Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’ân Buluşmaları: 41 ÜMİT ŞİMŞEK. اَمْ تُر۪يدُونَ اَنْ تَسْـَٔلُوا رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسٰى مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَتَبَدَّلِ الْكُفْرَ بِالْا۪يمَانِ

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’ân Buluşmaları: 41 ÜMİT ŞİMŞEK. اَمْ تُر۪يدُونَ اَنْ تَسْـَٔلُوا رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسٰى مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَتَبَدَّلِ الْكُفْرَ بِالْا۪يمَانِ"— Sunum transkripti:

1 Kur’ân Buluşmaları: 41 ÜMİT ŞİMŞEK

2 اَمْ تُر۪يدُونَ اَنْ تَسْـَٔلُوا رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسٰى مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَتَبَدَّلِ الْكُفْرَ بِالْا۪يمَانِ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ Yoksa, siz de Peygamberinizden, daha önce Musa’dan istenenlere benzer şeyler mi isteyeceksiniz? Kim imanı inkârla değişirse, dümdüz yoldan sapmış olur.

3  Âyetin muhatapları  Müslümanlar  Yahudiler / Ehl-i Kitap  Müşrikler

4  1. Müslümanlar  Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde sizi üzecek şeyleri sormayın. Kur’ân’ın indiği sırada soracak olursanız, o da size açıklanıverir; oysa Allah onu sizden affetmiştir. Çünkü Allah Gafûrdur, Halîmdir.  Sizden önce bir topluluk böyle şeyleri sormuş, sonra da sordukları şeyler yüzünden kâfir olmuştu.  Mâide, 5:

5  Peygamberimiz hac âyetini tebliğ ederken, bir adam ısrarla “Her sene mi?” diye sormuş, Peygamberimiz ise buna cevap vermemişti. Adam yine ısrar edince Peygamberimiz “Evet dersem farz olur; bu defa güç yetiremezdiniz; terk edince de sapardınız. Ben birşey söylemediğim sürece siz de susun; sizden öncekileri çok sormaları ve peygamberlerine karşı olan ihtilâfları helâk etti” buyurmuştu.  Konuyla ilgili bir başka vak’ada da, insanlar Peygamberimizi gereksiz sorularla bunaltmışlardı ki, bunlar arasında, “Benim babam kim?” gibi sorular da vardı.  Buhârî, Tefsir 5:12; Müslim, Fedâil: ; Tirmizî, Tefsir 5:15- 16

6  Hani, bir de “Ey Musa, biz Allah’ı açıkça görmedikçe sana iman etmeyiz” demiştiniz ve gözünüz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.  Bakara, 2:55  Bir de, “Ey Musa,” demiştiniz. “Tek çeşit yemeğe katlanamıyoruz. Rabbine bizim için dua et de, yerin bitirdiklerinden bize sebze, hıyar, sarımsak, mercimek, soğan türü şeyler çıkarsın.”  Bakara, 2:61

7  Müslümanlar arasında en büyük günah sahibi olan o kimsedir ki, insanlara yasaklanmamış birşeyin hükmünü sorar da, o şeyin yasaklanmasına sebep olur.  Buharî, İ’tisam: 3; Müslim, Fedâil: 132, 133

8  2. Yahudiler / Ehl-i Kitap  Kitap Ehli, senden, onlara gökten kitap indirmeni istiyor. Onlar bundan daha büyüğünü Musa’dan istemiş, “Bize Allah’ı açıkça göster” demişlerdi de bu zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Sonra onlar, kendilerine apaçık deliller geldiği halde buzağıyı ilâh edinmişlerdi. Biz onların bu günahını da affetmiş, Musa’ya da apaçık deliller vermiştik.  Nisâ, 4:153

9  3. Müşrikler  Rabbine dua et de Safâ tepesini bizim için altın yapsın, biz de sana iman edelim.  Dağları da yerinden kaldırsın, orada ziraat yapalım.  Müsned, 1:242, 258, 345

10  Biz bu Kur’ân’da insanlara her türlü mânâyı çeşitli misallerle açıkladık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan geri durmuyor.  Dediler ki: “Bize yerden bir pınar akıtmadıkça sana inanacak değiliz.  “Yahut senin hurma ve üzümlerden bir bağın olsun da arasından gürül gürül ırmaklar akıt.  “Yahut, iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten bir parça düşür. Veya Allah ile melekleri karşımıza getir.  “Yahut altından bir evin olsun. Yahut göğe çık. Gerçi göğe çıktığına da inanacak değiliz—meğer ki bize gözümüzle görüp okuyacağımız bir kitap indiresin.” Sen de ki: Rabbim her türlü noksandan uzaktır. Ben ise ancak beşerden bir elçiyim.  İsrâ, 17:90-93

11  «Kim imanı inkârla değişirse, dümdüz yoldan sapmış olur.»  Eğer hak onların heveslerine tâbi olsaydı, gökler, yer ve onlarda olanlar fesada uğrar giderdi. Aslında Biz onlara şereflerini getirdik; onlar ise kendilerine şeref vesilesi olacak şeyden yüz çeviriyorlar.  Mü’minûn, 23:71

12 وَدَّ كَث۪يرٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُمْ مِنْ بَعْدِ ا۪يمَانِكُمْ كُفَّاراًۚ حَسَداً مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّۚ فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ Kitap Ehlinden birçoğu, imanınızdan sonra sizi tekrar inkâra döndürmek ister. Bu, kendilerine hak apaçık göründükten sonra içlerinden gelen kıskançlık yüzündendir. Allah emrini getirinceye kadar siz hoşgörün, bağışlayın. Şüphesiz ki Allah herşeye kadirdir.

13  Kitap Ehlinden kâfir olanlar ile müşrikler, Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler.  Bakara, 2:105  Kitap Ehlinden bir topluluk sizi saptırmak istedi. Oysa onlar kendilerini saptırıyorlar da farkına bile varmıyorlar.  Âl-i İmrân, 3:69

14  De ki: Ey Kitap Ehli! Bizden hoşlanmayışınızın şundan başka bir sebebi mi var: Biz Allah’a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inanıyoruz; siz ise çoğunlukla yoldan çıkmış kimselersiniz.  Mâide, 5:59  Af ve safh emrinden önce bu uyarı yer alıyor

15  Onlar, sizi dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşmak için ellerinden gelen hiçbir şeyi esirgemezler. Fakat sizden her kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, işte öylelerinin dünyada ve âhirette bütün işleri boşa çıkmıştır. Onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.  Bakara, 2:217

16  Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir zümreye uyacak olursanız, onlar sizi imanınızdan sonra tekrar kâfirliğe çevirirler.  Âl-i İmrân, 3:100  Ey iman edenler! Kâfirlere uyarsanız, sizi gerisin geri çevirirler de hüsran içinde inkâra dönersiniz.  Sizin dostunuz ve yardımcınız Allah’tır. O ise yardımcıların en hayırlısıdır.  Âl-i İmrân, 3:

17  Ridde / irtidad  Dönmek, reddetmek, geri çevirmek  Onlar, sizi dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşmak için ellerinden gelen hiçbir şeyi esirgemezler. Fakat sizden her kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, işte öylelerinin dünyada ve âhirette bütün işleri boşa çıkmıştır. Onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.  Bakara, 2:217

18  Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar Allah’ı sever. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetlidirler; Allah yolunda cihad ederler; dil uzatanın kınamasından da korkmazlar. Bu Allah’ın lütfudur ki, dilediğine verir. Allah ise lütuf ve keremi pek geniş olan ve herşeyi hakkıyla bilendir.  Mâide, 5:54  Siz yüz çevirirseniz, O sizin yerinize başka bir millet getirir ki, onlar sizin gibi olmazlar.  Muhammed, 47:38

19  Haset  Görmedin mi kendilerine kitaptan bir nasip verilenleri ki, bâtıl ilâhlara ve tâğuta iman ediyorlar; bir de, inkâr edenler için, “Bunlar iman edenlerden daha doğru bir yolda” diyorlar.  …  Yoksa onlar Allah’ın insanlara lütuf ve kereminden verdiği şeyi mi kıskanıyorlar? Doğrusu, Biz İbrahim hanedanına kitap ve hikmet verdik; onlara ayrıca büyük bir mülk ve egemenlik de verdik.  Nisâ, 4:51, 54

20  Ey iman edenler! Sizden olmayanları içli dışlı dost edinmeyin. Onlar size zarar vermekte kusur etmezler, sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır; gönüllerinde sakladıkları ise daha da büyüktür. Size âyetlerimizi böylece açıklamış bulunuyoruz — eğer aklınızı kullanacaksanız.  Siz onları seven kimselersiniz; oysa onlar sizi sevmezler. Ayrıca siz kitabın bütününe inanırsınız. Onlar ise sizinle karşılaştıklarında “İnandık” derler; kendi başlarına kaldıkları zaman da size duydukları kin yüzünden parmaklarını ısırırlar. Onlara “Kininizle geberin!” de. Allah, hiç şüphesiz, gönüllerde yatanı bilmektedir.  Size bir iyilik erişirse bu onları üzer. Başınıza bir kötülük geldiğinde ise sevinirler. Sabreder ve sakınırsanız, onlar size hiçbir zarar veremezler. Zira Allah onların bütün yaptıklarını kuşatmıştır.  Âl-i İmrân, 3:

21  Haset / türleri  Onun olmasın, ne olursa olsun  Onun olmasın, benim olsun  Önce benim olsun  Onun olsun, benim de olsun  Zamanın anlayışı  Başkalarından geri kalmamak

22  Bir kısmınıza Allah’ın fazladan verdiği nimetlere göz dikmeyin. Erkeklerin de kendi çalışmalarından bir nasibi vardır, kadınların da kendi çalışmalarından bir nasibi vardır. Siz Allah’ın lütfundan dilekte bulunun. Şüphesiz ki Allah herşeyi bilir.  Nisâ, 4:32

23  İman ve haset bir kulun kalbinde beraber bulunmaz.  Nesâî, Cihad: 8  Hasetten sakının. Zira ateşin odunu yakıp bitirmesi gibi, haset de iyilikleri yer, bitirir.  Ebû Dâvud, Edeb: 44; İbni Mâce, Zühd: 22

24  Hasetleşmeyin.  Almayacağınız malın fiyatını müşteri kızıştırmak için arttırmayın.  Birbirinize kin ve nefret beslemeyin.  Birbirinize darılıp yüz çevirmeyin.  Birbirinizin satışı üzerine satış yapmayın.  Ey Allah’ın kulları, kardeş olun!  Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu hakir görmez, onu yardımsız bırakmaz.  [Üç defa göğsünü işaret ederek] Takvâ buradadır.  Müslüman kardeşini hakir görmesi, kişiiye şer olarak yeter.  Her Müslümanın kanı, malı ve ırzı, başka Müslümana haramdır.  Müslim, Birr: 32; Buharî, Edeb: 57; Ebû Dâvud, Edeb: 47, Tirmizî, Birr: 24; İbni Mâce. Dua: 5

25  Sizden biriniz kendisi için istediği şeyi kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olmaz.  Buharî, İman: 7; Müslim, İman:  İki kişiye imrenmek caizdir:  Allah’ın kendisine verdiği serveti Allah yolunda harcayan kimse  Allah’ın kendisine verdiği ilim ile amel eden ve onu başkasına öğreten kimse  Buharî, İlim: 15; Müsned, 2:9

26  İyilik ehli olanlar, nimetler içindedirler.  Koltuklara kurulmuş, seyretmektedirler.  Nimetlerin sevincini yüzlerinden okursun.  Onlara mühürlenmiş halis bir şerbetten içirilir.  Bir şerbet ki, bittiğinde misk kokar. İmrenecek olanlar işte buna imrensin.  Mutaffifîn, 83:22-26

27  Size bir iyilik erişirse bu onları üzer. Başınıza bir kötülük geldiğinde ise sevinirler. Sabreder ve sakınırsanız, onlar size hiçbir zarar veremezler. Zira Allah onların bütün yaptıklarını kuşatmıştır.  Âl-i İmrân, 3:120  De ki: Sığınırım sabahın Rabbine,  Yarattıklarının şerrinden,  Karanlık bastırdığında gecenin şerrinden,  Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,  Kıskandığında hasetçinin şerrinden.  Felâk 113:1-5

28  Onların ne malları seni imrendirsin, ne de evlâtları. Allah onlara daha dünyada iken bunlarla sıkıntı vermeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor.  Tevbe, 9:55, 85  Onlardan üç beş tanesini nasiplendirdiğimiz şeye gözünü dikme ve onlar için tasalanma. Yalnız sen mü’minlere kanat ger.  Hicr, 15:88

29  Onlardan bir kısmına, kendilerini sınamak için nasip ettiğimiz dünya hayatının gösterişine gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.  Tâhâ, 20:131  İnsanlar tek bir inkârcı millet haline gelecek olmasa, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve bastıkları merdivenlerini gümüşten yapardık.  Evlerinin kapılarını ve üzerine kuruldukları koltuklarını da gümüşten yapardık.  Onları altın ziynetlere boğardık. Fakat bunların hepsi dünya hayatının gelip geçici menfaatinden ibarettir. Âhiret ise, Rabbinin katında sadece takvâ sahipleri içindir.  Zuhruf, 43:336-35

30  Allah’ın ihlâsa erdirdiği kulları müstesna.  Orada onlar için âşinâ rızıklar vardır.  Ve meyveler vardır. Sürekli ikramlara erişirler.  Nimetlerle dolu Cennetlerdedirler.  Karşılıklı koltuklara kurulmuşlardır.  Çevrelerinde pınarlardan doldurulmuş kadehler dolaştırılır.  Bembeyazdır, içenlere pek hoş gelir.  Ne rahatsızlık verir, ne sarhoş eder.  Yanlarında da bakışlarını kendilerine çevirmiş güzel gözlü eşler vardır.  Saklı inciler gibi.  Birbirlerine dönmüş, hal hatır sormaktadırlar.  Sohbete katılanlardan biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı. ./..

31  “Derdi ki: Sen de inanıyor musun,  “Ölüp de topraktan ve kemikten ibaret hale geldikten sonra hesaba çekileceğimize?”  “Şimdi ne halde olduğunu biliyor musunuz?” der.  Bakar ve onu Cehennemin ortasında görür.  Der ki: “Allah’a yemin olsun, neredeyse beni de helâk edecektin.  “Rabbim lütfetmeseydi, ben de orada olacaktım.  “Artık ölmeyeceğiz, değil mi?  “İlk ölümümüzden sonra bize ölüm yok. Azaba da uğratılmayacağız.”  Asıl büyük bahtiyarlık işte budur.  Çalışacak olan, böyle birşey için çalışsın.  Sâffât, 37:40-61

32  Af  Mahvetmek, yok etmek, kökünden koparıp atmak  Kötülük yapanı cezalandırmaktan vazgeçmek, bağışlamak  Safh  Hoşgörmek, aldırmamak, kötülük edenin kötülüğünü görmezden gelmek  baskı ve zor kullanmamak

33  Onları, sözlerinden dönmeleri yüzünden lânetledik ve kalplerini de katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden saptırırlar; kendilerine verilen öğütten paylarını da unutmuşlardır. Pek azı müstesna, onlardan hep hainlik görürsün. Yine de sen onları bağışla ve aldırış etme. Muhakkak ki Allah iyilik yapanları sever.  …  Ey Kitap Ehli! Size Bizim elçimiz geldi ki, kitaptan gizlediğiniz pek çok şeyi size açıklar, birçoğunu da affeder (yüzünüze vurmaz). Gerçekten size Allah’tan bir nur ile hakkı açıklayan bir kitap gelmiştir.  Mâide, 5:13, 15

34  Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet günü de mutlaka gelecektir; onun için sen onlara aldırma, onlara güzel davran.  Hicr, 15:85  Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar, akrabaya, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere birşey vermemek için yemin etmesinler; hoşgörsünler ve bağışlasınlar. Allah’ın da sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız? Allah ise çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.  Nur, 24:22

35  Peygamberin “Yâ Rabbi, bunlar inanmayan bir kavimdir” deyişini de Allah işitiyor.  89. Sen onlara aldırma ve “Size selâm olsun” de. Yakında onlar da görecekler.  Zuhruf, 43:88-89  Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır; onlardan sakının. Fakat affeder, hoş görür ve kusurlarını örterseniz, hiç şüphe yok ki Allah da çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.  Tegabün, 64:14

36  İman edenlere söyle, Allah’ın günlerini ummayanları bağışlasınlar. Çünkü Allah her topluluğa kendi kazandıklarının karşılığını verecektir.  Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim bir kötülük yaparsa o da kendi aleyhinedir. Sonra hepiniz Rabbinizin huzuruna dönersiniz.  Câsiye, 45:14-15  Onların söylediklerine sabret ve güzellikle onlardan uzaklaş.  Müzzemmil, 73:10

37  Âyetin mensuh olduğunu söyleyenler:  «Allah emrini getirinceye kadar»: savaş emri  Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah’ın haram ettiğini haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, onlar kendi elleriyle cizye verip de küçük düşünceye kadar savaşın. ▪ Tevbe, 9:29  Kendilerine savaş açılan mü’minlere, zulme uğramaları yüzünden, savaş izni verildi. Hiç şüphe yok ki Allah onları muzaffer etmeye kadirdir. ▪ Hac, 22:39

38  Âyetin mensuh olmadığı görüşü:  «Allah’ın emri»: Allah’ın vereceği ceza / kıyamet günü  Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle çağır; onlarla en güzel şekilde mücadele et. Çünkü Rabbin, kendi yolundan sapanları iyi bilir; doğru yolda olanları en iyi bilen de Odur.  Nahl, 16:125

39  Rahmân’ın has kulları, yeryüzünde alçakgönüllülükle yürürler; cahiller kendilerine sataştığında da “Selâmetle” der, geçerler.  …  Onlar yalan yere şahitlik etmezler; boş birşeye rastladıklarında, ağırbaşlılıkla oradan geçer, giderler.  Furkan, 25:63, 72

40  Dinde zorlama yoktur; artık doğru ile eğri birbirinden ayrılmıştır.  Bakara, 2:256  Af yolunu tut, iyiliği tavsiye et, cahillere aldırma.  A’râf, 7:199

41  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Kur’ân Buluşmaları: 41 ÜMİT ŞİMŞEK. اَمْ تُر۪يدُونَ اَنْ تَسْـَٔلُوا رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسٰى مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَتَبَدَّلِ الْكُفْرَ بِالْا۪يمَانِ" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları