Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Tasavvuf konusunda söylenenler,Mevlana'nın anlattığı körler hikayesine benziyor diyor yazar. Hani körlere fil gösterilmiş de onlar, elleriyle dokundukları.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Tasavvuf konusunda söylenenler,Mevlana'nın anlattığı körler hikayesine benziyor diyor yazar. Hani körlere fil gösterilmiş de onlar, elleriyle dokundukları."— Sunum transkripti:

1

2

3

4 Tasavvuf konusunda söylenenler,Mevlana'nın anlattığı körler hikayesine benziyor diyor yazar. Hani körlere fil gösterilmiş de onlar, elleriyle dokundukları organlarına göre fili tanımlamışlar. Filin kuyruğunu tutan, filin ucunda püsküller olan uzunca bir kordona benzediğini söylemiş. Kulağını yakalayan,filin yassı ve ince olduğu, ve kolaylıkla hava yelpazelemek için veya branda bezi olarak kullanılabileceği görüşünde ısrarcıymış.Biri filin bacağına yapışmış, bu ağaca benzeyen ancak hiç beklenmediği bir zaman, yukarı kalkıp büyük bir güçle inen, bu nesnenin yol açabileceği zararların nasıl bertaraf edilebileceğini düşünmüş. Diğeri ise bu hortuma benzeyen varlığın ilginç yapısını keşfetmenin heyecanı içinde kaybolmuş. Körlerin verdiği cevap, tek tek fil tarifi için geçerli değildir. Çünkü bu tarifler filin bütününün değil, belli organlarının tarifidir.

5

6 Mistisizm(gizemcilik) Mutlak Aşkı’dır.Gerçek gizemciliği kaba zahitlikten(dinin yasaklarından sakınan) ayıran aşktır.

7 Hz.Peygamber tasavvufun manevi zincirinin ilk halkasıdır. Mirac da tasavvuf ehli için Allahın huzuruna manevi yükselişin ilk örneğidir.(Schimmel)

8 Sûfiler,dünyayı terk ederek vatanlarından ayrılan,dostlarını bırakarak memleket memleket dolaşan,karınlarını aç, bedenlerini çıplak bırakan,mahrem yerini örtme ve açlığı giderme konusunda terk edilmesi caiz olmayan miktardan fazla dünya nimetinden faydalanmayan zümredir(Kelabazi)

9 İlk sûfilerin ulaştıkları züht düzeyine ilişkin olarak anlatılan menkıbelere çağdaş bir zihnin akıl erdirebilmesi güçtür.Dünya nimetlerinden tamamiyle uzak yaşamayı,yastık yerine kerpiç,yatak yerine de eski püskü bir hasır kullanmayı mutluluk sayıyorlardı.Dış görünüşlerine ve giyim kuşamlarına önem vermezler ancak aptessiz gezmezlerdi.İbn Edhem,hırkasındaki bit sayısı ile övünürdü.

10 Tasavvufun başlangıcındaki,islam dinine geçme menkıbelerinin en ünlülerinden birib Fudayl bin iyaz’ınkidir.Fudayl evliydi ancak aile hayatını Allah yolundaki engellerden biri sayardı.Otuz yıl boyunca sadece bir kez gülümsediği görülmüştü,o da oğlu öldüğünde.Bu olay ona göre ilahi lütfun bir işaretiydi.’Allah bir kulunu severse ona türlü belalar verir,çok severse de onu elleriyle tutar,ne aile ne de servet bırakır ona’

11 AŞKA AŞIK OLMA Tasavvufun temel konusudur.’Aşık aşk yolunda olmalı ki cenneti veya cehennemi düşünmesin’.Zira cennette sofulara vaat edilen ‘bir ev ile birkaç huri’ ardında ezeli güzelliği gizleyen örtülerden başka bir şey değildir.

12 Bir uluya, tasavvuf nedir, diye sordular;sıkıntı çağında gönülde genişlik bulmaktır dedi.(Rumi) Sûfilere göre bütün hikmet alfabenin ilk harfi ve Allah’ın simgesi olan elif’tedir.

13 TASAVVUFİ AŞK ŞEHİDİ HALLAC’I MANSUR Katletmek üzere onu alıp götürdüler,çevresinde yüzbin kişi toplandı.Gözünü hepsinin üzerinde dolaştırarak’Hak!,Hak! Ene’l- Hak’diyordu Derler ki bu sırada dervişin birisi ona ‘ ‘Aşk nedir?’diye sordu.’Aşkın ne olduğunu bugün,yarın ve öbür gün göreceksin dedi. O gün katlettiler,ertesi gün ateşe atıp yaktılar.Üçüncü günse külünü rüzgara verdiler.

14 Su, toprak, ırmak: Bir tek feryat! Ağaç, çalı, bir çağırış: ‘Enel Hak!’ Bütün eşya ıstrabına layık hale gelmiştir. Hepsi binlerce Mansur’dur Hangisini darağacına çekeceksin?

15 Tanımak istersen aşkın yolunu Mansur gibilere soruver bunu

16 Aşk,Hallac için sırf boyun eğiş değildir.’Kendi niteliklerinden yoksun kılındığında ve kendi nitelikleri O’nun niteliklerinden geldiğinde,maşukunun huzurunda olmandır’.Bu aşkın bilincine ıstırapla varılır.İnsan ıstırap çekmeyi kabul ederek ilahi iradeyle birleşebilir.

17 Hallacın kuramında Allah’a kayıtsız şartsız aşk sunmanın ödülü araya giren bir ‘Ben’ olmaksızın mutlu kılan müşahededir. En’el Hakk,’Ben Mutlak Hakikatım’ ya da daha sonraki çeviriyle ‘Ben Allah’ım’ tasavvuf inancının gizeminin odaklandığı bir hakikat merhalesidir. tam emin olunamasa da, öteki dünya diye tabir edilen mekan/zaman boyutunda, tüm ruhların aşk ile yek vücut olduğu ve artik kendisine ait bir beden taşımadığı ima edilmektedir. kısacası bir yerden sonra, "tanrıya dair bir ruh olmak" inancıdır..

18 Mansur yaşamı boyunca öyle bir noktaya gelmiştir ki bütün bu soyut kavramların anlamlarını kendisinde hissetmiş ve En’el Hak diyerek kendisinin tanrı olduğunu değil, bu felsefedeki anlamıyla yaşamın bir parçası olduğunu anlamıştır zaten öldürülerek tanrı'ya kavuşma özlemini de gidermiştir...

19

20 Aşık olunacak tek canlı ve sonsuz varlık Allah olmalıdır. Naklederler ki bir gün Şiblî ağlayan birini görmüş ve ‘Niçin ağlıyorsun böyle’ diye sormuş.Adam ‘Bir dostum vardı öldü’ deyince,Şıblî;Behey cahil adam niçin ölümlü birisini dost ediniyorsun.Allah’ın yüzü,yani onun zatı kanıtların gerekeceği günde aşığa kanıttır demiş.. Hallac’ın Yakın Dostu Ebû Bekr-eş Şıblî ‘Lütufları için O’nu sevmek şirk koşmaktır’ diyor.

21 Şıblî ezan okurken,Muhammed’in adının geçtiği şehadet cümlelerine gelince ‘Bana emir vermemiş olsaydın seninle birlikte başkasını zikretmezdim dediği söylenir. Cebrail ve Mikail’i düşünenleri kafir ve müşrik sayardı;çünkü hadise göre, en yakına gelindiğinde,saf ruh olan Cebrail’e bile yer yoktur artık; aşık ile maşuk birdir,ayrılık diye bir şey yoktur.

22 Tasavvufa ilk kez akılla yaklaşan Gazali Ölüm insanı sonsuz cezalandırmanın başlangıcı olabilecek kıyamet gününün sert hakiminin karşısına çıkardığı için korkunçtur; ancak öte yandan aşığı sonsuz maşukuna kavuşturduğu böylece de ruhun şevkini gerçekleştirdiği,sonunda da ebedi huzura ulaştırdığı için güzeldir.Gazali’nin büyük yapıtı İhya’da öğretmeye çalıştığı her şey,şeriata göre yaşam sürecek olan kişiye yardımcı olmak içindir. Tasavvufla şeriat bu öğretide birleşir.

23

24 Söylesene Gazali! Ne yapacağım şimdi? Ne yapacağım ben söylesene Gazali! O’na teslim olacaksın! Nasıl? İnsan sayısı kadar yol vardır. Önce yola çıkmak gerek. Gücüm yok! Sen yola yönel. Adım atacak olan sen değilsin! Yapamayacağım. Buna cesaretim de gücüm de yok. Hiçbir şey bilmiyorum. O’ndan iste…

25 Tasavvuf yoluna girmek isteyenin ilk görevi şeriat kapısının eşiğini öpmektir (Schimmel)

26 TARİKAT:MANEVİ YOL Tarikat yani mutasavvıfların yürüdükleri ‘yol’,şeriattan çıkan bir yoldur.Çünkü ana yol şeriat ondan çıkan yol ise tarikattır.Sûfiler tasavvufi eğitim yolunu Allah’ın yasalarının(şeriat)oluşturduğu ve her Müslümanın yürümesi gereken ana caddeye bağlanan bir sokak gibi gördüklerini gösterir.Hiçbir yol bağlandığı ya da ayrıldığı bir ana cadde olmadan var olamaz;şeriatın bağlayıcı emirleri sadık bir şekilde yerine getirilmediği sürece,hiçbir tasavvufi deneyim yaşanamaz.

27 Müridin manevi yola girmek için kendisini çeşitli makamlardan geçirecek,hedefe giden yolu gösterecek bir kılavuza ihtiyacı vardır.Yöntemi ve temrinleri öğretecek mürşit,önce müridi yolda onu bekleyen zorluklara dayanıp dayanamayacağını ölçmek için sınayacaktır. Talip bazen şeyhin kapısında günlerce bekletilir,sınamak için kaba davranılırdı.Halk tarafından azarlansınlar diye dilenmeleri buyrulur böylece nefs terbiyesi amaçlanırdı.

28 Mürit üç yıllık hizmetini tamamladıktan sonra ‘mutasavvıfların şiarı‘ olan hırkayı yani murakkayı giymeye hak kazanırdı.Talibin mürşitle ilşkisi üç aşamalıdır.Hırkayla zikre başlatılacak, sohbetle hizmete ve sonrada eğitime alınacaktır.

29 İlk sûfilerin çoğu namaz oruç ve haç ibadetlerini yerine getirmiştir.Aksi halde tüm tasavvufi eğitim faydasız ve anlamsız olurdu.Hac sûfi hayatının merkezi olmuştur.Yedi kez hacca gidenler bile vardı.Mekke sadece sûfilerin buluşup sohbet ettikleri bir yer değil aynı zamanda ilham aldıkları Hakk’ın kendilerine tecelli ettiği bir yerdir.

30 MAKAMLAR VE HALLER Manevi yoldaki ilk makam ya da başlangıç noktası tövbedir. Tövbe günahlardan uzak durmak her türlü dünyevi kaygıdan vazgeçmektir.Sûfiler,sık sık tövbenin bozulduğunu biliyorlardı. Bu daha sonra İran şiirinde şarap şişesinin kırılması olarak dile getirilmiştir.Tövbe kapısı hep açıktır.

31

32 Müslüman cemaat tarafından caiz sayılan şeylerden bile vazgeçme eğilimi bazen anlaşılmaz boyutlara ulaşmıştır.Sofu hanımlar komşunun mumunun ışığında yün eğirmeyeceklerdi. Koyununu başka birinin otlağında otlatan bir mutasavvıf,haram olacağından artık sütünü içmeyecekti.Yönetici sınıfından gelen yemek ya da herhangi bir şey kabul edilmezdi.Sofu alimlerin yönetimle ilgili görevleri reddettikleri herkesçe bilinir.

33 Tarikatın tövbeden sonraki aşaması-aşağı benlik- ‘nefs’ Nefs kabahatlerin,günahların ve aşağı niteliklerin kaynağıdır.Sûfiler nefs ile mücadeleye ‘en büyük cihat’ demişlerdir.Nefs gerçektir ve pek çok hikaye onun beden dışında da görülebildiğinden söz eder.Bazen yiyecek isteyen siyah bir köpek biçimine girer bazen de zavallı saliki ayartmaya çalışan söz dinlemez bir kadın.

34

35 Nefsin talim ve terbiyesi için ana araç, eskiden olduğu gibi bugün de oruç ve uykusuzluktur.İlk zahitleri geceleri ayakta namaz kılarak gündüzleri sürekli oruç tutarak geçirdiklerinden söz edilir.Göz uyumak yerine ağlar.Pek çok mutasavvıf,uyku bastırdığında ayaklarını uzatmaz ya da yere uzanmazdı.Uykusuz geçen geceler sonunda ilham alacaklarına inanıyorlardı

36 Müslüman gizemcilerin oruç süreleri hakkında anlatılanlar şoke edicidir.Oruçluyken ölme arzusu sûfinin ıstırabını dindirmek için dostlarının ağzına koyduğu bir parça ıslak pamuğu atmasına bile neden olabilir.

37 Tasavvufi hayatın temel tutumu fakr’dır(fakirlik).Kuran’da Allah’a muhtaç olan insanla Gani(zenginliği sınırsız)olan Allah bir tezatlık oluşturmaktadır.Fakirlik kavramının tasavvufi kökeni burda yatar fakirlik bir hadise göre ‘Fakirlik övüncümdür diyen Peygamber’in sıfatlarından biridir.Mutasavvıfın çoğu kez dünyadaki tek malı olan hasır manevi zenginliğin simgesi haline gelmiştir.

38 Manevi yoldaki başka bir makamda sabırdır.Tam sabır Allah’tan gelen her şeyi kabul etmektir.Salikin önünde uzanan uçsuz bucaksız çölleri geçmek ve kendisiyle ilahi maşuku arasında taş yürekli sineler gibi yükselen dağları aşmak için sabır gerekir.

39

40


"Tasavvuf konusunda söylenenler,Mevlana'nın anlattığı körler hikayesine benziyor diyor yazar. Hani körlere fil gösterilmiş de onlar, elleriyle dokundukları." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları