Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Tanılama nedir? Özel eğitim gerektiren bireylerin yeterli ve yetersiz yönleriyle bireysel özellikleriyle ilgilerini belirlemek amacıyla tıbbi, psikososyal.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Tanılama nedir? Özel eğitim gerektiren bireylerin yeterli ve yetersiz yönleriyle bireysel özellikleriyle ilgilerini belirlemek amacıyla tıbbi, psikososyal."— Sunum transkripti:

1

2

3 Tanılama nedir? Özel eğitim gerektiren bireylerin yeterli ve yetersiz yönleriyle bireysel özellikleriyle ilgilerini belirlemek amacıyla tıbbi, psikososyal ve eğitim alanlarındaki yapılan değerlendirme sürecidir

4 Tanı (teşhis) bireyin özrüne ad koyma, derecesini ve bireyin bundan etkilenme durumunu belirleme demektir.

5 Diğer bir tanıma ise; özel eğitime muhtaç çocukların sorunlarının ne olduğunu, onlara nasıl eğitim verip nasıl yardım edebileceğini belirlemek amacıyla zihinsel, sosyal, heyecansal ve bedensel alanlarda zayıf ve güçlü olduğu yönleri kişilik yapısı ve değerlerini saptamak amacıyla yapılan bilimsel uğraşa tanılama denir

6 Tanılamada çocuğun sadece engelliliği ve derecesi üzerinde değil aynı zamanda hangi alanlarda akranlarından daha iyi ya da geri durumda olduğunu da ortaya çıkarmak gerekir. Bunun için tanılamada kesinlikle uyulması gereken bazı ilkeler vardır. Bu ilkelere uyulmadan sağlıklı bir tanılama mümkün değildir.

7 Tanılama hangi alanları kapsar ve tanılamanın işlevi nedir? 3 tür tanı vardır. Tıbbi tanılama, Psikolojik tanılama, Eğitsel tanılamayı içerir.

8 Tanılamanın 2 türlü işlevi vardır. 1:Problemi ortaya çıkarma 2: Probleme uygun çözüm yolları bulma

9

10 a)Erkenlik ilkesi Tanılama ve değerlendirme mümkün olan en erken zamanda yapılmalıdır (ilk 6 ay ile 1 yaşına kadar). Tanılamanın geç zamanda yapılması başka sorunlara da yol açabilecektir. Örneğin; işitme özrü çok geç fark edilmiş bir çocuğun bu özre bağlı olarak başka sorunlarda geliştirmesi kaçınılmaz olacaktır. İşitemeyen çocuğa geç müdahale edilmesinden dolayı konuşma yetersizlikleri ve duygusal sorunlarda görülecektir

11 b)Bütünlük ve derinlik ilkesi Bütün özel eğitime muhtaç çocukların tanılanmasında çocuk dünü ve bugünü ile incelenmelidir. Holistik anlayışta denilen bu yaklaşımda çocuğun bütün gelişim evreleri, yaşantıları, hastalıkları, kaza ve gelişim zorlukları; nasıl bir ortamda büyüdüğü, çevresel etkiler ve uyarıcıların özellikleri, tanılama anındaki duygusal ve moral durumu da dikkate alınması gereken konulardır

12 c) Alternatiflik ilkesi Özel eğitime muhtaç bir çocuğun tanılanmasında bilinen yada çok tutulan bir yolun yanında başka araç ve yaklaşımlarla da tanılama mümkün olabilmektedir. Örneğin; Down Sendromunu sadece fiziksel muayene ile değil, zeka testi uygulayarak ve üçüncü olarak da genetik inceleme ile doğrulamak gerekebilir. Nitekim sadece fizik muayene ile ciddi hatalar yapılabilir. Alternatiflik ilkesi insana verilen önemi vurgular. Hatayı en aza indirgemenin bir yoludur

13 Bir başka örnek vermek gerekirse; polikliniğe topallayarak gelen hastaya hekim hemen kırık tedavisi uygulamaz, sorunu daha iyi anlayabilmek ve tanı koyabilmek için röntgen filmini alır, ilaveten hastanın genel durumunu da gözden geçirmek için kan alıp tahlil yapar. Bütün bu bilgileri doğruladıktan sonra tedaviye girişebilir. Bu da insana verilen önemi gösterir.

14 d)Profesyonellik ilkesi Özel eğitime muhtaç çocukların tanılanmasında tanı için çalışan kişinin alanında uzman olması gerekir. Alanında uzman kişi sadece tanılamada değil eğitim, tedavi ve yöneltme boyutunda da uzman olmalıdır. Bu ilke bütünlük ilkesiyle paralel çalışır.

15 Gelişmiş ülkelerde (örneğin, İngiltere’de) olduğu gibi ülkemizde de çocuğun engel tür ve derecesinin tanılamasında ve ona uygun okulda provizyonun (eğitsel ihtiyaçlarının) karşılanmasında değerlendirmenin daha tutarlı yapılabilmesi için bir ekip çalışması yapılmalı ve bu ekipte Özel Eğitimci, Psikolojik Danışman, Sosyal Hizmet Uzmanı, Konuşma Terapisti, Hekim ve ailelerin ve hatta mümkünse çocukların kendileri de bu takımda yer almalıdır.

16 e) Erken müdahale ve izleme ilkesi Tanı alındıktan sonra engelli çocuğun gelişimi, eğitimden nasıl etkilendiği, ne türden bir değişme olduğunu görmek için hemen müdahale edilmeli ve izleme çalışmaları yapılmalıdır. Tanı alınıp engelli desteksiz bırakılmaz. Tanı aynı zamanda uzmana özürlü çocuk ve sorunuyla ilgili bir projeksiyon yapma şansı verir.

17 Eğitim alırsa durumu ne olur? Almazsa ne olur? Her iki durumda da tanılama tekrar edilir, olumlu ya da olumsuz gelişmelere bakılarak yeni tahminler yapılır. Bu tahminlerin fonksiyonel olabilmesi için yılda en az iki kere çocuğun gelişimiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılabilir

18 f) İşbirliği ilkesi Özel eğitime muhtaç çocukları belirlerken anne-baba, kardeşler, akranlar, öğretmen varsa psikolog, sosyal çalışmacı ve özel eğitim uzmanı kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili olarak çocukla ilgili topladıkları bilgiler bir vaka çalışması ile bir araya getirilir.

19 Bütün bu bilgiler üzerinde yapılan tartışmalar sonucunda ortak bir karara varılır. Bu değerlendirme bize çocuğun avantajlı ve dezavantajlı olduğu bütün yönleri gösterir. Nasıl bir eğitim yada müdahale yapılacağı konusunda ip uçları verir ve karara varılmasını sağlar.

20 g) Kayıt tutma ilkesi Çocuğun gelişimi öğretmeni tarafından izlenerek kaydedilmelidir. Çocuğun gelişimiyle ilgili olarak tutulacak dosya okul değiştirmede veya bir üst programa geçişte gittiği okula iletilmelidir. Kayıtlar çocuğun ne tür hizmetlerle nereye geldiğinin bilinmesi açısından ve daha nelerin yapılması gerektiğine karar verilmesi açısından çok önemlidir.

21

22 Engelliliğin tanılanması o sorunun nasıl çözüleceğine de ışık tutacaktır. Tanılamada engelin ne olduğu, nasıl olduğu, nasıl oluştuğu, ne şiddette ya da sıklıkta, ne kadar süreyle devam ettiği ve müdahale edilirse yada müdahale edilmezse ne olabileceği yukarıdaki ilkeler ışığında kestirilmeye çalışılır.

23 Doğrudan veya dolaylı olarak özel eğitim alanında eğitim almış profesyonel özel eğitimci (görme, işitme, konuşma vb.), hekim (psikiyatri, ortopedi, göz, kulak burun boğaz, nöroloji, vb.), psikolog (psikometri, danışma, klinik ve gelişim psikoloğu gibi), sosyal çalışmacı ve fizyoterapistler çoğu zaman bir ekip oluşturarak çocuğun sorununu tanılayıp onun nasıl sağaltılacağı ve sorunun gidişatının ne olacağı, hangi yaklaşımın benimseneceği konusunda bir karara varabilirler

24 Örneğin; öğrenme güçlüğü çeken bir çocuğun sorununun nereden kaynaklandığını anlamada psikolog veya psikiyatrist zihinsel fonksiyonları, zekâ ve zihinsel gelişimi ölçen testlerle tespit edebilirler.

25 Görme sorunu olan çocuğun sorununun nereden kaynaklandığını göz doktoru, işitme özrü olan çocuğun işitme kaybının ne düzeyde ve nereden kaynaklandığını

26 Kulak Burun Boğaz uzmanı, konuşma bozukluğu olanın sorununun boyutunu konuşma terapisti veya gelişimci, felçli bir çocuğun sorununun ne olacağını da nörolog veya ortopedist belirleyebilirler. Çocuğun akademik yönden gelişiminin sağlanabilmesi bu alanda yetişmiş uzman öğretmenlerin devreye girmesi gerekir.

27

28 1)FARKINA VARMA SÜRECi 1. Birey ağır derecede sorun yasıyorsa çabuk fark edilebilir.. 2. Birey hafif derecede sorun yasıyorsa, düzenli hekim kontrolünde olsa bile yaşadığı bazı sorunlar fark edilmeyebilir. Bireyin eğitim ve öğretim süreci ile doğru orantılı olan olgunlaşma evresinde açığa çıkabilir, bu durumda sorunlar tarama ölçekleri ve testleri ile fark edilebilir.Bu durumda sorunlar tarama ölçekleri ya da öğretmen gözlemleri ile fark edilebilir.

29 A -ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMiNDE 0-36 AY FARKINA VARMA Çocuğun bireysel farklılıkları aile veya çevresi tarafından fark edilmesinden sonra tıbbi açıdan incelenmek ve bu farklılığın nedeni, var olan durumu, ileride ortaya çıkabilecek sorunlar açısından değerlendirilmek üzere tıbbi tanılanması yapılmalıdır. Tıbbi tanılanma doğrultusunda tıbbi tedavi ve rehabilitasyon ile birlikte destek eğitim hizmetleri planlanmalıdır.

30 B-OKUL ÖNCESi DÖNEMDE AY DÖNEMiNDE FARKINA VARMA 1. Tıbbi tanısı konmuş ve okul öncesi eğitime devam etmiyor ise; Bireysel farklılıkları aile ve çevresi tarafından fark edilen birey, tıbbi açıdan incelenmek ve bu farklılığın nedeni, var olan durumu, ileride çıkabilecek sorunlar açısından tıbbi tanılanması yapılmalıdır. Tıbbi tanılama sürecine giren bireyle ilgilenen hekim ve diğer personel özel eğitim gerektirdiği düşünülen bireyin ailesini bilgilendirip yönlendirmeli ve ailenin bu bilgileri ve önerileri ne kadar kullanabildiği izlenmeli ve değerlendirilmeli, iyileşme yönünde yapabileceklerini en üst düzeye çıkması sağlanmalıdır.

31 Tanısı konulmuş özel eğitim gerektiren çocuklar için okul öncesi eğitimi zorunludur. Bu eğitim özel eğitim okulları ile diğer okul öncesi eğitim kurumlarında verilir. Gelişim ve bireysel özellikleri dikkate alınarak, özel eğitim gerektiren çocukların okul öncesi eğitim süreleri uzatılabilir Özel eğitim gereksinimleri belirlenmiş ay arasındaki çocuklar için, okul öncesi eğitimi zorunludur ve kaynaştırma uygulamaları temeline dayalı olarak, destek eğitim planları çerçevesinde sürdürülür

32 2. Tıbbi tanısı konmamış ve çocuk okul öncesi eğitime devam ediyor ise; Bu durumda çocuğun öğretmeni tarafından özel eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi, kayda alınması, çocukla ilgili temel bilgiler toplanması, gereksinimlerinin normal sınıfta karşılanması için çalışmalar yapılmalı ve kaydettiği gelişmelerin izlenmesi ve incelenmesini gerektirir. Tıbbi tanılanmasının yapılması için gerekli yönlendirmenin yapılmasının sağlanması gerekmektedir

33 C-ZORUNLU EĞiTiM DÖNEMiNDE FARKINA VARMA Tanılama süreci ;okulda görev yapan bir öğretmen, çocuğun ana-babası ya da diğer bir uzmanın eldeki kanıtlara dayanarak çocuğun özel eğitim gereksinimleri olduğu yönünde belirtiler gösterdiğine ilişkin kaygılarını dile getirmesidir.

34 Bu dönemde öğrenci ile ilgili temel bilgilerin toplanması,bireyin özel eğitim gereksinimlerin belirlenmesi ve kayda alınması ve kaydettiği ilerlemelerin incelenmenin yapılabilmesi için sınıf öğretmeni, rehber öğretmen-psikolojik danışman okul müdürü,öğrenci, anne ve baba işbirliği içinde çalışması gerekmektedir

35 2)HEKİME BAŞVURMA Tıbbi değerlendirme ve tıbbi tanılama yapılır. Hekim Kaba değerlendirme ve ayrıntılı değerlendirme yapar.. Kaba değerlendirme olarak yetersizliğin oluş nedeni,yeri, oluş zamanını ve nedeni ile ilgili sorular sormasını içerir.

36 Ayrıntılı değerlendirme olarak biyopsi,kan tahlili, emar vb. ayrıntılı olarak bireyi değerlendirir. Tıbbi değerlendirme neticesinde gerekli görülürse tıbbi rehabilitasyon yapılabilir.Tıbbi rehabilitasyon bireyi gerekli görürse ameliyat etme,araç gereç sağlama vb. süreçleri içerir

37 3)RAM Ram düzeyinde psikolojik değerlendirme psikolojik tanılama yapılır. Psikolojik tanılama: Zeka, kişilik, uyum testlerini içerir. RAM bünyesinde kaba ve ayrıntılı değerlendirme yapılır. Ölçüt norma dayalı olarak yapılır. Ram bünyesinde:

38 1-) Eğitsel Tanılama, İzleme,Değerlendirme Ekibi: (ETİDE) Eğitsel değerlendirmeyi yapan ekibi oluşturur. Ram bünyesinde bulunan bir ekiptir. Eğitsel değerlendirmenin kaba değerlendirmesi bu ekip tarafından yapılır. Eğitsel değerlendirme yapılabilmesi için eğitsel tanılama yapılmaktadır. Burada öğrenciye yönelik olarak yapılan bireysel öğretim planı yapılır. Bunun için kaba değerlendirme yapılır. Kaba değerlendirme: Kontrol listesi, Gözlem,Görüşme, Portfolyo –dosya değerlendirmesini içerir

39 Görüşme Bireyin yakınlarından birinin görüşlerine dayalı olarak bireyin gelişim ve disiplin alanındakileri kabaca belirlemek. Görüşme aynı zamanda kontrol listesine dayanak oluşturur.

40 Kontrol listesi Amacı bireyin gelişim ve disiplin alanlarındaki yapabildiklerini belirlemek. Eğitsel performans düzeyini belirlemek. Çocuğun gereksinimlerini ortaya çıkarır.

41 Gözlem Bireyin gözlem yoluyla birebir gelişim ve disiplin alanlarındaki kabaca neler yapabildiğini ortaya çıkarma amaçlıdır.

42 Dosya-değerlendirmesi Amaç gelişim ve disiplin alanındaki yapabildiklerini ortaya koymak.Dosya değerlendirmesi ödev kağıtları, çalışma kağıtları,defterlerini içerir. Ve bununla ile ilgili olarak öğrenci hakkında izlenim edinilir

43 2)ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ KURULU: (ÖEHK) Rehber öğretmen, özel eğitim öğretmeni vb. uzmanlarla öğrenci velisinin bulunduğu bir ekiptir. Aile ile görüşme burada yapılır. Öğrenci ile ilgili olarak aile görüşü alınır. En az sınırlandırılmış eğitim ortamına burada karar verilir. Herhangi bir araç kullanımını içermez.

44 3)EN AZ SINIRLANDIRILMIŞ EĞİTİM ORTAMINA YERLEŞTİRME Bireyin gereksinimleri doğrultusunda amaçları belirlenerek en az sınırlandırılmış eğitim ortamına yerleştirilme kararı verilmektedir.

45 4)BİREYSEL ÖĞRETİM PLANI GELİŞTİRME: (BÖPGB) Eğitsel değerlendirmenin ayrıntılı değerlendirmesi yapılır.Ölçüt bağımlı testler ve Gözlem araçları kullanılır. Öğretimsel amaçlar belirlenir.

46

47 Özel eğitim gerektiren (Zihin Eng.) Çocukların Özellikleri Zihinsel engelli çocukların gelişimleri, normal zekaya sahip olan çocukların gelişiminden bazı farklılıklar taşır. Beslenme, cinsellik gibi biyolojik, sevilme, ödüllendirilme, başarılı olma, kabul görme, uygun bir iş ve eş seçme gibi sosyal gereksinimlerinin karşılanması açısından ise normal çocuklarla aynı istek ve duygulara sahiptirler

48 Zihinsel engelli çocuklara uygun eğitim sağlandığında ve yeterli destek verildiğinde var olan kapasitelerini en üst düzeyde kullanmayı başarabilirler. Bu çocukların gelişim özelliklerini bilirsek, eğitim, davranış yönünden yaklaşımımız çok daha olumlu ve verimli olacaktır

49 Zihinsel Yetersiz Çocukların Özellikleri 1- Bedensel ve Motor Özellikleri 2- Zihinsel Özellikleri 3- Sosyal Özellikleri 4- Kişilik Özellikleri 5- İş ve Çalışma Yaşamı Özellikleri

50 1- Bedensel ve Motor Özellikleri -Beden gelişimleri geri veya tamamen durmuş olabilir -Zeka özrünün getirdiği bir takım bedensel özellikler taşıya bilirler -Baş yapıları farklılık taşıyabilir -Diş deformasyonları,anomalileri ve diş çürükleri çok sık görülür -Beden gelişimleri yaşıtlarına göre ağırdır -Yaşıtlarına göre kaslar gevşek ve güç eksikliği vardır -Yaşıtlarına göre çok sık hasta olurlar -Yaşıtlarından çok daha fazla ve kalıcı sağlık sorunları vardır -Görme, işitme ve ortopedik ek özürleri olabilir -Basit ve karmaşık hareketleri uyum içinde yapmada zorlanırlar

51 2- Çocukların Zihinsel Gelişim Özellikleri -Akademik kavramları geç ve güç öğrenirler. En çok sıkıntı duydukları alandır ve bu alanda en basit bir konuyu öğrenmeleri bile çok tekrar ve uzun bir zaman gerektirir. -Dikkat süreleri kısa ve dikkatleri çok dağınıktır. -İlgileri,konu ne derece çekici olursa olsun kısa sürelidir. -Soyut kavramları çok geç ve güç kavrarlar. Somut kavramları öğrenmeleri bir derece daha kolay olur. Bu nedenle soyut kavramlar öğretilirken somut olaylardan örnek vermek daha kolay öğrenmelerini sağlar. -Zaman kavramı çok geç ve güç yerleşir -Konuşmada sorun yaşarlar. Sözcüklerin yerinde kullanımı, doğru telaffuz etme,cümle kurma alanların da güçlük yaşarlar.

52 Cümleler iki veya en fazla üç sözcükten oluşur, basittir -Konuşmada olduğu kadar söylenileni anlamada güçlük çekerler. Onun için basit cümlelerle tek tek,net bir dil kullanarak konuşmak anlamalarını kolaylaştırır. -Aldıkları bilgileri genelleme, sınıflama yapamazlar -Öğrendiklerini, kazandıkları bir bilgiyi bir başka alana aktarmada çok zorlanırla r ya da bunda başarısız olurlar

53 Yeni durumlara uyum sağlamada güçlük çekerler. Yeni ortamlara girerken gerginlik, direnme ve kaçma eğilimi gösterirler. Bu nedenle yeni ortama girerken bol bol destek göstermek gerekir. -Ufak tefek engeller karşısında hemen pes eder, çabuk yorulup savaşmaktan kaçarlar. -Başladıkları işin ilk basamağında hata yaparlarsa kırılıp işi sonuna kadar sürdürmekten vazgeçerler. -Öğrendikleri ni çok çabuk unuturlar -Uzak gelecekle bir ilgileri yoktur -Algıları, tepkileri basittir -Duygu ve düşüncelerini bağımsız olarak ifade etme gücünden yoksundurlar, desteğe gereksinim duyarlar

54 3-Sosyal Gelişim özellikleri -Kendilerinden yaşça küçük olanlarla arkadaşlık etmekten hoşlanırlar -Yakın çevre ile dostluk kurmada zorlandıkları gibi, bunu sürdürmede başarısızdırlar -Grup içinde başkaları tarafından yönlendirirler -Oyun ve toplum kurallarına uymada zorlanırlar -Desteklenmedikleri sürece giyimlerinde gariplikler olur -Görgü kurallarını öğrenmeleri ve bunları yerine getirmede zorlanırlar -Sosyal ilişkilerinde bencildirler -Sosyal faaliyetlere ilgileri azdır -Sosyal kabul görmelerini sağlayacak becerileri çok azdır veya hiç yoktur

55 4-Kişilik Özellikleri -Kendilerine güvenleri yoktur, bağımsız hareket etmekten çekinirler -Cesaretleri çok kolay kırılır -Amaca ulaşmak için fazla çaba harcamazlar -Geç ve güç dostluk kurdukları gibi dostluk süreleri çok kısadır -Sorumluluk almaktan kaçınırlar -Kendi başlarına bir işe başlama arzuları yoktur -Birlikte oldukları kişinin duygu ve düşüncelerini kabullenmeleri güçtür -Duygularını ifadede güçlük çekerler

56 5-İş Ve Çalışma Özellikleri -Yaşıtları gibi bir iş sahibi olup üretken olmaktan büyük zevk alırlar -Kontrol altında basit pek çok iş yapabilir ve meslek sahibi olabilirler -Parçadan bütüne gidilerek iş öğretildiğinde başarılı olurlar -Monoton işleri yapmada başarılıdırlar

57 -Belli bir grubu mesleki eğitim alabilir. -Bedenen çalışmaktan zevk alırlar -İşlerine bağlıdırlar -Yavaş düşünür, yavaş kavrar ve işlerini yavaş yaparlar -Başarısızlığa uğradıklarında kendilerine olan güvenlerini yitirir ve bir daha o işe dönmeleri zor olur.

58

59 KONU ÖZEL EĞİTİMDE KULLANILAN TEMEL YÖNTEM VE TEKNİKLER

60 Öğretimde Kullanılan İpuçları Özel çocuklar bireysel farklılıklar gösterdiklerinden performansları da birbirinden farklıdır. Bireyin performans alımı esnasında ve öğretim sürecinde bazı ipuçları kullanılmaktadır. İpucu, bireye belli bir uyaranın varlığında doğru tepkide bulunmasını sağlamak amacıyla nasıl davranacağı ve ne yapacağına ilişkin hatırlatmada bulunmadır. İpuçları; sözel ipucu, model olma ve fiziksel yardımı içerir.

61 Sözel İpucu Öğretimde sadece sözel ipucunun kullanılması düşünülüyorsa kullanılacak sözel ipuçlarının birey için anlamı olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Birey için bir anlamı olmayan sözel ipuçları verip bireyin beceriyi gerçekleştirmesini beklemek, bireyi başarısız kılma anlamına gelmektedir. Bu nedenle pek çok durumda sözel ipucu, fiziksel yardım ve model olma ipuçlarıyla birlikte kullanılarak sözel ipuçlarının birey için anlamlı hâle getirilmesi amaçlanmaktadır.

62 Öğretimde kullanılan sözel ipuçlarının bireyler başarılı oldukça geri çekilmesi gerekmektedir. Sözel ipucunun gereksiz ve sık kullanımı amaca hizmet etmediği gibi bağımlılıkta yaratabileceği için zamanında geri çekilmesi önemli noktalardan biridir.

63 Sözel ipucu, kullanırken en çok yapılan hatalardan biri de sözel yönerge ile sözel ipucunun karıştırılmasıdır. Yönerge vermek; çocuğa ne yapacağının söylenmesi, çocuktan bir şey yapmasını istemektir. Sözel ipucu ise çocuğa istenileni nasıl yapacağını hatırlatmak veya ifadelerle çocuğu yönlendirmektir.

64 Model Olma Bir kişinin yaptığı hareketi gözleyerek ve taklit ederek yapma ve öğrenmedir. Beceri öğretiminde model olma ipucunun kullanılabilmesi için bireyin taklit etme becerisine sahip olması gerekmektedir. Ancak, taklit etme becerisi de öğretilebilir bir beceridir

65 Model olmada öğretmen, bireyin o davranışı hangi eliyle, ayağıyla yapmasını bekliyorsa kendisi de o elini ve ayağını kullanarak beceriyi gerçekleştirmelidir. Bunu yaparken öğretmenin, bireyin kullandığı eli tarafında ve hafifçe ona dönerek durması daha uygun olmaktadır.

66 Öğretmen, çocuğun karşısına geçerek model olduğunda, birey öğretmenin beceri basamağını yaptığı eli ya da koluyla beceri basamağını yapmaya çalışmakta ve bu durum karışıklık yaratabilmektedir

67 Model olma ipucu da diğer ipuçlarında olduğu gibi geri çekilmelidir. Model olma, sözel ipuçlarıyla birlikte kullanılır ve öğretim süreci içinde model olmanın ipuçları sistematik olarak geri çekilerek bireyin sadece sözel ipuçlarıyla hareketi yapması sağlanır.

68 Model olma ipucu, hareketin tamamının yapılıp açıklanması ve yönerge verilmesinden, hareketi başlatacakmış gibi bir davranış yapılıp açıklanması ve yönerge verilmesine doğru küçük basamaklar hâlinde geri çekilmelidir.

69 Model olma ipucunun kaç basamakta geri çekileceği, tamamıyla bireye bağlıdır. Öğretmen, bireyin her beceri basamağında ne kadar modele gereksinimi olduğunu saptamalıdır. Eğer model öğretmen dışında başka birisi olacaksa bu kişinin, öğretimi yapılan birey tarafından kabul gören bir kişi olmasına dikkat edilmelidir.

70 Fiziksel Yardım Bir kişiye; el, kol, ayak vb. leriyle yapılan vücut hareketlerini içeren etkinlikleri öğretmek için uygulanan yardımdır. Fiziksel yardım, öğretmenin bireyle birlikte bir beceri basamağının tamamını yapması ve ne yapıldığını söylemesinden; beceri basamağını hiç yapmayıp ne yapılacağının söylenmesine kadar değişen bir süreç içinde uygulanır.

71 Fiziksel yardım uygulanırken sözel ipucu da birlikte verilir. Bireyin beceri basamağını gerçekleştirmesini sağlamak amacıyla uygulanan fiziksel yardım geri çekilerek birey beceri basamağını sözel ipuçlarıyla yapar hâle getirilir. Fiziksel yardım uygulanırken özellikle el ya da kol hareketlerine ipucu verilirken ipucu veren kişinin nerede durduğu önemlidir.

72 Öğretmenin, bireyin arkasına geçerek ve beceri basamağını bireyle birlikte yaparak fiziksel yardım uygulaması, karışıklığı önlemektedir. Fiziksel yardımın amacı, bireye beceri basamağını nasıl yapacağını hissettirmek, zamanla beceri basamağını sözel ipucuyla yapmasını sağlamaktır.

73 El ile fiziksel yardım uygulanırken ilk başta öğretmen, eliyle bireyin elinden ya da kolundan sıkıca tutarak beceri basamağını yaptırır. Daha sonra öğretmen, bireyin beceri basamağına katıldığını hissedince elindeki baskıyı hafifletir.

74 Birey, beceri basamağını yapar hâle geldikçe öğretmenin eli; bireyin bileğine, ön koluna, dirseğine ve omzuna doğru ilerler. Son olarak öğretmen, güçlük hissettiğinde yardım etmek üzere elini, bireyin elinin yakınında bulundurur.

75 Görsel yardım Fotoğraf, resim, noktalar, şekiller gibi görsel malzemeleri ipucu olarak sunmaktır. Örneğin beş tane hayvan ismi söylemesini istediğimiz bireye, kanat çırpma hareketi yaparak kuşu hatırlatmak veya A harfi yazacak bireyin kâğıdına hatırlatmak için noktalı çizgiler yaparak üzerinden geçmesini sağlayarak harfi çizmesini sağlamak, görsel yardımlardır.

76 El-kol işaretleri, yapılması istenen beceriyle ilgili hareketler, işaret yardımı olarak sınıflandığı gibi, görsel yardımlar içerisinde de değerlendirilebilir. Örneğin gel, otur gibi sözel uyaranları anlamayan bireye elimizle gel işareti yapmak, oturmasını istediğimiz yere vurarak oturmasını istediğimizi göstermek gibi.

77 Otistik çocuklar, görsel düşünen ve görsel olarak daha iyi öğrenen bireylerdir. Bu nedenle görsel ipuçları bir beceriyi bağımsız yapmayı öğrenmelerinde TEACCH, PECS gibi birçok programda etkili bir şekilde kullanılmaktadır.

78 Sözel, görsel, model olma ve fiziksel yardım ipuçları ile bunların her birinin kendi içindeki basamaklarıyla ilgili ipuçları geri çekilirken bireyin özellikleri dikkate alınmalı ve ipuçları sistematik bir şekilde çekilmelidir. Birey çalışılan basamakta başarısız olursa öğretmenin ipuçlarını hızlı çektiği düşünülebilir. Bu durumda öğretmen, önceki basamakta kullanılan ipucuna geri dönerek çalışmaya devam etmelidir.

79 Şekil Verme Şekil verme, bireye yeni bir davranışın kazandırılması, var olan davranışlarının artırılması ya da gerçekleştirmesinde kullanılan temel süreçlerden biridir. Şekil verme, bir davranışın öğelerinin birkaçının pekiştirilmesini ve diğer öğelerinin pekiştirilmemesini ya da sönmesini içerir.

80 Başlangıçta gösterilen davranışlardan hedef davranışa yakın olan başarılı davranışlar pekiştirilirken sonra bu davranışların pekiştirilmesine son verilerek davranış çeşitlendirilir ve aralarından hedef davranışa yakın olan davranışlar seçilip tekrar pekiştirilerek hedef davranışın oluşumu sağlanır. Şekil verme sürecinde sadece hedef davranış değil, hedef davranışa ulaşmayı sağlayan her tepki pekiştirilir.

81 Böylece bireylerden, davranışın son şeklini beklemek yerine, bireyin gösterdiği küçük ilerlemeler pekiştirilerek davranışa şekil verilir.

82 Doğrudan Öğretim (Açık Anlatım) Yöntemi Doğrudan öğretim yöntemi "tümdengelim ya da açık anlatım yöntemi" olarak da adlandırılmaktadır. Bu öğretim yöntemi, hem düzenli bir programı hem de araçların kullanımında sistematik olmayı gerektirmektedir.Bu öğretim yönteminde ayırt edici öğrenme sürecinden yararlanılmaktadır

83

84 Örneğin "üçgen" kavramı için ilişkili nitelik üç kenarı ve üç köşesinin olmasıdır. Üçgeni temsil eden nesnenin büyüklüğü, malzemesi gibi nitelikler ilişkisiz niteliklerdir. Kavramın olumlu örnekleri, kavramı tanımlayan nitelikleri gösterir. Kavramın olumsuz örnekleri ise kavramı tanımlamayan nitelikleri gösterir.

85 Örneğin "üçgen" kavramının olumlu örnekleri "plastik üçgen", "tahta üçgen", "karton üçgen"dir. Üçgen kavramının olumsuz örnekleri ise "plastik kare", "tahta daire", "karton dikdörtgen"dir. Kavramın olumlu ve olumsuz örnekleri hazırlanırken örnek sayısının çok olmasına ve ilişkisiz niteliklerin değişmesine dikkat edilmelidir. Daha sonra, bireye olumlu ve olumsuz örnekler sunulmalı, bireyin doğru tepkileri pekiştirilmeli, yanlış tepkiler görmezlikten gelinip tekrar sunu yapılmalıdır. Böylece ayırt edici pekiştirmelere yer verilerek öğrenme gerçekleştirilmelidir.

86 Basamaklandırılmış Yöntem Basamaklandırılmış yöntemin öğretim süreci "yap", "göster", "söyle" ve "yaz" basamaklarına ilişkin etkinlikleri içermektedir. Yap, göster, söyle ve yaz basamaklarında uygulayıcının gerçekleştirdiği hareketin her biri birey tarafından bir karşı hareketi gerektirir. Bireyler, uygulayıcı beceri yaparken görürler, beceriyi açıklamasını dinlerler. Daha sonra bireyler beceriyi kendileri yaparlar, gösterirler, ne yaptıklarını söylerler ve yazarlar.

87 Basamaklandırılmış yöntemle öğretim yapılırken bireyden; yaparak, göstererek, sözlü ve yazılı dil kullanarak bir tepkide bulunması beklenmektedir. Birey, doğru tepki verdiğinde davranışı pekiştirilmekte, yanlış tepki verdiğinde öğretime geri dönülmektedir.

88 Yap Basamağı "Yap" basamağında uygulayıcı, gerçek nesneleri kullanır ve birey de cevaplarını gerçek nesneler kullanarak verir. "Yap" basamağı, bireylerin birbirleriyle ve uygulayıcı ile aralarında yakınlık kurmalarına yardımcı olur. Bireyin gruba katılımını sağlamak için kullanılan etkili bir öğretim yoludur. Bu basamak "yap-yap", "yap-göster", "yap-söyle", "yap- yaz" alt basamaklarından oluşmaktadır.

89 Göster Basamağı "Göster" basamağında uygulayıcı, bireye görsel bir uyaran verir ve bireyden doğru tepki vermesi beklenir. Uygulayıcı, uyarıcıları bireyin görebileceği şekilde sunar. Bu basamak "göster-yap", "göster-göster", "göster-söyle", "göster-yaz" alt basamaklarından oluşmaktadır.

90 Söyle Basamağı "Söyle" basamağında uygulayıcı, bireye sembolik uyaranı sözlü olarak verir ve bireyden de doğru tepki vermesi beklenir. Bu basamak "söyle-yap", "söyle- göster", "söyle-söyle", "söyle-yaz" alt basamaklarından oluşmaktadır.

91 Yaz Basamağı "Yaz" basamağında uygulayıcı, bireye sembolik uyaranı yazılı olarak verir ve bireyden de doğru tepki vermesi beklenir. Bu basamak "yaz-yap", "yaz- göster", "yaz- söyle", "yaz-yaz" alt basamaklarından oluşmaktadır.

92 İleri Zincirleme Yöntemi İleri zincirleme yöntemine göre öğretim yapabilmek için performans alımı öncesi hazırlanan beceri analizinin, ilk yapılandan son yapılana doğru düzenlenmesi gerekir. Öğretim yapılırken ilk işlem basamağı (birinci temel beceri) üzerinde durulup diğer işlem basamaklarının (diğer temel becerilerin) öğretimi yapılmaz.

93 Birey, ilk işlem basamağını bağımsız olarak gerçekleştirdikten sonra ikinci işlem basamağına geçilir. Farklı materyal beceriler yer aldığı için iş eğitimiyle ilgili becerilerin öğretiminde daha çok ileri zincirleme yöntemi kullanılır.

94 Geriye Zincirleme Yöntemi Geriye zincirleme öğretim yönteminin kullanılabilmesi için performans alımı öncesinde hazırlanan beceri analizinin tersine zincirlemeye göre yapılması gerekir. Yani beceri analizi son yapılandan ilk yapılana doğru düzenlenerek oluşturulmalıdır. Öğretim yapılırken son işlem basamağı üzerinde durulur; diğer işlem basamaklarının öğretimi yapılmaz

95 Birey, son işlem basamağında bağımsızlığa ulaşınca sondan bir önceki işlem basamağının öğretimine geçilir. Her oturumda bireyin bağımsız gerçekleştirdiği basamakları da yaparak beceriyi tamamlaması istenir. Geriye zincirleme yöntemi her beceri için uygun olmayabilir

96 Özellikle giyinme becerilerinde ve bazı mesleki becerilerde geriye zincirleme yönteminin diğer yöntemlere göre daha etkili olduğu bilinmektedir. Bunun nedeni; bireyin başlangıçta gerçekleştirmesini beklediğimiz becerinin oldukça az sayıda işlem basamağını içermesi, kolaylıkla başarıya ulaşmasının mümkün olması ve diğer basamakların öğretimi yapılırken bağımsızlığa ulaştığı işlem basamaklarını da tekrarlamasıdır.

97 b. Tüm Beceri Yöntemi Tüm beceri yönteminin kullanılabilmesi için performans alımı öncesi hazırlanan beceri analizinin, ileri zincirlemeye göre yapılması gerekir. Bu yöntemin uygulanması sırasında becerinin bütün işlem basamakları için öğretim yapılır. Her öğretim oturumunda beceri basamaklarındaki ipuçları yavaş yavaş çekilerek becerinin tümü gerçekleştirilmeye çalışılır.

98 c. Uygulamalı Davranış Analizi- UDA Bireyin davranışlarını ve bu davranışlarla ilişkili çevresel özelliklerin ölçülebilir tekniklerle analiz edilmesine dayanan bu yöntem, birçok davranışın çevresel faktörler aracılığıyla ödüllendirildiği ya da cezalandırıldığı ilkesini temel almaktadır.

99 Uygulamalı davranış analizi çalışmaları; uygun ve istenilen davranışları artırmayı, bireye yeni davranışlar kazandırmayı, bu davranışların farklı ortamlara ve yeni karşılaşılan durumlara genellenmesini sağlamayı, uygun olmayan ve istenmeyen davranışların ortaya çıkmasını engellemek amacıyla çevresel düzenlemeler yapmayı, çevresel düzenlemelere karşın ortaya çıkması engellenemeyen davranışların yinelenme olasılığını azaltmayı, kazanılan uygun davranışların ve davranış değişikliklerinin kalıcı olmasını hedeflemektedir.

100 Zihin yetersizliği olan bireylerde artırılması ve kazandırılması hedeflenen davranışlara; sosyal beceriler, iletişim becerileri, oyun ve taklit becerileri, öz bakım ve günlük yaşam becerileri örnek verilebilirken azaltılması ya da ortadan kaldırılması hedeflenen davranışlara ise öfke nöbetleri, kendini uyarıcı davranışlar, ısırma, bağırma, vurma gibi kendine ve çevresine zarar verici davranışlar verilebilir.

101 Uygulamalı davranış analizi uygulamalarında ilk aşamada hedef davranışın ne olduğu belirlenir ve bu davranışın tanımı yapılır. Bu süreçte sistemli bir gözlem ve kayıt tutma tekniğinden yararlanılır. Davranış değiştirme yöntemine karar verildikten sonra bu yöntem uygulanır ve aynı gözlem ve kayıt tutma teknikleriyle sürekli veri toplanarak müdahalenin etkililiği değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucunda uygulamanın sürdürülmesi, uyarlanması ya da kesilmesi yönünde karar alınır

102 Ayrık Denemelerle Öğretim Yöntemi Lovaas Yöntemi olarak da adlandırılan ayrık denemelerle öğretim, temeli uygulamalı davranış analizine dayanan geleneksel öğretim yöntemlerinden biridir. Bu öğretim yönteminde davranışın öncülü, davranış ve davranışın sonucundan oluşan denemeler art arda sunulur. Öğretimin "öncül' aşamasında bireye bir soru, yönerge sunulur ya da bir araç yöneltilir.

103 Örneğin uygulamacı elindeki arabayı göstererek "Bu nedir?" diye sorar. Yöntemin ikinci aşaması olan "davranış" boyutunda bireyden doğru ya da yanlış bir tepki beklenir. Birey hiç tepki de vermeyebilir. "Sonuç" bölümünde ise bireyin tepkisine uygun yaklaşımda bulunulur. Doğru tepkiler pekiştirilir, yanlış tepkilerde ise hata düzeltmesi yapılır ya da yönerge yeniden sunulabilir. Yöntemin son aşaması ise "denemeler arası süre"dir. İkinci uygulamaya geçmeden önce bireyin 4-5 saniye kadar dinlenmesine, pekiştireci kullanmasına izin verilir.

104 Ayrık denemelerle öğretimde birey, ipuçları yardımıyla belli davranış ya da becerileri yapar duruma geldiğinde bu ipuçları yavaş yavaş ortadan kaldırılır. Yaygın gelişimsel bozuklukları olan bireylere taklit, eşleme ve gruplama, alıcı dil ve öz bakım becerilerinin kazandırılmasında ayrık denemelerle öğretim yöntemi yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemin en önemli avantajı kolay uygulanabilirliği ve bazı bireylerin hedef davranışları kolay kazanabilmeleridir. Dil becerilerinin işlevsel kullanılamaması ve kazanılan davranışların genellenebilirlik aşamasındaki güçlükleri ise bu yöntemin sınırlılıklarını oluşturmaktadır.

105 Fırsat Öğretimi Yöntemi Bu yöntemde de ayrık denemelerle öğretim yönteminde olduğu gibi uygulama art arda yapılan denemelerle sunulmaktadır. Ancak ilk girişim birey tarafından başlatılır ve bireyin iletişimsel çabaları pekiştirilir. Bu yöntemde uygulamacı, bireyin herhangi bir nesneyi istemesini ya da iletişimi başlatacağı anı bekler. Bu girişim çabası, bireyin yaş ve performansına bağlı olarak sözel davranış ya da işaret etme, ağlama gibi sözel olmayan biçimlerde gerçekleşebilir.

106 Birey iletişimi başlattıktan sonra uygulamacı "Ne istiyorsun?, "Bunu mu istiyorsun?" gibi sözel ifadelerle bireyin başlattığı konuyu genişletmesini sağlar. Bu aşamada bireyden biraz daha gelişmiş iletişimsel davranışlar beklenir ve gereken durumlarda model olunur. Bireyden doğru tepkiler alınamazsa uygun sözel ifadeler kullanılır ya da ipuçları sunulur. Eğer bireyden uygun iletişim tepkisi alınırsa, uygulamacı tepkinin doğruluğunu onaylayarak bireyin istediği nesneyi sunar.

107 Olumlu Davranış Desteği (İşlevsel Analiz) Yöntemi İşlevsel analiz uygun olmayan davranışların, elde etme, kaçma/kaçınma gibi belli işlevleri yerine getirdiği ve uygun davranış dağarcığı yetersizliğinden kaynaklandığını ileri süren bir yöntemdir. İşlevsel analiz, yalnızca bireyin problem davranışının azaltılmasını değil, aynı zamanda bu problem davranışın işleviyle aynı olan yeni bir davranışın öğrenilmesini de amaçlamaktadır. Bu yöntemde davranışa zemin hazırlayan öncüller ve uyaranlar yapılandırılmaktadır.

108 Yaygın gelişimsel bozukluğu olan bireylerde görülen öfke nöbetlerinin başkalarının ilgisini çekmek, nesne, kişi ya da etkinliklerden kaçınmak, nesne ya da etkinlik elde etmek amacıyla ortaya çıktığı, kendini uyarıcı davranışların ise duyusal haz elde etme işlevini yerine getirdiği belirtilmektedir.

109 Bu tür olumsuz davranışların yerine uygun davranışların kazandırılması sürecinde öncelikle uygun olmayan davranışların tanımının yapılması ile işebaşlanır. Bu davranışları ortaya çıkaran öncüller ve davranış sonrası sonuçlar belirlenir. Bu davranışların işlevlerinin neler olduğu belirlenerek alternatif davranışlar planlanır ve öğretim programı hazırlanır.

110 Temel Tepki Öğretimi (TTÖ)Yöntemi Temel tepki öğretimi, Robert Koegel ve arkadaşlarının çalışmalarından ortaya çıkan ve uygulamalı davranış analizinin (UDA) ilkelerini temel alan uygulamalı davranış eğitimidir.

111 Bu araştırmacılar bireyin gelişim aşamalarında temel rolü olan becerileri öğreterek diğer davranışların da kazanılmasını hedeflemişlerdir. Yaygın gelişimsel bozukluğu olan bireylerin karşılıklı iletişimi sürdürememe, başkaları tarafından başlatılan iletişim sürecine tepkisiz kalma, uygun olmayan jest ve mimik kullanma, göz kontağı kuramama gibi sorunları için temel becerilerin model olma yoluyla öğretilmesiyle uygun olan davranışları ayırt eder duruma gelmelerini amaçlamışlardır.

112 Temel tepki öğretimindeki temel kavramlar, güdülenme ve çoklu uyaranlardır. Güdülenme, çoklu ipuçlarına tepki verme, kendini yönetme, iletişimi kendisinin başlatma davranışı olarak ortaya çıkmaktadır. Sosyal iletişimi başlatması, dil ve akademik gelişimleri için uyaran girdisi sağlanarak bireye öğrenme fırsatı sunulabilir

113 Güdülenmeyle yaygın gelişimsel bozukluğu olan bireylerin sosyal ve akademik uyaranlara tepkilerini arttırmak aynı zamanda karşılıklı sosyal etkileşim sürecinde ortaya çıkabilecek davranış problemlerini azaltmak mümkün olabilecektir. Güdülenme sürecinde etkili olan faktörler; bireyin kendi başına seçim yapması, farklı becerileri kazanması ve yeni öğrenilen becerileri var olan becerilerle birlikte kullanması doğal bir pekiştirme sürecidir.

114 Birey tarafından seçilen oyuncaklar, etkinlik ya da materyaller seçim yapma aşamasını oluşturur. İkinci basamakta, bireyin iyi düzeyde performans gösterdiği becerilerin arasına yeni öğreneceği beceriler eklenerek olumlu deneyimler sağlanması ve pekiştireç alması amaçlanır. Güdülenmenin en son aşaması ise bireyin olumlu sosyal ve iletişimsel tepkilerinin pekiştirilmesidir.

115 Doğal pekiştireç kullanımı, öğrenmeyi ve beceri kazanımını hızlandırmaktadır. Doğal pekiştirmeler doğrudan ve beceriyle ilişkili işlevselliği olan pekiştirmeler olarak tanımlanabilir. Birey hedef tepki verdiğinde, ödülü doğal olarak elde edebilecektir.

116 Güdülenme yöntemi otizmli bireylere alıcı ve ifade edici dil becerilerinin, kendi kendine yardım becerilerinin, okuma yazma, boyama, yapıştırma gibi akademik becerilerin, olumsuz davranışları azaltma ve uygun davranışları geliştirme, etkinliklere katılma gibi sosyal becerilerin öğretilmesinde kullanılabilir.

117 Güdüleme sürecindeki diğer önemli bir alan kendi kendini yönetmedir. Kendi kendini yönetme bireyin sahip olduğu uygun davranışları kendisinin başlatması ve sosyal farkındalık geliştirerek bireyleri ayırt edebilmesidir.

118 Temel tepki öğretimindeki diğer kavram çoklu uyaranlara dikkati sağlamadır. Otizmli bireylerin sosyal ve iletişim becerilerini öğrenme, genelleme yapma güçlüklerinin çoklu uyaranlara tepki vermemelerinden ve aşırı uyaran seçiciliğinden kaynaklandığı belirtilmektedir. Aşırı uyaran seçiciliğini azaltmak için yaygın gelişimsel bozukluğu olan bireylere çoklu ipuçlarına tepki verilmesi öğretilmelidir

119 Ev, okul ve toplumsal yaşam içerisine çoklu ipuçları dâhil edilerek bireylerin aşırı uyaran seçicilikleri önlenebilir. Örneğin renk öğretimi için ev ortamında giysileri kullanarak evde çoklu ipuçlarının öğretimi yapılabilir. Sınıf ortamlarında öğretmenler, bireye etkinlikte kullanması için verilecek aracın rengini tercih etmesini talep ettiğinde farklı renklerde keçeli kalem, pastel boyalar, kalemler sağlayabilir. Toplumsal ortamda ise otizmli bireylere trafik işaretlerini, renkleri, yer bildiren işaretler, otobüs yönleri öğretilebilir.

120 Yanlışsız Öğretim Yöntemi Yanlışsız öğretim tekniği geleneksel yöntemlere göre daha az hatanın gerçekleştiği varsayılan yöntemdir. Yanlışsız öğretim, uyaran ya da hedef davranış ile ilgili araç gereçlerin programlanarak sunulması olarak açıklanmıştır. Bu programlamayla, bireyin üzerinde çalışılan davranışa ilişkin doğru tepkide bulunması amaçlanmaktadır

121 Bu öğretim; hata düzeyinin düşük olması, bireyin daha fazla pekiştireç alması, öğrenen ile öğreten arasında olumlu etkileşim kurulması nedeniyle öğretim sırasında uygun olmayan davranışlar daha az ortaya çıkar. Bu öğretim yöntemi tepki ipuçlarının sunulduğu ve uyaran ipuçlarının kullanıldığı öğretim yöntemlerinden oluşmaktadır

122 1.Tepki İpuçlarının Sunulduğu Öğretim Yöntemleri Sabit Bekleme Süreli Öğretim Eş Zamanlı İpucuyla Öğretim Artan Bekleme Süreli Öğretim Davranış Öncesi İpucu ve Sınamayla Öğretim Davranış Öncesi İpucu ve Silikleştirmeyle Öğretim Aşamalı Yardımla Öğretim İpucunun Giderek Artırılmasıyla Öğretim İpucunun Giderek Azaltılmasıyla Öğretim

123 2. Uyaran İpuçlarının Kullanıldığı Yöntemler İpucunu Silikleştirmek İpucuna Şekil Vermek Hedef Uyarana İpucu Eklemek

124

125 KONU ÖZEL EĞİTİME GEREKSİNİM DUYAN BİREYLERİN YARARLANDIĞI EĞİTİM ORTAMLARI

126 Her ülkenin özel eğitim anlayışı farklıdır Bu anlayışı belirleyen ölçütler: ekonomi-toplumsal-kültürel-eğitim yapısı ve eğitim birikimidir (geçmişten günümüze eğitimdeki uygulamalardır) 1951 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı olan Sağır-Dilsiz (işitme engelli) ve Körler (görme engelliler) Okulunun Milli Eğitim Bakanlığına devredilmesini düzenleyen 5822 sayılı yasa çıkarılmıştır Bu yasa özel eğitimin Türk Milli Eğitiminin örgün eğitim çalışmaları arasında yürütülmesinin başlangıcı olmuştur (Özsoy, 1983: 192)

127 Engellilere ilişkin özel eğitim esaslarının düzenlenmesi, tarihli 4216 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca tarihli 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kararlaştırılmıştır Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin hükümlerine göre Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği tarih ve sayı ile resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir Günümüzde özel eğitim hizmetleri bu yönetmeliğe göre yürütülmektedir

128 Milli Eğitim Bakanlığı (2000: Madde: 4) ise özel eğitimi, özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim ve sosyal gereksinimlerini karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri ile özel eğitim gerektiren bireylerin bireysel yeterliliklerine dayalı, gelişim özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülen eğitim olarak tanımlamıştır

129 Özel eğitim ilgili tanımları çoğaltabiliriz Ancak bizim amacımız tanımları çoğaltmak değildir Tarihsel süreç içinde “özel eğitim”deki değişim ve kapsamı vurgulamaktır Tanımların ortak yanları, normal çocukların gelişim ve özelliklerinden ayrılan çocuklar, bireyin bağımsız yaşamanı sürdürebilmesi için bireye sunulan eğitim olarak değerlendirebilir

130 Özel Eğitim Gerektiren Bireylerin Engellerine Göre Sınıflandırılması Sürece bağlı olarak özel eğitimdeki gelişmeler dikkate alınarak bir sınıflandırılma oluşturulmuştur Bir zamanlar özür sözcüğü kullanılırken daha sonra engel sözcüğü kullanılmıştır En son olarak yetersizlik sözcüğü kullanılmaktadır Enç, Çağlar ve Özsoy ‘un (1987: 8) Yaptığı Sınıflama Kırcaali-İftar’ın (1998: 3) Yaptığı Sınıflama MEB‘in (2000:3) Yaptığı Sınıflama

131 I.Beden Özellikleri Yönünden 1Görme Özürlü Olanlar A) Kör B) Az Gören 2 İşitme Özürü Olanlar A) Sağır B) Ağır İşitenler 3 Konuşma Özürü Olanlar 4 Ortopedik Özürlü Olanlar 5 Sürekli Hastalığı Olanlar

132 II Zihin Özelikleri Yönünden 1 Üstün Olanlar A) Üstün Zekalılar B) Üstün Özel Yetenekliler 2 Geri Olanlar A) Eğitilebilir Geri Zekalılar B) Ağır Derecede Geri Zekalılar

133 III Uyum Özellikleri Yönünden 1 Duygusal Güçlüğü Olanlar 2 Sosyal Uyumsuzluğu Olanlar A) Suça Yönelmiş Çocuklar B) Suçlu Çocuklar C) Korunmaya Muhtaç Çocuklar

134 IV Öğrenme Güçlüğü Olanlar

135 Özel Eğitim Hizmetlerinden Yararlanma Biçimi Özel eğitim gereksinimi olan birey, ailesi veya gönderen kaynak tarafından ; - Millî eğitim müdürlüğüne, - Rehberlik ve araştırma merkezi müdürlüğüne, - En yakın özel eğitim kurumuna, - En yakın okula doğrudan başvurabilmektir

136 Özel eğitim gereksinimi olan bireyin eğitsel tanılaması il ve ilçelerdeki rehberlik ve araştırma merkezlerinde oluşturulan eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi tarafından yapılır Bu tanılamada bireyin; - Zihinsel, fiziksel, duygusal, sosyal gelişim öyküsü, - Tıbbî ve psiko-sosyal değerlendirme raporu, - Bireysel yeterliliklerine dayalı gelişim özellikleri, - Eğitim hizmetlerinden yararlanma süresi, - Eğitim performansı dikkate alınarak yöneltme raporu düzenlenir

137 İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan “İl Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu” yöneltme raporu çerçevesinde, kaynaştırma uygulamalarına, özel eğitim sınıflarına veya özel eğitim kurumlarına “yerleştirilmesi” kararı alınır Bu karar doğrultusunda özel eğitim gerektiren birey özel eğitim hizmetlerinden yararlanmaya hak kazanır

138 Kaynaştırma yoluyla eğitim (1) Kaynaştırma yoluyla eğitim; özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini, destek eğitim hizmetleri de sağlanarak yetersizliği olmayan akranları ile birlikte resmî ve özel; okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan özel eğitim uygulamalarıdır.

139 (2) Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamalarında aşağıdaki hususlar dikkate alınır: a) Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, eğitimlerini öncelikle yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı kurumda sürdürmeleri sağlanır.

140 b) Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler kaynaştırma yoluyla eğitimlerini, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı sınıfta tam zamanlı sürdürebilecekleri gibi özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak da sürdürebilirler. Yarı zamanlı kaynaştırma uygulamaları, öğrencilerin bazı derslere yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte aynı sınıfta ya da ders dışı etkinliklere birlikte katılmaları yoluyla yapılır.

141 c) Eğitim hizmetleri, bireylerin eğitim performansına ve öncelikli ihtiyaçlarına göre planlanır. ç) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrenciler, yetersizliği olmayan akranlarıyla aynı sınıfta eğitim görmeleri hâlinde kayıtlı bulundukları okulda uygulanan eğitim programını; özel eğitim sınıflarında ise sınıfın türüne göre bu Yönetmeliğin 26 ncı ve 27 nci maddelerinde belirtilen eğitim programını takip ederler. Öğrencilerin takip ettikleri programlar temel alınarak eğitim performansı ve ihtiyaçları doğrultusunda BEP hazırlanır.

142 d) Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulaması yapılan okul ve kurumlarda, bu Yönetmeliğin 73 üncü maddesinde yer alan hükümler doğrultusunda BEP geliştirme birimi oluşturulur. e) Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamaları yapılan okul ve kurumlarda öğrencinin yetersizliğine uygun fiziksel, sosyal, psikolojik ortam düzenlemeleri yapılır. Bu okul ve kurumlarda öğrenciye verilen eğitim hizmetlerinin etkin bir biçimde yürütülebilmesi amacıyla özel araç-gereç ile eğitim materyalleri sağlanır ve destek eğitim odası açılır.

143 f) Kaynaştırma uygulamaları yapılan okul ve kurumlardaki personel, diğer öğrenciler ve onların aileleri özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin özellikleri hakkında okul idaresince yapılan planlama doğrultusunda RAM, BEP geliştirme birimindeki ilgili kişilerce bilgilendirilir.

144 g) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden bireylerin bulunduğu sınıflarda sınıf mevcutları; okul öncesi eğitim kurumlarında özel eğitime ihtiyacı olan iki bireyin bulunduğu sınıflarda 10, bir bireyin bulunduğu sınıflarda 20 öğrenciyi geçmeyecek şekilde düzenlenir. Diğer kademelerdeki eğitim kurumlarında ise sınıf mevcutları; özel eğitime ihtiyacı olan iki bireyin bulunduğu sınıflarda 25, bir bireyin bulunduğu sınıflarda 35 öğrenciyi geçmeyecek şekilde düzenlenir.

145 h) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin destek eğitim hizmeti almaları için gerekli düzenlemeler yapılır. Bu doğrultuda destek eğitim hizmetleri, sınıf içi yardım şeklinde olabileceği gibi destek eğitim odalarında da verilebilir. ı) Özel eğitim okul ve kurumlarına devam eden öğrencilerin kaynaştırma uygulamaları kapsamında, yetersizliği olmayan akranlarının devam ettiği okul ve kurumlarda bazı derslere ve sosyal etkinliklere katılması için gerekli tedbirler alınır.

146 i) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin yetersizlik türü, eğitim performansı ve ihtiyacına göre; araç-gereç, eğitim materyalleri, öğretim yöntem ve teknikleri ile ölçme ve değerlendirmede gerekli tedbirler alınarak düzenlemeler yapılır. j) Kaynaştırma uygulamaları ilköğretim programlarını uygulayan özel eğitim okul ve kurumlarında; yetersizliği olmayan öğrencilerin, yetersizliği olan öğrencilerle aynı sınıfta eğitim görmeleri yoluyla ya da yetersizliği olmayan öğrenciler için bu okul ve kurumların bünyesinde ayrı sınıf açılması şeklinde de uygulanabilir.

147 k) Yetersizliği olmayan öğrenciler, istekleri doğrultusunda, çevrelerindeki özel eğitim okullarında açılacak sınıflara kayıt yaptırabilirler. Bu sınıfların mevcutları 5’i özel eğitime ihtiyacı olan birey olmak üzere okul öncesi eğitimde en fazla 14, ilköğretim ve ortaöğretimde 20, yaygın eğitimde 10 öğrenciden oluşur.

148 Özel eğitim sınıflarının açılması (1) Özel eğitime ihtiyacı olan ve ayrı bir sınıfta eğitim almaları uygun bulunan bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile bir arada eğitim görmeleri amacıyla her tür ve kademedeki resmî ve özel okul ve kurumlarda, özel eğitim hizmetleri kurulunun önerisi doğrultusunda millî eğitim müdürlükleri tarafından özel eğitim sınıfları açılabilir. (2) Bu okul ve kurumlarda, uygulanacak eğitim programı temel alınarak iki tür özel eğitim sınıfı oluşturulur.

149 Bulunduğu okulun veya kurumun eğitim programını uygulayan özel eğitim sınıfları (1) (Değişik cümle:RG-21/7/ ) Zorunlu öğrenim çağındaki bireylerden ilköğretim kurumları programlarını veya ortaöğretim kurumları programlarını takip edebilecek durumda olan bireyler için açılan özel eğitim sınıflarında, eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır:

150 a) Özel eğitim sınıflarında aynı tür yetersizliği olan öğrenciler eğitim görür. b) Özel eğitim sınıflarında görme, işitme ve zihinsel engelliler sınıf öğretmenleri görev yapar. Bu sınıflara, öğrencilerin yetersizlik türüne göre öğretmen görevlendirmesi yapılır.

151 c) (Değişik:RG-21/7/ ) Görme ve işitme yetersizliği olan öğrenciler için açılan sınıflarda birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılır ve bu öğrencilerin 5 inci sınıftan itibaren akranlarıyla aynı sınıfta eğitim görmeleri sağlanır. 1-4’üncü sınıflarda dersler sınıf öğretmenleri tarafından okutulur. Ancak, yabancı dil ile din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin alan öğretmenlerince okutulması esastır. Alan öğretmeni tarafından okutulan derslere sınıf öğretmeni de katılır.

152 ç) (Değişik:RG-21/7/ ) Zihinsel yetersizliği veya otizmi olan öğrenciler için açılan 1-4 ve 5-8 inci sınıflarda birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılır. 1-4 ve 5-8 inci sınıflarda dersler sınıf öğretmenleri tarafından okutulur. Ancak, özel yetenek gerektiren dersler ile din kültürü ve ahlak bilgisi ve yabancı dil derslerinin alan öğretmenleri tarafından okutulması esastır. Alan öğretmeni tarafından okutulan derslere sınıf öğretmeni de katılır.

153 d) (Mülga:RG-21/7/ ) e) Bu sınıflardaki öğrenciler, bulundukları okul veya kurumda uygulanan eğitim programını takip ederler. Bu program temel alınarak, öğrencilerin eğitim performansları ve ihtiyaçları doğrultusunda BEP’leri hazırlanır. f) Özel eğitim sınıflarının mevcudu en fazla; okul öncesi eğitimde ve ilköğretimde 10, ortaöğretim ve yaygın eğitimde 15 öğrenciden oluşur. Ancak, otistik çocuklar için her tür ve kademede açılan özel eğitim sınıflarında ise sınıf mevcudu en fazla 4 öğrencidir

154 g) Özel eğitim sınıfını tamamlayan öğrencilere kayıtlı bulunduğu okulu veya kurumu tamamlayan yetersizliği olmayan diğer öğrencilere verilen belge verilir. ğ) Bu sınıflar ders, dinlenme, yemek ve diğer etkinlik saatleri bakımından okulda/kurumda uygulanan programa uyarlar. h) Sınıfların okul/kurum içindeki yeri, öğrencilerin yetersizlik türü dikkate alınarak belirlenir.

155 ı) Öğrencilerin akranlarıyla bir arada bulunduğu ders, yemek ve diğer etkinlik saatlerinde sosyal uyumlarına yönelik düzenlemeler yapılarak gerekli koruyucu tedbirler alınır. i) Okul ve kurumlarda özel eğitim sınıfına devam eden öğrencilerin, yetersizliği olmayan akranları ile alan dersleri ve sosyal etkinlikleri bir arada yapmalarını sağlamaya yönelik düzenlemeler yapılır.

156 j) Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumları bünyesinde özel eğitim sınıfları açılabilir. Bu sınıflarda; okul veya kurumun eğitim programı, okulun fizikî şartları ve personel durumu, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin yetersizliği ve gelişim özellikleri ile bireysel yeterlilikleri dikkate alınarak gerekli düzenlemeler yapılır

157 Destek Eğitim Odası (1) Okul ve kurumlarda, yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte aynı sınıfta eğitimlerine devam eden özel eğitime ihtiyacı olan öğrenciler ile üstün yetenekli öğrenciler için özel araç-gereçler ile eğitim materyalleri sağlanarak özel eğitim desteği verilmesi amacıyla destek eğitim odası açılır.

158 (2) Destek eğitim odasında eğitim-öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır: a) Destek eğitim odaları, özel eğitim hizmetleri kurulunun önerisi doğrultusunda millî eğitim müdürlükleri tarafından açılır. b) Destek eğitim alacak öğrenci sayısına göre okulda veya kurumda birden fazla destek eğitim odası açılabilir. c) Destek eğitim odasında yürütülecek eğitim hizmetlerinin planlaması okul yönetimince yapılır.

159 ç) Destek eğitim odasında eğitim alacak öğrenciler, BEP geliştirme biriminin önerileri doğrultusunda rehberlik ve danışma hizmetleri yürütme komisyonunca belirlenir. Her öğrencinin ihtiyacı doğrultusunda ve azami ölçüde bu eğitimden yararlanması sağlanır. d) Öğrencinin destek eğitim odasında alacağı haftalık ders saati, haftalık toplam ders saatinin %40’ını aşmayacak şekilde planlanır.

160 e) Destek eğitim odasında öğrencilerin eğitim performansları dikkate alınarak birebir eğitim yapılır. Ancak, gerektiğinde eğitim performansı bakımından aynı seviyede olan öğrencilerle grup eğitimi de yapılabilir. f) Destek eğitim odasında, öğrencilerin eğitim performansı ve ihtiyaçları, yetersizlik türüne uygun araç-gereç ve eğitim materyalleri bulunur.

161 g) Destek eğitim odası açılan okullarda öğrencilerin eğitim ihtiyaçlarına göre görme, işitme, zihinsel engelliler sınıf öğretmenleri öncelikli olmak üzere, gezerek özel eğitim görevi yapan öğretmen, sınıf öğretmeni ve alan öğretmenleri görevlendirilir. Destek eğitim odasına öncelikle okulun öğretmenlerinden olmak üzere RAM’da görevli öğretmenler ya da diğer okul ve kurumlardaki öğretmenler görevlendirilir.

162 ğ) Öğrencinin genel başarı değerlendirmesinde, destek eğitim odasında yapılan değerlendirme sonuçları da dikkate alınır. h) Destek eğitim odasında verilen destek eğitim hizmetleri okulun veya kurumun ders saatleri içinde yapılır. ı) Destek eğitim odasının okul veya kurum içindeki yeri, öğrencilerin yetersizlik türü dikkate alınarak belirlenir

163 Evde Eğitim Hizmetleri (1) (Değişik cümle:RG-21/7/ ) Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise çağındaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylerden eğitim ve öğretim kurumlarından doğrudan yararlanamayacak durumda olanlara evde eğitim hizmeti verilmesi esastır: a) Evde eğitim hizmetleri özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından planlanır.

164 b) (Değişik:RG-21/7/ ) Özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından evde eğitim hizmeti almasına karar verilen bireylerin kaydı ilköğretim kurumuna, ortaöğretim kurumuna veya özel eğitim merkezi (okul) yapılır. Bu öğrenciler için okula/merkeze (okul) devam etme şartı aranmaz. c) Bu hizmetler, gezerek özel eğitim görevi yapan öğretmen tarafından sürdürülür. Ancak, bireyin eğitim ihtiyaçları doğrultusunda okul öncesi, sınıf ve alan öğretmenleri de görevlendirilir.

165 ç) Evde eğitim hizmetinden yararlanan birey, kayıtlı bulunduğu okulda uygulanan öğretim programlarından sorumludur. Ancak BEP geliştirme birimince, bu programlara dayalı olarak bireyin eğitim performansına göre, ihtiyaç duyduğu alanlarda bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlanır. d) Evde eğitim alan bireyin başarı durumunun değerlendirilmesi, kayıtlı bulunduğu okuldaki diğer öğrenciler gibi yapılır. Ancak, bireyin durumu ve özelliğine göre değerlendirme şekli, yöntem ve tekniklerinde öğretmen tarafından gerekli değişiklikler yapılır ve özel tedbirler alınır.

166 e) Evde eğitimde, ailelerin bilgilendirilmesi, desteklenmesi ve eğitimin her aşamasına katılımları sağlanır. f) Evde eğitim süreci birey, aile ve öğretmenin iş birliği ile planlanır. g) Aile, etkili bir eğitimin gerçekleştirilmesi için uygun eğitim ortamının hazırlanmasını sağlar. ğ) Bireyin evde eğitim almasını gerektiren şartların ortadan kalkması durumunda bu hizmet sona erdirilir.

167 Özel Eğitim Okul Ve Kurumlarının Açılması (1) Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini öncelikle yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte kaynaştırma yoluyla sürdürmeleri esas olmakla birlikte, bu bireyler için Bakanlıkça her tür ve kademede örgün ve yaygın özel eğitim okul ve kurumları da açılır. Gerçek ve tüzel kişiler, özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim ve öğretimleri için (Değişik ibare:RG-14/3/ ) 8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunundaki esaslara uygun olarak özel okul veya kurum açabilirler.

168 (2) Bakanlık, özel eğitim okul ve kurumlarında farklı özel eğitim modelleri denemek, geliştirmek ve yaygınlaştırmak üzere pilot uygulama yapabilir ve bu eğitim modellerinin uygulanacağı özel eğitim okul ve kurumları açabilir. (3) Okul ve kurumların açılmasında bireylerin yetersizlik türüne göre sayısı, yerleşim biriminin özellikleri ve ulaşım imkânları dikkate alınır.

169 (4) Bu okul ve kurum binaları, yatırım programından ya da bağış yapanlar tarafından, yetersizlik türüne göre hazırlanmış tip projeye uygun olarak yapılır. (5) Okul ve kurum binalarının yapımında çevrenin özellikleri ve ihtiyaca göre özel tip projeler de uygulanabilir. Ayrıca, mahallen temin edilen binalarda da Bakanlıkça belirlenen ölçütlere uygun olması durumunda özel eğitim okul ve kurumu açılabilir.

170 (6) Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin devam ettiği okul ve kurumların dışında, bu bireylere eğitim materyalleri ile araç-gereçler hazırlanması ve eğitim programları geliştirilmesi amacıyla da özel eğitim kurumları açılır.

171 İşitme, Görme Ve Ortopedik Yetersizliği Olan Bireyler Için Açılan Okul Ve Kurumlar (1) (Değişik:RG-21/7/ ) İşitme, görme ve ortopedik yetersizliği olan bireyler, yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte her tür ve kademede kaynaştırma yoluyla eğitim alabilecekleri gibi bu bireyler için her tür ve kademede, resmî ve özel gündüzlü ve/veya yatılı özel eğitim okul ve kurumu açılabilir. Bu bireylerin birinci 4 yıllık (1, 2, 3 ve 4 üncü sınıflar) eğitimlerini sürdürecekleri ilkokullar; ikinci 4 yıllık (5, 6, 7 ve 8 inci sınıflar) eğitimlerini sürdürecekleri ortaokullar ile işitme ve ortopedik engellilerin eğitimlerini sürdürecekleri üçüncü 4 yıllık (9, 10, 11 ve 12 nci sınıflar) özel eğitim meslek liseleri açılabilir.

172 (2) Bu okul ve kurumlarda eğitim-öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır: a) Bu okul ve kurumlarda; aynı tür ve kademede öğrenim gören yetersizliği olmayan öğrencilerin takip ettiği eğitim programı uygulanır. Okul veya kurumda uygulanan eğitim programı temel alınarak öğrencilerin BEP’leri hazırlanır ve başarılarının değerlendirilmesinde BEP’lerinde yer alan amaç ve davranışlar dikkate alınır.

173 b) Sınıf mevcutları en fazla; okul öncesi, ilköğretim ve yaygın eğitimde 10, ortaöğretimde 15 öğrencidir. İşitme engelliler meslek liseleri ve ortopedik engelliler meslek liselerinde uygulamalı atölye ve laboratuvar derslerinde gruplar en fazla 10 öğrenciden oluşturulur. c) Bu okul ve kurumlardaki öğrencilerin yetersizlik türleri dikkate alınarak, işitme, görme ve zihinsel engelliler sınıf öğretmenleri görevlendirilir.

174 ç) (Değişik:RG-21/7/ ) İlkokullarda dersler sınıf öğretmenleri, ortaokullarda ise alan öğretmenleri tarafından okutulur. Ancak ilkokullarda yabancı dil ile din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin alan öğretmenlerince okutulması esastır. Alan öğretmeni tarafından okutulan derslere sınıf öğretmeni de katılır.

175 d) (Değişik:RG-21/7/ ) Özel eğitim meslek liselerinde uygulamalı meslek derslerinin yapılacağı atölyeler ve laboratuvarlar bulunmaması hâlinde öğrenciler bu derslerle ilgili eğitimlerini diğer mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında sürdürürler. e) İşitme yetersizliği bulunan öğrencilerin eğitim gördüğü okul ve kurumlarda, öğrenciler istekleri doğrultusunda yabancı dil dersinden muaf tutulur.

176 Zihinsel Yetersizliği Olan Bireyler Ile Otizmi Olan Bireyler Için Açılan Okul Ve Kurumlar (1) Zihinsel yetersizliği olan bireyler ile otizmi olan bireyler yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte her tür ve kademede kaynaştırma yoluyla eğitimlerini sürdürebilecekleri gibi bu bireyler için her tür kademede, resmî ve özel gündüzlü özel eğitim okul ve kurumları açılır.

177 a) Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireyler için açılan okulların ilk dört yılı ilkokul; ikinci dört yılı ortaokul olarak adlandırılır. Bu bireyler için açılan okul ve kurumlarda eğitim- öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır: 1) Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireyler için açılan ilköğretim kurumlarında, Bakanlıkça hazırlanan ilköğretim kurumları programları uygulanır. Bu eğitim programı temel alınarak BEP hazırlanır ve bireylerin başarılarının değerlendirmesinde BEP'lerinde yer alan amaç ve davranışlar dikkate alınır. Bu öğrenciler ilköğretimde istekleri doğrultusunda yabancı dil programlarındaki bazı bilgi ve becerilerin öğretiminden veya dersin tamamından muaf tutulurlar.

178 2) Sınıf mevcutları en fazla; okul öncesi ve ilköğretimde 10 öğrencidir. 3) Bu ilköğretim kurumlarında 1-4 ve 5-8 inci sınıflarda dersler sınıf öğretmenleri tarafından okutulur. Ancak, özel yetenek gerektiren dersler ile din kültürü ve ahlak bilgisi dersi ve yabancı dil dersinin alan öğretmenleri tarafından okutulması esastır. Alan öğretmeni tarafından okutulan derslere sınıf öğretmeni de katılır.

179 b) Orta veya ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireyler ile otizmi olan bireyler için açılan özel eğitim uygulama merkezlerinde birinci 4 yıl (1, 2, 3 ve 4 üncü sınıflar) I. kademe; ikinci 4 yıl ise (5, 6, 7 ve 8 inci sınıflar) II. kademe olarak isimlendirilir. Bu merkezlerde eğitim-öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır:

180 1) İlköğretim kurumlarında uygulanan programları takip edemeyecek durumdaki bireyler için açılan bu merkezlerde öğrencilerin, öz bakım ve günlük yaşam becerileri ile işlevsel akademik becerilerini geliştirmek ve topluma uyumlarını sağlamak amacıyla Bakanlıkça hazırlanmış özel eğitim programı uygulanır. Bu program temel alınarak BEP hazırlanır. Bu bireylerin başarılarının değerlendirilmesinde BEP'lerinde yer alan amaç ve davranışlar dikkate alınır.

181 2) Bu merkezlerde; tuvalet eğitimini kazanamamış, yoğun davranış problemleri gösteren ve grup eğitimine uyum sağlayamayan öğrencilerin grup eğitimine hazırlanması amacıyla bire bir eğitim uygulaması yapılır. Bire bir eğitim uygulaması kapsamındaki öğrenciler grup eğitimine katılmazlar. Bu öğrencilere verilecek eğitimin süresi ve haftalık ders saati sayısı özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından belirlenir. 3) Bir ders saati 40 dakika olup, ders saati ve derslerin dağılımı, Talim ve Terbiye Kurulunca kabul edilen haftalık ders dağıtım çizelgesine göre uygulanır.

182 4) Orta veya ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireyler için açılan sınıfların mevcudu en fazla; okul öncesinde 6, diğer sınıflarda ise 8 öğrencidir. Otizmi olan bireyler için açılan sınıfların mevcudu ise en fazla 4 öğrenciden oluşur. 5) Bu merkezlerde 1-4 ve 5-8 inci sınıflarda dersler sınıf öğretmenleri tarafından okutulur. Ancak özel yetenek gerektiren dersler ile din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin alan öğretmenleri tarafından okutulması esastır. Alan öğretmeni tarafından okutulan derslere sınıf öğretmeni de katılır.

183 Sağlık Kuruluşlarında Yatarak Tedavi Gören Bireyler Için Açılan Okul Ve Kurumlar (1) (Değişik:RG-21/7/ ) Resmî ve özel sağlık kuruluşlarında yatarak tedavi gören ve/veya süreğen hastalığı olan okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise çağındaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini sürdürmeleri için Bakanlık, Sağlık Bakanlığı veya üniversiteler arasında imzalanan protokole göre hastaneler bünyesinde hastane sınıfları açılır

184 (2) Bu ilköğretim okullarında eğitim-öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır: a) Eğitim hizmeti, velinin yazılı isteği ve bireyin tedavisinden sorumlu hekim/hekimlerin yazılı görüşü ile sağlanır. b) Bireylerin kayıtları, kayıtlı bulunduğu okulda kalır. Kayıtlı olmayan öğrencilerin kaydı ise hastanenin bulunduğu bölgedeki bir okula/kuruma ya da ikamet ettiği yerleşim birimindeki bir okul veya kuruma yapılır

185 c) (Değişik:RG-21/7/ ) Hastane sınıfında eğitim alan her birey için geçici kayıt formu düzenlenerek bu sınıfa geçici kaydı yapılır. ç) Sağlık kuruluşlarında eğitim alan bireyin başarı durumunun değerlendirilmesi, kayıtlı bulunduğu okuldaki diğer öğrenciler gibi yapılır. Ancak, bireyin durumu ve özelliğine göre değerlendirme şekli, yöntem ve tekniklerinde öğretmen tarafından gerekli değişiklikler yapılarak özel tedbirler alınır.

186 d) Bu bireylerin başarı değerlendirme sonuçları kayıtlı oldukları okula yazılı olarak bildirilir. Sınıf geçme ve diploma işlemleri bu okul tarafından yürütülür. e) (Değişik:RG-21/7/ ) Sınıf mevcudu en fazla; okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede 10 öğrenciden oluşur. f) Sınıfa gelemeyecek durumda olan öğrencilere odalarında eğitim verilir. g) (Değişik:RG-21/7/ ) Sınıf ile ilgili idari işler öğrencilerin kayıtlı bulundukları okul/kurum müdürlüklerince yürütülür.

187 ğ) Bireyler kayıtlı bulunduğu okulun veya kurumun eğitim programından sorumludur. h) Bu okullarda birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılır. ı) Eğitim alacak bireylerin hastalığı ve eğitim ortamına ilişkin şartlar dikkate alınarak bireylerin haftalık ders saatleri 10 saatten az olmamak üzere planlanır. i) Dersler sınıf ve alan öğretmenleri tarafından okutulur.

188 j) (Değişik:RG-21/7/ ) Millî eğitim müdürlüğü bu okullara okul öncesi, sınıf ve alan öğretmenleri ile gezerek özel eğitim görevi yapan öğretmen görevlendirir. k) Derse başlama ve bitiş saatleri ile derslerin süresi, bireyin sağlık durumu ve hastane şartları dikkate alınarak okul yönetimi tarafından belirlenir. l) Yatarak tedavi sürecinin tamamlanması hâlinde veya velinin isteği ya da hekimin eğitim hizmetinin sona erdirilmesine ilişkin görüşü doğrultusunda sağlık kuruluşunda bireye verilen eğitim hizmeti sona erdirilir.

189 Üstün Yetenekli Bireylerin Eğitimi Amacıyla Açılan Kurumlar (1) Okul öncesi, ilköğretim ve orta öğretim çağındaki üstün yetenekli öğrencilerin bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını ve kapasitelerini geliştirerek en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak amacıyla Bakanlıkça gündüzlü özel eğitim kurumları açılır.

190 (2) Bu kurumlarda eğitim-öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır: a) Bireysel eğitim-öğretim yapılması esastır. b) Üstün yetenekli öğrencilerin eğitiminde, sosyal ve duygusal gelişim bütünlük içerisinde ele alınır. c) Kurumdaki eğitim-öğretim etkinlikleri, öğrencilerin devam ettikleri örgün eğitim kurumlarındaki programlara destek olacak şekilde planlanır ve yürütülür.

191 ç) Öğrencilerin özel yetenek alanlarıyla ilgili örgün eğitim kurumlarında izledikleri program ile kurumdaki yapacakları çalışmalar arasında paralellik sağlanır. d) Öğrencilere, geleceğe yönelik düşünme, tahminlerde bulunma ve bunları tartışarak çalışmalarına yansıtma becerileri kazandırılır. e) Eğitim-öğretim etkinlikleri öğrencileri dıştan yönelimli ve yönetimli bir disiplin ile denetim yerine içten odaklı disiplin ve denetim anlayışını geliştirmeye yönelik olarak düzenlenir. f) Öğrencilere, kapasiteleri ölçüsünde benlik gelişimi ve iletişim becerileri kazandırılır.

192 g) Öğrencilerin, liderlik, yaratıcı ve üretici düşünme yetenekleri, ulusal ve toplumsal bir anlayışla ülke kalkınmasına katkıda bulunacak şekilde geliştirilir. ğ) Öğrencilere, Türkçeyi doğru, güzel ve etkili kullanma becerileri kazandırılır. h) Öğrencilere, öğrenme, araştırma, problem çözme ve bağımsız karar verme becerileri kazandırılır. ı) Eğitim-öğretim süreci; öğrenci, veli, okul ve kurumun iş birliğinde devam ettirilir.

193 Diğer Özel Eğitim Okul Ve Kurumları Birden Fazla Yetersizliği Olan Bireyler Için Açılan Özel Eğitim Kurumları (1) Zorunlu öğrenim çağındaki birden fazla yetersizliği olan öğrenciler için gündüzlü özel eğitim okul ve kurumları ya da özel eğitim okul ve kurumları bünyesinde özel eğitim sınıfları açılabilir.

194 (2) Bu öğrencilerin eğitimlerini sürdürdükleri sınıflarda, eğitim-öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır: a) (Değişik:RG-21/7/ ) Öğrenciler ilköğretim, ortaöğretim kurumları programlarını veya yetersizlik türüne göre hazırlanan özel eğitim programını takip ederler. Öğrencilerin BEP'leri, takip ettikleri eğitim programı temel alınarak hazırlanır. Bu bireylerin başarılarının değerlendirilmesinde BEP'lerinde yer alan amaç ve davranışlar dikkate alınır.

195 b) (Değişik:RG-21/7/ ) Öğrencilere tamamladıkları programa uygun öğrenim belgesi veya diploma verilir. c) Bu sınıflarda aynı tür ek yetersizliği olan öğrenciler eğitim görür. ç) Bu sınıflarda, öğretmenlerden birinin öğrencilerin ek yetersizliğine göre görme, işitme ve zihinsel engelliler sınıf öğretmenleri arasından görevlendirilmesine dikkat edilir. d) Sınıfların mevcudu en fazla 4 öğrenciden oluşur.

196 e) Bu sınıflarda bireylerin ek yetersizlik türü dikkate alınarak uygun öğretim yöntem ve teknikleri ile araç- gereç ve eğitim materyallerinin kullanılması, uygun eğitim ortamının sağlanmasına dikkat edilir. f) Öğrencilerin eğitiminde ek yetersizliklerinden kaynaklanan sorunlarını en aza indirmek amacıyla personel, araç-gereç ve eğitim materyallerini içeren hizmetlerin sağlanmasına yönelik gerekli tedbirler alınır.

197 Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi (Okulu) (1) İlköğretimlerini tamamlayan, genel ve mesleki ortaöğretim programlarına devam edemeyecek durumda olan ve 23 yaşından gün almamış özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin temel yaşam becerilerini geliştirmek, topluma uyumlarını sağlamak, iş ve mesleğe yönelik bilgi ve beceriler kazandırmak amacıyla resmî ve özel, özel eğitim mesleki eğitim merkezi (okulu) açılır.

198 (2) Bu merkezlerde (okullarda) eğitim-öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır: a) Özel eğitim mesleki eğitim merkezlerinde (okullarında) akademik bilgi ve becerilerin yanında iş eğitimi uygulamalarının da yer aldığı eğitim programı uygulanır. Bu program temel alınarak BEP hazırlanır ve bireylerin başarılarının değerlendirilmesinde BEP'lerinde yer alan amaç ve davranışlar dikkate alınır.

199 b) Personel ve eğitim ortamının uygun olması durumunda farklı yetersizlikleri olan bireyler için özel eğitim sınıfları açılır. c) Sınıf mevcutları en fazla 10 kişiden oluşur. ç) Merkezlerde (okullarda) dersler görme, işitme ve zihinsel engelliler sınıf öğretmenleri tarafından okutulur. Ancak, özel yetenek gerektiren dersler ve meslek dersleri ile din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin alan öğretmenleri tarafından okutulması esastır. Alan öğretmeni tarafından okutulan derslere sınıf öğretmeni de katılır

200 d) Bu kurumlarda bir ders saati 40 dakika olup, ders saati ve derslerin dağılımı, Talim ve Terbiye Kurulunca kabul edilen haftalık ders dağıtım çizelgesine göre uygulanır. e) Programın süresi dört yıldır. Programın birinci sınıfında bireylere akademik bilgi ve beceriler ile uygulamalı iş eğitimi yoluyla atölyelerde gerekli olan temel bilgi ve beceriler kazandırılır. İkinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda ise akademik bilgi ve becerilerin kazandırıldığı dersler ile uygulamalı atölye dersleri verilir. f) Meslek dersleri, çevrenin sosyal, kültürel, ekonomik özellikleri ve şartları ile istihdam imkânları dikkate alınarak belirlenir

201 g) İş yerine yerleştirilen bireyler kültür ve meslek derslerini haftada bir gün okulda, uygulamalı beceri eğitimini ise dört gün iş yerlerinde eğitim görürler. İş yerine yerleştirilemeyen bireyler ise okulda eğitimlerine devam ederler. ğ) İş yerine yerleştirilen bireyler, 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun çırak öğrencilere verdiği haklardan yararlanırlar. h) İzleme ve yöneltme kurulu tarafından belirlenen bireyler, birinci sınıfın sonunda bir iş yerine yerleştirilirler. Ancak kurul, uygun olan bireyler için birinci sınıftan itibaren de iş yerine yerleştirme kararı alabilir.

202 ı) Bireylerin iş yerine yerleştirilmesi kararı bir aylık deneme süreci sonucunda kesinleşir. i) Bireylerin iş yerine yerleştirilebilmesi için velisinden Ek- 4'de yer alan İş Yerine Yerleştirilecek Öğrenciler İçin Veli Muvafakat Belgesi alınır. j) İş yerine yerleştirilen bireyler; iş yeri koordinatör öğretmeni tarafından düzenlenen Ek-5'te yer alan Öğrenciyi İş Yerinde Gözlem ve İzleme Formu ile işveren tarafından düzenlenen Ek-6'da yer alan İşe Yerleştirilen Öğrencilerin Devam Takip Çizelgesi dikkate alınarak izleme ve yöneltme kurulunca takip edilir.

203 k) İşe ya da iş yerine uyum sağlayamayan bireyler için gerekli düzenlemeler yapılarak tedbirler alınır. Ancak, alınan tüm tedbirlere rağmen uyum sorunu devam eden bireylerin iş yeri, iş yeri koordinatör öğretmeninin önerisiyle kurul tarafından değiştirilir veya bu bireyler eğitimlerine okulda devam ederler. l) Merkezin (okulların) imkân ve şartları uygun olduğu takdirde yarıyıl ve yaz tatillerinde de programlara devam edilebilir.

204 m) Dönem sonlarında bireylere karne verilir. Programı tamamlayan bireylere EK-7'de yer alan Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi (Okulu) Öğrenim Belgesi verilir. Bu belge yükseköğretime devam etme hakkı sağlamaz, ancak bireylerin herhangi bir işte istihdam edilmesi durumunda ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara tanınan özlük haklarından yararlanmalarını sağlar. n) Özel eğitim mesleki eğitim merkezini (okulunu) tamamlayamayan bireyler, yaygın eğitim programlarına, işe ve mesleğe yönlendirilirler.

205 Özel Eğitim Iş Uygulama Merkezi (Okulu) (1) Genel ve mesleki ortaöğretim eğitim programlarından yararlanamayacak durumda ve 23 yaşından gün almamış olan özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin; temel yaşam becerilerini geliştirmek, topluma uyumlarını sağlamak ve iş ve mesleğe yönelik beceriler kazandırmak amacıyla resmî ve özel, özel eğitim iş uygulama merkezleri (okulları) açılır.

206 (2) Bu merkezlerde (okullarda) eğitim-öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır: a) Özel eğitim iş uygulama merkezlerinde (okullarında) akademik bilgi ve becerilerin yanında iş eğitimi uygulamalarının da yer aldığı eğitim programı uygulanır. Bu program temel alınarak BEP hazırlanır ve bireylerin başarılarının değerlendirilmesinde BEP'lerinde yer alan amaç ve davranışlar dikkate alınır.

207 b) Personel ve eğitim ortamının uygun olması durumunda farklı yetersizlikleri olan bireyler için özel eğitim sınıfları açılabilir. c) Bu merkezlerde (okullarda); tuvalet eğitimini kazanamamış, yoğun davranış problemleri gösteren ve grup eğitimine uyum sağlayamayan öğrencilerin grup eğitimine hazırlanması amacıyla bire bir eğitim uygulaması yapılır. Bire bir eğitim uygulaması kapsamındaki öğrenciler grup eğitimine katılmazlar. Bu öğrencilere verilecek eğitimin süresi ve haftalık ders saati sayısı özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından belirlenir. ç) Bu kurumlarda sınıf mevcutları en fazla 10 kişiden oluşur.

208 d) Merkezlerde (okullarda) dersler görme, işitme ve zihinsel engelliler sınıf öğretmenleri tarafından okutulur. Ancak özel yetenek gerektiren dersler ve meslek dersleri ile din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin alan öğretmenleri tarafından okutulması esastır. Alan öğretmeni tarafından okutulan derslere sınıf öğretmeni de katılır. e) Programın süresi dört yıldır. İş ve uygulama dersleri, çevrenin sosyal, kültürel, ekonomik özellikleri ve şartları ile istihdam imkânları dikkate alınarak açılır. f) Kurumun imkân ve şartları uygun olduğu takdirde yarıyıl ve yaz tatillerinde de programlara devam edilebilir.

209 g) Bu kurumlarda bir ders saati 40 dakika olup, ders saati ve derslerin dağılımı, Talim ve Terbiye Kurulunca kabul edilen haftalık ders dağıtım çizelgesine göre uygulanır. Günlük çalışma süresinin ders, dinlenme, yemek ve diğer etkinliklere dağılımı okul yönetimince belirlenir. ğ) Özel eğitim iş uygulama merkezlerini (okullarını) tamamlayan bireylere EK-8’de yer alan Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi (Okulu) Öğrenim Belgesi verilir. Ancak, bu belge mesleki eğitim merkezlerince verilen belgeye denk değildir. h) Özel eğitim iş uygulama merkezlerini (okullarını) tamamlayan bireyler diğer yaygın eğitim programlarına, işe ve mesleğe yönlendirilirler.

210

211 KONU ÖZEL EĞİTİMDE KAVRAM ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ

212 Kavram Ortak duygu, düşünce ve tepkilere yol açan olgu, olay ve nesnelerdir. Örnek: “Renk”, ”savaş”, ”Sayı”, ”Canlı” ortak tepkiye yol açar. İnsanların zihninde ortak/benzer duygu-düşünce ve tepkiler oluşturur.

213 Kavram Ve Analizi Özel eğitime ihtiyaç duymayan çocukların, kendilerine sistematik öğretim yöntemleri ile kavramlar sunulmasa da, pek çok kavramı kazanmaları mümkündür. Ancak özel eğitime ihtiyaç duyan bireyler, kendilerine yeterli öğrenme koşullarının sağlanmaması, yetersizliklerin ön plana çıkarılarak beklentilerin düşürülmesi gibi sebeplerden dolayı kavramları ya geç kazanmakta ya da kazanamamaktadırlar. Kavram öğretiminde, kavramları kendi içindeki öğrenme sırasına göre ve her birini sıralayarak vermekte, öğretimi sistemli hale getirmekte ve öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır.

214 EŞLEME NEDİR? Kavramın kazanılması sırasında bireylerin öncelikle, kavramı diğerlerinden farklı kılan özelliğini ayırt etmeye başlaması gerekir. Kavramı kazanmada ilk aşama, o kavramın diğerleri arasından ona benzeyenle eşlenmesidir.

215 KAVRAM ÖĞRETİMİNİNİN TEMELİ KAVRAM ANALİZİ Yapısına ilişkin analiz:İlişkili(ayırıcı/tanımlayıcı)- ilişkisiz (ayırıcı olmayan) nitelikleri belirlenmesi Sunuma ilişkin analiz: Olumlu-olumsuz örnekler Sınıflandırma/taksonomi yapılması Kuralların belirlenmesi İlişkili-ilişkisiz niteliklerin ayırt edilmesi Kuralların anlaşılması için yapılacak uygulamanın sıralandırılmasıdır.

216 Kavramın İlişkili-İlişkisiz Niteliklerinin Belirlenmesi Kavram öğrenmeyi, o kavramın ilişkili ve ilişkisiz nitelikleri etkilemektedir. İlişkili nitelik, kavramın yapısında vardır ve kavramı tanımlar. Kavramı kavram yapan özellik, onun ilişkili niteliğidir.

217 Örneğin; Kedi kavramını ele alacak olursak, kedi deyince aklımıza 4 ayaklı, tüyleri olan bir hayvan gelmektedir. Ancak köpek de aynı özelliklere sahip bir hayvandır, fare de… O halde kediyi düğerlerinden ayırt eden ve kediyi kedi yapan niteliği yani ilişkili niteliği nedir? Miyav diye ses çıkarmasıdır, yani sesidir. Kedi kavramını ele alacak olursak, kedi deyince aklımıza 4 ayaklı, tüyleri olan bir hayvan gelmektedir. Ancak köpek de aynı özelliklere sahip bir hayvandır, fare de… O halde kediyi düğerlerinden ayırt eden ve kediyi kedi yapan niteliği yani ilişkili niteliği nedir? Miyav diye ses çıkarmasıdır, yani sesidir.

218 İlişkisiz(ayırıcı olmayan) Nitelik: Kavramın yapısında var olan, ancak kavramı tanımlamayan niteliklerdir.

219 İlişkisiz niteliklerden kastedilen örneğin; malzeme, büyüklük, şekil, renk gibi kavramı tanımlamayan, açıklamayan, belirtmeyen özelliklerdir. Kavramın örneklerinin farklı olmasına yardımcı olur. Kedi örneğinde, kedinin uzun tüylü olması, sarı, gri, siyah olması ya da büyük-küçük olması, Van kedisi olması, onun kedi olmasını değiştirmez. Ancak farklı örneklerini teşkil eder. Hepsinde ortak özellik, miyav sesini çıkarıyor olmasıdır.

220 İlişkisiz nitelik kavramın kazanılmasını kolaylaştırır. İlişkisiz niteliklerin somut örneklerinin sunulması kavramın öğrenilmesini kolaylaştırır. Kavram öğretiminde ne kadar çok ilişkisiz nitelik devreye sokulursa kavram o kadar iyi öğrenilir ve daha önce karşılaşılmayan ilişkisiz niteliklere de genellenebilir.

221 Kavramın analizi yapılırken bu nitelikler sıralanır. Ölçü aracı hazırlanırken, ilişkili nitelik hiç değişmeden, her bir bildirimde yer alırken, İlişkisiz nitelikler sırayla devreye sokulur. Örneğin; Kırmızı kavramı İlişkili niteliği:Renginin kırmızı olması. İlişkisiz nitelikler: Büyüklük, malzeme, renk, nesnenin ne olduğu (şekli, biçimi).

222 İlişkili nitelikler ve ilişkisiz nitelikler kolay ayırt edilebilir olmalıdır. Bu nedenle niteliklerin somutlaştırılması kavram öğrenimini kolaylaştıracaktır. ÖRNEK: “SARI KAVRAMI” öğretilirken ilişkili nitelik-yani sarı olan nesneler-somut olarak verilmelidir: SARI ARABA, SARI ELMA, SARI KAZAK GİBİ. İLİŞKİLİ TEK NİTELİK RENKTİR. ÖRNEK: “3 TANE” kavramında ilişkili nitelik NESNELERİN TANELİ OLMASIDIR. İlişkisiz nitelik olarak taneli olan nesnelerin cinsi-türü-rengi düşünülebilir.

223 Öğrenci, İlişkisiz Niteliği, İlişkili, Kavramı Tanımlayan Bir Özellik Olarak Algılama Eğilimindedir. Bu Nedenle Öğrenciye Bir Kavram Öğretirken Kullanacağımız Materyal Ve İlişkisiz Niteliklerin Öğrenci Tarafından Daha Önceden Öğrenilmiş, Bilinen Nesneler Olması Kavram Öğrenimini Kolaylaştıracaktır.

224 KAVRAMIN SUNUMUNA İLİŞKİN ÖZELLİKLER OLUMLU ÖRNEKLERLE SUNMA : Kavramın olumlu örnekleri, o kavramı örnekler. Kavramı tanımlayan niteliklerin neler olduğunu gösterirler. Örneğin, kedi kavramının olumlu örnekleri, sarı kedi, siyah kedi, küçük kedidir.

225 OLUMSUZ ÖRNEKLERLE SUNMA: Kavramın olumsuz örnekleri, o kavramın örneği olmayan örneklerdir. Kavramı tanımlamayan niteliklerin neler olduğunu gösterirler. Örneğin, kedi kavramının olumsuz örnekleri, köpek, kuş, araba, insan…dır.

226 KIRMIZI KAVRAMI Olumlu örnekler Olumsuz örnekler (ilişkili ve ilişkisiz nitelikler) (ilişkisiz nitelikler) Kırmızı araba Sarı araba Kırmızı top Yeşil top Kırmızı gömlek Mavi gömlek Kırmızı küp Sarı küp Kırmızı balon Yeşil balon Kırmızı kazak Mavi kazak

227 SIRALAMA Kavramın olumlu-olumsuz örnekleri ve ilişkili ilişkisiz nitelikleri birlikte sunulmalı, kolaydan zora doğru SIRALANARAK verilmelidir. Burada kolay oluşu öğrencinin hazır bulunuşluluk düzeyiyle ilgilidir. Verilecek olumlu ve olumsuz örnekler, öğrencinin günlük yaşantısında aşina olduğu örneklerden başlanarak verilmelidir.

228 ÖR; MEYVE kavramı öğretilirken ELMA-ARMUT- PORTAKAL gibi meyveler öncelikle örneklenmeli, KİVİ-ANANAS-MALTA ERİĞİ-İNCİR gibi örnekler ileri aşamalarda verilmelidir. BU ÖRNEKLEMELER SIRASINDA ÖĞRENCİNİN HER BİR ÖRNEĞE BEKLENTİ DOĞRULTUSUNDA TEPKİ VERMESİ İÇİN ÖRNEĞİ İNCELEMESİNE FIRSAT VERİLMELİ TEPKİ ALMADAN BİR SONRAKİ ÖRNEĞE GEÇİLMEMELİDİR.

229 Kavram Kazanımının Sağlanması İçin Öğretilecek kavramın ve yapısının belirlenmesi… Kavramın edinilmesi için gerekli tüm unsurların belirlenmesi: Ön koşul beceriler Araç Gereçler Öğrencinin Kavram Gelişim Düzeyinin Belirlenmesi Öğrencinin Hazır bulunuşluk Düzeyi

230 Öğrenciyle ilgili bu bilgiler bizim kavram öğretim çalışmamızda kavram kazanımının hangi düzeyinden başlayacağımızı belirlememizi sağlar. Aksi halde öğrencinin seviyesinin altında veya üzerinde bir öğretim çalışmasına girişilebilir ki bu da öğrenmenin gerçekleşmemesi ile sonuçlanır

231 KAVRAM SUNUMU İKİ ŞEKİLDE YAPILABİLİR Doğrudan öğretimle(açık anlatımla) sunumda: ilişkili (ayırıcı) ve ilişkisiz (ayırıcı olmayan) nitelikleri, olumlu ve olumsuz örnekler, kuralların yapısı vb. bilgiler somutlaştırılarak sunulur. Yaratıcı yöntemle sunumda ise kavrama ilişkin tüm bahsedilen özellikler ve kurallar SORU-CEVAP yöntemiyle öğrenciye buldurulur

232 Burada 2 yöntem kullanılır: 1-TÜMEVARIM 2-TÜMDENGELİM Büyük-Küçük kavramı öğretiminde: ”hangisi daha büyüktür” sorusuna alınan cevap doğru ise devam edilir. Yanlış ise tekrarlanabilir ya da başka bir örnek öğretmen tarafından sunulur ve tekrar ilk soruya dönülür.

233 Renk kavramında ise önceki öğrenmelerden yararlanılabilir. Ör; kırmızı ve mavi önceden öğrenilmiş ise kırmızı mavi ve sarı fasulyeler öğrencinin önüne konularak daha önce öğrenilmemiş olan SARI renkteki fasulyeleri ayırması istenebilir. Böylece öğretmen ipuçları kullanarak SARI rengi ayırt etmesi ve isimlendirmesini sağlayabilir. Sonra da sarı fasulye gösterilerek; - ”senin hangi eşyaların SARI RENKTE?” diye sorularak renk kavramı özel nesneler üzerinde bulunur. Tümdengelim yönteminde; önce SARI ÖĞRETİLİR sonra sarı olan nesnelerle örneklendirilir.

234 Kavram Öğretiminde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Kavramlar birbirine çok yakın dahi olsa tek tek ayrı zamanlarda öğretilmelidir.(zıt kavramlar hariç) Kullanılacak araçlar öğrencinin bildiği tanıdığı araçlar olmalıdır. Araçlar mümkünse sınıf içinden temin edilebilir olmalıdır. Olumsuz örnekler de öğrencinin bildiği/tanıdığı/aşina olduğu nesneler olmalıdır.

235

236 Zayıf Olan Becerilerle İlgili Beceri Analizlerin Yapılması Beceri analizleri: Karmaşık bir beceriyi yada davranış serisini küçük öğretilebilir birleşenlere ayırmayı kapsar. Zihinsel özürlü çocuklar söz konusu olduğunda davranışın pek çoğunu tek aşamada kazandırmak mümkün olmamaktadır. Bu davranışlara bir dizi küçük basamak aracılıyla daha kolay ulaşabilmektedir. Dolayısıyla beceri analizi davranışları gerçekleştirmek için gerekli davranış sırasının ya da zincirinin betimlenmesidir. İyi bir beceri analizinde öğretilecek becerinin sırası mantıklılık izlenmeli ve öğrencinin amaca ulaşması için tüm basamaklar yer almalıdır.

237 Örnek: Ellerini yıkamak Lavaboya gider. Ellerini ıslatır. Sabunu alır. Ellerini durular. Musluğu kapatır. Ellerini kurular.

238 Beceri analizi,oldukça fazla uygulama gerektirir. Fakat kaşıkla yemek yemekten,dönem ödevi hazırlamaya kadar değişen davranışlar için uygulanabilir.Motor becerileri analiz etmek,akademik ve sosyal davranışlarla ilgili analiz etmekten daha kolaydır.Fakat analiz tüm karmaşık davranışların öğretimi için eşit derecede önemlidir. Beceri analizinin ne kadar detaylı hazırlanacağı öğrencinin performans düzeyine göre farklılık gösterir yada bir tane ayrıntılı beceri analizi hazırlanacak her bir beceri için uygun olan yerden başlayarak kullanabilir.

239 Beceri Analizin Öğretime Katkıları 1-Bilgi sağlama: Beceri analizi öğrencinin karşılaşmış olduğu öğrenme probleminin hangi basamaktan kaynaklandığının belirlenmesine olanak verir. Böylece tümüyle bir öğrenme durumu değil,belli bir öğrenme durumu olarak karşımıza çıkar.Dolayısıyla beceri analizi öğrenmenin gerçekleşmediği basamak hakkında bilgi verir. Zayıflıkların yerinin kolayca ve kesinlikle belirtmeye olanak verir.

240 2-Öğretimi bireyselleştirme: Beceri analizin yapılması,her bir öğrencinin düzeyine uygun olarak öğretimsel hedefler ve planlamaların yapılmasına olanak vererek öğretimin bireyselleştirilmesini sağlamaktadır

241 3-Öğretimi kolaylaştırmak: Beceri analizinde yapılacak olan işin basamaklara ayrılması üç bakımdan yararlıdır. a-Öğrencinin bulunduğu düzeyin kolayca belirlemesini sağlar. b-Öğretime nereden başlayacağımızı sağlar.(Öğrenciler düzeylerine göre öğretim yapıldığında daha kolay ve hızlı öğrenirler.) c-Öğretime geçildiğinde öğrenci bir basamağı tamamladığında ve seride öğretilecek bir sonraki beceriyi belirleme olanağı vermesi nedeniyle önemlidir.

242 4-Objektif değerlendirme: Beceri analizi basamaklarını izleyerek çocuğun ilerlemesinin kaydını tutmak ve bunu değerlendirmek mümkün olabilmektedir.Bu da öğretmenin yanlılığını azaltmaktadır.özellikle ağır zihin engelli çocukların ilerlemesi yavaş olabilmektedir. Çocukların ilerlemeleri ancak yapılmış ayrıntılı beceri basamaklarında göstermek mümkün olmaktadır. 5-Tekrarlanabilme: Beceri analizleri başka öğretmenlerce tekrar uygulanabilme olanağı vermektedir.

243 Beceri Analizinin Dezavantajları 1-Zaman alıcıdır. 2-Bu ölçümler becerinin hiyerarşisinden ziyade izole becerilerin öğretimiyle sonuçlanabilir.

244 Beceri Analizi Yapmanın Yolları Gerekli bir beceri analizinin yapmanın amacı, bir bireyin yapması gereken bir işi yapabilmesi için gerekli olan kritik davranışların ardışıklığını belirlemektedir.Beceri analizi yapmanın en az 5 yöntemi vardır. 1-Gözleyerek beceri analizi 2-Uzman danışmanı ile beceri analizi 3-Davranışı yaparak beceri analizi 4-Bellekten beceri analizi yapmak. 5-Davranışların sıralanmasıyla beceri analizi.

245 1-Gözleyerek beceri analizi yapma Bu yöntemle,ardışıklığın davranışsal bileşenleri yeterli bireylerin istenen davranışı ardışıklığını yapmaları ile ilgili pilot çalışmalar ve gözlemlerden sonra geliştirir.

246 2-Uzman Danışmanlığı ile beceri analizi Bu yöntemde,bir beceri yapılırken beceri yada uzman bir kişinin danışmanlığı ile yapılır. Örneğin: Zihin engelli öğrencilere giysi tamir etme becerisi öğretilirken bu konuda ev ekonomisi uzmanından danışmanlık alınır ve buna göre beceri analizi yapılır.

247 3-Davranışı yaparak beceri analizi yapma Beceri analizinde davranışların ardışıklığını geçerli kılmak için kullanılan bir yöntemde davranışları gerçekten yapmaktır.Ayakkabı bağlamayı öğrenmekle ilgilenen bir birey kendi ayakkabısını tekrar tekrar bağlayarak doğru şekilde ayakkabı bağlamak için gerekli basamaklar ayırt edebilir.

248 Davranışı yaparak beceri analizi yapmanın bir avantajı beceri alanları ile irtibat olanağı düşünülen davranışların daha net bir fikir sağlayacak ve öğrencilerini her davranışı yapmaları için gerek duyacağı basamakları görme fırsatı sağlamasıdır.Dahası bir görevi bir çok kereler kendi başına yapmak en etkili hareketleri içeren topografyanın çıkarılmasına olanak vermektedir.

249 4-Bellekten beceri analizi: Bu yöntemle beceri analizi yapılmak istenen davranış bellekte canlandırılarak, analizi yapılarak kaydedilir. Örnek: Diş fırçalama ile ilgili davranışların basamakları diş fırçalama eğleme bellekte canlandırılarak yazılabilir.

250 Bellekten beceri analizi yapmak daha az zaman gerektirir.Özel araca ve gerece ve ortalama gereksinim duyulmadan yapılabilmesi bakımından tercih edilmektedir. Örneğin diş fırçalama ile ilgili beceri analizi bellekte yapıldığında Diş fırçası,diş macunu gibi malzemeye musluk ve lavabo bulunan çok kısa bir sürede basamaklar çıkartılabilir.

251 Belekten beceri analizi yaparken basamakların unutulabileceği ve atlanabileceği unutulmamalıdır. Özellikle karmaşık görevlerin beceri analizi sırasında basamakların atlanması olasılığı daha yüksektir. Örneğin diş fırçalama ile ilgili beceri analizi belekten yapıldığında fırçanın yerine dik şekilde konması gerektiği gibi ayrıntı gözden kaçabilir.Beceri analizinde bir basamağın atlanması bir öğrencinin performans düzeyinin dolayısıyla eğitime başlama noktasının bulunması olumsuz yönde etkileneceği göz önünde bulundurularak basamak atlamaya dikkat edilmelidir.

252 5- Davranış sıralamasına ile beceri analizi yapma Bu yöntemde, davranışlar listelenir ve yapılacak davranışların sıralaması düşünülür. Davranışlar birbirine bağlanırken beceri analizlerinin zamana göre sıralanması etkili bir strateji olabilir.

253 BECERİ ANALİZİ Bir görevi analiz ederken önemli birleşenlere ayırma işlemi birkaç şekilde yapılabilir. 1-Zamansal dizilişe göre beceri analizi 2-Gelişimsel izlerliğe göre beceri analizi 3-Güçlük derecesine göre analiz 4-Yapısal görev analizi

254 1-Zamansal dizilişe göre beceri analizi Bazı görevler zamansal bir izlerliğe sahiptir. Örnek: El yıkarken elin suyun altına sokulmadan önce musluğun açılması gerekir.

255 2-Gelişimsel ilerliğe göre beceri analizi Alt becerilerin dizilişleri,gelişimsel bir düzen içinde olabilir. Örnek: Toplama,çıkarma,çapma,bölme, Alt beceriler arasında kesin bir hiyerarşi söz konusudur. Sıralamadan sonra gelen bir beceride güçlük çekilmesi önden önce gelen ve onun ön koşulu olan bir beceride ustalaşmamış olduğu gözlenir.

256 3-Güçlük derecesine göre analiz Bazı görevler ne zamansal nede doğal gelişimsel bir izlerliliğe sahiptir.Bu görevleri alt becerilerin ne kadar kolaylıkla öğrenebildiğine göre analiz etmek mümkündür. Örneğin: Harfleri yazma: Düz ve çizgili harfler:l,t,i Düz ve yatay çizgili harfler:v,y,z Yuvarlak ve kavisli harfler:o,c,s,s,ö Yuvarlak ve düz çizgili harfler:a,b,e,p,g,d, Kavisli ve düz çizgili harfler:j,h,m,k,n,f,r,u,

257 Zamansal bir izlerliliği olmayan görevlere ait beceriler ve bunlar arasındaki ardışıklık ilişkisi Uzmanına danışmak İlgili kaynakları incelemek Akıl yürütmek Görev ile bağlantılı olduğu sanılan ait görev ve beceriler listelenir. Bunlar kolaydan zora doğru yada görevi başarıyla tamamlamak için en gerekli olaydan en az gerekli olana doğru yapılabilir.

258 4-Görev analizi Yapılan hataları değerlendirme aşamasında ortaya çıkar. *Alt beceriler başarıldığı halde görevin kendisi başarılamıyorsa. Önemli bir alt beceri atlanmış olabilir. *Zor olarak kabul edilen alt beceriler başarılıyorsa, ancak kolay olanlar başarılamıyorsa Alt becerilerin dizilişinde hata yapılmış olabilir.

259

260 İleri Zincirleme Yöntemi İleri zincirleme yöntemine göre öğretim yapabilmek için performans alımı öncesi hazırlanan beceri analizinin ilk yapılandan son yapılana doğru düzenlenmesi gerekir. Öğretim yapılırken ilk işlem basamağı (birinci temel beceri) üzerinde durulup diğer işlem basamakları (diğer temel becerilerin) öğretimi yapılmaz. Öğrenci, ilk işlem basamağını bağımsız olarak gerçekleştirdikten sonra ikinci işlem basamağına geçilir. Farklı materyal beceriler yer aldığı için iş eğitimiyle ilgili becerilerin öğretiminde daha çok ileri zincirleme yöntemi kullanılır.

261 Aşağıda ileri zincirleme yöntemine göre oluşturulmuş kıl testere ile tahta parçasını kesme becerisi analizine yer verilmiştir. 1. Kesilecek tahta parçasını alır. a. Tahta parçasını elleriyle karşılıklı iki kenarından tutar. b. Tahta parçasını kaldırır. 2. Kesilecek tahta parçasını kesme oyma sehpasına koyar. a. Kesilecek tahta parçasını, başlama noktası üste gelecek şekilde sehpanın üzerin götürü. b. Tahta parçasını sehpanın üzerine koyar.

262 3. Testereyi sapından tutar. a. Testerenin sapını elinin baş ve diğer parmakları arasında kalacak şekilde tutar. b. Testereyi kaldırır. c. Testerenin gövdesini koluna paralel olarak şekilde çevirir. 4. Testereyi tahtadaki başlama noktasından hareket ettirir. a. Testerenin kesen kısmını başlama noktasına dik gelecek şekilde koyar. b. Diğer elini tahtanın üzerine bastırır. c. Testereyi tahtadaki başlama noktasından yukarıdan aşağıya doğru hareket ettirir.

263 Tüm Beceri Yöntemi Bu yöntemin kullanılabilmesi için de performans alımı öncesi hazırlanan beceri analizinin, ileri zincirlemeye göre yapılması gerekir.Bu yöntemin uygulanması sırasında becerinin bütün işlem basamakları için öğretim yapılır.Her öğretim oturumunda beceri basamaklarındaki ipuçları yavaş yavaş çekilerek becerinin tümü gerçekleştirilmeye çalışılır.

264 Tersine Zincirleme Yöntemi Bu öğretim yönteminin kullanılabilmesi için performans alımı öncesinde hazırlanan beceri analizinin, tersine zincirlemeye göre yapılması gerekir. Yani beceri analizi son yapılandan ilk yapılana doğru düzenlenerek oluşturulmalıdır. Öğretim yapılırken son işlem basamağı üzerinde durulur; diğer işlem basamaklarının öğretimi yapılmaz. Öğrenci, son işlem basamağında bağımsızlığa ulaşınca sondan bir önceki işlem basamağının öğretimine geçilir. Her oturumda öğrencinin bağımsız gerçekleştirdiği basamakları da yaparak beceriyi tamamlaması istenir.

265 Tersine zincirleme yöntemi her beceri için uygun olmayabilir. Özellikle giyinme becerilerinde ve bazı meslekî becerilerde tersine zincirleme yönteminin diğer yöntemlere göre daha etkili olduğu bilinmektedir. Bunun nedeni; öğrencinin başlangıçta gerçekleştirmesini beklediğimiz becerinin oldukça az sayıda işlem basamağını içermesi, kolaylıkla başarıya ulaşmasının mümkün olması ve diğer basamakların öğretimi yapılırken bağımsızlığa ulaştığı işlem basamaklarını da tekrarlamasıdır.

266 Aşağıda tersine zincirleme yöntemine göre oluşturulmuş ceket giyme becerisi aşamalarına yer verilmiştir. 1. Her iki kolu giydirilmiş ceketi giyer. 2. Tek kolu giydirilmiş ceketi giyer. 3. Giyeceği şekilde tutulan ceketi giyer. 4. Verilen ceketi giyer.

267

268 1)Davranış problemi Bir davranışın problem sayılabilmesi için belli özellikleri kapsaması gerekir. Çocuğun öğrenmesini olumsuz yönde etkilemesi dolayısıyla, gerçek performansını gösterememesi Çocuğun çevresel uyumunu zorlaştırması Çocuğun kendisine ve çevresine zarar vermesi Çocuklar çok farklı davranış problemleri gösterebilirler. İleri derecedeki davranış problemleri sıklıkla, problem davranış gösteren kişinin çevresindekilere, kendisine ve/veya eşyalara zarar veren davranışlardır..

269 Çocuklarda görülen diğer davranış bozuklukları Parmak emme Tırnak yeme,Yeme bozuklukları ve iştahsızlık,Uyku bozuklukları, İçe kapanıklık,çalma, Yalan söyleme,Aşırı hareketlilik,Saldırganlık Saç yolma,Aşırı inatçılık vb.

270 Bazı davranış problemleri gelişimsel olarak yaşa uygun davranışlar olabilir. Bu durumda bu davranışlar davranış problemi olarak tanımlanmamalıdır. Ayrıca bu davranışların pek çoğu öğrenme ve olgunlaşma ile değişmektedir. Yaşamın ilk yıllarında çocuklar başını vurma ya da sallanma davranışı göstermektedirler. Ancak 3,4 yaşına geldiklerinde bu davranışlar ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla herhangi bir davranışı problem davranış olarak tanımlamadan önce bu davranışların akran grubu tarafından da sergilenip sergilenmediğine bakılması önemlidir.

271 2)Olumlu Davranış Çocuğun öğrenmesini olumlu yönde etkileyen, Çocuğun çevresel uyumunu arttıran, Çocuğun performansını göstermesine zemin hazırlayan davranışlardır.

272 3)Çocukların problem davranış gösterme nedenleri a)İletişim Kurmak İçin: Bebeklerin yaşamın ilk yılından itibaren ağlamaları, iletişim kurmak için bir girişim olarak görülmektedir. Çocuklar büyüyüp jestlerini ve konuşma dillerini kullanarak iletişim kurmada ustalaştıklarında ağlama, çığlık atma gibi uygun olmayan davranışlarında azalma görülmektedir. Dolayısıyla, uygun olan ve olmayan davranışlar belli bir işleve sahip olup bireylerin gereksinimlerini karşılamada kullandıkları sözel ya da sözel olmayan iletişim biçimleri olarak kabul edilebilir. Ayrıca yiyecek, nesne, oyuncak elde etmek için de problem davranışları gösterebilirler.

273 b) Sosyal İlgi ve Dikkat Elde Etme: Bazı davranışlar diğer kişilerin ilgi ve dikkat göstermesi nedeniyle olumlu olarak pekiştirilmektedir. Doğal ortamlarda uygun davranışlara daha az ilgi gösterilirken kendini yaralama ve saldırgan davranışlara daha duygusal davranılmakta ve daha fazla ilgi gösterilmektedir. Fiziksel temas ve onaylamama bu davranışların istemeden pekiştirilmesini sağlamaktadır.

274 c)Duyusal Uyaran Elde Etme: Problem davranışların ortaya çıkmasının ve sürmesinin bir nedeni de bireylerin problem davranışlar sonucunda görme, işitme ya da dokunma şeklindeki duyusal geri bildirimler elde etmesidir. Örneğin hiperaktif ya da otistik çocuklar diğer çocuklara göre daha yüksek düzeyde duyusal uyarana gereksinim duyar. Bu öğrencilerin bu gereksinimleri normal sınıf ortamında karşılanamaz. Bu öğrenciler gereksinim duydukları bu uyaranları elde etmek için sınıfta koşabilir, kendine vurabilir, uygun olmayan şeklilerde başka bireylere dokunabilir veya sessiz etkinliklerde bağırabilir veya sesli konuşabilirler.

275 d) Kaçma-Kaçınma: Bazı bireyler problem davranışlar göstererek istenmeyen durumlardan kaçmakta veya kaçınmaktadır. Örneğin; kızından odasını toplamasını isteyen bir anne kızının bağırıp tepinmeye başlamasıyla ben döndüğümde oda toplanmış olsun diyerek odayı terk edebilir. Odaya geri döndüğünde odanın halen toplanmamış olduğunu görünce kızıyla uğraşmaktan yorgun düşmüş olarak kendisi toplar. Bu durumda kız öfke nöbeti göstererek annesinin kendisinden istekte bulunmasını durduracağını öğrenmiş olur. Başka bir deyişle çocuklar istemedikleri ya da hoşlanmadıkları durumu sonlandırmak için davranış problemi gösterebilirler.

276 4)Olumlu davranışı artırmak için kullanılacak pekiştireçler A)Birincil Pekiştireçler İçsel ya da biyolojik gereksinimlerimizi karşılayan pekiştireçlerdir. Yiyecek, içecek, uyku bu pekiştireçlere örnektir. Birincil pekiştireçler sıklıkla okul öncesi dönemde kullanılmakta olup eğitim düzeyi yükseldikçe etkililiği azalmaktadır.

277 Birincil pekiştireçlerin özellikleri 1.Birincil pekiştireçler çok fazla sunulduğunda ya da hiç sunulmadığında bireyin o pekiştirece ilişkin aşırı doygunluk ya da yoksunluk yaşamasına neden olabilir. Örneğin; bir çocuğa sergilediği her istendik davranıştan sonra çikolata verilmesi o çocukta aşırı doygunluğa yol açar ve çocuk için o davranışı sergilemek bir anlam taşımaz hale gelebilir.Takip eden bir kaç gün ya da oturumda çocuğa çikolata sunulmaması daha sonra çikolatanın çocuk için tekrar bir pekiştireç olma özelliği göstermesine neden olabilir.

278 2. Birincil pekiştireçler zaman içinde pekiştireç olma özelliğini kaybetmezler. Örneğin; su susuz kalmış bir insan için her zaman bir pekişitireç olma özelliği taşır. 3. Birincil pekiştireçlerin sistematik olarak kullanılması amaçlanmışsa uygulamacı birincil pekiştirece bireyin uygulama zamanları dışında kolayca ulaşmasını engellemelidir.

279 4. Birincil pekiştireçler mutlaka az miktarlarda sunulmalıdır. Az miktarda sunmak iki açıdan önemlidir. 1.Çocuğun pekiştirece karşı aşırı doygunluk göstermesi önlenmiş olur 2.Çocuğun uygulama sırasında pekiştireci hızlıca tüketmesi sağlanır. Birincil pekiştireçler Çalışma, bireyin özellikle çalışmada kullanılacak olan birincil pekiştirece gereksinimi olduğu an yürütülmelidir.

280 B)İkincil pekiştireçler İçsel gereksinimlerimizi karşılamaya yönelik olmayan ya da yaşamsal önemi olmayan ancak bireyin hoşlandığı ve öğrenme sonucunda pekiştirici özellik kazanmış pekiştireçlerdir. İlk başlarda bir çocuk için "Aferin" ikincil pekiştireci bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak bu ikincil pekiştireç şeker, çikolata gibi bir Birincil pekiştireçle birlikte sunulduğunda çocuk İkincil pekiştirecin pekiştirici özelliğini kavrar.Bu durumda zamanla İkincil pekiştireci tek başına sunabilmek için Birincil Pekiştireç silikleştirilerek sunulmalıdır.

281 İkincil pekiştireçlerin özellikleri nelerdir? 1.İkincil pekiştireçler ayırt edilebilir biçimde olumlu olmalıdır. 2.İkincil Pekiştireçlerin pekiştireç olma özelliklerini korumak üzere çeşitlendirilmelidir. Örneğin; bir sosyal pekiştireç olarak "Aferin" kullanılıyorsa zaman zaman "baş okşaması","çok iyi oldu" gibi ifadelerde kullanılmalıdır

282 İkincil pekiştireç türleri nelerdir ? a)Nesnel pekiştireç Oyuncak, eşya, araç-gereç gibi bireyin kullanabildiği somut nesnelerdir. b)Etkinlik pekiştireci Bireyin sözel ya da bedensel bir uğraşı yerine getirmesidir. Örneğin; bir uçurtma yapmak, şarkı söylemek

283 c)Sosyal pekiştreçler Gülümseme, övgüde bulunma, sarılma, baş okşama gibi sosyal bir anlam içeren pekiştirme türüdür. d)Sembol pekiştireçler Kendi başlarına bir anlam ifade etmeyen ancak başka bir pekiştireçle değiş tokuş edilen yıldız, kupon, jeton gibi dönüştürülebilir nesnelerdir. İkincil Pekiştireçler arasında öncelikle sosyal pekiştireçlerin kullanımı tercih edilmelidir. Çünkü bu pekiştireçlerin kullanımı daha kolaydır.

284 5)Problem Davranışlar Çözüm Yolları Belirlenen problem davranışa uygulayacağımız yöntem, çocuğun o davranışı ne zaman, neden, hangi sıklıkta ortaya çıkardığı, davranışı ortaya çıkardıktan sonra aldığı tepki ile ilgili olarak değişmektedir. Hangi yöntemi ne zaman kullanacağımızı ailenin onayını almak koşuluyla eğitimciler belirlemektedir

285 Davranış değiştirme yönteminin uygulanması okulda başlamaktadır. Öğrencinin kendi eğitimcisi dışındaki eğitimci ve ilgili kişilere de yöntem hakkında bilgi verilir. Problem davranış sonrasında eğitimcilerin aynı tepkileri vermeleri gerekir. Aynı şekilde aile bireylerinin de eğitimcilerle birlikte aynı tepkileri veriyor olması, davranış değiştirme yönteminin etkili olup olmamasını belirler. Davranış değiştirme yöntemi ne kadar tutarlı uygulanırsa yöntem o kadar başarıya ulaşır. Problem davranışların çözüm yollarında dikkat edilmesi gereken konu:

286 1)Görmezden gelme Çocukların yapmalarını istemediğimiz davranışları meydana geldiğinde çocuklarının bu davranışlarına bedenleriyle, gözleriyle ve sözleriyle tepki vermemeye görmezden gelme denir. Yani çocuğun yaptığı davranışa bakmamak, bağırmamak, o an davranışla ve ya başka konuda çocukla konuşmamak yaptıkları işle ilgilenmeye devam etmek görmezden gelmedir. Örn: Çocuk masasındaki defteri fırlatır bağırır, ayaklarını yere sürekli vurur, kolundan çekiştirir, Bu esnada kişi çocuğun yaptığı davranışa bakmaz, bağırmaz, o an çocuğun yaptığı davranışla ve ya başka konuda çocukla konuşmaz ise yaptıkları işle ilgilenmeye devam ederse görmezden gelmeyi uygulamış olur.

287 A)Tepkinin Bedeli İşlem Süreci Tepkinin bedeli işlem sürecinin uygun olmayan davranışların oluşumundan hemen sonra çocuklarının sahip olduğu ve tekrar kazanabileceği belirlenen pekiştireçlere el konulması veya bir kısmının geri alınmasını içeren süreçtir.Bu işlem sürecinin daha çok dönüştürülebilir sembol pekiştireç sisteminde kullanılır. Uygun olmayan davranışın hemen peşinden pekiştirecin neden geri alındığı ve çocuğun hangi davranışları gösterdiğinde geri alabileceğinin betimlenmesi gerekir.

288 Örnek olarak Meral'in isteklerini uygun ses tonuyla söylediğinde 4 yıldız, dişlerini fırçaladığında 1 yıldız, ellerini yıkadığında 3 yıldız ve ödevini yaptığında 2 yıldız kazanıyor olduğunu varsayalım. Ancak Meral yüksek sesle ben lolipop istiyorum diye bağırdığında annesi Meral'in 2 yıldızını geri alıyor ve ona ‘bağırarak söylediğin için iki yıldızını geri aldım. Bundan sonra isteklerini uygun ses tonuyla istersen yıldızlarını geri alabilirsin' der. Bu örnekte aile tepkinin bedeline yer vermiş olur

289 B) Diğer Davranışların Ayrımlı Pekiştirilmesi İşlem Süreci Çocukların yapmalarını istemediğiniz davranışlar oluştuğunda ilgilenmemeyi, istedikleri davranışlar oluştuğunda ise bu davranışlara ödül vermen sürecini içerir. Çocukların yapmaları istenen davranışları yaptıklarında ödüllendirmeleri gerekir. Yapmalarını istemediğiniz davranışları yaptıklarında ise bağırma gülümseme ve el kol hareketi gibi jest ve mimikleri ve ifade edici dili kullanmayarak kişinin yaptığı işle ilgilenmeye devam etmesi gerekir.

290 Çocuklardan Yapmalarını istediğiniz davranışları yaptıklarında yapmalarını istedikleri davranışı söyleyerek hoşlandığı ödül olan çikolata, oyun, güzel sözler yani çocuk için etkili pekiştireç verilerek işlem süreci uygulanır. Örn: Çocuk defteri fırlatıp atar. Aile bakmaz, yaptığı işle ilgilenir, gülmez konuşmaz. Yerinde güzelce konuştuğunda hemen hoşlandığı çikolatayı verir ve çok güzel yerinde oturuyorsun der. Bu örnekte aile ayrımlı pekiştirmeye yer vermiş olur.

291 C) Uyuşmayan Davranışların Ayrımlı Pekiştirilmesi İşlem Süreci Çocuklarının yapmalarını istemedikleri davranışları azaltmak için bu davranışlarla aynı anda yapamayacakları davranışları belirlemeyi içeren işlem sürecidir. Çocukların yapmalarını istemediğiniz davranışı söndürmek için bu davranışla aynı anda yapamadığı davranış öğretilir ve çocuğun bunla meşgul olması sağlanarak davranış çocuk için etkili pekiştireç kullanılarak pekiştirilir Örn: Çocuk parmağını emme davranışı gösteriyor. Çocuk parmağını emerken yapamayacağı diğer davranış belirlenir. (Boyama yapma vb.)

292 Çocuk önünde boyama materyalleri konduğun da çocuk boyama yaparken parmak emme davranışı göstermeyecektir. Çocuk … Sen çok güzel boyama yapıyorsun denir ve etkili pekiştireç çocuğa verilir. Çocuk çimdikleme çimdikleme davranışını yapıyor. Çocuğun bu davranışla aynı anda yapamayacağı davranış belirlenir ( İpe boncuk dizme). Çocuk önünde boncuk dizme materyalleri konduğun da çocuk boncuk dizerken çimdikleme davranışı göstermeyecektir. Çocuk … Sen çok güzel ipe boncuk diziyorsun denir ve etkili pekiştireç çocuğa verilir.

293 D)Düşük Oranlı Davranışları Ayrımlı Pekiştirilmesi İşlem Süreci Düşük oranlı davranışları ayrımlı pekiştirme, uygun olmayan davranışların azaltılması, ancak tamamen sona erdirilmemesi gereken davranışlar için kullanılan işlem sürecidir.Örn: Zeynep'in elini yıkaması uygun olan bir davranış olmasına rağmen sıklığı fazla olduğunda uygun olmayan bir davranştır. Böyle bir durumda davranışın oluşum sıklığını uygun bir düzeye indirmek için ‘Düşük oranlı davranışları ayrımlı pekiştirme işlem sürecinin kullanılır. Bunun için Zeynep'in ellerini sadece uygun olan zamanlarda yıkamasının (örn., yemeklerden önce ve sonra) ödüllendirilmesi diğer zamanlarda ödüllendirilmemesi gerekir.

294

295 KONU ZİHİN ENGELLİ ÇOCUKLAR VE İLETİŞİM

296 İletişim Becerilerinin Öğretimi İletişim salt bilgi alışverişinden ibaret değildir, iletişimin başlamasıyla birlikte ortak ilgiler oluşur; görüşler, düşünceler karşılıklı aktarılırken, duygu ve düşünce paylaşımı ortaya çıkar. Ayrıca iletişim sürecinde birçok unsur devreye girer. Ses tonu, benden duruşu, kişilerin karşılıklı konumları, jest ve mimikler, dinleme iletişimi olumlu ve olumsuz etkileyen başlıca unsurlardır.

297 Algılama düzeyinin aynı olması iletişimi kolaylaştırıp sürdürür; ama farklı algılama düzeyine sahip bireyler birbirlerini anlamakta güçlükler yaşar. Bu prensip sadece kullanılan ifadelerin anlaşılmasını değil, aktarılan duyguların da anlaşılmasını zorunlu kılar. Yani algılama düzeyinde empatik yaşantının varlığı bir çeşit zorunluluktur. Özellikle çocuklar sorunlarını başkalarına aktararak çözüme kavuştururlar. Çocuk kendisini anlamayan birine kendini ifade edemediği için sıkıntılarının paylaşımını gerçekleştiremez.

298 Bebek büyüdükçe algılama düzeyine uygun tepkiler vererek iletişimden hoşlandığını ve iletişimi sürdürmek istediğini belirtir. Çocuk konuşmaya başladıktan sonra sürekli konuşur ve anne babasıyla sohbet etme ihtiyacı hisseder. Çevresini, yaşamı, ilişkileri, kısaca her şeyi merak eder ve öğrenmek için bitmek bilmeyen soruları sorduğu “sorgu çağı” başlar. Bazı çocuklar emin olmak için veya iyice kavramak için aynı soruyu veya cevabını çok iyi bildiği soruyu defalarca sorar.

299 Özel gereksinimli çocuklarda en sık görülen yetersizliklerden biri de iletişim yetersizliğidir. Kimi çocukta konuşma hiç görülmezken, kimi çocukta da konuşma olmasına rağmen iletişim amaçlı kullanılmaz. Sağlıklı bebeklerde görülen konuşma evreleri özel gereksinimli çocukların bir kısmında ya çok az görülür, ya çok geç görülür ya da görülmez. Bazı çocuklarda ise, seçici konuşma görülür; çocuk ailede veya okulda sadece biriyle sınırlı konuşma yapar.

300 Konuşma becerisi kazanmayan çocukların birçoğu, belli bir döneme kadar isteklerini bağırarak, ağlayarak ve tepinerek belirtirler, daha sonra bir şey istedikleri zaman büyük birinin elinden tutarak ve el kol hareketleriyle anlatma becerisi geliştirebilirler. Örneğin, kapının açılmasını istediği zaman, yanında bulunan birinin elinden tutarak kapıya doğru götürür ve elini kapının koluna doğru uzatır.

301 Çocukların bir bölümü isteklerini belirtmeyi beceremez; özellikle zihinsel performansları çok düşük olan çocuklar, tuvalet ihtiyacını ve acıktığını hiçbir biçimde belirtemez. Bazıları da isteklerini farklı biçimlerde belirttiği için, ifade ediş biçimi problem davranış olarak algılanmaktadır.Konuşma becerisi olan çocuklar, uzun ve kurallı cümleler kuramaz ve dili paylaşım amaçlı kullanmazlar. Belli bir konu üzerinde fazla durmazlar ve sohbet amaçlı konuşmayı başlatma becerisi pek görülmez..

302 Bazı çocuklarda alıcı dil becerileri olmasına rağmen ifade edici dil becerileri gelişmez. Bu çocuklarda ifade edici dilin olmayışı iletişim sorunlarına yol açmaktadır. İletişim becerilerinin öğretilmesi durumunda, sosyal uyum becerilerinde ciddi düzelmeler ve problem davranışlarda ise azalmalar görülebilir. Sözel iletişim becerileri olmayan çocuklar için fotoğraflar, semboller ve bilgisayar sistemleri gibi alternatif iletişim teknikleri geliştirilmiştir.

303 Başlıcalar işaret dili, resimli kartlar ve bilgisayar programlarıdır. İletişim ve dil becerileri konuşma dışında dinleme, anlama, cevap verme, sıra alma, beden dilini kullanma gibi önemli becerileri de içerir. Bu nedenle konuşma becerisi olmayan çocuklara da iletişim kurma becerisi kazandırılabilir, çocuğun kendini ifade etmesi ve isteklerini belirtebilmesi sağlanabilir.

304 İstediklerini ve gereksinimlerini ifade etmek, yardım istemek, sohbete katılmak gibi iletişim becerilerinin öğretilmesinin yararlarından birkaç tanesi şöyle sıralanabilir: Çocuk, çevresini kontrol ederek daha çok şey öğrenir.

305 Problem davranışlarında azalmalar görülür. Kendini ifade edebildiği için duygusal gerilimden kurtulur ve daha mutlu ve kaliteli bir yaşama kavuşur. Çocuğun sosyal kabul düzeyi yükselir ve toplum içinde daha uyumlu bir birey olur. Sosyal yaşama katılır ve üretime katkıda bulunur.

306 Konuşamayan çocuklara öncelikli olarak öğretilmesi gereken beceriler şunlardır 1. Dikkatini yöneltme/obje sürekliliği 2. Sıra alma 3. Taklit etme 4. Sesleri ve jestleri farklı anlamlar için kullanma 5. Anlama 6. Tek eylem bildiren yönergelere uyma 7. Oyun oynama

307 İletişim Becerileri Nasıl Kazandırılır? Ağır düzeyde zihinsel engelli çocuklar bile konuşmayı öğrenebilmektedirler. Bazı otistik ve ağır düzeyde Down sendromlu çocuklarda ifade edici dil becerileri görülmeyebilir; fakat bu çocuklara PECS ve bilgisayar sistemleri gibi alternatif yöntemlerle iletişim becerileri kazandırılabilir.

308 Zamanında iletişim becerisi edinemeyen çocukların bir kısmı, sistematik bir eğitimle kısa bir sürede bu becerileri kazanırken bazıları da daha geç kazanabilmektedir. Çocuğun iletişim becerilerini geliştirici şöyle yapılabilir birkaç etkinlik: Çocuğun davranışları yorumlanmalı ve ilgilendiği nesneler isimlendirilmelidir. Örneğin, çocuk anahtarlıkla oynuyorsa, “Anahtarlıkla oynuyorsun” denilebilir ve ardından anahtarlık gösterilerek “Bu anahtarlık” denilmelidir.

309 Çocukla konuşulurken uzun, karmaşık ve soyut ifadeler yerine anlaşılır ve kısa ifadeler kullanmak gerekir. Çocuğun çıkardığı anlamlı ve anlamsız her ses iletişim girimi olarak değerlendirilip karşılık verilmeli ve sözel olan ve olmayan iletişimsel davranışları pekiştirilmelidir. Çocuğun ilgi duyduğu ve sevdiği nesneler kullanılarak dikkatleri çekilebilir. Dikkat geliştirici çalışmalar yapılırken, sessiz ve dikkat dağıtıcı uyaranların olmadığı ortamlar tercih edilmelidir.

310 Çocukla konuşulurken karşılık vermese bile her defasında çocuğun yüzüne bakılmalıdır. Oyun oynamak, çocuğun iletişim becerilerini kazanması için zemin hazırlar. Çocuğun birçok sözcüğü ilk kez oyun ortamında söylediği belirtilmektedir. Bu nedenle çocukla çok sık oyunlar oynanmalı ve çocuğun oyun becerilerini geliştirici etkinlikler yapılmalıdır. Grup oyunlarına ilgi duyması için ortam oluşturulmalı ve grup oyunlarına katılması sağlanmalıdır. Aşağıda çocuğun iletişim becerilerini geliştirici birkaç örnek verilmiştir.

311 Göz teması nasıl sağlanır? Çocukla (arada çok az mesafe kalacak biçimde) masada karşılıklı oturulur. “Bana bak,” denilerek çocukla göz göze gelinmeye çalışılır. Eğer çocuk bakmıyorsa, çenesinden tutularak bakması sağlanır. Çocuk, gözlerini kaçırdığında, “Bana bak,” komutuyla tekrar bakması sağlanır. Çocuğun olumlu tepkilerini ödüllendirilmeden önce eğitimci, ödülü kendi göz hizasında tutarak, çocuğun ödüle bakmasını ve aynı zamanda göz teması kurmasını sağlamalıdır. Göz teması istenilen süreye ulaştığında çocukla eğitimci arasındaki mesafe artırılır. Ayrıca diğer zamanlarda da çocuğun en kısa sürekli göz kontakları bile dile getirilmeli ve “aferin çok güzel baktın” denilerek ödüllendirilmelidir.

312 Obje sürekliliği/dikkat yöneltme nasıl sağlanır? 1. Çalışma: Çocukla masada karşılıklı oturulur. Çocuğun çok sevdiği yiyecek veya nesne gösterilir. Çocuk, yiyeceği almak için elini uzatınca yiyecek yavaşça geri çekilir. Çocuk, yiyeceği almaktan vazgeçerse, yiyecek tekrar yaklaştırılır. Çocuk almak için elini uzatınca hafifçe geri çekilir ve bekletilir. Çocuğun almasına izin verilir. Sonra aynı basamaklar tekrar edilir ve her defasına takip etme mesafesi artırılır. En son aşamada, yiyecek uzaklaştırılarak saklanılır ve çocuğun bulması sağlanır.

313 2. Çalışma: Arada bir metre olacak biçimde durulur. Çocuğun ismi söylenir. Çocuk, başını kaldırıp bakmazsa, çocuğun sevdiği bir nesne çocuğa doğru tutularak, “..... bak, sana vereceğim” denir. Çocuk baktığında ödül verilir. Benzeri çalışmalar değişik mesafelerde denenir ve çocuğun ismine tepki vermesi sağlanır.

314 Sıra alma ve taklit etme becerisi nasıl kazandırılır? 1. Karşılıklı olarak çocukla yerde oturulur/durulur. Çocuğa top atılır ve çocuktan topu geri atması istenir. Eğer çocuk, topu geri atamıyorsa, önce normal biriyle oynanarak çocuğun taklit etmesi sağlanır. Çocuk hâlâ yapamıyorsa, fiziksel yardımla topu geri atma becerisi kazandırılır. Davul veya trampet, çocukla eğitimcinin arasında olacak şekilde bırakılır. Önce eğitimci vurur, sonra çocuğun vurması sağlanır.

315 Düdük veya flüte önce eğitimci üfler, sonra çocuğa verir. Çocuk üfledikten sonra elinden alınır ve belli bir süre dönüşümlü olarak üflenir. Oyuncak bir araba çocuğa doğru itilir ve çocuğunda geri eğitimciye atması sağlanır. Sırayla bardaktan birer yudum alarak su içme, elle masaya vurma, dil çıkartma, çeşitli el hareketleri yapma, çeşitli sesler çıkartma, sırayla basamakları çıkma vb etkinlikler yapılarak hem sıra alma, hem de taklit etme becerisi kazandırılabilir.

316 Tek eylemli yönergelere uyması nasıl sağlanır? Çocukla karşılıklı durulur. Sandalye işaret edilerek, “Otur!” diye yönerge verilir. Olumlu tepkisi ödüllendirilir, yanlış tepki verirse veya tepkisiz kalırsa, ipuçlarıyla yönergeye uyması sağlanır. Öncelikli olarak öğretilmesi gereken eylemler şunlardır: Otur, kalk, al, ver, at, gel, git, ye, iç, koy, çıkart, aç, kapat, yıka, sil, oku, yaz, boya, bak, uyu, öp, kaldır vb.

317

318 KONU STRES VE BAŞETME YOLLARI

319 Stres Nedir? Kişinin kendini tehdit veya baskı altında algıladığında verdiği fiziksel, zihinsel, duygusal ve davranışsal tepkiler bütünüdür.Boşanma, ayrılık, işsizlik, hasta bakımı vb. olumsuz hayat olayları gibi evlilik, hamilelik, terfi gibi olumlu olaylar da strese neden olabilecek dışsal etmenlerdir.Stres; her insanda farklı durumlarda ve farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Kişilik özellikleri, yaşam biçimi, başa çıkma yöntemleri, destek sistemi “stres hali”ni biçimlendirmektedir.

320 Neden Stres oluşur? Stres etmenleri 3 grupta incelenmektedir: 1. Engellenmeler: ırkçılık, ayrımcılık, boşanma, iş memnuniyetsizliği, ölüm, sakatlık, algılanan veya gerçek yetersizlik vb. 2. Çelişkiler: 2 veya daha fazla ihtiyaç veya amacın çatışmasıdır. (çalışan anne olmak, eğlenmek ve sınıf geçmek vb.) 3. Baskılar: başkalarının kişi üzerindeki beklentileri ve kişinin kendi üzerindeki beklentilerinden oluşmaktadır. (en başarılı öğrenci olmak, en popüler olmak vb.)

321 Stres Belirtileri İnsanoğlunun yaşamını devam ettirmesini sağlayan bu tepki uzun süreli ve yoğun uyarılma sonucu bedenimizde ağır hasar oluşturur. Çeşitli araştırmalara göre fiziksel hastalıkların 2/3’ü stres sonucu oluşmaktadır: kalp krizi, yüksek tansiyon, felç, kanser, diyabet, obezite, ülser, huzursuz bağırsak sendromu, hafıza kaybı, bağışıklık sistemi hastalıkları, uyku düzensizlikleri, tiroid problemleri, kısırlık vb.

322 Fiziksel belirtiler: baş ağrıları, sindirim problemleri, kas gerginliği, eklem ağrıları, uyku bozuklukları, yorgunluk, göğüs ağrısı, düzensiz kalp atışı, yüksek tansiyon, kilo artışı veya kaybı, nefes darlığı, astım, cilt problemleri, cinsel istek azalması, bayılma hissi, terleme, yerinde duramama

323 Duygusal Belirtiler: değişkenlik, duyarlılık artışı, endişe hali, ümitsizlik, öfke patlamaları, alınganlık, gerginlik, güvensizlik, eksiklik hissi, hayattan keyif alamama, uygunsuz zamanlarda gülme ve ağlama, suçluluk

324 Zihinsel Belirtiler: konsantrasyon eksikliği, kararsızlık, dalgınlık, karamsarlık, tekrarlayan düşünceler, kötü karalar, objektivite kaybı, kaçış isteği, işten işe atlamak, işi bitirememe, motivasyon eksikliği, hayata karşı ilgisizlik

325 Davranışsal Belirtiler: az&çok yemek yeme, az&çok uyuma, insanlardan uzaklaşma, sorumluluklarını ihmal etme; alkol, sigara, kafein, çikolata, şeker tüketiminde artış, tikler, diş gıcırdatma, çok alışveriş yapma, öfke patlamaları, uygunsuz tepkiler gösterme

326 Stres çeşitleri 1)Akut Stres: Anlık uyarılma sonucu gelişir. Durum değişince sona ermektedir. Kısa dönem etkili olduğu için bedene ağır bir zarar vermez (trafik, açlık vb.) 2)Epizodik Akut Stres: Bazı insanlar sıklıkla stresli olaylara maruz kalırlar. Hayatları bir kaostan ibarettir. Oradan oraya koştururlar. Çeşitli işleri aynı anda tamamlamaya çalışırlar.

327 3.Kronik Stres: Kronik stres“bitmeyen dönemler devam eden baskı ve talepler” olarak tanımlamaktadır. KS hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı olumsuz anlamda etkiler. Çöküş veya ölümle sonuçlanabilir. Yoksulluk, maddi zorluklar, işsizlik, disfonksiyonel aile ilişkileri, hasta bakımı, sağlıksız ilişkiler, kariyer mutsuzluğu; savaş, şiddet yaşanan bir yerde bulunmak, taciz, mükemmeliyetçilik gibi nedenler KS’i tetiklemektedir..uzun dönem ve ağır yük oluşturduğu için oluşan zihinsel ve fiziksel semptomların tedavi edilmesi zordur.

328 4.Traumatik Stres (PTSB): Kişinin bedensel bütünlüğünü veya hayatını tehdit eden bir olay (trafik kazası, savaş, hırsızlık vb.) ile karşı karşıya kalması sonucu oluşmaktadır. 5.Tükenmişlik Sendromu (TS) (Burn-out) Uzun dönem devam eden ve ağır stres sonucu ortaya çıkan fiziksel, duygusal ve zihinsel tahribattır. Kişi; mesleki, sosyal ve özel hayat alanlarında engellenme ve bozulma yaşar.

329 TS Belirtileri: Belirtiler duygusal alanda yoğunlaşmaktadır. Güçsüzlük, umutsuzluk, karamsarlık, içe kapanma, gerginlik, üzüntü duygusal belirtiler arasında sayılabilir. Aynı zamanda kişi alkol, uyuşturucu madde, alışveriş, seks gibi “anlık” iyilik hali yaratan disfonksiyonel davranışlar gösterebilir.

330 TS ile Başa Çıkma Yöntemleri: Stres durumunda farkındalık oluşturup “değişim” başlatmak. En iyi savunma yöntemi karşılıklı sevgi ve güven duyulan insanlarla birlikte olmaktır. Aile, arkadaşlık, eş&sevgili ilişkileri kuvvetlendirilmeli. İş, spor gibi çeşitli ortamlarda arkadaşlık geliştirilebilinir. Kişi; kendisi için “anlam” ifade eden bir “gruba” üye olabilir. “Sağlıklı iletişim” başa çıkma yöntemlerinin temelini oluşturmaktadır.

331 Stres ile Başa Çıkma Teknikleri Stres; içsel ve dışsal tetikleyici seviyesine göre şekillenmektedir. “Çok az” stres can sıkıntısı yaratmakta olduğu gibi “çok fazla” stres yorgunluk yaratır. Stres; “sinsi” bir süreç takip etmektedir. Kişilik özellikleri, sosyal ilişkiler, duygusal olgunluk ve enerji seviyesi stresi tolere edebilmede önemli etmenlerdir. “Denge” stres idaresinde kilit kavramı oluşturmaktadır.

332 Acil çözümler Elinizdeki işi bırakın ve gerginliğinizin farkına varın Yavaş ve ağır bir şekilde nefes alıp verin Hareket edin! Esneme hareketleri, hafif egzersiz veya mümkünse kısa yürüyüş yapın Mola verin! Gerginlik ortamından uzaklaşmaya çalışın

333 Uzun vadeli çözümler Sağlıklı beslenmeye özen gösterin (kafein,şeker azaltılmalı. Uyuşturucu ve alkol ile kendinizi tedavi etmeyin) Yeterli derecede dinlenmeye özen gösterin: Uyku düzeninize dikkat edin Düzenli egzersiz yapın (haftada 3 kere 30dk süre) Gevşeme tekniklerini hayatınızın parçası haline getirin “Gerçekçi beklentiler” geliştirin (zaman yönetimi)

334 Günlük plan yapın “Öncelikler listesi” oluşturun! Enerjinizi ve zamanınızı etkin şekilde kullanın Önemsiz ve kolay işlerinizi sona bırakın Birkaç şeyi bir anda yapmak yerine işlerinizi sıralayın ve teker teker ele alın Sorumlulukları başkalarıyla paylaşın: İnsanların “bazı işlerinizi” yapabileceğini kendinize hatırlatın. Buna saygı gösterin ve özgür kalın

335 “Zihinsel ara” verin. İsteklerinizi ve hoşnutsuzluklarınızı ifade edin. “Hayır” demeyi öğrenin ve bunu derken rahatsızlık duymayın Enerjik olduğunuz zamanları yakalayın ve iyi değerlendirin. Bu zamanlarda “zor işlerinizi” ele alın. Sorunlarınızı aileniz, arkadaşlarınız veya terapistinizle konuşun. Amaç çözüm değil paylaşımdır! Değer verdiğiniz insanlara duygularınızı ve düşüncelerinizi anlama fırsatını verin. “Problemleri” tekrar tanımlayın ve onları “değişim” için fırsat olarak kullanın

336 .“Eğlence” planlayın. İçinizdeki çocuğu ihmal etmeyin. Spontan olun. “Neşenizi” koruyun. Kendinize gülebilme yeteneğinizi kullanın. Başkalarını ve olayları “kontrol etmeye” çalışmayın Kendi kendinize sorun “Bu benim problemim mi?” “Sıcak” terapisi uygulayın: sıcak paketler, jakuzi, sıcak banyo veya duş gibi not: “Sıcak” iyi gelmiyorsa “soğuk” terapi uygulayabilirsiniz

337 Vücut masajı yaptırın Hayvan besleyin Günlük tutun Ortam değiştirin: iş, ev, semt, spor salonu, kurs gibi Boş zamanlarınızı size keyif veren hobiler ve aktiviteler ile değerlendirin. Özellikle boş zamanlarınızda “MELİ-MALI” lı cümleleri kullanma sıklığınıza dikkat edin! Ruhunuzu beslemeyi unutmayın. Başkalarına yardım ederken onların da size yardım etmesine izin verin. Onlara bu keyfi ve önceliği yaşatın

338 Gevşeme Fizyolojik tepki (kalp çarpıntısı, kas gerginliği, terleme, titreme, üşüme, nefes darlığı, baygınlık hissi, mide ağrısı, bulantı gibi).davranışsal tepki (kaçınma, kaçma davranışları gibi).bilişsel tepki (“Kontrolümü kaybediyorum”, “Dayanamıyorum” gibi olumsuz düşünceler)

339 Bu üç ayrı alanda verilen tepkilerin şiddeti kişiden kişiye değişmektedir. Kısırdöngü! Endişe duygusuna verilen fizyolojik tepki olumsuz düşünceleri tetiklemekte ve bu düşünceler sinir sistemini daha da “alarme” ederek fizyolojik tepkilerin şiddetini artırmaktadır. Gevşeme egzersizi! Bu kısırdöngüyü kırmanın yollarından biri fizyolojik tepkiye odaklanıp onu kontrol etmeyi öğrenmektir.

340 Gevşeme egzersizi öğrenilmesi gereken bir beceridir. Bisiklete binmek veya araba kullanmak gibi pratik yapmayı gerektirir J Gevşeme egzersizi sakin zamanlarda uygulanarak pratik edilmeye başlanmalıdır. Bu süreç içinde kişi “endişe sinyallerini” tanımayı öğrenmelidir (günlük tutmak). Gevşeme egzersizi endişe duygusu şiddetlenip doruk noktasına ulaşmadan uygulandığı takdirde etkili olacaktır.

341 ÖRNEK GEVŞEME EĞZERSİZİ Bu egzersizin amacı vücudunuzdaki gerginlik ve gevşeme halleri arasındaki farkı göstermek ve nasıl gevşeyebileceğinizi öğretmektir. Bu alıştırma sürecinde gerginlik ve gevşeme arasındaki farka dikkat edin. Kaslarınızdaki gerginliği tanımak stres yüksek noktalara ulaşmadan gevşeme ihtiyacınızı hatırlamanıza da yardımcı olacaktır. Şimdi rahat bir şekilde oturun ve gözlerinizi kapatın.

342 1.Şimdi ilk olarak sizden el ve omuz kaslarınıza dikkat etmenizi istiyorum Bu kaslarınızı ellerinize yumruk yaparak gerebilirsiniz. Şimdi yumruklarınızı sıkabildiğiniz kadar sıkın. Daha sıkı çok sıkı Elleriniz ve kollarınızın ön tarafındaki gerginliği hissedin Gerginliği iyice hissedin.Ve...Yavaşça gevşeyin.Tamamen bırakın.Kaslarınızın gevşekliğini hissedin ve rahatlayın.Kaslarınızın gerginliği ve gevşekliği arasındaki farka dikkat edin.Hiç gerginlik yok.Tamamen gevşeksiniz

343 2.Ve şimdi kollarınızın üst ön kısmındaki kaslar Bu kaslarınızı kollarınızı dirseklerinizden bükerek ve bileklerinizi omuzlarınıza değdirerek gerebilirsiniz Şimdi bileklerinizi omuzlarınıza değdirmeye çalışarak bükün 3. Ve şimdi kollarınızın üst arka kısmındaki kaslar Bu kasları kollarınızı mümkün olduğunca düz ve sert olarak öne uzatarak gerebilirsiniz. Şimdi kollarınızı uzatın

344 4. Ve şimdi boyun kaslarınız Bu kasları başınızı geriye doğru eğerek gerebilirsiniz Şimdi başınızı geriye doğru iyice eğin 5. Ve şimdi boyun kaslarınız Bu kasları başınızı geriye doğru eğerek gerebilirsiniz. Şimdi başınızı geriye doğru iyice eğin 6. Şimdi alnınızdaki kaslar Bu kaslarınızı soru sorar gibi kaşlarınızı kaldırarak gerebilirsiniz.Şimdi kaşlarınızı yukarı kaldırın

345 7. Ve şimdi kaşınızdaki kaslar Bu kasları yapabildiğinizce sertçe yüzünüzü asarak gerebilirsiniz. Şimdi kaşlarınızı birbirine yaklaştırın ve çatın 8. Ve şimdi gözlerinizin etrafındaki kaslar Bu kaslarınızı gözlerinizi sımsıkı kapatıp sıkarak gerebilirsiniz. Şimdi gözlerinizi yumun 9. Ve şimdi de çene kaslarınız Çenenizi, dişlerinizi, yapabildiğinizce sert bir şekilde birbirine bastırarak gerebilirsiniz. Şimdi dişlerinizi sıkın

346 10.Ve şimdi dil ve boğazınızdaki kaslar Bu kasları dilinizin ucunu üst damağınıza koyarak gerebilirsiniz. Şimdi, dilinizin ucu ile yapabildiğinizce sertçe yukarı bastırın 11.Şimdi de dudak kaslarınız. Bu kaslarınızı dudaklarınızı sıkıca birbirinize bastırarak gerebilirsiniz Şimdi dudaklarınızı birbirine bastırın 12 Ve şimdi de göğüs kaslarınız Bu kaslarınızı yapabildiğinizce derin bir şekilde nefes alarak gerebilirsiniz. Şimdi çok derin bir nefis alın... ve tutun

347 13.Ve şimdi de midenizin etrafındaki kaslar Bu kasları yumruk darbesi almaya hazırlanır gibi midenizin kaslarını sıkarak gerebilirsiniz. Şimdi mide kaslarınızı gerin 14.Ve şimdi de kalçalarınızdaki kaslar Bu kasları, kaçlarınızı yapabildiğinizce sertçe sıkarak gerebilirsiniz. Şimdi kalçalarınızı gerin 15.Ve şimdi de bacaklarınızdaki kaslar Bu kasları bacaklarınızı düzleştirerek ve ayaklarınızı, baldırlarınızı gerecek şekilde vücudunuza doğru gererek bükebilirsiniz

348 Şimdi, bacaklarınızı mümkün olduğunca düz tutun ve ayaklarınızı vücudunuza doğru bükün 16.Şimdi vücudunuzdaki rahatlığı devam ettirerek size zevk verecek bir şeyi hayal etmeye çalışın Bir çeşit sizi rahatlatıcı durum Serin bir ormanda yürümek gibi. Kumda güneşte uzanmak gibi Hoş bir müzik parçacı dinlemek gibi Hayal edebileceğiniz kadar canlı hayal edin Hiç problem yok Hiç gerginlik yok.Birkaç dakikada rahatlamadan zevk alın (3 dk.)

349 17.Ve şimdi 4’ten geriye doğru saymaya başlayacağım Ben 1’e geldiğimde gözlerinizi açıp uyanık bir şekilde oturmanızı ve çok diri, rahat ve gevşemiş olmanızı istiyorum

350 Ne zaman Profesyonel Yardım alınmalı? TS Sağlığınızı etkiliyorsa Hiç bitmeyecekmiş gibi geliyorsa İşinizi bırakmayı, uzaklaşmayı düşünüyorsanız Depresif, üzgün, ağlamaklı, hayat yaşamaya değmez gibi hissediyorsanız İştahınız, uyku düzeniniz bozulduysa Yemek, alkol, uyuşturucu, uyku, sigara, alışveriş ile başa çıkmaya çalışıyorsanız Bazı duygu ve düşünceleri paylaşmak çok zor geliyorsa YARDIM ALIN!

351

352 ŞİDDET VE ÇOCUK ÜZERİNDE ETKİLERİ Aile içinde kadına yönelik şiddetle çocuklara yönelik şiddet arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Yani bir evde aile içi şiddet varsa, o evde yüksek ihtimalle çocuklar da şiddet görmektedir. Örneğin, Amerika’da yapılmış olan bir araştırma eşlerine şiddet uygulayan erkeklerin yüzde 50’sinin aynı zamanda çocuklarına da şiddet uyguladığını ortaya koymaktadır.

353 Çocuklar aile içindeki şiddetten doğrudan, fiziksel olarak yaralanarak etkilenir. Şiddet uygulayan kişi, çocuğun annesine duygusal olarak zarar vermek ve istediklerini yapmaya zorlamak amacıyla, çocuğa bilerek ve isteyerek fiziksel, duygusal ya da cinsel şiddet uygulayabilir. Bunun yanı sıra, şiddet uygulayan, çocuğun annesine saldırırken çocuğa da kazara ya da bilerek zarar verebilir. Ayrıca, yaşça küçük çocuklar anne kucağındayken, anne saldırıya uğradığında, saldırıdan zarar görebilir. İleriki yaşlardaki çocuklar ise, anne-baba arasındaki şiddete müdahale etmek isterken zarar görebilir.

354 Çocuklar aile içindeki şiddetten, şiddete tanık olarak etkilenir. Pek çok anne şiddeti çocuğundan gizleyebildiğini düşünse de, çocukların yüzde gibi çok büyük bir kısmı bu durumun farkındadır. Çocuklar şiddet anını görmeseler de bağrışmaları duyarlar, şiddetin beden üzerindeki izlerini yani yaraları, morlukları, kırılmış kemikleri görürler.

355 Şiddet ortamında büyüyen bebekler, kendilerine bakan kişilere, yani annelerine kardeşlerine duygusal olarak bağlanmakta zorluk yaşayabilirler. Bebeğin büyümesinde hayati öneme sahip olan bu bağlanma gerçekleşmediği bazı ileri durumlarda çocuğun gelişimi tamamen durabilir. Okul öncesi çocuklarda gelişim süreci tersine işleyebilir, çocuklar kabus görebilir ya da uyuma güçlüğü çekebilirler.

356 Okul çağındaki çocuklar ise depresyon, kaygı, korku gibi farklı psikolojik problemler yaşayabilirler, akranlarına karşı şiddet gibi sorunlu davranışlar gösterebilirler. Şiddet görerek büyüyen çocuklar, ileriki yaşamlarında problemli ilişkiler yaşama riskiyle karşı karşıyadır. Onların gelecekte kuracakları ilişkilerde şiddetin ve istismarın yaşanma olasılığı, akranlarına oranla daha fazladır.

357 Ancak aile içindeki şiddetin yoğunluğuna ve duruma erken müdahale edilmesine bağlı olarak bazı çocuklar da şiddetle sağlıklı bir şekilde baş etme yollarını bulmakta ve sağlıklı bireyler olarak yaşamlarına devam etmektedirler. Çocukların şiddete tanık olduğu ya da maruz kaldığı ailelerde duruma erken müdahale edilmesi çok önemli bir noktadır. Erken müdahale, şiddetin çocuğun yaşamında yarattığı olumsuz izlerin silinmesini sağlar.

358 Şiddete maruz kalmış ya da tanık olmuş çocuklar aşağıdaki belirtilerden bir veya daha fazlasını gösterebilirler : Aşırı bir endişe hali, korku, sık irkilme, Karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi psikosomatik belirtiler, Alt ıslatma, Dil gelişiminde gerileme, Çevreye karşı ilgisizlik, Uyumakta zorluk, kabus görme, Sık ve uzun süreli ağlama, Yeme problemleri,

359 Konsantrasyonda zorluk, Sinirlilik, öfke nöbetleri, agresif davranışlar, Dürtüsel davranışlar, Özgüven azalması, Temel güven duygusunun sarsılması, Yaşından küçük davranışlar, Arkadaş ilişkilerinde sorunlar, İntihar eğilimleri, Okulda başarısızlık.

360 Şiddet yaşanan ailelerde ebeveynler şiddetin çocuklar üzerindeki etkilerini farkedip, şiddeti durdurmak ve çocukları korumak için adımlar atmalılar. Çocukları şiddetten korumanın tek yolu şiddeti durdurmaktır. Şiddeti durdurmak mümkün değilse, çocuğu şiddetten uzaklaştırmak gerekir. Ailenin tüm üyeleri psikolojik olarak yardım almalıdır. Aile üyeleri kendi aralarında yaşanan şiddeti konuşmalıdırlar.

361 Şiddete maruz kalmış ya da tanık olmuş çocuk bu konuda konuşmak isterse, ona duygu ve düşüncelerini ifade edebilmesi için olanak sağlamak gerekir. Dinlerken yargılamadan, anlayışla dinlemek çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlayacak ve ileride yardım almasını kolaylaştıracaktır. Sözel olarak kendini ifade etmekte zorlanan çocuklar duygu ve düşünceleri hakkında yazmaları ve resim yapmaları için teşvik edilmelidir.

362

363 Türkiye’de çocuk istismarı konusunda yapılan araştırmalarda ise %78 ile duygusal istismarın baş sırada olduğu görülmektedir. Fiziksel istismar (%24) ve cinsel istismar (%9) daha az olarak görülmektedir. Çocukların ucuz işgücü olarak kullanılmaları yoluyla istismar edilmelerinin de Türkiye’de yaygın olduğunu söyleyebiliriz. Yasal düzenlemeler, 15 yaşın altındakilerin çalışmasını öngörmese de, gerçekte bu yasaların çiğnendiğini hepimiz biliyoruz.

364 Meslek öğrensin, eli iş tutsun, eve katkısı olsun, adam olsun, gerekçeleriyle bu çocuklar, eğitim alma haklarından yoksun bırakılmakta, okula devam etmeleri gerekirken, sağlıkları üzerinde olumsuz etkileri olan ortamlarda, hiç bir sosyal ve yasal güvence olmaksızın çalıştırılmaktadır. Bunların sayıları on binlercedir. Tarım kesiminde, ücretsiz aile işçisi durumunda olanların sayısı ise tam olarak bilinememektedir.

365 Türkiye’de yılları arasında sekiz ilde yapılan bir araştırmada, 4-12 yaşları arasındaki çocuğun, fiziksel ve duygusal açıdan istismar edilip edilmediği incelenmiştir.Kız çocuklarının % 34,6’sının, erkek çocuklarının ise % 32,5’inin ihmal ve istismar kurbanı oldukları saptanmıştır. Eğitimsiz ebeveynlerin %40’ı çocuklarını istismar ederken, eğitim düzeyi yüksek ebeveynlerde bu oran % 17’ye kadar düşmektedir.

366 Çocukların istismar edilmeleriyle, çocukların disiplin altına alınması arasındaki sınırı çok dikkatli belirlemek gerekir. Ama dilimize yerleşmiş olan “eti senin, kemiği benim”, “öğretmenin vurduğu yerde, gül biter” tarzı deyişler, Türk toplumu olarak bizlerin bu ince çizgiyi iyi saptayamadığımızın açık bir ifadesidir( 1 ). İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma şiddetin aile içinde başlayıp okulda devam ettiğini ortaya koyuyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 55 ilde “Çocuğa yönelen şiddet” ve “Çocuktan kaynaklanan şiddet” konularında bir araştırma yaptı. Araştırmaları yöneten Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Muhakemeleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahri Öztürk, çocukların yüzde 77’sinin şiddete maruz kaldığını söylüyor.

367 Öztürk çalışmanın uluslararası alanda Türkiye için baz alınacağını belirterek, “çalışma sonucunda şiddetin sıradan karşılandığını gördük. Bu olay ülkemizdeki insan hakları sorununun temel sebebidir.” yorumunda bulunuyor. Aile içi şiddetin, yüzde 20’ye yaklaşan oranla baba ve yüzde ile anneden kaynaklandığını belirten Öztürk “ Ülkemizde şiddetin beşiği aile. Ancak bu durum okulda yüzde 40’a varan öğretmen şiddeti ile devam ediyor. Erkek çocuklar babalarından, kız çocuklarsa annelerinden daha çok dayak yiyor.” şeklinde konuşuyor.

368 Prof. Öztürk, çevreden kaynaklanan şiddete öğretmenin yüzde ile ilk sırada yer aldığını vurgulayarak, “şehir merkezinde yaşayanları yüzde 40’ı öğretmen şiddetine uğrarken, bu oran gecekonduda yüzde 38’e düşüyor. Bu durum şiddetle mücadelenin ailede başlayıp, okulda sürdürülmesini gerektiriyor” diye konuştu. Anket sonuçlarına göre her üç kişiden birisinin şiddetle terbiye edildiği ve ceza şeklinin yüzde 21 oranında dayak olduğu ortaya çıkmış

369 Aile bireylerine şiddet uygulayan kişilerin %82’sini erkekler oluşturuyor. Araştırmaya göre şiddet uygulayanların %45’ini erkek eş,%24’ünü baba,%24’ünü ise ağabey ve abla oluşturuyor. Şiddet uygulayan annelerin oranı ise %10’dur

370 SONUÇ Aile içi şiddet uygulayan kişilerin ve aile içinde çocuklarını istismar eden kişilerin;çocukluk dönemlerinde kendilerinin de şiddete maruz kaldığı yani;aile içi şiddete tanıklık ettiği yapılan birçok araştırmada ortaya konulmuştur. Buradan hareketle şiddetin öğrenilmiş bir davranış olduğu kabul edilmektedir. Aile içi şiddete maruz kalmış çocuklar büyüyünce;edinmiş oldukları şiddetle ilgili deneyimlerini kendi eş ve çocuklarına aynı yöntemlerle yansıtmaktadır.

371 Ancak ;ailesinde her şiddet gören kişinin de,şiddet göstereceğini söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte aile içi şiddete maruz kalan kişinin, şiddet davranışını ortaya çıkarma eğilimi şiddete maruz kalmayan kişilere göre daha yüksektir. Aile içinde şiddet meydana geldiğinde,çocuklar şiddete maruz kalsa veya tanık olsalar dahi,çocuklar aile içi şiddetten yetişkinlere göre daha fazla etkilenmekte ve daha uzun sürede atlatabilmektedirler.

372 Aile içi şiddetle ilgili hükümlü gençler üzerinde bir araştırma yapılmıştır ve bu gençlerin %78’inin aile içi anlaşmazlık ve şiddetin söz konusu olduğu ortamda yaşadıkları bulunmuştur. Buda çocukların ruh ve beden sağlığını olumsuz etkileyerek onlarında şiddeti öğrenmesine ve uygulamasına zemin hazırlamıştır. Bu şekilde şiddeti öğrenen çocuk;olumsuz bir durumla karşılaştığında yetişkinleri model alarak onların uyguladığı yöntemi uygulamakta toplumda şiddet olaylarının artmasına neden olmaktadır. Şiddetin çok sık yaşandığı aile ortamındaki gençler kısır bir döngü içine girmektedir.

373 Aile içinde şiddete maruz kalan kişi veya kişiler yalnız kalma korkusu,maddi yetersizlik,eşini bıraktığında yeni bir darbe alma korkusu alma nedeniyle şiddete maruz kalan kişiler bunu açıklayamamaktadır. Bunun yanında toplumun ve yakın çevresindeki kişilerin olumsuz düşüncelerinde şiddete maruz kalan kişilerin bunu açıklayamamalarına neden olmaktadır. Buda aile içi şiddeti azaltma yolunda yapılan çalışmaları körüklemektedir. Çünkü insanlar şiddete maruz kaldığını söylemediği sürece sosyal kurum ve derneklerden yardım istemedikleri sürece onlara yardım etmek olanaksızdır. Ne yazık ki toplumumuzda bu durumda olan birçok insan vardır.

374 Şu ana kadar öğrenmiş olduğumuz eşler arasındaki uyumsuzluk ve yanlış eş seçimi,aile içindeki şiddete çocuğun birebir tanık olması, kendisini tehdit eden bir durumu şiddetle yok edebileceğini düşünmesi gibi nedenlerden dolayı aile içinde şiddet görülmektedir. Kişilerin şiddeti uygulamamaları içinse;eş seçiminde bilinçli olması,aile içinde şiddete maruz kalması şiddeti bir kurtuluş yolu olarak görmemesi ve şiddet dışı yöntemleri de düşünebilmesi gerekmektedir. Bunun yanında anne ve babaların çocuklarını sağlıklı bir ortamda özenle yetiştirmeleri de gerekmektedir.

375 O halde toplumumuzda suçlu doğan çocuk yoktur. Çocuk istenilen şekle sokulabilecek bir oyun hamuru gibidir. Çocuğun şekillenmesinde etkili olan aile;çocukta gelişmesini istediği olumlu kişilik özelliklerini ancak sağlıklı bir aile ortamında sağlayabilir. Sağlıklı bir aile ortamı da uyumlu bir anne baba ilişkisini gerektirir. Bu nedenle öncelikli hedef sağlam ve sağlıklı bir aile kurulmasıdır.

376

377 KONU ENGELLİ YASAL HAKLARI

378 1 Devlet tiyatroları, gösterilerini özürlülere ücretsiz sunmaktadır. 2. Türk hava yolları ile seyahat halinde belirlenen esaslar doğrultusunda özürlüler %40 indirimden yararlanabilir. 3. Devlet Demir Yolları ana hat yolcu trenleri ile seyahat halinde özürlüler %20 indirimden yararlanabilir. 4. Telsim (Cep Özel Engelliler) – Turkcell (Destekcell) Cep Telefonlarında Görüşme Ücretinden İndirimli Olarak Yararlanılabilir. 5. Türk Standartları Enstitüsü ile birlikte özürlüler için özel düzenlemeleri içeren standartlar hazırlanmaktadır. 6. Özürlülerle ilgili sivil toplum örgütleri, 2908 sayılı kanuna göre dernekler, federasyonlar ve konfederasyon şeklinde örgütlenmiştir

379 7. Özürlülerin profesyonel olarak spor yapmaları için devlet bakanlığına bağlı özürlüler spor federasyonları vardır. 8. Oy kullanırken seçim kurullarının özürlüler için düzenleme yapmaları gerekmektedir. (572 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Madde 26-27) 9. Belediyeler 572 sayılı kanun hükmünde kararname gereğince özürlülere uygun düzenlemeleri standartlara uygun olarak yapmak zorundadır. (572 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Madde 3-4) 10. Belediyeler toplu taşıma araçlarından özürlüleri ücretsiz veya indirimli olarak yararlandırmak zorundadır. (572 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Madde 3-4)

380 Sayılı Belediyeler ve 3030 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Yasası, belediyelere ait ve belediyeler tarafından işletilen veya kiraya verilen büfeler, otoparklar gibi işyerlerinin özürlüler tarafından işletilmesi konusunda kolaylık getirmiştir. (572 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Madde 3-4) yaşını bitirmiş ve herhangi bir yerden geliri olmayanlar emekli sandığına veya bulunduğu yerdeki valilik veya kaymakamlık makamlarına başvuru yaparak 2022 sayılı yasa gereğince aylık bağlanmasını talep edebilir. 13. Özürlülerin kullandığı araç ve gereçler il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları tarafından karşılanabilmektedir. (572 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Madde 17) 14. İmar Mevzuatına ulaşılabilirlikle (fiziksel engellerin kaldırılmasıyla) ilgili hükümler eklenmiştir. buna göre, kaldırımlar, yaya yolları, konutlar ve umumi binalar özürlülerin ulaşabilirliğine uygun olarak yapılmak durumundadır.

381 15. Özürlüler H sınıfı sürücü belgesi alarak özel tertibatlı araç kullanabilirler. 16. H sınıfı sürücü belgesine sahip olan özürlüler yurt içinden aldıkları özel tertibatlı otomobillerde, katma değer vergisi indiriminden yararlanmakta ve taşıt alım vergisinden muaf tutulmaktadır. 17. H sınıfı sürücü belgesi olan özürlülerden uygun şartları taşıyanların yurt dışından getirtecekleri özel tertibatlı otomobiller için gümrük vergisi muafiyeti vardır. 18. El ve ayak fonksiyonunu tamamen yitirmiş bulunan özürlülerin yurt dışından getirtecekleri özel tertibatlı minibüsler gümrük vergisinden muaftır. 19. Sosyal Güvenlik kuruluşlarınca karşılanan araç ve gereçlerin standartlara uygun olarak sağlanması gerekmektedir. (572 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Madde )

382 20. özürlü çocuğun resmi veya özel eğitim merkezlerinde aldıkları gelişim ve eğitime ilişkin giderlerin bir kısmı çalışılan kurum, emekli sandığı ve sosyal sigortalar kurumu tarafından bütçe uygulama talimatları çerçevesinde karşılanmaktadır. Emekli Sandığına ve Sosyal Sigortalar Kurumu’na bağlı kişilerin çocuklarının özel eğitimleri için 2002 yılı itibarı ile en fazla 245 milyon TL eğitim yardımı yapılmaktadır. 21. Yükseköğretim kurumuna girmeye hak kazanan ve kayıt yaptırarak öğretime başlayan öğrenci ilk yılında bulunduğu ilin valiliği bünyesindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na başvurması durumunda, başbakanlık bursundan yararlandırılır. Ayrıca yardımcı ders araç gereçlerinin temini konusunda özürlü öğrenciye destek verilmektedir. 22. Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün öğrenci yurtlarından özürlü öğrenciler istemde bulunmaları halinde yararlanabilmektedirler.

383 23. Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından uygulanan harç ve öğrenim kredisi tahsisinde %40 ve üzerinde özürlü olduğunu belgeleyenlere öncelik tanımakta ve harç kredisinin geri ödenmesinde yönetim kurulu kararı ile %50 indirim yapılmaktadır /58 Sayılı Başbakanlık Genelgesi, özürlülere yönelik bir çok düzenlemenin uygulanmasını içermektedir Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 7. maddesine göre, II sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi mallardan, münhasıran aracı sakatlığına uygun hareket ettirici özel tertibatı bulunanların malul ve sakatlar tarafından beş yılda bir defaya mahsus olarak bizzat kullanılmak üzere ve %90 ve üstü oranda raporu bulunan tüm özürlüler yeni otomobil ve bir kısım ticari araçlarda Ö.T.V.’den muaftırlar Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 4. maddesine göre, bizzat maluller tarafından kullanılan ve %90 ve üstü oranda raporu bulunan tüm özürlüler motorlu taşıtlar vergisinden müstesnadır.

384 27. Serbest meslek erbabı ve ücretli çalışan özürlü vatandaşlarımız ile kendisi özürlü olmasa bile ailesinde özürlü kişi bulunan serbest meslek erbabı ile ücretliler vergi indiriminden yararlanırlar 28. Kamu kurumlarının sakat memur çalıştırma yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin takip ve denetiminden Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı sorumlu ve yetkilidir. 29. Kurumlarca özürlü vatandaşlarımıza ayrılan boş devlet memuru kadroları için her yılın Nisan-Mayıs, Temmuz-Ağustos veya Ekim-Kasım dönemlerinde sınav açılmaktadır. 30. Sınav duyuruları Devlet Personel Başkanlığı tarafından resmi gazetede, tirajı yüksek ulusal gazetelerde ve TRT Televizyon ve radyo kanalları aracılığıyla yapılmaktadır. Kurumlar sınav duyurularında işin özelliği gerektirmediği sürece özür grupları arasında bir ayrım yapamayacağı gibi özür oranında da üst sınır getiremeyeceklerdir.

385 31. Sınavlarda özür’ün özelliğine göre kurumların refakatçi bulundurması gereklidir. Ayrıca özür grupları dikkate alınarak sınav sorusu hazırlamak ve değerlendirmek üzere özel sınav kurulu oluşturulur 32. İşverenlerin belirli bir mesleği olan özürlüleri öncelikle meslekleri ile ilgili işlerde çalıştırmaları gerekmektedir. 33. Kurum ve kuruluşlar çalışma yerlerini özürlü vatandaşlarımızın çalışmasını kolaylaştıracak şekilde düzenlemek gerekli tedbirleri almak ve özürlü vatandaşlarımızın çalışmaları ile ilgili özel araç ve gereçleri temin etmek zorundadır. 34. Ülkemizde özürlü vatandaşlarımız için Türkiye iş Kurumu, Halk Eğitim Merkezleri, Mesleki Eğitim Merkezleri, Özel Dershaneler, Belediyeler ve özürlülerle ilgili dernek ve vakıflar tarafından meslek edindirme kursları açılmaktadır.

386 35. Özürlü vatandaşlarımızın çalıştığı kamu kurum ve kuruluşu özelleştirme kapsamındaysa, kapatma ve tasfiye halleri dışında özürlü vatandaşlarımız işten çıkartılamaz. 36. Özelleştirme sonucunda özürlü vatandaşlarımızın çalıştığı kurum veya kuruluşun tasfiye edilmesi veya kapatması halinde işine son verirse bulunulan ildeki Türkiye İş Kurumuna başvurulmalıdır. Bu durumda iş kaybı tazminatı, kanunun diğer çalışanlara tanıdığı hakların iki katı oranında ödenmektedir. 37. Meslek edindirme kurslarından yararlanan özürlü vatandaşlarımıza işe yerleştirmede öncelik tanınır 38. Gerek kamu gerekse özel sektörde özürlü işçi olarak iş bulmayı sağlayacak kurum Türkiye İş Kurumudur.

387 39. Özürlü işçiler, diğer işçilere yapılan sosyal yardımlardan aynen yararlanırlar. 40. Toplu iş görüşmelerinde özürlü işçiler aleyhine hükümler konulamaz. 41. Özürlü vatandaşlarımız kendi işini kurduğunda gelir vergisi indiriminden yararlanabilir ve daha fazla işçi çalıştıran kamu %4, özel sektör işletmeleri % 3 özürlü çalıştırmak zorundadır. 43. Ceza paraları özürlü vatandaşlarımızın istihdamı, mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu için kullanılmaktadır. 44. yasal kotasının üstünde özürlü çalıştıran işverenleri sigorta primlerinin yarısı devlet tarafından karşılanmaktadır.

388 45. Türkiye’de 268 özel eğitim okulu ve 351 özel eğitim ve rehabilitasyon kurumu vardır. 46. Tüm İllerde Rehberlik Ve Araştırma Merkezleri bulunmaktadır. özürlü çocuğu olan aileler buralara başvurarak çocukları hakkında danışmanlık hizmeti alabilirler. 47. Okullarda kaynaştırma eğitimine ağırlık verilmektedir. 48. Görme engellilere okul öncesi dönemde gündüzlü, ilköğretim düzeyinde yatılı ve gündüzlü olarak eğitim verilmektedir. 49. İlköğretim okulunu bitiren görme özürlü öğrenciler öğrenimlerine normal okullarda kaynaştırma yoluyla devam etmektedirler.

389 50. Braille yazılmış ortaöğretim ders kitapları görme engelliler akşam sanat ve basım evi matbaasında basılıp ihtiyaç sahiplerine talep halinde ulaştırılmaktadır. 51. İşitme engellilere okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde gündüzlü ve yatılı olarak eğitim hizmeti verilmektedir. 52. İşitme engelli öğrenciler meslek liselerine sınavsız yerleşebilmektedirler 53. Ortopedik özürlülere yatılı ve gündüzlü olmak üzere okul öncesi, ilköğretim ve meslek lisesi düzeyinde eğitim olanağı sunulmaktadır. 54. Zihinsel engelliler eğitilebilir ve öğretilebilir olarak iki ayrı grup okulda eğitim almaktadırlar. bunlar özür derecelerine göre yapılandırılmış okullarda yada kaynaştırma okulları veya sınıflarında eğitim alabilmektedirler.

390 55. Uzun süre hastanede yatan çocuklar için bazı hastaneler bünyesinde “hastane ilköğretim okulları” bulunmaktadır. 56. Üniversite sınavı sırasında ortopedik ve görme özrü bulunanlar için uygun düzenlenmiş sınav mekanları hazırlanır, görme özürlüler ve az görenler için 30 dakikalık ek sınav süresi verilir, sınav sorularını okuyacak ve söylenecek yanıtları yazacak uygun eğitimde ve düzgün diksiyonlu “yardımcı refakatçi” eşliğinde sınava girme olanağı tanınır. 57. Az gören üniversite öğrencileri fakülte/yüksekokul/bölüm amirliklerine yazılı olarak başvurarak sınav sorularını büyük puntolu harflerle yazılmış olarak sağlayabilirler. 58. Ülkemizde rehabilitasyon hizmeti, tıbbi rehabilitasyon merkezlerinde verilmektedir.

391 59. Ülkemizde hamilelik döneminde bebeğin fiziksel ve zihinsel özürlü olup olmadığının saptanması amacıyla genetik danışma merkezlerinde genetik danışma hizmeti sunulmaktadır. 60. Ülkemizde Ankara ve İstanbul’da olmak üzere özürlülere yönelik hizmet götüren iki diş kliniği bulunmaktadır. 61. Sosyal güvenlik kurumlarında BAĞ-KUR hariç olmaz üzere (SSK, Emekli Sandığı) iyileştirme hükümleri sayesinde engelsiz sigortalılara nazaran daha erken emekli olma imkanı sağlanmıştır. 62. Trafik akışını engellememek koşuluyla park etmeye elverişle alanlara araç park edebilirler. ( Özürlü Kimlik Belgesini aracın ön yüzünü görünecek şekilde asmanız önemle rica olunur.)

392

393 Bakım Aylığı Nedir? Bakım hizmetleri ile ilgili tüm işlemler Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir. Ailesi ekonomik yoksunluk içinde bulunan bakıma muhtaç özürlülere evlerinde veya kurumda bakım hizmeti verilmektedir. Kurumlarda verilen bakım hizmetlerinin iki asgari ücrete kadar olan kısmı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından ödenmektedir.

394 Yine aynı şartlarda bakımı aile bireyi ya da yakını tarafından karşılanan özürlü için, bakımı yapan kişiye bir asgari ücrete kadar ödeme yapılmaktadır. Bakım hizmeti ve bakım ücretinden faydalanmak için İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne başvurmak gerekmektedir.

395 Bakım Aylığı Nasıl Alınır? Özürlülere bakım hizmeti sunumunda, özürlünün biyolojik, fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçları dikkate alınarak, öncelikle yaşadığı sosyal ve fiziksel çevreden ayrılmaksızın, evde hizmet verilmesi esas alınmaktadır. Özürlü kişinin evde bakımının sağlanması iki yolla olabilmektedir: Birincisi, özürlünün aile üyeleri ya da akrabaları tarafından 24 saat süreyle bakılmasıdır. İkinci yol ise özel bakım merkezlerine bağlı çalışan sertifikalı bakıcı personel tarafından evde bakım hizmetinin verilmesidir. Bu bakım hizmetleri karşılığında;

396 Yatılı bakım merkezlerinden, günde 24 saat süreyle bakım hizmeti alan bakıma muhtaç özürlüler için iki aylık net asgari ücret tutarında, Gündüzlü bakım merkezlerinden, günde 8 saat süreyle tam gün hizmet alan bakıma muhtaç özürlüler için bir aylık net asgari ücret tutarında, Akrabaları tarafından günde 24 saat süreyle bakılan bakıma muhtaç özürlüler için bir aylık net asgari ücret tutarında ödeme yapılmaktadır. Bakım hizmeti ve bakım ücretinden faydalanmak için Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun her ilde bulunan İl Sosyal Hizmetler Müdürlükleri’ne başvuru yapılması gerekmektedir.

397 Ben Başvurabilir miyim? Aile bireylerinizden birisi sizin nezaretinizde ve siz olmadan hayatınızı sürdüremiyorsa o zaman bu satırları okuyun. Gerekli evrakları hazırlamaya girişmeden önce bakım ücreti alıp alamayacağınızı test edin. İşte test için gerekli bilgiler. Bakım ücreti alabilmek için gerekli evrakları hazırlamadan önce iki hususun bilinmesi son derece önemlidir. Çünkü bu iki durum gerçekleşmedikçe bakım ücreti alma hakkınız olamaz. Bürokratik girişimleriniz boşa gider ve boşa zaman harcamış olursunuz. Bu iki husus şunlardır.

398 1. Bakımını yaptığınız aile bireyi olan engellinin hayatını başkalarına muhtaç olarak sürdürmesi esastır. Yani tuvalete gitmek, yemek yemek, elbise giymek, ellerini yıkamak gibi işleri engelli bireyin sizin desteğinizle yapması gerekir. Bu durumda “ağır engelli” statüsü kazanmış olur. 2. Eve giren resmi gelirin hanenizde yaşayan bireylere bölümünde kişi başına düşen gelirin, asgari ücretin 3/2 (üçte iki) geçmemesi gerekir.

399 Örneklemek gerekirse: Asgari Ücret Net: 450.-YTL Asgari Ücret (3/2) : 300.-YTL Eve Giren Resmi Aylık Gelir: YTL Hanede Yaşayan Kişi Sayısı: 5 Kişi Başına Düşen Gelir: 1400 / 5 = YTL Hesaplamayı bu formüle göre yapınız. Çıkan sonuç asgari ücretin üçte ikisi miktarını geçmiyorsa ve aile bireyiniz olan engelliniz birinci maddede belirtilen şartlara uygunsa aşağıda yazılı olan evrakları hazırlamaya başlayınız.

400 BAŞVURUDA GEREKLİ EVRAKLAR NELERDİR? Başvuruda, bakıma muhtaç özürlüden, ailesinden veya yasal temsilcisinden aşağıdaki belgeler istenir. a) Sağlık Kurulu raporu, (Raporun Ağır Engelli Bakım Ücreti İçin Olmasına Dikkat Ediniz) b) Vukuatlı nüfus kayıt örneği, (İl veya İlçe Nüfus Müdürlüğü) c) İkametgâh belgesi,(Çocuk ve bakan kişi) (İl veya İlçe Nüfus Müdürlüğü) d) Çocuk için 2 resim e) SSK-Emekli Sandığı-BAĞ-KUR kurumlarından alınacak gelir beyanı bilgileri (SSK ve BAĞ-KUR f) Eşler boşanmış ise boşanma belgesi g) Bakım ücreti talebinde bulunan kişinin dilekçesi h) Tapudan alınacak eşler adına ev kayıt bilgileri

401 ÖNEMLİ NOT: Ailenizde iki ağır engelli varsa bakan kişi her ikisi için de bakım ücreti talebinde bulunabilir NOT: Hazırlayacağınız evrakların adresleri illerde Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, ilçelerde ise kaymakamlıklardır.

402 2022 SAYILI KANUN 65 YAŞINI DOLDURMUŞ, MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası: 2022 Kabul Tarihi: 01/07/1976 Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 10/07/1976 Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 15642

403 Madde 1 – (Değişik fıkra: 05/03/1992 – 3783/1 md.) 65 yaşını doldurmuş, kendisine kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan, sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, mahkeme kararıyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış herhangi bir devamlı gelire sahip bulunmayan ve muhtaçlığını İl veya İlçe İdare Heyetlerinden alacakları belgelerle kanıtlayan Türk Vatandaşlarına hayatta bulundukları sürece, 300 gösterge rakamının her yıl bütçe kanunu ile tespit edilecek katsayı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.

404 (Mülga fıkra: 01/07/ S.K./25.mad) Herhangi bir şekilde bu maddede yazılı miktardan fazla devamlı gelir sağlayan veya sağlaması mümkün olan kimselerin geçim kaynağı var sayılır ve kendilerine aylık bağlanmaz. (Mülga fıkra: 01/07/ S.K./25.mad) 65 yaşın bitiminin tespitinde, ilgililerin, bu kanun yayımlandığı tarihte, nüfus kütük kayıtlarındaki doğum tarihleri esas alınır. Doğum tarihlerinde yapılacak düzeltmeler ile bu kanunun yayımlandığı tarihten geriye doğru bir yıl içinde yapılmış düzeltmeler nazara alınmaz.

405 Madde 2 – Bu aylıklar ve kanunda yazılı diğer ödemeler için her yıl Devlet bütçesine gerekli ve yeterli ödenek konur ve aylıklar hak sahiplerine Emekli Sandığı aracılığı ile bağlanır ve ödenir. Madde 3 – Bu aylıkların başlangıç tarihi, ilgililerin Emekli Sandığına yapacakları yazılı müracaatlarını takip eden aybaşıdır. Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 3 ayda bir peşin olarak verilir. Aylığın bağlanış tarihi ile dönem arasındaki haklar ayrıca ödenir. Peşin verilen gelir ve aylıklar durum değişikliği veya ölüm halinde geri alınmaz. Ancak, aylık bağlama ile ilgili geçim şartının kalkması halinde, aylıklar bu şartın kalktığı tarihi takip eden dönem başından itibaren kesilir.

406 Madde 4 – Bu Kanuna göre aylık bağlanmada veya ödenmesinde uygulanacak usul ve kullanılacak belgeler, Maliye ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarınca müşterek hazırlanacak bir yönetmelikle tespit olunur. Madde 5 – Bu Kanuna göre aylığa hak kazanmak üzere düzenlenen belgelerin gerçeğe uymadığı tespit edildiği takdirde, ödenen aylıklar %50 fazlası ile geri alındığı gibi, belgeleri düzenleyen ve kullananlar hakkında ayrıca genel hükümlere göre ceza kovuşturması yapılır. Madde 6 – Bu aylıklar ile bağlanmasında ve ödenmesinde kullanılacak belgeler her türlü vergi ve resimden muaftır.

407 Madde 7 – (Değişik madde: 21/04/2005 – 5335 S.K./8.mad) Bu Kanundan yararlananların tedavi giderleri, tarihli ve 3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre yeşil kart verilerek karşılanır. Madde 8 – T. C. Emekli Sandığı il veya ilçe idare heyetlerinin soruşturma ve kararları dışında gerektiğinde, ilgililerin gelir, kazanç ve malları hakkında, çeşitli soruşturma yaptırmaya, resmi ve özel idare müessese ve ortaklarından ve şahıslardan bilgi istemeye yetkilidir. Bu kanun uyarınca tam teşekküllü hastanelerden alınan sağlık kurulu raporları, merkezde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve T. C. Emekli Sandığı tarafından görevlendirilecek üç uzman hekimden oluşan bir sağlık kurulunca karara bağlanır.

408 Madde 9 – Bu kanun yayımlandığı tarihi takip eden mali yıl başında yürürlüğe girer. Madde 10 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. Ek Madde 1 – (Ek madde: 01/07/ S.K./25.mad)

409 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının % 300 ′ ü tutarında,

410 b) 18 yaşını dolduran, kanunen bakmakla mükellef kimsesi olmayan ve herhangi bir işe yerleştirilememiş olan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının % 200 ′ ü tutarında,

411 c) Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olduğu halde, kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış özürlü yakını bulunanlara, bakım ilişkisi fiilen gerçekleşmek kaydıyla bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının % 200 ′ ü tutarında, Aylık bağlanır.

412 65 yaşın doldurulmasından önce bu madde hükümlerine göre bağlanmış olan aylıkların aynı şekilde ödenmesine devam olunur. Bu Kanunun 1 inci maddesine göre aylık bağlananlardan başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek kadar özürlü olduklarını tam teşekküllü hastaneden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanlara da birinci fıkranın (a) bendine göre aylık bağlanır. Aylık bağlanmasına esas özürlülük oranı değişenlerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit olunur.