oluşan Osmanlı İmparatorluğunda bir sermaye piyasasına büyük bir ihtiyaç da yoktu. Bu dönemde İstanbul’daki sermaye piyasasında en önemli menkul değer, imparatorluğun çıkardığı tahvillerdi. Bu tahvillerin çok büyük bir bölümü de Galata Bankerleri aracılığı ile Avrupalılara satılıyordu. Bu borçların daha sonraları Düyun-u Umumiye yol açtığını biliyoruz.

8 IV – CUMHUR İ YET DÖNEM İ NDE SERMAYE P İ YASASI Bu dönemi 1960 yılına kadarki ve ondan sonrası olmak üzere iki bölüm halinde incelemek daha faydalı olacaktır.

9 AA yılına kadar genç Cumhuriyetin sermaye piyasasında belirgin bir gelişme olmadı. Üstelik savaştan yeni çıkmanın fakirliği ve Düyun-u Umumiye’ye yol açan gelişmelerin ürkütücülüğü nedeniyle 1929 yılında çıkarılan 1447 sayılı Menkul Kıymetler ve Kambiyo Borsaları Kanunu ile bu piyasa iyice sınırlandırıldı. Bu kanun ile Borsada kotu bulunmayan menkul kıymetlerin alınıp satılması yasaklanmış ve İstanbul’da bir menkul kıymetler ve kambiyo borsası kurulmuştu.

10 BB – döneminde özel sektörde hızlı bir holdingleşme süreci yaşandı. Sermaye ihtiyaçlarını karşılayabilmek için birçok şirket hisse senedi ve tahvil çıkarmaya başladı. Başlangıçta bir sermaye piyasası ve bu alanla ilgili bir yasal düzenlemeye gerek duyulmazken artık 1447 sayılı ve 1929 tarihli Kanunun kalıpları dar gelmeye başlamıştı. O nedenle birtakım yasa hazırlama girişimleri oldu.

11 1. DÖNEM SERMAYE PİYASASININ ÖZELLİKLERİ Bu dönemde ülke ekonomisinde tarım a ğ ırlıktaydı. Endüstrinin geli ş mesi için gerekli sermaye birikimi çok cılızdı. Devletçilik İ lkesiyle İ ktisadi Devlet Te ş ekkülleri ve Kamu İ ktisadi Te ş ebbüsleri eliyle endüstrile ş meye girilmi ş ti. Devlet, Sermaye Piyasası yerine “Ulusal Bankaların Kurulup Geli ş tirilmesi” politikasını benimsemi ş ti. Küçük tasarruflar bu yolla yatırıma dönü ş türülüyordu. Bir yandan devlet yatırımları sürdürülürken, bir yandan da yeni yeni olu ş an özel sektör elindeki cılız sermaye birikimi bankaların küçük tasarruflardan yarattı ğ ı ucuz kredi kaynakları ile destekleniyordu. Ucuz banka kredileri özel sektörün geli ş imini hızlandırdı.

12 11950’li yılların ortalarında özel sektör işletmeleri arasında sermaye şirketlerinin oranı hızla yükselmeye başladı. Sanayi içindeki payları giderek artan özel sermaye grupları birer banka sahibi olmanın ucuz kredi sağlamadaki kolaylıklarını görüp bu yolu seçtiler. 1950’de 34 olan banka sayısı 1960’da 58’e ulaştı. Bu bankaların bir kısmı 27 Mayıs 1960’tan sonra tasfiye edildi. Rakip firmaların bankalarından kredi almakta güçlük çeken özel şirketler, yavaş yavaş hisse senedi ve tahvil çıkarmaya yöneldiler.

13

14 2. DÖNEM SERMAYE PİYASASININ ÖZELLİKLERİ 1963’te bir Sermaye Piyasası Tasarısı hazırlandı fakat 1967’de görüşülemeyerek kadük oldu. · 1970’te hazırlanan benzer bir tasarı da 1973’te aynı akıbete uğrayarak kadük oldu.

15 POLİTİKALRIN UYGULANABİLİRLİĞİ  Bu tasarılar yasalaşmamıştı ama bu arada bu alandaki boşluklardan kaynaklanan bir deney yaşandı. Birçok sektörde büyük işletmeler kurmak amacıyla milyarlık hisse senetleri çıkarılıp geniş tasarrufçu kesimlere satıldı. Fakat bu proje uzun ömürlü olmayıp 2 yıl içinde iflasla sonuçlandı. Bu projenin sahibi HASTAŞ’ın tasfiye davası günümüze kadar uzandı.

16 YABANCI SERMAYE AKIMLARININ BAŞLAMASI Bu deneyim 1970 yılındaki Merkez Bankası yasa değişikliğine yansıdı. Yapılan değişikliklerle, tahvil faizlerinin azami haddinin %15’i geçemeyeceği, vadelerinin 5 yıldan aşağı olamayacağı, satış süresinin en çok üç ay olabileceği, ihraç süresinin bitiminden 15 gün içinde satış sonuçlarını gösterir bilgilerin bankaya bildirilmesi gibi, tahvil piyasası için önemli olan koşullar ve düzenlemeler getirmiştir.

17 MERKEZ BANKASININ SERMAYE PİYASASINA OLAN ETKİSİ MMerkez Bankası Kanununda yapılan bu değişiklikle sermaye piyasasına kısmi bir denetim getirildi. Ancak bu denetim sadece birincil piyasada sağlanabildi. Çıkarılan hisse senedi ve tahviller belirlenen resmi satış süresi içinde satılmayınca ikincil piyasada işlem görmeye başlıyordu. Şirketler, giderek bu süreyi geçirip menkul değerlerini ikincil piyasaya veriyordu. Özel kesim kuruluşları çıkardıkları hisse senedi ve tahvillerin tümünü ve kaydettirdiklerinin çoğunu bankerler eliyle sattırmaya yöneldiler. İşte 1970’den sonra ortaya çıkan bu gelişmeler menkul değer alım satımıyla uğraşan bankerlerin ortaya çıkmasına neden oldu.

18 KRİZ KONJONKTÜRLERİNDE SERMAYE PİYASASININ DURUMU Bu dönemde tasarruf sahiplerinin sermaye piyasasına gerekli ilgiyi göstermedi ğ ini söyleyebiliriz. Çünkü bu yıllarda enflasyonun biraz üstünde kar ve tahvil faizleri ödenmiştir. Halk kendi nezdinde isim yapmış büyük sanayi kuruluşlarına ba ğ lı halka açık şirketlere ortak olmanın verdi ğ i haz ve güvenle sermaye piyasasına yönelmiştir. Fakat enflasyonist baskı arttı ğ ından bu halka açık holding ve anonim şirketlerin da ğ ıttı ğ ı temettü de enflasyon oranının çok gerisinde kalmıştır.

19 1980’Lİ YILLARDA TÜRKİYEDE SERMAYE PİYASASI 24 Ocak 1980 istikrar tedbirleri ile ekonomide sıkı para politikası uygulamaya konulmu ş tur. 1 Temmuz 1980 bankacılı ğ ı ile de bankaların faiz oranları serbest bırakıldı. Bankaların faizlerini birdenbire yükseltmeleri, ucuz kredi kullanmaya alı ş an sanayici ve ticari kesimi büyük bir mali sıkıntı içine soktu. Bu kesim finans sıkıntılarını giderebilmek için banker kurulu ş larına müracaata ba ş ladılar.

20  Artık kredi bulabilmek için her yere müracaat ediliyordu. Böylece aracılık edebilecekleri kredi hacminin büyüdüğünü gören banker kuruluşları halktan para toplayabilmek için yüksek faiz ve kısa vade içeren bir sürü araç geliştirdiler. Bunlar senet, çek, mevduat sertifikası v.b. idi. Banka banker rekabeti, bankerlerin kendi aralarındaki rekabet, halkın kısa zamanda büyük kazanç hayalleri ve en önemlisi de bu alandaki yasal boşluk, Türk Toplumunun büyük ve acı bir deneyimi ile sonuçlandı.

21 BBu dönemde tahvil ve hisse senedi alınıp satılan bir sermaye piyasası değil, tümüyle banka, banker ve açıkgöz girişimcilerin elindeki bir para piyasası vardı. Sermaye piyasası aracı olan hisse senedi ve tahviller bu piyasada sadece bir güvence belgesi idi.

22 TÜRKİYE’DE SERMAYE PİYASASININ DIŞA AÇILIM SONUCU HAREKETLİLİĞİ döneminde sermaye piyasasında görülen büyüme % 1000’e varıyordu. 1975’de toplam tahvil ihracı 15,3 milyar iken, bu rakam 1981’de 151 milyar liraya yükselmi ş ti. Bankerlerin iflası, kaçı ş ı ve tasfiyeleri ile sonuçlanan sermaye piyasası deneyimi, bu alandaki yasal düzenlemelerin yeterli olmadı ğ ı ve yeni düzenlemelere ihtiyaç oldu ğ u kanaatini herkesimde yerle ş tirdi. Bunun üzerine 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu hazırlandı ve Ş ubat 1982’de yürürlü ğ e girdi.

23

24 KKanunun amacı, kanunun 1. maddesinde şöyle ifade edilmiştir. “Bu kanunun konusu, tasarrufların menkul kıymetlere yatırılarak halkın iktisadi kalkınmaya etkin ve yaygın bir şekilde katılmasını sağlamak amacıyla sermaye piyasasının güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunmasını düzenlemek ve denetlemektir.”

25 V. SERMAYE PİYASASI KANUNU VE AMACI

26  Yasa koyucunun getirdiği yeni bir kavram, menkul değer ihraç eden kuruluşlara “Kayıtlı Sermaye” imkanını tanımış olmasıdır. Kayıtlı sermaye, yürürlükte bulunan sabit sermaye sistemine kıyasla, yönetim kurallarına önemli takdir yetkisi veren, esneklik kazandıran bir kavramdır.

27 KKayıtlı sermaye, anonim ortaklığın sermayesini yükseltebileceği, yeni hisse senetleri çıkarabileceği bir tavan ifade eder. Bu tavana kadar yönetim kurulu, ihtiyaç duyduğu zamanlarda yeni hisse senedi çıkarabilecektir. Oysa sabit sermeye sisteminde sermaye arttırılması oldukça ağır formalitelere bağlanmıştı.

28

29 DEĞİŞTİRİLEBİLİRLİĞİNİN SERMAYE PİYASASINA OLAN ETKİSİ İ kinci yeni kavram “De ğ i ş tirilebilir Tahvil” kavramıdır. Bu yenilikle tahvil sahibi, diledi ğ i takdirde, öngörülen ko ş ullarla ve süre sonunda tahvilini o ortaklı ğ ın hisse senetleri ile de ğ i ş tirmek imkanına sahip bulunmaktadır. Bu suretle tahvil sahibi ş irket gidi ş ini izleyip, bu ş irketin pay senetlerini alıp almama konusunda karar verebilecektir.

30 KKanunun getirdiği diğer bir yenilikte tahvil çıkarma tavanının arttırılmasıdır. Bu tavan ödenmiş sermaye ile sınırlı iken, buna yedek akçeleri de ilave ederek biraz daha yükseltilmiştir

31

32 Kanunla gelen yeni bir kurum da Sermaye Piyasası Kuruludur. Bu kurul, Bakanlar Kurulu tarafından seçilen 7 üyeden oluşur. Tüzel kişiliğe sahip ve bağımsızdır. Ancak bu bağımsızlık Kurul’un önce Maliye Bakanlığı, şimdi de Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına bağlı olarak çalışmasıyla bir ölçüde zedelenmiştir. Her şeye rağmen bu üyeler yetkilerini, kendi sorumluluğu altında ve bağımsız olarak kullanırlar.

33 Kanun ile bir güvenlik fonunun oluşturulması da öngörülmektedir. Bu fon Merkez Bankasında kurulacak ve aracı kurumların bir yıllık taahhütlü satışlarının % 1’i oranındaki katılma paylarından oluşacaktır. Herhangi bir şekilde bir aracı kuruluş yükümlülüklerini karşılayamadığı takdirde açık bu tasfiye fonundan karşılanacaktır.

34

35

36  2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, Sermaye Piyasamıza yeni kavramlarla birlikte yeni kurumlarda getirmiştir. Bunlar; Menkul kıymetler yatırım fonu, Menkul kıymetler yatırım ortaklıkları ve Aracı kurumlardır.

37

38 a) Aracı Kurumlar: Menkul kıymetlerin alım, satımı ve pazarlanması ile u ğ ra ş ırlar. Menkul kıymetlerin, kıymetli evrakın, mali de ğ erleri temsil eden veya ihraç edenin mali yükümlülüklerini içeren her türlü evrakın ba ş kası nam ve hesabına kendi namına, yahut kendi nam ve hesabına aracılık amacıyla alım ve satımı ancak bu kanunda düzenlenen aracı kurumlar tarafından yapılır.S.P.K.’nun 31. maddesinden anla ş ılaca ğ ı üzere, aracı kurum sadece “Borsa Bankeri”dir. Aracı kurum yani borsa bankeri, faizden para kazanmak için ödünç para veren bankalardan ayrıdır ve ödünç para verme ile i ş tigal edilemez. Aracı kurumun bu sıfatı kazanabilmesi için, S.P.K.’nın 32. maddesine göre kendisine S.P. Kurulu tarafından “Borsa Bankerli ğ i” belgesi verilmesi gerekir.

39  Banka aracı kurum değildir, ancak aracılık işlemlerini yapabilir. Bankalar hem menkul kıymet dışında kalan evrakı, hem menkul kıymetleri, hem de mali değerleri temsil eden veya ihraç edenin mali yükümlülüklerini içeren her türlü evrakı halka arz edebilmek yetkisine sahiptirler. Buna karşılık işlem bakımından evrak alım satımı komisyonculuğu ile uğraşmazlar.

40  Bunlar, menkul kıymet portföyü i ş letmek üzere kurulan anonim ortaklıklardır. Yatırım ortaklıkları bir menkul kıymetler portföyünü i ş letirler. Amaçları bu i ş letmeden kar elde etmek olup, amacı ve konusu, ş irketlere i ş tirak etmek, onları yönetmek ve hakimiyeti altında tutmak de ğ ildir. Bu ortaklıkların, hiçbir ortaklıkta sermayenin % 10’undan ço ğ una sahip olmaları ve sermayelerinin %20’den fazlasını bir tek ortaklı ğ ın menkul de ğ erlerine yatırmamaları esastır. Menkul kıymetler yatırım ortaklı ğ ının portföyü sadece hisse senetlerinden de ğ il, tahviller, Devlet tahvilleri, hazine bonoları, intifa senetleri gibi çe ş itli menkul de ğ erlerden olu ş ur. Bu itibarla, holdinglerden mahiyet ve gaye itibariyle ayrılan yatırım ortaklıkları, i ş tigal konusu bankerlik olan ortaklıklardan da ayrıdırlar.

41

42 Bankerler ve Borsa bankerleri menkul kıymetlerin alım – satımında aracılık i ş lemleri yaparken, yatırım ortaklı ğ ı bir portföyü i ş leterek gelir elde ederler. Bu ortaklıklar Borsa’da kote edilmi ş menkul de ğ erlere i ş yapar ve borsa rayiç de ğ erinin itsinde menkul de ğ er alamaz veya satamazlar.

43 c) Menkul Kıymetler Yatırım Fonu: HHalktan katılma belgeleri karşılı ğ ında toplanacak paralarla belge sahipleri hesabına, riskin da ğ ıtılması ilkesi ve inançlı mülkiyet esaslarına göre menkul kıymet portföyü işletmek amacıyla kurulan mal varlı ğ ına “Menkul Kıymetler Yatırım Fonu” adı verilir.(S.P.K. Md. 35/1)

44 Bankalar haricinde hiçbir kişi veya kuruluş, menkul kıymetler yatırım fonu kuramayacak olup, kurulacak fonun tüzel kişiliği de yoktur. (S.P.K. Md. 35/2)

45 Esasen yatırım ortaklıklarının ve yatırım fonlarının oluşmasına sebep olan düşünce aynıdır. Her ikisi de, sermaye piyasasına arz edilen ve bu piyasada işlem gören çeşitli menkul kıymetlere, tasarruf sahiplerinin tasarruflarının kar elde etme ve rizikoyu dağıtma ilkelerine uygun olarak yatırılması ve bu kıymetlerin güvenlik içinde, bilgili, piyasayı izleyebilen uzman bir kadro tarafından işletilmesi düşüncesine dayanır.

46

47 Kanuna göre, yönetici banka ile fon arasındaki işlemler yasaktır. Yani yönetici banka, kendisinin veya hissedarı olduğu kuruluşların menkul değerlerini alamaz. Hiçbir kuruluşun sermayesinin % 10’undan çoğuna yatırım yapamaz, kaynaklarının % 20’den fazlasını bir kuruluşun menkul değerlerine yatıramaz.

48 Bankalar birden fazla yatırım fonu kurup i ş letebilirler. Katılma Belgeleri, hak sahiplerinin fondaki hissesini belirten ve yönetici bankaya kar ş ı sahip oldu ğ u hakları ta ş ıyan birer kıymetli evrak niteli ğ inde belgedir, itibari de ğ erleri yoktur.

49

50 d) Diğer Düzenlemeler: Sermaye Piyasası Kanunu ile, sermaye piyasasının denetlenmesi Sermaye Piyasası Kuruluna ve Maliye Bakanlı ğ ına verilmi ş tir. Kanuna göre menkul de ğ er çıkarımı için S.P. Kurulundan izin alınması gerekir. Sermaye Piyasası Kurulunun izin ve sonraki a ş amalarda menkul de ğ er çıkaran kurulu ş lar üzerinde yakın denetimi ve gözetimi vardır.

51 SSermaye Piyasasının denetiminde nihai yetkiler Maliye Bakanlığınındır. Aracı Kurumlar, Yatırım Ortaklıkları ve Fonların kurulabilmesi için de Maliye Bakanlığının izni gerekmektedir. Sermaye Piyasası Kurulu ve Hazinenin Maliye Bakanlığından ayrılması ile bu yetkiler Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına geçmiştir.

52 Ayrıca Mahalli İ dareler ve K İ T’ler tarafından çıkarılacak menkul kıymetlerin halka arzı için izin almak gerekmemektedir. Kanun bir tepki kanunu niteli ğ i ta ş ıdı ğ ından, bazı kısıtlamalar ve ba ğ ımlılıklar getirmektedir. Zamanla ve ihtiyaçlarında zorlamasıyla gerekli düzenlemelerin yapılaca ğ ı beklenebilir.

53

54 VII. SERMAYE PİYASASININ BUGÜNKÜ DURUMU 22499 sayılı Kanunla kurulan Sermaye Piyasası Kurulu, sermaye piyasası alanındaki düzenlemelere öncülük etmekte ve tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarını korumak amacıyla, sermaye piyasasının oluşumuna yardımcı olacak çalışmaları yapmaktadır. Bu amaçla İstanbul’da bir Menkul Kıymetler borsası açılmış ve Borsanın ilk genel kurulu 19 Nisan 1985’te İstanbul’da toplanmıştır.

55 Sermaye Piyasası Kurulu hisse senetlerini halka arz etmi ş veya ortak sayısı 100’den fazla olması nedeniyle hisse senetlerini halka arz etmi ş sayılan Anonim Ortaklıkları denetimine tabi tutmaktadır. 1/1/1985 tarihi itibariyle, bu ortaklıkların sayısı birinci grupta (yani hisse senetlerini halka arz etmi ş olanlar) 605, 2. grupta (yani hisse senetlerini halka arz etmemi ş olmakla birlikte, di ğ er menkul kıymetlerini halka arz etmi ş olanlar) 242’dir.

56

57 5. be ş yıllık kalkınma planında da tasarrufların bankalara yönelmesi yanında, hisse senedi, tahvil ve kar ortaklı ğ ı senetlerine yöneltilerek; Sermaye piyasasının geli ş tirilmesi, Sınai mülkiyetin yaygınla ş tırılması amaçlanmaktadır

58 Böylece, bir acı deneyin neticesinde ortaya çıkan S.P.K. Sermaye Piyasası alanında ara ş tırma, düzenleme ve denetleme faaliyetlerini yürütmektedir. Ülkemizdeki geli ş meye paralel olarak sermaye piyasası alanında da geli ş meler olacaktır. Halkın bu piyasaya olan güveni de zaman içerisinde kararlı hale gelirse, tasarrufçu ile sermaye talep edenler arasında güvenli bir köprü olu ş mu ş olacaktır.

59

60 DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER


"TÜRKİYE’DE SERMAYE PİYASASI Bir ülkenin kalkınabilmesi sermaye birikiminin sağlanmasına bağlıdır. Sermaye birikimi ise tasarruf eğiliminin güçlülüğü ve." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları