Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi. “Eğitimli insanlar öncelikle adalete değer verir. Eğitimli insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi. “Eğitimli insanlar öncelikle adalete değer verir. Eğitimli insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca."— Sunum transkripti:

1 Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi

2 “Eğitimli insanlar öncelikle adalete değer verir. Eğitimli insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca asi olurlar. Küçük insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca haydut olurlar.” KONFÜÇYÜS

3 “Kanunları Bilmemek Mazeret Sayılmaz! ” (TCK Madde: 4)

4 Hekimlik mesleki uygulamalarından doğan sorumluluklarını 4 ana başlık halinde ele alabiliriz: I) Cezai sorumluluk II) Hukuki sorumluluk III) İdari sorumluluk IV) Mesleki sorumluluk

5 I)Hekimin Cezai Sorumluluğu  Hekimlerin mesleki uygulamaları ile ilgili çok sayıda kapsamlı yasal düzenlemelerin varlığına karşın, gerek ceza gerekse medeni kanunumuzda hekimlerin “cezai” ve “hukuki” sorumluluğunu düzenleyen özel bir madde bulunmamaktadır.

6  Hekim sorumluluğunun yasal anlamda koşulları şunlardır: 1) Fiilin hukuka aykırı olması 2) Zararın doğmuş olması 3) Kusurlu bir davranışın bulunması 4) Zarar ile sonuç arasında uygun nedensellik(illiyet) bağı bulunması

7  - Dikkatsizlik veya Tedbirsizlik “Dikkatsizlik” yapılmaması gerekeni yapma; “tedbirsizlik” önlenebilir bir tehlikenin önlenmesinde gösterilen kusurluluğu ifade eder.  - Meslekte Acemilik Hekimin mesleği veya uzmanlığı ile ilgili olarak kabul edilmiş olan klasik bilgileri bilmesi benimsemesi ve buna uyması zorunludur.

8  - Yasa, Emir ve Yönetmeliklere Uymama Konu ile ilgili her türlü yasa, yönetmelik ve idari kuralı kapsar. Bu bağlamda, genel tıp ve uzmanlık alanlarının yazılı kuralarının; örneğin, “meslekte yeterlilik”(board) kurallarının, günümüzde önem kazandığı kabul edilebilir.

9 II) Hukuki (tazminat) Sorumluluk  Hekimler yaptıkları hatalardan dolayı cezadan ayrı olmak üzere “özel hukuk” (tazminat) yönünden de sorumlu olurlar. Özel Hukuk'ta her türlü kusur haksız fiil sayılır ve kusurlu olduğu saptandığında hekim bu zararı ödemekle yükümlüdür. Tazminat davası olarak bilinen bu davanın açılması ve zararın ispatı davacı hasta ya da yakınına düşer (Borçlar Kanunu, Madde: 41,42).

10 III) İdari sorumluluk  Kamu veya özel kurum içi yapılan soruşturmadır. Devlet memurlarını ilgilendiren temel yasa, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu(DMK)'dur. “Disiplin” konusu; 657 sayılı yasanın 7. bölümünde ( maddeler) ele alınmıştır.  Uyarı, maaş kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, kurumdan ihraç gibi cezaları içerir.  Üniversitede görev yapan akademik personel açısından, 2547 sayılı “Yüksek Öğretim Kanunu”(YÖK) ve bununla ilişkili olarak “Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği” önem taşımaktadır.

11 IV) Mesleki sorumluluk  Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği, kamu kurumlarında görevli hekimlerin, idareyi ilgilendiren konular dışındaki mesleki ve etik davranışlarından doğan sorunları açısından önem taşır.  Yönetmelik’te, disiplin soruşturması yapmak ve cezası vermekle tabip odaları onur kurulları yetkili kılınmıştır(Madde: 9).

12 Hekimlerin disiplin suçu olarak kabul edilen kusurlu eylemleri; 1) Deontolojiye Aykırı Davranmak, 2) Yasa ve Tüzüklere Uymamak, 3) Haksız Çıkar Sağlamak, 4) Hasta Haklarını İhlal Etmek şeklinde dört ana grupta ele alınmıştır.

13  Bu kusurlu eylemlere karşı ise; a) uyarı, b) para, c) geçici olarak meslekten men d) oda bölgesinde çalışmanın yasaklanması; olmak üzere başlıca dört tür yaptırım ön görülmüştür(Madde: 3-6).

14  Yüksek Onur Kurulu’nun onadığı geçici meslekten alıkoyma cezalarının Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması öngörülmüştür (Madde:28).  Ancak, bu anlamda uygulamada önemli sorunların yaşandığı görülmektedir. TTB yasasında 1983 yılında yapılan değişiklikle, kamu alanında çalışan hekimlerin tabip odalarına üye olma zorunluluğu ortadan kalkmış olmakla birlikte; mevcut hali ile de tabip odalarının tüm hekimlerle ilgili önemli yasal yetki ve sorumlulukları bulunmaktadır.

15 Hekimlerin Görev ve Sorumlukları ile ilgili Önemli Belgeler • tarih ; 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun (TŞSTİK) • tarih ; 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu (UHK) • tarih; 4/12578 sayılı Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi • tarihli TTB Hekimlik Meslek Etiği Kuralları • tarih ; 224 sayılı Sosyalleştirme Kanunu(SHSK) • tarih ; 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği(TTB) Kanunu • tarih, sayılı TTB Disiplin Yönetmeliği

16 Genel Olarak Hekimlerin Bazı Önemli Mesleki-Etik Sorumlulukları  Hekimlerin tüm mesleki uygulamalarında şu iki temel sorumluluğu oldukça önem taşımaktadır: • Sır Saklama Sorumluluğu • Aydınlatılmış Onam Alınması (Sözleşme Sorumluluğu)

17 Hekimlerin Sır Saklama Sorumluluğu  Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 4. maddesinde açıkça belirtilmiş olup, sır saklama temel bir meslek ahlakı kuralıdır.  Türk Ceza Kanunu (TCK)’nun 258. maddesi  Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 24 ve 25. maddeleri

18 Sır Saklama Gerektirmeyen Durumlar a- Hastanın açık onamı bulunan açıklamalar b- Adli nitelikteki olaylar: Hekim, “devlet memuru” veya “hekim” sıfatı ile görev esnasında hastasına karşı işlenen bir suç durumunu öğrendiğinde vakit geçirmeden bir üst makama veya ilgili adli makamlara haber vermekle yükümlüdür. Bununla birlikte, yeni TCK’daki ilgili 280. madde, eski TCK’daki 530. maddeye göre hekimin sorumluluğunu etik açıdan daha sorunlu tartışılır hale getirmiştir. c- Halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıklar ve gıda zehirlenmeleri: d- Hekimin tanıklık zorunluluğu bulunması e- Hekimin çaresizlik (ıztırar) durumu

19 Aydınlatılmış Onam Alınması (Hekimin Sözleşme Sorumluluğu)  TTB Hekimlik Meslek Etiği Kuralları 26 maddesine göre, “hekim hastasını,hastanın sağlık durumu ve konulan tanı,önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler,verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri,hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatmak” sorumluluğu taşımaktadır.

20  Hastanın onamını (rıza, muvafakat) beyan ettiği sırada temyiz kudretine (iyiyi kötüden ayırma) ve yaş erginliğine (rüşt) sahip olması gerekir. Yasalarımıza göre rüşt, 18 yaşın bitirilmesi veya evlilik akdi ile oluşur. - Hekimin hastaya uygulayacağı tedavi ve ameliyat hakkında bilgi vermesi ve iznini alması zorunludur. - Sonucun garanti edilmesi söz konusu değildir. - Aydınlatılmış onamın hazırlanmasındaki sorumluluk tedaviyi uygulayacak hekime aittir. - Bu tedavi, süreye bağlı olmamalıdır. - Tedaviden sorumlu hekimin hastasını yapılacak tedavi ve muhtemel sonuçları konusunda yeterince aydınlatması; ameliyat gibi önemli girişimler öncesinde yazılı iznini alması esastır.

21  Genel bir kural olarak, onam yazılı olmalıdır. Hasta ellerini kullanamayacak durumda ise, tutanak düzenlenmesi gerekir. Bu tutanak hasta yakınları veya yanında bulunan kişiler tarafından imzalanır. Hastanın yanında herhangi bir kişi bulunmuyorsa etrafta bulunan herhangi bir kişinin tanıklık etmesi ve bunun tutanakla belirlenmesi yeterlidir. - Ameliyat gibi özel durumlarda ameliyat şekli, sonucu, komplikasyonları ayrıntılı olarak hastaya açıklanmalıdır. Hasta ve tanıkların adları ve açık adreslerinin altına imzalarını atmaları gerekir. Onam, standart form halinde hazırlanmış olabilir. Bu formda olası tüm durumlar, riskler belirtilmiş olması, aydınlatmanın uygun yeterli olduğu anlamına gelmeyecektir. Önemli olan, bunun ayrıntılı olması değil; hastanın onamı alınmasını gerektirecek hususların hastaya anlayabileceği sade bir dilde anlatılması, tıbbi terimlerin ne anlama geldiğinin açıklanması ve böylece imzasının alınmasıdır.

22 Aydınlatılmış Onamın Kapsamı -Hastanın o anki sağlık durumu, konulan tanı, -Önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve uygulama süresi, hastanın sağlığı açısından taşıdığı riskler, kullanılacak ilaçların kullanılış tarzı ve olası aksi etkileri, -Tedavi yönteminin nerede, ne kadar süre ile ve kimler tarafından yapılacağı, -Hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, -Tıbbi girişim öncesinde, sırasında ve sonrasında hastadan beklentiler

23 Onam Gerektirmeyen Durumlar  1- Rutin muayeneler ve herhangi bir risk söz konusu olmayan tedaviler : Bu durumda, hukuken hastanın hekime başvurusu ile “zımni muvaffakat” (var sayılan, gizli onam) bulunduğu kabul edilir. 2- Hasta muvafakat veremeyecek durumda ise, veli veya vasisi yoksa(ör. acil olgular), 3- Kişide daha büyük bir zararın önlenmesi amacı ile yapılması gereken cerrahi girişimler, 4- Uyuşturucu madde kullanımından doğan suçlar, 5- Bulaşıcı hastalıklarla ilgili olarak hükümet emirlerinin uygulanmasında, 6- Gıda zehirlenmelerinde, 7- Kuduz, trahom, verem, zührevi ve benzeri kamu sağlığı açısından zorunluluk gösteren tedaviler.

24 Eser Tipi Sözleşme:  Hekimlerin sözleşme sorumluluğunun istisnası, hukuki açıdan hekimle hasta arasında bir tür "eser sözleşmesi" niteliğinde kabul edilen; estetik amaçlı ameliyatlar, kozmetik girişimler, protez ve diğer benzeri tedavi amacı taşımayan uygulamalardır. Bu tip uygulamalarda, hekimin hastasına baştan belli bir sonucu(eser) garanti etmesi söz konusudur; aksine olumsuz bir sonuç ciddi miktarlardaki tazminat davalarının konusu olabilmektedir.

25 Acil Olgularda Hekim Sorumluluğu  Acil sağlık hizmetlerinde, tanıya yönelik yeterli anamnez alınamadan veya laboratuar incelemeleri yapılamadan tedaviye başlanılmak zorunda kalınan durumların olması ve olguların genellikle de adli niteliklerinin bulunması hekimin görev ve sorumluluklarını diğer olgulara göre daha fazla artırmaktadır

26 Acil hastanın rızasının alınması  Rüşt, evlilik akti olanlar, veli veya vasi onayı,  Acil girişim İzin yok Mahkeme kararı (Asliye Hukuk Mahkemesi) Zaman yoksa müdahale

27 Adli nitelik taşıyan olguların bildirilmesi  Etkili eylem, darp, ateşli silah yaralanması, kesici delici alet yaralanması, patlayıcı madde yaralanmaları,  İş kazaları, yüksekten düşme, trafik kazaları,  Asfiksiye neden olan durumlar,  Elektrik çarpmaları,  Cinsel saldırı olayları,  Çocuğun cinsel istismarı,  Yaşlı istismarı ve ihmali,  Zehirlenmeler,  Yanık,  Hekim tarafından şüpheli görülen diğer olgular.

28 Adli rapor hazırlama yükümlülüğü  Yaranın ağırlık derecesi alınacak cezayı belirler.  Kılavuz (http://www.atk.gov.tr/pdf/tckyaralama.pdf)

29 Adli rapor düzenlerken dikkat edilmesi gerekenler  Travmatik lezyonun anatomik lokalizasyonu,  Ekimozun rengi,  Kas laserasyonu olup olmadığı,  Tendon, sinir kesisi olup olmadığı,  Ateşli silah yaralanmalarında giriş ve çıkış deliği tanımlanmalı  Kırığın lineer, açık veya parçalı olup olmadığı,  Yanığın derecesi ve kapladığı alan,  Batına veya toraksa nafiz olduğu düşünülen yaralanmaların tıbbi delilleri,  Sinir yaralanmalarında motor ve duyu muayenesi,  Zehirlenme olgularında klinik ve laboratuar sonuçları ve uygulanan tedavi,  Elektrik yaralanmalarında dolaşım muayene bulguları ve kardiyak etkilenim olup olmadığı belirtilmeli.

30 Acil serviste konsültasyon  Davete icabet zorunludur.  Konsültasyon uzman hekimlerin sorumluluğundadır.

31 Acilde karşılaşılan tıbbi uygulama hataları  Hekimlerin mesleki faaliyetleri ile ilgili geniş yasal düzenlemeler bulunmasına rağmen cezai ve hukuki sorumluluğunu düzenleyen özel bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.  Yüksek Sağlık Şurası yılları arasında incelediği 112 acil vakanın 57’sinde (%50,9) kusur olmadığına, 55 olguda (%49,1) kusur olduğuna karar vermiştir.

32  Kusurlu olduğu kabul edilen 55 vakanın 26’sında (%47,3) dikkatli muayene etmeden veya iyi değerlendirmeden yapılması,  9 olguda (%16,4) konsültasyon istenen uzmanın hastaneye gitmediği,  6 olguda (%11,9) hastanın yeterli sürede takip edilmediği için kusurlu olduğuna karar verilmiştir.

33 YSŞ Tarafından Tıbbi Uygulama Hatası Olduğu Bildirilen Olguların Kusur Dağılımı Kusurlu bulunma sebebi Sayı 1. Dikkatli muayene etmeme ve iyi değerlendirmemek26 2 Hastanede yeterli süre takip etmemek /yatırmamak6 3 Gerekli tetkik ve konsültasyon istememek4 4 Hasta tedavi edilmeden uzmanlık birimleri arasında konsulte edilerek zaman kaybına sebep olmak 1 5 Konsültasyon istenen uzmanının hastaneye gitmeyerek görev ihmaline neden olması 9 6 Acilen bir üst sağlık kuruluşuna sevk etmemek2 7 Uygunsuz sevk etmek3 8 Tıbbi usullere uygun takip ve tedavi yapmayarak tedavide gecikmeye sebep olmak2 9 Adli görevi yerine getirmeme2

34 2009 yılında 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’na “Tıbbi Uygulama Hatası” nedeniyle başvuran 707 olgu incelenmesinde 510’unda sağlık personelinin uygulamaları tıp kurallarına uygun bulunmuştur (%73).Tıbbi uygulamaların tıp kurallarına uygun olmadığına karar verilen olgu oranı ise %27 olarak saptanmıştır.

35 Cerrahi branşlarda sırası ile kadın hastalıkları ve doğum branşında 35, genel cerrahide 22, ortopedi ve travmatolojide 13, beyin cerrahisinde 11, ürolojide 7, kalp damar cerrahisinde 4, göz hastalıklarında 4, plastik cerrahisinde 3, KBB’de 1, çocuk cerrahisinde 1 olguda tıp kurallarına uygun olmayan tıbbi uygulama saptanmış ve göğüs cerrahisinde tüm olgularda bilimsel standartlardan sapma saptanmamıştır.

36 Dahili tıp bilimlerinde ise bu oranlar; çocuk sağlığı ve hastalıkları 16, iç hastalıkları 5, kardiyoloji 5, göğüs hastalıkları 2, nöroloji 1, psikiyatri 1, patoloji 1, enfeksiyon hastalıkları 1, FTR 1 ve aile hekimliği 1 şeklindedir

37 Ölüm olgularında hekimin sorumluluğu  Vakanın adli nitelikli olup olmadığı detaylı araştırılmalı,  Ölünün detaylı muayenesi yapılmalı, ateşli silah yaralanması nedeni ile getirilen olgularda atış mesafesinin belirlenebilmesi için ölenin giysilerinin saklanması ve adli makamlara bir tutanak ile birlikte teslim edilmesi önemlidir.  Ölüm belgesi sigorta sözleşmesinde de kullanıldığından gerçek ölüm nedeninin belirtilmesi önemlidir.

38 Acil serviste kayıtların tutulması yükümlülüğü  Acil olguların tanı ve tedavileri sırasında elde edilen bilgilerin özenli bir şekilde kayıt altına alınması yasal bir zorunluluk olmakla birlikte ileride doğabilecek tıbbi uygulama hatası iddialarına karşı hekim lehine en önemli delili oluşturacaktır.  Acil müdahale sırasında hastanın hayatını kurtarmak amacıyla yapılan her türlü tıbbi girişim ve tedavi müdahale sonrasında mutlaka kayıt altına alınmalıdır.

39 Olgu 1: 49 yaşında trafik kazası geçiren hastanın,kaldırıldığı hastanenin acil servis doktoru tarafından muayene edildiği, hastanın hayati tehlikesinin olmadığını belirtir geçici rapor verilerek evine yollandığı ve aynı gün hastanın evinde öldüğü belirtilmiştir. YSŞ kararında, dosyada hastaya ait filmlerin olmadığı, otopsi tutanağından, ölümün, künt beden travmasına bağlı çok sayıda kaburga kırığı ve müterafik iç organ yaralanmasından gelişen iç kanamanın etkisiyle meydana geldiğinin anlaşıldığı, dolayısı ile hekimin hastayı dikkatli muayene etmediğinden ve toraks travmasını iyi değerlendirmediğinden dikkatsizlik ve tedbirsizlik açısından kusurlu olduğuna karar verilmiştir.

40 Olgu 2: 46 yaşında ara sıra nefes darlığı şikayetleri olan hastanın, aynı rahatsızlık şikayeti ile bir hastanenin acil servisine götürüldüğü, nöbetçi doktor tarafından muayene edildiği, astım krizi, hipertansiyon tanısı konulduğu yapılan tıbbi müdahale ile hastanın rahatlamaması üzerine göğüs hastalıkları uzmanı arandığı ve hastaneye gelmeden telefonla hastanın sevki önerildiği, oksijen ve intravenöz mayi takılı olarak sevk edilen hastanın üniversite hastanesine getirildiğinde, solunumu olmadığı, tansiyon alınamadığı, genel durumu kötü ve siyonize olduğu, entübe edilerek kardiyopulmoner resusitasyon yapıldığı, cevap alınmadığı ve öldüğü belirtilmiştir. YSŞ kararında, ilk gören pratisyen doktorun hastaya gerekli alakayı göstererek doğru tedavi uyguladığı ve uygun konsültasyon istediği, öneri doğrultusunda hastayı zamanında sevk ettiğinden, sorumluluğunu yerine getirdiğinden, kurursuz olduklarına, ancak göğüs hastalıkları uzmanının telefonla hasta hakkında bilgi aldıktan sonra, hastaneye gelmediği ve hastayı değerlendirmediğinden, görevi ihmali açısından kusurunun olduğuna karar verilmiştir.

41 Olgu 3: 60 yaşında hastanın sabah saatlerinde elbiselerinin tutuşup yanması sonucu vücudunun çeşitli yerleri yanıyor, önce sağlık ocağına oradan da ambulans ile bir devlet hastanesine sevk ediliyor. Bu hastanenin acil servisinde görevli doktor, ciddi olarak değerlendirilebilecek yanıkları olan hastayı yatırmayarak ayaktan tedavi uyguluyor, evine dönen hasta aynı gün akşam saatlerinde evinde ölüyor. YSŞ kararında, hastaneye ilk başvurduğunda hastaya gerekli ilgi ve itinayı göstermediği, gerekli süre gözlem altında tutmadığından doktorun tedbirsizlik, dikkatsizlik açısından kusurlu olduğuna karar verilmiştir.

42 Olgu 4: 21 yaşında yüksekten düşme sonucu yaralanan hasta, bir hastanenin acil servisine götürülüyor, yapılan muayenesi sonucunda yatışı yapılan hastaya genel cerrahi, nöroşirurji, ortopedi, kardiovaskuler sistem cerrahisi ve üroloji konsültasyonlarının yapıldığı, tetkikleri devam eden hastanın 4 saat sonra öldüğü belirtilmiştir. YSS kararında, genel vücut travması geçiren hastalarda mortalite ve morbidite oranının yüksek olduğu, bu nedenle USG Raporunda; morrisonda ve perisplenik alanda sıvı olması retroperitoneal kanamayı gösterdiği ve ayrıca mesanede makroskobik hematuri olması hastanın hemorajik şok nedeninden öldüğünü belirlediği, ciddi hemorajik kanamalarda lökosit sayısının artacağı ve ilk durumda da hemoglobin ve hematokrit değerleri düşmeyeceği durumları göz önüne alınmadığı, hastanın takip ve tedavisinde gerekli ilgi ve itina gösterilmediği, hastaya peritoneal lavaj veya acil laparastomi yapılmadığı, dalak bölgesindeki kanama durdurulmadan tedavisinin mümkün olmayacağı ve hastanın tedavi edilmeden uzmanlık birimleri arasında konsulte edilerek zaman kaybına neden olunduğu cihetlerle görev ihmalinin olduğuna karar verilmiştir.

43 Olgu 5: Daha önce trafik kazası geçiren, ilk getirildiği hastanede yapılan ilk müdahaleden 3 gün sonra taburcu edilen, ancak 4 gün sonra genel durumu kötü olarak aynı hastaneye başvuran 73 yaşında hastanın, yoğun bakımı olan üniversite hastanesine sevk edildiği, 12 gün süren yoğun bakım tedavisinden sonra taburcu edildiği, ancak hastanın 4 gün sonra evinde öldüğü, acil servise ölü duhul olarak geldiği ve acil serviste görevli doktor tarafından ölüm nedeni "solunum ve dolaşım yetmezliği" olarak belirtilerek defin ruhsatı verildiği belirtilmiştir. YSŞ kararında, hastayı muayene ettikten sonra servise yatıran ve yeterli süre gözlem altında tutan, ancak; hastanın yaşına göre genel vücut travmasını tam değerlendiremeyen ilk hastane ile yaşlı olan ve genel vücut travması ile gelen hastayı iyi değerlendirmeyen, yeterli tedavisi yapılmadan ve gerekli tanı konulmadan hastayı hastaneden erken taburcu eden üniversitesi hastanesindeki hastanın tedavisine katılan tüm doktorların tedbirsizlik ve dikkatsizlik açısından; ölü duhul olarak getirildiği hastanenin acil servisindeki görevli doktorun ise adli vakaya otopsi yapılmadan defin ruhsatı verdiği için adli görevinin ihmali olduğuna karar verilmiştir.

44 Olgu 6. 6 yaşında okulda birden rahatsızlanan hastanın, götürüldüğü bir hastanenin acil polikliniğinde muayene edildiği, yüksek lökosit değeri nedeniyle Genel Cerrahi konsültasyonu istendiği, muayene edilen hastada acil cerrahi girişim düşünülmediği, hastaya reçete düzenlendiği ve ağrısı olursa tekrar getirilmesi söylenerek evine yollanıldığı, iki gün sonra evinde fenalaşan hastanın, götürüldüğü hastanenin acil servisine ölü duhul ettiği belirtilmiştir. YSŞ kararında, otopsi raporunda, appandisit ve bağırsak perforasyonunun görülmediği ve normal değerlendirildiğinden, lökosit değerinin yüksek olması da enfeksiyonunun varlığını gösterdiğinden, hastaya enfeksiyona yönelik uygun tedaviler uygulayan, gerekli durumlarda uzman hekime danışan ve hastaya gerekli ilgi ve itinayı gösteren ilk gören doktorun kusursuz olduğuna, ancak lökositi yüksek olan hastayı etyolojisini araştırmak için hastaneye yatırmayan ve bu konuda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanından görüş istemeyen genel cerrahın tedbirsizlik, dikkatsizlik ve meslekte acemilik açısından kusurlu olduğuna karar verilmiştir.

45 Olgu 7. Şiddetli karın ağrısı olan 16 yaşında hastanın getirildiği hastanenin acil servisinde, yapılan tüm müdahalelere rağmen, ağrısının aynı şiddetle devam ettiği ve hastanın daha önce iki kez ameliyat edildiği, bağırsak düğümlenmesi olabileceği yolunda kuşkuların bulunduğu defalarca aile tarafından söylendiği halde, ancak; ertesi gün sevk edildiği, orada bağırsak düğümlenmesi sebebiyle ameliyata alındığı ve zamanında müdahale edilmemesi nedeniyle hastanın öldüğü belirtilmiştir. YSŞ kararında, tanı konulmayan karın ağrısına analjezik ve sedatif yaptıran, gerekli ilgi ve itinayı göstermeyerek tıbbi usullere uygun takip ve tedavilerini yapmayarak, sevk etmede gecikerek tedavide gecikmeye sebep olmaları nedeniyle doktorun, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme neden olmak nedeni ile kusurlu olduğuna karar verilmiştir.

46 Olgu yaşında hasta, ayağından ateşli silahla yararlanma sonucu bir hastanenin acil servise getirildiği, ilk müdahaleler yaptıktan sonra venöz damar yaralanması ve damar tamiri gerektiği düşüncesiyle bağlı olduğu kurum hastanesine, buradan da üniversite hastanesine sevkinin yapıldığı ve yaralının kan kaybından öldüğü belirtilmiştir. YSŞ kararında dosyadaki bilgi, belge ve bulgular değerlendirildiğinde; hastanın götürüldüğü ilk hastanedeki damar yaralanması ve kan kaybına müdahale etmeyen, gerekli branş hekimlerini hastaneye davet etmeyen doktorun tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme neden olmak açısından kusurlu olduğuna karar verilmiştir.

47 Olgu 9: 17 yaşında trafik kazası geçiren hasta, götürüldüğü bir hastanenin acil servisinde yapılan muayenesinde spontan solunumu, otorajisi ve bilincin kapalı olduğu, tansiyonunun alınmadığı, kafa travması tanısı konularak ileri tetkik ve tedavi için başka bir hastaneye sevk edildiği, ancak sevk edilen hastanede yapılan muayenesinde, bilincin kapalı, bilateral otorajisi olduğu belirlendiği, anestezi yoğun bakıma alındığı, ancak bir saat sonra kardiak arrest geliştiği, yapılan kardiopulmoner resüstasyona cevap alınamayarak hastanın öldüğü bildirilmiştir. YSŞ kararında, hastaya ilk götürüldüğü hastanede ilk müdahale yapılarak gerekli tedavinin uygulandığı ve ileri tetkik ve tedavi amacıyla da, tam donanımlı ve hastaya her an müdahalede bulunabilecek doktor ve diğer sağlık personelinin de içinde bulunduğu bir ambulans ile hastayı doğru ve uygun şekilde sevk ettiğinden, doktorun görevi ihmal suçu açısından kusurlu olmadığına karar verilmiştir.

48

49

50

51

52

53 SABRINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER


"Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi. “Eğitimli insanlar öncelikle adalete değer verir. Eğitimli insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları