Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

HELAL :Dinen yapılması veya yenip içilmesi yasaklanmayan, serbest bırakılan şey demektir. Allah ve Rasûlü'nün bir şeyin helâl oldu ğ unu belirtmesi.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "HELAL :Dinen yapılması veya yenip içilmesi yasaklanmayan, serbest bırakılan şey demektir. Allah ve Rasûlü'nün bir şeyin helâl oldu ğ unu belirtmesi."— Sunum transkripti:

1

2

3 HELAL :Dinen yapılması veya yenip içilmesi yasaklanmayan, serbest bırakılan şey demektir. Allah ve Rasûlü'nün bir şeyin helâl oldu ğ unu belirtmesi veya işlenmesinde günah olmadı ğ ını bildirmesi, o fiilin helâl oldu ğ unu gösterdi ğ i gibi, o fiil veya şeyin yasaklandı ğ ına dair bir delil bulunmaması da helâl oldu ğ unu gösterir.

4

5 HER CANLININ RIZKI ALLAH’A AİTTİR

6 وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılıdır.(HUD 11/6)

7 أَلَمْ تَرَوْا أَنَّ اللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَأَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةً وَمِنَ النَّاسِ مَن يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا LOKMAN 31/20 كِتَابٍ مُّنِيرٍ Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdi ğ ini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladı ğ ını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır.

8 RIZK, HELÂL VE TEM İ Z OLMALI

9 وَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ حَلاَلاً طَيِّبًا وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِيَ أَنتُم بِهِ مُؤْمِنُونَ Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helâl, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta oldu ğ unuz Allah’a karşı gelmekten sakının. (MA İ DE 5/88)

10 يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي الأَرْضِ حَلاَلاً طَيِّباً وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. BAKARA 2/168

11 N İ METLERE ŞÜKRETMEM İ Z GEREK İ R.

12 وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ "Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an."(Duha 11) لَئِنْ شَكَرْتُمْ لاَزِيدَنَّكُمْ "E ğ er şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıraca ğ ım.« ( İ brahim 7)

13 فَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ حَلالاً طَيِّبًا وَاشْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdi ğ i rızıklardan yiyin. E ğ er yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin. NAHL16/114

14 N İ METLER İ İ SRAF ETMEMEM İ Z GEREK İ R

15 وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. A'RÂF 7/31 كُلُوا وَاشْرَبُواْ وَتَصَدَّقُوا وَالْبَسُوا في غَيْرِ إسْرَافٍ وََ مَخِيلَةٍٍ “Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz, içiniz, giyiniz ve sadaka veriniz.”( Nesâî, Zekât, 66,.V, 79) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de:

16 HELÂL ve HARAM KILMA YETK İ S İ ALLAH’A A İ TT İ R…

17 وَلاَ تَقُولُواْ لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هَذَا حَلاَلٌ وَهَذَا حَرَامٌ لِّتَفْتَرُواْ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ إِنَّ الَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّهِ NAHL 16/116 الْكَذِبَ لاَ يُفْلِحُونَ Dilleriniz yalana alışageldi ğ inden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.

18 عَنْ سَلْمَانَ الْفَارِسِيِّ قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ ( ص ) عَنْ السَّمْنِ وَالْجُبْنِ وَالْفِرَاءِ قَالَ : الْحَلالُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ وَالْحَرَامُ مَا حَرَّمَ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ وَمَا سَكَتَ عَنْهُ فَهُوَ مِمَّا عَفَا عَنْهُ Selman-ı Farisi'den rivayet olundu ğ una göre Rasulullah (sav)'den, ya ğ, peynir ve yabani eşek etinin hükmü sorulmuş, O'da şöyle buyurmuştur: "Helal, Allah'ın kitabında helal kıldı ğ ı, haram da Allah'ın kitabında haram kıldı ğ ıdır; hakkında bir şey söylemedikleri ise sizin için affedip serbest bıraktıklarıdır." ( İ bn Mace, Et'ıme, 60/3358)

19 ‘’ŞÜPHEL İ ŞEYLERDEN’’ SAKINMAMIZ GEREK İ R…

20 - وعن النُّعمان بنِ بَشيرٍ رضيَ اللَّه عنهما قال : سمِعْتُ رسُولَ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يَقُولُ : « إِنَّ الحَلاَلَ بَيِّنٌ ، وإِنَّ الحَرامَ بَيِّنٌ ، وَبَيْنَهما مُشْتَبِهاتٌ لاَ يَعْلَمُهُنَّ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ ، فَمَن اتَّقى الشُّبُهاتِ ، اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وعِرْضِهِ ، وَمَنْ وَقَعَ في الشبُهاتِ ، وقَعَ في الحَرامِ ، كالرَّاعي يرْعى حَوْلَ الحِمى يُوشِكُ أَنْ يَرْتَع فِيهِ ، أَلاَ وإِنَّ لِكُلِّ مَلِكٍ حِمًى ، أَلاَ وَإِنَّ حِمَى اللَّهِ مَحَارِمهُ ، أَلاَ وإِنَّ في الجسَدِ مُضغَةً إذا صلَحَت صَلَحَ الجسَدُ كُلُّهُ ، وَإِذا فَسَدَتْ فَسدَ الجَسَدُ كُلُّهُ : أَلاَ وَهِي القَلْبُ » متفقٌ عليه. ورَوَياه مِنْ طُرُقٍ بأَلْفاظٍ مُتَقارِبَةٍ. (Buhari, Büyû 2 Îmân 39 ) “Nu’mân İ bni Beşîr (ra)Resûlullah (sav)i şöyle buyururken dinledim, dedi: “Helâl olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birço ğ unun helâl mi, haram mı oldu ğ unu bilmedi ğ i şüpheli konular vardır. Şüpheli konulardan sakınanlar,dinini ve ırzını korumuş olur.Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arâzinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu arâziye girme tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her padişahın girilmesi yasak bir arâzisi vardır. Unutmayın ki, Allah’ın yasak arâzisi de haram kıldı ğ ı şeylerdir. Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. E ğ er bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. E ğ er o bozulursa, bütün vücut bozulur. İ şte bu et parçası kalb'dir”

21 ŞÜPHEL İ GIDALARDAN SAKINMA KONUSUNDA TÜKET İ C İ YE DÜŞEN GÖREVLER

22 Dinimizde haram kılınan alkol, domuz, kan ve murdar hayvan günümüzde pek çok endüstriyel ürünün üretilmesinde hammadde olarak kullanılmaktadır. Meselâ domuzun, ya ğ ı, midesi, pankreası gibi neredeyse her bir organından ayrı bir gıda katkı maddesi yapılmaktadır. Hâl böyle olunca, haram lokmanın midesine girmesini istemeyen Müslümanların da bu konuda şuurlu hareket etmekten başka çaresi yoktur.

23 Müslümanların birinci tercihi ucuzluk de ğ il, helâllik ve güvenilirlik olmalıdır. Bu güne kadar gıda alanında televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında yer alan haberlere bakıldı ğ ında, bir kısım uygulamaların "gıda terörü" isimlendirmesini haklı çıkaracak derecede oldu ğ u görülecektir. Meselâ, dana kıymasına tavuk sakatatı, kırmızıbibere kiremit tozu, zeytine siyah boya, tereya ğ ına margarin, yo ğ urta jelâtin, bala tatlandırıcı katılması gibi gıda sektöründe birçok hile yapılmaktadır. Bu açıdan helâl ve sa ğ lıklı gıda tüketmek isteyen Müslümanların, alacakları yiyecek ve içeceklerin muhtevasına ve güvenilirli ğ ine bakmaları gerekir.

24 Mümkün oldu ğ u kadar endüstriyel gıdalar yerine, tabiî olanlar tercih edilmelidir. Çünkü renklendirmek, raf ömrünü uzatmak, tatlandırmak, kıvamını arttırmak, homojenleştirmek vb. gayelerle endüstriyel gıdaların içine birçok katkı maddesi ilâve edilmekte ve bunların bir kısmı sa ğ lık açısından da risk oluşturmaktadır.

25 Hiç şüphesiz günümüzde Müslümanların gıda konusunda en çok sıkıntı yaşadıkları alanların başında et ürünleri gelmektedir. İ slâm, başta domuz olmak üzere bazı hayvanların etini haram kılmış, eti helâl olan hayvanlar için de belli bir kesim usulü getirmiştir. Buna göre hayvanı kesecek kimse Müslüman veya ehl-i kitap olmalı, kesimden önce besmele çekmeli ve hayvanı "bo ğ azlama usulüyle" kesmelidir. Aksi takdirde hayvan murdar olmuş sayılır.

26 Özetle günümüzde Müslümanlar bo ğ azlarından midelerine inecek her bir gıdaya vize sormalı ve yediklerinin helâl olup olmadı ğ ına dikkat etmelidirler. Gerekirse şüphe duydukları gıdalar hususunda uzmanına sorarak, telefon, mail ve daha de ğ işik yollarla firmalara ulaşmalı ve yedikleri gıdaların mahiyetini ö ğ renme gayreti içinde olmalıdırlar. Evet, yiyecek ve içeceklerimizde ihtiyatlı ve hassas hareket etmek inancımızın bir gere ğ i olarak görülmelidir.

27 RIZK’IMIZI ÇALIŞARAK, EMEK HARCAYARAK, HELÂL YOLLARDAN TEM İ N ETMEL İ Y İ Z…

28

29 İ slam’da asli ve tabii kazanç yolu emektir. Bu bakımdan Müslüman, çalışmadan başkalarının sırtından veya gayri meşru yollardan kazanç elde etmekten şiddetle sakınmalı; kazancının nereden ve nasıl geldi ğ ine dikkat etmeli, kazancı temiz olmalı; hem kendini hem de aile fertlerini helâl gıda ile beslemelidir. Ayrıca Allah yolunda harcayaca ğ ı para da temiz bir şekilde kazanılmış olmalıdır. Haram yollardan kazanılmış paranın hayrı olmaz. Bir insanın duasının kabul olması için de helâl gıda ile beslenmesi şarttır. Çünkü haram ile beslenenlerin duaları kabul olmaz. (Muhlis Akar, Vaaz Projesi, D İ B yay.)

30 وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى NECM 53/39 Ve insan için, çalışmasından başka bir şey yoktur. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde: مَا أَكَلَ أَحَدٌ طَعَاماً خَيْراً مِن أَنَ يَأْكُلَ مِن عمَلِ يَدِهِ ، وَإِنَّ نَبيَّ اللَّه دَاوُدَ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم كان يَأْكلُ مِن عَمَلِ يَدِهِ “Hiçbir kimse, asla kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın Peygamberi Dâvûd (a.s.) da kendi elinin eme ğ ini yerdi.” (Buhârî, Büyû’ 15)

31 عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ الزُّبَيْدِىِّ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ « مَا كَسَبَ الرَّجُلُ كَسْبًا أَطْيَبَ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ وَمَا أَنْفَقَ الرَّجُلُ عَلَى نَفْسِهِ وَأَهْلِهِ وَوَلَدِهِ وَخَادِمِهِ فَهُوَ صَدَقَةٌ. Peygamber efendimiz (sav): Kişinin elinin eme ğ iyle yedi ğ inden daha temiz bir şey yoktur. Kişinin kendi nefsine, ehline, çocuklarına ve hizmetinde çalışanlarına verdi ğ inden daha hayırlı bir sadaka yoktur. ( İ bn Mace, Ticarat, 2221)

32 BAZI PEYGAMBERLER İ N MESLEKLER İ : HZ. ADEM (AS): İ lk ziraat mühendisi ve çiftçi idi. HZ. Ş İ D (AS): Hallac, kazzaz, nessac = dokumacıların, örücülerin ve mensucat sanayiinin ilk kurucusu idi. HZ. İ DR İ S (AS): İğ neyi ilk icad eden, ona delik açan, iplik geçiren oldu ğ undan, terzilerin- konfeksiyoncuların- örücülerin piri sayılır. HZ. NUH (AS): Marangozların, gemicilerin, denizcilerin ve barbarosların piri idi. HZ. HUD (AS): Tüccar idi. Bütün tüccarların piri sayılır. HZ. SAL İ H (AS): Sürülerle develer yetiştirirdi. Sütlerini hem içer, hem de satıp dünyalı ğ ını temin ederdi. Salih peygamberin devesi meşhurdur. HZ. İ BRAH İ M (AS): Kabeyi yeniden inşa edişiyle, Hz Süleyman (as)'a ve Mimar Sinan'a önderlik etmiştir.

33 HZ. LUD (AS): Tarihçi idi. Seyyahların, Evliya çelebilerin piridir. HZ. İ SMA İ L (AS): Kara ve deniz avcılı ğ ı ile geçimini sa ğ lardı. Avcıların piri sayılır. Yetmiş dil bilirdi. Tercümanların da piridir. HZ. İ SHAK (AS): Çoban idi. HZ. YAKUB (AS): Çoban idi. HZ. YUSUF (AS): Saati ilk icat eden, toprak mahsulleri ofisini ilk defa kuran, bolluk zamanında depolamayı, kıtlık zamanında halka da ğ ıtmayı düşünen bir peygamberdir. HZ. EYYÜB (AS): Ziraatcı idi. HZ. ŞUAYB (AS): Ziraatcı idi. HZ. MUSA (AS): Çobanlık yapmış ve Hz Şuayb (as)'a hizmetçilik etmiştir. Bir büyü ğ e hizmet etmekte peygamber mesleklerinden biridir. HZ. HARUN (AS): Vezir idi. HZ. DAVUD (AS): Demiri işleyen, zırh yapan ve düzenli ordular kuran, Calut'un ordularını ma ğ lup eden bir kumandandır. HZ. SÜLEYMAN (AS): Emir, hükümdar idi. Sazlardan zenbil yapardı. Bakır madenini ilk defa işleyen O'dur. HZ. ZÜLK İ FL (AS): Ekmek pişirirdi, fırıncıların piri idi.

34 HZ. İ LYAS (AS): Dokumacı ve iplikçilerin piri idi. HZ. YUNUS (AS): Balık avlayıp geçinirdi, balıkçıların piri idi. HZ. ÜZEYR (AS ): Bahçıvan idi. Meyve a ğ açlarını ilk defa aşılayan fidan yetiştiren, budama işlerini insanlara ö ğ retendir. Ba ğ ve bahçe işleriyle u ğ raşanların piridir. HZ. LOKMAN (AS): Doktorluk ve eczacılık mesle ğ inin piridir. HZ. ZEKER İ YYA (AS): Marangoz idi. HZ. İ SA (AS): Avcı idi. Av aleti ile geçimini temin ederdi. Avcıların piri idi. Aynı zamanda doktorların piridir.. HZ. MUHAMMED (SAV): Küçük yaşlarda çobanlık yapmış, daha sonra ticaretle u ğ raşmış ve cihadla meşgul olmuştur.

35 HELÂL KAZANÇ YOLLARIMIZ

36 İ slâm da helal kazancın çeşitli yolları vardır. Bunlar: Ticaret, ziraat, sanat, ücret karşılı ğ ı çalışma, kira geliri elde etme olarak sıralanabilir. Kişi rızık temininde hangi yolu seçerse seçsin hepsinde eme ğ ini ortaya koymalı, çalışıp çabalamalı, dürüst olmalı ve haramdan sakınmalıdır.

37 يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَأْكُلُواْ أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلاَّ أَن تَكُونَ تِجَارَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ Ey müminler, birbirinizin mallarını gayrı meşru yollar kullanarak de ğ il, karşılıklı anlaşmaya dayalı ticaret yolu ile yiyiniz. (Nisa, 4/29); وَأَحَلَّ اللّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا "Allah, alışverişi helal, ribayı haram kıldı." (Bakara, 2/275)

38 RIZKIMIZI KAZANIRKEN UYMAMIZ GEREKEN KURALLAR VARDIR…. 1- Ölçü ve Tartıyı Adaletle Yapmak وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ { 7 } أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ { 8} وَأَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ { 9} 7. Gö ğ ü yükseltti ve mizanı koydu. 8. Sakın tartıda taşkınlık etmeyin. 9. Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın. (Rahman, 55/7-9)

39 وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ [] الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُواْ عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ [] وَإِذَا كَالُوهُمْأَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ [] أَلَا يَظُنُّ أُولَئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ [] لِيَوْمٍ عَظِيمٍ [] يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ [] “Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar, insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar; kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik yaparlar. Onlar, büyük bir gün için tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı? O gün insanlar âlemlerin Rabbi huzurunda duracaklardır.” (Mutaffifin, 83/1-6)

40 2- Yalan Konuşmamak ve Alışverişte Yeminden Kaçınmak عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ( صعلم ) قَالَ ‏ مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ هُوَ فِيهَا فَاجِرٌ لَقِيَ اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ‏‏ ‏.Peygamber efendimiz (sav): “Yalan yeminle malını cazip kılan kimse, Müslüman bir kimsenin malını gasbetmiş oldu ğ u için, kendisine gazap edilmiş olarak Allah’a kavuşur (Müslim, İ man, 63/372)

41 إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَناً قَلِيلاً أُوْلَـئِكَ لاَ خَلاَقَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ وَلاَ يُكَلِّمُهُمُ اللّهُ وَلاَ يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır. (Al-i İ mran, 3/77)

42 3- Borcu Vaktinde Ödemek عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ( رع ) أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ( صعلم ) قَالَ ‏ مَطْلُ الْغَنِيِّ ظُلْمٌ، فَإِذَا أُتْبِعَ أَحَدُكُمْ عَلَى مَلِيٍّ فَلْيَتْبَعْ ‏‏. ‏ Peygamber efendimiz: “Zenginin ödemeyi savsaklaması zulümdür. Sizden biri (ileri bir) tarihte ödemeyi taahhüt etmişe ona uysun.” (Buharî, Havâlât, 1/2331, İ stikraz, 12)

43 4- Borçluya Kolaylık Göstermek وَإِن كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَى مَيْسَرَةٍ وَأَن تَصَدَّقُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ E ğ er borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylı ğ ına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alaca ğ ınızı ba ğ ışlayıp sadaka etmeniz e ğ er bilirseniz sizin için, daha hayırlıdır. (Bakara, 2/280)

44 عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ( ر عنهما ) أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ( صعلم ) قَالَ ‏ رَحِمَ اللَّهُ رَجُلاً سَمْحًا إِذَا بَاعَ، وَإِذَا اشْتَرَى، وَإِذَا اقْتَضَى ‏‏. ‏ "Satarken, alırken, alaca ğ ını isterken, borcunu öderken kolaylık gösteren kimseye Allah rahmet etsin." (Buhâri, Büyu, 16/2115) Bir başka hadisi şerifte de şöyle buyurulmuştur: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ( صعلم ) مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُظِلَّهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي ظِلِّهِ فَلْيُنْظِرْ الْمُعْسِرَ أَوْ لِيَضَعْ عَنْهُ‏. ‏ "Allah'ın gölgeli ğ inde gölgelenmeyi seven kimse borçlusuna kolaylık sa ğ lasın veya (alaca ğ ından) vazgeçsin." (Ahmed, Müsned, 3/14972)

45 5- Paraya Karşı Hırslı Olmamak Rasulullah’a göre, hırsla elde edilecek servetle zengin olunmaz, gerçek zenginlik kalp zenginli ğ i, gönül zenginli ğ idir: عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ( صعلم ) ‏ لَيْسَ الْغِنَى عَنْ كَثْرَةِ الْعَرَضِ وَلَكِنِ الْغِنَى غِنَى النَّفْسِ ‏‏. ‏ “Zenginlik mal çoklu ğ u ile de ğ il, kalp zenginli ğ i iledir.” (Tirmizî, Zühd, 40/2547)

46 6- Pazarlı ğ ı Yapılmakta Olan Mala Müşteri Olmamak Rasulullah (s.a.s.), şöyle buyurmuştur: لاَ يَبِعِ الرَّجُلُ عَلَى بَيْعِ أَخِيهِ وَلاَ يَخْطُبْ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ إِلاَّ أَنْ يَأْذَنَ لَهُ ‏‏ ‏. “Kişi, kardeşinin almakta oldu ğ u mala alıcı çıkmasın; istemekte oldu ğ u kıza da talip olmasın. Önceki izin vermişse o başka.” (Müslim, Nikah, 6/3521)

47 7- Faize bulaşmadan kazanmak َلَّذ۪ينَ يَاْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذ۪ي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوٓا اِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبٰواۢ وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰواۜ فَمَنْ جَآءَهُ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّه۪ فَانْتَهٰى فَلَهُ مَا سَلَفَۜ وَاَمْرُهُٓ اِلَى اللّٰهِۜ وَمَنْ عَادَ فَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ “Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptı ğ ı kimsenin kalktı ğ ı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alış veriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir ö ğ üt gelir de (o ö ğ üte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldı ğ ı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.” Bakara, 2/275.

48 وعن عمرو بن احوص رضى اللّه عنه قال : سَمِعْتُ رسولَ اللّهِ صلى الله عليه وسلم يقولُ في حَجَّةِ الَوداعِ : أَلا إنَّ كُلَّ رِباً منَ رِبَا الجاهِلِيَّةِ مَوْضُوعٌ. لَكُمْ رُؤُسُ أمْوَالِكُمْ لاتَظْلِمُونَ وََلاتُظْلَمُونَ. َ Amr İ bnu'l-Ahvas (ra) anlatıyor: "Hz. Peygamber (sav)'in Veda Haccındaki (konuşmasını) dinledim O, şöyle diyordu: "(Biliniz ki), câhiliye devrindeki bütün ribâlar kaldırılmıştı. Sadece verdi ğ iniz ana parayı alacaksınız. Böylece ne zulmetmiş olacaksınız ne de zulme u ğ ramış olacaksınız.” Ebu Dâvud, Büyû 5 (3334)

49 8- Ölçü ve tartıda adil olmalıyız وَأَوْفُوا الْكَيْلَ إِذا كِلْتُمْ وَزِنُواْ بِالقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً Ölçtü ğ ünüzde ölçmeyi tam yapın, do ğ ru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir. İ SRA 17-35

50 İ MAM-AZAM ‘Bir paranın nasıl kazanıldı ğ ını görmek için nasıl harcanıldı ğ ına bak’

51

52 Hayatın bütün alanlarını ibadet kapsamına alan İ slâm; helâl yollardan kazanç sa ğ lama çabasını ve bu amaçla yapılan iş ve ticareti de İ badet olarak de ğ erlendirmiştir.

53

54 Helâl ve Haramın insan hayatına etkisi….

55 İ mami Şarani (ra) diyor ki: Haramla gıdalanan bir kimseden haram işler sadır olur. Şüpheli şeylerle gıdalanan bir kimseden şüpheli işler zuhur eder. Hatta haramdan gıdalanmış bir kimse Allah’a İ badet ve taatte bulunmak istese buna gücü yetmez.’

56 MEVLÂNA CELALEDD İ N RUM İ (k.s)DER K İ : -Mümine nur ve kemal artıran lokma, helâl kazançtan elde edilen lokmadır. - İ lmi hikmet helal lokmadan do ğ ar. -Aşk ve rikkat helâl lokmadan hasıl olur. -A ğ ıza alınan helâl lokma ile büyüklere hizmet, ahiret ve gönül alemine hicret meyli do ğ ar.

57 İ mam-ı Azam'ın Babası Ve Helallik Alma Gayreti İ mam-ı Azam Ebu Hanife hazretlerinin muhterem pederi Sâbit Sâbit, bir gün dere kenarında abdest alırken, suya düşmüş bir elma görür. Abdestini tamamladıktan sonra, nasıl olsa çürüyüp gidece ğ ini düşünerek "Bari zâyi olmasın!" der ve o elmayı alıp yer. Fakat, çok geçmeden tükürme ihtiyacı hisseder ve tükürü ğ ünde kan görür. O zamana kadar benzer bir haline şahit olmadı ğ ı için o kanın yedi ğ i elmadan ileri geldi ğ ini düşünür ve onu yedi ğ ine çok pişman olur. Elmanın sahibiyle helalleşmek için dere boyunca yürür; sorup araştırır ve sonunda adamı bulur. Hadiseyi ona anlatıp helallik dileyince adam hakkından vazgeçmek için onu uzun bir sure yanında çalıştırır, de ğ işik şekillerde imtihan eder, salih bir Hak eri oldu ğ una inanınca da son bir şart koşar: "Benim kör, sa ğ ır, dilsiz ve kötürüm bir kızım var. Bununla evlenmeye razı olursan o zaman elmayı sana helal edebilirim." der. Sâbit Hazretleri ahirete kul hakkıyla gitmemek için bu teklifi kabul eder.

58 Nikahları kıyılınca Sâbit Hazretleri henüz yüzünü göremedi ğ i zevcesinin bulundu ğ u odaya girer; fakat, odaya girmesiyle çıkması bir olur. Hemen kayınpederine koşup, "Bir yanlışlık var galiba, içeride sizin bahsetti ğ iniz vasıflarda bir kız yok!" der. Kayınpederi tebessüm ederek, "Evladım o benim sana nikâhladı ğ ım kızımdır, senin de helalindir. Ben sana kör dediysem, o hiç haram görmemiştir. Sa ğ ır dediysem, o hiç haram duymamıştır. Dilsiz dediysem, o hiç haram konuşmamıştır. Kötürüm dediysem, o hiç harama gitmemiştir. Var git helalinin yanına, Allah Teâlâ hanenizi mübarek ve mesut etsin." cevabini verir. İ şte böyle bir ana ve babadan da imam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri dünyaya gelir. Tabii, bu bir menkıbedir. Fakat, önemli olan, İ mam-ı Azam gibi bir sultanin yetişmesine dayelik eden o yuvanın hangi esaslar üzerine bina edilmiş olabilece ğ ine dair ipuçlarını yakalayabilmek ve bunlardan kendi hesabımıza ibretler çıkarabilmektir.

59 UNUTMA…!! YAPTI Ğ IN HER ŞEYDEN HESABA ÇEK İ LECEKS İ N…

60 ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz. TEKÂSÜR 102/8

61 TERC İ H SEN İ N… HELÂL HARAM

62 DUAMIZ… اللَّهمَّ اكْفِني بحلالِكَ عَن حَرَامِكَ ، وَاغْنِني بِفَضلِكَ عَمَّن سِوَاكَ “Allah’ım! Bana helâl rızık nasip ederek haramlardan koru! Lûtfunla beni senden başkasına muhtaç etme!” (Tirmizî, Daavât 111)


"HELAL :Dinen yapılması veya yenip içilmesi yasaklanmayan, serbest bırakılan şey demektir. Allah ve Rasûlü'nün bir şeyin helâl oldu ğ unu belirtmesi." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları