Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ GÖLBAŞI MESLEK YÜKSEKOKULU BİLGİSAYAR PROGRAMCILIĞI PROGRAMI Öğr. Gör. Arif YILDIZ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ GÖLBAŞI MESLEK YÜKSEKOKULU BİLGİSAYAR PROGRAMCILIĞI PROGRAMI Öğr. Gör. Arif YILDIZ."— Sunum transkripti:

1 ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ GÖLBAŞI MESLEK YÜKSEKOKULU BİLGİSAYAR PROGRAMCILIĞI PROGRAMI Öğr. Gör. Arif YILDIZ

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12 Her geçen gün işletme ve işletmecilik bilimi çok önemli hale gelmektedir. Gelişen teknoloji ve iletişim teknikleri, işletmecilik biliminin tüm alanlarını ve iş yapma şekillerini çok derinden etkilemekte ve değiştirmektedir. Süreç içerisinde, iş, iş gören, üretim, sermaye, maliyet, kalite, teknoloji, verimlilik, hız, yenilik, insan kaynakları ve yönetim gibi kavramlar, işletmecilik dünyasında her zaman önemini korumaktadır. Küresel boyutta yeni kavramlar, işletmecilik dünyasına katılmaktadır.

13 İşletme biliminde kullanılan birçok kavram, kökünü iş kavramından almaktadır. İşletmede yapılan bütün fiziksel ve düşünsel çabaların tümünü kısaca iş olarak tanımlamaktayız. İş denilince akla sadece fiziksel unsurlar gelmemelidir. Örneğin, planlama çalışmaları, inovatif çabalar, fikirler, hizmetler gibi unsurlar da iş kavramı içerisinde kabul edilmektedir. Bu tanımlamalar ışığında, bir makinenin başında ürün üreten de iş yapmaktadır. Bir yazarın kitap yazma çabaları da bir iştir. Gelişen ve değişen dünyada düşünsel çabalar, daha da önemli hale gelmiştir. Üretim ve süreçlerde yenilik yapma, fikir üretme çabaları işletmecilik adına çok önemli işlerdir.

14 İş kavramı birçok açıdan ele alınabilir. Bir bireyin yaşamını sürdürebilmek için giriştiği bedensel ve düşünsel çabalara, ekonomik anlamda iş denir. Bu çabalarının karşılığında ücret elde eder. Psikolojik anlamda iş, bireye saygınlık ve doyum sağlayan bir kavramdır. Çalışan bir insan psikolojik açıdan rahatlar, mutlu olur. Bir işletme sistemi, bir bütün olarak düşünülürse birçok işin yapılması ile sistem çalışır hale gelmektedir. İşletmenin sağlıklı çalışabilmesi, başarılı olabilmesi için işlerin hızlı, etkin, verimli ve zamanında yapılması gerekmektedir.

15 Kelime anlamı olarak da anlaşıldığı gibi, işi, görevi, sorumluluğu yerine getiren kişi akla gelmektedir. Yerine göre personel, işçi, memur, çalışan, emektar, ücretli, emekçi, sorumlu, görevli gibi anlamlarda da kullanılmaktadır. İşgören, işletmeye belirli ücret karşılığında fiziksel ve düşünsel emeğini, çabalarını katan kişidir. İşgören, yerine getirdiği bu çabalar neticesinde "ücret" veya "maaş" almaktadır. Ancak bu çabalar karşılığında beklenti sadece ücret değildir. Bunun yanında bir işgören, sosyal ve psikolojik açılardan da gereksinimlerini işletmelerde karşılamak isterler.

16 Örneğin, işletme içerisinde kendine saygı duyulması, fikirlerinin dikkate alınmasını ister. ihtiyaçları karşılanan bir işgören daha verimli ve istekli çalışır. Personel veya insan kaynakları olarak ifade edilen bu kesim, işletmelerin başarı ve başarısızlığında direkt etkileri olan kişilerdir (Akdemir,2003). Gelişen teknolojiye rağmen, her geçen gün insan gücünün, özellikle de vasıflı insan gücünün önemi artmaktadır.

17 İşletmede, üretim faktörlerini bir araya getiren, işletmeyi kuran, faaliyete geçiren, tüm faaliyetleri yerine getiren kişi işverendir. Yerine göre girişimci, sermayedar, müteşebbis, yerine göre patron olarak adlandırılan kişilerdir. Bu faaliyetler neticesinde işveren kar elde eder. işveren, işgören çalıştırarak, vergi vererek, önemli yatırımlar yaparak topluma, ülkesine çok önemli katkılar sağlar. İşveren, yerine göre girişimci, müteşebbis anlamında da kullanılmaktadır.

18 işletmelerde çok fazla sayıda insan çalışmaktadır. Bir işletmenin başarılı olabilmesi için, işletmelerde çalışan işgörenlerin verimli ve etkin çalıştırılması gerekmektedir. Bir işletmenin ortak amaçlar olarak belirlediği hedeflere en kısa zamanda ve en etkin bir biçimde ulaşabilmeleri için ekip halinde harekete geçmeleri, "yönetim" olarak ifade edilmektedir. Yönetim fonksiyonun gerçekleşebilmesi için en az iki kişinin mevcut olması gerekmektedir. “Yönetim, başkalarına iş yaptırma gücü ya da sanatıdır.” denilebilir. Bu açıdan bakıldığında "sanatların en eskisi, bilimlerin en yenisidir. "

19 Yönetim işlevini yerine getiren kişiye, yönetici denir. Yönetici, kar ve riski başkalarına ait olmak üzere, mal ve hizmet üretmek için üretim faktörlerini bulan, bir araya getiren ve bu amaçla çalışanlarına yön veren kişidir. Yöneticileri işverenden ayıran en önemli özellik, kar ve zarar riskine katılmamalarıdır. Ancak zarar eden bir işletmede de yönetici, uzun süre istihdam edilmez.

20 Bir insan sisteminde beyin hangi görevi yerine getiriyorsa bir işletmede de yönetici aynı görevi yerine getirir. Kısacası yönetici, bir işletmenin beynidir. iyi bir yöneticide birçok özellik olması gerekmektedir. Yöneticiler, yaptıkları işi ve işi yapan kişileri çok iyi bilmedirler. Kişilikleri ve davranışları ile örnek olmalı, eğitime önem vermeli, insanlara eşit ve adil davranmalı, ekip çalışmasını bilmeli, sabırlı, kararlı ve cesur olmalıdırlar.

21 İşletmecilik biliminin başlangıç noktası, ihtiyaçlar ve isteklerdir. Çünkü ihtiyaç ve istek varsa tüketim vardır. Tüketim olabilmesi için mutlaka üretim olması gerekmektedir. Üretim yapan birimler de her zaman işletmelerdir. İnsan varlığı olduğu sürece, ihtiyaç ve istekler olacaktır. İhtiyaç, insanların bazı temel doygunluklardan yoksun olduklarını hissetme durumudur. İnsanı tüketime yönelten en önemli etkenin ihtiyaçlar olduğu görüşü, bilimsel anlamda ilk olarak Abraham Maslow tarafından savunulmuştur.

22 Şekil’de Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidinin en altında, temel fizyolojik yaşamsal ihtiyaçlar yer almaktadır. Daha sonra güvenlik, aidiyet, saygınlık, kendini gerçekleştirme ihtiyaçları yer almaktadır. Bir ihtiyaç karşılandığında diğer ihtiyaç ortaya çıkmaktadır. İşletmecilik açısından insan ihtiyaçlarının bilinmesi çok önemlidir.

23

24 Tüketim, insan ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamak amacıyla üretilen mal ve hizmetlerin kullanımıdır. Ekonomik değer taşımayan mal ve hizmetlerin kullanılmasında tüketim söz konusu değildir. Tüketimin mutlaka bir ihtiyacı karşılaması gerekmektedir. Ekonomik güç arttıkça tüketim de artmaktadır. Tüketiciler ise, ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamak amacıyla, mal ya da hizmetleri satın alan kişi ya da kuruluşlardır.

25 Bir işletmenin, tüketicilerin hangi tür malları satın aldıklarını ve bunları ne sıklıkta ve nereden aldıklarını çok iyi takip etmesi gerekmektedir. Çünkü işletmelerin her türlü faaliyetinde tüketici odaklılık geçerli olmalıdır. Tüketicileri dikkate almayan işletmeler, çok kısa sürede başarısız olmaktadır.

26 En açık ifade ile sistem, belli bir amacı gerçekleştirmek için birlikte çalışan ve birbirlerini etkileyen parçalardan oluşan bir bütündür. Bu tanıma dayalı olarak bir sistemin iki temel özelliği, (1) bir amacının olması ve (2) birbirleri ile etkileşimde bulunan parçalardan oluşmasıdır. Sistemi bir bütün olarak oluşturan parçalar, amacı gerçekleştirmek için birlikte çalışırlar ve çalışma sırasında birbirleri ile etkileşimde bulunurlar. Bu etkileşim, sistemin önemli bir özelliğidir ve sistemi bir "parçalar yığını" olmaktan kurtarır. Parçalardan birisinde meydana gelecek bir değişme, sistemin işleyişini etkiler.

27 Örneğin, insan vücudu bir sistemdir. Çünkü bir amacı vardır (yaşamak). Çeşitli parçalardan (organlardan) oluşmuştur ve bu parçalar birbirleri ile etkileşim halindedir. Birisinde meydana gelen bir değişim, tüm vücudu etkiler. Aynı biçimde, işletme de bir sistemdir. Bir amacı vardır (mal veya hizmet üretmek ya da kar etmek). Çeşitli parçalardan oluşmuştur (üretim, finansman, personel, muhasebe bölümleri vb.) Birisindeki değişme tüm sistemi etkiler (Sarıaslan,1984).

28  Örneğin, bir otomobil böyle bir sistemdir. Kendi içerisinde birçok alt sistemlerin birleşimi ile otomobil, amacına göre hareket etmektedir. Sistemin parçaları, girdiler ve çıktılar açısından birbirine bağlıdırlar ve bütün sistem, arzu edilen amaca ulaşıp ulaşmadığını belirlenmek için sürekli, dinamik bir yapıya sahiptir. Eğer sistem amacına ulaşmamışsa sistemde sürekli aksamalar oluyorsa geri bildirim-feedback yoluyla bu aksamalara çözüm bulununcaya kadar süreç devam eder

29 SÜREÇ (PROCESS) GİRDİ (INPUT) ÇIKTI (OUTPUT) GERİ BESLEME (FEEDBACK) Şekil: Bir Sistemin Genel Yapısı

30 Şekil de açıkça görül düğü gibi sistem fonksiyonları, dış çevreden girdilerin alınması, belirli yöntemler ile dönüştürülmesi ve bir ürün olarak tekrar dış çevreye verilmesini sağlarlar. İşletme organizasyonlarının bir sistem olarak ele alınmasında karşımıza dört bileşen çıkar. Bunlar, girdi, dönüşüm süreci, çıktı ve geri beslemedir. Girdi, insan, fizik varlıklar, bilgi kaYJ1akları gibi üretim ve hizmet için kullanılan materyallerden oluşur. Dönüşüm süreci, üretim teknolojisinin girdiyi çıktıya dönüştürmesidir. Çıktı, örgütün ürünü veya hizmeti, geri bildirim ise sonuç bilgisinin bir dahaki döngüde kullanılmasıdır. Başka bir deyişle sistem yaklaşımı işletmeyi çeşitli parçalar, süreçler, amaçlardan ve alt sistemden oluşan bir bütün olarak ele alır.

31 Tüm bu açıklamalardan sonra bir işletme sistemi tanımı yapılacak olursa "mal ve hizmet üretmek veya pazarlamak amacıyla kurulan sistemlere işletme denir.“ En temel tanım olarak işletme; "insanların ihtiyaç duydukları mal ve hizmeti üretmek için, üretim faktörlerini bilinçli, uyumlu ve sistemli bir şekilde bir araya getiren, mal ve hizmet üreten, pazarlayan, satıştan sonraki tüm hizmetleri yerine getiren ekonomik, sosyal kuruluşlardır."

32 Bu tanıma göre, bir simitçi de işletmedir. Otomobil üreten dev bir kuruluş da işletmedir. Bunun yanında hizmet üreten, mali müşavirlik veya avukatlık bürosu da işletmedir. İşletme yerine göre organizasyon, girişim, teşebbüs, ticari müessese, ticarethane, fabrika, iktisadi kuruluş gibi anlamlara gelmektedir. İşletme ekonomik, sosyal, teknik ve dinamik bir sistemdir. Her ülkenin ekonomisini oluşturan önemli yapı taşlarıdır.

33

34 İnsan gereksinmelerini giderme özelliğine sahip mal ve hizmetlere ekonomik mal ve hizmetler denir. İnsan gereksinme ve isteklerini gidermeye yarayan araba, kalem, televizyon gibi somut araçlara mal, somut olmayan araçlara da hizmet diyoruz.

35

36 Bir işletmenin mal ve hizmet üretebilmesi için işletme dışından belirli girdileri sağlaması gerekir. Bunlar, üretim faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için bir araya getirilmesi gereken temel nitelikteki unsurlardır. Kısaca "üretim faktörleri" olarak adlandırılmaktadır. Sermaye, bir işletmenin mal ve hizmeti üretebilmesi için gerekli olan parasal ve fiziksel varlıkları ifade eder. Örneğin, sermaye olarak para, malzeme, makine, bina vb. sayılabilir. Sermaye karşılığında "faiz" ödenir. İşletme girdilerinin ikincisi, insan gücü veya emek faktörüdür. İnsan faktörü, işletmenin her aşamasında çok değerlidir ve her geçen günde daha da önemli hale gelmektedir. Emek faktörüne sahip olan işgörenler, bu çabaları karşılığında "ücret" elde ederler.

37 Üçüncü girdi (doğal kaynak), özellikle işletmenin mal ve hizmeti üretebilmesi için gerekli olan ham madde kaynağını ifade eder. Maden, petrol, su, ağaç, orman, zirai ürün, toprak vb. unsurlar sayılabilir. İşletmelerin yerine getirdikleri iş türüne göre ham madde kaynakları değişebilir. Doğal kaynak kullanımı karşılığında bedel olarak “rant (kira)” ödenir. Bir diğer girdi, girişimcidir. Sermaye, emek ve doğal kaynakları bir ihtiyacı karşılamak için mal ve hizmetleri üretmek üzere tedarik eden ve uygun şekilde birleştiren kişi, girişimcidir. Müteşebbis olarak da ifade edilen girişimciler, riskleri göze alır, fırsatları değerlendirir ve sonuçta kar veya zarar elde eder.

38 İşletme girdilerinden bir başka önemli girdi de bilgi, birikim ve tecrübedir. Özellikle teknolojik bilgi çok önemlidir. Örneğin bilgisayarlar, yazılımlar, paket programlar, bilgisayarlı makineler, robotlar, üretim teknolojileri vb. birçok teknolojik yenilik, önemli girdilerdir. İşletme girdileri 5M olarak da ifade edilmektedir: Money (para), man(insan), material (malzeme), Method (yöntem), machine (makine) gibi İngilizce kelimelerinin baş harflerinden oluşmaktadır.

39

40 işletmeciliğin en önemli ilkesi verimliliktir. Verimlilik, üretim faaliyetlerinden elde edilen çıktının (mal ve hizmet) fiziki miktarının, bu üretim faaliyetlerine konan girdinin (üretim faktörleri) fiziki miktarına oranıdır. Verimlilik, bir işletmede varlıkların ve kaynakların ne ölçüde etkin kullanıldığını ölçmektedir.

41  Yukarıdaki oran ile "toplam faktör verimliliği" hesaplanmaktadır. Ayrıca "kısmi verimlilik" de hesaplanabilmektedir. Emek, makine, malzeme, sermaye verimliliği olarak da faktör başına hesaplama yapılabilir. Örneğin,

42

43

44

45

46

47

48

49

50

51

52 İşletme insanların ihtiyaçlarını karşılamak için kurulan sosyal ve ekonomik birimdir. İşletme yönetimi ise, belirli bir amaca ulaşmak için işletme kaynaklarını (fiziki, mali, beşeri, bilgi); planlamak, örgütlemek, yürütmek, koordine etmek ve kontrol etmek olarak tanımlanabilir. İşletme yönetiminde insan ile insan, insan ile öteki tüm üretim öğeleri arasındaki ilişkiler bir üretim ağı çerçevesinde düzenlenir. İşletme yönetimi, işletmelerin ortaya çıkmasıyla söz konusu olmuştur. Bugünkü anlamda modern işletmelerin ortaya çıkması ve gelişimi sanayi devrimiyle birlikte kütle üretimine geçişle başlamıştır.

53 Sanayi devriminden önce insanlar, el becerilerine dayalı olarak, kendilerine ait iş yerlerinde zanaat işleriyle uğraşmaktaydılar. Sanayi devriminden sonra kas gücünün yerine makinenin gücü ikame edilerek, üretim etkinlikleri makineleşmeye başladı. Üretimde makineleşmeyle birlikte gelişmiş teknolojilerin de yardımıyla, çok sayıda kişinin çalıştığı fabrika sitemleri meydana geldi. Böylece, sanayi devriminden sonra organizasyonların sayı ve büyüklükleri artmış, yapıları karmaşıklaşmış ve faaliyet alanları genişlemiştir. Yönetim literatüründe bu gelişmeye, “işletmecilikte devrim" veya “örgütsel devrim" adı verilmektedir.

54 En yaygın tanımı ile “işletme”; insan gereksinmelerinin karşılanması için mal ve/veya hizmet üretiminin gerçekleştirildiği, iktisadi birimdir. İşletmelerde, ekonomik bir mal veya hizmet üretimi için üretim faktörleri bir araya getirilir. İşletme, teknik bilgilerin, bilimsel bulguların ve ekonomik ilkelerin uygulandığı; insan davranışlarının değerlendirildiği, toplumsal sorumlulukların ve toplumsal etkileşimlerin yer aldığı çok yönlü bir birimdir.

55 İşletmede, mal ve hizmet üretimi belli bir amaca yönelik olarak gerçekleştirilir. İşletmeleri bu yönüyle, kâr amacı güden ve kâr amacı gütmeyen işletmeler olarak ayırabiliriz. Bir birimin işletme sayılmasının temel koşulu kâr amacı gütmesi değildir. Özel sermayenin yanı sıra, kamu sermayesiyle kurulmuş işletmeler de vardır. Kamu sermayesiyle kurulmuş işletmelerin, kâr amacını önde tutmadan çalışmaları söz konusu olabilir. Bunlar da işletme olarak nitelendirilirler. Örnek olarak, KİT’lerin bir bölümü, belediyelerin kurduğu kimi işletmeler öncelikli olarak topluma hizmet amacını taşırlar.

56 Küçük bir televizyon onarıcısı işletme sayılırken, TV üreten büyük bir birim de işletmedir. T.C. Ziraat Bankası ve DDY birer kamu işletmesi, otobüs üreten Bursa’daki şirket ile kot pantolon kumaşı üreten Denizli’deki şirket ise, birer özel işletmedir. Çin’deki bir ekmek fabrikası da Türkiye’deki bir ekmek fabrikası da birer işletmedir.

57 Yönetim literatüründe yönetim ve işletme yönetimi kavramlarını birbirinden ayıran iki temel farklılık vardır. İlk farklılık, ortak amacın iktisadi olmasıdır. Ortak bir amacın gerçekleştirilebilmesi için, işbirliği yapmış insan grubunun faaliyetlerinin planlanması, örgütlenmesi, yönlendirilmesi, koordinasyonu ve kontrol edilmesiyle ilgili tüm faaliyetler, işletme yönetiminin konusunu oluşturur.

58 Genel anlamda yönetimi, işletme yönetiminden ayıran ikinci farklılık ise, işletme yönetiminin sosyo-teknik bir niteliğe sahip olmasıdır. Yönetim sosyal bir bilim dalıdır ve dolayısıyla bir insan grubunun ortak amaca yönelik çabalarını kapsar. İşletme yönetiminin sosyal niteliği yanında, üretim süreci ve teknoloji kullanma zorunluluğu nedeniyle teknik bir yanı da bulunmaktadır. Günümüz örgütlerinin bilgi işleyen örgütler olması nedeniyle, işletmelerin teknik tarafları geleneksel işletmelerden daha fazla önem kazanmıştır.

59 İşletmecilik; bağımsız bütçeyle çevrilen devlet işlerinin, ya da özel iş yerlerinin düzenlenmesini, yönetilmesini, çalışmalarını içine alan bir iş koludur. Küçük, büyük her iş kurumunun kendine göre özellikleri olduğundan, birbirinin tamamen benzeri olarak çalışan iki iş yeri gösterilemez. Ancak, bütün iş yerlerinin, belli bir işi yürütmek üzere uyguladığı, dayandığı bazı genel işletmecilik kuralları vardır ki, bunlar bir araya gelerek «işletmecilik» adını verdiğimiz bilim kolunun temel kurallarını meydana getirir.

60 Yeni kurulacak olan bir iş için ele alınacak ilk ve en önemli mesele, bu işin hangi alanda, ne maksatla, hangi amaca göre yürütüleceğine karar vermektir. Büyük işlerin en tipik örneklerinde maksat, genel olarak, belli birtakım malların üretilmesi, dağıtılması, ya da bir servisin kurulması, işletilmesi; amaç da, bu işin mümkün olan en büyük kârın sağlanmasıdır.

61 ikinci mesele, Bu maksatların ve amaçların gerçekleştirilmesi, ancak «plânlama» yolu ile meydana gelebilir. Demek ki işletmecilikte ele alınacak ikinci mesele, işlerin yürütülebilmesi için bir plan hazırlamaktır. üçüncü meselesi, İşletmeciliğin, planlamadan sonra gelen üçüncü meselesi, hazırlanmış olan planın iş alanında uygulanabilmesi için bir teşkilât kurmaktır. Bu teşkilat genel olarak iş sahiplerinin seçtiği yetkili birkaç kişiden meydana gelir.

62 dördüncü İşletmeciliğin dördüncü ve son meselesi, kontroldür. Kontrol, işlerin plana göre yürütülüp yürütülmediğini incelemeyi; yapılan işlemlerle planın belirttiği işlemler arasında karşılaştırma yapmayı; önceden hesaplanmış olan kara ulaşılıp ulaşılmadığını, ulaşılmıyorsa bunun sebeplerini araştırıp bulmayı içine alır.

63 İşletme kavramının iki farklı niteliği vardır. Bunlardan ilki İşletme kavramının bir icraat anlatan dinamik niteliğidir. İkincisi ise fabrika, büro, ticarethane vb. kavramlarının ifade ettiği işlerin görüldüğü yeri belirtir ki bu kavram statik bir anlam taşımaktadır. Bu yönüyle işletme fiziksel bir mekan ifade eder. Üçüncü anlamında da, fiil ve hareketlerin oluştuğu yer değil, yalnız bu fiil ve hareketleri (işleri) görmek üzere oluşturulmuş yapı anlatılmaktadır. Bu yöne ile “işletme” ile “örgüt” birbirine yakın anlama sahiptir.

64 Başarının ilk kuralı konsantrasyondur. Bütün enerjiyi bir noktaya yönlendirip etrafa bakmadan o noktaya kilitlenmek gerekir. Williams MATHEUS Gençliğe üç öğüdüm vardır; çalışın, çalışın, çalışın. Otto Von BISMARK

65 Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş ile birlikte daha büyük önem kazanmaya başlayan girişimcilik kavramı orta çağdan günümüze kadar pek çok teorisyenin tanımlamaya çalıştığı bir kavram olarak hem işletme, hem de iktisat literatürünün en fazla ilgi çeken konularından birisi olmuştur. Bu bağlamda girişimcilik, günümüzde hala gerek uygulamada gerekse teorik anlamda üzerinde her geçen gün yoğun şekilde tartışmaların yaşandığı bir alandır.

66 Girişimciliği net bir tanımın sınırları içine yerleştirmek oldukça zordur. İlk kez ortaçağda kullanılan bu kelimenin "entreprendere" kökünden ve "üstlenmek", "girişmek" anlamına geldiği görülür. Girişimci terimi ilk olarak 17. yüzyılda Fransız askeri terminolojisinde kullanılmıştır. Bu kelime uzun askeri yolculuklara rehberlik etmeyi üstlenen kişileri ifade etmek için kullanılmıştır. Yine bu terim, iş dünyasında ilk defa 18. yüzyılın başında Fransa'da yaşayan İrlanda asıllı ekonomist Richard Cantillon tarafından kullanılmıştır. Latince'de “intare” kökünden gelen girişimci kavramı, İngilizce 'de enter (giriş) ve pre (ilk) kelime köklerinden gelmekte ve entrepreneur yani ilk girişen, başlayan anlamına gelmektedir.

67 Bu tanım, zaman içinde farklılaşarak, 20. Yüzyılda daha çok 'yenilik yapabilme, fırsatları değerlendirebilme ve ticari anlamda uygulanabilir hale getirme" anlamında kullanılmıştır. Girişimci, en basit şekliyle girişimi gerçekleştiren kişi olarak tanımlanabilir. Ancak, girişimciyi sadece ''yeni bir yatırım yapan kişi" olarak tanımlamak doğru olmayacaktır.

68 Geçmişte kullandığımız “teşebbüs" ve "müteşebbis" kavramları yerine bugün daha çok "girişim" ve "girişimci" kavramlarını kullanmaktayız. Günlük hayatta, girişim (enterprise); bir işi yapmak için harekete geçme, başlama, kalkışma durumunu ifade etmekte, girişimci (entrepreneur) ise; böyle bir durum içinde yer alan girişken kişi anlamında kullanılmaktadır. Bu kavramlar esasta, iktisadi bir çerçeve içinde ele alınmaktadır. Bu çerçevede girişimci, arz ve talebi yönlendiren, pazar arayan kişi, girişimcilik ise, daha çok kaynakları ekonomik olarak seferber etme, harekete geçirme faaliyeti olarak görülmektedir.

69 Bu açıklamalardan sonra girişimci, “mal veya hizmet üretmek veya pazarlamak için sahip olduğu sermayeyi ortaya koyarak amacına ulaşmak için bir işletme kuran ve bu işletmeyi ya yöneten ya da yönetim konusunda profesyonel bir uzmandan yardım alan ve kar elde etmeyi amaçlayan kişi” olarak tanımlanabilir. Başka bir deyişle, girişimci, yeni fırsat noktalan konusunda öngörüsü olan ve o fırsatlar üzerinde harekete geçmek için düşünen bir kimsedir. Girişimci risk ve sorumluluk üstlenebilme, dinamik bir kişiliğe sahip olma, yeniliklere açık olma, büyüme tutkusuna sahip olma gibi özelliklere de sahip olmalıdır.

70 Diğer taraftan, girişimcilik ile para sahipliğinin birbirinden kesinlikle ayrılması gerekmektedir. Çünkü girişim kavramı, paranın varlığından çok yeni ürün ve üretim tekniklerini, geniş bir vizyonu veya değişen koşullara uyum yeteneğini çağrıştırır. Dolayısıyla, girişimcilik yeteneklerine sahip fakat yeterli sermayesi olmayan kişiler potansiyel birer girişimci olarak tanımlanmaktadır.

71 İşletmelerin faaliyette bulunabilmeleri için üretim faktörlerinin temin edilerek, belirli bir düzen içinde yönlendirilmesi gerekir. Neyin, nasıl, ne zaman ve niçin üretileceğine karar veren kişiye işletmeci veya girişimci denir. Bu tür faaliyetler ise işletmecilik veya girişimcilik olarak ifade edilir. Girişim ise; girişimcilik faaliyetleri sonucu girişimcinin ortaya koyduğu oluşum veya yapıdır.

72 Girişimin belirleyici nitelikleri şunlardır:  Girişimin amacı kazanç veya yarar sağlamaktır.  Girişim, ücret karşılığında satmak üzere mal veya hizmet üretir veya fonlar sağlar. Bu nitelik girişim olmanın zorunlu unsurudur.  Girişimin üç temel işlevi, üretim, satış ve finansmandır.  Girişim hukuki bir birimdir. Tüzel kişiliği bulunan girişimin sahiplerinden ayrı bir kişiliği vardır.  Girişim finansal bir birimdir. Kendisine ait varlıkları ve bunları karşıladığı öz ve yabancı kaynakları bulunur.  Girişim, insan ve meteryalden oluşan bir örgüttür ve bu örgüt devamlılık gösterir.

73 Girişim kavramı genel olarak iki farklı bakış açısı ile ele alınır: 1) Ekonomik, teknik ve hukuki birimler 2) Girişimcilerin bir işletme kurmak amacıyla ortaya koydukları çabaları ve katlandıkları zorlukları kapsamaktadır.

74

75 Girişimcilik gerek toplum hayatının gerekse ekonomik yaşamın canlanması açısından hayati öneme sahip bir fonksiyondur. Girişimcinin çağdaş toplumlardaki temel işlevi, ardı arkası kesilmeyen yenilikleri gerçekleştirmek şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan modern girişimcinin gücü; yenilik yapma ve yaptığı yenilikleri iş dünyasında somut ticari ürünlere dönüştürebilme kapasitesine dayanır. Bu kapsamda çağdaş bir girişimcinin yerine getirmesi beklenen fonksiyonlar şöyle sıralanabilir:

76 1) Yeni mal ve hizmet üretmek veya bilinen mal ve hizmetlerin nitelik ve kalitelerini yükseltmek, 2) Yeni üretim yöntemleri geliştirme ve uygulayabilme yeteneği: 3) Endüstride yeni organizasyonlar kurmak 4) Yerel pazarlara ulaşma, 5) Hammaddelerin ve benzeri maddelerin sağlanabileceği yeni kaynaklar bulmak, 6) İstihdam oluşturma, 7) Sermaye birikimi sağlama

77

78 Girişimci bazen yanlış olarak anlaşıldığı gibi, sadece parası olan kişi demek değildir. Girişim kavramı, paranın varlığından ziyade, yeni ürün veya üretim tekniklerini bilme,geniş bir ufuk sahibi olma veya yeni ve değişen şartlara uyum sağlama kabiliyetidir.

79  Başarılı bir girişimcinin kişilik özellikleri şu şekilde sıralanmıştır.  Özgüven  Kararlı olma  Yeni fikirlere açık olma  Vizyon sahibi olma  İnsiyatif kullanabilme  Güvenilirlik  Olumlu düşünme  Esneklik  Risk alma  Çalışkanlık

80  Organizasyon kabiliyeti  Zamanı iyi kullanma  Denetim yeteneği  Bilgi  Azim  Akılcılık  Kararlılık  Sürekli kendini Yenileme

81 Girişimcinin fark edilmeye ihtiyacı vardır. Bunun için gerçekten farklı olun !

82 Girişimcilik başlıca üç gruba ayrılır. Bunlar;  Fırsat Girişimciliği,  Yenilikçi Girişimcilik,  Takipçi Girişimcilik

83 Fırsat girişimciliği temelde, pazardaki mevcut fırsatları görerek ya da potansiyel fırsatları sezinleyerek, mevcut olan bir mal veya hizmetin pazara yeterince sunulamaması veya pazarda hiç olmaması, ya da mevcut işletmelerin istenilen kalitede hizmeti pazara sunamamalarından kaynaklanır. Bu tür girişimcilik, pazardaki fırsatları değerlendirebilecek görüş açısını, kar edebilecek biçimde kaynakları organize ederek, yönlendirme yeteneğini gerektirir.

84 Yeni bir fikir veya buluşu,ya da mevcut olan bir mal veya hizmetin dizayn, fiyat, kalite gibi yönlerden iyileştirilerek pazara sunulmasıdır. Kimi araştırmacılar, bu tür girişimciliğin asıl girişimcilik olduğu görüşündedirler. Mevcut ürünlerde tasarım veya kullanım itibarı ile bazı değişiklikler yapılması, hatta, işletmelerin tüketici beklentilerinin de ötesine geçerek mevcut olmayan ürünleri yeni bir fikir veya buluşun pazara sürülmesi şeklinde üreterek, müşterilerin kullanımına sunmalarıdır.

85 Piyasadaki gelişmeleri izlemekle yetinen, bu gelişmelere göre davranan, yenilik yapan girişimcilerin yolundan gitmeyi içeren girişimcilik türüdür. Bu tür girişimcilik türünde girişimcilerin, yenilikçi girişimcileri izlemekle yetindikleri görülmektedir. Fakat girişimciliğin dinamik yapısı nedeniyle roller her an değişebilir.

86


"ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ GÖLBAŞI MESLEK YÜKSEKOKULU BİLGİSAYAR PROGRAMCILIĞI PROGRAMI Öğr. Gör. Arif YILDIZ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları