Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Küba’nın Tarihine Kısa Bir Bakış Köleci toplum aşamasındaki Adada, yerli uygarlıklar ülkedeki temel ekonomik üretim olan şeker kamışı tarlalarının sahibiydiler.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Küba’nın Tarihine Kısa Bir Bakış Köleci toplum aşamasındaki Adada, yerli uygarlıklar ülkedeki temel ekonomik üretim olan şeker kamışı tarlalarının sahibiydiler."— Sunum transkripti:

1 Küba’nın Tarihine Kısa Bir Bakış Köleci toplum aşamasındaki Adada, yerli uygarlıklar ülkedeki temel ekonomik üretim olan şeker kamışı tarlalarının sahibiydiler. 1492’de İspanyollar bu adayı keşfettiler ve adadaki yerli ilkel toplulukları zorbalıkla yok ettiler. İspanyollar, yerlileri topraklarından çıkardılar, köle olarak sattılar ve Afrika’dan köleler getirdiler. İspanyollar şeker kamışı ticaretini ele geçirdiler.

2 Dünya piyasasının 1850’lerin sonlarında girdiği bunalımla birlikte, şeker ve kahve fiyatları düştü, ticareti ele geçirmiş olan İspanyollar kendilerine yük olan kölelerden kurtulmak istediler. İlk kez Oriente’de kölelerin âzad edilmesi ve bağımsızlık ilânı gerçekleşti. Gücünü yitiren köle sahibi İspanyolların adadaki egemenliği de tartışılır hale geldi. Bu durum, Küba’daki egemen gruplarla İspanyol yönetim arasındaki çelişki ve çatışmaları artırdı.

3 Büyük toprak sahiplerinin İspanyol yönetimine karşı ayaklanması ve siyahları silahlandırması 10 yıl süren savaşlara neden oldu. İspanyolların “mambi” adını verdiği isyancıların bastırılmasından sonra İspanyollar, büyük bir terör uyguladılar, kuşku duydukları herkesi astılar, kurşuna dizdiler. Asılanların arasında öğretmenler, doktorlar, avukatlar ve 8 tıp öğrencisi de yer aldı (1871). Bunlar, bağımsızlık hareketini destekleyen aydınlardı.

4 Tutuklananlar arasında, o sırada 16 yaşında olan Küba’nın ünlü ozanı José Marti de vardı ve İspanya’ya gönderilen Marti ancak 1875’te serbest bırakıldı. Marti, 1895’e kadar Madrid’te hukuk ve felsefe okudu, Fransa ve İngiltere’de bulundu ve Meksika’ya yerleşti.

5 Bağımsızlık mücadelesinin önderleri, Apostle José Marti, Dominican Maximo Gomez ve Antonio Maceo idi. 1895’te Küba’da başlayan ayaklanma, adanın batısında başarısız olurken, doğusundaki Oriente Eyaletinde, siyah lider Guillermo Moncada önderliğinde toplanan köylülerce başarıyla sonuçlandırıldı. Marti ve Gomez dört arkadaşlarıyla birlikte adaya çıktılar (Nisan 1895). Marti, Mayıs 1895’te çıkan bir çatışmada İspanyollarca öldürüldü.

6 İspanyollar terörü artırdılar. İşkenceler, kurşuna dizmeler ve köy yakmalar arttı. ABD’nin adaya ilişkin talepleri nedeniyle İspanyollar Küba’ya yarı özerklik tanıdılar. Şubat 1898’de Havana Limanına demirlemiş olan “Maine” gemisinin havaya uçurulması ve 265 Amerikan denizcisinin ölmesini fırsat bilen ABD, İspanya’ya savaş ilân etti ve Ağustos 1898’de adaya hakim olarak bir vali atadı.

7 Küba Ulusal Bilgi Ajansı’nın raporuna göre, 1886’da, * Bağımsız çiftçi, zanaatçı ve entelektüellerin toplam sayısı 1 milyon iken, * 400 bin köle vardı. Kölelik, Küba’da 10 yıl süren Birinci anti-colonial Büyük Savaş’ın sonuçlarından biri olarak 1886’da sona erdi.

8 1902’de ülkenin sosyolojik yapısının, zengin burjuvalar, küçük burjuvalar, çok geniş toprakların sahipleri, işçiler (daha çok tarım işçileri) ve yoksulluğa terkedilmiş büyük bir nüfustan oluştuğu belirtiliyor. 1902’den sonra geçen dönem, “zorlu bir sınıf mücadelesi”nin sürdüğü bir dönem olarak betimleniyor.

9 Küba’da işçiler, bağımsızlık savaşı sıralarında örgütlenmeye başlamışlardır. Kübalı işçiler, bağımsızlık savaşına katılmışlar, José Marti’nin Küba Devrimci Partisinde örgütlenmişler ve 1892’de ilk işçi kongresi 1000 delege ile toplanmıştır. Bu arada 8 saat işgünü için grevler yapılmış ve 1899’da ilk sosyalist parti, 1904’te Sosyalist işçi Partisi (POS) ve 1905’te Uluslararası Sosyalist Parti kurulmuştur.

10 Son iki parti daha sonra birleşerek Küba Sosyalist Partisi adını almıştır. Birbirini izleyen büyük grevlerin ve 1924’te gerçekleştirilen bir dizi grevin ardından ilk merkezî işçi örgütü olan Küba Ulusal İşçi Federasyonu (CNOC) kurulmuştur. Aynı yıl Küba Komünist Partisi kurulmuş, kurucuların arasında Carlos Boldino, avukat ve ozan Ruben Martinez Villena ve Julio Antonio Mella yer almıştır.

11 Mella, üniversite bünyesi içinde José Marti Halk Üniversitesinin kurulmasını sağlayan anti-emperyalist mücadele liderlerinden biridir ve Meksika’ya kaçtıktan sonra Machado tarafından öldürtülmüştür. José Marti Halk Üniversitesinin tarihsel bir önemi vardır. Gece eğitimi yapan bu üniversiteye genç işçiler büyük ilgi göstermişlerdir. Bunun üzerine rektör, anfilerde ders yapılmasını yasaklamış ve derslere sendika lokallerinde devam edilmiştir. Halk Üniversitesi sayesinde işçilerle öğrenciler arasında yakın ilişki kurulmuştur.

12 1924’te ABD’nin desteklediği Machado iktidardaydı. KKP kurucularından Villena, Machado tarafından tutuklandı. Machado, gazeteleri kapattı, birçok kentte insanları ağaçlara astırttı, üniversite özerkliğini kaldırdı.

13 1929 dünya Kapitalist Bunalımının acısını en fazla çeken ülkelerden biri, tek ürün (şeker) satan ve ekonomik bağımlılık altında olan Küba oldu. Bu bunalım, halk muhalefetini hızlandırdı. 1933’te, öğrenci ve işçilerin birlikte gerçekleştirdikleri ulusal bir halk ayaklanması (sonradan ordu da harekete dahil oldu) sonucunda Machado devrildi.

14 Beşli Konsey (koalisyon hükümeti) oluşturuldu arasında, işçi sınıfının baskısıyla ve uluslararası konjonktürün de yardımıyla görece daha demokratik bir dönem yaşandı.

15 1952’de Batista, Fidel Castro’nun da üyesi olduğu ve devrimcilerin içinde yer aldığı Ortodoks Partinin, mutlak gözüyle bakılan seçim zaferini engellemek üzere, bir darbe ile iktidara geldi.

16 Bir avukat olan Fidel Castro, siyasî çalışmalarını öğrenci hareketi ve Ortodokslar arasında sürdürüyordu. 25 Mart 1952’de Havana Yüksek Mahkemesi’ne, anayasayı ihlâl ettiği için Batista’nın cezalandırılmasını isteyen bir dilekçe verdi.

17 26 Temmuz 1953’de, Ortodoks Gençlik içinde yer alan ve Fidel’in birlikte mücadele ettiği Movimiento (Hareket) grubunca Moncada Kışlası baskını planlandı. Oriente’deki Santiago kentinde, karnavalın sürmekte oluşundan da yararlanılarak kışlanın basılması planlandı. Fakat baskın başarılı olmadı, pek çok insan öldürüldü. Fidel, 17 kişiyle Maestra Dağlarına çekilmek istediyse de başaramadı ve yakalandı.

18 Fidel, niçin eylem yaptıklarına ilişkin (Albayın önerisiyle) açıklamayı radyodan da yaptı. Mahkemede yaptığı ve gelecekteki devrimci hareketin toplumsal temelini ele aldığı, “Tarih Beni Aklayacaktır” başlıklı savunması, yasaklandığı halde, kısa sürede kitap olarak basıldı ve tüm Küba’ya dağıtıldı. Fidel, bu savunmasında, Movimiento’nun başarılı olması halinde yapılacak toprak reformu da dahil, işçi ve köylüler için uygulanacak politikaları (özel mülkiyetin kaldırılacağı vb) anlatılıyordu.

19 Sonuçta Fidel 15 yıla mahkum oldu. Üç yıl hapis yattıktan sonra, çıkarılan genel aftan yararlanarak 1955’te tahliye oldu ve Meksika’ya gitti.

20 Yeşil Timsahın Devrim Serüveni Che Guevara, Fidel’e yazdığı Fidel’in Türküsü (Canto a Fidel) adlı şiirinde Küba’yı yeşil bir timsaha benzetiyor: “Gidelim şafağın coşkun habercisi Kimselerin bilmediği gizli yollardan Kurtarmak için sevdiğin o yeşil timsahı.” CHE

21 Fidel, 1956’da Granma adlı gemiyle 82 arkadaşı ile birlikte Oriente’den Küba’ya çıkar.

22 İlk çatışmaların ardından sağ kalan ve aralarında Fidel Castro, Che Guevara ve Camillio Cienfuegos’un da bulunduğu 12 kişi Sierra Maestra Dağlarına çıkarak devrimi başlatırlar.

23 Bu ekibin içindeki kadın önderler: Haydee Sankamaria (Moncada baskınına da katılmıştı) Vilma Espin (sonradan Kübalı Kadın Federasyonu başkanı olacaktır) ve Celia Sanchez (gerillalara katılarak devrimin sonuna kadar gerilla mücadelesi içinde yer aldı)

24 12 Haziran 1957’de, 26 Temmuz Hareketi, Sierra Maestra Manifestosu’nu yayınladı. Manifesto, diktatörlüğe karşı mümkün olan en geniş siyasal birliğin sağlanması, başkanlık sisteminin seçimlerle yeniden getirilmesi, diktatörün çekilmesi ve derhal sivil bir hükümetin oluşturulması çağrısını içeriyordu.

25 Fidel’in önderliğinde gerillalar Havana’ya girdikten ve hareketin anti-emperyalist ve anti-kapitalist dinamiği anlaşıldıktan sonra, ABD sert ve hızlı tepki gösterir, fakat kitlesel bir müdahalede bulunamaz. Çünkü, Latin Amerika’da Küba Devrimi uluslararası bir destek görmektedir ve devrimin öteki Latin Amerika ülkelerine sıçramasından endişe edilmektedir.

26

27 1958’de kazanılan zaferden sonra 1959’da ilk devrim yasaları ilân edildi. * Savaş suçluları cezalandırıldı. * Yanlış yollarla edinilmiş mülklere el konuldu (Örneğin Havana’daki villalar, taşradan gelen kız ve erkek öğrencilerin kalacağı yurtlara dönüştürüldü). * İşçiler yeniden işlerine döndüler. * Yabancı şirketler ulusallaştırıldı. * Kira ve elektrik vergileri düşürüldü.

28 Camillio Cienfuegos ve Che Guevara DEVRİM MÜZESİ’NDE

29 Kumar, ırk ve cinsiyet ayrımcılığı, ilâç kaçakçılığı, fahişelik yok edildi. Tekelcilerin zenginlikleri, burjuvazinin ve toprak sahiplerinin şirketleri ve küçük burjuvazinin zenginlikleri toplumsal mülkiyete geçirildi. Birinci Tarım Reformu Anlaşması imzalandı. Bu kumbara, Tarım Reformu sırasında yardım toplamak üzere kullanılmış. Şimdi Devrim Müzesi’nde sergileniyor.

30 Yerli karşı-devrimciler ve zenginliklerini tehlikede gören burjuvazinin ve toprak sahiplerinin desteğiyle ABD, devrime karşı saldırıya geçti. İşçiler, çiftçiler ve yoksullar devrimi savunmak üzere birleştiler.

31 1961’de, ABD’nin örgütlediği ve finanse ettiği paralı askerler ve sabotajcılarıyla bir komando hareketi olan Domuzlar Körfezi çıkarması gerçekleştirildi. Fidel’in önderliğindeki kitle hareketi bu çıkarmayı 72 saatte bozguna uğrattı. Devrimin sosyalist karakteri bundan sonra, 16 Nisan 1961’de ilân edildi.

32 Devrimin sosyalist karakterinin ilân edilmesinden sonra, *Petrol rafinerileri, elektrik, telefon ve banka şirketleri de ulusallaştırıldı. *Kent Reformu Sözleşmesi imzalandı. *İkinci Tarım Reformu yapıldı. Toprakların %70’i devlete verildi, geri kalan topraklar ise, daha önce bu topraklarda işçi olarak çalışanlara dağıtıldı. *1968’de bazı küçük şirketler de ulusallaştırıldı.

33 “Devrim Müzesi”

34 Müzenin Dış Görünümü

35 Devrim Ateşi (Devrim Müzesi’nin bahçesinde)

36 Küba Devrimiyle ilgili değerlendirmelerde vurgulanan bazı noktalar şöyle belirtilebilir: 1. Küba Devrimi, “kökleri Komünist Enternasyonal’e uzanmayan bir siyasal önderliğin yönettiği ilk muzaffer devrim” olarak nitelendirilmektedir. Sosyalist Halk Partisi (Partido Socialista Popular) önderliğinde başlayan 26 Temmuz (1953) Hareketine, bu gelenekten gelen komünist partiler, daha baştan karşı çıkmışlardır. Bunlar, Fidel Castro ekibinin iktidarı ele geçirmesinden sonra izlenen politikalara da karşı çıkmışlardır.

37 2. Küba Devrimi, Çin Devriminden sonra “görülmemiş ölçüde kitlesel” ve iyi örgütlenmiş olması, “devrimci kendiliğindenliğe ve inisiyatife” dayanması açısından diğer devrimlerden farklı özelliklere sahip bir devrim olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmelerde, kitle eylemi ve özgürlüğün yol açtığı yaratıcılık vurgulanmaktadır.

38 3. Küba işçi sınıfı devrime katılmakla birlikte, öncülük üstlenmemiştir. 4. Devrimi bir devrimci teori öncelememiş, teori hareketin peşinden gelişerek, meşrulaştırma işlevi görmüştür.

39 Che, devrimi, evrimsel süreci gereği sosyalist olmuş, tarımsal, anti-feodal ve anti-emperyalist bir devrim olarak nitelendiriyor.

40 1961 yılında ABD’nin baskısıyla Birleşmiş Milletler ablukası başladı, Küba tüm dünyadan tecrit edildi. Bu ablukanın maliyetinin 70 milyar ABD Doları olduğu ifade edilmektedir Ekim’inde BM üyesi 183 ülkeden 180’i ablukanın kaldırılması yönünde oy kullanmasına karşın, ABD’nin vetosu nedeniyle abluka sürmektedir.

41

42 ABD, Mart 1960’da Belçika yük gemisi ile başlattığı terörist saldırıları, “kendisinden 25 kez küçük olan” Küba’da, sinema, hastane, okul demeden havadan, denizden ve karadan sürdürdü. Sabotajları yaygınlaştırdı. CIA, hayvanlara bulaştırdığı bir virüsle Küba’da bir milyon hayvanın ölmesine neden oldu.

43 Bir kafenin duvarındaki pano.

44 ABD, Küba’ya mal getiren gemileri, örneğin oyuncak taşıyan İspanyol yük gemisini, Küba’dan şeker yüklemiş olan Rus gemisini, hatta balıkçı gemilerini bombaladı. 1974’de, 1976’da ve 1980’lerde Küba’nın çeşitli ülkelerdeki elçiliklerine (Madrid, NewYork, Buenos Aires,..) sabotaj düzenledi.

45 Bir kafenin duvarındaki pano.

46 Küba’da Siyasi Düzen * Tek siyasi parti var. * Her 5 yılda bir seçimler yapılıyor * Seçimlerde parti aday göstermez ve seçim sürecine karışamaz. * Adaylar kamu meclislerinde doğrudan kendi seçmenleri tarafından önerilirler. * Seçim ve sayımlar sırasında isteyen herkes gözlemci olarak katılabilir. * Parti listeleri olmadığında doğrudan isme oy kullanılır.

47 * Parlamento üyeleri ve delegeler maaş almaz. * Her delege yaşadığı bölgeden aday olabilir. * Yasama yetkisi sendikalar, kadın örgütleri,... tarafından paylaşılır. * Halkın seçimlere katılımı oldukça yüksek (% arası). * Devlet başkanı veya başka bir kurum parlamentoyu feshetme yetkisine sahip değildir.

48 Küba’nın bugünkü sosyal ve politik durumunu, Küba Ulusal Bilgi Ajansı’nın raporundan alınan bir cümleyle betimleyebiliriz: “Küba bir işçi ülkesidir ve varlığını sürdüren sınıflar, işçiler ve onlarla yakın bir bağ içinde olan çiftçiler ve toplumsal kesimlerdir ve Avrupa Sosyalizminin başına gelen felaketin sürmesine rağmen, ada, bu sosyal sistemin ilkeleri konusundaki kendi kararlı eğilimini sürdürmektedir.”

49 Kübalılar kendi toplumlarını şu cümlelerle tanımlıyorlar: Küba toplumu, toplumsal kazanımları koruma konusunda halkın gösterdiği birlik ile ve aynı zamanda geçmişte saldırılmış olan haysiyetiyle, çoklu sosyal haklarıyla, eğitim ve sağlık yardımı, kültürü, spor ve sosyal güvenlik ve hepsinin ötesinde ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenliği ile karakterize edilir.

50 Kübalılar sağlık ve eğitim konusunda kaydettikleri gelişmeleri ve bu konudaki deneyimlerini gururla paylaşmaktadırlar Dünya Karşılaştırmalı Eğitim Dernekleri Konseyi (WCCES)’in düzenlediği ve Küba’nın Havana kentinde, Ekim 2004 tarihlerinde yapılan, “Eğitim ve Sosyal Adalet” konulu uluslararası kongreyi açış konuşmasında eğitim sistemi konusunda ayrıntılı açıklamalar yapan Eğitim Bakanı, katılımcılara şöyle bir çağrı yaptı:

51 “Burada anlatılanları saptamanız için sizleri kurumlarımızı ziyaret etmeye davet ediyorum. Sizleri temin ederim ki, hiçbir Kübalı çocuk ya da genç anayasal eğitim hakkından yoksun değildir.” Dr. Luis Gomez Gutiérrez Eğitim Bakanı

52

53 Devrim Öncesi 1953 sayımına göre 10 yaş üstü nüfusun % 23.6’sı okur yazar değildi. Kentsel bölgelerde bu oran % 11, Kırsal alanlarda %41.7 Çocukların % 54’ü okula gitmiyordu. Bunlarla mücadele için 1959’da Temel Eğitim ve Okuma-Yazma Öğretimi Ulusal Komitesi kuruldu.

54 1959 yılında Küba halkının % 90’ı okumaz-yazmaz ya da yarı okur- yazar durumdaydı; yarım milyondan fazla çocuk okula gidemiyordu ve 10 bin öğretmen işsizdi...

55 Devrim Sonrası Eğitim Sistemi Temel Amaç ve İlkeleri Küba devleti katılımcı, sistematik ve yeni kuşakların gelişimine dayalı bir ulusal eğitim sisteminin yapılandırılması ve işleyişinden sorumludur. Devlet, bu işlevleri halkın kendi örgütlerinin katılımını ve desteğini alarak yerine getirmektedir.

56 Devrim Sonrası Küba‘da, Ocak 1959'dan bugüne 3 ana aşamada inceleyebileceğimiz yoğun bir eğitim devrimi gerçekleştirilmiştir. Birinci aşama: Okuma - yazma kampanyası, İkinci aşama: 1972 yılında Eğitim Tugayı (Manuel Ascunce Domenech) kuruluşu, Üçüncü aşama: Halkın tamamının bütünlüklü ve genel bir kültür seviyesine ulaşmasını hedefleyen “Fikirler Savaşı”.

57 “Fikirler savaşı” (Bataille d’îdées) Hedef, eşitlik yoluyla tam sosyal adalettir. Herkesin okula kavuşturulması ve eğitimin herkes için ücretsiz olması yeterli görülmemekte; eğitimin nitelik düzeyini yükseltmek ve her yurttaşın aynı olanaklara sahip olması, herkesin kendi geliştirdiği yeteneklerinden hareketle eşit öğrenmelerinin sağlanması kastedilmektedir. “Kültürel eşitlik olmaksızın sosyal eşitlik sağlanamaz.” J. Marti

58 “Fikirler Savaşı” ilkesi, eğer politik, tarihsel, coğrafik, ekonomik, felsefî, bilimsel, artistik, edebî, hukuksal yönleriyle genel ve ortak bir yurttaşlık kültürü yaratılamazsa, bu yüzyılın meydan okumalarına karşı konulamayacağı saptamasından hareketle, böyle bir toplumsal varlığın gelişmesi için, doğumdan itibaren bu kültürü yurttaşa kazandıracak en mükemmel eğitimi ifade etmektedir.

59 Küba eğitim sisteminin temel ilkeleri: a) Eğitimin hak olması ilkesi Herkesin hakkı olan eğitim Küba'da başarıyla hayata geçirilmektedir. Yaş, cinsiyet, ırk, inanç ve yerleşim yeri ayrımı yapılmaksızın herkes bu haktan eşit bir şekilde yararlanabilmektedir. Eğitim her seviyede hiçbir ücret talep edilmeksizin sağlanmaktadır. Devlet, tüm öğrenciler için geniş bir burs sistemi oluşturmakta ve öğretimin evrenselleştirilmesi için çalışanlara da birçok öğrenim olanağı sağlamaktadır.

60

61 b) Öğrenim ve işin bütünselliği ilkesi Küba eğitim sisteminin asıl ilkesi teoriyle pratiği, okulla hayatı, eğitimle üretimi birbiriyle bağdaştırmaktır. c) Farklı ilgi alanlarına duyarlılık ve eğitimin bütünselliği ilkesi Küba eğitim sistemi, her bir öğrencinin özelliklerine, ilgilerine ve yeteneklerine göre gereksinim duyduğu eğitimi sağlamaktadır.

62 d) Toplumun demokratik katılımı ilkesi Halk, eğitime ilişkin karar sürecine ve nitelik denetim sürecine katılır. e) “Farklı ama eşit” eğitim ilkesi Eğitime ilişkin düzenlemelerde toplumsal cinsiyet etkeni her aşamada dikkate alınır.

63 1961 yılında, milyonlarca insana okuma yazma öğretmek için 100 binden fazla gencin katılımıyla gerçekleştirilen ve bir yıl süren bir kampanyayla okuma yazma sorunu ortadan kaldırılmıştır. Devrim öncesinde okul sayısı iken, sonrasında 'ye yükseltilmiştir. Eğitim her seviyede parasız hale getirilmiştir. Öğrencilerin onuncu sınıfa kadar eğitimlerine devam etmeleri zorunlu hale getirilmiştir. Küba'da her 42 (Türkiye’de yaklaşık 117) vatandaşa bir öğretmen düşmektedir.

64 Okulların çok büyük bir çoğunluğu, yılın 220 günü,günde ders saati olmak üzere, tam gün eğitim vermektedir. Kendilerini geliştirebilmeleri ve topluma dahil olabilmeleri için özel eğitime gereksinim duyan çocuklar için okullar açılmıştır. Lise ve yüksek öğrenim mezunlarının istihdamı devlet güvencesine alınmıştır.

65 1961 Küba Eğitim Yılı “Her okuryazar olmayana bir eğitmen, her eğitmene bir okuryazar olmayan!” “Bilmiyorsan öğren, biliyorsan öğret” “Okumasını öğrenmek, yürümesini öğrenmektir”. Jose Marti

66 Okuryazarlık Dünyada 860 milyon yetişkin okumaz- yazmaz var Türkiye’de okuryazar olmayan yetişkin nüfus % 14.5 Türkiye’de 1 milyon okumaz yazmaz var. Küba’da okuma-yazma oranı % 100

67 UNESCO, 1964 yılında, “Okuryazarlıktan Yoksunluğun Ortadan Kaldırılmasında Küba’da Kullanılan Metod ve Araçlar” başlıklı bir rapor yayımladı. UNESCO, Küba’nın deneyimlerinden yararlanmak üzere, Şubat 2005’te, Havana’da Okuryazarlık Dünya Kongresi düzenlendi.

68 Okulöncesi Eğitim

69 Doktorların, hastabakıcıların, kadın örgütlerinin ve mahalle örgütlerinin katkıda bulunduğu geniş bir sağlık ağı, beş yaşına kadar olan çocukların % 99’undan fazlasının okulöncesi bakıma kavuşmalarını sağlıyor. Okulöncesi ve başlangıç eğitimi, kreşler, çocuk yuvaları ve “Çocuğunu yetiştir” programı aracılığıyla veriliyor. Bu program, informal yollardan anababa eğitimine katkı sağlıyor. Altı yaşındaki tüm çocuklar anaokuluna giriyor. Bu okullarda TV ve video programları olduğu gibi bilgisayara giriş dersleri var.

70 İlköğretim Okullaşma oranı % 100 Derslik başına düşen öğrenci sayısı 20 20’den fazla öğrenci bulunan dersliklere 2 öğretmen Sınıflarda, görsel-işitsel araç setleri bulunmaktadır.

71 Okul ağı, onlarcasında sadece bir öğrenci, yüzlercesinde (439 okulda) beşten az öğrenci olacak şekilde, en ücra köşelere dek yayılmıştır.

72

73 Elektriğin olmadığı köylerdeki, 2368 okula güneş enerjisinden elektrik enerjisi elde etmeyi sağlayan sistemler yerleştirilerek, bilgisayar ve benzeri donanımların kullanılması olanaklı kılınmaktadır.

74 Ders kitapları, defterler, kalemler ve her türlü eğitim materyali ücretsizdir. Devlet, tüm öğrencilere okul üniformasını ve gerekli besini garanti ediyor.

75 Küba’da, Hiçbir dinsel ve özel öğretim kurumu yok. Dini kurumlar kendileri eğitim verebiliyor. 11 yaş üstü çocuklar yılda gün arası bir süre, bulundukları bölgenin ihtiyacına göre çalışmakta (öğretim yılına dahil).

76 Ortaöğretim Her 15 öğrenciye 1 öğretmen Ortaöğretim birinci kademede, 1 öğretmen bütün konuları öğretmekle sorumlu. Sanat ve beden eğitimi derslerine ayrı öğretmen geliyor. Öğretmenin görevi öğrencilerle ayrı ayrı ilgilenmenin yanında aile ile de ilişki halinde bulunmak.

77 Ülke genelinde 15 tane artistik ve estetik eğitim veren lise bulunmakta. 1’den fazla öğretmen değişik alanlarda derse giriyor. Liselerde de öğretmenlerin tüm konuları öğretmesi konusunda pilot uygulamalar sürdürülüyor. Bu süreçte, teknik eğitim, sanat eğitimi gibi alanlara ayrılıyorlar.

78 Eğitim Dışı Kalanlar 1000’den fazla yaş arası genç (çalışan statüsünde de değiller) haftada 4 gün, günde 3 saat ya üniversiteye hazırlık ya da meslek edindirme programına devam etmekte. Bu öğrenciler katıldıkları bu programlar için mali yardım- maaş almaktalar (İş Olarak Öğrenim İlkesi).

79 Öğretmen Yetiştirme Öğretmenler büyük bir sınavdan sonra özel görüşmeye alınarak değerlendiriliyorlar. Staj yaptıkları okullarda bir sorumlu gözlemcileri oluyor. Eksikleri üniversiteye bildiriliyor ve o konularda danışman öğretmenler destek sağlıyor.

80 Yeni Öğretmen Yetiştirme Modeli yılından beri yeni bir uygulama başlatıldı. 1. yıl üniversite düzeyine giriş (çok yoğun bir program) 2. yıl bir okulda staj başlıyor. Okulda geçirmeleri gereken sürenin % 50’sini staj okulunda geçiriyorlar. 5 yıllık sürenin kalan kısmı da böyle devam ediyor.

81 İki tane büyük bitirme projeleri var. En son, tezlerini savunarak programı bitiriyorlar. Herkes kendi bölgesindeki pedagoji enstitüsüne devam ediyor. Ülkede toplam 15 tane enstitü var. Sadece öğrenci olmayan yani eş zamanlı olarak çalışanlar için program esnetilerek, sadece onlara yönelik olarak 6 yıl.

82 Rakamlarla Yükseköğretim Toplam üniversite sayısı 49 Üniversitelere bağlı Araştırma Merkezi sayısı 'den fazla master programı 140'dan fazla doktora programı 2004 yılı itibariyle, üniversitelerde 'den fazla öğrenci öğrenim görmektedir. Yüksek Öğrenim Bakanlığınca 35 Bilimsel Dergi yayınlanmaktadır.

83 Yükseköğretimin Evrenselleştirilmesi İlkesi Her yurttaş için ücretsiz yükseköğrenim. Üniversite, duvarlarını aşıyor ve her yerde kuruluyor, yörenin ihtiyaçlarına göre dağlarda ve kırlarda da... üniversite, tek bir zekanın bile kullanılmamış kalmaması için, öğrenim görme gücünde ve isteğinde olan herkese kapılarını açmalıdır.

84 Yükseköğretimin evrenselleşmesi “Düşünceler savaşı”nın stratejik bir hedefidir. Bu savaşla, Küba halkının gerçek ve derin bir sosyal adaletin olmazsa olmaz koşulu olan bütünleşik bir genel kültürle donanması amaçlanmaktadır. Küba dev bir üniversite haline gelmek üzeredir ve tüm yurttaşların yükseköğrenim görmesi hedeflenmektedir.

85 Üniversitelerde Yabancı Öğrenciler Küba öncelikli olarak gelişmekte olan ülkelerden gelen öğrencileri ücretsiz olan eğitim sürecine dahil eder. 120 farklı ülkeden, 'den fazla yabancı öğrenci, Küba'nın üniversitelerinden mezun olmuştur. Küba yükseköğretim sisteminde yabancı öğrenci bulunmaktadır. Örneğin Güney Afrika’dan 183 tane öğrenci tıp okumak üzere Küba’da... Kübalı 463 doktor da Güney Afrika’nın ücra yerlerinde çalışıyor. Küba, eğitim deneyimlerini pek çok ülkeyle paylaşıyor (Örneğin, Nikaragua, Yeni Zelanda, Arjantin,...)

86 Üçüncü Dünya ülkelerinden gelen 11 bin öğrenci Küba'da yüksek lisans eğitimi görüyor. 24 ülkeden ve 63 etnik gruptan genç insan, Küba’nın Latin Amerika'daki Tıp Okullarında eğitim görüyorlar ve her yıl 2 bin yeni öğrenci bu okullara kayıt yaptırıyor. Uluslararası Spor ve Fiziksel Eğitim Okulu, toplam 1500 öğrencisiyle ve 50 ülkeden her yıl gelen 588 gence eğitim veriyor.

87 KÜBA’NIN EĞİTİM DENEYİMİNDEN DERSLER Küba’nın eğitim deneyimini özgün kılan ve bu ülkenin sınırlarını aşan yönleri nelerdir? Küba’nın eğitim deneyiminin öğretici bir değeri var mı? Eğitim deneyimlerinden çıkarılabilecek dersler her zaman için öznellik içerir.

88 Eğitim Teorisi Açısından... Küba, radikal eğitim teori ve deneyimlerinin tarihsel süreç içinde uğradığı başarısızlıklardan gerekli dersleri çıkarmış görünüyor. Tarihsel deneyimler, radikal eğitim teori ve pratiklerinin ancak bütünsel bir devrimci çabanın parçası olarak görüldüğünde anlamlı olabileceğini defalarca kanıtlamıştır. Küba’nın eğitim deneyimi, eğitim kavramına içkin olan çelişkinin (“Educare-Educere”) nasıl aşılabileceği konusunda örnek bir girişimdir.

89 Eğitim Politikası Açısından Küba’nın eğitim deneyimi, halkın desteğini arkasına alan bir politik irade varolduğu sürece ve ölçüde, eşitlikçi ve özgürlükçü bir eğitim sisteminin kurulması yönünde ne mucizevî başarılara ulaşılabileceğini kanıtlamaktadır. 2. Küba’nın eğitim deneyimi, eğitim teori ve pratiklerinin enternasyonalizm ve küresel dayanışma değerleriyle uygunluk içinde olması gerekliliğini bize anımsatmaktadır.

90 3. Küba’nın eğitim deneyimi, eğitimde kaynak sorununun, kaynak kıtlığından çok, kaynaklar üzerinde söz hakkını tekelinde tutan toplumsal kesimlerin ve onların siyasal temsilcilerinin tercih farklılığından ortaya çıktığı savının apaçık bir kanıtıdır. Küba, eğitimde kaynak sorununun, sadece teknik bir sorun değil, bir politik tercih sorunu olduğu konusunda bize ders vermektedir. 4. Küba’nın eğitim deneyiminden ülkemiz için çıkarılabilecek önemli derslerden biri – özellikle “her şeyin başı eğitim” yanılsaması içinde olanlar için-, eğitim gibi tikel alanda sınırlı kalan reformların ulaşabileceği sınırları göstermesidir.

91 5. Küba’nın eğitim deneyimi, eğitim alanındaki düzenlemelerin, piyasanın görünmez eline terkedilemeyeceğini, bu düzenlemelerin ülkenin öncelikleri ve gereksinimlerine göre planlı ve kamusal bir biçimde gerçekleştirilmesinin zorunluluğunu bize bir kez daha duyumsatıyor. 6. Küba’nın eğitim deneyimi, eğitimde eşitlikçi, özgürlükçü ve adil politikaların ve uygulamaların ancak kamusal bir bakış açısıyla, kamu mülkiyetindeki kurumlarca ve kamu otoritesiyle gerçekleştirilebileceğini göstermektedir.

92 7. Küba’nın eğitim deneyimi, amaç-örgütsel yapı ve yönetsel süreç boyutlarıyla eğitim sisteminin tümüyle eşitlikçi değerler üzerine oturtulmadığı sürece eğitimdeki eşitsizliklerin ortadan kaldırılamayacağını göstermektedir. 8. Küba’nın eğitim deneyimi, bir alt sistem olarak eğitim sistemini diğer sistemlerden (toplumsal, siyasal ve ekonomik) yalıtarak düzenleme girişimlerinin başarılı olamayacağını; eğitim alanında gerçekleştirilecek eşitlikçi düzenlemelerin, ister istemez, eğitim alanının dışına taşacağını ve dolayısıyla eğitimin toplumsal dönüşümün bir parçası olarak ele alınması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

93 Sonsöz “ Bugün biz, kendi özgür irademizle, Kübalıların inşa etmeye karar verdiği toplum tipinde, tüm insanların moral ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayan, kendisine saygısını kazandıran, daha da eşit, tamamiyle âdil bir eğitim sisteminin nasıl olması gerektiğini ve bunun nasıl yapılacağını araştırıyoruz.” Fidel


"Küba’nın Tarihine Kısa Bir Bakış Köleci toplum aşamasındaki Adada, yerli uygarlıklar ülkedeki temel ekonomik üretim olan şeker kamışı tarlalarının sahibiydiler." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları