Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Subhaneke yâ men halak-al-halka ve sevvâ,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Subhaneke yâ men halak-al-halka ve sevvâ,"— Sunum transkripti:

1 Subhaneke yâ men halak-al-halka ve sevvâ,
Subhaneke, subhaneke, subhaneke, elfâ ! Ziya Paşa men halak-al-halka ve sevvâ : Kâinatın halkını yaratan, seviyelendiren, düzelten ve doğruya ileten elfâ : binlerce (defa )

2 Sabret siteme ister isen hüsn-ü mükâfat
Fikreyle ne zulmeylediler Yusuf'a ihvan Ziya Paşa hüsn-ü mükâfat : güzel ödül ihvan : kardeşler

3 Her derdin olur çâresi, her inleyen ölmez
Her mihnete âhir olur, her derde pâyan Ziya Paşa mihnet : sıkıntı âhir : son pâyan : son, nihayet

4 Âdem ona derler ki garazdan ola salim
Nefsinde dahi eyleye icra-yi adalet Ziya Paşa garaz : kötü niyet, düşmanca kasıt icra : uygulama

5 İnsan ona derler ki ede kalb-i rakîki
Âlâm-ı beni-nev'i ile kesb-i melâlet Ziya Paşa rakîk : ince, şefkatli âlâm : elemler, kederler beni-nev : aynı cinsten olanlar, insanlar kesb : elde etme, kazanma melâlet : hüzünlenme, kederlenme

6 Âdem olanın hayrolur insanlığa kasdı
İnsanlığa insanda budur işte delâlet Ziya Paşa kasd : niyet ( maksad ) delâlet : delil olma, gösterme

7 Lânet ola ol mala ki tahsiline ânın
Ya din ola, ya ırz u ya da namus ola âlet Ziya Paşa ânın : onun tahsil : elde etme

8 Kadı ola davacı ve muhzir ola şahit
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet ? Ziya Paşa muhzir : mahkeme mübaşiri

9 Lâyık mıdır insan olana vakt-i kazâda
Hak zâhir iken bâtıl için hükm-ü adalet Ziya Paşa vakt-i kazâ : mahkemenin hüküm verme zamanı zâhir : açıkta, görünürde bâtıl : gerçeğe aykırı olan

10 Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma
Zerdûz palan vursan eşşek yine eşşektir. Ziya Paşa bed-asl : aslı kötü, aslı bozuk necabet : soyca temizlik zerdûz : altın sırma ile işlenmiş

11 Hür olmak ister isen olma cihanın
Zevkinde, safasında, gamında, kederinde Ziya Paşa

12 Güller güler, figanla geçer ömr-i andelib
Bîmâr ihtizarda, ücret diler tabib Ziya Paşa andelib : bülbül bîmâr : hasta ihtizar : can çekişme

13 Âlim oldur ki bile rütbe-i cehl-ü aczin
Âkil oldur ki ede kendi cünunun temyiz Ziya Paşa rütbe-i cehl-ü aczin : (kendi) cehalet ve acizliğinin derecesi cünun : cinnet, mecnunluk, delilik temyiz : dikkatle ayırma, seçme

14 Yâ Rab ! Ne eksilirdi deryâ-yi izzetinden
Peymane-i vücuda zehr-âb dolmasaydı ? Âzâde-ser olur asîb-i derd ü gamdan Ya dehre gelmeseydim, ya aklım olmasaydı… Ziya Paşa derya-yi izzet : büyüklük ve azamet denizi peymane : kadeh Zehr-âb : zehir suyu ( hayatın acıları ) âzade-ser : başı serbest, kurtulmuş asîb-i der ü gam : dert ve gam müsibetleri, belâları dehr : dünya

15 Dilbeste olma âleme, sultan olsan dahi
Bir mülktür cihan ki Süleyman’a kalmadı Ziya Paşa dilbeste : gönül bağlamış, âşık âlem : dünya

16 Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde Ziya Paşa turfa : garip, tuhaf, beceriksiz rehgüzer : yol üstü

17 Gaze-i attar ile gelmez acuza intizam.
Sen mi kaldın hey efendi dehre vermekçün nizam ? Gaze-i attar ile gelmez acuza intizam. Ziya Paşa dehr : dünya gaze-i attar : makyaj malzemesi acuz : yaşlı ve çirkin kadın, kocakarı

18 Zâlimlere bir gün dedirir kudreti Mevlâ :
“Tallahi lekad âserek’ Allahu aleynâ” (*) Ziya Paşa (*) : Allah’a andolsun ki Allah seni bize üstün kıldı. (Yusuf Suresi; Hz. Yusuf’a kardeşlerinin hitabı)

19 Seyretti hava üzre denir taht-ı Süleyman
Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde Ziya Paşa seyr : gitme, gidiş, yürüme, yürüyüş, hareket

20 Dehrin ne safa var acaba sim-ü zerinde
İnsan bırakır hepsini hin-i seferinde Ziya Paşa dehr : dünya sim-ü zer : gümüş ve altın hin-i sefer : yolculuk zamanı, günü

21 Erbab-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar
Rencîde olur dîde-i huffaş ziyadan Ziya Paşa erbab-ı kemâl : olgun insanlar nâkıs : eksik, noksan rencîde : rahatsız, incinmiş dîde : göz huffaş : yarasa ziya : ışık

22 Bir damla içen çeşme-i pürhûn-i fenâdan
Başın alamaz bir daha bârân-ı belâdan. Ziya Paşa pürhûn : kanla dolu, kanlı fenâ : fânilik, geçicilik bârân : sağnak

23 Asûde olam dersen eğer gelme cihana
Meydana gelen kurtulamaz seng-i kazâdan Ziya Paşa asûde : Rahat, başı dinç seng : taş

24 Her kim ki arar bûy-i vefâ tab-ı beşerde
Benzer ona kim devlet umar zıll-ı huma’dan Ziya Paşa bû(y) : koku tab : tabiat, huy zıll : gölge huma : hayâli bir kuş, devlet kuşu

25 Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez
Bârân yerine dürr-ü güher yağsa semadan Ziya Paşa bî-baht : talihsiz katre : damla bârân : sağnak dürr-ü güher : inci ve mücevher

26 İdrak-i maali bu küçük akla gerekmez
Zira bu terazu bu kadar sıkleti çekmez Ziya Paşa maali : yüksek mevzular sıklet : ağırlık

27 Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde Ziya Paşa âyine : ayna rütbe : derece

28 İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah
Yardımcısıdır doğruların hazret-i Allah Ziya Paşa ikrah : iğrenme, tiksinme

29 Allah’a tevekkül edenin yâveri Hak’tır
Nâşad gönül bir gün olur şâd olacaktır. Ziya Paşa nâşâd : sevinçli olmayan, hüzünlü, gamlı şâd : sevinçli, neşeli

30 Allah’a sığın şahs-ı halîmin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir Ziya Paşa halîm : yumuşak tabiatli, ağır başlı

31 Çok mukbili gördüm ki güler, içi kan ağlar
Handân görünen herkesi hurrem mi sanırsın ? Ziya Paşa mukbil : kabul edilmiş, mutlu, ikbal sahibi handan : gülen hurrem : şen, şakrak, sevinçli

32 Nush ile yola gelmiyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmıyanın hakkı kötektir Ziya Paşa nush : nasihat tekdir : azarlama

33 Divanelerin hemdemi divane gerektir
Nâdânlar eder sohbet-i nâdânla telezzüz Divanelerin hemdemi divane gerektir Ziya Paşa nâdân : cahil, görgüsüz telezzüz : lezzet alma, tad alma divane : deli hemdem : arkadaş

34 İncinmemek istersen eğer mülk-i fenâda
Bir kimseyi incitmemeye hasr-ı meram et Ziya Paşa mülk-i fenâ : fanilik ülkesi, dünya hasr-ı meram : maksadını yoğunlaştırmak

35 Bir yerde ki yok nağmeni takdir edecek gûş
Tazyi-i nefes eyleme tebdil-i makam et Ziya Paşa gûş : kulak tazyi : artırmak tebdil : değiştirme makam : bulunulan yer

36 Mânend-i şecer, nâbit olur sâbit olanlar
Herhangi işin ehli isen onda devam et. Ziya Paşa mânend : benzer, gibi şecer : ağaç nâbit : bitek, verimli

37 Noksanını bil, ya bir işe başlama evvel,
Ya başladığın kârı pezira-i hitam et. Ziya Paşa kâr : iş pezira-i hitam : sonuna kadar götürmek

38 Subhane men tahayyare fî sun’ih-il ukûl
Subhane men bi kudretihi yâ’ciz-il fuhûl Ziya Paşa men tahayyare fî sun’ih-il ukûl : sanatıyla akılları hayrete düşüren, hayran eden men bi kudretihi yâ’ciz-il fuhûl : kudretiyle en yüksek bilginleri âciz bırakan


"Subhaneke yâ men halak-al-halka ve sevvâ," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları