Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TÜRKİYE’DE EĞİTİM REFORMLARI Dr. Mustafa Ergün Kültür devrimleri www.sakaryevi.com.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TÜRKİYE’DE EĞİTİM REFORMLARI Dr. Mustafa Ergün Kültür devrimleri www.sakaryevi.com."— Sunum transkripti:

1 TÜRKİYE’DE EĞİTİM REFORMLARI Dr. Mustafa Ergün Kültür devrimleri

2 Sanayileşme bizim topluma ortaya çıktığı zaman doğrudan etki etmedi, Avrupa toplumuna yaptığı etkilerin sadece kültürel ve siyasi boyutları geldi. Türkiye'deki gerek siyasal gerekse kültürel gelişmeler de, bu gelişmeleri zorlayacak ana motor olan sanayileşme olmadan yapıldı. Gerek Osmanlılar gerekse Cumhuriyet zamanında bazı sosyal değişiklikler yukarıdan aşağıya, "halka rağmen", zorunlu kültür değişmesi tarzında olmuştur.

3 20.yüzyılda yeni Türk toplumunun nasıl şekilleneceği üzerindeki tartışmalar Osmanlılar zamanında başlamış ve İttihat ve Terakki ideologları tarafından "Türkleşmek, İslamlaşmak, Çağdaşlaşmak" şeklinde bir senteze kavuşturulmuştu. Cumhuriyet bu formülün çağdaşlaşmak ve Türkleşmek faktörlerini değerlendirdi ve başlangıçta (bu ikisi ile çelişen ve onların gelişimine engel olan) üçüncü faktörü kontrol altında tutmaya başladı. 21.yüzyılda bu üçüncü faktörün diğerleriyle dengeli olarak işleme sokulup sokulamayacağını göreceğiz.

4 19.yüzyılın ikinci yarısından itibaren "kültürel Batılılaşma" diyebileceğimiz bir akım başladı. Batı tipi okullar, okullarda “yabancı” dil öğretimi, tercümeler ve siyasi tartışmalar gibi alanlarda görülen bu hareketler, Osmanlının devlet yapısında değişiklikler yapmasına neden oldu.

5 Türk Tarih Kurumu, Türkiye’de dini tarih geleneğinden milli tarih araştırma ve düzenlemelerine geçmek, Türk tarihi ve medeniyetini araştırmak, yeni devletin tarih felsefesini oluşturmak için kuruldu. 28 Nisan 1930 tarihinde yapılan Türk Ocakları’nın VI. Kurultayı’nda, Türk tarih ve medeniyetini ilmî surette tedkik etmek için hususi ve daimî bir heyetin teşkiline karar verildi. “Türk Tarihi Tedkik Heyeti” kuruldu ve bu heyet, “Türk Tarihinin Ana Hatları” bir kitap yayınladı. Türk Tarih Kurumu, 29 Mart 1931 tarihinde Türk Ocakları kapatılınca 12 Nisan 1931’de “Türk Tarihi Tedkik Cemiyeti” adı ile yeniden teşkilatlanmış ve 1930’daki ilkeler temel alınarak faaliyetlerine devam etmiştir. Kurumun adı 1935 yılında “Türk Tarihi Araştırma Kurumu” olarak değiştirilmiş, daha sonra ise “Türk Tarih Kurumu”na çevrilmiştir.

6 Türk Tarih Kurumu, tüzelkişiliğe sahip olarak, 7 Kasım 1982’de kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 134. maddesi ile kurulan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesine dahil edilmiştir. Madde Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla; Atatürk'ün manevî himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzelkişiliğine sahip "Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu" kurulur.

7 Türk Tarih Kurumu, 1932’den günümüze kadar16 milletlerarası “Türk Tarih Kongreleri” yapmıştır. 31 farklı dizide yayın yapmıştır. Bunlar içerisinde Tıpkıbasımlar, Türk Tarihinin Kaynakları, Kazı Raporları, Kongre Yayınları, Dünya Tarihi, Arşiv Belgeleri, Osmanlı Kronikleri, Halk İçin Tarih Yayınları, Türkçeleştirilmiş Osmanlı Metinleri, Kongre Yayınları ve Atatürk ve Yeni Türkiye dizileri sayılabilir yılından bu yana Belleten dergisinin yayınlamaktadır. Kurum, Trakya ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde arkeolojik araştırmalar sürdürmektedir. Her yıl yaklaşık kazıya maddî destek verilmektedir. Ayrıca 1996 yılından itibaren yurtdışında da kazılar başlatmıştır.

8 1911’de kurulan Türk Ocakları’nın amacı millî duyguların ve millî dilin gelişmesini sağlayarak halkın kültür seviyesini yükseltmektir. Bunu yaparken de eğitim faaliyetlerinden, konferanslardan, tiyatrodan ve sosyal yardım faaliyetlerinden yararlanmışlardır yılındaki tüzüğünde Ocakların, fırka siyaseti ile uğraşmayacakları ve hiçbir üyenin Ocağı siyasi emellerine âlet edemeyeceği, ancak üyelerin belirli kurallara uyarak Ocak dışında siyasi kanaatlerine göre çalışmakta serbest olacakları beyan edilmiştir.

9 Ocakların siyasetten uzak kalacaklarını beyan etmelerine rağmen, gitgide siyasete dâhil olmaları ve Cumhuriyet Halk Fırkası’na karşı yazı ve faaliyetleri ile Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı desteklemeleri o zamanki Cumhuriyet yönetiminin hoşuna gitmedi. Çeşitli şekillerde Ocakların yerine – Partinin adından hareketle- Halkevi adlı bir örgüt kurularak burada Partinin siyasi ilkelerinin halka yayılacağı propaganda edilmeye başlandı. Türk Ocakları 10 Ocak 1931 tarihinde kendi kendini feshetmek zorunda kaldı ve mal varlıkları da Cumhuriyet Halk Fırkası’na devredildi.

10 Kurulacak Halkevlerinin amaçları şunlardı: Cumhuriyet Halk Fırkasını tanıtmak, yeni rejim için halk desteği sağlamak Köylünün aydın ve kentli ile ilişkisini geliştirmek, Kültür birliği sağlamak. Mili bilinç ve ruhu oluşturmak. Halk ve devlet arasındaki kopukluğu gidermek, İnkılâpları ve düşünce sistemini halka götürmek O sırada Almanya’da “Yurttaşevi” ve Alman köylerinde ise “Toplumevleri”, Meksika’da Casa del peuble (Halkın Evi) gibi kurumlar mevcuttu. chpkadin.chp.org.tr

11 Halkevleri, CHF Büyük Kongresi kararıyla kuruldu. İlk Halkevleri 19 Şubat 1932 tarihinde 14 merkezde açılmıştır. Bu merkezler Afyon, Ankara, Aydın, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Eminönü, Eskişehir, İzmir, Konya, Malatya ve Samsun’du. 19 Şubat tarihine yetişemeyip 24 Haziran 1932 tarihinde açılan Evler ise şunlardı: Antalya, Bilecik, Edirne, Gaziantep, Giresun, Silifke, Kastamonu, Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Kütahya, Ordu, Rize, Sinop, Şebinkarahisar, Tekirdağ, Trabzon, Van, Yozgat ve Zonguldak.

12 1938 yılında Halkevleri (Ergün, 1982)

13 1939 yılında 20 maddeden meydana gelen Halkodaları talimatnamesi hazırlanmış ve 19 Şubat 1940 tarihinde 141 Halkodası açılmıştır yılına gelinceye kadar sayıları 3500’ü bulmuştur. Hatta ilerleyen yıllarda Halkodalarından bazıları Halkevlerine dönüştürülmüştür.

14 1.Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi 2.Güzel Sanatlar Şubesi 3.Temsil Şubesi 4.Spor Şubesi 5.İçtimai Yardım Şubesi 6.Halk Dershaneleri ve Kursları Şubesi 7.Kütüphane ve Neşriyat Şubesi 8.Köycüler Şubesi 9.Müze ve Sergi Şubesi

15 Halkevleri bir üniversite, bir okul, profesyonel bir tiyatro, bir halk tiyatrosu, bir müzik evi, bir gece dershanesi, mesleki geliştirme okulu, dispanser, çocuk evi vb. değildir. Fakat bunların tüm işlevlerini yapan; halka yeni Türk rejimini öğreten, kültür ve milliyet sorunlarını örgün eğitim kurumlarından daha çok işleyen halk eğitimi kuruluşlarıdır (Ergün, 1982). Halkevleri, partinin kültür politikasının bir eseridir.

16 Evlerin kapanmasından (1951) sonra mal varlıklarına dâhil olan binaların bir kısmı yeniden açılmış olan Türk Ocaklarına verilmiş, bir kısmı ise hazineye devredilmiştir. Kütüphane, arşiv, fotoğraf vb. malzemelerin korunması için herhangi bir önlem alınmamış ve bünyesinde barındırdığı kültürel mirasın yok olup gitmesi büyük bir kayıp olmuştur.

17 27 Mayıs 1960 İhtilalinden sonra Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü ve Türk Kültür Dernekleri kuruldu. Bu son dernek daha sonra (1963) Halkevleri adını aldı, 12 Eylül 1980’den sonra kapatıldı, 1987 yılında yargı kararıyla tekrar açılıp etkinliklerine yeniden başladı.

18 Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir.

19 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda, yeni dil politikası belirlenmiş, bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur.

20 Atatürk, Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları teşvik etmiştir. Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk (Runik) yazılı metinlerin ilk iki cildi onun sağlığında yayımlanmış; 1940'larda yayın hayatına çıkabilen Divanü Lügati't- Türk, Kutadgu Bilig gibi eserler üzerinde de yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır. Daha sonra birçok cilt hâlinde ortaya çıkacak olan Tarama ve Derleme Sözlüğü'yle ilgili çalışmalar da Atatürk'ün sağlığında başlamıştır.

21 Türk Dil Kurumunun kuruluşuyla birlikte çağdaş Türkçede çok hızlı bir arılaştırma akımı da başlamıştır. Bu akım 1935 güzüne kadar sürmüş; halkın diline girip yerleşmiş kelimelerin dilden atılması işleminden bu tarihte vazgeçilmiştir. Atatürk'ün ölümünden sonra öz Türkçe akımı Türk aydınları arasında sürekli tartışılan bir konu olmuş ve özellikle 1960'tan sonra Türk Dil Kurumu bu akımın öncülüğünü yapmaya devam etmiştir. 1980'den sonra tartışmalar durulmuştur.

22 1982'de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, bir Anayasa kuruluşu olan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınmış; böylece resmi kurumlar haline getirilmiştir. Bilimsel çalışmaları yürüten kollar şunlardır: 1. Sözlük Bilim ve Uygulama Kolu, 2. Gramer Bilim ve Uygulama Kolu, 3. Dil Bilimi Bilim ve Uygulama Kolu, 4. Terim Bilim ve Uygulama Kolu, 5. Ağız Araştırmaları Bilim ve Uygulama Kolu, 6. Kaynak Eserler Bilim ve Uygulama Kolu.

23 1928'den itibaren hutbelerin Türkçe okunması, 1930'da Kur'ân'ın Türkçeye çevrilmesi ve 1932'den itibaren ezanın Türkçe okunması ile 1934 yılında çıkarılan Soyadı Yasası dolayısıyla öz türkçe kelimelerin soyadı olarak alınmaya başlanması, Türk dil inkılâbındaki önemli adımlardan olmuşlardır.

24 Sanat politikası Cumhuriyet döneminde, en az öbür alanlarda olduğu kadar, sanat faaliyetleri alanında da devrim sayılabilecek değişiklikler yapılmıştır. Cumhuriyet hükûmetleri önce okullardaki müzik öğretimini ve öğrencilerin müzik kültürlerini modernleştirmek ve aynılaştırmak için 1924'te "Ankara Musiki Muallim Mektebi"ni kurdular. Maarif Vekilliği, 1925 yılında İstanbul Belediyesine bağlı Dârülelhan'da doğu müziği öğretilmesini yasak etmiştir yılında İçişleri Bakanı Doğu müziğini hem radyodan kaldırmış hem de polis kuvvetiyle bütün, ülkede yasak ettirmiştir. Daha sonra gene Atatürk'ün emirleriyle radyodan halk türküleri ve onlarla ilgili sazlar çalınmaya başlamıştır.

25 Prof.Dr. Josef Marx ve Macar Lico Amar'ın raporları doğrultusunda, 1935 yılında Bakanlık örgütü içinde bir "Ar Genel Direktörlüğü" kuruldu; Alman Paul Hindemit'e "Millî Musiki ve Temsil Akademisi" kurduruldu. Bu kurum, 1940'ta Konservatuvara dönüşecek olan kurumdur öğretim yılından itibaren Gazi Orta Öğretmen Okulu'na bir Müzik Bölümü eklenerek, müzik öğretmeni yetiştirme işi artık bu kuruma verilmiştir. Bela Bartok, halk müziği üzerinde incelemeler yaparken, Prof. Paul Lohmann ise Konservatuvarın şan bölümünü kuruyordu.

26 Atatürk, 1930 yılında tiyatro sanatçılarını kabul töreninde yaptığı konuşmada, "Efendiler, hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hattâ Reisicumhur olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olmazsınız. Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu sanatçıları sevelim" demiştir. Bu arada İstanbul'da Dârülbedayi ile Dârülilhan'ın birleştirilmesiyle kurulan İstanbul Konservatuvarı'nda da bir Tiyatro Meslek Okulu açılmış, bu kurum 1933 yılında Avusturyalı Joseph Marx'ın önerilerine göre modernleştirilmiştir.

27 1935'lerde İnönü'nün kültüre ve özellikle tiyatroya büyük önem vermesi üzerine, Millî Musiki ve Temsil Akademisi'nin temsil bölümünü düzenlemek için Karl Ebert Türkiye'ye çağrılmıştır yılına kadar çeşitli kereler Türkiye'ye gelen Ebert, bu tiyatro okulunu mükemmel olarak kurmuştur. Bu arada Prof.Dr. Pretorius orkestrayı, Hindemit ise operacıları yetiştiriyor; Ankara'da da büyük bir opera binası açılıyordu.

28 Resim, Heykel ve Süsleme: İslâm dininin esasında bir resim ve heykel yasağı olmadığı halde daha sonra, bu, yasak gibi sayılmış ve İslâm dünyasında sanatın bu kolları gelişmemiştir. Mustafa Kemâl, daha 1923'de, "Dünyada mütemeddin, müterakki ve mütekâmil olmak isteyen her hangi bir millet, behemehal heykel yapacak ve heykeltraş yetiştirecektir. Abidatın şuraya buraya hatırat-ı tarihiye olarak rekzinin mugayir-i din olduğunu iddia edenler, ahkâm-ı şeriyeyi lâyıkıyla tetebbü ve tetkik etmemiş olanlardır. (...) Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin tarik-i terakkide yeri yoktur" diyordu. Güzel sanatlar eğitimi hususunda Mustafa Necati zamanında Bakanlıkta bir Sanayi-i Nefise Müdürlüğü kurulmuştur. Bakanlığın mimarî uzmanı Prof.Dr. Egli ve Avusturya'dan getirilen bir süsleme sanatları uzmanı, daha sonra Güzel Sanatlar Akademisi'nde önemli görevler yapmışlar. Akademide 1936 yılında da Türk Tezyinî Sanatlar Bölümü kurulmuştur. Bizzat Atatürk'ün emriyle, 1937 yılında bir de "Resim ve Heykel Müzesi" açılmıştır.

29 1.Demirdelen, C., & Ortak, Ş. (2006). Bir Halk Eğitim Kurumu Olarak Afyon Halkevi ve Faaliyetleri (Kuruluşundan 1940 yılına kadar). Sosyal Bilimler Dergisi, Ergün, M. (1982). Atatürk Devri Türk Eğitimi. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. 3.Özdemir, Y., & Aktaş, E. (2011). Halkevleri (1932'den 1951'e). A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Temizhan, O. (2006). Halkevleri ve Halkevlerinin Arası Eğitim Faaliyetleri. Ankara. 5.Zeyrek, Ş. (1987, Ağustos). Türkiye'de Halkevleri ( ). Ankara. 6.Yeşilkaya, Neşe. “Halkevleri ; İdeoloji ve Mimarlık” İletişim Yay., İstanbul 1999.


"TÜRKİYE’DE EĞİTİM REFORMLARI Dr. Mustafa Ergün Kültür devrimleri www.sakaryevi.com." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları