Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

YURT KAYNAKLARININ ETKİN ve VERİMLİ KULLANIMI “ Küreselleşen Dünya ve Yerli Malı” YURT KAYNAKLARININ ETKİN ve VERİMLİ KULLANIMI “ Küreselleşen Dünya ve.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "YURT KAYNAKLARININ ETKİN ve VERİMLİ KULLANIMI “ Küreselleşen Dünya ve Yerli Malı” YURT KAYNAKLARININ ETKİN ve VERİMLİ KULLANIMI “ Küreselleşen Dünya ve."— Sunum transkripti:

1 YURT KAYNAKLARININ ETKİN ve VERİMLİ KULLANIMI “ Küreselleşen Dünya ve Yerli Malı” YURT KAYNAKLARININ ETKİN ve VERİMLİ KULLANIMI “ Küreselleşen Dünya ve Yerli Malı” Ferda Hekimci Milli Prodüktivite Merkezi Teknik Müşaviri 2009 ANKARA

2 Atat ü rk zamanının başarılı yerli malı politikaları ortadayken, g ü n ü m ü z k ü resel koşullarında acaba; “ Yerli malı bir hayal midir ? ” Peki k ü reselleşme bayraktarı Batılı ü lkeler bu konu ne yapıyorlar? “ Nasıl bir yerli malı? ” olmalıdır?...

3 Tüm dünyada ve özellikle de T ü rkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde her kaynağın verimli bir şekilde yurt ekonomisine kazandırılması çok ö nemlidir.  Ü lkemizde n ü fus her yıl yaklaşık bir milyon kişi artmakta;  Buna paralel olarak her yıl ortalama insan işg ü c ü piyasasına akmakta;  Oysa T ü rkiye ekonomisi artan işg ü c ü n ü karşılayacak oranda b ü y ü yememektedir …

4 DIŞ TİCARET / T Ü KETİM TERCİHLERİMİZ 2008 yılında; • 201 milyar dolarlık dışalım, • 131 milyar dolarlık dışsatım ger ç ekleştirebildik. • İthalatımız, ihracatımızın ancak %65 ’ ini karşılayabildi. Ekonomik performansımızın bu zayıflığına karşın; 21,4 milyar dolarlık t ü ketim malını dışarıdan aldık ve toplam ithalatımızın %10,6 tüketimi malları oluşturdu.

5 DIŞ TİCARET / T Ü KETİM TERCİHLERİMİZ Kriz yılı olması nedeniyle 2009 yılında dış ticaret olağanüstü daralmış; • İthalat % 30,3 azalarak 140,7 milyar dolara düşmüştür. • Bunun, 19,2 milyar doları tüketim malları ithalatıdır. • Böylece 2008’de tüketim mallarının toplam ithalatımızdaki payı %10,6 iken; • Tüm kriz koşullarına karşın 2009 yılında tüketimimiz toplam ithalatımızın %13,7’sine yükselmiştir?!... Oysa bu t ü ketim mallarının ç oğu yurt i ç inde ü retilebilmektedir?!!!

6 Yıllar İth.(Milyon $) D ö nemi T ü ketim Malları İthalatı Kaynak: (DTM, 2009)

7 Ö rneğin 2005 yılında;  Meşrubat, i ç kiye 51,  Hamsi dahil balık, deniz mahsul ü ne 68,  Kayısı dahil meyve, kuruyemiş, sebzeye 231,  Sü t, peynire 75,  Tü t ü ne 275, sabuna 341,  Kü rke 83, giysiye 603, ayakkabıya 412 milyon  ve plastik eşyaya ise 5.7 milyar dolar ö dedik ’ te; buzdolabı, fırın, ç amaşır makinesine 1.8, otomobile ise 4.3 milyar dolar harcadık.

8 OYSA YURT İ Ç İ Ü RETİM TERCİH EDİLSEYDİ ? • Yapılacak yatırımlarla yeni iş alanları a ç ılabilecekti. Ö rneğin; • İSO’ya g ö re,  T ü rkiye ’ de yılda 300 bin yerli oto satılarak yan sanayi ile birlikte 100 bin işsize iş olanağı sağlanabilecektir. • ATO’ya göre;  “ Alınan bir ç ift yabancı ayakkabı ile 4 yabancı iş ç iye bir g ü nl ü k iş sağlanıyor.  Bir takım elbise aldığınızda da 12 yabancı iş ç iye bir g ü nl ü k iş sağlıyorsunuz ” …

9 TEB’e göre (2006); •“ T ü rkiye yılda 5,5 milyar dolarlık ila ç ithalatı yapıyor ”, •“ T ü rkiye ’ de t ü ketilen ila ç ların y ü zde 38 ’i yurt dışından geliyor ”, •“İlaçta ithalatın payı ise y ü zde 55”. Oysa “ T ü rkiye ilaç gereksiniminin 90 ’ ını ü retebilecek potansiyel ve teknolojiye sahip bir ü lkedir ”...

10 DURUMUN VAHAMETİ!... Tanıl K üçü k 2006 yılında durumu şöyle özetliyordu:  “ İthal t ü ketim malları T ü rkiye ekonomisinde artık deprem etkisi yapıyor.  Cari işlemler a ç ığında t ü ketim ithalatının payının 14 milyar dolara, işsizliğin y ü zde 10'lara kadar y ü kselmesiyle makro dengeler sarsılıyor;  Batı menşeli y ü ksek fiyatlı ithal mallar, y ü ksek gelir grubunun prestij harcamasına gidiyor;  Ucuz ve kalitesiz Ç in mallarının orta ve alt gelir grubu tarafından talep edilmesi, KOBİ’leri kepenk indirme noktasına, Bü y ü k sanayi kuruluşlarını da istihdam azaltmaya kadar g ö t ü r ü yor …”

11 ATATÜRK DÖNEMİ EKONOMİ POLİTİKASI VE YERLİ MALI ATATÜRK DÖNEMİ EKONOMİ POLİTİKASI VE YERLİ MALI

12 1920 ’ LERİN EKONOMİK MANZARASI;  Demir, ç elik, şeker ü retimi yok.  Duyun-u Umumiye ’ ye 86 milyon altın lira bor ç var.  Bankalardaki mevduat toplamı 1 milyon altın lira.  (% 90 ’ ı yabancıların) 4018 km. demiryolu var.  T ü rk gemilerinin tonajı ton.  K ö yl ü n ü n % 14 ’ü sıtmalı, % 9 ’ u frengili.  Toplumun % 72 ’ si salgın hastalık tehdidi altında.  Evlerin % 97 ’ sinde tuvalet yok.

13 EKONOMİDE BAĞIMSIZLIK VE DENGE Atat ü rk; “ Bağımsızlık ve ö zg ü rl ü k benim karakterimdir ” demişti. Atat ü rk ’ e g ö re; “ Tam bağımsızlık” için“Ulusal egemenlik ekonomik egemenlikle desteklenmelidir”… "Dış ticarette takip ettiğimiz ana prensip ticaret muvazenemizin (dengemizin) aktif karakterini muhafaza etmektir”.

14

15 ATAT Ü RK ’Ü N YERLİ MALINA VERDİĞİ Ö NEM Hizmetkarı Cemal Granada Atat ü rk' ü n sofrası ile ilgili anılarında şöyle diyor; ( … ) Bir akşam yerli malı kullanılması ü st ü ne bir konuşma oldu. ( … ). Atat ü rk, herkesin ö ne s ü rd ü ğ ü d ü ş ü nceleri, her zamanki dikkatiyle dinledikten sonra; "Bundan sonra ö nder olarak benim de yerli malı kullanmam gerek. Gardıroptaki elbiselerimi getirin.K ö şk ü n ö n ü nde yakın" buyruğunu verdi. Herkeste bir sessizlik( … )

16 Bunun üzerine Falih Rıfkı Atay: "Paşacığım, elbiseleri yakmayın, birer tanesini bizlere verin. Biz de hatıra olarak saklayalım" deyince, Atat ü rk hafif ç e g ü l ü msedi: "Peki" dedi. Orada hazır bulunan herkese birer kat elbise verildi. Bir g ü n sonra Beyoğlu'nun tanınmış terzilerinden Arman, Yalova'ya getirildi(…) O olaydan sonra Atat ü rk, elbiselerini hep yerli kumaştan se ç ip Arman'a diktirmiştir. Bir daha İsvi ç re'den kumaş gelmedi ” …

17 Atat ü rk 11 Ağustos 1929’de İstanbul Milli Sanayi Birliği ’ nin “Yerli Mallar Sergisi” ş ö yle diyordu: "T ü rk yurdu, T ü rk iktisiyadı, T ü rk eliyle, T ü rk tarihiyle y ü kselir. T ü rkler, T ü rk malı alınız, T ü rk malı kullanınız; T ü rk parası T ü rk toprağında kalsın!" …

18 ATAT Ü RK D Ö NEMİ YERLİ MALI POLİTİKALARI Kemalist kadro ü lkede “kendine yeterli bir ekonomiyi İktisadi Tamamiyeti” amaçlanmıştı.  Bunun için, “Kendi ü rettiklerimizle yetinmek” gerektiği halka anlatılmalıydı.  B ö ylece ü lke kaynaklarının en etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ve yeni yatırımlara kaynaklık edebilmesinin ö n ü a ç ılabilecekti. İzmir İktisat Kongresi ’ nde “ Yurdun bağımsızlığını korumak, başka ü lkelere el a ç mamak, i ç in yerli malı ü retmemiz ve kullanmamız gerektiği ” kararlaştırıldı…

19 12 Aralık 1929 g ü n ü zamanın başbakanı İsmet İn ö n ü Millet Meclisin de yaptığı konuşmada; “ Yerli mallar ü retmek ve ulus ç a tutumlu olmak, birbirimize inanıp g ü venmek ” zorunda olduğumuzu ” belirtti… Daha sonra bizzat Mustafa Kemal Paşa ’ nın himayesinde Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruldu. Cemiyet’in başkanlığına TBMM başkanı Kâzım Ö zalp Paşa getirildi…

20

21 Milli Tasarruf ve İktisat Cemiyeti ’ nin Kuruluş Ama ç ları (1929) •Halkı israfla m ü cadeleye, tutumlu yaşamaya ve tasarrufa alıştırmak, •Yerli mallarımızı tanıtmak, sevdirmek, kullandırmak, •Yerli mallarımızın miktarını y ü kseltmeye, dayanıklılık ve zarafet itibariyle hari ç teki benzeri mallar derecesine getirerek fiyatlarını ucuzlatmaya ç alışmak, •Yerli malların s ü r ü m ü n ü artırmak.

22

23

24 KENDİ KENDİNE YETEBİLMEK… “Atat ü rk yoklar i ç inden ‘bir ü lke’, bitkin d ü şm ü ş Anadolu insanından ‘bir ulus’ ve ‘kendi kendine yetebilen bir ü lke yaratmak’ hedefini ulusun ö n ü ne koymuştu. ‘İktisadi Tamamiyet’ olarak adlandırılan ç alışma ile ‘ ü lkeye gerekebilecek her t ü rl ü maddenin ü retileceği’ fabrikaların kurulması g ü ndeme geldi… 1929 ’ dan itibaren Yerli Malı Haftaları kutlanması kararı alındı… “Kendi ü r ü n ü m ü z ü n, bizim insanımızca ü retilmesi (t ü ketilmesi), o yılların gurur verici gelişimi; ortak heyecanın adı idi” … (K. Ö zden)

25 İktisadi Tamamiyeti sağlamak için;  Fabrikalar, ü retim ve finans ö rg ü tleri kurulmuş,  Planlı bir kalkınma hedeflenmişti. Ancak İktisadi Tamamiyet için “ Eldeki kısıtlı yurt kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi ” s ü recine “halkın (t ü keticinin)” katkısı gerekiyordu…

26 Bu ise ancak yurttaşlarda yerli malı kullanımı ve tutumluluk bilincinin (t ü ketici bilincinin) oluşturulması ile olanaklıydı… “Yurttaşlık bilinci”, yurt ç apındaki kampanyalarla desteklenerek, “ Yerli malı kullanımı ve tutumluluk ” konusundaki “t ü ketici bilinci”ne y ö neltildi…

27 Bu şekilde filizlenen “Yerli Malı Kullanma” fikri Ata ’ nın emriyle kurulan “ Milli Tasarruf ve İktisat Cemiyeti ” nin ö nderliğinde 1929'dan itibaren Yerli Malı Haftaları ile desteklendi. Böylece; “ Yerli Malı Yurdun Malı, T ü rk Onu Kullanmalı ” sloganları ile t ü m yurda yayıldı… Böylece İktisadi Tamamiyet zincirinin son halkası da ger ç ekleştirilmiş oluyordu…

28 Gazete ’ nin tarihili n ü shasından, yerli malı konusunda “ Ziraat Vekili Muhlis Beyin bir konferans verdiğini ve iki g ü n sonra aynı konuda bir konferans daha d ü zenleneceğini ” ö ğreniyoruz. Yine Gazete ’ den eğitim d ü zeyi y ü ksek kesime b ü y ü k ö nem verildiğini, ö rneğin; Hukuk Fak ü ltesi ’ nde bir toplantı yapılarak ü niversiteli gen ç lerden “ Yerli malı kullanacaklarına dair ” s ö z alındığını okuyoruz.

29 Daha o zamanlar ekonominin t ü ketim ayağının ö nemi g ö rülm ü şt ü. Oysa o günün koşullarında “Tüketici” kavramı bile yoktu. Ulu ö nder ve arkadaşları “ T ü ketici Bilinci ” nin yerine “ Yurttaşlık Bilinci ” ni ikame ederek; imparatorluk enkazından geriye kalanları “T ü ketimde de en etkin bir şekilde kullanarak”, Cumhuriyet tarihinin en hızlı kalkınmasını başlatmışlardı …

30 BU Ç ABALARIN SONUCU …  1928’den 1938’e dış ticaret a ç ığı olmamış;  Ülke ortalama % 8 oranında b ü y ü m ü ş,  İstikrarlı,dengeli ve enflasyonsuz bir d ö nem ger ç ekleşmiş,  Sü rekli dış ticaret fazlası verilmeye başlamış,  Merkez Bankası’nda 36 milyon liralık d ö viz ve 26 ton altın birikmiştir.

31 Atat ü rk zamanında; “Kendi kendine yeterlilik” ve “ Ulusal kaynakların etkin kullanımı ” Politikalarıyla; bağımsız, dengeli ve parlak bir d ö nem yakalanmıştır…

32 KÜRESELLEŞME SÜRECİ

33 Yeni Ekonomi; “ K ü reselleşme ” olarak nitelenen evrensel b ü t ü nleşme idealinin ekonomik ayağını oluşturan “yeni bir d ü zeni” ifade etmektedir. Ekonomik Olarak K ü reselleşme;  Ulusal ekonomilerinin d ü nya ekonomisiyle, “tek bir pazarda b ü t ü nleşmesi”...  Ülkeler arasında mal, sermaye ve emek akışkanlığının artması…  Ekonomik ilişkilerin yoğunlaşmasıyla ü lkelerin birbirlerine yakınlaşması demektir.

34 GELİŞMEKTE OLAN Ü LKERCE K Ü RESELLEŞMEYE GETİRİLEN ELEŞTİRİLER…  Zengin Batı’nın sermaye, teknoloji ü st ü nl ü kleri nedeniyle hakimiyet kuracakları …  Daha 19. Y ü zyılda Sanayi Devrimini yaparak, pazara hakim olan Batı ile rekabetinin g ü ndeme gelmesi…  Emeğin serbest dolaşımınına çıkarılan engeller…  Kuzey ile Güney arasında zenginleşme farkının giderek artması… (UNCTAD)

35 Nitekim; IMF’nin 2008 yılı tahmine göre;  Dünyadaki tüm ülkelerin toplam GSYH’si, 62 trilyon 54 milyar dolar…  G-20 üyesi 19 ülke, bu rakamın yüzde 79’unu oluşturuyor.  ABD, 14 trilyon 334 milyar dolar ile tek başına bu gelirin dörtte birine sahip bulunuyor.  ABD’yi, 4 trilyon 844 milyar dolar ile Japonya,  4 trilyon 222 milyar dolar ile Çin,  3 trilyon 818 milyar dolar ile Almanya,  2 trilyon 978 milyar ile Fransa, 2 trilyon 787 milyar dolar ile İngiltere ve 2 trilyon 399 milyar dolar ile İtalya izliyor…

36 KÜRESELLEŞME ve Yerli Malı KÜRESELLEŞME ve Yerli Malı

37 K Ü RESELLEŞMECİ BATILI Ü LKELER YERLİ MALI KONUSUNDA NE D Ü Ş Ü N Ü YOR, NE YAPIYOR? '‘… 1/ Kesinlikle haklı ve doğru düşünen insanlar ki bunlar; ‘ yabancı malların alımının, hiçbir şekilde vatanseverce bir iş olmayacağını’ düşünmektedirler. 2/ Bunun aksini düşünenler ki, ne isterlerse onu satın alabileceklerini savunanlar(...) ‘İkinci düşünce, ülkemiz için, çok tehlikelidir; çünkü bu, ülkemizin üretim, vergi ve hizmet dönüşümünün sağlıklı işlemesine engel olmaktadır’…

38 İster inanın, ister inanmayın, bu metin, bütün gezegene 'küreselleşme' tavsiye eden ABD 'nin, 'ulusal bilinç' sahibi bir yurttaşının yazısı. Adı William J. Lynott, sıfatı çok ilginç; 'Amerikan Malı Al Örgütü Başkanı'. Size aktarırken ben sadece, 'Amerika' kelimelerini, 'yurdumuz' kelimesiyle değiştirdim, o kadar !...“ diyor Atilla İlhan, “Yerli Malı, Yurdun Malı”, başlıklı yazısında…

39 ABD ’ de 1933 yılında ç ıkarılan “Amerikan Malı Al” Yasası’na g ö re;  Kamu alanında eyaletler ö ncelikle kendi ü reticilerinden, sonra diğer eyaletlerden mal almak zorundadırlar.  Hatta olası bir kamu malı alımında, ” Malın alınacağı şirketin sermaye yapısındaki yabancı sermaye oranı ” bile incelenmek zorundadır… ABD ’ de sivil toplum ö rg ü tleri de, “ Amerikan Malı Al ” organizasyonuyla ü lke d ü zeyinde kampanyalar s ü rd ü rmektedir;

40 Bu kampanyalar aracılığıyla; “ Yabancı mal kullanmanın vatansever olmamakla ” eşdeğer olduğu ileri s ü rülerek Amerikalılara şu s ö ylemektedir: “ Tek yol, ü retimlerimizde y ü ksek kaliteyi aramak ve her ü rettiğimiz malın ü zerine “ Made in USA ” etiketini yapıştırmaktır ” …

41 KENDİ VERİR TALKIMI (!)… Oysa, Batılı ü lkeler gerektiğinde koruma ö nlemlerini almakta hi ç duraksamamaktadırlar. Nitekim, ABD ’ de bir yandan 5 Mart 2002 tarihinde kendi demir –ç elik sekt ö r ü koruma altına alınarak ithalatta vergi oranlarını artırılırken diğer yandan T ü rk ü r ü nleri i ç in de hala hatırı sayılır kotalar s ö z konusudur.

42 Kü reselleşme hamisi iki k ü resel g ü c ü n ulusal ç ıkarları s ö z konusu olduğunda pazara nasıl m ü dahil oldukları 2002 yılında kamuoyuna ş ö yle yansımıştır: “ Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Avrupa Birliği (AB) arasında kızışan ç elik savaşlarının faturası T ü rkiye ’ ye ç ıktı. ABD ’ nin ardından AB de demir –ç elik ithalatında üçü nc ü ü lkelere uyguladığı g ü mr ü k vergisi oranlarını artırdı ”.

43 “ AB, T ü rkiye ’ ye G ü mr ü k Birliği Anlaşması ’ na rağmen y ü zde 12 – 24 arasında vergi uygulaması başlattı. ” T ü rkiye Demir –Ç elik Ü reticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, G ü mr ü k Birliği Anlaşması ’ na rağmen; “ Tek taraflı olarak AB Komisyonu tarafından alınan bir karar ile T ü rkiye, AB ’ ye yapacağı en az 1 milyon tonluk ilave demir –ç elik ihracat fırsatından mahrum kaldı ” dedi…

44 “Amerikan Tüketicisi Amerikan Otomobili almalı”… George W. Bush “Amerikan Tüketicisi Amerikan Otomobili almalı”… George W. Bush

45 “(...) ‘ BuyAmerican ’ kampanyaları, federal yasaların g ü vencesi altındadır. Aynı kampanyanın İngiltere'deki adı da ‘ English Proudly ’ dir(...) Yani d ü nyanın bu iki ekonomi devi, ‘ ele verir talkımı, kendi yutar salkımı ’ misali; geri kalmış ü lkelerin koruma duvarlarını delik deşik ederken, kendi koruma duvarlarını asla indirmez... ” (S. AYGÜN) ---

46 “Otomotiv şirketlerinin batmasına izin vermek sorumlu bir davranış olmaz”… George Bush; Beyaz Saray otomobil üreticilerine 17.4 milyar dolarlık destek verileceğini açıkladı;

47  Fransa ’ da da 165 Sayılı Yasa ’ ya g ö re “yabancı s ö zc ü klerle hi ç bir mal veya hizmetin reklamı yapılamadığı”nı not edelim.  Bu konuyu Avustralya ’ dan bir deterjan reklamıyla noktalayalım. S ö zler ş ö yle: “ Avustralyalılar! Şimdiye kadar hep yabancıların mallarını kullandınız. Artık Avustralya malı kullanın ve vatanımızı onlardan geri alalım …”

48 Ve sahiden kendimize soralım; “Vatanında (doğru dürüst)bir şey üretmeyen, başkalarının ürettiğini tüketmeye mahkum bir millet, o vatanın nesine sahiptir?...” (YILDIRIM,2001).

49 “Renault ve Peugeot-Citroen`e sekiz milyar dolar kredi sağlanacak ve yedek parça üreticileri de desteklenecek”… Nicolas Sarkozy Fransa Cumhurbaşkanı

50 Opel şirketinin geleceğinin güvence altına alınmalı; "Opel ölmemeli“… Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier

51 T Ü KETİCİ BİLİNCİNİN Ö NEMİ Ekonomimiz; AB uyum s ü reci, IMF, D ü nya Ticaret Ö rg ü t ü ve ç eşitli dış ticaret anlaşmalarıyla bağıtlı bulunmaktadır. Dolayısıyla yerli malı konusunda resmi otoriteden ç ok şey beklememek gerekir. Kaldı ki Atat ü rk zamanında bile yerli malı etkinlikleri Milli Tasarruf ve İktisat Cemiyeti ’ nce y ü r ü t ü lm ü şt ü r. Zira ekonomide bu konudaki motor g ü c ü oluşturup, ulusal malı ö zendirecek ve giderek onun nitelik, nicelik ve y ö n ü n ü belirleyecek olan unsurun “ T ü ketici Bilinci ” olacağı kuşkusuzdur.

52 Ö te yandan, ulusal ekonomimiz; “Yerli ü r ü nlere bile T ü rk markalarının koyulmadığı, işyeri ve ticarethanelerin yabancı adlara bezendiği, akıl almaz bir yabancı hayranlığının yaşandığı, ticarette ve t ü ketimde T ü rk parası kadar rahat ve pervasızca d ö vizin kullanılıp, bir yatırım aracı olarak da g ö r ü ld ü ğ ü” bir d ö nemi yaşamaktadır.

53

54 Ş ü phesiz t ü keticiler bilin ç lendirilebildiği ö l çü de yerli malını (ulusal ü retimi) se çebilecekler ve böylece ekonomik b ü y ü mede, “Ü lkenin i ç kaynaklarına dayanması olanağına ” katkı sağlayabileceklerdir. MPM’ye göre; “Ekonomik b ü y ü mede ü lkenin i ç dinamiklerinin harekete ge ç irilmesi, yurti ç i tasarrufların artırılması, savurganlığın ö nlenmesi ekonomik b ü y ü menin esas unsurlarındandır…

55 VERİMLİLİK, KALİTE VE T Ü KETİCİ BİLİNCİ Ç ağdaş d ü nyanın ekonomik sorunlarını çö zebilecek anahtar kavramlardan birisi de “ Verimlilik ” tir. Verimlilik d ü zeyi artan bir ekonomi, daha d ü ş ü k maliyetlerde ü retim yaparak, daha ucuz ve kaliteli mallarla d ü nya piyasalarında rekabet şansını artırmaktadır. G ü n ü m ü zde ekonomik b ü y ü menin ve kalkınmanın temel kaynağı; “ Eldeki kaynakların tam, doğru ve en etkin şekilde kullanılmasına ” bağlıdır.

56 Ayrıca; 1.“ Kalite, verimliliği artırır. 2.Artan verimlilik fiyatları d ü ş ü r ü r, 3.Bö ylece maliyet d ü şer, fiyatlar ucuzlar, 4.Ü r ü n fiyatları ucuzlayınca Pazar payı artar, 5.Artan Pazar payı, yatırım olanağını artırır, 6.Artan yatırımlar da yeni istihdam olanakları sağlar ”. “Kalitesiz ü retim pazarsız bir ü r ü n demek olup, mevcut kaynaklarla daha ç ok ü retmek yerine, ek kaynak t ü ketimine neden olarak verimliliği d ü ş ü rmektedir”.

57 Klasik ekonomi teorisine g ö re, t ü keticilerce marjinal verimliliğin dikkate alınarak akılcı hareket edilmesi ve talebin daha kaliteli ü r ü nlere kayması doğaldır. Ü lkenin kalkınması, g ö nenci i ç in ise hem ‘Verimlilik’ hem de ‘Bilin ç li T ü keticilik’ a ç ısından ortak noktanın ( ü retim ve t ü ketimde) yerli kaynakların - ü r ü nlerin kullanılması olduğu hi ç bir zaman unutulmamalıdır. Bu noktada tercihini Yerli Maldan yana koyan etkin ve yaygın bir tüketici bilincinin önemi ortaya çıkmaktadır…

58 Nasıl Bir Yerli Malı? ?!!!

59 Daha Kalitelisi Ucuza Varken Neden Yerliyi Daha Pahalı Alayım? Doğaldır ki t ü keticiye her şart altında “ Yerli malı al ” denilemez. Bu noktada sanayicinin de; “ T ü ketici haklarını ö ng ö rerek, t ü ketici odaklı bir ü retimle ü r ü n ü n kalitesini ve fiyatını d ü nya ile rekabet edebilir noktaya getirmeye ç alışması ” gerekecektir. B ö ylece; rekabet, kalite ve verimliği, kalite ve verimlilik ise ü r ü n ü n rekabet şansını y ü kseltecektir.

60 Nitekim bu ger ç ek daha 1929 fark edilmiş ve “ Milli Tasarruf ve İktisat Cemiyeti ” nin ama ç ları arasında; “ Yerli mallarımızın miktarını y ü kseltmeye, metanet (dayanıklılık) ve zarafet itibariyle hari ç teki m ü masil (benzeri) mallar derecesine getirmeğe ve fiyatlarını ucuzlatmaya ç alışmak ” sayılmıştı.

61 MEHMET ALTAN ’ IN SATIRLARIYLA … Mehmet Altan 2006 yılında Yerli Malı Haftası”nda sunulan yiyeceklerden zehirlenen yedi ö ğrenciyle ilgili “ Yerli Malı Zehirler mi? ” başlıklı yazısında ş ö yle diyordu; “‘ Kaynakları k ö t ü kullanan, uyduruk bir malı satamayacağı i ç in rekabet s ü recinde kaybolur. Yıkılır gider. B ö ylece verimlinin ö d ü llendiği, verimsizin silindiği sağlıklı bir ortam doğar(…) Verimlilik, kalite, ucuzluk... Yerli Malı Haftası ’ na oranla ç ok yeni kavramlar bunlar.

62 Biz de ç ok uzun zamandan beri rekabet ü reten bir toplum olsaydık... Yerli Malı Haftası ’ nı nasıl kutlardık? ‘En niteliklisini en ucuza ü retmeyi esas alarak’... Yerli Malı Haftası nostaljik olmaktan nasıl ç ıkar? Yerli malının yery ü z ü nde talep edilir hale gelmesinin gerekliliğini ç ocuklara anlatarak... Nedir o gereklilik? Yerli malı ‘ d ü nyanın malı ’ haline gelince yurdun da malı oluyor (…) Sanıyorum ne kadar ç ok malımız ‘ d ü nya kalitesinde ’ olursa, zehirlenme de o kadar azalacak. O kalitede ü retince de...Zaten yerli malı diye değil d ü nya malı diye ö v ü neceğiz ”...

63 GÜNCEL BİR YERLİ MALI TANIMI? Gelinen noktada gerek T ü rkiye ’ deki yabancı sermaye yatırımları, bu yatırımlarla sağlanan istihdam ve katma değer, gerekse ü lke kalkınmasında kullanılabilecek yerli sermaye yetersizliği g ö z ö n ü ne alındığında, g ü ncel bir yerli malı tanımı i ç in son zamanlardaki en büyük sivil toplum oluşumu olan Ulusal Tüketiciler Platformu (UTP)’nun g ö r ü şlerine yer vermek uygun olacaktır yılında UTP ’ nin bileşenleri uzun m ü zakerelerden sonra yerli malı kavramına ş ö yle bir g ü ncel bir tanım getirdi. Buna g ö re; “Ü lkemizde t ü ketici haklarına, sendikal haklara ve ç evreye saygılı bir şekilde verimlilik ve kalite esaslarına uygun olarak ü retim yapan, vergisini ö deyen, ü lkemizde katma değer bırakan firmaların ü rettiği mallar yerli malıdır ” şeklinde tanımlandı.

64 Ü lkenin kalkınması, g ö nenci i ç in ise hem Verimlilik hem de Bilin ç li T ü keticilik a ç ısından ortak noktanın ü retim ve t ü ketimde yurt kaynaklarının etkin kullanılması; bu bağlamda da yerli tercih edilmesi olduğu hi ç bir zaman unutulmamalıdır. Her ge ç en g ü n k ü reselleşen pazar koşullarında “Ü lkelerinin bilin ç li t ü keticilerince y ö nlendirilmiş Batı ü retimleri ile t ü m d ü nya pazarlarını tehdit eden ucuz Uzak Doğu ü r ü nleri karşısında pazar kaybeden, rekabet şansını yitiren ” bir ekonomik anlayışı aşmada, d ü nya pazarlarına; sağlıklı, g ü venli ve ç evreye saygılı mal ve hizmet ü retimi i ç in g üç l ü bir T ü ketici Bilincinin tesisi, ulusal ekonomimiz a ç ısından olmazsa olmaz derecede ö nem arz eden en ö nemli itici ve koruyucu g ü c ü oluşturacaktır.

65 Diğer Yandan, çeşitli dış ticaret anlaşmalarıyla bağıtlı bulunan idarenin durumu da göz önüne alındığında, Konunun üretim ve tüketimin bir araya geleceği oluşumlarda; “Verimlilikle; kaliteli, ucuz ve tüketici haklarını öngören, ‘Türk Malı’ imajını da bunların güvencesi haline getiren” güçlü bir ulusal sivil organizasyon çerçevesinde ele alınmasını gerekli kılmaktadır.

66 KÜRESEL EKONOMİK KRİZ ?... Çeşitli kaynaklar son küresel krizi kısaca şöyle açıklıyor: 1.ABD kriz öncesi son 10 yıldır bir borçlanma çılgınlığı yaşamaktaydı. 2.Bu paraların önemli kısmı ABD’de maliyetlerden bağımsız olarak artan gayrimenkule yöneldi. 3.Kaynak bolluğu giderek maddi gücü müsait olmayanların da ipotekli (mortgage) kredilerle ev sahibi olmasını sağladı. 4. Maddi gücü olmayanların kullandıkları krediler ancak ev fiyatları arttığı sürece karşılanabildi. 5.Devlet tarafından da teşvik edilen ev kredisi dağıtma çılgınlığı sonunda patladı. 6.Evler bankaların elinde kalınca bu sefer ev fiyatları düşmeye başladı. 7. Bu durum da haliyle, ödeme gücü olan kredi sahiplerinin de ödeme gücünü elinden aldı. 8.Tüm dünyadan toplanarak finanse edilen krediler geri dönmemeye başlayınca kriz yarattığı toksik káğıtlar (değersiz değerler) hemen hemen bütün ülkeleri finansal krize soktu. Kısaca küresel krizin nedeni “Bilinçsiz Tüketim” dir…

67 Tüketicinin Rolü?.. Diğer yandan tüm dünyaya yayılan küresel krizin kaynağının büyük ölçüde ABD’de yaşanan hesapsız, aşırı, bilinçsiz tüketim olduğu ortaya çıkmıştır. Bu krizden en az zararla çıkmanın yolu da yine önceliklerini “kendi ülkesinde üretilen mallardan yana koyan tüketici bilincini” gerektirecektir. Böylece kısıtlı kaynaklar en etkin bir şekilde değerlendirilerek ekonominin performansı artırılmış olacaktır.

68 Tüketicilerin; krizin fiyatları makul düzeylere getirmesini de değerlendirerek, her bilinçli tüketici gibi “gerçek gereksinimleri ve öncelikleri” doğrultusunda; Özellikle de “ülkemizde üretilen” malları tüketmesinin, krizin salimen aşılmasında da büyük rol oynayacağına şüphe yoktur…

69 “ İthal yerine T ü rkiye ’ de ü retilen ü r ü n tercih edildiğinde ise;  Ü retim ve ç alışan insan sayısı artacak,  İ ç pazar genişleyerek kıymetlenecek,  İ ç pazarın kıymetlenmesi T ü rkiye ’ yi daha cazip bir yatırım piyasası haline getirecek,  Yabancı malı t ü ketmek yerine, aynı malın veya markanın T ü rkiye ’ de ü retilmesinin yolu a ç ılacak,  İşsizliğin giderilmesine, b ü y ü menin sağlanmasına y ö nelik heyecan t ü ketici bilincine yerleşecektir… (K.ÖZDEN)

70 SONU Ç: Serbest Pazar’da “ T ü ketim ile ilgili tutum ve davranışlar; t ü ketim eylemi de dikte edilemez ” Bu durumda, “tercihlerini yerli maldan yana koyan gelişmiş bir t ü ketici bilinci- hareketi” özellikle T ü rkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından k ü reselleşmenin (küresel krizlerin) sakıncalarını en aza indirebilmenin ö nemli dayanaklarından birini oluşturacaktır.

71 Bu noktada; T ü rk ü reticisinin “ T ü ketici haklarına saygılı, verimli bir ü retim ile kaliteyi y ü kseltip fiyatları aşağıya ç ekerek rekabet g ü c ü n ü artırması ” ; T ü rk t ü keticisinin ise “ T ü ketimden gelen tüm g ü c ü ile ulusal ü retimi desteklemesi ” gerekmektedir.

72 Kısaca; Küreselleşme sürecinin dünyayı sürüklediği “bilinçsiz tüketim” sonucu gelinen kriz ortamı da dikkate alındığında; özellikle de ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkeler açısından; “Yurt kaynaklarının en etkin bir şekilde değerlendirilmesi” ve bu çerçevede “Yerli Malı” artık bir tercih değil gerekliliktir.

73

74 “ Bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, aynı esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim.“ Mustafa Kemal ATATÜRK

75 TEŞEKKÜRLER…


"YURT KAYNAKLARININ ETKİN ve VERİMLİ KULLANIMI “ Küreselleşen Dünya ve Yerli Malı” YURT KAYNAKLARININ ETKİN ve VERİMLİ KULLANIMI “ Küreselleşen Dünya ve." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları