Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İLETİŞİM VE ALGI Hazırlayan: Esma AYDIN Rehber Öğretmen ve Psikolojik Danışman.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İLETİŞİM VE ALGI Hazırlayan: Esma AYDIN Rehber Öğretmen ve Psikolojik Danışman."— Sunum transkripti:

1

2 İLETİŞİM VE ALGI Hazırlayan: Esma AYDIN Rehber Öğretmen ve Psikolojik Danışman

3

4 3 Diş hekimi “neresini acıtıyor” diye sorduğunda, Felsefeci Bertrand Russel “tabii ki beynimi” diye karşılık verdi.

5 UYARIM  Duyu organında tepki üreten enerjiDUYUM  Duyu organlarımızın çevreden bilgi alma süreci / Çevre tarafından aktive edilmesiALGI  Duyu organlarımız ve beynimize gelen uyaranların sınıflandırılması analizi ve entegrasyonu /kısaca anlamlı hale getirilmesi 4

6  Uyarıcı ve duyum kapasitesinin fiziksel karakteristikleri arasındaki ilişkiyi üzerine odaklanan uzmanlık sahası  Fiziksel uyarıcı ile psikolojik deneyim aynı şey değildir. Gerçek dünya bizim algıladığımızdan farklıdır. 5

7 Mutlak Eşik  Bir alıcı organın uyarılabileceği en küçük uyarıcı miktarına mutlak eşik denir. Duyu organlarımızın yaklaşık mutlak eşikleri Görme: karanlık gecede 50 km’den bir mum ışığı İşitme: Sessiz bir ortamda 5 metreden bir kol saatinin çalışması Koku alma: Sekiz litrelik bir suda bir çay kasığı şeker Koku alma: Altı odalı büyük bir evde bir damla esans Dokunma: Bir santimetre yükseklikten yüzüne düşen bir sineğin kanadı. 6

8  Şekil/Figür  Algılanan obje  Zemin  Arka plan 7

9 8

10

11 10

12 11

13

14

15  ALGI Bilişsel fonksiyonlarla gerçekleşen bir süreçtir.Algılama sırasında zihine gelen bilgiler bir takım süzgeçlerden geçirilir. Bu bilgilere biçim verilir ve isimlendirilir.Kısaca Algı mesajın geçtiği filtreler olarak tanımlanabilir.

16  Filtreler tıkanırsa ne olur?  Kişiler arası iletişimde algı farklılıkları ve bunların yarattığı sorunlarla sık sık karşılaşmaktayız.İletişim süreci içinde verilen mesajlara ilişkin kendi algımızı ve karşımızdakinin algısını netleştirmeye çalışarak içeriğin ötesindeki süreci yakalayabilmek önemlidir.

17  Örneğin hayatınızda hiç doktora gitmemiş olsanız da doktor rolüne ilişkin şemanız sizin doktordan belli davranışlar beklemenize yol açar. Ya da hiç yılan görmemiş olmanıza karşın yılan için oluşturduğunuz tehlikeli hayvan şeması sizin yılanlardan aşırı derecede korkmanıza neden olabilir. Şemaların etkisiyle oluşan beklentiler sonucunda ilk izlenimler bazı gizli önyargılar taşıyabilir. Örneğin sarışınlar aptaldır gibi bir şemanız varsa bu sizin sarışın biriyle ilk karşılaşmanızda onun için oluşturduğunuz izlenimi etkileyebilir.İlk izlenimlerin gücü şemaların gücünden gelmektedir. Zihinsel şemalar değişmeye oldukça dirençli olmalarına karşın değişme potansiyeline sahiptirler.

18  KİŞİLERARASI ALGININ İLETİŞİMDEKİ YERİ  İletişim kurmanın ilk adımı karşımızdaki kişi için bir izlenim oluşturmaktır. Bu izlenim iletişimimizin niteliğini etkiler. İlk izlenimlerin oluşmasında daha önceden zihnimizde şekillenmiş olan şemalar önemli bir rol oynar. Şema; nesneler, kişiler, olaylar, roller hakkındaki inanç ve duygularımızın biriktirilerek organize edilmiş zihinsel örüntüleridir. Kendi deneyimlerimiz ve çevreden aldığımız bilgilerin sınıflandırılması sonucunda kendimize, çevremizdeki kişilere, genel olarak rollere ve olaylara ilişkin oluşturduğumuz şemalar bizde beklentiler yaratır.

19

20

21  İLETİŞİMDE ANLAŞILMAZLIK  Basit olanın komplike hale getirilmesi

22  Bu işlem oldukça basittir, ilk olarak çeşitli materyalleri özelliklerine göre farklı gruplara ayırırsınız, aslında gruplardan bir tanesi bile yapılacak iş için yeterli olabilir. Eğer olanak yokluğundan başka bir yere gidecekseniz bu ikinci adımı oluşturur, yok böyle değil de sizin kendi olanaklarınız varsa yapılacak işlem oldukça kolaydır. Ayırdığınız grupların birkaçını bir arada işleme sokmaktansa ayrı ayrı yapmak daha iyidir. Kısa vadede bu çok önemli görülmeyebilir ama uzun dönemde sorunlara yol açabilir ve bedeli göründüğünden daha fazla olabilir. İlk başta tüm süreç çok karışık gelebilir. Ama zaman ilerledikçe yaşamın basit bir parçası haline gelir. Yakın gelecekte bu işin artık sona ereceğine ilişkin bir veri yoktur. İşlem tamamlandıktan sonra kişi materyalleri tekrar gruplara ayırır ardından da bunlar uygun yerlerine yerleştirilir. Daha sonra bunlar tekrar kullanılır. Ardından bütün döngü tekrarlanmak zorundadır ancak bununla beraber bu hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır.

23  SİZCE METİNDE ANLATILAN NEDİR?

24  Papalagi yuvarlak metali ve ağır kağıdı sever.Katledilmiş meyvelerin suyunu, domuz sığır gibi korkunç hayvanların etini midesine indirmeyi sever.Ama hepsinden çok sevdiği birşey vardır ki bunu kavramak mümkün değil.Onun uğruna dünyanın patırtısını kopartır,saçma sapan konuşur durur.Zaman…Güneşin doğuşuyla batışı arasında başka bir zaman olmamasına rağmen yetmez papalagi’ye yine de.Zaman çalı bıçağıyla yumuşak bir hindistancevizini boydan boya keser gibi böler

25  Her bir bölümün ayrı adı vardır.Saniye,dakika,saat.Saniye dakikadan küçüktür,dakika da saatten.Hepsi birden bir saat eder.Bir saate varmak için altmış tane dakika. Bir sürü de saniye gerekir.İki parmakla bile kolayca taşınabilen bu makinenin karnı, sizin bildiğiniz o büyük gemilerin karnı gibidir.Ama büyük ve ağır zaman makineleri de vardır.Bunlar ya kulübenin içinde dururlar ya da en yüksek evlerin çatılarına asılırlar. Taa uzak lardan görülebilsin diye…

26  Zamanın bir parçası geçtiğinde makinenin ön yüzündeki küçük parmaklar bunu gösterirler. Aynı anda bir çığlık koparır ve içindeki ruh kalbindeki demire vurur. İşte böyle,Avrupa kentlerinde zamanın bir bölümü geçti mi bir uğultu, bir gürültü kaplar ortalığı.

27  Bu zaman gürültüleri duyulduğunda papalagi,  “Ne kötü,yine bir saat geçti” diye yakınır.Çok kederlenmiş gibi de yüzünü ekşitir.Halbuki taptaze bir saat başlamaktadır.

28  Papalagi öyle çok düşünüyor ki, onun için düşünmek artık bir alışkanlık, bir gereksinim, neredeyse bir zorunluluk halini almış.Hababam düşünmek zorunda.Düşünmeden, bütün organlarıyla birlikte yaşamayı beceremiyor.Düşünceler onu tutsak etmişler.Diyelim ki güneş pırıl pırıl parlıyor, “ güneş ne güzel parlıyor” diye düşünmeye başlar o an.Ama bu yanlıştır işte.Büyük bir yanlış hemde.Akıllı bir samoalı güneşin sıcak ışıkları altında kollarını,bacaklarını gevşetir ve hiçbirşey düşünmez.

29  Güneşi bir tek kafasıyla duymaz,elleriyle,ayaklarıyla,bacaklarıyla,karnı yla,bütün organlarıyla hisseder.Bırakır, derisi,kolları,bacakları kendi başına düşünsünler.Kafa gibi olmasa da onlar da düşünürler mutlaka.

30  Bu metinler bir kabile reisinin modern dünyayı algılama biçiminden alınmıştır.  Gördüğünüz gibi Algı dünyasının farklılığı paradigmalarında farklılığını sağlamakta.  İletişim, bu durumun farkında olarak mümkün olduğunca algıda değişim yaptığımızda yani kendi rutinimizin dışına çıktığımızda daha kolaylaşacaktır.Çünkü bir değil birçok bakış açısına sahip olmak insanları daha iyi tanımamıza ve daha sağlıklı diyaloglar kurmamıza yarayacaktır.

31  TEŞEKKÜRLER!...


"İLETİŞİM VE ALGI Hazırlayan: Esma AYDIN Rehber Öğretmen ve Psikolojik Danışman." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları