Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TÜRKÇE VE DİL BİLGİSİ Belgin AKSU Türk Dil Kurumu Uzmanı.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TÜRKÇE VE DİL BİLGİSİ Belgin AKSU Türk Dil Kurumu Uzmanı."— Sunum transkripti:

1 TÜRKÇE VE DİL BİLGİSİ Belgin AKSU Türk Dil Kurumu Uzmanı

2 Bu programı gerçekleştirdiği için Hazine Müsteşarlığına teşekkür ederiz.

3 Ana dili olarak dünyada en çok konuşulan diller 1. Çince (Bütün lehçe ve diyalektleri) 2. Hintçe (Bütün lehçe ve diyalektleri) 3. İspanyolca 4. İngilizce 5. Türk dili (Türk yazı dilleri ve lehçeleri) 6. Fransızca 7. Rusça 8. Portekizce 9. Arapça 10. Almanca

4 Türk Lehçeleri, yirmi yazı dili hâlinde 200 milyonu aşkın kişi tarafından yazı dili ve konuşma dili olarak kullanılmaktadır.

5 12 milyon km 2 ’lik bir alanda Türk dilinin çeşitli lehçeleri konuşulmaktadır.

6 Türkçe, eklemeli (bitişken) bir dildir.

7 Bu sayede: YYYYeni sözler ve terimler türetme veya birleştirme yoluyla üretilir. AAAAd veya eylem köklerine, gövdelerine getirilen yapım ekleriyle türetme yapılır. TTTTüretme sırasında kökte değişme yaşanmaz. Bir örnek: Bilişim

8 SSSSözlerin birleştirilmesi yoluyla da yeni sözler ve yeni terimler türetilebilir. Bu tür sözlere birleşik söz denir. BBBBirleştirme sırasında kimi kez sözlerin yapısında değişme görülürken, çoğu kez de görülmez. Bir örnek: Bilgisayar < bil – gi + say – ar

9 TÜRKÇENİN TARİHİ İİİİlk yazılı kaynaklarımız Orhun (Orhon) Yazıtları VIII. yüzyıla aittir. AAAAncak son yapılan kazılarla, Orhun yazısıyla yazılmış metinlerin Sibirya’dan Kafkasya’ya, buradan da Doğu Avrupa’ya kadar olan geniş alanda yayılma özelliği gösterdiği anlaşılmıştır. YYYYeni bulunan yazıtlar, Türkçenin tarihini daha da eskiye götürecektir.

10 Bugünkü dillerin büyük bir bölümü, hatta bugünkü bazı dillerin atası sayılan diller bile yokken TÜRKÇE VARDI…

11  Konuşma dili olarak ise Türkçenin tarihi çok daha eskilere gitmektedir.  Türkçenin konuşma dili olarak en az yıllık bir geçmişi vardır.

12 Türkçenin sağlam bir yapısı ve direnç gücü var. TÜRKÇE, ZENGİN BİR SÖZ VARLIĞINA SAHİPTİR…

13 Türk dili dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin… Gazi M. Kemal

14 Divanü Lügat-it-Türk’ün söz varlığı civarındaydı. Bugün yalnızca yazı dilimiz, ’i aşkın söz varlığına sahip.

15 Bölge ağızlarımızın söz varlığı, Bilim ve sanat terimlerimiz, Deyimlerimiz, atasözlerimiz, zenginliklerimizdir…

16 Akrabalık adlarımız, Renk adlarımız, Yemek adlarımız, … son derece zengindir. son derece zengindir.

17 Amca, dayı, hala, teyze, baldız, bacanak, elti, görümce, babaanne, anneanne… böle : Teyze çocuğu

18 Doğadaki bütün renkler Türkçede karşılığını bulmuştur…. ateş kırmızısı böcek kabuğu buğday rengi camgöbeği çivit mavisi demir kırı demir pası deniz mavisi deve tüyü duman rengi bakır çalığı bakır kırı bakır rengi bakla çiçeği bal rengi balköpüğü barut rengi

19 Sözlerin yanlış yazılışı Eklerin yanlış yazılışı Düzeltme iminin kullanılmaması Kesme iminin kullanılmaması Bitişik veya ayrı yazılan sözlerin kurallarına uymama Bağlaçların yanlış yazılışı YAZILIŞ YANLIŞLARI

20 Düzeltme işareti adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu).

21 dergâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, sükûn, sükût;

22 dâhilî, edebî, fikrî, haricî, fennî (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslam) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar)

23 -ki aitlik ekinin yazılışı akşamki, yarınki, duvardaki, Turgut'unki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki. bugünkü, dünkü, öbürkü.

24 ki Bağlacı demek ki, kaldı ki, bilmem ki. belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki?

25 da/de bağlacı Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Konuşur da konuşur. Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te şeklinde yazılmaz. Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da).

26 Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil). devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik. Yeme de yanında yat.

27 mı, mi, mu, mü Soru Ekinin Yazılışı Kaldı mı? Olur mu? İnsanlık öldü mü? Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Ölür müsün, öldürür müsün? Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız. Vaz mı geçtin?

28 Birleşik sözler kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri).

29 azletmek, azledilmek, emretmek, hükmetmek, hükmolunmak, kaybolmak, kaydedilmek, keşfetmek, keşfedilmek, küfretmek, nakletmek, neşretmek, neşrolunmak, sabretmek, seyretmek, şükreylemek, zikretmek; affetmek, affolunmak, hissetmek, reddeylemek, reddolunmak, zannetmek.

30 Organ Bildiren Sözlerle Kurulan Bitki, Hayvan, Hastalık, Eşya, Tarz, Yiyecek Adları aslanağzı (bitki), aslanpençesi (bitki), civanperçemi (bitki), danaburnu (böcek), itdirseği (arpacık), kedigözü (lamba), balıksırtı (desen), dilberdudağı (tatlı),.

31 düşünebilmek, yapabilmek, uyuyakalmak, gidedurmak, çıkagelmek, düşeyazmak, öleyazmak, uçuvermek

32 alaşağı (etmek), albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz, unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç(çı), örtbas, seçal (self-servis), veryansın (etmek), yapboz (puzzle), yazboz

33 ağaçkakan, cankurtaran, çöpçatan, gökdelen, oyunbozan, saçkıran, akımtoplar, basınçölçer, bilgisayar, çoksatar, değerbilmez, etyemez, kuşkonmaz, külyutmaz, tanrıtanımaz, varyemez, vurdumduymaz.

34 albastı, ciğerdeldi, çıtkırıldım, fırdöndü, gecekondu, hünkârbeğendi, imambayıldı, külbastı, mirasyedi, serdengeçti, şıpsevdi, zıpçıktı, eltieltiyeküstü (desen).

35 dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerdöver, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardöner, yüzergezer; çakaralmaz

36 balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, kazayağı, kavuniçi, narçiçeği, tavşankanı, vişneçürüğü, yavruağzı.

37 akağaç, akçaağaç, akkavak, alacamenekşe, alaçam, karaçalı, karadut, kızılağaç, sarıçiçek; akkefal, alabalık, sarıbalık; akdoğan, alacakarga, beyazsinek, bozayı, karasinek; aksu, karahumma, kızılyara, mavihastalık, maviküf.

38 akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı

39 Alper, Aydoğdu, Gülnihal, Gündoğdu, Varol; Adıvar, Atatürk, Gökalp, Güntekin, Karaosmanoğlu, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmet.

40 Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş.

41 Akşehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe; Akdeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu

42 Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi)

43 Düsseldorf, Fontainebleau, Nürnberg, Neustadt, Schwarzwald

44 Ile-de-France, Saint-Bernard, Saint-Gothard.

45 güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu.

46 İkiyüzellialtımilyarbeşyüzyirmibeşmil- yonyediyüzellibin lira

47 başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim, başhemşire, başkahraman, başkarakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, başparmak, başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar. aşçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, mehterbaşı, onbaşı, ust a başı, yüzbaşı.

48 Caferoğlu, Karaosmanoğlu, Orazbeykızı; Candaroğulları, çapanoğlu, eloğlu, hinoğluhin, elkızı.

49 ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hanımnine, hıyarağalık, kadınnine, paşababa.

50 dalkavuk, dalkılıç, daltaban, daluyku

51 Açıortay, adamkökü, adamotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt, akciğer, akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar, atarkanal, atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü, başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı, çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey, dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı, enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu, hayhay, içbükey,

52 içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu, kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde, külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü, önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu, serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana, sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı, tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap, yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı

53 biraz birazı birkaç birkaçı birtakım birçok birçoğu hiçbir hiçbiri herhangi

54 çayhane dershane kahvehane süthane yatakhane yazıhane yemekhane

55 Recaizade Resülzade Sami Paşazade Sümbülzade Vahapzade amcazade dayızade teyzezade

56 beyanname davetname kanunname pendname seyahatname siyasetname Battalname Oğuzname

57 acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdi. ağır aksak, yürük aksak, yürük semai.

58 İçişleri Dışişleri Genelkurmay Yükseköğretim

59 Gaziantep, Gazimagosa, Kahramanmaraş, Şanlıurfa.

60 doğumevi, huzurevi, radyoevi, yayınevi, basımevi.

61 apaçık, apak, büsbütün, çepçevre, çepeçevre, çırçıplak, çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru, paramparça, sapsağlam, sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırılsıklam, sipsivri, yemyeşil.

62 29 Mayıs 1453 Salı günü, 1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız.

63 Satır sonunda kelime bölünmesi a-ra-ba, ka-ra-ca, ta-le-be. bir-lik, sev-mek, Türk-çe, Kork-maz.

64 … baş- öğretmen değil, ba- şöğ-ret-men; Karaosman- oğlu değil, Karaosmanoğ- lu.

65 a- raba değil, ara- ba; müdafa- a değil, müda- faa;

66 Edirne' nin ' da...

67 Kesme İşareti Fatih Sultan Mehmet'e, Atatürk'üm, Türkiye'm, İnönü'den, Yurdakul'dan, Kâzım Karabekir'i, Yunus Emre'yi, Ziya Gökalp'tan; Türk'e, Alman'ı; Jüpiter'den, Venüs'ü; Türkiye'de, Van Gölü'ne, Ağrı Dağı'nın; Ziya Gökalp Bulvarı'nda, Çankaya Köşkü'ne, Sait Halimpaşa Yalısı'ndan; Kiralık Konak'ta, Sinekli Bakkal'ı; Millî Eğitim Temel Kanunu’na

68 Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanlığına.

69 Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Klasik Türk Edebiyatına, Millî Edebiyat Akımının, Edebiyat-ı Cedide Topluluğunun

70 Mustafa Kemal Paşa’ya, Nasrettin Hoca’da, Enver Paşa’nın, Zeynep Hanım’a, Ayhan Bey’den, Ahmet Mithat Efendi’nin.

71 29 Ekime..., 30 Ağustos Çarşambadan sonra

72 Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Konyalı, Bursalı; Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Ereğliler. Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hristiyanlıktan, Aydınlıdan.

73 TBMM'nin, TDK'nin, BM'de, ABD'de, TV'ye.

74 “1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım.” 1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik.

75 Yunus Emre (1240?-1320)'nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin. İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir.

76 Nokta (. ) 3. (üçüncü), 15. (on beşinci), IV. (dördüncü); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak.

77 I.1.A.a. II.2.B.b.

78 , 29.X Mayıs 1453, 29 Ekim 1923.

79 ,

80 Virgül (, ) Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller (Faruk Nafiz Çamlıbel)

81 Bir varmış, bir yokmuş. Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı)

82 Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk)

83 Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama)

84 Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum. Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım. (Mustafa Kemal Atatürk)

85 Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim) akşam akşam, yavaş yavaş, bata çıka, koşa koşa.

86 Datça'ya yarın gideceğim, dedi. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü. (Tarık Buğra, Küçük Ağa)

87 Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp, – Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı. (Haldun Taner, Hikâyeler)

88 Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz. Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

89 Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir Hikâyeleri)

90 Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Sayın Başkan, Sevgili Kardeşim, Değerli Arkadaşım,

91 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam, yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş).

92 Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa, Mahşer) Ahmet eve gelip yemeğini yedi. Tuncay, koşmaksızın derse yetişti.

93 Noktalı Virgül ( ; ) Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir.

94 Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de.

95 Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakü.

96 Halis bir şiir fena okunabilir; lakin sahte bir şiir iyi okunamaz. (Yahya Kemal Beyatlı) Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir. (Nihal Atsız, Türk Ülküsü)

97 İki Nokta (:) Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem. Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) – Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda? Ziraatçı sayar: – Yulaf, pancar, zerzevat, tütün... (Falih Rıfkı Atay, Çankaya)

98 Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. (Mustafa Kemal Atatürk) Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük; Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Yahya Kemal Beyatlı)

99 Bilge Kağan:Türklerim, işitin! Üstten gök çökmedikçe altan yer delinmedikçe ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin? Koro :Göğe erer başımız başınla senin ! Bilge Kağan :Ulusum birleşip yücelsin diye gece uyumadım, gündüz oturmadım. Türklerim Bilge Kağan der bana. Ben her şeyi onlar için bildim. Nöbetteyim ! (A. Turan Oflazoğlu, Anıtkabir)

100 Üç Nokta (...) Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı... (Tarık Buğra, Dönemeçte)

101 Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz. B..., 7 Nisan(Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu. (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

102 Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı: "Meçhul bir felaketten buraya düşmüş..." (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

103 Soru İşareti (?) Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı? (Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı) Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? (Ahmet Haşim, Merdiven) Atatürk bana sordu: — Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz? (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) Gümrükteki memur başını kaldırdı: — Adınız? Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı? Yoksa bu sözümde yalan var mı? (Bilge Kağan)

104 Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş (?) yılında doğan Fuzuli...

105 Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz. Alp Er Tonga öldi mü Esiz ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur. Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı. (Haldun Taner, Onikiye Bir Var) Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemal Beyatlı)

106 Kısa Çizgi ( - ) Örnek olsun diye -örnek istemez ya- söylüyorum.

107 Türkçe-Fransızca Sözlük, Aydın-İzmir yolu, Ankara-İstanbul uçak seferleri, Türk-Alman ilişkileri, Ural-Altay dil grubu, , Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy-dil-din üçgeni, Birinci Dünya Savaşı, öğretim yılı.

108 Tırnak İşareti (“...”) Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır.

109 “Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor mu? “İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar. (Yahya Kemal Beyatlı)

110 Yeni bir “barış taarruzu” başladı. Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer.

111 Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı. (Ahmet Hamdi Tanpınar) “İmla Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Cahit Sıtkı'nın “Şairin Ölümü” şiirini Yahya Kemal çok sevmişti. (Ahmet Hamdi Tanpınar) Bugünün gençleri “Dar Kapı”yı okumalıdırlar. (Ahmet Hamdi Tanpınar) Yahya Kemal’in “Kendi Gök Kubbemiz”i okudunuz mu?

112 Ünlem işareti ( ! ) Ne mutlu Türk’üm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk) Gurbet o kadar acı Ki ne varsa içimde Hepsi bana yabancı Hepsi başka biçimde! (Kemalettin Kâmi Kamu) Hava ne kadar da sıcak! Aşkolsun! Ne kadar akıllı adamlar var!

113 Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri! (Mustafa Kemal Atatürk) Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! (Yahya Kemal Beyatlı)

114 Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar, Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar! (Faruk Nafiz Çamlıbel) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. (Necmettin Halil Onan) Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel)

115 İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!) Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.

116 Eğik Çizgi (/) Ne sen, ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm-ı fikre bir mersâ / Olan bu mâi deniz / Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Ahmet Haşim, O Belde)

117 Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA

118 02/04/ /11/1969

119 Tek Tırnak İşareti (‘…’) Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz'in bu güzel şiirini okumaya başladı. “Şinasi'nin ‘safi Türkçe’ ile yazdığını söylediği şiirlerden sonra vardığı bu konuşulan dil fikri şüphesiz ki ondan gelen en büyük kazancımızdır.” (Ahmet Hamdi Tanpınar)

120 Göktürk Anıtları'nda geçen fakat günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet, kavim’, sab ‘söz’, eçü apa ‘ecdat, atalar’, tüketi ‘tamamen, bütünüyle’.

121 Yay Ayraç ( () ) Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz. (Nurullah Ataç, Söyleşiler) Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namıyla maruftur (tanınmıştır). (Refik Halit Karay, Bir İçim Su)

122 Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmaya hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin. (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)

123 I)1)A)a) II)2)B)b)

124 Köşeli Ayraç ( [ ] ) Mongolın Ertniy Tüü (Arheologiyn Nayruulal) [Mogolistan'ın Eski Tarihi (Arkeolojik Araştırmalar)], BNMAU-ın şinjleh Uaanı Akademii Tuuıyn ureelen, Ulaanbaatar 1977.

125 Reşat Nuri [Güntekin], Çalıkuşu, Dersaadet Yekta Bahir [Ömer Seyfettin], Yeni Lisan, Genç Kalemler.

126 Kısaltmalar TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu); KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili), B (batı), GB (güneybatı),

127 ASELSAN (Askerî Elektronik Sanayii), BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi), İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi).

128 ABD (Amerika Birleşik Devletleri) UK (İngiltere) T.C. (Türkiye Cumhuriyeti).

129 C (karbon), Ca (kalsiyum), Fe (demir); m (metre), km (kilometre), g (gram), l (litre), hl (hektolitre), m² (metre kare), cm² (santimetre kare)

130 İng. (İngilizce), Kocatepe Mah. (Kocatepe Mahallesi), Prof. (Profesör), Dr. (Doktor), Av. (Avukat), Gen. (General); is. (isim), hzl. (hazırlayan), çev. (çeviren), kim. (kimya).

131 kg'dan, cm'yi, mm'den; BDT'ye, THY'de, TRT'den. ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya. vb.leri (s.sı yerine) sayfası, (doç.ler) doçentler)

132 AGİK'in (AGİĞ'in değil), CMUK'un (CMUĞ'un değil), RTÜK'e (RTÜĞ'e değil), TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil). ÇUKOBİRLİK'e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE), FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN).

133 YANLIŞDOĞRU kurdela kordela kurdale kordalekurdele eşkiyaeşkıya rasgelerastgele keyfkeyif gurup(öbek anlamında)grup ateşeataşe kasedikaseti ihracaatihracat SIK YAPILAN YAZIM YANLIŞLARI

134 müdailmüdahil klüp clubkulüp redret meyvameyve insiyatifinisiyatif yalnışyanlış yanlızyalnız geçitindegeçidinde

135 muzurmuzır mühüm, möhüm mühim herkezherkes dökümandoküman rapörtorraportör ropörtaj röpörtaj röportaj şofor şöför şöfor şoför eksoz egsoz egsozst egzoz arabeks arabesk

136 sezeryen sezaryen sükünetsükûnet dinazordinozor ötenazi ötanazi harfiyat hafriyat siklet sıklet taktirde takdirde

137 süpriz sürpriz münübüs minibüs kontür kontur kontör Demokles(’in kılıcı) Damokles silahşör silahşor karekter karakter revanş rövanş kozmatik kozmetik imac imaj konsansüs konsensüs

138 b) Eklerin yanlış veya eksik yazılması Türkçede sert ve yumuşak biçimleri bulunan eklerin sözler ile birleşmeleri kurallıdır. Sert ünsüzlerle biten sözler bu eklerin sert; ünlülerle veya yumuşak ünsüzler biten sözler ise bu eklerin yumuşak biçimlerini alır. hizmetcihizmetçi minibüsdeminibüste Kars’daKars’ta Zonguldak’da Zonguldak’ta Paris’deParis’te TCK’nınTCK’nin

139 Ünsüz benzeşmesi: Ç, f, h, k, p, s, ş, t sesleriyle biten sözlere d, c, g ile başlayan ekler geldiğinde bu sesler t, ç, k’ye dönüşür. yol+da ağaç+ta oda+cı iş+çi yor+gun bık+kın

140 Eklerin söylenişteki biçimlerinin yazıya geçirilmesi doğru değildir. Kimi eklerin yanlış kullanılması, yüklemle durum eki almış adın bağdaşmaması, gereksiz iyelik eki kullanımı, eksik veya fazla eklere rastlanması gibi yanlışlıklar ise anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. sevmiyenleri sevmeyenleri sağlıyacak sağlayacak başlamıycak başlamıyacak başlamayacak

141 c) Düzeltme (^) işaretinin kullanılmamasından kaynaklanan yanlışlar: kağıtkâğıt dergahdergâh aşık (seven)âşık kar (kazanç) kâr hala hâlâ

142 d) Kesme işaretinin kullanılmaması veya yanlış kullanılması Gaziantep’liGaziantepli Maraşda MaraştaMaraş’ta dosyaları’dadosyaları da oğlu’daoğlu da AllahaAllah’a

143 e) Ayrı ve bitişik yazılan sözler: Birleşik sözlerin bitişik veya ayrı yazılması kurala bağlanmıştır. Sözlerden en az biri, birleşme sırasında anlamını değiştirirse bu tür birleşik sözler bitişik yazılır. Sözlerin hiçbirinde, birleşme sırasında anlam kayması olmazsa bu sözler ayrı yazılır.

144 varyavar ya terkediyor terk ediyor arzetmekarz etmek birarayabir araya farkettimfark ettim herşeyher şey

145 Bazen de bitişik yazılması gereken sözlerin ayrı yazıldığı görülebilmektedir. bir çoğubirçoğu hiç birhiçbir soğuk kanlısoğukkanlı küfür edişiküfredişi kayıt olmakkaydolmak

146 f) ki bağlacının yazılışı: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki ki bağlacı; belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki dışında daima ayrı yazılır. Alt yazılarda bu kurala aykırı örnekler görülmektedir. diyorki diyor ki demekki demek ki sanmaki sanma ki O kadar yorgunum ki anlatamam... Baktık ki gelmiyorsun, biz de beklemedik.

147 Ayrı yazılan ki bağlacına karşılık, aitlik anlamı taşıyan +ki ise bitişik yazılır. geçen yıl ki maç Doğrusu: Geçen yılki maç bu ay ki gelirimiz Doğrusu: bu ayki gelirimiz

148 da, de Bağlacının yazılışı: da, de bağlacı daima sözlerden ayrı yazılır. Bu bağlacı, +da / +de ekinden ayırmak için önce anlamına bakılmalıdır. da, de bağlacı dahi, bile anlamlarında kullanılır. Bu bağlaç kaldırıldığı zaman cümlede bozukluk meydana gelmez. Bu konuda dikkat edilmesi gereken üç nokta daha vardır.

149 1. Ayrı yazılan da / de bağlacının hiçbir zaman t’li biçimleri bulunmaz. 2. Kesme işareti kullanmak, da / de bağlacını ayrı yazmak anlamına gelmez. 3. Ayrı yazılan da / de cümleden çıkarılırsa anlam bozulmaz. Bu bilgi, ayrı yazılan da / de’yi ek olandan ayırt etmemizi sağlar.

150 oluptaolup ta olup da yada ya da seninde senin de atıf da bulunan atıfta bulunan Ahmet te (geldi) Ahmet de (geldi) Kitap Ahmet’dedir. Kitap Ahmet’tedir.

151

152 Soru ekinin yazılışı: Soru eki daima sözlerden ayrı olarak yazılır. Soru ekine kişi eki gelmesi durumunda, kişi eki soru ekine bitiştirilir. olurmuolur mu kapalımıkapalı mı biliyormubiliyor mu biliyormusunuz biliyor mu sunuz biliyormu sunuz biliyor musunuz

153 SEZAR’IN MEŞHUR SORUSU: •S•S•S•SENDEMİ BRUTUS ? •S•S•S•SENDE Mİ BRUTUS? •S•S•S•SEN DE Mİ BRUTUS?

154 Bazı özel adlar dikkatsizlik veya bilgisizlik yüzünden yanlış yazılmakta ve söylenmektedir. •A•A•A•Azerbeycan Azarbaycan Azerbaycan •M•M•M•Makadonya Makedonya •A•A•A•Amarika Amerika

155 YAZIM YANLIŞI YAPMAMAK İÇİN YAZIM KILAVUZU’NA BAKILMALIDIR

156

157 SÖYLEYİŞ BOZUKLUKLARI Sözlerin genel dildeki yaygın söyleniş biçimleri dışındaki kullanımları birer söyleyiş bozukluğudur.

158 Yaygın söyleniş biçimleri zamanla değişebilir. meyda:na gelen > meydana gelen Doğru olanı, yaygın söyleniş biçimlerini kullanmaktır.

159 Söyleyiş yanlışları: 1. Kısa ünlülerin uzun söylenmesi: ta:rikattari:kat ma:kammakam va:himvahim la:iklaik alfa:bealfabe mi:tingmiting li:selise va:kavak'a

160 Söyleyiş yanlışları: 1. Kısa ünlülerin uzun söylenmesi: gaza:bıgazabı yasada:kiyasadaki meyda:na gelenmeydana gelen ka:til zanlısıkatil zanlısı ha:kemhakem acemi:acemi resmi: geçitresmigeçit Ona ra:kip çıktı.Ona rakip çıktı.

161 “Bile” anlamındaki dahi bağlacının ilk hecesi kısa, ikinci hecesi ise çok hafif uzatılarak söylenmelidir. “Bile” anlamındaki dahi bağlacının ilk hecesi kısa, ikinci hecesi ise çok hafif uzatılarak söylenmelidir. İlk hece uzatılırsa “olağanüstü yeteneği olan kimse” anlamındaki dâhi kelimesi anlaşılır.

162 DAHİ •“•“...krediye dāhi ihtiyacı olan memur...” doğrusu: dahi •“•“...bunu yapan meslektaşlarımız dāhi olsa...” doğrusu: dahi

163 •“•“Hālim Sarıoğlu” •d•doğrusu: Halim •“•“Fākir” •d•doğrusu: fakir •“•“...bize nāsip olacak...” •d•doğrusu: nasip •“•“...aynı mekānizmadan...” •d•doğrusu: mekanizmadan

164 •“•“Dövmenin zarārı var mı, yok mu?” doğrusu: zararı “Zarar” sözünün bütün ünlüleri kısadır; ek alsa da almasa da son hece ünlüsü kısa söylenir. •“•“Asgarî otuz bin, aza:mi: üç milyon lira idi.”. •d•doğrusu: a:zami:. Söylenişinde en çok yanlış yapılan sözlerden biri de “azamî”dir. Birinci ve üçüncü ünlüsü uzun, ikinci ünlüsü ise kısadır.

165 •“•“Pazar günkü nüsha:sında” •d•doğrusu: nüshasında •“•“Suriye ma:ka:mları Hafız Esat’ın hiçbir sağlık problemi olmadığını belirterek...” •d•doğrusu: makamları •“•“Kabi:nenin kendi içinden eleştiriler var.” •d•doğrusu: Kabinenin

166 2. Uzun iken kısa söylenen heceler Başka dillerden alınma sözlerde bulunan uzunluklar Türkçede bazen kısaltılmış, bazen uzun olarak korunmuştur. Bu tür sözlerde ölçünlü (standart) Türkçedeki kullanım esastır. Alındığı dilde uzun diye Türkçenin kısalttığı ünlüler uzun söylenemeyeceği gibi, Türkçede uzun ünlü yoktur, gerekçesiyle de uzunluklar kısaltılamaz. Vakıf ile vâkıf, varis ile vâris birbirinden ayrılmalıdır.

167 Ölçünlü dilde uzun olduğu hâlde bilgisizlikten, dikkatsizlikten veya ağız özelliklerinden kaynaklanan yanlış kısaltmalar vardır. Öte yandan ulamanın olduğu yerde, durak yapılması da bir başka önemli söyleyiş yanlışlığıdır.

168 zalimza:lim itibareni:tiba:ren bakiba:ki: hükümethükû:met tespititespi:ti aslaasla: dünyadünya: adaletada:let manama:na: cezaceza:

169 •“•“İptal edilmesi gerekecek.”. •d•doğrusu: İpta:l  edilmesi İptal’den sonra etmek, edilmek, olunmak fiilleri gelirse hece uzatılır ve sonraki kelimeye ulanır. İptal ünlüyle başlayan bir ek alırsa a yine uzun söylenir: ipta:li, ipta:le... Sözden sonra ünlü gelmez ve hece kapalı kalırsa -tal hecesi kısa söylenir.

170 •“•“Veliler bir baskı olarak nitelendirdikleri bu uygulamaya artık bir son verilmesini istediler.”. •d•doğrusu: veli:ler. “Veli” kelimesinin son ünlüsü uzun söylenmelidir. Özel isim olarak kullanılışında kısa söyleyiş yerleşmiştir. •“•“Dünyanın pek çok tarihi ve turistik yerini dolaşmış.”. •d•doğrusu: ta:rihî “Tarihî” kelimesinin sonundaki ünlü, nisbet î’sidir ve uzun söylenir.

171 İnce söylenmesi gerekirken kalın söylenen sesler •Alfabemizde bir k harfi bulunur. Ancak söyleyişi ayrı iki k vardır. Birincisine ince, ikincisine kalın k denir. Türkçe kökenli kelimelerde ince k ile kalın ünlüler aynı hecede bulunamaz. Kalın k ise ince ünlülerle aynı hecede olamaz. Ancak alıntı kelimelerden bu kurala uymayanlar vardır. Söz gelişi hikâye’de a kalın olduğu hâlde k ince söylenir. Aşağıdaki örneklerde ince okunması gereken k’ler kalın okunmuştur.

172 istihkamistihkâm iskaniskân HakkariHakkâri eşkaleşkâl vekaletnamevekâletname en karlı işen kârlı iş santrallarıylasantralleriyle kontrollukontrollü

173 Kalın söylenmesi gerekirken ince söylenen sesler ikâmetgâh ika:metgâh islâh ıslah rekâbetrekabet ekônomiekonomi mekânikmekanik dekândekan

174 Ses düşmeleri diyodiyor bozuluyolarbozuluyorlar çalışcamçalışacağım ilave etcezilave edeceğiz başlıcambaşlayacağım di mideğil mi hakkatenhakikaten dakkadakika

175 Ses fazlalığı iki şahısıniki şahsın teammülteamül muhattap m muhatap yazıylanyazıyla önceliklenöncelikle seninlenseninle rakkamrakam kurrakura ayriyetenayrıca olaraktanolarak

176 /e/’nin açık söylenmesi Bazı kelimelerin ilk hecelerindeki e sesinin gereğinden fazla açık söylendiği görülmektedir. •e•elli ender •m•mensup gençlik •t•temsil kendi •d•derviş sendika •t•temkinli mendil

177 Sözlerin anlamları ve okunuşları için: TÜRKÇE SÖZLÜK

178 TÜRK DİL KURUMU TÜRKÇE SÖZLÜK

179

180

181

182

183

184 DEYİM VE BİRLEŞİK FİİL YANLIŞLARI Deyimler, sözleri eksiltilemeyen, arttırılamayan ve değiştirilemeyen kalıplaşmış dil birlikleridir. Söz gelişi tavşana kaç, tazıya tut demek deyiminde kaç yerine koş, tazı yerine köpek denilemez; tazıya köpeğe şeklinde bir arttırma söz konusu olamaz.

185 •“•“Beş aşağı beş yukarı”. Doğrusu: Üç aşağı •“•“Ne olur olmaz diye tedbirli konuşuyor.” Doğrusu: Ne olur ne olmaz •“•“...eli ayağı yere basan tek parti...”. Doğrusu: ayağı yere basan

186 •“•“davullu zurna ile karşılamak” Doğrusu: davul zurna ile •“•“Acilen şifasını bulmasını diliyoruz.” Doğrusu: şifa bulmasını •“•“Milyonlar onu gönlüne gömdü” Doğrusu: kalbine gömdü

187 Sözlerin Yanlış Anlamda Kullanılması Bir dilin sözleri bazen çok ince anlam ve kullanım farklarıyla birbirlerinden ayrılırlar. Anlamlarının aynı olduğunu sandığımız sözlerin çok defa kullanım yerleri farklı olabilir. Söz gelişi baş-kafa-kelle aynı anlamda görünürler ama aynı yerlerde kullanılamazlar. İnsanın başı ağrır, fakat kafası kızar; kelle ise işkembecide bulunur. Yürek-kalp-gönül sözleri de böyledir. Yüreksiz adam korkaktır; kalpsiz ise merhametsiz. Gönülsüz dersek isteksiz anlaşılır.

188 Cümle ile ilgili kusurlar 1.Fazlalık Anlatım bozukluklarından birisi de “fazlalık”tır. Fazlalık, cümlede bir veya birkaç kelimenin gereksiz olarak kullanılmasıdır. Eş anlamlı sözleri arka arkaya kullanmak da anlatım bozukluğudur. “...dolayısıyla bunun yeri ve mekânı yetkili kurullardır.” “Örneğin mesela, al bunu, getir bana, derim, getirir.” “Burada küçük bir nüans farkı var.”

189 “Kapalı * spor salonu ful dolu.” doğrusu: hıncahınç dolu, dopdolu “Bir edebiyatçı ve yazın insanı olarak...” “Neden böyle bir gereksinime ihtiyaç duydunuz?”. doğrusu: böyle bir şeye “... ÖSS sınavının iptali...” doğrusu: ÖSS’nin “Hastalığın nedeni ve sebebi bulunmadan...”.

190 Bazı fazlalıklar anlam bakımından mantıksızlığa yol açarlar. İki kelime arasında ya bir çelişki vardır, yahut da bir kelime diğerinin anlamını zaten taşımaktadır. •“•“uzmanlaşmış profesyoneller” Profesyonel kelimesinde uzmanlaşma kavramı zaten vardır. •“•“Mustafa Yıldız’ın cansız cesedi yolda yatarken...” Ceset zaten cansızdır.

191 •“•“Bu acılara mecburen katlanmak zorunda kalıyoruz.” Zorunda kalmak fiilinde zaten zorunluluk, mecburiyet ifadesi olduğu için mecburen kelimesi fazladır. •“•“Dışarıdan ithal ediliyor.” İthal etmek “dışarıdan almak” demektir.

192 2. Eksiklik Anlatım için gerekli olduğu hâlde bazı sözlerin ve eklerin kullanılmamış olmasına eksiklik denir. Her zaman çay veya yoğurt yiyor. Doğrusu: Her zaman çay içiyor veya yoğurt yiyor. Hiçbir sürücünün alkollü direksiyon başına geçmesini tavsiye etmiyoruz. Doğrusu: Hiçbir sürücünün alkollü olarak direksiyon başına geçmesini tavsiye etmiyoruz.

193 3. Sıra yanlışlığı Bir cümlede önce gelmesi gereken unsurların sonra, sonra gelmesi gerekenlerin önce bulunmasıdır. Sıfatlar ve zarflar çoğunlukla kendilerinden sonraki kelimeleri belirtir. Ancak bu sıra bozulduğunda farklı anlamlar ortaya çıkmaktadır. İlk İtalya’ya gittiğimde… Doğrusu: İtalya’ya ilk gittiğimde… Cesetler çok denizde kaldıkları için şişmiş. Doğrusu: Cesetler denizde çok kaldıkları için şişmiş. İzinsiz inşaata girilmez. Doğrusu: İnşaata izinsiz girilmez. Dışişleri Eski bakanı Doğrusu: Eski Dışişleri bakanı

194 Türkçede tamlayan, tamlanandan önce gelir. Tamlayan, bir başka tamlamayı niteliyorsa yeri yine tamlamanın önüdür. telefon kulübesi düdüklü tencere banka müdürü müzik öğretmeni

195 Ulaştırma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Devlet Bakanı Gaziantep Valisi

196 YABANCI SÖZLERE ÖZENME •“•“Kongrenin saat onda start alması gerekiyordu…” Seçenek: başlaması •“•“...sanatçıyı akompanya etmek...” Seçenek: sizlere eşlik etmek • “... daha önceki bekrauntta da bu tür başarıları var.” Seçenek: geçmişinde de / önceki meslek hayatında da •“•“…dokümante ediyorlardı.” Seçenek: …belgeleri sağlıyorlardı.

197 Yabancı sözcüklerin getirdiği olumsuzluklar:  Söz varlığımız yabancılaşmaktadır.  Karşılığı olan Türkçe sözcüklerin unutulmasına yol açmaktadır.  Birden fazla sözcüğün yerine kullanılması durumunda ayrıntılar kaybolmakta, dilimiz kısırlaşmaktadır.  Söyleyişte ve yazılışta karmaşa yaşanmaktadır.

198 Konuya bu bazda bakmalıyız. Fiyatlar dolar bazında artışta. KKonuya bu temelde (veya) bu esasta bakmalıyız. FFiyatlar döviz ölçüsünde artışta. (veya) FFiyatlar dövize göre artışta. Temel, taban, esas, ölçü Baz

199  doğru, dosdoğru, doğruca, dimdik, sapmadan, dönmeden  aracısız, dolaysız  durmadan, duraksız, molasız direkt satış, direkt ilişki, direkt sefer directe (Fr.), direct (İng.) direkt satış, direkt ilişki, direkt sefer

200 trend (İng.) Eğilim, yönelme, yönelim, gelişme yönü, doğrultu; üslup, tarz, moda GGGGiyimde trendi yakalamak için epey yer dolaştı. Giyimde modayı yakalamak için epey yer dolaştı. BBBBorsa iyi bir trend yakaladı. Borsa iyi bir çıkış (veya yükseliş) yakaladı. EEEEkonomide trend değişimi yaşanıyor. Ekonomide yön değişikliği yaşanıyor. GGGGeçen haftaki maça göre bir trend kaybı var. Geçen haftaki maça göre bir iniş (veya düşüş) söz konusu.

201 trend (İng.) eğilim, yönelme, yönelim, gelişme yönü, doğrultu; tarz, üslup, meyil, temayül gibi Türkçede değişik cümlelerde 56 farklı kullanım olduğu ortaya konulmuştur. Yard. Doç. Dr. Bedri Aydoğan, Türk Dili dergisi, Nisan 2004

202

203

204

205 Daha ayrıntılı bilgi: Türk Dil Kurumu

206 Saygılarımla… Belgin AKSU Türk Dil Kurumu Uzmanı (( 312) Atatürk Bulvarı 217 Kavaklıdere-ANKARA


"TÜRKÇE VE DİL BİLGİSİ Belgin AKSU Türk Dil Kurumu Uzmanı." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları