Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BİRİMİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BİRİMİ."— Sunum transkripti:

1 İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BİRİMİ

2 MADDE BAĞIMLILIĞI

3 Madde Kullanımı Uyuşturucu maddeler yada narkotikler farmakolojik özellikleri nedeniyle merkezi sinir sisteminde uyuşukluk oluşturan çok kuvvetli ağrı kesici,kişide psikolojik ve fiziksel bağımlılık yaratan maddelerdir. Uyuşturucu maddeler yada narkotikler farmakolojik özellikleri nedeniyle merkezi sinir sisteminde uyuşukluk oluşturan çok kuvvetli ağrı kesici,kişide psikolojik ve fiziksel bağımlılık yaratan maddelerdir.

4 AMATEM’e göre; yasal olan yada olmayan uyarıcı yada uyuşturucu niteliği olan, bağımlılık yapan maddelerin tümüne UYUŞTURUCU MADDE denmektedir. Bunlar; Alkol, sedatifler, amfetaminler, kokain, halisinojenler, uçucular, afyon, kafein, nikotin, halisinojenler, uçucular, afyon, kafein, nikotin, reçeteli ilaçlar ve bazı yasal ilaçlar olarak sıralanabilir. reçeteli ilaçlar ve bazı yasal ilaçlar olarak sıralanabilir. Bu maddelerin kullanılmasına genel olarak MADDE KULLANIMI denmekte, kullanımın zarar veren boyuta gelmesi hali ise BAĞIMLILIK olarak adlandırılmaktadır.

5 Madde kullanımında tütün ürünleri ve alkollü içecekler de kastedilmektedir.Tütün ürünleri ve alkolün ortalama düzeyde kullanımı bile ciddi kişisel ve sosyal sonuçlara yol açabilir. Jajali ve arkadaşları(1981)madde kullanıcılarını denemeciler ve kompulsif (zorlantı) kullanıcılar olarak iki gruba ayırmakta, her iki grubun da risk altında olduğunu vurgulamaktadır.Özellikle ikinci gruptakiler için madde kullanımı adeta bir kaçma aracıdır niteliği taşımaktadır.

6 BAĞIMLILIK Kişinin zarar görmesine rağmen madde kullanımına devam etmesi, kullandığı maddeyi uzun süre bırakamaması, sürekli madde arayışı içinde olması, kullandığı maddenin dozunu giderek arttırması ile karakterize edilen bir tablodur.

7 Fiziksel Bağımlılık;tolerans ve yoksunluğu içermektedir. Yoksunluk;uzun süre madde kullanılmasının sonunda madde kullanımına son verildiğinde ortaya çıkan fiziksel v ruhsal sorunlardır.Belirtilerin şiddeti ve süresi kullanılan maddenin cinsine göre değişmektedir. Tolerans ise;kullanılan maddenin dozunun giderek arttırılmasıdır.

8 Psikolojik Bağımlılık;kullanılan maddeye sürekli istek duyma,huzursuzluk,boşluk duygusu,sıkıntı,maddeyi arama,yaptığı işten zevk almama,madde olmadan yaşamını sürdürememe,bir iş yapamama gibi duyguları ve düşünceleri içermektedir. DSM-IV de (ruhsal bozuklukların tanısal ve sayımsal el kiabıdır. The Diagnostic and Statistical Manual for Mental Disorders’ın dördüncü baskısı Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından çıkartılmış ve psikiyatrik bozuklukların sınıflandırılmasında kullanılmaktadır. DSM-IV yalnızca belirtileri tanımlar ve ruh sağlığı uzmanları tarafından tanının güvenilirliğini ve standartlığını arttırmak üzere kullanılır.) madde kullanımıyla ilgili hastalıklar ve madde kullanımının neden olduğu bozukluklar olarak sınırlandırılmaktadır.Bu bozukluklar aktif kullanım ve/veya duygu durum değişikliğine yol açan herhangi bir maddeye bağımlılığı içermektedir.

9 Madde Yanlış Kullanımı;maddeyi kendi sağlığına, yaşam biçimine ve çevresine zarar verecek kadar kullanmak biçiminde tanımlansa da bazen net olarak tanımlamak da zordur.Kullanım ve yanlış kullanım arasınsa ince bir sınır vardır.Madde yanlış kullanımının belki de en önemli ayrıntısı; maddenin sosyal,okul yada iş hayatındaki işlevleri zayıflamayla sonuçlanacak kadar patolojik kullanımıdır.Madde yanlış kullanımı duygusal sıkıntı gibi içsel bazı süreçlerle bağlantılı olabilir.

10 Madde yanlış kullanımı ve bağımlılığı ile ilgili tanımlar yetişkin grubuna göre yapılmıştır.DSM-IV’de madde yanlış kullanımı ve madde bağımlılığı çocuk ve gençler dikkate alınmadan farklı tanımlanmaktadır.O nedenle çocuk ve gençler için bazen ayrım yapmak zorlaşmaktadır. Çocuk ve gençler arasında madde kullanımı ve yanlış kullanımının yayılımını ve doğasını anlamak için aşağıdaki ölçütleri kullanmak yardımcı olabilir;

11  Madde kullanım sıklığı  Tipik kullanım niteliği  Aynı anda kullanılan maddelerin çeşitliliği  Maddenin kullanıldığı sosyal bağlam (deneme için mi? Yada süreklilik mi gösteriyor.)  Maddeyi yanlış kullananın duygusal durumu (depresif yada olumlu duygu içinde mi?)

12 Madde kullanımı ile diğer sağlık olayları arasında yakın ilişkiler gözlenmiştir. Örneğin; ergen şiddeti ile madde kullanımı arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösteren araştırmalar vardır. Bir diğer bağlantı da psikiyatrik bozukluklar ile madde yanlış kullanımı arasındadır.Psikiyatrik bozukluk yaşayan kişilerin %33’ü madde problemi de yaşamaktadır.

13 BAĞIMLILIK ÇEŞİTLERİ  SİGARA BAĞIMLILIĞI  ALKOL BAĞIMLILIĞI  UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI

14  Nikotin sigara dumanıyla vücuda alınan 4000 kimyasal maddeden biridir ve bu maddeler içinde beyne etkisi en belirgin olanıdır. Her sigara ile vücuda 1-2 miligram nikotin alınır. Nikotin solunduktan 10 saniye sonra beyne ulaşır.  Sigaranın içindeki nikotin bağımlılık yapar. Bağımlılık, bir maddenin kişinin sağlığını ve yaşamını olumsuz yönde etkilemesine rağmen kullanımının devamıdır.  Sigara içenlerin üçte biri her yıl bırakmayı dener. Bu insanların sadece üçte biri 2 gün içmeden durabilirler. Sigarayı kendi başına bırakanların % 7’isi bir yıl içmemeyi başarabilir. Sigara içen yetişkinlerin % 87’sinde nikotin bağımlılığı vardır.  Ergenler üzerinde yapılan bir çalışmada, bağımlılık ve yoksunluk bulgularının kimi gençlerde sigaraya başladıktan bir kaç hafta gibi kısa süre sonra çıktığı görülmüştür. Bazıları daha uzun bir süre kullandıktan sonra bağımlı hale gelir. Yani; kimi genç için sigarayı denemek gibi bir şans yoktur, kullanım başladıktan çok kısa bir süre sonra kişi bağımlı hale gelir.  Ergenler üzerinde yapılan bir çalışmada, bağımlılık ve yoksunluk bulgularının kimi gençlerde sigaraya başladıktan bir kaç hafta gibi kısa süre sonra çıktığı görülmüştür. Bazıları daha uzun bir süre kullandıktan sonra bağımlı hale gelir. Yani; kimi genç için sigarayı denemek gibi bir şans yoktur, kullanım başladıktan çok kısa bir süre sonra kişi bağımlı hale gelir.

15  Alkolizm, davranışsal bir bozukluktur.  Tekrarlayıcı olarak fazla miktarlarda alınan alkole bağlı problemler gelişmesi anlamına gelir.  Alkolik, kötü sonuçlar doğurmasına rağmen, kompulsif bir biçimde alkol içmeye devam eder.  Alkolizmde, alkol alımının sınırlanması ile ilgili kontrol kaybolmuştur

16  İNSANLAR NEDEN İÇİYORLAR?  Zevk almak  Duygu durumu düzeltmek  Stresle başa çıkmak  Alkol içme arzusu Alkoliğin hayatı Alkoliğin hayatı  İçenlerle arkadaşlık eder, evlenir  İçmek için her zaman neden vardır: mutluluk, neşesizlik, gerginlik..  İçme fırsatları sonsuzdur; maç, av, parti, tatil, doğum günü…  Alkolizm ilerledikçe problemler artar, yalnız içmeye başlar, gizlice içer, şişeleri saklar, durumun ciddiyetini saklamaya çalışır  Suçluluk duygusu gelişir, suçluluk ve pişmanlık duygularını bastırmak için daha çok içmeye ve sabahları kalkınca içmeye başlar.  Alkolizmde kısır döngü  Suçluluk ve anksiyete nedeniyle daha çok alkol alır, alkol aldıkça anksiyete ve depresyon derinleşir ve şu belirtiler ortaya çıkar; Uyku kalitesinde bozulma, gece uyanmalar, depresif duygu durumu, huzursuzluk ve sıkıntı hisleri, panik nöbetleri, göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes almada zorluk …...

17 ALKOLİZMDE FİZİKSEL BULGULAR  Arkus senilis: gözün kornea tabakasında yağ halkası  Acne rosecea : kırmızı burun  Palmar eritem: avuç içinde kırmızılık  Asteriksis: Ellerde titreme  Sigara yanıkları: parmak, göğüs vs…  Morarıklıklar :düşme ve çarpmalara bağlı  Hepatomegali (karaciğer büyümesi), karın ağrısı  Periferik nöropati (el ve ayaklarda his kusurları, uyuşma vs…)  Kan tetkiklerinde anormallikler: GGT, MCV, AST, ALT, ürik asit, trigliseritler, üre yükselir. DOĞAL GİDİŞ, CİNSİYET FARKI  Erkeklerde daha erken başlar (20 civarı), sinsi gidişlidir, 30 yaşından önce problemleri farketmek zordur. 45 yaşından sonra başlama nadirdir.  Kadınlarda başlangıç daha geç olur, depresyon daha sıktır.

18 ALKOLİZM TİPLERİ  Gamma tipi alkolizm: Çok aşırı miktarda alkolün aralıksız biçimde alındığı epizotların yaşandığı, ama aralarda alkol alınmayan dönemlerin olduğu alkolizm tipi. Örneğin kişi günler boyunca sızıncaya kadar alkol alıp ayılır ayılmaz içmeye devam eder. Sağlık durumu nedeniyle içemez hale gelince birkaç gün hasta yatar, daha sonra 1-2 hafta alkol almaz ve sonra her şey yeniden başlar.  Bu kişilerde temel problem alkol alımı ile ilgili kontrol kaybıdır, yasal ve sosyal problemler ön plandadır. Bunun tersine “Fransız tipi alkolizm”de kişi sürekli olarak fazla ama aşırı olmayan miktarlarda alkol alır, alkol kullanımı bir hayat tarzı haline gelmiştir. Herhangi bir nedenle alkol içmeyi durdururlarsa alkol yoksunluğuna girebilirler. Uzun vadede sağlık problemleri ortaya çıkar.

19 Tip A-B ya da 1-2: Erken yaşlarda başlayan, ailede alkolizm öyküsünün varolduğu, anti-sosyal kişilik bozukluğu ile birlikte sık görülen kötü gidişli alkolizm ve daha geç yaşta başlayan, aile öyküsünün olmadığı, daha çok depresyonun eşlik ettiği, daha iyi gidişli alkolizm tipidir.

20 KOMPLİKASYONLAR (ALKOLİZMİN SONUÇLARI)  Sosyal Yaşamda: Boşanma, terk edilme İş sorunları, devamsızlık Ev-iş-trafik kazaları Adli problemler

21 Tıbbi: 1.Akut sorunlar 2.Kronik sorunlar 3.Yoksunluk belirtileri Karaciğer harabiyeti, kardiyomiyopati (kalp büyümesi), anemi (kansızlık), yüksek tansiyon, trombositopeni (pıhtılaşma sağlayan hücrelerde azalma), miyopati (kas yıkımı), kanser, teratojenite (anne karnındaki bebekte anormallikler), pankreatit (pankreas iltahabı), pnömoni (zatüre), merkezi sinir sistemi bozuklukları

22 Alkol Yoksunluğu Belirtileri  Otonomik hiperaktivite (terleme, nabız 100’ün üstünde) titreme uykusuzluk bulantı ve kusma geçici halüsinasyon ve ilüzyonlar alkolü bıraktıktan sonra 1-2 gün içinde görülür.  psikomotor ajitasyon (epileptik nöbetler): alkolü bıraktıktan sonra ortalama 2 gün içinde görülür.  Deliryum tremens: Uzun süre fazla miktarda alkol alan kişilerde alkolü kestikten 2-3 gün sonra ortaya çıkabilen, ölüm riski taşıyan bir tablodur.  Bilinç ve konsantrasyon bozukluğu, görsel halusinasyonlar (gerçekte var olmayan şeylerin görülmesi), bulunduğu zamanı ve yeri karıştırma ile kendini belli eder, hızlı başlayıp dalgalı bir seyir gösterir.

23 EN SIK EŞLİK EDEN PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR:  Majör Depresyon: Alkol bağımlılarının%30-50’sinde görülür.  Anksiyete bozuklukları: %30 sıklıktadır. Erkeklerde sosyal fobi, Kadınlarda agorofobi sıktır.  İki uçlu duygudurum bozukluğu (manik depresif b)  Diğer madde bağımlılıkları: başta sigara olmak üzere esrar vs…  Kişilik Bozuklukları: anti-sosyal ve sınırda kişilik bozuklukları.

24 UYUŞTURUCU MADDELER VE ETKİLERİ: Uyuşturucu olarak kullanılan birçok madde vardır. Bunların kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek değişik belirtilere yol açarlar. Uyuşturucu maddeleri ve özelliklerini aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz.

25  Afyon, Morfin, Eroin Grubu Uyuşturucular: Bu grup uyuşturucular afyon bitkisinden elde edilir. Güçlü ağrı kesici özelikleri vardır. Merkezi sinir sisteminde yatıştırıcı etki yaparlar. Bu maddeler kullanıldığında sakinleşme, neşelenme meydana gelir. Kaygılar ve sıkıntılar kaybolur.Düşünme yeteneği azalır, irade zayıflar.Kişilik bozukluğu,ilgisizlik, ruhsal çöküntü meydana gelir.Kan basıncı düşer, nabız ve solunum sayısı azalır.Göz bebeklerinde küçülme, ağız kuruluğu, bulantı, kusma görülür. Çok kolay bağımlılık yapan maddelerdir. Yoksunluk durumunda burun akıntısı, titreme, terleme, kramplar, panik ve bilinç kaybı meydana gelir.

26  Esrar: Hint kenevirinden elde edilen bir uyuşturucudur. Merkezi sinir sisteminde yatıştırıcı etki yapar. Özellikleri ve yoksunluk tablosu afyon ve türevlerine benzer. Kullanıldığında rahatlama ve uyuşukluk meydana getirir. Kişi bir rüya alemine dalar, halüsinasyon görür. Uzun süre kullanıma bağlı olarak psiko-sosyal yapıda bozukluklar meydana getirir.

27  Barbituratlar ve sakinleştiriciler: Barbituratlar, diazem benzeri sakinleştirici ilaçlar tıpta kullanılan maddelerdir. Bunların doktor kontrolü dışında kullanılması bağımlılığa yol açar. Merkezi sinir sisteminde yatıştırıcı etkisi olan bu maddeler kullanıldıklarında gevşeme, rahatlama ve uykuya eğilim meydana getirirler. Uzun süre kullanıldıklarında karaciğerde kanser, kan dokuda bozukluk meydana gelir.

28  Kokain: Koka bitkisi yapraklarından elde edilen bir maddedir. Uyarıcı bir özelliği vardır. Kullanıldığında yalancı bir kuvvet hissi, konuşma isteğinde artma, cinsel uyarı yaratır. Daha sonra ruhsal çöküntü, halüsinasyonlar, kalp ve solunum yetmezliği durumlarına yol açarlar.

29  Amfetaminler: Uyarıcı özelliği olan ilaçlardır. Genellikle doping amacıyla kullanılırlar.Uykusuzluk, aşırı hareketlilik ve halüsinasyona yol açarlar. Karaciğer hasarına sebep olurlar. ● İnhalanlar: Solunum yoluyla çekilen uyuşturucu maddeler, solventerler(çözücüler), yapıştırıcılar gibi maddelere inhalanlar denir.Bu maddeler baş ağrısı, görme bulanıklığı, uyuşukluk meydana getirir. Kısa sürede karaciğer ve böbrek hasarı, bilinç kaybı, kemik iliğinde baskılanma sonucu kansızlık meydana getirirler. Bu maddelerin etkilerini bir bütün olarak ele alırsak;

30  FİZİKİ ETKİLERİ Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde : Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir. Bu sebeple madde kullanımı aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar. Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyonlar, zeka ve hafıza kayıpları. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyonlar, zeka ve hafıza kayıpları.

31 Sindirim Sisteminde: Sindirim Sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs. Karaciğer ve Böbreklerde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs. Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma,sertleşme (siroz)... Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar,ağır böbrek hastalıkları. Gözlerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma,sertleşme (siroz)... Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar,ağır böbrek hastalıkları. Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi… Solunum Sisteminde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi… Solunum Sisteminde: Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır. Kan organlarında: Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır. Kan organlarında: Kan,insan hayatının en önemli unsuru olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır. Zehirlenme: Kan,insan hayatının en önemli unsuru olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır. Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekrarladığında "Müzmin Zehirlenme" adını alır. Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekrarladığında "Müzmin Zehirlenme" adını alır.

32  SOSYAL ve MADDİ ETKİLERİ Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür. Bu sebeple akıl sağlığının en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz bir hayata mahkum eder.  Bu nedenle, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, bireysel ve toplumsal ahlaka verdiği zararlar çok fazladır. İntiharların, cinayetlerin, fuhuş, gasp ve anarşinin temelinde de uyuşturucu vardır. Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.

33 KULLANIM NEDENLERİ  Kullanım nedenlere maddeye göre değişse de ilk neden daha çok arkadaş çevresi, ikinci neden olarak da merak etme görülmektedir.  Ailesinden ayrı yaşayan ve kalma yeri belli olmayan üniversite öğrencileri arasında madde kullanımı daha yaygın görülmektedir.

34  Madde kullanımının belirleyicileri üzerinde çalışılırken biyolojik,sosyal,kişisel ve akran değişkenleri üzerinde durulmaktadır.  Madde kullanımın ardında sıklıkla akran etkisi gibi sosyal etmenler vardır.  Madde kullanımı ve bağımlılığının pek çok nedeni olsa da bağımlılık için nedenler maddenin bağımlılık yapma gücü bireysel,ruhsal ve çevresel nedenler olarak açıklanmaktadır.

35 EN SIK RASTLANAN NEDENLER OLARAK ŞUNLAR SIRALANABİLİR  Arkadaş çevresi  Öfke  Eğlence kültüründeki değişim  Risk ve heyecan yaşama isteği  Hayatı anlamsız bulma  Uyuşturucu özellikle esrar bağımlılık yapmaz düşüncesi  Merak etme  Özenti  Kendini ispatlama gayreti  Genetik yapının yatkınlığı  Manevi (duygusal ) boşluk  Ailevi problemler  Eğitimsizlik-bilinçsizlik  Kimsesiz ve başıboş olmak  Reklamlar-medya  Denetim olmayışı /azlığı  Kültürün etkisi (madde kullanımına tanınan tolerans)

36 RİSK ETMENLERİ  Aslında herkes risk altındadır ve madde bağımlılığı için özel bir kişilik tipi yoktur.Bu durum risk etmenlerinin fazlalığını da göstermektedir.  Fakat ergenlik dönemi yaşamın en karmaşık dönemlerinden biridir.  Bir maddenin bağımlısı olma sürecine ergenler daha duyarlı durumdadır.  Eğer gencin biyolojik ve genetik olarak kimyasal bağımlılığa yatkınlığı varsa alkol yada madde alımı ile ilgili denemeler bağımlılığa kadar gidebilir.  Üstelik bu dönemde yetişkinliğe göre kimyasal bağımlılığın ilerlemesi daha hızlı olmaktadır.

37  Risk etmenleri ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda ile ilişkileri üzerinde ısrarla durulmaktadır.  Anne babaları ile zayıf ilişkileri olan,anne babası cezalandırıcı,otoriter,disiplin kullanan,anne babasından az sosyal destek alan,anne babasından birisi veya ikisi de madde kullanan,ailesi düşük sosyoekonomik düzeye sahip olan ve ailesel sorunlar yaşayan,fiziksel ve cinsel istismara uğrayan çocuk ve gençler arasında yanlış madde kullanımı olasılığı daha fazladır.

38  Okulla ilgili olarak bulunan risk etmenleri;okul personeli ile zayıf ilişkiler,cezalandırıcı,otoriter okul olarak özetlenebilir.  Olmaları gereken sınıftan daha alt sınıfta okuyanlar ve düşük okul başarısı olanlar da risk altındadır.  Akranlarla zayıf ilişkiler ve madde kullanan akranlarla yakın ilişkiler ve akran baskısı da önemli risk etmenleri arasındadır.  Cinsiyet rollerinde karmaşa yaşayan yada cinsel olarak olgunlaşmamış kişiler arasında madde kullanımı ve bağımlılığı olasılığı daha fazladır.  Risk altında olan belli bir kişilik tipi yoksa da kişilik özellikleri açısından bakıldığında ise;depresyon veya yalnızlık çeken,stresle yaşayan,kaygılı,düşük dürtü kontrolü ve düşük kişiler arası güven ve zayıf kişiler arası ilişki becerileri olan,engellenmeye karşı düşük toleransı olan,öfkeyi iyi ifade edemeyen,değişime uyum sağlayamayan,kompulsiflik ve mükemmeliyetçilik özellikleri olanlarla,dıştan denetimli olanlar (insiyatif almakta zorlananlar) risk altındadır.

39 ÖNLEME ÇALIŞMALARI  Tedavi çok uzun süren bir çaba olduğu ve bağımlılık ilacı olmayan bir davranış olduğu için ana amaç önleme çalışmalarıdır.  Önleme çalışmalarının çok büyük bir kısmı okullar ve kamuoyu aracılığıyla gençlere yöneliktir.  İşbirliğinin etkisi fazla olduğundan anne babalar,öğretmenler,halk liderleri,iş çevreleri,dini liderler ve gençlerin katıldıkları önleme çalışmaları daha etkili olmaktadır.

40  Bu tür maddelerin kullanımı sadece gençlerin bireysel yaşamlarını olumsuz etkilemekle kalmaz,toplumu da etkiler.  Cinayetlerin %60’ı,saldırıların %40’ı,tecavüzlerin %33’ü alkol kullanımı ile ilgilidir.  Özellikle son 15 yıldır yapılan çalışmalarla,madde kullananlarda%50,madde kullanımı nedeniyle olan cinayetlerde de %25’lik bir azalma gerçekleşmiştir.  Bu durum yapılan önleme çalışmalarına bağlanmakta ve madde kullanım sorunlarıyla ilgilenildiğinde madde kullanımının ve sonuçlarının da azalabileceği vurgulanmaktadır.

41  Türkiye’de “HERKESE SAĞLIK STRATEJİLERİ” çalışmaları,1997’de İstanbul’da yapılan Dünya Sağlık Örgütü 47.Avrupa Bölge Komitesi ile hız kazanmıştır.”Ulusal Sağlık 21 Politikası” oluşturulması girişimi Sağlık Bakanlığı öncülüğünde başlatılmıştır.Dünya Sağlık Örgütü’nün çerçevesini çizdiği bu çalışma doğrultusunda Türkiye’nin 21.Yüzyıl için sağlık politikaları belirlenmiştir.Bu politikanın genel hedeflerinden biri de 2002 yılına kadar tütün,alkol,uçucu maddeler ve psikoaktif ilaçlar için bağımlılık yapan maddelerin kullanımını en alt düzeye indirmeyi amaçlamaktadır.  Bu hedefe ulaşabilmek için belirlenen genel stratejiler şunlardır;

42  Medyada tütün,alkol ve bağımlılık yapan diğer maddelerin kullanımını özendirecek unsurların yer almasının önlenmesi.  Toplumun sağlıklı yaşam biçimleri konusunda bilinçlendirilmesi,bu yönde örgün ve yaygın eğitim programlarında yararlanılması  Toplumun zararlı alışkanlıklardan korunmasını sağlayacak sosyal,kültürel sanatsal ve sportif faaliyet alanlarının yerel ve ulusal düzeyde yaygınlaştırılması.

43 Özel Strateji Olarak Şunlar Sıralanmıştır  Tütün ve alkolün üretim,dağıtım ve satış alanlarının kontrol altına alınması.  Uçucu madde içeren ürünlerin kötüye kullanımını önleyici tedbirlerin alınması.  Tütün kullanmayanları kullananların zararlı etkilerinden korumak için okullarda,iş yerleri ile halka açık yerlerde tütün ürünlerinin kullanımını yasaklayan yasağın uygulanması ve yaygınlaştırılmasının sağlanması.  Tütün mamullerinin kullanımını bırakmak isteyen bireylerin kolayca ulaşabileceği sigarayı bırakma ünitelerinin arttırılması.  Gençlerin tütün mamullerine kolayca ulaşabilmelerini engellemek için fiyat,vergilendirme ve satış alanlarının denetlenmesinin sağlanması.  Tütün üreticilerinin farklı alanlara yönlendirilmesi.  Alkollü içeceklerin satışını kısıtlayıcı yönde yasal düzenlemelerin yapılması.  Endüstriyel ve kırtasiye alanında kullanılan uçucu maddeler yerine aynı özellikte sağlığa daha az zararlı maddeler kullanılmasının özendirilmesi,kırtasiye malzemelerinde koklayıcılığı arttıran maddelerin kullanımının yasaklanması.  Uçucu madde kullanımının yaygın olduğu sokak çocuklarının sosyal sorunlarının çözümlenmesine yönelik programların yaygınlaştırılması.  Madde bağımlılığı olan bireylerin kolayca ulaşabileceği danışma ve tedavi ünitelerinin yaygınlaştırılması.

44  Milli eğitim Bakanlığı madde bağımlılığının önlenmesi için yaygın ve etkili çalışmalar yapılması amacıyla,öncelikle büyük şehirlerimizde uygulanmak üzere;Madde bağımlılığı ile savaşım projesini başlatmıştır.  Bu amaçla özellikle ergenlere ve gençlere yönelik seminerler verilmiştir.  Ayrıca “Ergenlik Dönemi Değişim Projesi”, “Daha Mutlu Bir Gençlik Projesi”, “Ruh Sağlığı Projesi” gibi projelerle de çalışmalar daha geniş ve planlı bir biçimde yürütülmüştür.

45 GENEL OLARAK ANNE BABALAR NE YAPMALI  Her şeyden önce özellikle davranışlarla örnek olunmalıdır.  Anne baba özellikle ergenlik dönemine gelmiş çocuğuna bebek muamelesi yapmamalıdır.Büyüdüğünü ve önemsendiğini her fırsatta göstermelidir.  Eleştirmek yerine önerilerde bulunmak veya çözümleri beraberce konuşmak daha iyi olacaktır.  Ergenler genelde asi bir yapı içinde olsalar da her zaman anne babanın yardım ve desteğine ihtiyaç duyarlar.Bu nedenle yardım ve destek onlar istemediklerini ifade etseler de esirgenmemelidir.  Çocuklarımıza güvenmeli ve bunu onlara hissettirmeliyiz.  Bu durum aynı zamanda onların kendilerine olan güven duygularına da katkı sağlayacaktır.  Arkadaş çevresi çok önemli olduğundan anne baba bu konuda daha dikkatli davranmalıdır.  Ergende meydana gelebilecek fiziksel ve/veya ruhsal değişimler iyi kontrol edilmelidir.(Depresif görüntü,yorgunluk,eve geç gelme,iştahsızlık vb…)  Anne baba bağımlılık konusunda mutlaka daha ayrıntılı bilgi edinmelidir.

46 KAYNAKLAR  Korkut F.,Okul Temelli Önleyici Rehberlik Ve Psikolojik Danışma.Anı Yayın.2004  Yeni Eğitim Dergisi,Gençlik Nereden Koşuyor?.2006  AMATEM,Uyuşturucu Maddeler Ve Bağımlılık Eğitim Paketi,Eğitici Kavuzu.1997  Bağımlılık Yapan Maddeler,


"İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BİRİMİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları