Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İ nsanın yüzü gülmeli, Sevildi ğ i kadar de ğ il, Sevebildi ğ i kadar; Sevmeyi bilmeli. Ekrem ÖLGEN0.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İ nsanın yüzü gülmeli, Sevildi ğ i kadar de ğ il, Sevebildi ğ i kadar; Sevmeyi bilmeli. Ekrem ÖLGEN0."— Sunum transkripti:

1 İ nsanın yüzü gülmeli, Sevildi ğ i kadar de ğ il, Sevebildi ğ i kadar; Sevmeyi bilmeli. Ekrem ÖLGEN0

2 1955 Ordu/Fatsa Yusuflu Köy'ünde dünyaya geldim. İ lkokulu Bahçeler Köyü'nde bitirdim. Daha sonra Samsun İ mam Hatip Okulu orta kısmını ve ak ş am Ticaret Lisesini Samsun'da okudum. Ankara Ticaret ve Turizm Yüksek Ö ğ retmen Okulu'nu kazandım. Üçüncü sınıfta iken, Milli E ğ itim Bakanlı ğ ı‘ nın açtı ğ ı sınavı kazanarak, 1977 Yılında Özlük İş leri Genel Müdürlü ğ ünde memur olarak çalı ş maya ba ş ladım Yılında hükümetin de ğ i ş mesiyle birlikte, Aynı il Milli E ğ itim Müdürlü ğ ü, Keçiören İ lkö ğ retim Müdürlü ğ ü ve Nuh Eskiyapan İ lkkoku'luna memur olarak atandım Yılında kura çekerek; Trabzon Vakfıkebir Ömer Nakka ş Ticaret Lisesi'nde kısa süre ö ğ retmenlik yaptım. Oradan Be ş ikdüzü Ticaret Lisesi’ne iste ğ im üzerine atandım ve altı yıl çalı ş tım yılında da Samsun Ticaret Lisesi'ne yine kendi iste ğ imle atandım ve oradan emekli oldum. Hayatta aldı ğ ım en do ğ ru kararlardan biri de, Ö ğ retmenli ğ i seçmi ş olmamdır. Ö ğ retmen olmanın onurunu ta ş ımak en büyük ödüldür.

3 Ertan; 29 Mart 1980’de, Fatsa Devlet Hastanesi’nde, Nurten Gümüş tarafından, babası Mehmet Gümüş fındık mitinginde iken doğuruldu. İlkokul 1 ve 2. Sınıfı Fatsa Atatürk İlkokulunda, 3.Sınıfı ise dondurmacı Uğur dedenin kahvehanesinde okudu. Uğur dede, ders bitince dondurma satışına başlıyordu. Akşam olunca da mekan, kahvehaneye dönüşüyordu. Ertan, bazen o saate kalıp okey atıyordu arkadaşlarıyla; şaka gibi görünüyor ama son cümle dışındakiler gerçektir. 89’da aile Samsun’a göç kararı aldı, aynı yıl karar uygulandı. Öğrenim Samsun 23 Nisan İlköğretim Okulu’nda devam etti. 1991’de Orta 1 bitince Gümüşgiller, Ertan’ın bütün muhalefetine rağmen bu kez de İstanbul’a göç kararı aldı. Yayla İlköğretimde yarım kalan ortaokul tamamlandı, akabinde Bahçelievler Lisesi, sonra üniversite hazırlıkları kayıp yıllar derken Dumlupınar Üniv. Bilecik İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünü kazandı; düştü kalktı o da bitti. Okul bitmeden önce bulaştığı gazete ve reklam sektörüne askerliğe kadar devam etti, asker dönüşü (2007) ise matbaa sektöründe yer edinmeye çalıştı; halen çalışmaları devam etmekte. Eğitim ve iş dışındaki yaşamında Ertan, başta mağaracılık olmak üzere çeşitli doğa sporlarıyla uğraşır. Amatör olarak müzikle (gitar, bağlama) ilgilenir. Bilgisayarda ve karakalem iki boyutlu resimler çizmekten zevk alır. Ağaç oyma ve şekillendirmeyle meşgul olur. Ara sıra evin mutfağını yemek ve tatlı deneyleri için laboratuvara dönüştürür. Para koleksiyoncusudur.

4

5 Dostum dersin, dostun kalmaz. Dü ş man dersen, ondan olmaz. Sayılsa da, biri bulmaz. Sıfırın ne günahı var. HERKES TANIR Top gibidir, zıp zıp zıplar. Tekmelenir kuvvet toplar. Bo ş a gider, tüm hesaplar. Zaferin ne günahı var. Ba ş kası yok, kendi marka. Ya ş antısı alaturka. Yolda yürür, korka korka. Neferin ne günahı var. Sözü büyük, lokma küçük. Pervası yok, rengi uçuk. Kulak sa ğ ır, ense açık. Zevklerin ne günahı var. Selam versen, kostaklanır. Ben derim ki, herkes tanır. Bukelamun hep saklanır. Renklerin ne günahı var

6 İ ki çocuk; İ ki umut. İ ki umut. Bir bulut. Bir bulut. İ ki hayat. İ ki hayat. Bir kilit. Bir kilit. İ K İ ÇOCUK İ ki çocuk; Elde simit. Elde simit. Dilde simit. Dilde simit. Biri satar, Biri satar, Biri ister. Biri ister. İ ki çocuk; Satan zengin. Satan zengin. Bakan dingin. Bakan dingin. Kimse sormaz. Kimse sormaz. Soran durmaz. Soran durmaz. İ ki çocuk; İ ki çocuk; Simit; umut. Simit; umut. Yarın; bulut. Yarın; bulut. Yokluk; kilit. Yokluk; kilit. İş te hayat. İş te hayat. İ ki çocuk; Pek ufacık. Pek ufacık. Gözler boncuk. Gözler boncuk. Yüzler soluk. Yüzler soluk. Yol daracık. Yol daracık. İ ki çocuk; Üst ba ş yırtık. Üst ba ş yırtık. Yorgun ayak. Yorgun ayak. Yanda sokak. Yanda sokak. Çıkmak yasak. Çıkmak yasak. İ ki çocuk; Biri yorgun. Biri yorgun. Biri durgun. Biri durgun. Biri i ş te. Biri i ş te. Biri bo ş ta. Biri bo ş ta. İ ki çocuk; İ ki yürek. İ ki yürek. Zor yolculuk. Zor yolculuk. Gelen geçer. Gelen geçer. Kim fark eder. Kim fark eder

7 İ ki el bir bo ğ az için. Otuz iki di ş amele. Damak der ki, yolu açın. Rahat vermez yolcu dile. İ NSAN Kulak duyar, beyni yorar. Ellerimiz birer ma ş a. Göze çarpar haksızlıklar. Karı ş tırmaz, akıl pa ş a. İ ki ayak çeker yükü. Koca göbek, bir asalak. Elbet taban ya ş ar ş oku. Yük binince ş a ş ar tarak. Bel ve boyun itaatkâr. Ba ş ı önde tutar durur. A ğ ır aksak vicdan da var. Arkalarda ayak sürür. Hele gurur, görünmez dev. Lastik patlak, hava basar. Dü ş ünmeden alır görev. Kendi co ş ar, korku susar

8 Senle ba ş lar süren rüyam. Dü ş lerimi bölmeden gel. Gece gündüz ı ş ır dünyam. Vakit ak ş am olmadan gel. GEL Bülbül ş akır güle hayran. Gülün rengi solmadan gel. Saat döner, döner her an. Günün ömrü dolmadan gel. Gel bana gel, özlemim var. Yollar bozuk olmadan gel. Gözüm arar, gönlüm sorar. Güne yazık olmadan gel. Gül, kıskansın güne ş beni. Umutlarım sönmeden gel. Yakın sansın yıldız seni. Güne ş aya dönmeden gel. Dün yalnızdı, bugün üzgün. Yoksul yarın gelmeden gel. Sular akar eskir her gün. Zaman beni silmeden gel. 11/06/2007

9 Hasan’ı, Sordum Hasan’a. Dedi; Ne sorarsın, Beni, Bana. HASAN’I SORDUM Git. Hırlıya sor. Hırsıza sor. Uğurluya sor. Uğursuza sor. Git. Ara bul. Bulmak mı zor. Baktım Hasan Cesur. Bende Kusur. Buldum Hırlıyı. Dedi; Hasan Köyün güzeli. Efendi, Yiğit eri. Benzeri Bulunmaz. Onsuz olunmaz. Aldı, Tam puan. On üzeri on. Vardım İki numaraya, Dedi; Direk gibi. Yerdedir dibi. Çarparsan, Kafanı yarar. Çatı varsa, İşe yarar. Zorlarsan, Seni yorar. İşinde, Aşında. Dalaşmaz, Bulaşmaz, Överler Onu. Hakkıdır. İyi. Bir de gör, Övenleri. Çoğunun, Dünü bulutlu. Günün, Yarısı kurtlu Onun, Gölgesinde saklanırlar Onu, Överek aklanırlar. Benden az mı, Günahları. Ardlarındaki Eyvahları. Hesap karıştı. Gittim Uğurluya, Dedi; Senden İyi olmasın İyidir Hasan. İnanmış insan. Benim, Uğurumu bilir. Gelir, Duamı alır. Sıra; Uğursuzda. Dedi, Hasan’ım. Son nefesimde Canım. Herkes, Benden kaçarken. Beni kollar, Civanım. Soruyorum Kendime; Hasan, Nasıl biri Kime göre Tanımalı. Bir Hasan Sorduk. Dört Hasan Gördük

10 Ben yoruldum yol uzadı. Yolun sonu bulunacak. Ben darıldım dil uzadı, Yine yalnız kalınacak. BİR TEK ÇİÇEK Öfke balon, sözler iğne, Şimdi balon delinecek. Sabır şaşmış, akar yine. Nasıl geri gelinecek. Ben-sen-bizle, bir gün daha, Sabah-akşam, zor olacak. Haksızı yok, dar bir saha, Baraj taştı, sel salacak. Pörtlek gözler, dost günaha, Kurşun gibi bakışı var. Artık zaman yok eyvaha, Suyun kendi akışı var. Dost arkadaş ne fark eder, Herkes kendi hesabında, Yazılmamış, temiz defter. Yiğit yazar kitabında. Saat döner, takvim biter. Bitmez basit hesabımız. Bir tek çiçek bine yeter, Ağır bassın sevabımız

11 Üç çocuk, Bir gofret; Çocukların elinde. Biri dalar, Biri alır. Küçüğü peşlerinde. Üç küçük, Bir ana, Kendi düşlerinde. Üçü ister, Biri sus, der. Canı dişlerinde. ÜÇ ÇOCUK Üç çocuk, Bir sokak, Dar bakkalın, önünde. Üç çocuk, Sus demek, Zor bakkalın önünde. Üç çocuk, Üst baş dökük, Bakkal ters gününde. Üç çocuk, İştah açık, Gofret bitti sonunda. Üç çocuk, Kaçışı yok, Çekiliyor hesaba. Üç çocuk, Evi küçük, Zoru büyük bir baba. Üç çocuk, Dalı kırık, Neden suçlu acaba. Üç çocuk, Eve direk. Seven girer sevaba Üç çocuk, Üçü sıcak. İç ısıtır sözleri. Üç çocuk, Üçü ufuk. Güler bakar gözleri. Üç çocuk, Üçü çiçek, Ne de tatlı yüzleri. Üç çocuk, Üç gelecek, Düşündürür bizleri Üç çocuk Kırgını yok, Üçü evin yolunda. Üç çocuk, Bir büyük; Çocukların solunda. Üç çocuk, Anne ezik, Bayat ekmek elinde. Üç çocuk, Yokluğa tok, Hayat cılız kolunda.

12 Bütün ya da, yıkık duvar Ko ş an ko ş ar, sende ne var. Senle olmak yanlı ş karar. Adın ş ehir, namın yürür. NAMIN YÜRÜR Okul dedik sana geldik, İş istedik, seni bulduk. İ ki tutam saçtan olduk. Umut kurur, namın yürür. Ya ğ mur ya ğ ar, biter sokak. Kar ya ğ ınca, tutmaz ayak. Söyle bana neyin kıyak. Hayat durur, namın yürür. Biri dü ş se, bakan olmaz. Kör bir kuru ş yerde kalmaz. Kırkayaklar, yi ğ it kurnaz. Olan olur, namın yürür. Yalancıktan kahramansın. Uzaktaysan pek yamansın. Hem hastasın, hem dermansın. İ çin çürür, namın yürür

13 Bahçe içinde bir ev. Çocuklar çıkıyor, Çocuklar çıkıyor, Çocuklar; Çocuklar; Annelerine el sallıyor. Annelerine el sallıyor. İki kız çocuğu; İki kız çocuğu; Okul yolunda. Okul yolunda. DUVAR Bahçe içinde bir ev. Meyveler, Meyveler, Çiçekler. Çiçekler. Sararmış yapraklar. Sararmış yapraklar. Sonbahar. Sonbahar. Dışında duvar. Dışında duvar. Üstünde parmaklık var. Üstünde parmaklık var. Dış kapıda çocuklar. Dış kapıda çocuklar. İki kız çocuğu; İki kız çocuğu; İşte bu yanda. İşte bu yanda. Gülerek bakar. Gülerek bakar. Bahçe dışında duvar. Bozuk kaldırımlar, Bozuk kaldırımlar, Çukur yollar. Çukur yollar. Duruyor insanlar, Duruyor insanlar, Yürüyor insanlar. Yürüyor insanlar. El ele, El ele, Kol kola. Kol kola. Çoğu yalnız. Çoğu yalnız. Nerde gülen yüz. Nerde gülen yüz. Korna sesleri, Korna sesleri, Sıçrayan çamurlar. Sıçrayan çamurlar. Bağıranlar, Bağıranlar, Aldırmayanlar. Aldırmayanlar. Sabahın bereketi. Sabahın bereketi. Günün hareketi. Günün hareketi. Gözler ileride, Gözler ileride, Hedef nerede. Hedef nerede. Bahçe dışında duvar. Yaslanmış biri var. Yaslanmış biri var. Ellerini kavuşturmuş, Ellerini kavuşturmuş, Avuçlarıyla omuzlarını tutar. Avuçlarıyla omuzlarını tutar. Sırtı kamburlaşmış. Sırtı kamburlaşmış. Islak, Islak, Belli üşümüş Belli üşümüş Yürüyor insanlar, Yürüyor insanlar, Dalmış hülyalarına. Dalmış hülyalarına. Büyük, küçük; Büyük, küçük; Kendi dünyalarına. Kendi dünyalarına. Kimse görmüyor; Kimse görmüyor; Ama var. Ama var. Kafasını yana eğmiş, Kafasını yana eğmiş, Göğe bakar. Göğe bakar. Buluta; Buluta; Güneşi sorar. Güneşi sorar. Kim bilir, Kim bilir, Ne düşünür. Ne düşünür. Bu günden mi çıkar, Bu günden mi çıkar, Yarına mı akar. Yarına mı akar. Bahçe dışında duvar, Neyi savar. Neyi savar. Duvar; Duvar; Her yerde var: Her yerde var: Gözümüzde, Gözümüzde, Sözümüzde, Sözümüzde, Duygularımızda. Duygularımızda. Duvar içimizde. Duvar içimizde. Duvar bizde. Duvar bizde

14 Sabahın dokuzu, sokakta telaş, Herkesin bir zoru, acelesi var. Duvarlar tutuşmuş, betondan ateş, Yüzümde çizgiler, terimi yorar. SABAHIN DOKUZU Sonbahar mevsimi, yazı anarken. Yeşermiş yapraklar, dalı sarıyor. Güneşin ışığı, yere sinerken, Çatlamış topraklar, suyu soruyor. Sokakta insanlar, insanlar yürür, İnsanlar koşturur, sokak vurulur. Sokakta insanlar; kendini görür, Dünyanın düzeni ondan sorulur. Çocuklar, yaşlılar, kadın ve erkek, Sel olmuş akıyor, kendi gölüne. Binlerin içinde, bini birden tek, Yürüyor insanlar, bakıp önüne.. Sokakta insanlar yarını arar, Yarınlar alınmış, bugünde kalır. Sokakta insanlar, gününe bakar, Akşama evine bir ekmek alır

15 Soka ğ a çıkınca, dolar çevresi, Büyük küçük mutlu, e ğ lence hazır. Günün ömrü biter, ba ş lar ertesi, Yine aynı sokak, gönlünce hazır. SOKA Ğ A ÇIKINCA Kendi önde yürür, etrafında yay. İ çinden ürperir, yıkılır saray. Kaçıp kurtulmak mı, durmak mı kolay. Hayranları co ş mu ş, kendisi lider. Sopanın ucunda plastik araba, Sözlerini tartmaz, oldukça kaba. Diliyle sopayla girer sevaba, İ tip kakan memnun, gülerek izler. Yürürken kararı, de ğ i ş ir birden, Önde kalıverir, geriden giden. Trafik yeniden alırken düzen, Kulaklar utanır, kaçarken gözler. Görenler çekilir, etraf bo ş alır, Ş a ş kınlık artarken, hızlı ko ş ulur. Varlıklar yok olur, bir kendi kalır. Dünyanın yükünü, yalnız omuzlar. Soka ğ a çıkınca, güler çevresi, Kapıda duraksar, bakı ş ı gezer. Onunla kendini bulur çevresi, O do ğ an güne ş e, gün ona hazır

16 Yine coştu, coştu yine duramaz, Veli kardeş, Agalar’da bir tane. Demen sakın, yumurtayı vuramaz, Korkusu yok, nişan alır merdane. DALDAKİ GURUR At be kardeş, vur da dönek yüz ile. Kız tarafı bizi yorar söz ile. Tabancanın burnu kalkmış havaya, Tetik düşer, daldan yaprak yollanır. Yüksek kaya, ses çevirir ovaya, Herkes susmuş Veli Kardeş kollanır. At be kardeş, vur da dönek yüz ile. Kız tarafı bizi yorar söz ile. Mermi bitti, şarjör çekti belinden, Komşu şaşkın, üzgün gelin alayı. Dost akraba, kurtulmalı dilinden, Bulunmalı bu işin bir kolayı… At be kardeş, vur da dönek yüz ile. Kız tarafı bizi yorar söz ile. Kız tarafı sırasını beklerken, Tek mermiyle düştü daldan yumurta. Veli üzgün eve doğru giderken, Yeni gözde, duruyordu ortada. Attı kardeş, vurdu döndük yüz ile. Kız tarafı takdir etti söz ile

17 Gece do ğ maz ay ve yıldız, Gündüz ise, güne ş te naz. Kimsesi yok hepten yalnız. Kendisine yeter Ayvaz. GÜNE Ş TE NAZ İ ki gözlü ah ş ap evi, Çatı göçer zemin kavi, Ufak tefek, köyün devi, Gözü açık yatar Ayvaz. Sofrasında kuru ekmek, Bardakta su, hazır yemek. Gülüp durur mutlu demek. Güne anlam katar Ayvaz. Çölde duran kuru a ğ aç, Gölgesiyle olur ilaç. Kom ş uları sevmez mi hiç, Nasreddin’den beter Ayvaz. Duygu okur, niyet sezer, Dokundurur azar azar. Güldürürken biraz üzer, Dalgacı ya, atar Ayvaz. "Yapar keyfin alasını, Savar i ş in belasını, Görmez gözün elasını, Ciddi dursa, biter Ayvaz."

18 ÖTEK İ LER BER İ K İ LER Koca koca insanlar. Küçük küçük hesaplar. Küçük küçük hesaplar. İ ki büklüm ko ş anlar. İ ki büklüm ko ş anlar. Yar… Akraba…Ahbaplar… Yar… Akraba…Ahbaplar… Yarınları, Umutları, Umutları, Sevdaları kesenler. Sevdaları kesenler.Karınları, Avurtları, Avurtları, Basenleri ş i ş enler. Basenleri ş i ş enler. Hasanlar… Gül ş enler… Gül ş enler… Büyüdükçe, Küçülenler. Küçülenler. Küçüldükçe, Küçüldükçe, Büyüyenler. Büyüyenler. Balonlar. Balonlar. Dumanlar. Dumanlar. İğ neden, İğ neden, Esintiden korkanlar. Esintiden korkanlar. Tok yatıp, Tok yatıp, Kötü dü ş görenler. Kötü dü ş görenler. Yalan katıp, Yalan katıp, Hayra yoranlar. Hesap vermeyenler, Hesap soranlar. Hesap soranlar. Günü görmeyenler, Günü görmeyenler, Dünde duranlar; Dünde duranlar; Susanlar, Susanlar, Karı ş mayanlar. Karı ş mayanlar. Küsenler. Küsenler. Tartı ş mayanlar, Tartı ş mayanlar,Bizler. Sizler, Sizler, Bizler. Bizler. Bizler, Bizler, Sizler: Sizler: El eleyiz. El eleyiz. İ çimiz temiz. İ çimiz temiz. Birimiz alırız, Birimiz alırız, Birimiz kalırız. Birimiz kalırız. Sabır Sabır İ le kahır, İ le kahır, Dost olmu ş ya ş arız. Dost olmu ş ya ş arız. Sizler, Sizler, Ve bizler: Ve bizler: B E R İ K İ L E R Ve onlar: Ve onlar: Dik duranlar. Dik duranlar. Yorulanlar. Yorulanlar. Yoranlar. Yoranlar. Korkulanlar. Korkulanlar. Sarmayı, Sarmayı, Sormayı, Sormayı, Bilenler. Bilenler. Cuntaların susturamadı ğ ı, Cuntaların susturamadı ğ ı, İ hanetlerin İ hanetlerin küstüremedi ğ i Canlar. Canlar. Evet onlar. Evet onlar. Yolları ayrılmayanlar. Yolları ayrılmayanlar. Kayrılmayanlar. Kayrılmayanlar. Çıkar duygusundan Çıkar duygusundan Uzak ya ş ayanlar. Uzak ya ş ayanlar. Hayranlık duyulanlar; Terk edilenler. Terk edilenler. Milyonları bulanlar; Milyonları bulanlar; Yalnız gidenler. Yalnız gidenler. Dü ş man olmayanlar; Dü ş man olmayanlar; Dü ş man görülenler. Dü ş man görülenler. Dostları kalmayanlar; Dostları kalmayanlar; Öylesine sorulanlar: Öylesine sorulanlar: Ö T E K İ L E R. Ö T E K İ L E R. S İ ZLER, S İ ZLER, B İ ZLER, B İ ZLER, ONLAR ONLAR BER İ K İ LER. BER İ K İ LER. ÖTEK İ LER. Neresi yerler, Kimler nerdeler... Kimler nerdeler... Onlar bizden; Onlar bizden; Her biri biz. Her biri biz. Belli yerler; Belli yerler; Biz, Biz, ÖTEK İ LER İ Z. ÖTEK İ LER İ Z

19 Direnmek varmış, Canına yandı ğ ım! Canına yandı ğ ım! Usanıp bıkmadan, Usanıp bıkmadan, Geriye bakmadan. Geriye bakmadan. Dün, Dün, Bugün, Bugün, Yarın Yarın Demeden. Demeden. Gün, Gün, Ö ğ len Ö ğ len Olmadan. Olmadan. Direnmek varmış. Direnmek varmış. D İ RENMEK VAR Direnmek varmış, Canına yandı ğ ım! Canına yandı ğ ım! Gül dalda, Gül dalda, Güç elde Güç elde İ ken. İ ken. Fırtınadan Fırtınadan Korkmadan. Korkmadan. Matem günden Matem günden Sarkmadan. Sarkmadan. Dünü Dünü Özlemeden. Özlemeden. Günü Günü Gözlemeden. Gözlemeden. Sararmadan Sararmadan Günce. Günce. İ kindiden İ kindiden Önce; Önce; Direnmek varmış. Direnmek varmış. Direnmek varmış, Canına yandı ğ ım! Canına yandı ğ ım! Muhbirler salınırken, Muhbirler salınırken, Direnenler alınırken. Direnenler alınırken. Dokuz yüz seksen Dokuz yüz seksen Olmadan. Olmadan. A ğ ustos dolmadan; A ğ ustos dolmadan; Direnmek varmış. Direnmek varmış. Kimimiz, Kimimiz, Gibi yaptık. Gibi yaptık. Kimimiz, Kimimiz, Yana saptık. Yana saptık. Güçsüzlerde Güçsüzlerde Güç, Güç, Suçsuzlarda Suçsuzlarda Suç bulduk. Suç bulduk. Direnmek varmış. Direnmek varmış. Direnmek varmış, Canına yandı ğ ım! Canına yandı ğ ım! Beşi, Beşi, Bir Yerde’ye. Bir Yerde’ye. Kapanan perdeye. Kapanan perdeye. Ev bark, Ev bark, Basana. Basana. Beslemeyip, Beslemeyip, Asana. Asana. Ona, Ona, Buna, Buna, Sana, Sana, Bana. Bana. İ nsana, İ nsana, Direnmek varmış. Direnmek varmış. Direnmek var, Canını sevdi ğ im! Canını sevdi ğ im! Loş ışık Loş ışık Solmadan. Solmadan. Gün karanlık Gün karanlık Olmadan... Olmadan... Kazanımlar Kazanımlar Gider... Gider... Yarın Yarın Beter... Beter... Direnmek varmış, Direnmek varmış, Ya da, kadermiş, Ya da, kadermiş, Dememek; Dememek; Çocuktan, Çocuktan, Torundan Torundan Yememek Yememek İ çin; İ çin; Direnmek var. Direnmek var. Direnmek var. Direnmek var, Direnmek var, Canını sevdi ğ im! Canını sevdi ğ im! Karanlı ğ ı sevenlere, Karanlı ğ ı sevenlere, Yandaş olup övenlere. Yandaş olup övenlere. Bebe'ye beşik, Bebe'ye beşik, Güneşten ışık Güneşten ışık İ çin; İ çin; Direnmek var. Direnmek var

20 Elleriydi en çok üşüyen. Kavruk, Islak, Kızarmış elleri. Sararmış tırnakları. Üfleyerek ısıtıyordu, Avuç içini. Üfleyerek ısıtıyordu, Kendini. Yürüyordu insanlar, Düşen kar taneleri gibi, Birbirine deymeden. Yürüyordu insanlar, Onun elleri gibi, Bir şey duymadan. Bakıyordu insanlara, Kardan soğuk. Bakıyordu insanlara, Dünyaya yük. Ceket yırtık, Omuzlar eğik, Boyun çekik. Üfleyerek ısıtıyordu, Avuç içini. Üfleyerek ısıtıyordu, Kendini. Düşüyordu; Manolyalar, Beyaz güller, Papatyalar. Yerde orkideler. Üşüyordu; Ayaklar, Eller. Kar taneleri; Kimine çiçek, Kimine kurşun gibi. Kar taneleri, Neşenin, Hüznün sebebi. Elleriydi en çok üşüyen, Üfleyerek ısıtıyordu, Avuç içini. Üfleyerek ısıtıyordu, Kendini KAR TANELERİ

21 Ekrem ÖLGEN Ş A İ R : Ertan GÜMÜ Ş Çizimler & Sayfa Tasarımı :

22 N’edeyim ben öyle gülü dikeni, Tek benim bahçemde açacak ise. N’edeyim kendimi, n’edeyim canı, Varlı ğ ım mutsuzluk saçacak ise. Lokmalar dizilir zincire döner Güne ş in gözleri gülmeden söner. Dünyanın ayıbı üsteme konar. Varlı ğ ım mutsuzluk saçacak ise. N’edeyim ben öyle günü yarını, Ku ş kular günümü biçecek ise. N’edeyim ben öyle dünya varını, Dostlarım çevremden uçacak ise. Hoyratsa bahçıvan sı ğ maz ba ğ ıma, Bencillik konamaz gönül da ğ ıma, Arkada ş derim ben yol orta ğ ıma, Benimle kendinden geçecek ise. Ekrem Ölgen adım, yürürüm yaya, Bir adım atsam da bedel dünyaya. Kendime derim ki, gül doya doya, Çocuklar kahkaha saçacak ise N’EDEY İ M N’EDEY İ M

23 Yüklendim tasamı, vurdum sırtıma, Götürüp uza ğ a atayım diye. Yol uzun yoruldum, vardım hısıma, Gücünü gücüme katayım diye. ÇIKARDIM TASAMI Dostunu görünce gülmüyor artık. Selamım alırken, ho ş geldin kırık. Hısımın kaygısı benden de büyük. Onun da tasası bana hediye. Halle ş ip dururken, geldi kom ş usu, Dünyaya bakı ş ı ş a ş ı mı ş a ş ı. Ö ğ ütüp duruyor, yok bir tek di ş i, Umudu kırıyor, dü ş ük seviye. Sabırlar kısaldı, sözler uzadı. Argolar ço ğ aldı, sözü bezedi(!) Ne dürüstü kaldı, ne de yezidi. Sözlerin a ğ ırı uyar ümmi’ye. Üçümüz kar ş ıya atar ta ş ları, Kafa göz yarılır büyük ba ş arı, Yüküme yük sardım çıktım dı ş arı, Betonlar, duvarlar, devam seriye… Çıkardım tasamı attım geriye, Umudu önüme koyayım diye. Gülümser hısımım gelir beriye, Dostumla sohbete doyayım diye

24 BEN, SEN, O ( B İ Z ) Öfke tattım, bal diye. Göz çıkardım, dil diye. Yumruk attım, gel diye, Yükseliyor yıldızım. Buldum uzun kolanı. Sardım ona yalanı. Gelin görün olanı, Yükseliyor yıldızım. Gözü diktim tepeye. Ku ş ku koydum heybeye. Çabam gitmez haybeye. Yükseliyor yıldızım. Verdim dostun sırrını. De ğ i ş tirdim seyrini. Elbet gördüm hayrını, Yükseliyor yıldızım. Aldım saldım i ş çiyi. Aç bıraktım a ş çıyı. Çolak koydum di ş çiyi, Yükseliyor yıldızım Vergi geldi gündeme Gittim sordum dedeme. Dedi sakın ödeme, Yükseliyor yıldızım. Alı ş madım, evete Güvenirim devlete. De ğ er verir gayrete, Yükseliyor yıldızım. Yaraları de ş erim. Ş a ş anlara, ş a ş arım. Güç verdiniz, ko ş arım. Yükseliyor yıldızım

25 AÇIK GÖZ Açık gözdür Milletim, Ba ş edemez devletim. Su sızdırır göletim, Olan biner yatına. Madalyalık dürüstlük, Tek selamlık bir dostluk. Kelepçelik serbestlik, Sı ğ ar vicdan katına. Budanırken hakları, Sessiz kalır, çokları. Var etmeye yokları, Uyar günün ş artına. Gören zorlar tepeyi, Evren almaz küfeyi. Uygun bulur ş ikeyi, Oynar kendi kartına. Ömür geçer pusuda, Sevgi dü ş mü ş kuyuda, Yüz yıkanır pis suda, Kambur, kambur sırtına. Dürüstleri ayırdım, Binde biri duyurdum. Yanlı ş ’ı da kayırdım, Dönüverdim ş a ş kına. Açık gözdür Milletim, Çanak tutar devletim. İ ki günlük servetim, Gidin Tanrı a ş kına

26 BEBE GÜNE Ş SORAR Toplamı ş lar yıldızları, Ay yalnız, ay hüzünlü yar. Soldurmu ş lar gündüzleri, Bebe günden güne ş sorar

27 ÇEK İ L İ NCE Çekilince ham öfkenin kılıcı; Kimi biçer, kimden geçer, bilinmez. Renkler solar, pi ş manlıklar kalıcı, Pi ş manlıkla düne geri gelinmez. Sinsi duran bulut yürür ufuktan, Öne geçer, engel olur güne ş e. Gün do ğ madan gece ba ş lar ş afaktan, Göz kapanır, dü ş ler dolar endi ş e. Oksijensiz çiçeklerin kokusu, Sevenlerin ilgisini yitirir. Söylenirken o yalnızlık türküsü, Na ğ meleri güne hüzün getirir, Öfke ile yürünmüyor güzele, Güzelli ğ in mayasında sevgi var. Aynı duygu, farklı yansır her dile, Sevgi izler, önde giden saygı yar

28 Bizim Çocuklarımız Çocuklar Parkta Çocuklar Arkta. Görmeden, Baktığımız. Sormadan Ad taktığımız; Günlerce Aç duran. Şeytana Fırın soran; Hapçı, Tinerci, Kapkaççı… Sataşan, Taşan. Yanarak Pişen. Her gün Düşen çocuklar… Sevgisiz, Övgüsüz Yetişen çocuklar… Bizim Çocuklarımız. Suçluyuz

29 ÖZGÜRLÜK VAR Özgürlük var bu ülkede, Sonsuz özgürlük. Yerde taşlar, Gökte kuşlar Özgür. Özgürlük var bu ülkede, Densiz özgürlük. Büyük başlar, Yolsuz işler Özgür. Özgürlük var bu ülkede, Sessiz özgürlük, Renksiz rüyalar, Günsüz hülyalar Özgür. Özgürlük var bu ülkede, Tezsiz özgürlük. Çalışan eller, Susan diller Özgür. Özgürlük var bu ülkede, İyenin çapına göre; Çocuğa tokat. Zayıfa zılgıt. Haksıza, gayret. Çalana, bereket. Kitleye, hakaret. Sevene, terk et. Sokağa, kuvvet. Meydana, devlet Özgür. Özgürlük var bu ülkede, Yiyenin kabına göre; Lokmasız dişler. Güvencesiz işler. Gözdeki yaşlar. Çatılmış kaşlar. Dili bozuk başlar. Mangalda şişler. Çöpe giden aşlar Özgür. Özgürlük var bu ülkede, Bensiz özgürlük. Tepede gül. Yanında bülbül. Kırık dal. Soluk güzel. Düzensiz şekil Özgür. Özgürlük var bu ülkede Sensiz özgürlük. Orantısız hava atan. Değirmende çuval tutan. Kendisine un akıtan. Üstü başı batan. Gülerken sırıtan. Olanı satan. Suyunu arıtan. Özgür. Özgürlük var bu ülkede, Gücüne göre. Özgürlük var bu ülkede, Tacına göre

30 AYNI EVDE Dünden gördüm, ben bu günü, Yarınların açık önü. Millet dönmü ş, ş a ş mı ş yönü. Yasla bayram, aynı evde. Deste deste, kaygı derer. Güzel diye, ömür sürer. El uzatsam, beni yerer. Ta ş ınmıyor, koca gövde Benden diyor, ondan de ğ il. O dedi ğ i, candan de ğ il. Biz diyenler, senden de ğ il. Kar ş ılıksız sürer sevda. Kimi i ş siz, kimi memnun. Seçilmiyor, sevinç-hüzün. Anlamı yok fazla sözün, Yasla bayram, aynı evde. Umut, kırık dala konar. Kabullenmez, ba ş ı döner. Güzel derken, kendi kanar. Ta ş ınmıyor, koca gövde. Yoksul Ekrem, gör halini, Çekme günün vebalini. Uyar da gör, ahalini... Kar ş ılıksız sürer sevda

31 HADDİNİ BİLDİ Dili, eli ve tabanları Şişerdi. Dili; boş durmaktan, Eli; coşturmaktan, Tabanları; koşturmaktan Yorgun düşerdi. Dili, eli ve tabanları Sevildi. Dilin eveti, Elin gayreti, Ayağın kuvveti Övüldü. Darda soruldu. Öne sürüldü. İşe sarıldı. Gözü, kulağı ve dişleri Şaşardı. Gözü, bulutta. Kulağı, komutta. Dişleri, umutta, Kendini aşardı. Gözü, kulağı, ve dişleri Vardı. Ne açan çiçeği, Ne gülen çocuğu Gördü. Ne yazın sıcağını, Ne kışın soğuğunu Sordu. Çalıştı durdu. Kulak kirişte, Dişler telaşta Olurdu. Kendi halinde Yaşardı. Milyonların içinde, Pişerdi. Kim bilir; Belki birdi. Belki de, Milyon’lardı. Sessiz geldi, Haddini bildi. Öyle kaldı. Sessiz gidişi de, Sevildi

32 BAHANELER Bugün beynim kelepçeli, Söz akmıyor, lal dilime. Bugün günüm, dü ş ünceli, Güne ş bakar, bo ş kaleme. Dilde sözcük olu ş muyor. Ka ğ ıt kalem, bulu ş muyor. Yar yarene kavu ş muyor, Kalem, a ğ ır yük elime. Çe ş me büyük, sarmı ş yosun. Su sızdırır, varsın olsun. Gelen geçen, ş ifa bulsun. Beni yorar, tek kelime. Kayalarda keklik sesi, Nerden bulur, o hevesi. Diken de ğ il, güller asi. Olan sı ğ maz, hayalime. Bugün duygum, kaldı bensiz. Tembelli ğ im önde densiz. Bahaneler öz güvensiz, Gören ş a ş ar, bu halime

33 SERVER Yarının sırtında Gidiyordu, Ayakları Yerde. Yarının sırtında Gidiyordu, Gözünde Perde. “Yarın.” Diyordu, Dünden yanmış. “yarın.” Diyordu, Günden usanmış. “Yarın.” “Var ya, yarın.” “Siz ona bakın.” “Yarın.” “Var ya, yarın.” “Günü bırakın.” Yarındı, Önemli olan. Yarındı, Elinde kalan. Yarın, Özlenen gündü. “Yarın,” Diye, öğündü. Ne, güneş gözlerini Yaktı. Ne de, Yıldızlara baktı. İşi, Aşı, Eşi Yarınsız düşünmedi. Yıllarca Üşenmedi. Yarını Bekledi, Kendinden uzak. Yarını Bekledi, Kendine tuzak… Yarın olmadan, Geldi Haberi. Dediler, “Kaybettik.” Bugün Server’i. Yarından Geldi, Güneş doğmadı. Yarında Kaldı, Güne sığmadı. Yarına Gitti, Yasa boğmadı… Kendinden kurtuldu. Sanıldı Server. Giderken var oldu. Anıldı Server

34 HEPİMİZ DARIZ Ne desem anlamaz, söylenir durur. Sözü çok, aklı kıt, olana çattım. Usta bir atıcı, sevgimi vurur. Sözü çok, aklı kıt, olana çattım. Yağmurda, çamurda, hazır bahane Sanır ki uzanıp, güneşi tuttum. Yıldızlar altında, söylenir yine. Sözü çok, aklı kıt, olana çattım. O narin ayağı, taşa dokunsa, Söylenir o taşı, sanki ben attım. Yorulur, üstüne kelebek konsa, Sözü çok, aklı kıt, olana çattım. Sağdıkça öfkenin balına doymaz, Peteğe sevgimi, sabrımı kattım. Dilinden dolayı kulağı duymaz. Sözü çok, aklı kıt, olana çattım. Kim diye sormayın, hepimiz darız. Elbet de olanı fazla büyüttüm. Birini suçlarken, en önde varız. Sözü çok, aklı kıt, olana çattım

35 TOPAL EŞEK Yağmur yağıyordu, Ha gayret. Bulut soğuyordu, Güneşe inat. Meyvesi salmıştı dalları, Sararmıştı rengi. Azalmıştı kuş sesleri, Yoktu ahengi. Tek tonda anlaşmıştı, Bütün renkler. Kuytularda buluşmuştu, Böcekler, kelebekler. Kendini ele veriyordu, Rüzgar. Damlaları, kurşuna çeviriyordu, Azar azar. Güçsüzler düşüyordu, Bir bir. Telaş koşuyordu, Bitmişti kibir. Ayan beyan, Kış hazırdı. Hüzne artı koyan, Eksik vardı. Samanından değersiz, Bir eşek gezerdi. Çulsuz, eğersiz, İşi zordu. Kışın yılkıdaydı, Her sene. Yazın yük altındaydı, Yine. Zayıflayıp, küçüldükçe, Korkusu büyüyordu. Üşüyüp, yorgun düştükçe, Evlere sokuluyordu. Aylarca düşmeden, Ayakta dururdu. Soğuk ve düşmandan, Kendini korurdu. Günün bir yerinde, Karşımıza çıkardı. Hemen her seferinde, Ürkek bakardı. Alışmıştık yalnızlığına, Gözlerim arıyor. Baktım dağın yamacına, Ağaç, onu soruyor. Belli ki sesini, Duymayacağız artık. Özleyeceğiz seni, Topal eşek

36 SEVDİ BEYİ Çok seviyor orununu, Orun onu yıkar oldu. Geldi duvar, işte önü, Kuşku geri bakar oldu. Yeri öptü yer kirlendi, Gökte yeri belirlendi, Gören isli duman sandı, Atmosferden çıkar oldu. Renk solarken hemen aydı, Kendisini ışık saydı. Utancından yıldız kaydı, Yerine göz diker oldu. Üç beş hece, sözü ile Nutuk atar yazık dile, Ayaz yapar, yazı bile, Dişlerini sıkar oldu. Günü geldi At’ı sevdi, Kısa bir an Ok’u övdü. Hilal için yanan kavdı, Şimdi Ampul yakar oldu. Sanı güzel, sevdi beyi. İlerisi beyefendi. Ulaşılmaz hazretleri. Madalyayı takar oldu

37 AH O MANİLER Söz şekerle ezilir, Onu tadan düzelir. Günün kısa masalı, Manilerle yazılır. Tatlı gelir maniler, Duyan kendi yineler. Uyuması hoş olur, Mani ile ninniler. Mani geldi dilime, Uydur yedi kelime. Ben maniyi dizerken, Usta güler halime. Yola konmuş maniler, Yorgun yolcu iniler. Kiler dolu, mutfak boş, Göbek atar, siniler. Mani uyar güzele, De! Morali düzele. Ayna tarak hayranım, Teslim olur naz ile. Mani olan, yasalar, Keşke bize uysalar. Manileri sayarken, Rahat dolar kasalar. İşte yine, maniler, Söyleyenler haniler. Öncekiler usanmış, Ondan mahir, yeniler

38 YARIN KURULUR Dolanır bulanır, başım dumanlı, Ne bana hizmeti, ne kendi alır. Bilenir direnir, yürür fermanlı, Sürerken gayreti, hep zinde kalır. Düşünür taşınır, başım tasalı, Ne tutar hesabı, ne çözüm bulur. Şişinir taşınır, kara kasalı, Tutturur hesabı, kendi kurtulur. Çekilir saklanır, başım belada, Ne artar dostları, ne huzur gelir. Söylenir dırlanır, dünya kurada, Bir pula satmayı, atmayı bilir. Görüşür karışır, başım sefada. Saldıkça terini, sular durulur. Çalışır ulaşır, güneş vefada, Bugünden tezi yok, yarın kurulur

39 KÖMÜR DÜ Ş TÜ Cumhuriyet, ya ş ın kaçtı. Demokrasi, çiçek açtı. Yüce Millet, nasıl ş a ş tı, Sandıklara, kömür dü ş tü. Cumhuriyet, senin tasan. Demokrasi, sınavdasın. Vatanda ş ın önü kı ş tı, Sandıklara, kömür dü ş tü. Cumhuriyet, adın geçti. Demokrasi, rü ş vet saçtı. Erdem, senin yönün ş a ş tı, Sandıklara, kömür dü ş tü. Cumhuriyet, kara tren, Demokrasi, sessiz siren. Vagonlardan yolcu ta ş tı, Sandıklara, kömür dü ş tü. Cumhuriyet, çıta yüksek, Demokrasi, oynar seksek. İ s bula ş mı ş, yüzler ka ş tı, Sandıklara, kömür dü ş tü. Cumhuriyet, yolun gözler, Demokrasi seni özler. Dualarla, oylar pi ş ti, Sandıklara, kömür dü ş tü. Cumhuriyet, keyfekeder. Demokrasi, benden gider. Da ğ ıtılan benim a ş tı. Sandıklara, kömür dü ş tü

40 SEN D İ NLE GÖNÜL Ne beni yor artık, ne kendin yorul. Gülü tutmaz dala, döndürdün beni. Hep sen arar oldun, bir de sen sorul. Günün ardı sıra, yandırdın beni. Avucuna koysam, güne ş le ayı. Elinde fenerle, ı ş ık ararsın. Parsel, parsel sunsam, sana dünyayı. Döner de yurtsuza, adres sorarsın. Seline kapıldım, dur durak bilmen, Aklın sınırını, zorluyor dü ş ün. Beni apardıkça, hiç mi üzülmen. Kıymet bilmezlikte bulunmaz e ş in. Ben dinledim bir de, sen dinle gönül. Beni bırak öyle mutlu olursun. Yolumuz ayrılsın, sen olma öncül. Yükünü atarsan, sen kurtulursun

41 ATE Ş LER Ş AHI Az ile yetinen, övülür derler, Çok ile yetinmez, onu övenler. Do ğ ru, dokuz köyden kovulur derler, Yalanından dönmez, onu kovanlar. Bir lokma bir hırka, demi ş ya sufi. Hırkacı sofradan, bezi attırır. Uyanık davranıp, co ş arken safı, Hırkadan geçene, mintan sattırır. Cehalet anneden, do ğ ar sefalet, Ş ükürle ismini, sabır koyarlar. Bal tutan parma ğ ın, yalarmı ş elbet, Petekler bo ş alsın, sonra duyarlar. Söylemek gümü ş se, susmak altınmı ş, Açmıyor dükkanı, yine kuyumcu. Yüzyıllık çınarın dalı budanmı ş, Bakmıyor bu günden, düne kuyumcu. Dumanı az çıkar, harlı ate ş in, Kendini salacak, yangın sonrası. Kimseye zararı var mı güne ş in, Ate ş ler ş ahının, olmaz belası

42 SAVURURUM HARMANI Ekinim yok savururum harmanı. Kar ş ı da ğ ın yamacına toz dolar. Kı ş mevsimi poyraz, verir fermanı, Gövde titrer, göz sulanır, yüz solar. Kazma kürek, vardım saray yapmaya, Kilidine gitti bizim sermaye, Çadır kurdum ipler hazır kopmaya, Ulu tanrım ba ş ka bir dert vermeye. Asker oldum, görev hazır ş ak diye, Emirberim dinlemedi sözümü. Tezkereyle yola dü ş tüm hak diye, Sokaklarda ş i ş er gördüm gözümü. Çekil dedim, baktım kantar gülüyor, İ nansızın, oynamıyor ibresi. Cebi tartmı ş sıfır kilo geliyor. Me ğ er böyle sınıflarmı ş herkesi. Kollarımı dolar iken dünyaya, Özlem ile sarıverdim bo ş lu ğ u. İ mge özgür, ula ş ması kolay ya, Kahvaltı zor, gönül ister ku ş lu ğ u. Hükmetmi ş iz bizler yedi düvele, Ben bakınca, bu gün ba ş ka görünür. Gurur ok ş ar, i ş e yarar bu hile, Yasa ile Yüce Millet korunur

43 İ K İ S İ DE… Sabır ilaç yoksuluma, İ çer, içer deva bulur. Gözleri aç varsılıma, Ömür versen a ğ ı solur. Biri bilmez ederini, Biri suçlar kaderini, Yarattılar birbirini, İ kisi de zor kurtulur. Çöl sıca ğ ı bile bıkar, İş ler yürür tıkır-tıkır. Milli birlik öne çıkar. Figüranlar, gölge kalır. Kaçı ş ırlar fellik fellik. Yitip gitmi ş farkındalık, Tela ş co ş mu ş, güven silik, Sürülmeyen sefa m’olur. Yapan yapmı ş ayarını, İ yi bulmu ş uyarını. Biri görse di ğ erini, İ kisi de, keyif alır

44 BİR NOKTADIR Bu dünyadan gelip geçen, Gah yorulan, gah-ı uçan, Varlık için, yokluk seçen, Bir noktadır, Ekrem Ölgen. Vicdanına boyun büker. Oldukça az kırıp döker. Ay karanlık, günü çeker, Şafaktadır, Ekrem Ölgen. Dostlarıyla sonuna dek, Üretirken yetmez sürek. Düş kırığı, ile dölek, Ufuktadır, Ekrem Ölgen. Soran gelsin, bilen gelsin. Yanlışını alem bilsin. Yüreğine, keşke salsın, Duraktadır, Ekrem Ölgen. Hatası var, hem bir sürü. Özürünü bilen biri, Kıvanç ile bakar geri, Konaktadır, Ekrem Ölgen. Bu dünyadan, gelip geçen, Gah yorulan, gah-ı uçan, Varlık için, yokluk seçen, Bir noktadır, Ekrem Ölgen. Ekrem Ölgen Hamuruna Havva Teyzem, Aldığınca katmış erdem, Cemal Dayım yoğurmuş da, Ermiş pişmiş Ekrem Ölgen. Ertan Gümüş

45 Hamuruna Havva Teyzem, Aldığınca katmış erdem, Cemal Dayım yoğurmuş da, Ermiş pişmiş Ekrem Ölgen Ertan Gümüş’ten Ekrem Ölgen’e…

46 GÜNEŞ Asfalt eziliyordu, İnsanlar… Taşıtlar… Binalar… Yolda duranlar… Koşuşturanlar… Kaygı, Heves, Telaş… İç içe geçmiş, Herkes kendine yer seçmiş. Kornalar, egzoz ve sigara dumanları, Birbirine karışıyordu. Büyük, Küçük zamanla yarışıyordu. Acun oradaydı… Sen, Sen yoktun. Kimse yoktu… Sokak ıssız, Özlem sessiz, Yersiz yurtsuzdu. Ve Bir damla düştü üstüme, Ne durdu, Ne aktı. Parçalara bölündü. Gözlerini çoğaltarak yüzüme baktı… Bir daha… İyice kendini bıraktı Meğer, Balkonun kenarından saksı, Gönlümü okumuş… Saksı çözülüyor, Asfalt eziliyordu. Güneş gülüyordu; Kaldırıma, Asfalta ulaşabildiği yerde… Devinim sürüyor; Işık ve gölgeler, Yer değiştiriyordu. Toprak arıyordu; Umutla. İnatla. Bir avuç toprak, Birkaç çiçek… Umuyordu… Taban beton. İki yan beton. Işık düşüyor, Güneş üşüyor, Gölge şaşıyordu… Kış uzakta, On altı Şubat yarıdaydı… İnsanlar, biraz daha kendisi gibi duruyor, Gölgeyi yoruyordu… Düşüncem savruldu, Gözlerim ileri kaydı… Sen, Sen, yoktun. Kimse yoktu. Sana kızdım, Benzeyenlerini de alıp götürdüğün için. Kişiler birbirine benziyor, Sana benzemiyordu. Hatta, Sen bile... Yıllar sonra düşüncem, O resmi çözemiyor, Görüntü, Sana benzemiyordu… Ve Büyük bir gürültü, Uçak geçiyordu. O ağırlığı sırtımıza yükleyerek. Kendini saklayarak. Birkaç kuş ilişti gözüme, Telaşsız, Kararlı ilerliyorlardı. Ne yaptıklarını biliyorlardı… Güneş gülüyordu, İnsanları gördükçe… Güneş üşüyordu, Betonlara vurdukça… Güneş süzülüyordu, Gerçekleri görelim diye. Güneş üzülüyordu, Neye…

47 İKİ BEBE Yedisinde iki bebe, Yine gayret söze düştü. Yaşam ile bu körebe, Yine hüzün bize düştü. Oyun için vakit erken. Beyaz halı açık mekan. Sandık, sepet, soğuk dükkan. Döneleyen kar bir hoştu. Yedisinde iki bebe, Yine gayret size düştü. Dalga, dalga, kadın erkek. Pıtır, pıtır çarpar yürek Umutları göğe direk, Papatyalar, yere taştı. Yaşam ile bu körebe, Yine hüzün yüze düştü. Kar tanesi, esner durur. Rüzgar kardan, beter üşür. Bile gelir, yüze vurur. Gün doğarken, hedef şaştı. Yedisinde iki bebe, Yine gayret göze düştü. Yedisinde iki bebe, Yorgun argın, gide-gide, Yetmişini geçmiş dede. İkisi bir, ayrı baştı. Yaşam ile bu körebe, Yine hüzün öze düştü

48 DİLİNDE KUSUR Çok efendi ama dilinde kusur, Göze sürer kumu, çok da sert eser. Üstünde kırk yama, kendini kasar, Ayıplar dikinmiş, tutmuyor ütü. Hakkını vermeli, biliyor işi, Bir mala balçıkla sıvar güneşi. Yoksulun cahili, basar alkışı, Havları bakınmış, itmiyor ütü. Hafriyat ustası, mahirdir eli. Kusursuz götürür, işinin ehli. Barajları yıkar, o duygu seli, Prizler tıkanmış, gitmiyor ütü. Ben dedikçe, bende yokluk uyanır, Ben demeye diğer diller utanır. Gözlerin ardında heves usanır, Masadan sakınmış, yatmıyor ütü. Ululuk, gösteriş, pek uyar bize, Yüceler yücesi, kim kanar aza. Yiğitlik serdeyse, ne gerek söze, Buharı ıkınmış, bitmiyor ütü

49 ER İ NGEN Di ş burada, A ş nerede. A ş burada, Di ş nerede iki yaka, Bir derede, Suyla ş oka, Girdi mide. Sabah çalı ş, Ak ş am çıkı ş. Yarın mafi ş, Hal ve gidi ş Çoluk çocuk, Evde bekler. Hemencecik, Hanım tekler. Sokak ta ş mı ş, Bu ne övgü. Selam dü ş mü ş, Gökte sövgü. Binler yalnız, Ve ku ş kulu, iki arsız, Sarmı ş yolu. Ş u kapının, Ardı kom ş u. Kaygan zemin, Kapı dı ş ı. Gö ğ e de ğ di, Apartmanlar. Elbet sa ğ dı, Orda canlar. Beyaz plaka, Yaya kollar. Baka, baka, Çamur yollar. i ş te siyah, Al kırmızı. He ma ş allah, Dizi, dizi. Renkle hile, Yordu beni. Egzoz ile, Çamur aynı. Ta ş tın yine, Ekrem Ölgen, Ba ş la güne, Ha, eringen,

50 LOKMALAR Lokmaları sayam dedim, Beşe kadar sayamadım. Umut ekip, sabır yedim, Gülen yüze, doyamadım. Tek parçaydı, beşe böldüm, Altıncıydım, en son aldım. Görev dendi, önde kaldım, Ben bir türlü, ayamadım. Beğeni çok başka şeymiş, Biri hanım, biri beymiş. Sevemedim, görkem neymiş. Beni öne, koyamadım. Arabadan sarkmış köpek. Otolardan, hızlı çocuk. Yalın ayak, başı açık. Tut dediler, kıyamadım. Neden olan, niye şaşar, Ateş yanmış, duman aşar. Yelleyince, göze düşer, Acısını, yayamadım. Düşman beller, sefa süren, Kes sesini, Ekrem Ölgen. Yok mu, senden, başka gören. Yanıtını duyamadım

51 GİTTİM DAVA Gittim dava, davalıktı, Göz üstünde, kaş demişim. Bu nasıl bir sevdalıktı. Gözümdeki, yaş demişim. Hain çakal, sinmiş gözler, Akbabalar, onu izler. Kedilerin dişi sızlar, Alın size, taş demişim. Avcı sürmüş, tazısını, Koyun vermiş, kuzusunu. Olanların bazısını, Benim ile, deş demişim. Fil büyükse, cesur aslan, Daha kurnaz, kambur sırtlan. Otobura olur olan, Yakasından, düş demişim. Gittim dava, davalıktı, Soğan ile baş demişim. Bu nasıl bir sevdalıktı, Yarenine, çüş demişim

52 Yan yana gelse ne, bin cebi delik, Binini toplasan, bin kaç metelik, İnsanlar parayı bulalı beri, Milyonlardan güçlü, kirli bir teklik. $ $

53 TAŞ Taşa sordum yüreğini, Tuhaf bakıp, yerdi beni. Söyle dedim dileğini, Çamurlara serdi beni. Taş bastırdım, bağrım yanar. Öte attım, geri döner. Başım eğdim, yine kanar. Görülmedi, böyle hüner. Suyu cıvık, değmez dişe, Diş gerekmez, öyle aşa. Kim dur derse, bu gidişe, Ayak değil, başı taşa. Taş çarpınca kayalara, Darmadağın, vah biçare. Sığmaz iken dünyalara, Paramparça, düşer yere. İşte akşam, gün eksildi, Yin’eğlence, anı geldi. Taşa baktım, taş kesildi. Bana en sert, yanı geldi. Taşa sordum ereğini, Kayıtsızlık gerdi beni. Hemen yaptı gereğini, Mermerlere verdi beni

54 B İ R GÜN MUTLAKA Televizyonda izledim, Yosun gözlü Helga’yı Kirpikleri, Karadeniz’in dalgaları gibi, Sahile vuruyor, Orada ne varsa, Alıp götürüyor, Geriye, Nem bırakıyordu. Bir daha... Ne dalga duruyor, Ne kum bitiyordu… Televizyonda izledim, Denizin azgınlı ğ ını, Denizin; Benden, Bizden habersiz oldu ğ unu. Göremedi kızgınlı ğ ımı… Televizyonda izledim, Bahar yüzlü Helga’yı. Sarı saçları, Güz rüzgarı gibiydi, Serin ve kuru esti. A ğ açlar aldırmadı. Dallar direndi. Yapraklar, Yapraklar savruldu, Topra ğ ın tozu ile… Korumak için, Gözlerimi kapattım… Baharın, Benden, Bizden habersiz oldu ğ unu gördüm. Tozun tadını tattım… Televizyonda izledim, Bülbül sesli Helga’yı. Bizi, Ülkemizi, Zenginliklerimizi övüyordu… Bir esip, Bir durarak. Dalgaları devirerek, Beni önüne kattı. Anlattıkça ş a ş ırttı… Ülkemi tanıtıyor, Anlatıyor, Anlatıyordu. Gül yanına, Gül katıyor, Gülistanı donatıyordu. Bana, Beni anlatıyor, Bana, Beni tanıtıyor, Beni tanımıyordu. Televizyonda izledim, Selvi boylu Helga'yı Ba ğ a, Ormana, Da ğ a sarıyor. Hiçbir yere sı ğ mıyor, Beni sürüyor, Beni yoruyordu; Yosun gözlü, Bahar yüzlü, Bülbül sesli, Fidan boylu Ursula… Ne ş e salıyor, Yüzü gülüyor, Bizi biliyordu. Bir gün, Evet, Bir gün, Çoluk çocuk, Her birimiz, Türkiye'ye, Ülkemize gelece ğ iz Biz de görecek, Birlikte gülece ğ iz

55 ÇİFT FUKARAM Oy, oy benim çift fukaram, Yüzü akken, bahtı karam. Sen değilsin asıl meram, A cahilim, be yoksulum… Nere gitsen kapı hazır, Döner gider, dışa uzar. Zalim felek kötü yazar, Ha cahilim, de yoksulum. Oy, oy benim,çift sebebim, Hem sevabım, hem azabım. Günahkarım, ve de sabim, A cahilim, be yoksulum. Oy, oy benim, çift belalım, Hem boş kabım, hem de balım. Gel seninle bir olalım, Ha cahilim, de yoksulum. Ordaki köy uzaktaymış, Şehir zaten dünden caymış. Tutunması çok kolaymış, Ya cahilim, ye yoksulum. Oy, oy benim çift duygulum, Hem uyanık, hem uykulum. Senden bana, bana zulüm, Ha cahilim, de yoksulum. Yüzün nasıl görünüyor, Devlet senden korunuyor. Cop, tabanca yürünüyor, A cahilim, be yoksulum. Oy, oy benim, çift tıraşlım, Dimdik duran, eğik başlım. Gözü bende, yıkık kaşlım, Ha cahilim, de yoksulum

56 YÜRÜ, AYAKLARIM Yine ş a ş tım, bugün yine, Vah zavallı kulaklarım. Dünden a ş tım, hüzün yine, Yürü terli ayaklarım. Beni salın duygularım, Geri gelin uykularım. Yok diyorlar, oysa varım, Vah zavallı kulaklarım. Ş a ş mam derdim yine ş a ş tım, Gittim, hayretlere dü ş tüm. Duramadım i ş te ta ş tım, Vah zavallı kulaklarım. Üle ş tirdi sosyal devlet, Tam tabanda e ş it millet. O ğ ul, damat ve salavat... Yürü terli, ayaklarım. Rahatsızlık varsa ş ayet Bitsin, diyende vesayet Söze öze, uyar niyet, Yürü terli, ayaklarım. Dost meclisi ile hu ş u, Öter durur guguk ku ş u. Selamımız mevsim dı ş ı, Yürü terli ayaklarım. Sarıl Ekrem, sarıl güne, Dünden ders al, bak önüne. Aynı sözler, döne, döne… Vah zavallı kulaklarım

57 VELİNİMET İmdat diyen, yere atmış kendini, Baba döver, anne zırlar, kız oynar. Erkek adam, tutuverir andını. Dirsek kalkar, tekme iner, söz oynar. Tam zirvede, reklam geldi göreve, Dünya mutlu, gülücükler saçıyor. Aynı mallar, girip çıkar bu eve, Öyle ise gözlerden ne kaçıyor. Koca usta, dağıtır mı kendini, Toparlandı, hanımından çay ister. Beceriksiz açık yapmış demini, Velinimet isen, sana kim küser… Göz atarlar, arada bir diziye, Sahne kaçar, söz duyulmaz, eyvah’ım. Güç katıyor, silah sesi Rıza’ya, Üçü birden, neydi diyor, günahım. Evren evde, bu yedinci sanatla, Anne, kıza, son sahneyi soruyor. Ayrı yerden, izliyorlar inatla. Baba kızdı, daha hızlı vuruyor.

58 BU SABAH Yeni bir karara, vardım bu sabah. Düğmeye basmadım, evim tertemiz. Terapi gibiydi, bana bu siftah, Ekrandan evime, taşmadı deniz. Açmadım haberi,sustu kanallar. Başbakan kayboldu, yitti bakanlar. O an ki huzuru, deneyen anlar. Düşüyle baş başa, kaldı bendeniz. Tüm dünya barıştı, kalmadı dargın, Ne soygun yapıldı, ne de bir vurgun. Kendimi güncelden, edince sürgün, Ekrandan evime, taşmadı deniz. Kahvaltı soframız, başka tatlıydı, Peynire yağ gelmiş, zeytin etliydi. Tüpümüz, çayımız, bereketliydi, Düğmeye basmadım, evim tertemiz. Sohbetin tadına, vardım bu sabah, Sevgiyi katınca, güldü bu siftah. Çocuklar seslendi, baba eyvallah, Ekrandan evime, taşmadı deniz. Hanım da mutlanmış, sabahı över. İşini bugün çok, daha çok sever. Bir kalem, bir kağıt, yazılır şiir. Düşüyle baş başa, kaldı bendeniz

59 GÖR HAL İ N İ Bak aynada, gör halini, Gör kendine, neler ettin. Ele atma vebalini, O halini, sen yarattın. Tepelerden bulut a ğ ar, Gözlerinden ya ğ mur ya ğ ar. Yarınına kırk yıl sı ğ ar, Bu gününü, kime kattın. Ba ş ına taç olur deyi, Sen yarattın, a ğ a beyi. Birey denen son kaleyi, Kaptırınca hemen bittin. Bir yerlerde, yine sensiz. Gidivermi ş öz, bedensiz. El biti ş ik, söz güvensiz, Dura-dura, hepten yittin. Ele koydun, karde ş ini, Eller yoklar, yorar seni. Bin yıllık bu serüveni, Fark etmeden, yolu tuttun

60 İLGİSİZ DÜNYAYA Efendiler, beyler, ağalar yerler… Sen de, sen çapında, bir hak bulasın. Hanımlar, sultanlar ve nazendeler… İlgisiz dünyaya, merak olasın. Tanıdık görünce, kuyruğu solla. Makamın var ise, dostunu kolla, Torpil olsun diye bir selam yolla. Sen de sen çapında, bir hak bulasın. Yemek helal artık, demesi günah. Hemen şimdi başla, haydi bismillah. Yürü kulum desin, yaratan Allah. İlgisiz dünyaya, merak salasın. Kendini çağır al, akliselime, Çamur at ki izi kalsın aleme. Olanı yazması, zor bu kaleme, Sen de sen çapında, bir hak bulasın. Ekrem Ölgen der ki, işte ederin, Geçer akçe olur, sıfır değerin. Kimi maşallah der, kimi aferin, İlgisiz dünyaya, merak salasın

61 DEVİNGEN Tereğinden eğivermiş, kasketi Alı mora, moru ala, kazıyor. Sağ omzundan, atıvermiş ceketi, Ala vere, vere ala, azıyor. Eli, beli, dili başka kırılır, O duvardan, bu duvara uzuyor. Direk, insan, neyi görse sarılır. Destan olmuş, kendi destan yazıyor. Ayağında zengin durur, pantolon, Kemer elden, el kemerden, beziyor. Öne, geri, sonu gelmez bu yolun, Çıkışı yok, kör labirent çiziyor. Yol paralel, kafa yoklar boşluğu, Dizle dirsek, kaldırımı eziyor. Şişe elden, şaşkın izler hoşluğu. Salkım saçak, balkonlarda süzüyor. Yoldan geçen, kaçmaz artık, direngen, Coşkun merak, ayakları üzüyor. Seyirciler, ondan daha devingen, Yana yatmış, yavaş-yavaş sızıyor

62 SALIVER KEND İ N İ Sabır ektim, umut, nasır bağladı. Kader biçtim, dünüm, günüm çağladı. Güven saçtım, dostlar, beni eğledi, Salıver kendini, salıver Ekrem. Büyüyor gözünde, hanımlar beyler, Birbirinden farklı, üstün bireyler. Sen iki susarken, el iki söyler, Alıver kendini, alıver Ekrem. Bir türkü tutturdum, saldım canana. Bağlamamın teli, uyuyor bana. Kendini bilenler, çıkar meydana, Salıver kendini, salıver Ekrem. Ardıma atınca, telaşı nazı, Dağılmış, saçılmış gördüm enkazı. Kaldırıp silmeli, olmaz birazı, Salıver kendini, salıver Ekrem Aşağıda kabus, düşmekten ürkün, Yukarıya heves, dizlerden korkun. Unuturlar seni, dolmadan kırkın, Alıver kendini, alıver Ekrem.


"İ nsanın yüzü gülmeli, Sevildi ğ i kadar de ğ il, Sevebildi ğ i kadar; Sevmeyi bilmeli. Ekrem ÖLGEN0." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları