Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SU KIRLILIGI. SU KİRLİLİĞİ NEDİR NASIL OLUŞUR? Yeryüzündeki sular, güneşin sağladığı enerji ile sürekli bir döngü içinde bulunur. İnsanlar, ihtiyaçları.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SU KIRLILIGI. SU KİRLİLİĞİ NEDİR NASIL OLUŞUR? Yeryüzündeki sular, güneşin sağladığı enerji ile sürekli bir döngü içinde bulunur. İnsanlar, ihtiyaçları."— Sunum transkripti:

1 SU KIRLILIGI

2 SU KİRLİLİĞİ NEDİR NASIL OLUŞUR? Yeryüzündeki sular, güneşin sağladığı enerji ile sürekli bir döngü içinde bulunur. İnsanlar, ihtiyaçları için, suyu bu döngüden alır ve kullandıktan sonra tekrar aynı döngüye iade ederler. Bu süreç sırasında suya karışan maddeler, suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirerek “su kirliliği” olarak adlandırılan durum ortaya çıkar. Su kirlenmesi, su kaynağının fiziksel, kimyasal, bakteriyolojik, radyoaktif ve ekolojik özelliklerinin olumsuz yönde değişmesi şeklinde olur.

3 • Yeryüzünü saran ve okyanuslarda, denizlerde, göllerde, akarsularda ve yeraltı sularında bulunan sularla atmosferdeki su buharının tümüne hidrosfer (su küre) adı verilir. Yeryüzündeki sular, güneş enerjisi etkisi ile sürekli bir dolaşım içinde bulunur. Yeryüzünden buharlaşarak atmosfere çıkan sular yoğunlaşarak tekrar yeryüzüne dönerler. Bu dolaşma "Hidrolojik devre" denir.

4 • İnsanlar yaşamlarını sürdürebilmek ve ekonomik ihtiyaçlarım giderebilmek için suyu bu dolaşımdan alır, kullandıktan sonra yine aynı dolaşıma iade ederler. Bu olaylar sırasında suya karışan maddeler suların fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak özelliklerinin değişmelerine neden olurlar. Su kirliliği olarak adlandırılan bu özellik değişimleri, aynı zamanda sularda yaşayan çeşitli canlı varlıkları da etkiler. Böylece su kirlenmesi suya bağlı eko sistemlerin etkilenmesine, dengelerin bozulmasına ve giderek doğadaki tüm suların sahip oldukları kendi kendini temizleme kapasitesinin azalmasına veya yok olmasına yol açabilir.

5 Çevre kirlenmesi denilince genellikle hava, su ve toprağın kirlenmesi düşünülür. Bunlardan en kolay ve çabuk kirlenen kuşkusuz sudur. Çünkü her kirlenen şey genelde su ile yıkanarak temizlenir, bu da kirliliğin son mekânının su olması anlamına gelir. Havanın ve toprağın kirlilik bakımından zamanla kendi kendilerini yenilemeleri bir bakıma kirliliklerini suya vermelerine neden olur.

6 • Havanın içinde bulunan katı ve sıvı tanecikler, havadan çok ağır olduklarından, çok geçmeden aşağı doğru inerek karalara ve sulara ulaşırlar. Havanın içinde bulunan gaz ve buhar halindeki kirleticilerde zamanla yağmur suları ile yeryüzünde toprak ve suya karışırlar. Bunlara örnek olarak, kükürt, azot ve karbon dioksitler verilebilir. Havaya karışan pek çok kirletici madde çok dayanıklı olmadığından, zamanla oksijen, ışık ve ultraviyole ışınlarının etkisi ile parçalanır. Daha sonra dünyada toprağa, göle, denize ve havaya inerler. Bu kirleticilerden toprağa yayılanlarda zamanla mekaniksel ve sel suları yardımı ile veya başka etkenlerin yardımı ile topraktan suya geçerler.

7 Su havzalarındaki atık su kaynakları genellikle birbirinden farklıdır, ancak yine de aralarında bazı benzerlikler barındırırlar. Kaynaklarına göre su kirliliği, iki farklı sınıfta incelenmektedir; Noktasal kirlilik Noktasal olmayan kirlilik

8 Noktasal kirlilik Bir su havzasının su borusu veya hendek gibi belli bir noktadan kaynaklanan atıklarla kirlendiğini gösterir. Bu tür kirliliğin kaynakları arasında bir arıtım tesisinden boşaltılan evsel atıklar, fabrika atıkları veya rögar taşkınları yer almaktadır. Noktasal kirlilik, ABD'deki Temiz Su Hareketi (CWA) tarafından yönetmelik uygulamaları kapsamında tanımlanmaktadır. CWA'nın noktasal kirlilik tanımı 1987 yılında belediye boyutundaki rögar taşkınlarını ve sanayi taşkınlarını da içerecek şekilde değiştirildi.

9 Noktasal olmayan kirlilik • Noktasal olmayan (NPS)kirlilik ise belirli ve tek bir kaynağı olmayan, yayılmış durumdaki kirliliklere verilen addır. Bu tür kirliliğin nedeni, küçük oranda bazı kirletici maddelerin zamanla birikerek bir yerde yığılmasıdır. Bir tarım arazisinde gübrelenmiş alanlardan sızan ve zamanla biriken azotlu bileşiklerin oluşturduğu kirlilik buna en bilinen örnektir. Yine bir sel sonucunda kopan ve sürüklenen tarım ürünleri veya orman biyosferi de bu tür kirliliğe örnek olarak gösterilmektedir.

10 • Türkiye'de yer altı suyu kirlenmesinin en önemli sebebi, evsel atıkların yer altı suyuna taşınmasıdır. Büyük kentlerde bile yetersiz kalan altyapı tesisleri, küçük yerleşim yerlerinde hemen hiç bulunmamakta, fosseptik çukurlardan sızan yer altı sularına ulaşabilmektedir. Bunun sonucu olarak su ile geçen bulaşıcı hastalıklara ( Sanlık, barsak parazitleri) Türkiye'de sık rastlanmaktadır. Bornova Ovası yer altı sularında yapılan deneysel çalışmalar, zaman zaman koliform bakteriye rastlandığını, dolayısıyla bazı kuyulara. evsel atıkların sızıntı olduğunu ortaya koymuştur. Ancak söz konusu kuyulardan alınan sular, daha sonra dezenfekte edildiği için tehlike önlenebilmektedir. YER ALTI SU KİRLİLİĞİ

11 • Ayrıca, yer altı sularında deterjan bulunması da evsel atıkların yer altı sularına ulaştığının bir göstergesidir. Evsel katı atıkların (çöpler gibi) zeminde depolanması ya da arazi doldurulmasında kullanılması da bir diğer kirlilik sebebidir. Çöplerin uygun bertaraf yöntemleriyle arıtılarak uzaklaştırılmaması halinde, sızıntı sulan çok miktarda mikroorganizmanın yanı sıra organik madde, çeşitli tuzlar ve ağır metaller gibi kirleticileri içermekte, yer altı suyu kalitesinde önemli bozulmalara yo1 açmaktadır.

12 • Yer altı suyu kirlenmesinin nedenlerinden biri de endüstrilerdir. Endüstri kuruluşları, ulaşım imkanlarının iyi ve su kaynaklarının bol bulunduğu ovalan tercih etmekte, Kemal Paşa ovasında olduğu gibi, bazı durumlarda su kaynağının üzerine yerleşmektedirler. Bu durum, endüstriyel kirliliğe yol açmaktadır. Nitekim, Kemalpaşa ovası yer altı suyunda siyanür çıkması, Bornova Ovasında yer altı suyuna. tuz karışması endüstriden kaynaklanan kirliliklerdir. Bornova Ovasındaki endüstrilerden bir tanesi, zeminde tuz bıraktığı için 116 m derinlikteki kuyu suyunda klorür, sodyum ve bikarbonat iyonu konsantrasyonları ile buharlaştırma kalıntısı değerlerinde ani bir artış görülmüştür. Suyun içilemez hale gelmesi üzerine endüstri kuruluşu uzun süre pompajla suyu atma yoluna gitmiş, suyun eski özelliğine kavuşması yıllar almıştır. Bu tür örneklerin azlığı, yer altı suyu kirliliğinin azlığına değil, bu konuda yapılan araştırmaların azlığına işarettir.

13 • Türkiye, endüstrileşme yolunda, mesafeler kat etmekteyse de halen tarım ülkesi olma özelliğini de devam ettirmektedir. Özellikle son yıldır ürün verimini artırma amacıyla tarım ilaçlan (pestisid) ile doğal ve yapay gübre kullanımındaki artış, önemli bir kirlenme kaynağı oluşturmaktadır. Bornova ovasında, yer altı suyu kirliliği konusunda yapılan çalışmada, bazı kuyularda nitrat konsantrasyonunun zaman içinde büyük salınımlar gösterdiği ve bir yıllık süre içinde nitrat konsantrasyonun arttığı, bir başka sığ kuyuda ise nitrat konsantrasyonunun TSE’ce sınır değer olarak verilen 45 mg/lt değerine ulaştığı belirlenmiştir.

14 • Bursa ovasında açılmış olan sondaj kuyularından bir tanesi de yapılan periyodik kontrollerde normal olarak kuyudaki nitrat birikimi mg/lt iken, gübrelemenin yapıldığı mevsimlerde bu değerin mg/lt'ye çıktığı gözlenmiştir. Çukurova'da yapılan bir çalışmada, yer altı suyunda pestisid kirlenmesi olduğu tespit edilmiştir. Yer altı sularında pestisid kirlenmesi konusunda yapılacak araştırmalara büyü ihtiyaç vardır. Ancak ölçümlerinin pahalı aletler gerektirmesi ve güç olması gibi sebeplerle, bu konuda yapılmış araştırma sayısı çok kısıtlıdır.

15 • Deniz kıyısına yakın yerlerde karşılaşılan bir problem de deniz suyu girişimidir. Yer altı suyunun aşın çekilmesi (kullanılması) sonucu meydana gelmektedir. Deniz kıyılarında, deniz suyu ile akarsu ve yer altı sulan arasında bir tatlı su-tuzlu su karışma bölgesi bulunmaktadır. Denize yakın akiferlerden aşırı miktarlarda su çekildiğinde, tatlı su basıncı düşmekte ve deniz suyu kara içinde ilerlemektedir. 167 sayılı kanun ile, DSİ'nin izni olmadan yer altı suyu çekiminin, yasaklanmış olmasına rağmen, yapılan hesaplar Türkiye'de büyük miktarlarda kaçak çekim olduğunu ortaya koymaktadır. Bu da yer altı suyu seviyesinin yıldan yıla düşmesi sonucunu doğurmaktadır.

16 Su kirliliğinin nedenleri ve çeşitleri Canlılarla su arasındaki ilişki su ekolojisinin konusudur. Su yağış olarak yeryüzüne dönerken havada eriyik halinde bulunan bir takım gazlar, inorganik maddeler ve radyoaktif elementleri içerisine alır. Ayrıca toprak altına süzüldüğü sırada bir takım inorganik maddelerle karışır. Başı endüstriyel atıklar yer üstü süzüntüler, tarım ilaçları ve böcek ilaçları suya karışabilir. Toprak çatlaklarından lağım suları karışabilir. Suyun bu kadar kirlenme olasılığına karşı bazı temizlenme mekanizmaları da vardır. Doğa suyun içerisindeki organik ve inorganik maddeleri fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mekanik bir takım etkilerle yok etmeye çalışır. Bazı kaynaklarda buna suyun otoepürasyon faktörü denmektedir.

17 Endüstriyel kirlenme Bir takım endüstri kuruluşlarının atıkları arıtılmadan akarsulara verilecek olursa bu akarsularda canlıların üremesini olanaksız hale getirebilir. Kimi zaman bu atıkların toprağa gömülmeleri, yağmur suları ve sızıntılarla yer altı sularının kirlenmesine yol açabilir. Çünkü bu atıkların bir kısmı toksik bileşikler, çözücüler ve tuzları içerebilir. Bazı endüstriyel atıklar biyolojik olarak yok edilebilir özelliktedir. Ancak bazılarının biyolojik olarak Yok edilebilmeleri de mümkün olmayabilir. PET şişeler buna örnek verilebilir. Kimi plastik maddelerin ise doğada yok edilebilmeleri 500 yıllık bir süreyi gerektirir.

18 • Enerji santralleri, çelik fabrikaları, kağıt fabrikaları, rafineri ve otomobil fabrikaları çevreye toksik madde katılımına yol açabilecek endüstriyel kuruluşların başlıcalarını oluşturmaktadır. • Diğer bir endüstriyel kirletici etken petrol ve yağ atıklarıdır. Büyük su yollarına ve denizlere çeşitli nedenlerle akan petrolün yarattığı kirlilik deniz canlıları ve kuşlar için çok tehlikelidir.

19 Evsel kirlenme • Evsel kirlenme etkenlerinin başında lağım ve çöpler gelir. • Günümüzde geliştirilen bazı araçlar çöplerin öğütülerek lağım sularına verilmesini sağlamaktadır. Büyük oranda organik atığın su kaynaklarımıza girmesi bakteri miktarının artımına neden olur. Organik maddelerin bakteriler tarafından parçalanması ise oksijen kullanımını artırır. Sonuçta ortamda bulunan oksijen miktarının azalmasına bağlı olarak sularda yaşayan canlılar ölür.

20 • Deterjanlar bir diğer evsel kirlenme nedenidir. Deterjanların içerisinde bol miktarda fosfat ve nitratlar bulunabilir. Fosfat ve nitratların artması sularda alglerin artmasına neden olur. Alglerin aşırı derecede artması ise suların içerisindeki biyolojik dengenin bozulmasına yol açar. Sonuçta ortamdaki besin miktarı azalır. Bu azalım sonunda üreyen alglerin bile ölmesine neden olabilir. • Su kirliliği insan sağlığının da büyük oranda tehlikeye düşmesine neden olmaktadır. Lağım suları ile kirlenen sularda bakteri ve virüs oranı artar. Tifo, dizanteri, hepatit, kolera ve diğer bulaşıcı hastalıkların bu yolla yayılımına sebep olur. Bu hastalık etkenleri su kaynaklarına karıştığında patlama biçiminde salgınlar ortaya çıkabilir.

21 Tarımsal kirlenme • Tarımda üretimi artırmak amacıyla kullanılan kimyasal gübreler, böceklerle savaşmakla kullanılan bir takım kimyasal zehirler yağmur suları ile toprak atına geçerek yer altı sularının kirlenmesine neden olabilir. Akıntılarla akarsulara ulaşan bu canlı hayatının sona ermesine neden olabilir.

22 Termal kirlenme • Doğal bir alanın ısısının alçaltılıp yükseltilmesiyle beliren insan nedenli bir kirlilik türüdür. Bu kirliliğin en bilinen nedeni, enerji santrallerinde su havzalarından soğutucu olarak su çekilmesi ve ısınan suyun su havzalarına geri akıtılmasıdır. Isınan su, oksijeni daha az tutacağından sudaki canlı yaşamı tehlikeye girer. Ayrıca ekosistemin elemanlarına zarar verir. Öyle ki çeşitli termofilik türlerin artışı gözlemlenir. Bu durum genellikle kentsel alanlarda görülür. Bu durumun tam tersi de soğuk su kaynaklarının ılık nehirlere akarak ısıyı düşürmesiyle de belirebilmektedir.

23 Kirleticilerin Taşınımı ve Tepkimeleri • Çoğu su kirleticileri, nehirler ve diğer akarsular aracılığıyla okyanuslara ve denizlere taşınır. Dünyadaki bazı bölgelerde nehirler aracılığıyla taşınan kirleticiler, kilometrelerce uzakta yer alan deltaları ve kıyıları kirletebilmektedir. SWMM veya DSSAM Modeli gibi ileri düzey bilgisayar modelleri, dünya çapında beliren veya belirmesi olası kirlilik durumların gösteriminde kullanılmaktadır. Kopepod gibi kirlilik belirlemede kullanılan türler, New York Bight gibi yerlerde kirlilik analizinde kullanılmaktadır. Buradaki örnekle gidilecek olursa, Hudson Nehri'ndeki en yüksek toksin oranı nehrin ağzında değil, yaklaşım 100 km güneyde planktonlar sayesinde ölçülmüştür. Hudson'un atıkları Coriolis etkisi nedeniyle nehir ağzından gerilere taşınmaktadır.

24 • Oksijen tüketen kimyasallar ve alg topluluklarının ölümüyle bu canlıların hücrelerinden çıkan kimyasalların artışı sonucunda çok düşük oksijen oranının ölçüldüğü bölgeler yine söz konusu nehrin güney ve ağızdan uzak kısımlarıdır. Balık ve kabuklu deniz hayvanlarının ölümlerinin bildirildiği bu olay zincirinde toksinleri taşıyan kopepodların küçük balıklar tarafından tüketilmesi ve bu balıkların büyük balıklar tarafından yenilmesi sonucunda toksinin ekosistemde yarattığı etki büyümektedir. Bu olaya biyo artış adı verilse de kimi zamanlarda biyo birikim adıyla da geçebilmektedir.

25 • Okyanuslardaki büyük girdaplar plastikten çöpleri belli bir yere toplar. Örneğin, Kuzey Pasifik Girdabı, ilk başta "Büyük Pasifik Çöp Arazisi" adıyla anılan bir çöp bölgesi oluşturdu. Günümüzde bu bölge, Türkiye yüzölçümünün 85 katı büyüklüğündedir. Bu doğada uzun süre yok olmayan çöpler, çeşitli su kuşlarının ve hayvanlarının sindirim sistemine kaçarak bu canlıların iştahsız kalmasına, veya açlıkla yüzleşmesine sebep olmaktadır.

26 • Birçok kimyasal madde, su kaynaklarında çok uzun sürede çürüyebilir. Örneğin klorlanmış hidrokarbonlar içinde yer alan trikloroetilen (sanayi metallerindeki yağ arıtma işlemlerinde ve elektronik üretiminde kullanılan bir madde) ve tetrakloroetilen (kuru temizlemede kullanılan bir madde) karsinojen maddeler olup çürüdüklerinde dikloroetilen ve vinil klorit gibi yeni zararlı maddeler açığa çıkartırlar.

27 • Yeraltı suyu görünmeyen akiferler içinde uzaklıklara dağıldığı için, kirliliğini azaltmak su yüzeyin kirliliğini azaltmaktan daha zor. Kil gibi gözenekli olmayan akiferler kısmen suyu emme gibi basit filtrasyon ile, sulandırma ve bazı durumlarda kimyasal tepkime ve biyolojik etkinlik ile suyu bakterilerden arındırabilir. Bazı durumlarda da su kirleten maddeler toprak kirleticilerine dönüşür. Çatlaklardan ve mağaralardan geçen yeraltı suyu filtrelenmiş değildir ve yüzey su kadar da kolay taşınabilir. Bu durumda yeraltı suyu, kirliliği insan eğilimi ile ağırlaştırılarak, kirleticileri emmen doğal düdene dönüşür ve karst bölgelerinde kullanılabilir.

28 • Asıl kirleticilerden değil ama türevi koşullardan bir çok yan etki oluşur. Örnek olarak, su yüzey akışlarında taşınan silt, güneş ışığını su yüzeyinden geçmesini engeller ve böylece su bitkilerin fotosentezini kısıtlar.

29 Su Kirliliği Ölçümü • Su kirliliği, fiziksel, kimyasal veya biyolojik olmak üzere birçok farklı yöntemle belirlenebilir. Çoğu yöntem, analitik testler sonucunda belirlenen örnekleri içinde barındırır. Sıcaklık gibi bazı ölçümler, suyun bulunduğu yerde örnekleme olmaksızın yapılır. Hükümet temsilcilikleri ve araştırma örgütleri, ölçüm yöntemleri için belli standartlar içeren ve onaylanmış programları dünya çapında yayınlamış durumdadır. Bu sayede farklı zaman ve yöntemlerle yapılan farklı testlerin karşılaştırılabilmesi kolaylaşmıştır.

30 Örnekleme • Suda yapılan fiziksel veya kimyasal ölçümler birkaç farklı yöntemle yapılabilir. Kirletici özelliklerine veya istenilen doğruluk payına göre bu yöntemlerden birisi seçilir. Birçok kirlenme olayı, yağmur olaylarıyla bağlantıların bulunması gibi nedenlerden dolayı kesin bir zamanla sınırlıdır. Bu nedenle örnekleri toplamak, her zaman kesin olarak sonucu göstermeyebilmektedir. Bilim adamları bu tip verileri sıklıkla otomatik örnekleyicileri kullanarak belirler.

31 • Biyolojik yöntemlerde örnekleme, değerlendirme biçimine göre değiştiği gibi, suyun yüzeyinden bitki veya hayvan örnekleri alınarak yapılır. Bu organizmalar çoğunlukla sayımları yapıldıktan sonra suya geri bırakılır. Ancak kimi zamanlarda toksik madde türlerini ve etkilerini araştırmak üzere denek olarak kullanılırlar.

32 Fiziksel ölçüm • Fiziksel ölçüm, sıcaklık, katı derişimi ve bulanıklık gibi farklı birimlerde ölçümler aracılığıyla yapılır.

33 Kimyasal ölçüm • Su örnekleri analitik kimya ilkelerine uyarak test edilebilir. Özellikle bir su havzasındaki organik veya inorganik maddelerin derişiminin ölçülmesi bu gruba girer. Yine sudaki pH, biyokimyasal oksijen ihtiyacı (BOD), kimyasal oksijen ihtiyacı(COD), besin değerleri(nitrat ve fosfor bileşikleri), metaller (bakır, çinko, kadmiyum, kurşun ve civa gibi), petrol ve hayvan yağları, toplam petrol hidrokarbonları (TPH), ve böcek ilaçları oranı ölçümleri, kimyasal ölçümün içindedir.

34 Biyolojik ölçüm • Biyolojik ölçüm, bir bitkinin, hayvanın veya mikroorganizmanın bir su ekosisteminin sağlığının ölçülmesi için kullanılmasını kapsar.

35 Su kirlenmesini engelleyebilmek için alınması gereken önlemler • Tarım ilaçlan rastgele değil, yetkili kuruluşların önerisine göre kullanılmalıdır. • Gerek kullanılan maddenin cinsi gerekse uygulama biçimi bunların yer altı sularını etkileme ve kirletme oranını büyük oranda etkiler. • Sanayi kuruluşlarının atıkları arıtılmadan akarsulara ve diğer su kaynaklarına boşaltılmamalıdır. • Su kaynakları dışarıdan insan ya da hayvanların girmesini engelleyecek biçimde bir engelle çevrelenerek kirlenmenin önlenmesi öngörülmüştür. • Toprak bölgesinin özellikleri yarık ve çatlakların durumu, suyun debisine uygun olarak beslenme bölgesinin korunmaya alınması gerekir. Kaynak suyunun beslenme bölgesinde endüstri kuruluşları, mandıra ve çiftlikler kurulmamalıdır. Kent planlamasında kentin büyüme yönünün bu kaynaklarının kirlenmesine yol açmayacak biçimde olması sağlanır.

36 • Yeraltı suyunun oluşturduğu kaynak ya bir noktadan ya da bir kaç noktadan yeryüzüne çıkıyor olabilir. Kaynak sularının dışarı çıkış noktasına göre ya bir koruma deposu ya da bir koruma tüneli yapılır. Bu depo ya da tünelin üzerinin kesin olarak su geçirmeyerek bir beton tavanla örtülmesi ya da dışarıdan sızıntı olmayacak biçimde çimento püskürülmüş bir örtü tabakası ile güçlendirilmesi gerekir. Üstteki toprak tabakaları en az altı metre olmalıdır. Tünel ya da deponun tabanının fayans ya da özel yapılmış diğer maddelerle kaplanması gerekir. Döşeme maddesi suyun aşındırıcı özelliklerinden etkilenmemelidir.

37 • Depo duvarlarının taş yada duvarla örtülmesi, suyu sızdırmayacak bir madde ile sıvanması, suyun depodan çıkmasını sağlayan borunun tabandan otuz santimetre kadar yukarıda olması gerekir. Çıkış borusunun yapılabilmesini sağlayacak bir kapak bulunması yararlıdır. Depo kapağı iyi korunmalıdır. Sızdırmayacak biçimde kapatılabilmeli, çocukların ve vahşi hayvanların açmasını engelleyecek biçimde olmalıdır. Tek kişi bu kapağı açamamalıdır. Deponun bir havalandırma deliğinin olması ve havalandırma borusunun açık ucunun tel kafesle örtülü olması gerekmektedir.

38 • İçme ve kullanma suyu toplanma alanları içinde ve civarında suların kirlenmesine neden olabilecek faaliyetlere yapılmamalıdır. Çöp ve molozların su kaynaklarına atılmasına izin verilemez. Akaryakıt ile çalışan kayık, motor vb. kullanımına İzin verilemez. Yelken ve akü ile çalışan vasıtalara izin verilir. Yasa ve yönetmelikler gereği içme ve kullanma suyu kaynağının çevresinde mutlak, kısa mesafeli ve uzun mesafeli koruma alanları oluşturulur. Mutlak koruma alanı metrelik bir alanı kaplar. Bu alanın içerisine kesinlikle inşaat yapılamaz. Gerektiğinde çitle çevrilerek koruma ormanı oluşturulur. 300 m ile 1 km arasındaki kısa mesafeli konuma alanı içerisine ise turistik, yerleşime yönelik ya da sanayi tesisi kurma gibi uygulamalara izin verilemez. Çöp ve moloz attırılmaz. Toprak atma ya da alma işlemleri yapılamaz. Sıvı ve katı yakıt depolarına izin verilemez.

39 Deer Island Waste Water Treatment Plant serving Boston, Massachusetts and vicinity.(boston,massachusetts civarındaki geyik adası atık su arıtma tesisi)

40 Sanayi atıklarını arıtmak üzere kurulmuş bir çözünmüş hava flotasyonu sistemi.(Çözünmüş hava flotasyonu atık su muhtevasındaki yoğunluğu sudan düşük olan katı ve sıvıların yüzdürme yöntemi ile sudan uzaklaştırılması yöntemidir.)

41 HAZIRLAYANLAR HÜLYA ÖZSOY CANSU GÖLCÜK MERVE ŞENOL MELTEM AKBULUT MAKBULE SAKALLI HANİFE KILINÇ RAMAZAN DİNGİL MUSTAFA DABAN


"SU KIRLILIGI. SU KİRLİLİĞİ NEDİR NASIL OLUŞUR? Yeryüzündeki sular, güneşin sağladığı enerji ile sürekli bir döngü içinde bulunur. İnsanlar, ihtiyaçları." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları