Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1 Konuşma Sırasında Bir Söyleyiş Özelliği Olarak Tonlamadan Yararlanma Ton (titrem), konuşmada yaratılmak istenen duygunun niteliğine göre sesi alçaltıp.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1 Konuşma Sırasında Bir Söyleyiş Özelliği Olarak Tonlamadan Yararlanma Ton (titrem), konuşmada yaratılmak istenen duygunun niteliğine göre sesi alçaltıp."— Sunum transkripti:

1 1 Konuşma Sırasında Bir Söyleyiş Özelliği Olarak Tonlamadan Yararlanma Ton (titrem), konuşmada yaratılmak istenen duygunun niteliğine göre sesi alçaltıp yu ̈ kselterek sağlanan anlatım gu ̈ cu ̈ du ̈ r. Konuşma sırasında yaratılan ton (titrem) değişimlerinin tu ̈ mu ̈ ne “ezgi” denir. Tonlama (titremleme); konuşmada çeşitli duyguları belirtmek için sesin yu ̈ kselip alçalması, sertleşip yumuşaması; sesin ezgilenmesidir. Konuşma dilinde cu ̈ mlede anlamca önemsenen öge; ses tonundaki değişikliklerle, yapılan vurgu ve duraklarla dinleyiciye yansıtılır. Konuşan kişinin söylemek istediklerini amaca uygun biçimde aktarabilmesi için, cu ̈ mledeki ezginin vurgulanmakistenen en önemli ögede en yu ̈ ksek noktaya ulaşması gerekir. Bunun için iki yola başvurulur:

2 İletinin anlamca önemli ögenin yu ̈ kleme yaklaştırılarak oluşturulması Yazı dilinde olduğu gibi konuşmada da vurgulanacak olan öge, yu ̈ kleme yaklaştırılarak daha baskın bir tonda seslendirilir. Du ̈ n akşam kardeşimle sinemaya gittim. (Başka yere değil “sinemaya” gittim. Vurgulanan öge: yer) Du ̈ n akşam sinemaya kardeşimle gittim. (Başkasıyla değil “kardeşimle” gittim. Vurgulanan öge: kişi) Kardeşimle sinemaya du ̈ n akşam gittim. (Başka zaman değil “du ̈ n akşam” gittim. Vurgulanan öge: zaman)

3 İletinin önemsenen ögenin baskın tonda vurgulanarak oluşturulması Cu ̈ mlede yer alan sözcu ̈ klerin yerleri değiştirilmeden vurgulanacak öge daha baskın tonda seslendirilerek duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerin doğru ve etkili aktarılması sağlanır. Ergenç (1995, s. 25)’e göre belirtilmek istenen ögenin öncesinde ya da sonrasında verilen bir durakla vurgu pekiştirilir. Kardeşimle sinemaya du ̈ n akşam gittim. (Başkasıyla değil “kardeşimle” gittim. Vurgulanan öge: kişi) Kardeşimle sinemaya du ̈ n akşam gittim. (Başka yere değil “sinemaya” gittim. Vurgulanan öge: yer)

4 Anlatılanlara duygu, du ̈ şu ̈ nce, coşkunluk, sertlik, yumuşaklık gibi özellikler katılarak anlamın belirgin duruma getirilmesinde tonlamanın önemli bir işlevi vardır. Aşağıdaki cu ̈ mleleri sertlik (uyarı), acıma ve coşkunluk anlamları vererek okuyunuz: - Bir daha televizyonda şiddeti olumlayan ve senin gelişimine uygun olmayan programlar izlemeyeceksin. - Bu ku ̈ çu ̈ cu ̈ k yavru, sokaklarda çalıştırılmak için mi okula gönderilmiyor? Yaşasın! Babam yarın yurt dışından dönu ̈ yor.

5 a) Emir temeli u ̈ zerine kurulan cu ̈ mleleri, sesimize vereceğimiz tonla istediğimiz kesinlikte, sertlikte, yumuşaklıkta, okşayıcılıkta... söyleyebiliriz: Çalış, çabala, gayret et; sonra pişman olursun !... b) Sorulu cu ̈ mleler tonlanmaya daha elverişidir: Bunu nasıl yaptın?... Du ̈ şünmedin mi hiç?... Ne olmuş sanki?...

6 c) Soru sözcu ̈ ğu ̈ ya da eki kullanılmadan tonlamayla söze soru çeşnisi katıldığı da olur: Demek beni gördu ̈ n de görmezlikten geldin? Ben! d) Tonun en çok değer kattığı sözler u ̈ nlemli olanlardır. Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir, ileri! (Atatu ̈ rk)

7 e) Kimi hecelerin baskılı uzatılmasıyla da anlatıma abartılı bir duygu katılır: - Yazııık! Pek de gençti. - Yoook! Yanlış anladınız; ölen o değil babası... - Oooh! Biraz rahatladım... Söyleyiş özelliği, vurgu ve ton gibi konuşmayı yapılandıran alt becerileri edinme; konuşmanın anlaşılır ve dinlenilir kılınmasına, tekdu ̈ zelikten kurtulup canlanmasına önemli katkılar sağlar.

8 Konuşmada “Kavşak” ve “Durak” Gibi Anlamı Aydınlatıcı Söyleyiş Özelliklerinden Yararlanma Kavşak ve durak, konuşmada içeriğin aydınlanmasını sağlayan en önemli anlam ayırıcı alt becerilerdir. Kavşak, son sesinde u ̈ nsu ̈ z bulunan bir sözcu ̈ kle önsesinde u ̈ nlu ̈ bulunan bir sözcu ̈ k arasında söyleyişte gerçekleşebilecek ulamayı ortadan kaldırmak için yapılan kısa ara olarak tanımlanabilir. balkon ‘açıkmış / balkona çıkmış

9 9 Örnek söyleyişte “balkon” ya da “balkona” sözcu ̈ ğu ̈ nden sonra verilen kısa ara, anlamın ayırt ediciliğini sağlar. Durak, konuşmada anlamın gerektiği biçimde sözcu ̈ kler arasında yapılan ses kesintisidir. Konuşma sırasında yapılan duruş ya da susuşlarla aktarılmak istenen anlamın oluşması sağlanır. Konuşmanın doğal akışı içinde verilmek istenen iletinin doğru anlaşılması ve anlamın gölgelenmemesi için, amaca uygun durakların yapılması gerekir.

10 10 Oku baban gibi (durak) eşek olma! Oku (durak) baban gibi eşek olma! Söyleyişte “gibi” ilgecinden ya da “oku” sözcu ̈ ğu ̈ nden sonra yapılan durak, aynı sözcu ̈ klerden oluşan iki cu ̈ mlenin anlamını tu ̈ mu ̈ yle değiştirmektedir. Yazılı anlatımda noktalama imleri, cu ̈ mle içinde durulması gereken yerleri belirleyerek yanlış anlamaları engeller. Anlama açıklık kazandırır, yazının kolay okunmasını sağlar. Durak, konuşma eyleminde noktalama imlerinin işlevini yerine getirme sorumluluğunu u ̈ stlenir.

11 11 Konuşmada kısa ( / ), normal ( // ), uzun ( /// ) su ̈ reli olmak u ̈ zere u ̈ ç biçimde durak yapılır. Bu durakların yapılacağı yerler şöyle belirtilebilir

12 12 Kısa su ̈ reli duraklarda genellikle soluk alınmaz. Seslenmelerden (hitaplardan); eş görevli söz öbeklerinden; biçimce bağlı cu ̈ mleciklerden; u ̈ nlem ve u ̈ nlem görevli ögelerden; sıralı cu ̈ mlelerin cu ̈ mleciklerinden; çok kısa cu ̈ mlelerden; koşullu, ki’li ve başka yancu ̈ mleciklerden; cu ̈ mle bağı bağlaçlarından; uzun cu ̈ mlelerde öznelerden sonra, kısa duraklar yapılabilir.

13 13 Normal duraklarda, biten sözle birlikte soluk verme tamamlanır ve uygun biçimde soluk alınarak yeniden söze başlanır. Cu ̈ mle bitişlerinden sonra; cu ̈ mle başlangıçlarında (iki nokta, noktalı virgu ̈ l işaretlerinden sonra); anlamca bağlı cu ̈ mlecikler arasında; karşılıklı konuşmalar, sorular ve yanıtlar arasında; uzun olan bağlı ve sıralı cu ̈ mlecikler arasında; cu ̈ mle başlangıcı sayılan ve anlam gu ̈ çlendirici işlevi olan “ve” bağlacından sonra; karşıt duygu ve du ̈ şu ̈ nceleri yansıtan söz dizileri arasında; uzun arasözlerden önce ve sonra, soluk veriş tamamlanarak yeni bir soluk alıştan sonra söze başlanır. Bu, normal soluk duraklamasıdır.

14 14 Uzun su ̈ reli duraklarda, birkaç kez soluk alıp verilebilir. Konuşma metinlerinin bölu ̈ mleri arasında; paragraflar ve dize ku ̈ melenişleri arasında; bir de anlamlı susuşların gerektirdiği yerlerde uzun su ̈ reli durak yapılır. Bu durak aralarında solunum tamamlandıktan sonra da soluk alınıp verilebilir. Bunlarda da bölu ̈ mlerin oluşum özelliğine, durak yapılacak yerlerde anlam ayırıcı bir işlevin doğup doğmayacağına dikkat edilmelidir.

15 15 Konuşmada Akıcılığı Sağlayabilmek İçin Uygun Durumlarda Ulamadan Yararlanma Konuşmanın akıcılığını sağlayan etkenlerden biri de “ulama”dır. Ulamada, art arda gelen sözcu ̈ klerden ilkinin sonundaki u ̈ nsu ̈ z, kendinden sonra gelen sözcu ̈ ğu ̈ n başındaki u ̈ nlu ̈ ye ses bakımından bağlanarak söylenir. Örnek: gu ̈ neş açtı, sabah oldu vb.

16 16 KONUŞMA DİLİNİN ÖZELLİKLERİ Dil, sesli göstergeler dizgesidir. Bu dizge, belli insan topluluklarına göre değişiklikler gösterir. Konuşma dili; yazı dili gibi du ̈ zenli kuralları olmayan, yazı dilinden az çok farklılıklar gösteren, bir topluluğun çeşitli yaşam durumlarında seslendirdiği dildir. Tu ̈ rkçenin, konuşma dili olarak en belirgin özelliği, kulağa hoş gelmesidir. Ünlu ̈ leri bol bir dil olan Tu ̈ rkçe bu niteliğiyle u ̈ nlu ̈ uyumları ve u ̈ nsu ̈ z benzeşmeleriyle kulağa hoş gelen, kulağı tırmalamayan ses birleşmeleriyle; sözu ̈ n değişik yerlerinde beliren vurgu, ton ve ezgi (entonasyon) özellikleriyle ahenkli, kulağa hoş gelen bir dil göru ̈ nu ̈ mu ̈ vermektedir. Kaldı ki Tu ̈ rkçe bilmeyen ya da bu dili yeni öğrenen birçok yabancının Tu ̈ rkçe için “Ne hoş ahengi var şu Tu ̈ rkçenin!” dediklerini duymuşuzdur.

17 17 Konuşma dilinde, durak, vurgu, tonlama gibi söyleyiş özellikleriyle sözcu ̈ k ve cu ̈ mlelere anlam yu ̈ klenir. Yazı dilinde bu işlev noktalama (yazım) imleriyle gerçekleştirilir. Anlatılanların tam ve doğru anlaşılabilmesi için yazılı anlatım kurallarına özenle uyulması gerekir. Konuşma dilinde cu ̈ mle kuruluşları, yazı dilindeki kadar özenli olmasa da sesin vurgu ve titremleriyle anlatıma canlılık ve gu ̈ ç katılır. Bedensel devinimle (el ve kol hareketleriyle), jest ve mimiklerle anlatım desteklenir.

18 18 Tu ̈ rkçede konuşma dilinin söyleyişe yansıyan bazı özellikleri şöyle özetlenebilir: Tu ̈ rkçe; yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi yazılan bir dil olmasına karşın yumuşak g (.), bu kuralın dışında kalır. Yazı dilinde gösterilen yumuşak g, söyleyişte bir ses olarak belirtilmez.

19 19 “ğ” u ̈ nsu ̈ zu ̈ dağ, yağ, çağ, ağ, sığ vb. örneklerde de göru ̈ leceği gibi son seste kendisinden önce gelen u ̈ nlu ̈ lerin etkisiyle kaybolur ve kendinden önceki u ̈ nlu ̈ ler de uzun söylenir. Örnek: dã, yã, çã, ã, sã vb.

20 20 “ğ” u ̈ nsu ̈ zu ̈, “e” ve “i” u ̈ nlu ̈ leriyle birlikte bulunduğu sözcu ̈ klerde “y” sesine dönu ̈ şu ̈ r. Örnek: eğlen- eylen, eğil- eyil, değnek- deynek, değirmen-deyirmen vb.

21 21 Tu ̈ rkçe sözcu ̈ klerde u ̈ nlu ̈ ve u ̈ nsu ̈ z arasında yer alan “ğ” u ̈ nsu ̈ zu ̈, söyleyişte yitirilerek kendinden önceki u ̈ nlu ̈ nu ̈ n uzamasına yol açar. Örnek: yağmur yãmur, öğretmen-õretmen vb.

22 22 Tu ̈ rkçede geniş yuvarlak “o” ve “ö” u ̈ nlu ̈ leri, kendinden sonra gelen “ğ” u ̈ nsu ̈ zu ̈ nu ̈ söyleyişte “v”ye dönu ̈ ştu ̈ rme eğilimi gösterir. Örnek: koğcu-kovcu; öğu ̈ n-övu ̈ n, döğ-döv vb.

23 23 Tu ̈ rkçede “y” u ̈ nsu ̈ zu ̈ önu ̈ ndeki “a” ve “e” u ̈ nlu ̈ lerinin söyleyişte daralması, bazı sözcu ̈ kler için, yazı ve konuşma dilinde farklılıklara neden olur. “-en”, “-ecek”, “-erek” ekleri; Örnek : Başlayan - Başlıyan Gelecek - Gelicek Toplayarak - toplıyarak

24 24 “-ebilmek”, “-edurmak” gibi yeterlik ve su ̈ rerlik oluşturan eylemler; u ̈ nlu ̈ lerle biten gövdelere geldiğinde Tu ̈ rkçede iki u ̈ nlu ̈ yan yana bulunmayacağı için aralarına giren “y” kaynaştırma u ̈ nsu ̈ zu ̈, kendinden önceki u ̈ nlu ̈ yu ̈ yalnız konuşmada daraltır. başla -y-an (yazılır), başlı -y-an (söylenir) ara -y-a- cak (yazılır), arı -y-a-cak (söylenir) bil-me -y-erek (yazılır), bil-mi -y-erek (söylenir) dinle -y-ebilme (yazılır), dinli -y-ebilme (söylenir) bekle -y-edursun (yazılır), bekli -y-edursun (söylenir)


"1 Konuşma Sırasında Bir Söyleyiş Özelliği Olarak Tonlamadan Yararlanma Ton (titrem), konuşmada yaratılmak istenen duygunun niteliğine göre sesi alçaltıp." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları