Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

MUSTAFA UYSAL. Bir kültür varlığı olan dil ;  bir ulustaki kültür hareketlerinden ve  o ulusun başka toplumlarla olan kültür ilişkilerinden büyük ölçüde.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "MUSTAFA UYSAL. Bir kültür varlığı olan dil ;  bir ulustaki kültür hareketlerinden ve  o ulusun başka toplumlarla olan kültür ilişkilerinden büyük ölçüde."— Sunum transkripti:

1 MUSTAFA UYSAL

2 Bir kültür varlığı olan dil ;  bir ulustaki kültür hareketlerinden ve  o ulusun başka toplumlarla olan kültür ilişkilerinden büyük ölçüde etkilenir.  Bugün elimizde bulunan yazılı ürünlerin en eskilerinde bile başka dilden alınma öğelerin varlığı göze çarpar.

3 Farklı ailelerden gelen diller arasında da bu dilleri konuşan ulusların çeşitli ilişkileri sonucunda pek çok öğenin alınıp verildiği görülür. Örneğin Latince ve Yunanca gibi Hint Avrupa dilleri arasında görülen bu alışverişler, Türkçeyle Farsça, Farsçayla Arapça gibi ayrı ayrı dil ailelerinden gelen dillerde de kendini gösterebilirler.

4 ÖRNEK: Kristof Kolomb’un Haiti’de gördüğü, bir salıncak yatağa bir Kızılderili sözcüğü olan hamaka demesi bununda denizciler vasıtasıyla Avrupa’ ya yayılmasına vesile olmuştur. Böylece bu sözcük ; İspanyolca hamaca Fransızca hamac Türkçede hamak olarak bilinir.

5 Diller arasındaki bu etkileşimlere ticari yönden bakarsak Türkçe de kullanılan denizcilik terimlerinin çoğunun İtalyanca olduğunun görebiliriz. Örneğin: kamara, vardiya, alabora, iskele vb. Bu ögelerin dile alınışı Venedik ve Cenevizlilere kadar gider.

6 Diller arasındaki ilişkilerde dinsel yakınlaşmalar, edebiyat etkilenmeleri, ticaret ilişkileri, siyasi ilişkileri vb. etkili olmaktadır. Türkler İslamiyeti kabul etmeden önce Uygurca evresinde Budizm, Maniheizm gibi dinlerin terimleri kullanmaktaydı.

7 İslamiyetin benimsenmesiyle de Türkçeye çok sayıda Arapça ve Farsça sözcük girmiştir. Bu etkilenmeler dile yeni bir kelime eklerken bazı eski kelimelerin unutulmasına sebep olmuştur.

8 ÖRNEK: ‘uçmak’ Ar. ‘cennet’ ‘tamu’ Ar. ‘cehennem’ ‘ög, us’ Ar. ‘akıl’ ‘çerig’ Ar. ‘asker’ ‘süci’ Ar. ‘şarap’ ‘sin’ Ar. ‘mezar, kabir’ gibi değişiklikler meydana gelmiştir.

9 Türkçe’yi Arapça gibi Farsça’ da etkilemiştir. Bu etkilenmeler genellikle edebiyat aracılığı ile olmuştur. Yeni nazım biçimlerinin alınması, ünlü şairlere nazireler yapılması, Farsça da bile kullanılmayan yeni tamlamalar üretilmesi dilimizi önemli derece de etkilemiştir. Diller arasında sadece sözcük değişimi değil aynı zamanda sözdiziminde de bazı değişiklikler olmuştur.

10 Örneğin: ki ilgi zamiri aslında Türkçe nin temelinde olmayan bir ektir. “ sen ki bunun doğru olmadığını biliyorsun.” “öyle bir insan ki aklın hayalin durur.” Tanzimat döneminde Fransızca’dan 2.Dünya Savaşı’ndan sonra da İngilizce’den dilimize birçok kelime geçmiştir Tüm bu bilgiler gösteriyor ki Dünya üzerinde insan oldukça bu şekilde etkileşimler devam edecektir.

11 (DİYALEKTOLOJİ)

12 Bir dil nasıl kendi içinde sürekli bir değişim içindeyse bu dili konuşan toplumun bir öbeği de çeşitli nedenlerle genel dilden ayrılmakta ve başkalaşmaktadır. Bu başkalaşım aynı dile mensup iki lehçenin aralarında anlaşmalarını büyük oranda zorlaştırır.

13 LEHÇE: Bir dilin değişik ülkelerde ve bölgelerde yine aynı dil birliğinden kimselerce konuşulan değişik biçimidir. Anadolu’da tek bir lehçe Türkiye Türkçesi vardır. Ancak Türkçe Asyanın ve Avrupanın daha bir çok ülkesinde değişik lehçeler halinde yaşamaktadır. Rusya ve İran da Azeri lehçesi, Türkmen lehçesi, Kazak Kırgız lehçesi bunlara örnek verilebilir.

14 Diyalektoloji çalışmaları, XIX.yy sonlarına doğru önem kazanmış, çeşitli kuramlar ortaya konmuştur. Yine XIX.yy sonlarında Avrupa da dil haritalarının, dil atlaslarının hazırlanmasına başlandı. Bu girişimlerin en eskisi, Almanya’ da, G.WENKER’in 1876’da yayımlanan Alman Dil Atlası adlı yapıttır.

15 Fransa’da ise J.GILLIERON ve öğrencisi E.EDMONT’un 1902 de hazırladığı Fransız Dil Atlası vardır. Merkezi Hollanda’da bulunan bir kuruluş Avrupa Dil Atlası üzerinde çalışmaktadır. Günümüz dilbilimcilerinden J.LYONS dilin ilk gerecinin yazı değil ses olduğunu söylemiştir.Bu görüş günümüz dilbiliminin temel görüşüdür.

16 Dil coğrafyası sözcüklerin, seslerin, sözdiziminin belli bir alandaki değişikliklerinin incelenmesiyle bir dilin yaşamını, lehçelerin yayılışını aydınlatır. Bir dil haritası hazırlanırken başlıca ses değişiklikleri, dil bilgisi özellikleri, sözdizimi ayrımları ve söz varlığı bakımından farklar ölçüt olarak alınır.

17 Ses değişikliklerine dayanan bir harita yapmak üzere Anadolu’da domates ve buğday sözcüklerinden yaralanabiliriz. 1)/domat/domate/domata/domas/domatis/domadız/… 2)/buyda/buğda/buyday/buyde/buydey/boğda/… biçimlerine rastlanır.

18 Halk ağızlarından toplanan gereçlere dayanarak değişik söyleyişler Anadolu haritasında işaretlenir.Bu işaretleme sırasında her işaretin yanında, söyleyiş biçimide gösterilir. Elde edilen noktalar içinden birbirine eşit olanlar birer çizgiyle birleştirilir.Bu işlem sonrasında birbirini çeviren yer yer kesen çizgiler elde edilir. Bu çizgilere eşit dil çizgileri denir. Harita üzerinde yoğunlaşan bu çizgiler kimi zaman şeritlere dönüşür.Lehçebilim uzmanları bu şeritleri lehçe sınırı olarak kabul ederler.

19 Aynı yöntem bir kavramın değişik yerlerdeki başka başka karşılıklarından yararlanarak da uygulanabilir. Örneğin ‘çocuk’ kavramının Anadolu’daki /uşak/bebe/bala/balak/balaca/çağa/çarga/gibi karşılıkları temel olarak alınıp saptamalar yapılabilir.

20 Bizde dil coğrafyası ve haritacılığı alanında yeni yeni denemeler yapılmaktadır. Özcan Başkan’ın Türkiye köy adları üzerine bir deneme adlı çalışmasında Anadolu’da kale, hisar, konak, hüyük sözcüklerinden oluşan bir bölüm vardır.

21 Bugünkü Lehçebilim çalışmalarında incelenen olaylar sonucunda saptanan gerçekler şöyle özetlenebilir. A) Lehçe ayrımları, en çok sözcük sesbilim alanında görülmekte, buna karşılık büküm ve sözdiziminde pek az farka rastlanmaktadır. B) Dilsel farklılaşmada toplumsal ve tarihi etkenler çok önemlidir.Devlet gücü azaldığı zaman lehçe sayısının attığı güçlü bir devlette ise azaldığı görülmüştür.

22 C) Coğrafi uzaklıkları nedeniyle (dağlık bölgeler, adalar) düzlüklerdeki büyük gelişme akımlarına katılamayan yerler farklı bir seyir ile devam etmişlerdir. D) Günümüzde ise ulaşım ve haberleşme imkanları hızla arttığı için ortak dilin yayılmasına lehçe ve ağız farklarının azalmasına neden olmuştur.

23 AKUSTİK SESBİLİM

24 Ses bilim insan dilinin seslerini, dillerin ses yönlerini inceleyen bir bilimdir. Akustik ses bilim ise dil seslerinin ; akustik açısından niteliklerini, bu sesleri doğuran titreşimlerin sıklığını, seslerin duyulma gücü bakımından niteliklerini inceleyen sesbilimin bir alt konusudur.

25 Fizik biliminde ses adı verilen geçici olay titreşimle elde edilir.İki ucundan gergince tutturulmuş bir telin ufak bir vuruş ya da çekmeyle verdiği ses bu varlıkların hava içinde yaptıkları titreşim sonucunda oluşur; havada yayılarak kulağımıza gelen ses dalgalarıyla duyulur. İnce bir boruyu üfleyerek çıkarttığımız ses ile bir çekiç indirdiğimiz kayadan çıkan ses arasında büyük fark vardır. Bunun sebebi zemin esnekliğidir.

26 Ses dalgalarını oluşturan titreşimler belli sürelerde yinelenen ya da yinelenmeyen, yalın ya da bileşik olarak nitelenir. Örneğin gürültü yinelenmeyen titreşimlerden doğar. En basit yinelenen titreşimden oluşan sese yalın ton denir.

27 Titreşen her varlığın saniyedeki yalın titreşimlerinin sayısına sıklık denir ve Hertz ile ölçülür.Sıklığın azalıp çoğalması ses tonunun alçalıp yükselmesi izlenimi verir; ses böylece duyulur. Ton sesin yüksekliği ya da düşüklüğü, tizliği ya da pesliği biçiminde adlandırılabilir.Titreşim sayısı arttıkça ton yükselir.Tonun temel, bölümsel ve yan ton olarak üç türü vardır.

28 Ses yeğinliği ise titreşen varlığın titreşim genişliğine bağlıdır.Sert bir çeliğe vurduğumuz anda ucuna bağlı bir ince telin titreşimlerini izlediğimiz zaman, telin titreşim sırasında gidip geldiği ara, uzaklık ne kadar büyürse sesin o kadar arttığını görürüz. İşte titreşim genişliği ile sesin artıp eksilen duyulma ölçüsüne ses yeğinliği denir. Tını da bir sesi başka seslerden ayırmaya yarayan niteliktir.İnsan sesiyle müzik aygıtları, çok değişik tınılarıyla kolaylıkla tanınabilir.

29 HAZIRLAYAN: MUSTAFA UYSAL TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ(İ.Ö)


"MUSTAFA UYSAL. Bir kültür varlığı olan dil ;  bir ulustaki kültür hareketlerinden ve  o ulusun başka toplumlarla olan kültür ilişkilerinden büyük ölçüde." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları