Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

FUZUL İ (Kerbela, 1480-90? – Kerbela-Bağdat?, 1556)Kerbela1480-90? Kerbela-Bağdat?1556 Bu sunuda muhtemelen eylem öğeleri yaratacak dinleyici tartışması.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "FUZUL İ (Kerbela, 1480-90? – Kerbela-Bağdat?, 1556)Kerbela1480-90? Kerbela-Bağdat?1556 Bu sunuda muhtemelen eylem öğeleri yaratacak dinleyici tartışması."— Sunum transkripti:

1

2 FUZUL İ (Kerbela, ? – Kerbela-Bağdat?, 1556)Kerbela ? Kerbela-Bağdat?1556 Bu sunuda muhtemelen eylem öğeleri yaratacak dinleyici tartışması olacak. Sunu sırasında bu öğeleri takip etmek için PowerPoint'i kullanın. Slayt Gösterisi sırasın da sağ fare düğmesini tıklatın. "Toplantı Defteri" seçeneğini tıklatın. "Kararlar" sekmesini tıklatın. Karar çıktıkça yazın. Kutuyu kapatmak için burayı tıklatın. Bu, sunu sonunda ana düşüncelerinizin girileceği Kararlar slaydını otomatik olarak yaratacaktır.

3 YAŞAMI 1480'de Kerbela'da doğduğu ve 1556'da yine Kerbela'da öldüğü sanılır. Gerçek adı Mehmed b. Süleyman'dır.

4 Şiirde "Fuzûlî" adını, kendi şiirlerinin başkaları ile, başkalarının şiirlerinin de kendi şiirleriyle karıştırılmaması için aldığını, böyle bir takma adı kimsenin beğenmeyeceğini düşündüğünden kullandığını söyler. Ama "işe yaramayan", "gereksiz" gibi anlamlara gelen "fuzûlî" sözcüğünün başka bir anlamı da "erdem"dir. Onun bu iki karşıt anlamdan yararlanmak amacını güttüğünü ileri sürenler de vardır.

5 Türkçe divanındaki şiirlerini Azeri lehçesinde yazmıştır. Aynı zamanda Arapça ve Farsça divanlarından bu dilleri de çok iyi bildiği anlaşılmaktadır. Fuzûlî, kendinden sonra gelen Türk Divan şairleri arasında Bâkî, Ruhî, Nâili, Neşâti, Nedim ve Şeyh Galib gibi sevgiyi şiirlerinin odağı durumuna getiren şairleri etkilemiştir.

6 *Divan edebiyatının en büyük şairidir. Kerbela’da yaşamıştır.Türbedarlık yapmış iyi bir eğitim görmüştür. *Şiirlerini Azeri Türkçesi ile yazmıştır, Dönemine göre dili sadedir. Gazel şairi olarak bilinir. Divan şiirinin bütün ölçülerini, biçimlerini kullanan Fuzûlî'nin yaratıcı gücü, düşünce derinliği, söyleyiş akıcılığı daha çok gazellerinde görülür. *Şiirde tasavvuf önemlidir.

7 ESERLERİ.Divan (Türkçe Divan).Sıhhat ve Maraz,.Enisü'l-Kalb.Terceme-i Hadis-i Erbain ("Kırk Hadis Çevirisi");.Beng ü Bâde.Hadikatü's-Süedâ ("Mutluların Bahçesi");.Leylâ ve Mecnun.Rindü Zahid.Divan (Arapça Divançe).Mektuplar (Şikayetname de içinde).Divan (Farsça Divançe).Heft Câm

8 SU KASİDESİ Nazım Şekli: Kaside Vezni: Aruz Nazım Türü: Nat Kalıbı: Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün Kafiyesi: “-are”: Zengin kafiye Redifi: “ su” isimlendirme redife göre) Kafiye Düzeni: Gazel tipi kafiye Kafiye şeması: aa ba ca da ea fa.... Nazım Birimi: Beyit

9 Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su Mübalağa: Şairin gönlündeki ateş suyla söndürülemez. Mecaz: od (ateş) kelimesinde. Tezat: su ve ateş kelimeleriyle. Açık istiare: Yüreğindeki acılar ateşe benzetilmiştir. Teşbih: Gözyaşı suya benzetilmiştir. Hüsn-i Ta’lil: Gözyaşlarının gönüldeki ateşi söndürmek için akıtıldığını söyler. Nida sanatı: Ey göz diyerek göze seslenmektedir. Ey göz! Gönlümdeki içimdeki ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar çok tutuşan ateşlere su fayda vermez.

10 Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su Tecahül-i Arif: Gökyüzünün mavi olduğunu bilmez gibi davranması Hüsn-i Talil: Göğe kendi gözyaşlarının renk verdiğini söylemesi Mübalağa: Gözyaşlarının gökyüzünü kapladığını söylemesi Tenasüp: ‘Göz, aşk, su, saç-; od, dutuş-’ kelimeleri arasında anlam ilgileri vardır. Soru (istifham): Gökyüzü su renginde midir? Tenasüp: Göz, ab, su kelimeleri arasında Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır, bilemem..

11 Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su Açık İstiare: Bakış, anlamı keskin bakış anlamına gelen “tîg” (kılıç) kelimesiyle anlatılır. Leff ü neşr sanatı: Birinci mısrada altı çizili kelimelere denk ikinci mısradaki altı çizili kelimeler kullanılmıştır. Teşbih: Aşığın parça parça olmuş gönlü yarılmış açılmış duvara benzetilmiş. Tekrir: Çak kelimesinin 1. mısrada iki kez tekrarlanmasıyla… Tenasüp: ‘Tiğ-çak; su-mürur-rahne; zevk-gönül’ kelimeleri arasında anlam ilgileri bulundurularak bir araya getirilmiş. Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da zamanla duvarda, yarıklar meydana getirir

12 Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su İrsal-i Mesel: Yarası olanın su içmemesi gerektiğinin söylenmesi Leff ü neşr: Vehm ilen söyler–ihtiyat ilen içer, dil-i mecruh–yara ve peykan–su kelimeleri arasında. Açık istiare: peykan ile sevgilinin kirpikleri kastedilmiştir. Teşbih: Yaralı gönül hasta bir insana benzetilmiştir. Tenasüp: Mecrûh-yare; vehm-ihtiyat; söz-söyle; su-iç-” kelimeleri arasında anlam ilgileri bulunarak bir araya getirilmiş. Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin sözünü korka korka söyler.

13 Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su Teşbih: Yüz, rengi ve şekli dolayısıyla güle benzetilir. Tenasüp: Suya vermek, bağban, gülzar, gül, su kelimeleriyle… Tevriye: ‘Tek’ kelimesinin hem ‘bir’ anlamı hem de ‘gibi’ anlamı vardır. (Sevgilinin bir tane, benzeri olmayan, eşsiz olması) Tezat: Bir ve min kelimeleri arasında. Bahçıvan gül bahçesini sele versin su ile mahvetsin, boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.

14 Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su Teşbih: Yüzdeki tüylerle gubâri hat arasında. Tenasüp: “gubâr-hat; muharrir-hâme-kara su (mürekkep)” kelimeleri arasında. Kinaye: 1. Kalemin gözlerinden kara su (mürekkep) inmesi- gerçek anlam 2. Kağıda, yazıya devamlı bakan insanın gözlerinin kızardığının, kanlandığının, karardığının, mecazen zayıfladığı ve kör olmaya yüz tuttuğunun vurgulanmasıyla… Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi, gözlerine kara su inse kör olsa, kör oluncaya kadar uğraşsa yine de gubârî yazısını, senin yüzündeki tüylere benzetemez.

15 Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su Teşbih: Yanak güle ve kirpikler ise gül dikenine benzetilerek Leff ü neşr: “ârız-gül, “yâd-temennâ”, “nem-nâk-su”, “müjgân-hâr” kelimeleri ile… Kinaye: Kirpiklerim nemlense 1. Kirpiklerin nemli olduğu gerçeği 2.Mecazen ağlamak anlamının kastedilmesi. Tenasüp: “Ârız-müjgan; gül-hâr-su vir-; hâr-gül; yâd-temennâ” kelimeleri arasında. Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.

16 Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su İrsal-i mesel: “Geceleyin hastaya su vermek sevaptır” sözüyle. Leff ü neşr: “gam güni- karanu gice”, “dil-i bimâr- bimâr”, “tîg-su” kelimeleri arasında. Açık istiare: Sevgilinin keskin, yaralayıcı bakışları kılıca benzetilmiş. Sadece kendisine benzetilen söylenmiş. Tenasüp: “Gam güni, dil-i bimar, karanu gice, bîmar, hayr, su” kelimelerinin arasındaki anlam ilgisi gözönünde bulundurularak bir araya getirilmiş. Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

17 İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su Tecrid sanatı: Şair “gönül” ü kendisinden ayrı birisi gibi düşünmekle tecrit sanatı yapmıştır. Teşhis sanatı/ Kapalı istiare: “gönül” şaire su arayan birisi gibi düşünüldüğünden Kirpik yerine “peykan” kelimesinin kullanılmasıyla açık istiare Tezat: Şevk (şiddetli arzu) ile sakin kelimeleri arasında. Tenasüp: “Su-susuzam-sahra; peykân-hecr; şevk-gönül” kelimeleri arasında. Tevriye: kez (defa, kere) kelimesinin “gez” şeklinde “gezip ara” anlamında okunmasıyla. Leff ü neşr: Peykan-su, şevk-susuzluk, hecr- sahra kelimeleri arasında. Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır, söndür. Susuzum bu defa da benim için su ara.

18 Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su Tezat: su ve şarap (haram helal olma noktasından); mest, hûş-yâr kelimeleriyle tezat sanatı yapılmıştır. Teşbih: Kendini sarhoşa, zahitleri de aklı başında olanlara benzetmiş. Tenasüp: “mest-mey-su-içmek” kelimeleri arasında. Leff-ü neşir: “men, leb, zühhad ve kevser” kelimeleri sıralandıktan sonra bunlarla ilgili ve tamamlayıcı nitelikte, paralelindeki “mest, mey, hûş-yar ve su” kelimelerinin 2. mısrada belli bir düzen içinde söylenmesiyle. Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da Kevser istiyorlar

19 Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su Açık istiare: Servi ile sevgili kastedilmiştir. Teşhis sanatı /Kapalı istiare: Su insan gibi şairin sevdiği güzele aşık olmuştur. Teşbih: Sevgilinin bulunduğu yer Cennet’e benzetilmiş. Tecahül-i ârif: Suyun akışının sebebini bilmiyormuş gibi yapmış. Hüsn-i ta’lil:Genellikle su kenarında yetişen servilerin altından akan suyun bu halini şair “O, hoş salınışlı serviye aşık olduğu için su bahçeye ağaçlara doğru akar” diyerek. Teşbih: “kûy” sevgilinin bulunduğu köşedir. “Ravza-i kûy” tamlamasıyla sevgilinin bulunduğu köşe cennet köşesine benzetilmiştir. Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş salınışlı; serviyi andıran sevgiliye aşık olmuş.

20 Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su Teşhis/Kapalı istiare: Suyun şairin sevgilisine aşık olması Tevriye: Toprak olmak hem ölmek hem suyun yoluna set olmak anlamında kullanılmış Tenasüp: “Su yolu, toprak, su” kelimeleriyle Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere bırakamam.

21 Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su Aliterasyon: Beyitte s sesi ile ve şiir okunurken “su” haline dönüşebilen “sı” heceleri ile. Leff ü neşr: “ölmek-toprak”, “dost-yâr” kelimeleri arasında Tenasüp: “Bûs-arzu; dost-yâr; kûze-toprak kelimeleri arasında. Nida: Şair herhangi bir ünlem kullanmadan “dostlar”ına seslenmiş. Dostlarım! Şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su sunun.

22 Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su Teşhis: Kumrunun serviye aşık olup yalvarması Hüsn-i Talil: Servinin başını sağa sola sallamasının, kumrunun ötmesinin ve suyun ağaçlık yerlerde akmasının sebebi aslında bilinir ancak burada daha güzel bir sebebe bağlanmış. Tenasüp: “Serv-kumru-su; dâmenin tut-ayağa düş-yalvar” kelimeleri arasında.. Açık istiare: Servi sevgiliye, kumru aşığa benzetilmiş. Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi yalvarıp aracı olması bu dikbaşlılığından kurtarabilir.

23 İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile Gül budağınun mizâcına gire kurtara su Telmih: Beyitte gül – bülbül efsanesi hatırlatıldığından. Hüsn-i talil: Efsaneden hareketle gülün rengini bülbülün kanından aldığının söylenmesiyle Tevriye:“Reng” kelimesi hem renk hem de hile anlamında kullanıldığından. Kişileştirme: Su ve gül kelimeleri kişileştirilmiştir. Tenasüp: “Bülbül-gül-reng-kan; kan-su-gül” kelimelerinde. Gül fidanı bir hile ile meşhur gül ve bülbül efsanesindeki gibi yine bülbülün kanını içmek istiyor; bunu engelleyebilmek için suyun gül dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını değiştirmesi gerekir.

24 Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su Su, Hz. Muhammet (S.A.V.)’e tabi olan insan gibi kabul edilip teşhis sanatı /Kapalı istiare yapılmıştır. Tenasüp: “Pâk-rûşen kıl-; pâk-su” kelimeleri arasında. NOT: Bu beyit Kasidenin Girizgâh beyitidir. Su Hz. Muhammed’in s.a.v yoluna uymuş ve bu hâli ile dünya halkına temiz yaratılışını açıkça göstermiştir.

25 Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su Teşbih: Hz. Muhammed, seçkin incilerin çıktığı denize benzetilmiş. “Derya, dür, sepmek, su” kelimeleriyle tenasüp sanatı “Ateş- su” kelimeleriyle tezat sanatı yapılmıştır. Telmih: Peygamberin doğumundaki mecusilerin ateşinin sönmesi mucizesi İnsanların efendisi, seçme inci denizi olan Hz. Muhammed’in s.a.v mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.

26 Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su Telmih: Beyitte peygamberimizin taştan su çıkarma mucizesine. Tenasüp: “Gülzar, taze, revnak, su” kelimeleriyle. Teşbih: Peygamberlik gül bahçesine benzetilmiş. Hüsn-i Ta’lil: Katı taştan su çıkmasının sebebi olarak. Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını tazelemek için ve onun mucizesinden dolayı su meydana çıkarmıştır.

27 Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su Teşbih: Peygamberimizin mucizelerinin denize benzetilmesiyle Telmih: Beyitte Hz. Muhammet (S.A.V)’nin doğumuyla bin yıldır hiç sönmeyen Kisra sarayındaki ateşin sönmesi hatırlatılarak Tezat: Bahr-su ve ateş” kelimeleriyle Tekrir: min min kelimesinin tekrarıyla. Tevriye: “Yetmiş” kelimesi hem erişmiş, hem de kifayet etmiş anlamıyla. Hz. Peygamberimiz’in mûcizeleri dünyada uçsuz bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan o mucizelerden, ateşe tapan kâfirlerin binlerce mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.

28 Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su Telmih: Peygamberimizin parmaklarından su akıtma mucizesine telmihte bulunulmuştur. Tenasüp: “Hayret-parmağını dişlemek” kelimeleri arasında tenasüp sanatı vardır Mihnet günü Ensâr’a parmağından su verdiğini bir mucize olarak parmağından su akıttığını kim işitse hayret ile şaşa kalarak parmağını ısırır.

29 Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su “Dost-hasım”, “âb-ı hayat- zehr-i mâr” kelime ve terkipleriyle tezat Leffü Neşir: Dost-hasım, zehr-i mâr-su, olur-döner, âb-ı hayat-zehr-i mar” kelimelerinde. 1. mısrada sıralanan kelimelerin tamamlayıcı karşılığı 2.mısrada verilmiştir. Tenasüp: “Âb-ı hayat-su-iç-; âb-su; zehir-mâr kelimelerinde. Telmih: Peygamberin mucizesine atıf Dostu yılan zehri içse bu zehir onun dostu için âb-ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse o su, düşmanına elbette yılan zehrine döner.

30 Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su Teşbih: yanak güle benzetilir Tezat: “Katre ve bahr” kelimeleri arasında Tenasüp: Su ile ilgili “katre, bahr, su, vuzû” kelimeleriyle. Açık istiare: Gül-i ruhsar derken Hz. Peygamber kastedilmiştir. Abdest almak için el uzatıp gül gibi olan yanaklarına su vurunca sıçrayan her bir su damlasından binlerce rahmet denizi dalgalanmıştır.

31 Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su Teşhis/Kapalı istiare: Su, kişileştirilmiştir. Mecaz-ı mürsel: Su ile benzetme yapmadan ırmak, çay, dere kastedilmiş. Hüsn-i Ta’lil: Suyun gezmesinin sebebi olarak. Yine Suyun taşların arasında onlara çarpa çarpa gitmesini şair “üzüntüsünden, pişmanlığından dolayı suyun başını taştan taşa vurduğu” şeklinde açıklayarak hüsn-i talil yapmıştır Tenasüp: Hâk-daş-su; ömr-muttasıl; baş-âvâre-gez-” kelimeleri arasında. Tezat: Ayak ve baş kelimeleri arasında. Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.

32 Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su Teşhis: Su,insan gibi, âşık gibi düşünülmüş Hüsn-i talil: Suyun akma sebebi olarak. Leff ü neşr: Zerre zerre - pâre pâre, nûr-su kelimeleriyle Mecaz-ı Mürsel: Hak-i dergah: Peygamberin türbesi. Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık salmak orayı aydınlatmak ister. Eğer parça parça da olsa o eşikten dönmez.

33 Zikr-i na’tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su Teşbih: Günahkârlar, sarhoşlara benzetilmiş. Tezat: “Humâr – derman” kelimeleriyle Leff ü neşr: “Zikr-i na’tün virdi – su içmek, ehl-i hatâ - mey-hara, derman-def-i humar” kelimeleriyle Tenasüp: Mey-hara, içer, humar, ehl-i hata kelimeleriyle Sarhoşlar içkiden sonra gelen baş ağrısını gidermek için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na’tının zikrini dillerinde tekrarlamayı dertlerine derman bilirler.

34 Yâ Habîballah yâ Hayre’l beşer müştakunam Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su Tenasüp: Müştâk-habib; leb-teşne-su-yan” kelimeleriyle. Teşbih: Peygambere olan tutkuyu suyu dilemeye/ muştaka benzetmiş. Müştak: Susuzluktan yanıp tutuşan insanları su dilemeleri Nida: Peygambere seslenmiş. Tezat: yan-, su kelimeleriyle. Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı! Susamışların susuzluktan dudağı kurumuşların yanıp dâimâ su diledikleri gibi ben de seni özlüyorum.

35 Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc’da Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su Teşbih: Rasülullah, keramet denizine benzetiliyor. Tezat: “Bahr-şeb-nem (çiy); sabit-seyyar” kelimeleriyle Tenasüp: bahr-şebnem-feyz-su kelimeleriyle. Telmih: miraç gecesi Sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.

36 Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su Teşbih: Güneş çeşmeye, ışıklar da zülâl(saf su)e benzetilmiştir. Tenasüp: “Çeşme-su; mimar-tecdid-merkad- zülal-çeşme-su” kelimeleriyle. Tezat: hurşid ve su kelimeleri arasında. Kabrini yenileyen tamir eden mimara su lazım olsa, güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel su iner.

37 Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su Tezat: “nâr-su kelimeleri ile bîm–ümîd” kelimeleri arasında Tenasüp: “cehennem-nâr-suzan ve ebr-su-sep” kelimeleri arasında. Leff ü neşr: “Bîm-i dûzah-ümid, nâr-ı gam- ebr-i ihsan, salmak-sepmek, suzan-nâr” kelimeleri ile. Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış, ama o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden ümitliyim.

38 Yümn-i na’tünden güher olmış Fuzûlî sözleri Ebr-i nîsândan dönen tek lü’lü şeh-vâra su Telmih: İncinin, nisan yağmurundan olduğu inancına. Tevriye: “Fuzuli’nin sözleri” hem Fuzuli'nin sözleri hem de değersiz boş sözler anlamına gelebileceğinden Tenasüp: “yümn-ebr-i nisan-su; lü’lü-güher ve na’t-şahvar sözlerinin birlikte kullanılmasıyla. Teşbih: Fuzuli sözlerini gühere (inciye) benzetmiş. Leff-ü neşir: yümni nat-ebri nisan; güher-lü’lü ü şehvar; Fuzuli sözleri-su kelimelerinin karşılıklı kullanılmasıyla. Hüsn-i Talil: Fuzulinin sözlerinin güzel olması Peygamberi övmenin bereketiyledir. Tecrid: Fuzuli kendinden değil sanki başkasından bahsediyor gibi. Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî’nin alelâde sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su damlası gibi birer inci olmuştur.

39 Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su Düşkün ile açık istiare, aşık göz kapalı istiare, mecaz-ı mürsel, teşhis sanatları yapılmıştır. Gaflet ve bîdâr kelimeleri arasında tezat sanatı yapılmış Tenasüp: “dide-eşk-su-tök-” kelimeleri arasında. Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan düşkün yahut aşık göz, sana duyduğu hasretten su gözyaşı döktüğü zaman

40 Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su Tenasüp: “çeşme-teşne-su; haşr-vasl” kelimeleri arasında. Mecaz-ı mürsel: “Çeşme-i vasl” tamlaması ile benzetme ilgisi kurulmaksızın Cennet’teki ebedi saadet kastedilmiştir. O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım.


"FUZUL İ (Kerbela, 1480-90? – Kerbela-Bağdat?, 1556)Kerbela1480-90? Kerbela-Bağdat?1556 Bu sunuda muhtemelen eylem öğeleri yaratacak dinleyici tartışması." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları