Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’an’ı Anlamak Ve Hayat Haline Getirebilmek İnan, Tanı, Oku, Anla, Yaşa, Yaşat Hedef: Dünya ve Ahiret Mutluluğu.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’an’ı Anlamak Ve Hayat Haline Getirebilmek İnan, Tanı, Oku, Anla, Yaşa, Yaşat Hedef: Dünya ve Ahiret Mutluluğu."— Sunum transkripti:

1 Kur’an’ı Anlamak Ve Hayat Haline Getirebilmek İnan, Tanı, Oku, Anla, Yaşa, Yaşat Hedef: Dünya ve Ahiret Mutluluğu

2 İnsan Allah tarafından yaratılmıştır ve varlığını Yaratıcı’ya borçludur. O, yaradılışı icabı kötü değildir, fakat cehaleti sebebiyle bir şekilde kötülük işleyebilmektedir. Bu yüzden insanın bilgi ve eğitime ihtiyacı vardır. وَاللّهُ اَخْرَجَكُمْ مِنْ بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ لَاتَعْلَمُونَ شَيْا وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْدَةَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ “Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl, 16/78) Dünyaya hiçbir şey bilmez halde gelen insan hayatta kendisi için gerekli olan bilgileri sonradan öğrenir. Bu ihtiyaca binaen vahiy ‘’İkra’’’ Oku’’ emriyle başlamıştır.

3 İnsana rehberlik edilmesi, başkalarıyla münasebetlerini düzenli biçimde sağlayacak değerlerin ona öğretilmesi gerekmektedir. İşte bunlar eğitimle gerçekleşir. Bundan dolayı yüce Allah, insanı yaratmakla yetinmemiş, ayrıca ona kalemle yazmayı ve bilmediği şeyleri öğretip onu Kur’an’la eğitmiştir. Her çağın şaşmaz rehberi olan Kur’an, insanları bilgilendirici ve eğitici ayetlerle doludur. Onun temel amaçlarından biri de, insanı aklen ve ahlaken Allah’a yöneltip onu kötülüklerden ve cahilce davranışlardan alıkoymak, insanın dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamaktır.

4 Kur’anı Kerim göklere, dağlara, taşlara değil insana inmiştir. لَوْ اَنْزَلْنَا هٰـذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِ “Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün.” (HAŞR 21.) اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُ اِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا “Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.” (AHZÂB 72)

5 Kur’anı Kerim Allah tarafından kıyamete kadar koruma altına alınmıştır. إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ “Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” (HİCR 9.) Kur’anı Kerimin indirilişi bir rahmet ve şefkat tecellisidir. الَر كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ “Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.” İBRÂHİM 1.)

6 Kur’anı Kerim Müminler için Şifa ve Rahmet kaynağıdır. وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَاراً “Biz Kur’an’dan, mü’minlere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama Kur’an, zalimlere ziyan artırmaktan başka bir katkıda bulunmaz” (İSRÂ 82.) Kur’an öğüt alınması gereken bir kitaptır. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ “Andolsun biz Kur'an'ı, anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?” (KAMER 32)

7 Kuran okumayı, öğrenmeyi teşvik etmiş, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını belirtilmiştir اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذى خَلَقَ ﴿١﴾ خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ ﴿٢﴾ اِقْرَاْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُ ﴿٣﴾ اَلَّذى عَلَّمَ بِالْقَلَمِ ﴿٤﴾ عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ ﴿٥﴾ " Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı pıhtılaşmış kandan yarattı. Oku, insana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir." (Alâk, 96/1-5) قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ (Ey Muhammed) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.” ( Zümer, 39/9.)

8 Kuran insanı cahillikten uzaklaştırmayı hedeflemiştir فَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِلِينَ “Sakın cahillerden olma!” (El-Enam, 5/35) وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ “Cahillerden yüz çevir.” (Araf, 199) Çünkü Her fenalığın, küfrün, şirkin başı bilgisizlik ve cehalettir. İlim sahibi olmayan kimse Allah’ı tanıyıp bulamaz. Allah’ın büyüklüğünü, kuvvet ve kudretini idrak edemez. Kalbine iyi ve güzel duyguları yerleştiremez. İnsanlara faydası olmadığı gibi onlara zararı dokunur.

9 أَغْدِ عَالِمًا أَوْ مُتَعَلِّمًا أَوْ مُسْتَمِعًا أَوْ مُحِبًّا وَلا تَكُنْ الخْاَمِسَةَ فَتَهْلِكُ Ya öğreten ol, Ya öğrenen ol, Ya dinleyen ol, Ya da ilmi seven ve destek olan ol. helâk olursun Fakat beşincisi olma (bunların dışında kalma) helâk olursun." (Mecmeu'z-Zevâîd ve Menbeu'l-Fevâid, c. 1, s. 122.)

10 Peygamberimiz Her Vesile İle İlmin Üstünlüğüne Dikkat Çekmiştir. Bir defasında Ebû Zer (r.a.)'a hitaben şöyle buyurmuştur: يَا أبَا ذَرٍّ! لَاَنْ تَغْدُو فَتَعَلَّمَ آيَةً مِنْ كِتَابِ اللّهِ، خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ تُصَلِّيَ مِائَةَ رَكْعَةٍ. وَلَاَنْ تَغْدُو فَتَعَلَّمَ بَاباً مِنَ الْعِلْمِ، عُمِلَ بِهِ أَوْ لَمْ يُعْمَلْ، خَيْرٌ مِنْ أَنْ تُصَلِّىَ أَلْفَ رَكْعَةٍ. "Ey Ebu Zerr! Senin evden çıkıp Allah'ın kitabından bir ayet öğrenmen, senin için yüz rek'at namaz kılmandan daha hayırlıdır. Keza gidip ilimden bir bab (mevzu) öğrenmen -ki bu işle amel edilsin veya edilmesin- senin için bin rek'at namaz kılmandan daha hayırlıdır." (İbn Mâce, Mukaddime, 16)

11 İlim Öğrenmek Herkese Farzdır طَلَبُ الْعِلْمِ فَرِيضَةٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ “İlim öğrenmek her Müslüman’a farzdır.” (İbn Mace, Mukaddime, 17) İnsanların en hayırlıları Kur’anı Kerime hizmet eden, öğrenen, öğreten, bu hususta emek sarf edenlerdir. خَيركُم مَنْ تَعَلَّمَ القُرْآنَ وَعلَّمهُ “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.”

12 Bir Müslüman’ın öğreneceği ilk şeyin Kur’an ve ilmihal bilgisi olması gerekir. Makamı- mevkii, cinsiyeti, milliyeti ne olursa olsun, İlmini hangi alanda yaparsa yapsın, hangi sahanın mütehassısı olursa olsun Müslümanlar için bu gerçek değişmez.

13 Kur’an okuyanına şefaat edecektir اقْرَؤُا القُرْآنَ فإِنَّهُ يَأْتي يَوْم القيامةِ شَفِيعاً لأصْحابِهِ “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.”

14 إنَّ الَّذي لَيس في جَوْفِهِ شَيْءٌ مِنَ القُرآنِ كالبيتِ الخَرِبِ “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidi r.”

15 اَكْثِرُوا مِنْ تِلَاوَةِ الْقُرْاٰنِ فَى بُيُتِكُمْ فَإِنَّ الْبَيْتَ الَّذِى لَايُقْرَأُ فِيهِ الْقُرْاٰنُ يَقِلُّ خَيْرُهُ وَيَكْثُرُ شَرُّهُ وَيَضِيقُ عَلٰى اَهلِهِ “Evlerinizde çok çok kuran-ı kerim okuyunuz. Zira kuran okunmayan evde hayır az, şer çok olur. O ev halkı daima sıkıntı içindedir (huzursuzdur)” (Muhtarul Ehadis, s. 27)

16 يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ “Ey iman edenler kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında iri gövdeli, sert yapılı Allah’ın kendilerine emrettiklerine isyan etmeyen ve emr olunduklarını yapan melekler vardır.” (Tahrim,66/6)

17 وَلاَ تُلْقُوا بِاَيْدِيكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِ وَاَحْسِنُوا اِنَّ اللهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ “(Dünyaya dalıp da âhireti bir tarafa bırakarak) kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın!” (Bakara 2/195)

18 Erendimiz (sav) buyurdular ki: “Kim kuranı öğrenir, okur, onunla amel ederse, kıyamette anne ve babasına nurdan bir taç giydirilir. Onun ziyası güneş misalidir. Anne ve babasına iki hulle giydirilir ki dünya malı onun yanında hiç kalır. Onlar: ne karşılığında bunlar bize giydirildi? diye sorarlar. Onlara: Çocuğunuzun kuran okuması sebebiyle” denir.” (Et Terğib ve’t Terhib)

19 Eskiden her evde bir kuran mektebi vardı. Baba oğluna, anne kızına, dede torunlarına kuran öğretme gayretinde olurdu. Müslüman olup ta kuran okuma bilmeyenlerin sayısı yok denecek kadar azdı. Günümüzde öylemi?..... Kurana saygı azaldıkça, evlerde kuran okunmamaya, çocuklara öğretilmemeye başlayınca huzursuzluklar çoğalmaya başladı. Ruhsal ve psikolojik bunalımlarımız arttı. Bunun önüne geçilememektedir. Ekonomik refah artmasına rağmen mutlu insanlar azalmaya devam ediyor. Evinde kuran sesleri olmayan, hanesinde kuranla amel edilmeyen, kuranla feyizlenmeyen bir ev nasıl olur…?

20 “Bir evde kuran okunduğunda melekler hazır olur. Şeytanlar, çekilip gider.ev halkına genişlik ve huzur hasıl olur ve hayır çok, şer az olur. Bir ve de kuran okunmadığında ise, orada şeytanlar hazır olur, melekler bulunmaz. Ev halkına darlık (huzursuzluk) gelir, hayır azalır ve şer çoğalır.” (Ramuz’ul Ehadis s. 196, hadis 2.)

21 اَلْغُرَبَاءُ فِى الدُّنْيَا اَرْبَعَةٌ قُرْآنٌ فى جَوْفِ الظَّالِمِ وَمَسْجِدٌ فِى نَادِى قَوْمٍ لَا يُصَلُّونَ فِيهِ وَمُصْحَفٌ فى بَيْتٍ لَايُقْرَءُ فِيهِ وَرَجُلٌ صَالِحٌ مَعَ قَوْمِ سُوءٍ Efendimiz buyurdular ki: “Dünyada garip olan dört şey vardır. Zalimin ezberinde olan kuran,bir kavmi çağırdığı halde içinde namaz kılınmayan mescit, bir evde olup ta okunmayan kuran ve kötü bir kavm içinde yaşamaya çalışan salih bir adam”

22 سِتَّةُ اَشْيَاءَ هُنَّ غَرِيبٌ فِي سِتَّةِ مَوَاضِعَ اَلْمَسْجِدُ غَرِبٌ فِيمَا بَيْنَ قَوْمٍ لَا يُصَلُّنَ فِيهِ وَالْمُصصْحَفُ غَرِيبٌ فِي مَنْزِلِ قَوْمٍ لَا يُقْرَؤُونَ فِيه وَالْقُرْأَنُ غَرِبٌ فِي جَوْفِ الْفَاسِقِ وَالْمَرْاَةُ الصَّالِحَةُ غَرِيبَةٌ فِي يَدِ رَجُلٍ ظَالِمٍ سَيِّئِ الْخُلُقِ وَالرَّجُلُ الْمُسْلِمُ الصَّالِحُ غَرِيبٌ فِي يَدِ امْرَأَةٍ رَدِيَّةٍ سَيِّئَةِ الْخُلُقِ وَالْعَالِمُ غَرِيبٌ بَيْنَ قَوْمٍ لَا يَسْمَعُونَ إِلَيْهِ ثُمَّ قَالَ إِنّ الّلَهِ لَا يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ نَظَرَ الرَّحْمَةِ Peygamberimiz (SAV): “6 şey 6 yerde gariptir” 1.Mescid, namaz kılmayan insanların yanında; 2.Mushaf, okunmayan evde; 3.Kur’an, fasık kişinin kalbinde; 4.Müslüman ve itaatli saliha kadın, kötü huylu, zalim bir adamın nikahında; 5.Müslüman ve iyi huylu bir adam, kötü huylu ve itaatsiz bir kadının yanında; 6.Alim, kendisini dinlemeyen bir kavmin arasında gariptir. Allah böyle kimselere kıyamet gününde rahmet nazarı ile bakmaz.” (Güzel vaazlar, c.1,s.46)

23 الَّذِي يَقرَأُ القُرْآنَ وَهُو ماهِرٌ بِهِ معَ السَّفَرةِ الكرَامِ البررَةِ ، والذي يقرَأُ القُرْآنَ ويتَتَعْتَعُ فِيهِ وَهُو عليهِ شَاقٌّ له أجْران “Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.”

24 إِنَّ اللّٰهَ يَرْفَعُ بِهٰذَا لْقُرْآنِ الْكِتَابِ اَقْوَامًا وَيَضَعُ بِهِ اٰخَرِينَ “Allah bu kitapla (Kuran) bazı kavimleri yüceltir, diğer bazılarını da alçaltır.” (Safvet’üt Tefasir 3/345) Efendimiz bir hadislerinde kuran okuduğu halde okuduğu kurana göre amel etmeyenleri kur’an’ın lanetleyeceğini bildirmiştir: رُبَّ تَالٍ يَلْعَنُهُ الْقُرْأٰنُ “Nice kur’an okuyucular vardır ki kuran onlara lanet eder”

25 لا حَسَدَ إلاُّ في اثنَتَيْن : رجُلٌ آتَاهُ اللَّه القُرآنَ ، فهوَ يقومُ بِهِ آناءَ اللَّيلِ وآنَاءَ النَّهَارِ ، وَرجُلٌ آتَاهُ اللَّه مالا ، فهُو يُنْفِقهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النهارِ “Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.”

26 Kur’an’ı gör, onunla ilişkini diri tut, ona sahip ol, onu çocuklarınla geleceğe taşı, yaşa, yaşat, çoğalt, hem kendi hayatını, hem aileni Kur’an’la buluştur... Neslimizi, Kur'an'la tanıştırmak, konuşturmak, buluşturmak ve kaynaştırmak hepimizin temel görevidir. Kur'an'ı öğrenmek, bilmek, okumak ve sevmek her Müslüman çocuğun ve gencin vazgeçilmez hakkıdır.

27 Kur’an’ı okumak bir ibadettir. Manasını anlamaya çalışmak da aynıdır. Onu kıraatten maksat, kulluk ahkamını bilmek, kalplerdeki sıkıntı ve yalnızlığı gidermek olmalıdır. Kur’an, bu maksatla okunursa, okuyana şefaatçi olur. Mushafa bakarak okumak sünnet olarak telakki edilmiştir. İbadetten gözde nasip almaktadır. Kur’an, ilaç gibidir. Kim ne kadar miktar alırsa, o derece tesirini görür.

28 Kurana göre hayat yaşamak zorundayız. وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرينٌ وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّبيلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ “Kim Rahmân'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.” (Zuhruf 36,37) فَاسْتَمْسِكْ بِالَّذى اُوحِىَ اِلَيْكَ اِنَّكَ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقيمٍ “ Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın. ” (Zuhruf 43)

29 Hz. Peygamber (a.s), Kuran’ın ve kendi sünnetinin tüm Müslümanlar için örnek olduğunu şöyle belirtmiştir: تركتُ فِيكُمْ أمرينِ لَنْ تَضِلُّوا ما تَمَسّكتُمْ بِهِمَا: كِتَابَ اللّهِ تَعالَى، وَسُنّةَ رَسُولِهِ. "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti." (Muvatta, Kader, 3) Kur’an’ı okumayı ve ondaki hükümleri öğrenen ve onun emirlerine uyan her iki dünyada da hidayete erer: مَنْ قَرَأ القُرآنَ فاسْتَظْهَرهُ فَأَحَلَّ حَلَالَهُ وَحَرَّمَ حَرَامَهُ أدْخَلهُ اللّهُ تعالى بِهِ الْجَنَّةَ، وَشَفَّعَهُ في عَشَرَةٍ مِنْ أهْلِ بَيْتِهِ كُلُّهُمْ قَدْ وَجَبَتْ لَهُ النَّار. "Kim Kur'ân'ı okur, ezberler, helâl kıldığı şeyi helâl kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabul ederse Allah, o kimseyi cennete koyar. Ayrıca hepsine cehennem şart olmuş bulunan ailesinden on kişiye şefaatçi kılınır." (Tirmizî, Sevâbu’l-Kur'ân 13)

30 Kur’andan uzak hayat yaşayan insanlar Toplumumuzda bazı insanların akla hayale gelmeyecek bir şekilde kendi ailesinden olan insanları hunharca katlettiğini üzülerek görmekteyiz. Mardin’de kendi ailesinden 44 insanı anne karnındaki çocuklarla beraber 47 insanın öldürülmesi. Adana’da annesinin ninnilerle büyüttüğü evladının kendi ailesinden 8 kişiyi öldürmesi. Daha 11’inde olan bir kız çocuğunun kendi öz annesini öldürmesi. Üniversite eğitimi almış bir genç kızın kendi öz annesini öldürmesi. Görsel ve yazılı basından duyduğumuz böyle nice haberler var. Bu haberleri analiz ettiğimiz zaman görmekteyiz ki, böyle suçları işleyenler insani vasıflarıyla bu suçları işlememektedirler.

31 Merhum Mehmet Akif şu mısralarında, bu olayı şöyle yorumluyor; Beşerin derdine derman olur, ancak Kur’an, Ona sarılmazsa eğer, canavardan da beterdir insan, Allah’a dayan, say’e sarıl, hikmete ram ol, Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. Toplumumuzda ortaya çıkan sıkıntıların önlenmesine yönelik en büyük çaba Dinimizin doğru bir şekilde insanlara aktarılmasıdır.

32

33 مَنْ قَرَأَ الْقُراٰنَ وَعَمِلَ بِهِ اُلْبِسَ وَالِدَهُ تَاجًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ضَوْؤُهُ أَحْسَنُ مِنْ ضَوْءِ الشَّمْسِ فِى بُيُتِ الدُّنْيَا فَمَا ظَنُّكُمْ بِالَّذِى عَمِلَ بِهَذَا Efendimiz bir Hadiste şöyle buyurmuştur : “Kim kuran-ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü onun ana ve babasına ziyası güneşin ziyasından daha parlak bir taç giydirilir. Sizden biriniz bu ameli işlediğini zanneder misiniz?” (Et-Terğib vet Terhib c.2, s.349, hadis 13.)

34 إِنَّ هٰذَا القُرْاٰنَ مَأْدَبَةُ اللّٰهِ فَاَقْبِلُوا مَأْدَبَتَهُ مَااسْتَطَعْتُمْ إَنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ حَبْلُ اللّٰهِ الْمَتِينُ وَالنُّورُ الْمُبِينُ وَالشِّفَاءُ النَّافِعُ وَعِصْمَةٌ لِمَنْ تَمَسَّكَ بِهِ وَنَجَاةٌ لِمَنْ اِتَّبَعَهُ Efendimiz bir Hadiste şöyle buyurmuştur : “Gerçek bu kuran Allahın ziyafet sofrasıdır. Gücünüz yettiği kadar onun ziyafetini kabul edin. Muhakkak ki kur’an Allahın kopmaz ipidir. Apaçık nurdur. Faydalı bir şifadır. Kur’an kendine yapışana tam bir koruyucudur. Kendine uyana kurtuluş yoludur.”

35 اَلْحُصُونُ لِلْمُؤْمِنِينَ مِنَ الشّيْطَانِ ثَلَاثٌ اَلْمَسْجِدُ حصْنٌ وَذِكْرُ اللّٰهِ حصْنٌ وَقِرَاءَةُ اْقُرْآنِ حصْنٌ Kab’ul Ahbar şöyle demiştir: “Şeytana karşı müminlerin 3 kalesi vardır. Cami bir kaledir. Allah!ı zikretmek bir kaledir. Kuran okumak bir kaledir.”

36 Kur’an okuyanın değeri dünyada yüksek olduğu gibi kıyamette de derecesi yüksek olacaktır: يُقَالُ لصاحِبِ القُرآنِ؛ اقْرَأْ وَارْقَ وَرَتِّلْ كَمَا كُنْتَ تُرَتِّلُ في الدُّنْيَا، فإنَّ مَنْزِلَتَكَ عِنْدَ آخرِ آيةٍ تَقْرَؤُهَا. "Kur'ân'ı okuyup ona sâhip çıkan kimseye (âhirette): "Oku ve (cennetin derecelerine) yüksel, dünyada nasıl ağır ağır okuyor idiysen öyle oku. Zirâ senin makamın, okuduğun en son âyetin seviyesindedir" denir.“ (Tirmizî, Sevâbu'l- Kur'ân 18)

37 إِنَّ الْميِّتَ يُوضَعُ فِ قَبْرِهِ فَيَأْتِيهِ مَلٰئِكَةُ الْعَذَابِ مِنْ جِهَةِ رَأْسِهِ فَيَدْفَعُهَا اَلْقُرْآنُ Efendimiz bir Hadiste şöyle buyurmuştur : “Ölü mezara konunca başının tarafından kendisine yaklaşan azap meleklerine okumuş olduğu kuran karşı durur.” Kur’an nurdur. Kalbimiz, Ahiretimiz, cennetimiz onunla aydınlanacağı gibi dünyamızda onunla aydınlanacaktır. Zira insanı karanlıklardan aydınlığa çıkaran kurandır. Kur’an okumuşsan, dinlemişsen, hükmüyle amel etmişsen kalbin onunla, gönlün onunla, kabrin onunla aydınlanacaktır.


"Kur’an’ı Anlamak Ve Hayat Haline Getirebilmek İnan, Tanı, Oku, Anla, Yaşa, Yaşat Hedef: Dünya ve Ahiret Mutluluğu." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları