Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TCK m 157. Madde Metni  Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TCK m 157. Madde Metni  Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye."— Sunum transkripti:

1 TCK m 157

2 Madde Metni  Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

3 Korunan Hukuki Yarar  Bu suçta fail, bir kimseyi hileli davranışlarla aldatıp onun veya bir başkasının zararına olarak kendisinin veya üçüncü bir kişinin malvarlığına ilişkin bir yarar elde etmektedir.  Dolandırıcılık suçunda korunan hukuksal yarar, münhasıran malvarlığıdır. Türk öğretisinde bu suçta malvarlığı yanında ayrıca hileli davranışlarla mağdurun aldatılmış olması nedeniyle irade özgürlüğünün de korunduğu anlayışı yaygındır.  Dolandırıcılık suçunda mağdur, aldatılan veya kendi veya bir başkasının malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunan kişi değil, münhasıran malvarlığı zarara uğrayan kişidir.

4 Suçun Maddi Konusu  Malvarlığına ilişherhangi bir değer bu suçun maddi konusunu oluşturur.  Bu, taşınır veya taşınmaz olabileceği gibi, bir alacak hakkı da olabilir.  kin

5 Fail  Bu suçun faili herhangi bir kimse olabilir.  Bununla birlikte suçun “tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişiler tarafından ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticileri tarafından kooperatifin faaliyeti kapsamında, serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi” bu suçun nitelikli şeklini oluşturur

6  Öte yandan kamu görevlisinin görev ve sıfatını kötüye kullanarak menfaatin sağlanması gerektiğine karşı tarafı inandırarak haksız menfaat temine etmesi bu suçu değil, ikna suretiyle irtikap suçunu (TCK m. 250/2) oluşturur.  Ancak eylemi gerçekleştiren kamu görevlisi görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmadan, görevinden hiç bahsetmeden hileli hareketlerde bulunur ise, bu durumda dolandırıcılık suçu oluşur.  Suçun, işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (TCK m. 169).

7 Mağdur  Suçun mağduru ise, zarara uğrayan malvarlığının sahibi olan gerçek ve tüzel kişilerdir.  Suçun oluşması için, kendisine karşı hileli davranışa başvurulan kişi ile bunun sonucunda malvarlığı zarara uğrayan kişinin aynı kişi olmasına gerek yoktur.  Ancak aldatılan kişiye, malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilme yetkisinin verilmiş olması gerektiğinden, bu yetkiye sahip olmayan bir kişinin aldatılmış olması durumunda bu suç değil, duruma göre hırsızlık veya güveni kötüye kullanma suçu oluşur.

8  Başka bir anlatımla her ne kadar aldatılan ile zarara uğrayanın aynı kişi olması gerekmez ise de, aldatılan ve malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunan kişinin aynı olması gerekir.  TCK m. 157’de “bir kimsenin” aldatılmasından söz edildiği için, dolandırıcılık suçu da ancak belirli bir veya birden fazla kişiye karşı işlenebilir.

9 Ehliyetsiz Kimseler Suçun Mağduru Olabilir mi?  TCK’da ehliyetsizlerin sömürülmesine ilişkin ayrı bir suç tipine yer verilmediği gibi (Örn. ETCK m. 505), suçun, “kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle” işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlenmiştir (TCK m. 158/1 bent c).  Bu sebeple, algılama yeteneğinin “zayıflığı”ndan söz edildiği için, mağdurun, fail tarafından başvurulan davranışların hileli olduğunu algılayabilecek düzeyde bir yeteneğe dahi sahip olmadığı durumlarda, artık bu suçtan dolayı değil, koşulları varsa hırsızlık suçundan dolayı cezalandırılması gerektiği düşüncesindeyiz.

10 Fiil ve Netice  TCK m. 157’de dolandırıcılık suçu ile ilgili düzenlemeden hareketle, bu suçun maddi ögesinin üç alt ögeden oluştuğu söylenebilir:  1) Failin hileli bir davranışta bulunması,  2) bunun sonucunda mağdurun aldatılmış olması,  3) mağdurun veya bir üçüncü kişinin zararına olarak failin kendisine veya bir üçüncü kişiye bir yarar sağlaması.

11 Hileli Davranış Nedir?  Hile, objektif olarak hataya düşürücü ve başkasının tasavvuru üzerinde etki meydana getiren her türlü davranış olarak tanımlanmaktadır.  Bir başkasının tasavvuru üzerinde etkide bulunmaksızın yalnızca olguları değiştirmek veya objeleri maniple etmek hilenin kabulü için yeterli değildir.  Olguları değiştirmek, eğer bir açıklama (beyan) biçiminde ortaya konmuş ise ancak bu takdirde hileye dönüşür.  Örneğin sahte belge göstermek veya kilometre saati değiştirilmiş aracı satmak.  Bununla birlikte hilenin mutlaka açık veya örtülü bir beyanla ortaya konmasına gerek yoktur. Başka bir anlatımla dolandırıcılık zorunlu olarak bir beyan suçu değildir.  Hilenin davranışa dönüşmesi zorunlu olup, nitelikli (muhatabını kandırabilecek nitelikte) bir hile olmasına gerek yoktur. Ancak Yargıtay uygulamasından hilenin vasıflı olması gerektiği kabul edilmektedir.

12 Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2007/3773 E.N, 2009/12167 K.N.  Sanığın bankamatiğe bir zarf içerisinde TL para yatırmış gibi bankamatik kartı ile işlem yapması, banka görevlilerinin zarfı alıp kontrol ettiklerinde zarfta para bulunmadığını tespit edip bu durumu bilgisayar kayıtlarına işlerken hata ile para varmış gibi kayda geçirmeleri, hesaba para aktarılmış olduğunu gören sanığın bankamatik kartı ile bu parayı çekmesi, bir süre sonra aynı şekilde bankamatiğe TL para yatırmış gibi işlem yapıp para çekmeye teşebbüs ettiği sırada banka görevlilerince yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda;  Sanığın eylemi sonucu yatırılmış gibi işlem yapılan para otomatik olarak hesaba geçmeyip banka görevlilerinin zarf içerisinde para bulunup bulunmadığını ve varsa bu para miktarının işleme uygun olup olmadığını kontrol etmeleri sonucunda paranın hesaba geçip geçmeyeceğine karar verilmesi nedeniyle bilişim ve hileli hareketlerin aldatıcı özelliğinin bulunmayıp yeterli boyuta ulaşmadığından dolandırıcılık suçlarının oluşmayacağı,

13 Aldatma  Aldatılan kişi, fail tarafından ileri sürülen olguları gerçek sanmalı veya en azından gerçeğe uygun olma olanağından hareket etmelidir.  Bu nedenle eğer aldatılan kişi bakımından ileri sürülen olguların gerçeğe uygun olup olmadığı önemsiz ise, artık onun hatasından da söz edilemez.  Mağdurun hataya “düşürülmesi” ise, bu hatanın failin başvurduğu hileli davranışın sonucu olması demektir. Aldatılan kişinin tasavvuru üzerinde etkide bulunmak suretiyle onun ortaya çıkmasına yol açılması durumunda “hataya düşürme”den söz edilir.

14  Fail tarafından herhangi bir hileli davranışa başvurulmadığı sürece, salt mağdurun hatasından yararlanmanın dolandırıcılık suçunun oluşturduğunu söylemek mümkün gözükmemektedir.  Böyle bir durumda dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, failin aldatılan kişideki mevcut hatalı tasavvuru güçlendirmesi veya onun farkına varılmasını engellemesi veya güçleştirmesi aranır.

15 YARGITAY 11. Ceza Dairesi 2009/839 E.N, 2009/10065 K.N.  Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin, bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiselerle hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisi veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlaması gerekmektedir.  Hile, nitelikli bir yalandır.  Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olma, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırılmalıdır. Desise ise maddi nitelikteki fiil ve hareketlerle mağduru hataya düşürmek için kullanılan aldatıcı vasıtalardır.  Kullanılan hile ve desiseler ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

16 Haksız Yarar  Bu suçta fail, hileli davranışlarla hataya düşürdüğü kimse veya bir başkasının zararına olarak kendisi veya başkasına (haksız) bir yarar elde etmektedir.  TCK açısından dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için elde edilen yararın, haksız olması gerekir.  Elde edilen yararın haksız sayılması konusunda yargı organları önünde dava konusu yapılabilmesi aranmaz.  Dava konusu yapılmamakla birlikte (örneğin eksik borç) hukuken korunan yararlar da haksız sayılmaz. Bu itibarla doğrudan veya dolaylı olarak hukuken korunmayan bir yarar ancak haksız kabul edilmelidir.  Bu yüzden örneğin kumar alacağını veya zamanaşımına uğramış bir alacağı elde etmek için hileli davranışlara başvurulması dolandırıcılık suçunu oluşturmaz.

17  Bu zarar, mağdurun malvarlığına ilişkin olarak yapmış olduğu tasarrufun doğrudan doğruya sonucu olmalıdır.  Eğer aldatılan kişi, hataya düşmüş olmasaydı, yine de tasarrufta bulunacaktı diyebildiğimiz durumlarda hataya düşme ile malvarlığına ilişkin tasarruf arasında nedensellik bağlantısının bulunmadığı sonucuna varılmalıdır.  Zarar, bizzat aldatılan (ve tasarrufta bulunan) kişide ortaya çıkmış olabileceği gibi, üçüncü kişide de ortaya çıkmış olabilir. Zararın miktarının tespit edilmiş olmasına gerek yoktur.

18  Dolandırıcılık suçu anlamında zararın malvarlığına ilişkin olması gerektiği için, duygusal veya manevi yönden uğranılan zararlar dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Buna göre, zarardan söz edilebilmesi için, malvarlığının değerinde bir azalma meydana gelmesi gerekmektedir.  Bu suçun oluşması için malvarlığının zarara uğraması arandığından, tek başına zarar tehlikesi suçun oluşması için yeterli değildir.

19  Mağdurun şahsına zararla dolandırıcılık vukua gelmez. Bu sebeple hileli yollara müracaat suretiyle bir zengin kızla evlenmeye muvaffak olan kimseyi dolandırıcılıktan cezalandırmaya imkan yoktur.  Buna karşılık “hileli evlenme vaatleri ile para almak dolandırıcılıktır”.  Evli olmadığı halde kendini evli göstererek karısına verilmek ve bu suretle onu boşanmaya razı etmek bahanesiyle, kendisine evlenmeyi vaat ettiği kimseden, para alan dolandırıcılık suçunu işlemiş olur.

20 Dolandırıcılık Suçunun Manevi Unsuru  Bu suçta manevi öğesini genel kast oluşturur. Bu suçta kastın, hileli davranışa, bunun sonucunda mağdurun hataya düşürülmesine ve haksız yarar sağlamaya yönelik olması gerekir.  Hareket sonucunda, failin gerçekte zarar vermek istediği kişi dışında bir başka kişinin zarara uğramış olması kastı ortadan kaldırmaz.  Kastın, aynı zamanda fail tarafından elde edilmek istenen yararın haksızlığını da kapsamına alması gerekir.

21 Suçun Özel Görünüş Biçimleri Teşebbüs  Hileli davranışın, karşı tarafın malvarlığında meydana getirdiği “tehlikenin ağırlığı”, yalnızca teşebbüs nedeniyle alt ve üst sınırlar arasında cezanın tayini bakımından göz önünde bulundurulur  Dolandırıcılık, başkasının zararına olarak haksız menfaat elde edildiği anda tamamlanır. Hileli davranışlara başvurulmuş olmasına rağmen karşı taraf aldanmamış olabilir. Hileli davranış objektif olarak kandırabilecek nitelikte olmasına rağmen, karşı taraf aldanmamışsa, suçun teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilmelidir.

22 İçtima TCK m. 43/1’de suçların “aynı kişiye” karşı işlenmesi zorunluluğu arandığı için, aynı suç işleme kararına bağlı olsa bile, değişik kişilere karşı işlenen dolandırıcılık suçunda zincirleme suç ilişkisinden söz edilemeyeceği için, mağdur sayısınca suçun oluştuğu sonucuna varmak gerekir. Buna karşılık tek bir hileli davranış birden fazla kişinin malvarlığında zarara yol açmış ise, “tek bir fiille” işlenen birden fazla dolandırıcılık suçu söz konusu olacağı için YTCK m. 43/2 uyarınca zincirleme suç kurallarının uygulanması mümkündür.  Sahte olarak düzenlenen varaka ile aynı zamanda mağdur dolandırılmış ise gerçek içtima kurallarına göre failin hem evrakta sahtecilik ve hem de dolandırıcılık suçundan dolayı cezalandırılması gerekir.

23 İştirak Dolandırıcılık suçunun tipik hareketlerini kısmen veya tamamen gerçekleştirenler bu suçun (müşterek) failidir. Örneğin, gerçekte sigorta kapsamında olmayan bir trafik kazasında meydana gelen hasarı sigortadan tahsil edebilmek için, bir kimsenin aracına çarpmış gibi kaza tutanağı düzenlenmesi ve bir kaza mizanseni meydana getirilmesinde birlikte faillik vardır. Yalnızca haksız menfaatten yararlanmış olmak, hileli davranışı gerçekleştiren fail(ler) aralarında iştirak iradesi bulunmadığı sürece, suç ortağı sayılmaya yeterli değildir. Bu suça, bu suçta kullanılacağını bilerek sahte bir raporu faile vermek örneğinde olduğu gibi “yardım etme” biçiminde de iştirak mümkündür.

24 Nitelikli Dolandırıcılık 1- Suçun Dinsel İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle İşlenmesi  Muskacılık, üfürükçülük gibi faaliyetler sonucu karşı taraftan menfaat elde edilmesi bu bent kapsamına girer.  Örn; Cami veya kurs yaptırılacağından bahisle gazeteye ilan verip kişilerin bağış yapmasını sağlamak biçimindeki eylemde de bu nitelikli halden söz edilebilir.

25 2. Suçun Kişinin İçinde Bulunduğu Tehlikeli Durum veya Zor Şartlardan Yararlanmak Suretiyle İşlenmesi  TCK bu durum ve koşulardan “yararlanma”yı nitelikli halin gerçekleşmesi bakımından yeterli görmektedir.  Suçun işlenmesindeki kolaylık göz önünde bulundurularak nitelikli hal sayılmıştır.  Nitelikli halin uygulanabilmesi için, karşı tarafın “tehlikeli bir durum veya zor şartlar içinde” bulunması gerekir.  Örn. Acil ameliyat edilmesi gereken bir hastanın yakınından, doktorun tanıdığı bir kimse olduğunu ve kendisine bir miktar para verir ise hemen ameliyat edilmesini sağlayabileceğini söyleyerek menfaat temin edilmesi.

26 3. Suçun Kişinin Algılama Yeteneğinin Zayıflığından Yararlanmak Suretiyle İşlenmesi  Buradaki nitelikli halin gerçekleşmesi bakımından karşı tarafın yaş küçüklüğü, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi nedenlerle “algılama yeteneği zayıflamış” olması gerekir.  Nitelikli halin gerçekleşmesi bakımından karşı tarafın bizzat fail tarafından böyle bir duruma düşürülmüş olması gerekmediği gibi, bu durumun ortaya çıkmasında karşı tarafın bir kusurunun bulunup bulunmadığı da önem taşımaz.  Bununla birlikte nitelikli halin gerçekleşmesi, karşı tarafın algılama yeteneğinin “zayıflamış” olması koşuluna bağlıdır.

27 4. Suçun Kamu Kurum ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının, Siyasal Parti, Vakıf veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle İşlenmesi  Hileli davranışın gerçekleştirilmesinde belirtilen kurumların araç olarak kullanılması, suçun işlenmesinde sağladığı kolaylık nedeniyle nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.  Bentte sayılan kuruluşların “araç” olarak kullanılması nitelikli halin gerçekleşmesi için yeterli olup, bunların ayrıca suçtan zarar görmüş olmalarına gerek yoktur  Bu anlamda kamu meslek kuruluşu, eczacılar odası, tabip odası, baro, gibi kuruluşlardır. Nitelikli halin uygulanması bakımından söz konusu tüzel kişiliğin yerel veya üst örgütlerinin suçta araç olarak kullanılmış olması önem taşımaz.

28  Örn. Kendisini … Bilgisayar şirketi bölge bayisi ve bir siyasi partinin genel merkez üyesi olarak tanıtıp, ilgili siyasi partinin genel merkez üyesi ve bilgisayar bölge bayisi olduğuna dair kartvizitlerini göstermek suretiyle, canlı hayvan ticaretiyle uğraştığını beyan ederek canlı hayvan ithal edeceğini söyleyerek… lira alması eyleminde, siyasi parti tüzel kişiliğinin maddi varlığını araç olarak kullanması söz konusu değildir. Bu halde dolandırıcılık suçunun temel şekli söz konusudur. (Yargıtay 11 CD , E. 2007/5902)

29 5. Suçun Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Olarak İşlenmesi  Suçun bir kamu kurum ve kuruluşunun zararına olarak işlenmesi halinde nitelikli dolandırıcılık söz konusu olur.  Örneğin; gerçekte sigortalı olmadığı halde sırf sigortadan faydalanmak suretiyle ameliyat olmasını sağlamak amacıyla bir başkasını işe girmiş gibi göstererek sahte işe giriş bildirgesi hazırlayarak bir başkasının tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanmasını sağlamak kamu kurum ve kuruluşu zararına işlenmiş dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır.  Örn; Bir eczacının, reçetelerde tahrifat yaparak, reçetelere ilaç eklemesi (birden fazla reçete) ve küpürleri reçete arkasına yapıştırmak suretiyle SGK dan fazladan ilaç bedeli tahsil etmesi kamu kurumu zararına işlenmiş zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır.

30 6. Suçun Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle İşlenmesi  Hileli davranışların gerçekleştirilmesinde, banka ve kredi kurumlarının ya da bilişim sistemlerinin kullanılmasının suçun işlenmesinde sağladığı kolaylık sebebiyle nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.  Örn; Çek keşide etme yasağı bulunan bir kimsenin bir başkasının nüfus cüzdanında yer alan bilgileri kullanmak suretiyle sahte bir kimlik düzenleyerek, vadesiz mevduat hesabı açması ve çek karnesi alması ve bu suretle de bir başkasına yüksek miktarda çek keşide etmesinde, hem bilişim sistemlerinden hem de banka ve kredi kurumlarının güvenilirliğinden faydalanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiştir. (Yargıtay CGK /181)

31 7. Suçun Basın ve Yayın Araçlarının Sağladığı Kolaylıktan Yararlanmak Suretiyle İşlenmesi  Radyo, tv, gazete gibi araçların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, kendisine tacir görüntüsü vererek, hileli hareketlerle mağdurun iradesinin yanıltılmasında ve mağdurun malının alınarak bedelinin ödenmemesi, bu araçların sağladığı kolaylığın kullanılarak suç işlendiğinden nitelikli haldir.

32 8. Suçun Tacir veya Şirket Yöneticisi Olan ya da Şirket Adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri Sırasında; Kooperatif Yöneticilerinin Kooperatifin Faaliyeti Kapsamında İşlenmesi Bir turizm, seyahat acentasının, kişilerden 3600 USD tutarı alarak daha sonra uçak bulamadığından bahisle ilgililerden aldığı para ile birlikte kaçması eylemi suçun ticari faaliyet sırasında işlenmesidir. (Yargıtay, 11 CD , E. 2008/2217)

33 9. Suçun Serbest Meslek Sahibi Kişiler Tarafından, Mesleklerinden Dolayı Kendilerine Duyulan Güvenin Kötüye Kullanılması Suretiyle İşlenmesi

34 10. Suçun Banka veya Diğer Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmemesi Gereken Bir Kredinin Açılmasını Sağlamak Maksadıyla İşlenmesi  Nitelikli halin uygulanabilmesi için aynı zamanda fail söz konusu kurumlarca “tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılması”nı sağlama özel kastı ile hareket etmiş olmalıdır.  Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı Bankalar Kanunu’nda öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir.  Bununla birlikte, burada dolandırıcılık suçunun nitelikli hali söz konusu olduğu için, krediyi alan kişinin, kredi tahsis etmekle görevlilerine yönelik hile ve desise oluşturan bazı davranışlarda bulunması; örneğin sahte kıymet raporları veya gerçeğe aykırı bilanço veya bordro ya da başka belgeler düzenlemesi gerekir.  Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için her şeyden önce “banka” ve “diğer kredi kurumları”nın suçtan zarar gören olması gerekir

35  Hayali kişilere ait sahte senet düzenleyip bankadan kredi almak (Yargıtay 6 CD / E. 1998/3443)  Bankadan kredi almak amacıyla ferdi kredi taahhütnamesinde izin ve muvafakatı bulunmadığı halde, bir başkasını borçlu ve müteselsil kefil göstererek yerine imza atmak ve bu suretle kredi almak (Yargıtay 6 CD , E. 1996/12220)

36 11. Suçun Sigorta Bedelini Almak Maksadıyla İşlenmesi  Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için öncelikle “sigorta şirketi”nin suçtan zarar gören durumunda olması gerekir. Burada da yukarıdaki bentte olduğu gibi, nitelikli hal, failin “sigorta bedelini almak” özel kasdıyla hareket etmesini gerekli kılmaktadır.  Haksız yere sigorta bedelini almak amacıyla failin başvurduğu hileli davranışlar, trafik kazasında hasarın olduğundan fazla gösterilmesi, yangın çıkarılması örneklerinde olduğu gibi değişik biçimlerde karşımıza çıkabilir.  Nitelikli hal her türlü sigorta için uygulanabileceği gibi, failin sigorta bedelini kendisinin veya bir başkasının alması için hileli davranışlara başvurmuş olması da nitelikli halin uygulanması bakımından önemsizdir.

37  Örn. Sigortadan daha fazla bedel alabilmek için, trafik kazasındaki hasarın olduğundan çok gösterilmesi, eşyaya bilerek zarar verilmesi, gerçekte sigorta kapsamında girmediği halde sigorta kapsamında gösterilmek için sahte evrak, tutanak tanzim edilmek suretiyle sigortadan sigorta bedeli tahsil edilmesi vs.

38 12. Kamu Görevlileriyle İlişkisi Olduğu ya da Onlar Nezdinde Hatırı Sayıldığından Bahisle ve Belli Bir İşin Gördürüleceği Vaadiyle Menfaat Temini (Nüfuz Ticareti)  Bu nitelikli halin oluşması için, kamu görevlileri ile ilişkisi olduğunun ya da onlar nezdinde hatırı sayıldığının ifade edilmesi yeterli değildir. Bu ifadenin, belli bir işin gördürüleceği vaadiyle yapılarak menfaat temin edilmesi gerekmektedir.  Bu fıkrada yer verilen nitelikli halin uygulanması için failin genel ve soyut olarak kamu görevlileri ile ilişkisi olduğunu söylemesi yeterli değildir. Belirli ve somut bir kimsenin ifade edilmesi gerekmektedir.  Örn. Sanığın ismini belirtmeksizin, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından ve ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin kendisini Gümrük Müdürlüğünde şef olarak tanıtarak, bir başkasını güvenlik görevlisi olarak işe alacağını beyan ederek ondan menfaat temin etmesi bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilemez.

39  Soruşturma altında bulunan bir kimseden, “Antalya Başsavcısı’na vereceğim” diyerek belli miktar para alan kimsenin eylemi nitelikli dolandırıcılık kapsamındadır.  Kamu görevlisinin bilgisi dahilinde menfaat sağlanır ise TCK m. 252’de tanımlanan rüşvet suçu olur. Örn. Sanığın, emniyetten alacağı ruhsat için, “Benim emniyette tanıdıklarım var, İlçe Emniyet Müdürü ile ailece görüşürüz, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez” diyerek ruhsat işini halletmek için menfaat temini nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur.

40 Bir Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağın Tahsili Amacıyla Dolandırıcılık  Bu hal, kendiliğinden hak alma fiilidir. Fail ile mağdur arasında bir hukuki ilişkiden doğan alacağın tahsili maksadıyla dolandırıcılığın işlenmesi halinde hem ceza altı aydan bir yıla kadar hapis olarak düzenlenmiş hem de suçun takibi şikayete bağlı tutulmuştur.


"TCK m 157. Madde Metni  Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları