Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla"— Sunum transkripti:

1 Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
İNSAN SURESİ 1

2 İNSAN SURESİ هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ حٖينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْپًا مَذْكُورًا ﴿١﴾ 1 İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar), tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemiş miydi (ki), henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi? اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍ نَبْتَلٖيهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمٖيعًا بَصٖيرًا ﴿٢﴾ 2 İnsanoğlunu katmerli bir karışım olan hayat tohumundan Biz yarattık; sınava tabi tutmayı (diledik) ve ardından ona işitme ve görme yeteneği verdik. 2

3 اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبٖيلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا ﴿٣﴾
İNSAN SURESİ اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبٖيلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا ﴿٣﴾ 3 Elbet onu (amacına ulaştıracak olan) doğru yola Biz yönelttik: iman eden ve inkâr eden biri olmayı (kendi tercihine bıraktık) اِنَّا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖينَ سَلَاسِلَا وَاَغْلَالًا وَسَعٖيرًا ﴿٤﴾  4 En sonunda (inkârı tercih eden) kâfirler için; tarifi imkansız zincirler, tasmalar ve kışkırtılmış çılgın bir ateşi Biz hazırladık. 3

4 عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجٖيرًا ﴿٦﴾
İNSAN SURESİ اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَاْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا ﴿٥﴾ 5 Elbet iyiler de hoş kokulu çiçek özü katkılı tarifsiz bir kadehten içecekler: عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجٖيرًا ﴿٦﴾ 6 (Bunların doldurulduğu) öyle bir göze var ki, Allah’ın has kulları gürül gürül kaynayan bu kaynaktan içecekler. 4

5 8 Ve kendi istek ve arzularına rağmen
İNSAN SURESİ يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطٖيرًا ﴿٧﴾ 7 (O has kullar ki;)   üzerlerine vacip kıldıkları hayrı yerine getirirler ve şerri kahredici bir virüs gibi yayılan günün kaygısını taşırlar; وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّهِ مِسْكٖينًا وَيَتٖيمًا وَاَسٖيرًا ﴿٨﴾  8 Ve kendi istek ve arzularına rağmen muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler; 5

6 اِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرٖيرًا ﴿١٠﴾
İNSAN SURESİ اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُرٖيدُ مِنْكُمْ جَزَاءً وَلَا شُكُورًا ﴿٩﴾ 9 (Kendi kendilerine derler ki): “Biz size sadece Allah için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. اِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرٖيرًا ﴿١٠﴾ 10 Elbet biz yüzleri asıp kaşları çatan bir günde Rabbimizin (rızasını) kaybetmekten korkuyoruz. 6

7 وَجَزٰیهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَرٖيرًا ﴿١٢﴾
İNSAN SURESİ فَوَقٰيهُمُ اللّٰهُ شَرَّ ذٰلِكَ الْيَوْمِ وَلَقّٰیهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا ﴿١١﴾ 11 Bu yüzden Allah onları bu günün dehşetinden koruyacak ve onların (yüzlerine) nûr, (yüreklerine) sürur koyacak; وَجَزٰیهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَرٖيرًا ﴿١٢﴾ 12 Ve sabırlarına karşılık onlara cennet bahçeleri ve tarifi imkansız özgür bir (hayat) bahşedecek. 7

8 İNSAN SURESİ مُتَّكِپٖينَ فٖيهَا عَلَى الْاَرَائِكِ لَا يَرَوْنَ فٖيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرٖيرًا ﴿١٣﴾ 13 Orada divanlara sere serpe uzanacaklar; ne sıcağa ne soğuğa maruz kalacaklar; وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلٖيلًا ﴿١٤﴾ 14 Zira cennetin (kutlu) gölgesi üzerlerine düşecek, oranın salkımları emre âmâde kılınacak. 8

9 قَوَارٖيرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدٖيرًا ﴿١٦﴾
İNSAN SURESİ وَيُطَافُ عَلَيْهِمْ بِاٰنِيَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَاَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارٖيرَا ﴿١٥﴾ 15 Gümüş (parlaklığında) kaplar ve billur gibi kupalarla kendilerine servis yapılacak; قَوَارٖيرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدٖيرًا ﴿١٦﴾ 16 Öyle gümüşi billurlar ki, onların hacmini tamamen kendileri takdir edecek. 9

10 وَيُسْقَوْنَ فٖيهَا كَاْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَبٖيلًا ﴿١٧﴾
İNSAN SURESİ وَيُسْقَوْنَ فٖيهَا كَاْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَبٖيلًا ﴿١٧﴾ 17 Orada zencefil türü bir şeyle tatlandırılmış dolu kadehlerle suvarılacaklar: عَيْنًا فٖيهَا تُسَمّٰى سَلْسَبٖيلًا ﴿١٨﴾ 18 (Ebedi saadetin) kaynağı olan oraya yüceltilen bir yol ara! 10

11 وَاِذَا رَاَيْتَ ثَمَّ رَاَيْتَ نَعٖيمًا وَمُلْكًا كَبٖيرًا ﴿٢٠﴾
İNSAN SURESİ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ اِذَا رَاَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًا مَنْثُورًا ﴿١٩﴾ 19 Kendilerine kalıcı gençlik iksiri servisi yapılacak: Sen o (cennetlik)leri göreceğin zaman, sanki saçılmış tarifsiz inciler sanacaksın; وَاِذَا رَاَيْتَ ثَمَّ رَاَيْتَ نَعٖيمًا وَمُلْكًا كَبٖيرًا ﴿٢٠﴾ 20 Nereden bakacak olsan, sınırsız bir nimet deryası ve görkemli bir iktidar göreceksin. 11

12 İNSAN SURESİ عَالِيَهُمْ ثِيَابُ سُنْدُسٍ خُضْرٌ وَاِسْتَبْرَقٌ وَحُلُّوا اَسَاوِرَ مِنْ فِضَّةٍ وَسَقٰیهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا ﴿٢١﴾ 21 Onların üzerinde yemyeşil, capcanlı ipek elbiseler, atlastan kaftanlar bulunacak; ve onlar tarifsiz gümüşten künyeler bilezikler takınacak; dahası Rableri onlara temiz ve temizleyici olan tarifsiz bir içecek ikram edecek. 12

13 اِنَّ هٰـذَا كَانَ لَكُمْ جَزَاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُورًا ﴿٢٢﴾
İNSAN SURESİ اِنَّ هٰـذَا كَانَ لَكُمْ جَزَاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُورًا ﴿٢٢﴾ 22 (Kendilerine): “Bunlar size ödül olarak verilmiştir; ve (bu uğurdaki) üstün gayretiniz (Allah) tarafından kabul edilmiştir” (denilecek). اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ تَنْزٖيلًا ﴿٢٣﴾ 23 ELBET BİZ, evet Biziz Kur’an’ı sana tedrici bir süreç içinde indiren; 13

14 وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا ﴿٢٥﴾
İNSAN SURESİ فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ اٰثِمًا اَوْ كَفُورًا ﴿٢٤﴾ 24 Artık Rabbinin hükmünü sabırla bekle ve onlardan hiçbir günahkar veya nanköre uyma! وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا ﴿٢٥﴾ 25 Rabbinin ismini sabah(tan) akşam(a dek) yad et! 14

15 وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوٖيلًا ﴿٢٦﴾
İNSAN SURESİ وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوٖيلًا ﴿٢٦﴾ 26 Ve gecenin bir vaktinde O’na secde et ve uzun geceler boyu O’nun şanını yücelt! اِنَّ هٰؤُلَاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَاءَهُمْ يَوْمًا ثَقٖيلًا ﴿٢٧﴾ 27 Ne var ki şu (nankör) adamlar hemen şimdi ve burada olanı seviyorlar da, zor bir günü (gündemlerine almayı) erteliyorlar. 15

16 İNSAN SURESİ نَحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَا اَسْرَهُمْ وَاِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَا اَمْثَالَهُمْ تَبْدٖيلًا ﴿٢٨﴾ 28 Onları Biz yarattık ve bütünün parçaları arasında sımsıkı bir bağ kurduk; ve eğer Biz istersek onları benzerleriyle kökten değiştiririz. اِنَّ هٰذِهٖ تَذْكِرَةٌ فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّهٖ سَبٖيلًا ﴿٢٩﴾ 29 BÜTÜN bunlar bir öğüt ve uyarıdır: şu halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun! 16

17 İNSAN SURESİ وَمَا تَشَاؤُنَ اِلَّا اَنْ يَشَاءَ اللّٰهُ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٖيمًا حَكٖيمًا ﴿٣٠﴾ 30 Bu sayede siz, zaten Allah’ın dilediğini dilemiş (olursunuz): elbette Allah her şeyi bilendir, hep hikmetle hükmedendir. يُدْخِلُ مَنْ يَشَاءُ فٖى رَحْمَتِهٖ وَالظَّالِمٖينَ اَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا اَلٖيمًا ﴿٣١﴾ 31 O, isteyen kimseyi rahmetine sokmayı diler; ne ki zalimler için de elîm bir azap hazırlamıştır. 17

18 İNSAN SURESİ Nuzul Sıra 32 Ayet Sayısı 31 Nuzul Yılı 4 Mushaf Sıra 76
SURENİN KİMLİĞİ İNSAN SURESİ Nuzul Sıra 32 Ayet Sayısı 31 Nuzul Yılı 4 Mushaf Sıra 76

19 NÜZUL YERİ

20

21 İNSAN SURESİ KONUSU (9) İnsan Yaratılış Maddesi (İradesiz bir Hiç),
İnsanın yaratılış amacı; İmtihan. İnsana yaratılış amacını gerçekleştirmek için donanımlar verilmiştir. İşitme Görme Hidayet

22 İNSAN SURESİ KONUSU Tekamül yasasına tabi olan insanın kaderi; tercihidir. İnsanın akibeti, tercihleri doğrultusunda olacaktır. Kafirlerin Ahiretteki Akibeti İnanaların özellikleri ve Ahiretteki mükafatları. Uyarı; Rabbinin yolundan ayrılma. Bu Vahiy ve anlatılanlar birer öğüttür.

23 Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
İNSAN SURESİ

24 İNSAN SURESİ هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ حٖينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْپًا مَذْكُورًا ﴿١﴾ 1 İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar), tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemiş miydi (ki), henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi? İnsan; Unutmak (Nisyan) Allah ile yaptığı sözleşmeyi unuttuğu için bu adı almıştır. 24

25 İNSAN SURESİ هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ حٖينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْپًا مَذْكُورًا ﴿١﴾ 1 İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar), tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemiş miydi (ki), henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi? İnsanın yokluktan varlık alemine çıkışı kastedilmiş olabilir. Başlangıçta beşer olan insan, kendisini irade ve akıl sahibi kılan ruh üfleninceye kadar anılacak bir isme sahip olmayı hak etmediği de kastedilmiş olabilir. 25

26 İNSAN SURESİ اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍ نَبْتَلٖيهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمٖيعًا بَصٖيرًا ﴿٢﴾ 2 İnsanoğlunu katmerli bir karışım olan hayat tohumundan Biz yarattık; sınava tabi tutmayı (diledik) ve ardından ona işitme ve görme yeteneği verdik. 26

27 İNSAN SURESİ اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍ نَبْتَلٖيهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمٖيعًا بَصٖيرًا ﴿٢﴾ 2 İnsanoğlunu katmerli bir karışım olan hayat tohumundan Biz yarattık; sınava tabi tutmayı (diledik) ve ardından ona işitme ve görme yeteneği verdik. İnsanoğlu ; insan türüne giren herkesi kapsadığı için, Âdem’in de nutfe’den yaratıldığı anlaşılır. (Nisa 1 bk.) Hayatın ve ölümün yaratılış amacı sınavdır. (Mülk 2 bk.) İşitme ve görme, anlama ve akletmeden kinayedir. 27

28 اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبٖيلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا ﴿٣﴾
İNSAN SURESİ اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبٖيلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا ﴿٣﴾ 3 Elbet onu (amacına ulaştıracak olan) doğru yola Biz yönelttik: iman eden ve inkâr eden biri olmayı (kendi tercihine bıraktık) İnsanoğlu ; yaratıldıktan sonra kendi başına bırakılmamıştır. İnsana doğru yol Allah tarafından gösterilmiştir. İman ya da inkar (şükretme ya da nankörlük) tercihi kendisine bırakılmıştır. İNKARI TERCİH EDENLER İÇİN YAPILAN HAZIRLIK! 28

29 4 En sonunda (inkârı tercih eden) kâfirler için;
İNKARI TERCİH EDENLER İÇİN YAPILAN HAZIRLIK! اِنَّا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖينَ سَلَاسِلَا وَاَغْلَالًا وَسَعٖيرًا ﴿٤﴾  4 En sonunda (inkârı tercih eden) kâfirler için; Tarifi imkansız zincirler, Tasmalar ve Kışkırtılmış çılgın bir ateşi Biz hazırladık. sa‘ir normal bir ateş değil “çılgın bir ateş” ya da “çıldırtan bir ateş”tir. Zincir suçluluğu, Tasma Allah’tan başkasına kulluğu, Ateş derin pişmanlığı ve yürek yangınını simgeler. 29

30 ŞÜKRÜ TERCİH EDENLER İÇİN YAPILAN HAZIRLIK!
اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَاْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا ﴿٥﴾ 5 Elbet iyiler de hoş kokulu çiçek özü katkılı tarifsiz bir kadehten içecekler: Ebrâr “mahlukatı incitmeyen, şerre razı olmayan” Kâfûr, İçinde gam ve keder olmayan kalıcı bir haz ve neşeyi simgeler. Kâfûr, bazı kısımlarının üzerinden 200 yıl geçtikten sonra damıtılarak olağanüstü güzel bir içecek elde edilen ağaç. 30

31 عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجٖيرًا ﴿٦﴾
ŞÜKRÜ TERCİH EDENLER İÇİN YAPILAN HAZIRLIK! عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجٖيرًا ﴿٦﴾ 6 (Bunların doldurulduğu) öyle bir göze var ki, Allah’ın has kulları gürül gürül kaynayan bu kaynaktan içecekler. Bu içecek; Sadece Has kullara ait özel bir kaynaktan çıkmaktadır. 31

32 BU HAS KULLARIN ÖZELLİKLERİ (9)
يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطٖيرًا ﴿٧﴾ 7 (O has kullar ki;)   Üzerlerine vacip kıldıkları hayrı yerine getirirler ve Şerri kahredici bir virüs gibi yayılan günün kaygısını taşırlar; 32

33 BU HAS KULLARIN ÖZELLİKLERİ 8 Ve kendi istek ve arzularına rağmen
وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّهِ مِسْكٖينًا وَيَتٖيمًا وَاَسٖيرًا ﴿٨﴾  8 Ve kendi istek ve arzularına rağmen Muhtaçlara, Yetimlere, Esirlere yedirirler; Miskîn, kendi kendine kazanmaktan aciz olan. Yetîm: kazananı ölmüş, kendisi de kazanmaktan aciz olan. Esîr: özgürlükten mahrum herkes. 33

34 BU HAS KULLARIN ÖZELLİKLERİ 9 (Kendi kendilerine derler ki):
اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُرٖيدُ مِنْكُمْ جَزَاءً وَلَا شُكُورًا ﴿٩﴾ 9 (Kendi kendilerine derler ki): Biz size sadece Allah için yediriyoruz; Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. 34

35 BU HAS KULLARIN ÖZELLİKLERİ
اِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرٖيرًا ﴿١٠﴾ 10 Elbet biz; 9. yüzleri asıp kaşları çatan bir günde Rabbimizin (rızasını) kaybetmekten korkuyoruz. 35

36 HAS KULLARA ALLAH’IN AHİRETTEKİ İKRAMLARI (15)
فَوَقٰيهُمُ اللّٰهُ شَرَّ ذٰلِكَ الْيَوْمِ وَلَقّٰیهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا ﴿١١﴾ 11 Bu yüzden Allah; Onları bu günün dehşetinden koruyacak ve Onların (yüzlerine) nûr, (yüreklerine) sürur koyacak; 36

37 وَجَزٰیهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَرٖيرًا ﴿١٢﴾
HAS KULLARA ALLAH’IN AHİRETTEKİ İKRAMLARI وَجَزٰیهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَرٖيرًا ﴿١٢﴾ 12 Ve sabırlarına karşılık; Onlara cennet bahçeleri ve tarifi imkansız özgür bir (hayat) bahşedecek. 37

38 HAS KULLARA ALLAH’IN AHİRETTEKİ İKRAMLARI
مُتَّكِپٖينَ فٖيهَا عَلَى الْاَرَائِكِ لَا يَرَوْنَ فٖيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرٖيرًا ﴿١٣﴾ 13 Orada; Divanlara sere serpe uzanacaklar; Ne sıcağa ne soğuğa maruz kalacaklar; 38

39 HAS KULLARA ALLAH’IN AHİRETTEKİ İKRAMLARI
وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلٖيلًا ﴿١٤﴾ 14 Zira; Cennetin (kutlu) gölgesi üzerlerine düşecek, Oranın salkımları emre âmâde kılınacak. 39

40 قَوَارٖيرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدٖيرًا ﴿١٦﴾
HAS KULLARA ALLAH’IN AHİRETTEKİ İKRAMLARI وَيُطَافُ عَلَيْهِمْ بِاٰنِيَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَاَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارٖيرَا ﴿١٥﴾ Gümüş (parlaklığında) kaplar ve billur gibi kupalarla kendilerine servis yapılacak; قَوَارٖيرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدٖيرًا ﴿١٦﴾ Öyle gümüşi billurlar ki, onların hacmini tamamen kendileri takdir edecek. 40

41 وَيُسْقَوْنَ فٖيهَا كَاْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَبٖيلًا ﴿١٧﴾
HAS KULLARA ALLAH’IN AHİRETTEKİ İKRAMLARI وَيُسْقَوْنَ فٖيهَا كَاْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَبٖيلًا ﴿١٧﴾ Orada zencefil türü bir şeyle tatlandırılmış dolu kadehlerle suvarılacaklar: İbadetler de tatlandırılır: Namaz huşu ile, İnfak teşekkür ile, Oruç sadaka ile, Hac marifet ve şuur ile tatlandırılır. 41

42 عَيْنًا فٖيهَا تُسَمّٰى سَلْسَبٖيلًا ﴿١٨﴾
HAS KULLARA ALLAH’IN AHİRETTEKİ İKRAMLARI عَيْنًا فٖيهَا تُسَمّٰى سَلْسَبٖيلًا ﴿١٨﴾ 18 (Ebedi saadetin) kaynağı olan oraya yüceltilen bir yol ara! 42

43 HAS KULLARA ALLAH’IN AHİRETTEKİ İKRAMLARI
وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ اِذَا رَاَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًا مَنْثُورًا ﴿١٩﴾ Kendilerine kalıcı gençlik iksiri servisi yapılacak: Sen o (cennetlik)leri göreceğin zaman, sanki saçılmış tarifsiz inciler sanacaksın; Dünya çölündeki insan kumu, tıpkı bir midyenin bağrına düşer gibi Rabbani terbiyenin bağrına düşünce, cennete girmeyi hak eden bir cennet incisi olup çıkacaktır. 43

44 وَاِذَا رَاَيْتَ ثَمَّ رَاَيْتَ نَعٖيمًا وَمُلْكًا كَبٖيرًا ﴿٢٠﴾
HAS KULLARA ALLAH’IN AHİRETTEKİ İKRAMLARI وَاِذَا رَاَيْتَ ثَمَّ رَاَيْتَ نَعٖيمًا وَمُلْكًا كَبٖيرًا ﴿٢٠﴾ Nereden bakacak olsan, sınırsız bir nimet deryası ve görkemli bir iktidar göreceksin. 44

45 İNSAN SURESİ عَالِيَهُمْ ثِيَابُ سُنْدُسٍ خُضْرٌ وَاِسْتَبْرَقٌ وَحُلُّوا اَسَاوِرَ مِنْ فِضَّةٍ وَسَقٰیهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا ﴿٢١﴾ Onların üzerinde yemyeşil, capcanlı ipek elbiseler, atlastan kaftanlar bulunacak; Onlar tarifsiz gümüşten künyeler bilezikler takınacak; Rableri onlara temiz ve temizleyici olan tarifsiz bir içecek ikram edecek. 45

46 TÜM BU İKRAMLARIN SEBEBİ
اِنَّ هٰـذَا كَانَ لَكُمْ جَزَاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُورًا ﴿٢٢﴾ 22 (Kendilerine): “Bunlar size ödül olarak verilmiştir; ve (bu uğurdaki) üstün gayretiniz (Allah) tarafından kabul edilmiştir” (denilecek). Bu İkramların Sebebi; Gösterilen üstün gayretin Ödülüdür. 46

47 اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ تَنْزٖيلًا ﴿٢٣﴾
İNSAN SURESİ اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ تَنْزٖيلًا ﴿٢٣﴾ 23 ELBET BİZ, evet Biziz Kur’an’ı sana tedrici bir süreç içinde indiren; Gösterilmesi gereken Gayret (7): Kur’ni bir hayatın inşaa edilmesi olmalıdır. 47

48 İNSAN SURESİ فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ اٰثِمًا اَوْ كَفُورًا ﴿٢٤﴾ 24 Artık Rabbinin hükmünü sabırla bekle ve onlardan hiçbir günahkar veya nanköre uyma! Gösterilmesi gereken Gayret: Dini yaşamada Sabır, Günahkarlara ve nankörlere itaat etmemek olmalıdır. 48

49 İNSAN SURESİ وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا ﴿٢٥﴾
25 Rabbinin ismini sabah(tan) akşam(a dek) yad et! Gösterilmesi gereken Gayret: Allah’ın adını zikret, Allah’lı düşünmek, Allah’lı konuşmak. 49

50 İNSAN SURESİ وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا ﴿٢٥﴾
25 Rabbinin ismini sabah(tan) akşam(a dek) yad et! Gösterilmesi gereken Gayret: Allah’ın adını zikret, Farz ve nafile namazlar, Dua ve istiğfar, Davet ve tebliğ, Allah adına yapılan her şey buradaki zikre dahildir. 50

51 وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوٖيلًا ﴿٢٦﴾
İNSAN SURESİ وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوٖيلًا ﴿٢٦﴾ 26 Ve gecenin bir vaktinde O’na secde et ve uzun geceler boyu O’nun şanını yücelt! Gösterilmesi gereken Gayret: Gecenin bir vaktini Allah’a ayırmak, 51

52 İNSAN SURESİ اِنَّ هٰؤُلَاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَاءَهُمْ يَوْمًا ثَقٖيلًا ﴿٢٧﴾ 27 Ne var ki şu (nankör) adamlar hemen şimdi ve burada olanı seviyorlar da, zor bir günü (gündemlerine almayı) erteliyorlar. Gösterilmesi gereken Gayret: Peşin olana (dünyalıklara) aşırı sevgi duymamak. Ahirete yönelik faaliyetleri ertelememek. 52

53 İNSAN SURESİ نَحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَا اَسْرَهُمْ وَاِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَا اَمْثَالَهُمْ تَبْدٖيلًا ﴿٢٨﴾ 28 Onları Biz yarattık ve bütünün parçaları arasında sımsıkı bir bağ kurduk; ve eğer Biz istersek onları benzerleriyle kökten değiştiririz. 53

54 Kur’an; Öğüt ve Uyarıdır
İNSAN SURESİ اِنَّ هٰذِهٖ تَذْكِرَةٌ فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّهٖ سَبٖيلًا ﴿٢٩﴾ 29 BÜTÜN bunlar bir öğüt ve uyarıdır: şu halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun! Kur’an; Öğüt ve Uyarıdır TERCİH SENİN. 54

55 ÖĞÜT VE UYARIYA KULAK VERİP KENDİSİNE GİDEN BİR YOL TUTMANIZDIR.
İNSAN SURESİ وَمَا تَشَاؤُنَ اِلَّا اَنْ يَشَاءَ اللّٰهُ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٖيمًا حَكٖيمًا ﴿٣٠﴾ 30 Bu sayede siz, zaten Allah’ın dilediğini dilemiş (olursunuz): elbette Allah her şeyi bilendir, hep hikmetle hükmedendir. Allah’ın Tercihi; ÖĞÜT VE UYARIYA KULAK VERİP KENDİSİNE GİDEN BİR YOL TUTMANIZDIR. “O kullarının küfründen/ nankörlüğünden razı olmaz, fakat şükredecek olursanız, işte O sizin bu tavrınızdan razı olur.” 55

56 İNSAN SURESİ يُدْخِلُ مَنْ يَشَاءُ فٖى رَحْمَتِهٖ وَالظَّالِمٖينَ اَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا اَلٖيمًا ﴿٣١﴾ 31 O, isteyen kimseyi rahmetine sokmayı diler; ne ki zalimler için de elîm bir azap hazırlamıştır. Allah Tercihize Saygıldır Siz istemez iseniz, sizi zorla Rahmetine sokmaz. Onun Rahmetine girmeyi reddetmek, insanın kendisine yapacağı en büyük zulümdür. Cezası elim bir azabdır. 56


"Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları