Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’ân Buluşmaları: 28 ÜMİT ŞİMŞEK. وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى نَرَى اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَاَنْتُمْ

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’ân Buluşmaları: 28 ÜMİT ŞİMŞEK. وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى نَرَى اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَاَنْتُمْ"— Sunum transkripti:

1 Kur’ân Buluşmaları: 28 ÜMİT ŞİMŞEK

2 وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى نَرَى اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ Hani bir de “Ey Musa, biz Allah’ı açıkça görmedikçe sana inanacak değiliz” demiştiniz de göz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.

3  Kitap Ehli, senden, onlara gökten kitap indirmeni istiyor. Onlar bundan daha büyüğünü Musa’dan istemiş, “Bize Allah’ı açıkça göster” demişlerdi de bu zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Sonra onlar, kendilerine apaçık deliller geldiği halde buzağıyı ilâh edinmişlerdi. Biz onların bu günahını da affetmiş, Musa’ya da apaçık deliller vermiştik.  Nisâ, 4:153

4  Musa kavminden yetmiş adam seçerek belirlediğimiz yere getirdi. Onları şiddetli bir sarsıntı tuttuğunda, Musa dedi ki: “Yâ Rabbi, eğer dileseydin onları da, beni de daha önce helâk ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk eder misin? Bu ancak Senin bir sınamandır; Sen dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletirsin. Bizim dostumuz ve yardımcımız da Sensin. Bizi bağışla. Bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.  A’râf, 7:150

5  Bir başka rivayet:  Musa aleyhisselâm kitabı getirdiğinde “Biz Allah’ı görmedikçe buna inanmayız” dediler  Gökten kitap indirmek / Allah’ı açıkça görmek:  Mücessem istekler, mücerret düşünceden yoksunluk  Buzağıya tapma

6  Peygambere güvensizlik  Biz hangi peygamberi gönderdiysek, Allah’ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik.  Nisâ, 4:64  Peygambere itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, Biz seni onların üzerine bekçi göndermedik.  Nisâ, 4:80

7  Paralellikler:  Tanrıyı maddede arayan Batı düşüncesi (gerek dinde, gerekse bilimde)  Peygamberinden nakledilen herşeyi şüpheyle karşılayan bir ümmet modeli

8 ثُمَّ بَعَثْنَاكُمْ مِنْ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ Sonra da, ölümünüzün ardından, şükredin diye sizi tekrar diriltmiştik.

9  Put istediler  Buzağı yapıp taptılar  Affolundular  Bir de Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Siz ise bunun ardından buzağıyı tanrı edinip zalim olmuştunuz.  Ondan sonra, olur da şükredersiniz diye, Biz sizi yine bağışlamıştık.  Bakara, 2:51-52  Allah’ı görmeden inanmayız dediler  Affolundular (mucize suretinde)

10  İstenen fiyat:  Şükür  Siz iman edip şükrederseniz Allah size niçin azap etsin? Allah şükredenleri ödüllendiren ve herşeyi bilendir.  Nisâ, 4:147

11  O zaman Musa kavmine “Allah’ın size olan nimetlerini hatırlayın,” demişti. “Hani sizi Firavun’dan kurtarmıştı ki, o size azabın en kötüsünü reva görüyor, kız çocuklarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyordu. Bunda da size Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.  “Hani Rabbiniz size şunu da bildirmişti: Şükrederseniz size daha çok veririm. Nankörlük ederseniz, o zaman da azabım çok çetindir.”  Musa şunu da söyledi: “Siz ve dünyada daha başka kim varsa hepiniz birden inkâr edecek olsanız da, Allah kimseye muhtaç değildir; bütün âlemlerin şükür ve övgüleri de Ona aittir.”  İbrahim, 14:6-8

12 وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ Bir de sizi bulutla gölgeledik; size kudret helvası ile bıldırcın indirdik: size verdiğimiz iyi ve temiz rızıklardan yiyin diye. Aslında onlar bize değil, kendilerine zulmedip duruyorlardı.

13  Onları bulutlarla da gölgeledik; bir de üzerlerine kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Size verdiğimiz temiz rızıklardan yiyin” dedik. Aslında onlar Bize zulmetmiş olmadılar; ancak kendilerine zulmedip duruyorlardı.  A’râf, 7:160

14  Konfor had safhada:  Güneşin sıcağından korunma  Ekmek elden, su gölden  Bir tarafta taze kuş eti  Yanında bal gibi tatlı bir yiyecek

15  الْغَمَامَ  Buluttan daha beyaz, daha serin ve daha güzel  Çölde onları kuşatmış halde  Yoksa onlar, buluttan gölgeler içinde Allah ve melekleri gelsin de işleri bitirilsin mi istiyorlar? Zaten bütün işler Allah’a döner.  Bakara, 2:210  O gün gökyüzü bulutlarla yarılır; melekler peş peşe indirilir.  Furkan, 25:25

16  Menn  Reçine gibi ağaçtan süzülen / Kar yağışı gibi üzerlerine yağan / bal halinde üzerlerine yağan, suyla karıştırılıp şerbet halinde içilen  “Mantar, menn’dendir. Suyu da göze şifadır.” – Buharî, Tefsîru sûre 2:4  (Birden fazla çeşit olduğu anlaşılıyor)  Selvâ  Bıldırcın / bıldırcından büyükçe bir kuş

17  كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ  Temiz ve taze taze yiyin  Hırs gösterip biriktirdiler  Allah’ın ve Resulünün vaadine itimad etmediklerini gösterdiler

18  “Onlar bize zulmetmediler”  Geçmiş zaman  “Kendilerine zulmedip duruyorlardı”  Süreklilik

19 وَاِذْ قُلْنَا ادْخُلُوا هٰذِهِ الْقَرْيَةَ فَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَداً وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّداً وَقُولُوا حِطَّةٌ نَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْۜ وَسَنَز۪يدُ الْمُحْسِن۪ينَ Yine hatırlayın ki, “Şu beldeye girin ve orada istediğiniz yerden bol bol yiyin,” demiştik. “Ama şehrin kapısından secde ederek girin ve ‘Hıtta’ deyin ki Biz de sizi bağışlayalım. Muhsinlerin ödüllerini Biz fazlasıyla vereceğiz.”

20  Hani, Musa kavmine, “Ey kavmim,” demişti. “Aranızdan peygamberler göndermekle, sizi hükümran kılmakla ve dünyada kimseye vermediğini size vermekle Allah’ın size lütfettiği nimeti hatırlayın.  “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal topraklara girin. Sakın dönüp kaçmayın; sonra hüsrana düşersiniz.”  “Ey Musa,” dediler. “Orada zorba bir topluluk var. Onlar çıkmadan biz oraya girmeyiz. Ne zaman çıkarlarsa biz de o zaman gireriz.”  Allah’tan korkanlardan, Onun nimetine ermiş iki adam dedi ki: “Onların üzerine kapıdan girin. Siz oraya girdiniz mi onları yenmişsiniz demektir. Mü’min iseniz yalnız Allah’a tevekkül edin.” . /..

21  Onlar yine “Ey Musa,” dediler. “Onlar orada olduğu müddetçe biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidip onlarla savaşın; biz burada oturacağız.”  Musa dedi ki: “Yâ Rabbi, kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Bizimle fasıklar topluluğu arasında Sen hükmünü ver.”  Allah buyurdu ki: “Kutsal topraklar onlara kırk sene haram kılınmıştır. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşsınlar; sen o fasıklar topluluğu için tasalanma.”  Mâide, 5:20-26

22  Belde:  Beytü’l-Makdis  40 yıllık süre:  Yeni bir nesil (Seyyid Kutub)  “Sen ve Rabbin gidin”  Bkz. Abdülmuttalib’in develeri

23  Kapı:  Beytü’l-Makdis’in kapılarından biri (Hıtta Kapısı)  Secde ederek:  Rükû’ halinde (İbni Abbas)  “Hıtta”derseniz bağışlanırsınız  İhsan edenin mükâfatını daha da ziyadeleştiririz

24  Musa’ya Biz Tevrat levhalarında bir öğüt olmak üzere herşeyi yazdık ve herşeyi açıkladık. Ona sıkıca yapış. Kavmine de emret, onun en güzelini alsınlar.  A’râf, 7:145  İyilik ederseniz, kendiniz için iyilik edersiniz. Kötülük ederseniz, o da kendinizedir.  İsrâ, 17:7  Onlar sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın doğru yola eriştirdiği kimselerdir. Onlar, aklıselim sahiplerinin tâ kendileridir.  Zümer, 39:18

25  Hiç farkında olmadığınız bir sırada azap ansızın gelip çatmadan önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun.  Zümer, 39:55  Size selâm verildiğinde, ya aynısıyla, yahut daha güzeliyle o selâmı alın. Zira Allah herşeyin hesabını tutmaktadır.  Nisâ, 4:86

26  Elinizdekiler tükenir; Allah katındaki ise kalıcıdır. Sabredenlere, ödüllerini, yaptıklarının daha güzeliyle vereceğiz.  Erkek olsun, kadın olsun, kim mü’min olarak güzel işler yaparsa, Biz ona huzurlu bir hayat yaşatır; yaptıklarının daha güzeliyle de ödüllerini veririz.  Nahl, 16:96-97

27 فَبَدَّلَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا قَوْلاً غَيْرَ الَّذ۪ي ق۪يلَ لَهُمْ فَاَنْزَلْنَا عَلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا رِجْزاً مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ۟ Zulmedenler ise kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de, yoldan çıkıp durmaları yüzünden, o zalimlerin üzerine gökten pek fena bir azap indirdik.

28  Onlardan zulmedenler, kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de zalimlikleri yüzünden onların üzerine gökten pek fena bir azap indirdik.  A’râf, 7:162  Bakara:  فبدل الذين ظلموا  A’râf:  فبدل الذين ظلموا منهم

29  Musa’nın kavminden, hak sözle insanlara doğru yolu gösterir ve hak ile hükmederek adalet eden bir topluluk da vardı.  A’râf, 7:159

30  Söylemeleri istenen söz:  Hıtta (Mağfiret)  Onların söylediği söz:  Habbetün fî şaîre (Kıl içinde bir dane)  Rükû’ yerine oturarak ve kafalarını dikerek girdiler  Daha kapıdan girerken alaya başladılar

31  Âyetlerimize dalıp da onlarla eğlenenleri gördüğünde, başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana bunu unutturduğunda ise, hatırladıktan sonra artık o zalimler güruhuyla beraber oturma.  Sakınanlar için, onların günahından bir sorumluluk yoktur; lâkin yine bir uyarı gerekir — bakarsınız, onlar da sakınırlar.  En’âm, 6:68-69

32  Kitapta Allah size şunu da indirmişti: Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut alaya alındığını işittiğinizde, onlar başka bir söze dalıncaya kadar onlarla beraber oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Allah ise münafıkları da, kâfirleri de hep birlikte Cehennemde toplayacaktır.  Nisâ, 4:140

33  رِجْزاً مِنَ السَّمَٓاءِ  Semâvî azap:  Geri çevrilmesi imkânsız  Tâûn  Yoldan çıkıp durmaları yüzünden:  Bu tür işler onların devam eden âdeti

34  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Kur’ân Buluşmaları: 28 ÜMİT ŞİMŞEK. وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى نَرَى اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَاَنْتُمْ" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları