Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’ân Buluşmaları: 29 ÜMİT ŞİMŞEK. وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِه۪ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’ân Buluşmaları: 29 ÜMİT ŞİMŞEK. وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِه۪ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ"— Sunum transkripti:

1 Kur’ân Buluşmaları: 29 ÜMİT ŞİMŞEK

2 وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِه۪ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْناًۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ Musa’nın, kavmi için su aradığı zamanı da hatırlayın ki, Biz “Asânı taşa vur” demiştik de taştan on iki pınar kaynamıştı. Böylece, her kabile kendi su içeceği yeri öğrendi. “Allah’ın rızkından yiyin, için; fakat fesatçılık edip de memleketi birbirine katmayın” dedik.

3  Biz onları on iki kabileye ayırdık. Musa’ya da, kavmi ondan su istediğinde, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. Taştan on iki pınar fışkırdı; her kabile su alacağı yeri öğrendi. Onları bulutlarla da gölgeledik; bir de üzerlerine kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Size verdiğimiz temiz rızıklardan yiyin” dedik. Aslında onlar Bize zulmetmiş olmadılar; ancak kendilerine zulmedip duruyorlardı.  A’râf, 7:160

4  Bulut, menn ve selvâ nimetinden başka su nimeti / mucize olarak  On iki kabile  Yakub aleyhisselâmın on iki oğluna bağlı on iki kabile / Esbât  On iki pınar  Aralarında ihtilâf çıkmasın diye

5  ولا تعثوا / عيث  Fesadın şiddetlisi  ولا تعثوا فيلأرض مفسدين  Salih aleyhisselâm’dan Semud kavmine:  “Hatırlayın ki, Âd kavminden sonra O sizi onların yerine getirdi ve yeryüzünde yerleştirdi; yerin düzlüklerinde saraylar kuruyor, dağlarında evler yontuyorsunuz. Allah’ın nimetlerini anın ve fesatçılık edip de memleketi birbirine katmayın.”  A’râf 7:74

6  Şuayb aleyhisselâm’dan Medyen halkına:  Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. O da “Ey kavmim, Allah’a kulluk edin,” dedi. “Ondan başka tanrınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın. Sizi bolluk içinde görüyorum; bir yandan da, hepinizi kuşatacak bir günün azabından sizin hesabınıza korkuyorum.  “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı, adaletle, tam olarak yapın. Halkın malını çalıp çırpmayın. Fesat çıkarıp da memleketi birbirine katmayın.  Hud, 11:84-85

7  “Ölçünün hakkını verin; sakın eksiltenlerden olmayın.  “Doğru terazi ile tartın.  “Halkın malını çalıp çırpmayın. Fesat çıkarıp da memleketi birbirine katmayın.  Şuarâ, 26:  Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdiğimizde, “Ey kavmim, Allah’a kulluk edin,” dedi. “Âhiret gününü bekleyin; fesat çıkarıp da memleketi birbirine katmayın.”  Ankebût, 29:36

8 وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نَصْبِرَ عَلٰى طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ مِنْ بَقْلِهَا وَقِثَّٓائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَاۜ قَالَ اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذ۪ي هُوَ اَدْنٰى بِالَّذ۪ي هُوَ خَيْرٌۜ اِهْبِطُوا مِصْراً فَاِنَّ لَكُمْ مَا سَاَلْتُمْۜ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۟

9 Bir de, “Ey Musa,” demiştiniz. “Tek çeşit yemeğe katlanamıyoruz. Rabbine bizim için dua et de, yerin bitirdiklerinden bize sebze, hıyar, sarımsak, mercimek, soğan türü şeyler çıkarsın.” Musa ise “Değerli olan şeyi, âdi şeylerle mi değiştirmek istiyorsunuz?” dedi. “Öyleyse şehre inin; orada istedikleriniz olur.” Böylece onların üzerine bir alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu ve Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi de, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleriydi. Çünkü isyan etmişlerdi ve hadlerini aşıp duruyorlardı.

10  “Rabbine dua et”  Küstahlık ifadesi  [Firavun ile adamları] “Ey büyücü,” diyorlardı. “Sana verdiği sözün hatırına bizim için Rabbine dua et; o zaman mutlaka doğru yola geleceğiz.”  Fakat azaplarını kaldırır kaldırmaz onlar yine sözlerinden dönüyorlardı. ▪ Zuhruf, 43:49-50

11  Sebze, hıyar, sarımsak, mercimek, soğan...  Manava erzak ısmarlıyorlar!  Esaret günlerinin “refahına” özlem  “Mısır’a inin”  Tekrar eski esaret günlerinize dönün  Herhangi bir şehre girin; istediklerinizi orada bulursunuz

12  Zillet ve meskenet damgasının vurulmasına sebep:  1. Peygamberleri haksız yere öldürmeleri  2. Hadlerini aşmaları  3. Bu fiilleri sürekli olarak işlemeleri

13  Onlara, nerede olurlarsa olsunlar bir aşağılanma damgası vurulmuştur — ancak Allah’tan bir ahitle veya insanlardan ahitle bundan kurtulabilirler. Onlar Allah’ın gazabına uğramış ve sefalete mahkûm olmuşlardır. Bunun sebebi de Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleridir. Zira isyan etmişler ve haddi aşmışlardır.  Âl-i İmrân, 3:112

14  And olsun ki, biz Musa’ya kitap verdik; ondan sonra da peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs ile güçlendirdik. Yoksa siz, canınızın istemediği bir peygamber size geldiğinde büyüklük taslayacak ve kimini yalanlayıp kimini de öldürecek misiniz?  Bakara, 2:87

15  Onlara “Allah’ın indirdiğine iman edin” dendiğinde, “Biz yalnız bize indirilene inanırız” derler; ondan başkasını inkâr ederler. Oysa o, ellerinde olanı doğrulayan hakkın tâ kendisidir. De ki: Eğer mü’min iseniz, bundan önce Allah’ın peygamberlerini niçin öldürdünüz?  Bakara, 2:91

16  Allah’ın âyetlerini inkâr eden, peygamberleri haksız yere öldüren, insanlardan da hak ve adaleti teşvik edenleri öldüren kimseleri ise, acı bir azapla müjdele.  Öylelerinin bütün yaptıkları dünyada da, âhirette de boşa çıkmıştır. Onları kurtaracak bir yardımcıları da yoktur.  Âl-i İmrân, 3:21-22

17  “Allah fakir, biz zenginiz” diyenlerin sözünü Allah elbette işitti. Biz onların bu sözünü de, peygamberleri haksız yere öldürmelerini de yazacağız, sonra da onlara diyeceğiz ki: Haydi, tadın bakalım o yakıcı azabı!  Âl-i İmrân, 3:181

18  Onların başlarına gelen ceza, ahitlerini bozmaları, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve “Kalplerimiz örtülüdür” demeleri yüzündendir — ki, onların kalplerini inkârları sebebiyle Allah mühürlemiştir de onun için pek azı iman eder.  Nisâ, 4:155

19  İsrailoğullarından kâfir olanlar, hem Davud’un, hem de Meryem oğlu İsa’nın diliyle lânetlendiler. Bunun sebebi de onların isyan etmiş olmaları ve hadlerini aşıp durmalarıydı.  Onlar kötülük işlediklerinde birbirlerini bundan alıkoymazlardı. Ne kötü birşeydi işleyip durdukları!  Onlardan birçoğunun kâfirleri veli edindiklerini görürsün. Kendi elleriyle Allah’ın gazabını davet etmeleri ne kötü birşeydir! Onlar azapta sürekli kalacaklardır.  Eğer onlar Allah’a, Peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, kâfirleri veli edinmezlerdi; lâkin onlardan birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.  Mâide, 5:78-81

20 اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالنَّصَارٰى وَالصَّابِـ۪ٔينَ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۖ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ İman edenlerden, Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sâbiîlerden kim Allah’a ve âhiret gününe iman eder ve güzel işler yaparsa, onların Rableri katında ödülleri vardır. Ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar.

21  Sâbiî:  1. İslâm, Hıristiyanlık ve Yahudilik dışındaki dinlere mensup olanlar  2. Hıristiyanlık ve Yahudilik arasında, bugün Irak’ta bir grup mensubu bulunan tek tanrılı bir din  Hıristiyanlar, Yahudiler...  1. Âhirzaman Peygamberinden (s.a.v.) önceki peygamberlerin zamanında yaşayan ve onlara iman eden kimseler  2. Bu din mensuplarından İslâmı kabul edenler

22  Allah’a iman ile âhirete iman:  İnhisar mânâsı yok  İmanın temel rükünleri / diğer bütün iman rükünlerinin bir mânâ ifade etmesi bunlara bağlı  Korku:  Geleceğe yönelik  Üzüntü:  Geçmişe yönelik

23  İman edenlerden, Yahudilerden, Sâbiîlerden ve Hıristiyanlardan kim Allah’a ve âhiret gününe iman eder ve güzel işler yaparsa, onların Rableri katında ödülleri vardır. Artık ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar.  And olsun, Biz İsrailoğullarından ahit aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber hoşlanmadıkları birşey getirecek olsa, bir kısmını yalanlıyor, bir kısmını da öldürüyorlardı.  Onlar başlarına bir belâ gelmeyecek sandılar da körleşip sağırlaştılar. Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti. Sonra da birçokları yine körleşip sağırlaştı. Allah ise onların yapmakta olduklarını görüyor. . /..

24  “Allah Meryem oğlu Mesih’in kendisidir” diyenler kâfir oldular. Halbuki Mesih onlara, “Ey İsrailoğulları,” demişti. “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa Allah ona Cenneti haram kılar; onun varacağı yer ateştir. Zalimlerin ise hiçbir yardımcısı olmaz.”  “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler kâfir oldular. Oysa tek bir Tanrıdan başka hiçbir tanrı yoktur. Eğer bu söylediklerinden vazgeçmezlerse, onların kâfir olanlarına acı bir azap dokunacaktır.  Hâlâ Allah’a dönüp de bağışlanmalarını istemeyecekler mi? Oysa Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.  Maide, 5:69-74

25  Allah’ı ve peygamberlerini inkâr eden, “Kimine inanır, kimini reddederiz” diyerek Allah ile peygamberlerinin arasını ayıran ve böyle bir orta yol bulmak isteyenlere gelince:  Öyleleri kelimenin tam anlamıyla gerçek kâfirlerin tâ kendisidir. Biz ise o kâfirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamışızdır.  Allah’a ve peygamberlerine hiçbirini ayırt etmeksizin iman edenlere ise Allah ödüllerini verecektir. Zira Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.  Nisâ, 4:

26  Bir de “Yahudi veya Hıristiyan olun da doğru yolu bulun” dediler. De ki: Doğrusu, biz bâtıl dinlerden uzaklaşıp hakka yönelen İbrahim’in dini üzereyiz. O hiçbir zaman müşriklerden olmadı.  Siz şöyle deyin: Biz Allah’a da, bize indirilene de; İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene de; Musa’ya ve İsa’ya verilene de; Rablerinden bütün peygamberlere verilene de iman ettik. Biz onların hiçbirini ayrı tutmayız. Biz ancak Allah’a teslim olmuşuzdur.  Buna onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse, ayrılığa düşmüşlerdir. Onlara karşı sana Allah yeter. Çünkü O herşeyi işitir, herşeyi bilir.  Bakara, 2:

27  Eğer Kitap Ehli de iman etseydi, onlar için hayırlı olurdu. Gerçi onlardan mü’minler de vardır; fakat çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.  Âl-i İmrân, 3:110  Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaplara iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse, pek derin bir sapıklığa düşmüş olur.  Nisâ, 4:136

28  Bir de “Rahmân evlât edindi” dediler.  And olsun, pek çirkin birşey ortaya attınız.  Neredeyse gökler çatlayacaktı bu söz yüzünden; yer yarılacak, dağlar yıkılıp yerle bir olacaktı:  Onlar Rahmân’a evlât yakıştırdı diye.  Oysa Rahmân’a evlât edinmek yaraşmaz.  Göklerde ve yerde kim varsa, hepsi Rahmân’ın huzuruna kul olarak gelir.  Meryem, 19:88-93

29  Onlar hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu İsa’yı Allah’ın yanı sıra rab edindiler. Oysa onlar sadece tek bir Tanrıya kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir tanrı yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.  Tevbe, 9:31

30  Onlar hahamlarına ve rahiplerine ibadet etmediler. Fakat hahamları ve rahipleri birşeyi onlara helâl kılınca helâl sayıyor, haram kılınca da haram sayıyorlardı.  Tirmizî, Tefsir 9:10

31  Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehlinden dosdoğru bir topluluk da vardır ki, secdeye kapanır, geceler boyu Allah’ın âyetlerini okurlar.  Onlar Allah’a ve âhiret gününe inanır, iyiliği teşvik eder, kötülükten sakındırır, hayırda yarışırlar. İşte onlar iyi ve hayırlı kullardandır.  Onların işlediği hiçbir hayır karşılıksız kalmayacaktır. Çünkü Allah takvâ sahiplerini pek iyi bilir.  Âl-i İmrân, 3:

32  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Kur’ân Buluşmaları: 29 ÜMİT ŞİMŞEK. وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِه۪ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları