Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İKİNCİ 12 EYLÜL’E. Referanduma giden yol TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve 13 Mayıs 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra Cumhurbaşkanı.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İKİNCİ 12 EYLÜL’E. Referanduma giden yol TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve 13 Mayıs 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra Cumhurbaşkanı."— Sunum transkripti:

1 İKİNCİ 12 EYLÜL’E

2 Referanduma giden yol TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve 13 Mayıs 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayladığı Anayasa Değişiklik Paketi, Temmuz ayında Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen iptal edildi. Kısmen iptal, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'ya üye seçimiyle ilgili üç fıkrada yeralan bazı ibareleri kapsıyor. Anayasa paketi, iptal edilen ibareler çıkarılarak referanduma götürülecek. Değişiklik paketinde çalışma hayatı ile ilgili doğrudan ilgili olarak Ekonomik ve Sosyal Konseyin kurulmasına, sendika kurma hakkı, toplu sözleşme, grev ve lokavta ilişkin düzenlemeler bulunuyor.

3 Neden Anayasa değişikliği? Anayasa paketinin AKP açısından önemi, HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili değişikliktir. Bu maddelerdeki değişiklikler ile, Yürütme üzerindeki yargı denetimi zayıflatılacak, Yargı kurumlarının siyasi iktidara bağımlılığı artacak, hatta yargı hükümetin kontrolüne geçecek, 12 Eylül Anayasasıyla güçlendirilen yürütme, bu değişikliklerle daha da güçlendirilecek, başka bir deyişle demokrasi alanı daha da daraltılacaktır.

4 DİKTATÖRLÜK ANAYASASINA

5 Anayasa değişiklik paketinde önerilen değişiklikte, sendika kurma hakkını düzenleyen 51. Madde’deki; “Aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz” hükmünün kaldırılması öngörülmektedir. Birden fazla sendikaya üyelik

6 Mevcut durumda bu değişiklik, özgürlüğe değil yalnızca toplu iş sözleşmesi sürecinin kilitlenmesine ve kaosa yol açacaktır. Toplu iş sözleşmesi (TİS) yapma yetkisi veren makam halen Çalışma Bakanlığı’dır. Bu düzenlemeyle Bakanlığın yanlı kararları artabilir, bir sendikanın TİS yetkisi alması mevcut durumdan daha uzun sürebilir öncesinde geçerli olan birden fazla sendikaya üyelik, yetki belirlenmesinde irade beyanı, referandum gibi şimdi uygulanamayan düzenlemeler sorunların aşılabilmesi için araçlar sağlıyordu. Şimdi getirilen bu hüküm yetki konusunda yürütmeye yeni baskı araçları vermektedir. Öte yandan, sayılı yasa taslaklarında meslek ve işyeri sendikacılığından bahsedildiği hatırlanırsa, Anayasa değişikliğiyle işyeri ve meslek sendikacılığını güçlendirecek düzenleme şimdiden yapılmış olacaktır. Birden fazla sendikaya üyelik

7 “Yandaş” sendikaları büyüterek TİS yetkisini diğer sendikalardan almak ve düzenlemeyi yeni bir örgütlenme hamlesi yapmak için kullanmayı, Üretimin esnekleşmesi, iş güvencesinin ve kıdem tazminatının kaldırılması yönünde kapsamlı adımlar atılırken, bu sürecin karşısında durabilecek kesimleri “yandaş” sendikal örgütlenme aracılığıyla pasifize etmeyi, Emeklilerin, gençlerin sendikal örgütlerini kapatma konusundaki emek düşmanı tavrını gizlemeyi, AKP bu düzenlemeden neyi umuyor?

8 İşçilerin patron ve hükümet baskısıyla, sınıf sendikacılığı yapmayan, sermaye ve hükümetle uzlaşmacı bir tutum içinde faaliyet sürdüren sendikalara örgütlenmesini kolaylaştırmayı hedefliyor. Kısaca bu düzenlemenin, özgürlük alanını genişlettiği tek kesim sermaye sınıfıdır. AKP bu düzenlemeden neyi umuyor?

9 İŞÇİ DÜŞMANI AKP’NİN ANAYASASINA

10 “ Memurlara toplu sözleşme hakkı” Anayasa’nın 53. maddesinde yapılacak değişiklikle, Memurların ve diğer kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkına sahip oldukları, Toplu sözleşmede uyuşmazlık olması halinde tarafların Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurabilecekleri, bu kurulun kararlarının kesin ve toplu sözleşme hükmünde olacağı, Toplu sözleşme hakkını kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun oluşumunun, çalışma usul ve esasları ile diğer hususların kanunla düzenleneceği belirtiliyor. Pakete “evet” denilmesini savunanlar bu değişiklikle birlikte kamu emekçilerinin haklarında büyük bir iyileşme sağlanacağını iddia ediyorlar. Oysa durum gerçekte hiç de böyle değil.

11 Kamu emekçilerine grev hakkı tanınmamaktadır. Toplu sözleşmelerde uyuşmazlıkları çözümlendirme yetkisi, yeni kurulacak olan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na verilerek fiilen grevin önüne geçiliyor. Bu haliyle toplu sözleşmenin toplu görüşmeden hiçbir farkı kalmıyor. İşçilerin üretimden gelen gücünü kullanması anlamına gelen, hak alma sürecinde büyük bir önem taşıyan grev hakkı olmaksızın toplu sözleşme hakkının hiçbir anlamı yoktur. Kamu emekçilerine grev yasağı sürüyor

12 Değişiklikle sendikaların "üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir" hükmü de ortadan kaldırılmakta, sendikalar önemli bir hak arama aracından yoksun bırakılmaktadır. AKP döneminde kamu hizmetlerinin tasfiyesi sonucu kamu personeli sayısı hızla azalırken, yeni alınan personelin büyük bir kısmı sözleşmeli ve geçici olarak istihdam ediliyor. Bu kesimin grev hakkı zaten yoktur. Diğer taraftan, AKP’nin kamu emekçilerini yandaş konfederasyon Memur-Sen’e açık bir şekilde yönlendirmesi, kamuda toplu sözleşmeyi tamamen anlamsız hale getiriyor. Kamu emekçilerine grev yasağı sürüyor

13 Sözleşmeli personelin grev hakkı zaten yok! Anayasa Değişiklik Paketi ile hemen hemen aynı dönemlerde çıkarılan ve tartışmaya açılan Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nda 399 sayılı KHK’nin 13. maddesinin sonuna eklenen 13/A maddesi ile, “Sözleşmeli personel, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilir.” hükmü getirilmiş;ancak, 14. maddesinin sonuna “Sözleşmeli personelin grev kararı vermesi, bu yolda propaganda yapması, herhangi bir greve veya grev teşebbüsüne katılması, grevi desteklemesi yahut teşvik etmesi yasaktır.” hükmü eklenerek “grev” sözleşmeli personele yasak ilan edilmiştir.

14 Grev devlet memurluğundan çıkarılma sebebi olmaya devam ediyor! Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nda; Devlet memurluğundan çıkarma sebepleri arasında “ideolojik ve siyasi amaçlı, işgal, boykot, grev, iş yavaşlatma, engelleme gibi eylemlere katılmak, bunları teşvik veya tahrik etmek”, “siyasi ve ideolojik içerikli bildiri vb. materyal bulundurmak” sayılmaya devam etmektedir.

15 Kamu Görevlileri Hakem Kurulu nedir? Anayasa’nın 53. maddesinde yapılacak değişiklikle kurulması öngörülen Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun (KGHK) bileşimine ilişkin olarak henüz net bir açıklama yapılmamıştır. Bununla birlikte, “tarafsız” olacağı varsayılan bir başkanın yönetiminde faaliyet yürütecek kurulun bileşimi büyük olasılıkla kamu işvereninin (hükümetin), memur sendikalarının ve hükümet yetkililerinin oluşturduğu üçlü bir yapıya sahip olacaktır. Hükümet yetkililerinin doğrudan müdahalesine açık olan, AKP güdümündeki yandaş sendikaların “işçi temsilcisi” olarak katılacağı bir kuruldan toplu sözleşme uyuşmazlıklarına ilişkin ne kadar “tarafsız” kararlar çıkabileceği ortadadır.

16 Düzenleme, 12 Eylül'de işçileri önemli hak kayıplarına uğratan Yüksek Hakem Kurulu uygulamasını bu kez kamu emekçileri için getirmektedir. Öte yandan KGHK’nın özerk ve bağımsız bir yapıda oluşturulması için hiçbir anayasal çerçeve oluşturulmamaktadır. Bu kurulun kararlarının kesin olması ve kararlara karşı yargıya itiraz yolunun açık olmaması, AKP’nin niyet ve tutumunun açık bir göstergesidir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu nedir?

17 Toplu sözleşme sonucu emeklilere yansıtılabilir mi? Değişiklik paketinde “toplu sözleşmenin sonuçları emeklilere yansıtılır” hükmünün uygulanması bu paketin bir çok maddesi gibi kanunla düzenlenecektir. Yansıma sağlansa bile, toplu sözleşmenin de toplu görüşme gibi emekçilerin yaşam koşullarında bir iyileşme sağlanmayacaktır. Kaldı ki, emeklilere sağlanan hakların AKP iktidarında geri alındığı, maaşların reel olarak gerilediği, sağlık giderlerinin arttığı, farklılıkların kaldırılmadığı göz önünde bulundurulursa bu hükmün bir anlam taşımadığı açıktır. Emeklilere “çalışan” statüsünde olmamaları gerekçe gösterilerek sendikalaşma hakkı verilmemektedir. AKP iktidarının emeklilerin sendikal örgütlerinin kapatılması çabaları bilinmektedir.

18 12 EYLÜL ANAYASASINA 12 EYLÜL AKP İLE SÜRÜYOR

19 “Grev yasaklarının sözde kaldırılması” Anayasa değişiklik paketinde, Anayasa’nın 54 üncü maddesinde yer alan; Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur. Siyasî amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz. hükümleri yürürlükten kaldırılmaktadır.

20 TİS’e bağlı olmayan grev YASAK Anayasa’nın 54. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler.” hükmü ile, toplu iş sözleşmesinde uyuşmazlık durumu yokken yapılan grev ve direnişlere “anayasaya aykırı” olduğu gerekçesiyle itiraz etmenin kapısı açık bırakılmıştır. Dolayısıyla ilgili cümlede belirtilen grev biçimleri açıkça yasaklardan sayılmasa da, toplu sözleşmeye bağlı olmayan grevlere ilişkin yasak devam etmektedir. Kaldı ki, mevcut grev hakkı bile çok sayıda bürokratik kurala bağlı olduğundan uygulanamaz hale düşürülmüştür.

21 “Grev yasaklarının ortadan kaldırıldığı” bir aldatmacadan ibarettir! 54. maddedeki değişiklikle grev yasaklarının kaldırıldığı iddia edilmektedir. Öte yandan, “Milli güvenliğe aykırı” olma bahanesiyle grev yasakları devam etmektedir. Geçmişte birçok defa grev yasaklarının dayanak hükmü olan 54. maddenin 2. fıkrasında yer alan "Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz" ifadesi hala geçerliliğini korumaktadır.

22 “Milli güvenliğe aykırı olma” dayanağı grev erteleme yaptırımını beraberinde getirmektedir. Grev erteleme, esasında grevi yasaklama, grevin yapılmasına izin vermeme ile eşdeğer anlam taşımaktadır. Geçtiğimiz yıllarda çok sayıda önemli grevin “milli güvenliğe aykırı” olduğu ileri sürülerek Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandığı bilinmektedir. Bu ibarenin korunması, grev yasaklama konusunda işin “özüne” hiç dokunulmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Grevlerin ertelenmesi

23 Yürürlükteki 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 33. maddesine göre; “Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavt genel sağlığı veya milli güvenliği bozucu nitelikte ise Bakanlar Kurulu bu uyuşmazlıkta grev ve lokavtı bir kararname ile altmış gün süre ile erteleyebilir. Bakanlar Kurulunun erteleme kararları aleyhine Danıştay’da iptal davası açılabilir ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi istenebilir. Olağanüstü halin ilan edildiği bölgelerde grev ve lokavt ertelenmesi kararlarına ilişkin davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemez.” Grevlerin ertelenmesi

24 İŞÇİLER BİRLEŞİN AKP’Yİ DURDURUN 12 EYLÜL ANAYASASINA

25 Sosyal diyalog Anayasa hükmü oluyor İşçi sınıfının sendikal örgütlerini iktidarın politikalarının payandası haline getirmeyi ve sendikal mücadeleyi zayıflatmayı amaçlayan ve yeni liberal politikaların önemli bir aracı olan sosyal diyaloğu hayata geçirecek Ekonomik ve Sosyal Konsey anayasa hükmü haline getirilmektedir. Üst düzey bürokrasi, sermaye sınıfı örgütlerinin ve sendikaların temsilcilerinden oluşacak Konseyin işçi sınıfının çıkarlarına hizmet etmeyecektir.

26 AKP’DEN HESABI EMEKÇİLER SORACAK İKİNCİ 12 EYLÜL’DE DE

27 KADININ YALNIZCA ADI VAR Kadın hakları ile ilgili olarak Anayasanın 10. ve 41.maddesinde değişiklik yapılıyor. Anayasanın ''kanun önünde eşitlik'' başlıklı 10. maddesinde; ''kadınlar ve erkekler eşik hakları sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür'' şeklindeki 2. fıkrasına ''bu maksatla alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler, gibi özel süratle korunması gerekenler için alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz'' hükümleri eklenirken, 'Ailenin korunması'' başlıklı 41. maddesine çocukların korunması konusunda hükümler ekleniyor. AKP, bu eklerle pozitif ayrımcılığı Anayasaya koyduğunu iddia ediyor. AKP’nin pozitif ayrımcılıktan anladığı kadının evinde oturması, üç çocuk doğurması oluyor. Anayasadaki hiçbir madde hem eşitlik konusunda hem çocuk bakımı konusunda alınacak tedbirlerin ne olacağına dair en ufak bir fikir vermiyor. Bu konuda samimiyetsizliği Başbakan'ın çocuk bakımını tamamen kadına yükleyen, kadın erkek eşitliğine inanmadığını ifade eden sözleri gayet açık ortaya koyuyor.

28 DÖRT EŞLİLİĞE, İŞSİZLİĞE, AYRIMCILIĞA KARŞI ÇIKMAK İÇİN İKİNCİ 12 EYLÜL’DE DE

29 Sonuç yerine… AKP, 12 Eylül Anayasası’na yaptığı rötuşlarla emek düşmanı yüzünü bir kez daha açığa vurmaktadır. Tayyip Erdoğan’ın 12 Eylül döneminde katledilen devrimciler için döktüğü timsah gözyaşları bu gerçeği örtbas etmeye yetmemektedir. Emeğe saldırının en temel kanun üzerinden vücut bulduğu günümüzde, bu sürece “dur” diyecek tek güçlü unsur, işçi sınıfımızın kendisidir. Kısacası…

30


"İKİNCİ 12 EYLÜL’E. Referanduma giden yol TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve 13 Mayıs 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra Cumhurbaşkanı." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları